Cebrâîl Aleyhisselâm’ın Şekline ve Şemâline Şeytân Giremez
Şeytân, hadîsi şerîfle sâbittir ki, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri’nin sûretine bürünemez. Aynı şekilde diğer peygamberlerin sûretine de bürünemez. Bunun yanında, Cebrâîl aleyhisselâm’ın şekline ve şemâline de şeytân giremez. Cebrâîl, Allâh’ın vahiy meleğidir; meleklerin en yücelerinden biridir; Allâh’ın muhabbet beyni yanındaki melektir.
Cebrâîl’in Tanıdığı Sûretler
Cebrâîl aleyhisselâm peygamberlere ekseriyetle iki sûrette gelmiştir: Aslî sûretinde — ki bu sûreti sâdece Hz. Peygamber iki kere görmüştür — ve insân sûretinde. İnsân sûretinde gelirken, çoğunlukla Sahâbî Dihyei Kelbî’nin sûretinde gelirdi. Dihye, son derece yakışıklı, nûr yüzlü bir sahâbî idi; Cebrâîl onun sûretine bürünerek Allâh Resûlü’ne vahiy getirirdi. Sahâbe arasında «yine Dihye geldi» diye konuşulurdu; aslında o Cebrâîl idi.
Şeytân Cebrâîl’i Taklît Edemez
Şeytân Cebrâîl’i taklît edemez. Hattâ rüyâda Cebrâîl’i gören kimse, gerçekten onu görmüştür; şeytân Cebrâîl’in sûretine giremez. Bu, sûfîler için önemli bir derstir: Rüyâda mübârek meleklerin görünmesi, hak rüyâlardır; bunlara şüpheyle bakılmaz. Aynı şekilde rüyâda Hz. Peygamber’i gören, gerçekten O’nu görmüştür; rüyâda mürşidi kâmili gören, gerçekten onu görmüştür.
Cebrâîl’in Sîfâtları: Aklın Bütünlüğü, Allâh’a Yakınlık
Cebrâîl aleyhisselâm, aklın bütünlüğünü, Allâh’a yakınlığı, vahyin sâflığını temsîl eder. Sûfîler kalplerinde Cebrâîl’in nûrunu hissettiklerinde, anlarlar ki üzerlerine Hak ilhâmı geliyor. Bu ilhâmlar şeytânî vesveseden çok farklıdır: Vesvese karıştırır, ilhâm berraklaştırır; vesvese korkutur, ilhâm huzûr verir; vesvese ayrılığa götürür, ilhâm Hakk’a yakınlaştırır.
Sûfînin Cebrâîl Sevgisi
Sûfî, Cebrâîl aleyhisselâm’ı sever; onunla mânevî bir münâsebet kurmaya çalışır. Cebrâîl, hidâyet meleğidir; sûfî her hidâyet aldığında, bunun arkasında Cebrâîl’in olduğunu bilir. Allâh Resûlü’ne vahiy indiren Cebrâîl idi; sahâbeye dolaylı olarak Allâh’ın hidâyetini getiren Cebrâîl idi. Bugün de mürşidlere kalbî olarak gelen mânâlar, Cebrâîl’in nûru ile gelir. Bu yüzden sûfî, Cebrâîl’i hatırladığında, kalbinde bir feyz oluşur; ve şeytân bu kalbe yaklaşamaz.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Cebrâîl, Melek, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü