Şeytâna Uyma — Haksız Yere Öfkelenme
Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: «Öfke şeytândandır; şeytân ateşten yaratılmıştır; ateş ancak su ile söndürülür. Birinizin öfkesi geldiğinde abdest alsın.» Bu hadîsi şerîf, öfkeyi doğrudan şeytâna bağlar. Öfke geldiğinde, şeytân kalbe girmiş demektir; öfkeden kurtulmak için, şeytânı kalpten çıkarmak gerekir; bunun en pratik yolu da abdest almaktır.
Haklı Öfke ve Haksız Öfke Ayrımı
Öfke iki türlüdür: Haklı öfke ve haksız öfke. Haklı öfke, Allâh için olur: Bir harâm işlendiğinde, bir hukûksuzluk yapıldığında, bir mazlûma zulmedildiğinde — mü’minin kalbi öfke duyar. Bu öfke Allâh içindir; sevâbtır. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethinde mescidde putların kırılmasında bu öfkeyi yaşadı; ümmetinin önderi olarak bu öfkeyi gösterdi. Ama haksız öfke, kendi nefsi için olur: Hakkım yenildi, gururum kırıldı, bana saygı gösterilmedi gibi nefsî sebeplerle gelir. Bu öfke şeytândandır.
Haksız Öfke ile Mücâdele Adımları
Haksız öfke ile mücâdele etmenin adımları şunlardır: Birincisi, hemen «Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm» demek. İkincisi, ayaktaysan oturmak, oturuyorsan uzanmak — yâ’nî pozisyon değiştirmek. Üçüncüsü, su içmek ya da abdest almak. Dördüncüsü, o anda konuşmamak; sözünü ertelemek. Beşincisi, kendinden bir cümle: «Bu öfke benim için değil, şeytân için.» Bu beş adımı uygulayan kimse, haksız öfkesinin etkisinden kurtulabilir.
Öfke Anında Verilen Kararlar Pişmânlık Getirir
Öfke ânında verilen kararlar, mutlakâ pişmânlık getirir. Bu yüzden sûfî, öfke ânında karar vermez. Öfke ânında: Boşanma kararı verme, evlilik kararı verme, iş bırakma kararı verme, dostluk koparma kararı verme, sözleşme imzâlama. Öfke geçtikten sonra, soğukkanlılıkla aynı durumu yeniden değerlendirir. Genellikle öfke ânında «yapacağım» dediği şeylerin çoğunu, sâkin kafayla artık yapmak istemediğini görür.
Şeytâna Uymamanın Sırrı: Zikrin Devâmı
Şeytâna uymamanın sırrı, zikrin devâmıdır. Zikir dâim devâm ettikçe, şeytân kalbe yer bulamaz; öfke ve diğer şeytânî hâller ortaya çıkmaz. Zikir kesilince, şeytân hemen kalbe girer; öfke patlar, hased patlar, kibir patlar. Bu yüzden sûfîlik yolunda zikir, sâdece bir ibâdet değil; bir korunma kalkânıdır. Kalkân indikçe vurulursun; kalkân tuttukça korunursun. Allâh muhâfaza eylesin; bizi zikrin gölgesinden ayırmasın.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Öfke, Şeytân, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü