Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin Şeytânı Müslümân İdi
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: «Her birinizin bir karîni (şeytânı) vardır.» Sahâbe sordu: «Sizin de mi yâ Resûlallâh?» Buyurdu: «Benim de. Ancak Allâh bana yardım etti de o Müslümân oldu; artık bana hayırdan başka bir şey emretmez.» (Müslim, Münâfikûn 69).
Her İnsânın Bir Karîni (Şeytânı) Vardır
Bu hadîsi şerîfe göre her insânın kendisine has bir şeytânı vardır. Buna «karîn» (yoldaş, eşlik eden) denir. Karîn, insân doğduğu ândan ölümüne kadar onunla berâberdir; onun ne yaptığını görür, ne düşündüğünü hisseder, ona vesvese verir, onu yönlendirmeye çalışır. Aynı şekilde her insânın bir de meleği vardır; o da iyi yöne yönlendirir. İnsânın kalbi bu iki ses arasında bir terâzîdir; hangisini dinlerse o tarafa meyleder.
Hz. Peygamber’in Karîninin Müslümân Olması
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e tahsîs edilmiş olan şeytân ise Müslümân olmuştur. Peygamberlerin mûcizesi gereği, bu şeytânın O’nu aldatma şansı yoktur. Bu, Allâh Resûlü’nün bir özelliğidir; Allâh O’na o kadar yardım etmiştir ki karîn şeytân bile O’na hayrı emretmektedir. Bu, ismet sıfâtının bir tezâhürüdür: Peygamberler her yönden korunmuştur; içlerinden gelen sesler bile hayır olarak gelir.
Şeytânların Müslümân Olma Mes’elesi
Genel olarak şeytânlara Müslümân olma kapısı kapalıdır; zîrâ şeytânlar mâhiyetleri gereği sapkınlık üzere yaratılmışlardır. Şeytânın işi insânı azdırmak, sapıtmak, harâma yöneltmektir. O bu işten vazgeçmez. Ancak Hz. Peygamber’in karîninin Müslümân olması, O’nun peygamberlik mûcizelerinden biridir ve yalnızca O’na has bir durumdur. Bu özellikle ümmete sirâyet etmez; her birimizin karîn şeytânı kâfirdir, bizi sürekli vesveseyle uğraştırır.
Ümmete Düşen: Sünnete Tutunmak
Ümmete düşen vazîfe, peygamberin sünnetine sımsıkı tutunmaktır. Peygamberin karîni Müslümân; ama bizimki kâfir. O hâlde biz, peygamberin sünnetiyle korunmaya çalışmalıyız: O ne yaptıysa onu yapmak; O ne yediiçtiyse onu yiyipiçmek; O ne giyindiyse onu giymek; O ne zikretti ise onu zikretmek; O ne duâ etti ise onu okumak. Sünnete sımsıkı bağlı kalan kimse, karîn şeytânının vesvesesine en az açık olan kimsedir; çünkü sünnet, peygamberin (karîni Müslümân) yansımasıdır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Peygamber, Karîn, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü