Şeytân Seni Fiilî Bir Kötülüğe Götüremezse Vesveseler Vermeye Başlar
Şeytân, sen insân oldukça izini izler, ardından koşar; sana şarâbını tattırır. Sen doğru bir mü’min olduğun zamân, senin izini tâkip eder: «Nerede seni aldatırım, nerede bunu kandırırım?» diye bakar. Normâlde o başka yollarla — hani kadındır, kumardır, işte şaraptır, hevâ-hevestir — bunlarla seni aldatamayınca, bu sefer vesveseyle seni aldatmaya başlar. Fiilî olarak seni bir kötülüğe götüremedi mi, vesvese yoluna girer; sana vesveseler vermeye başlar.
«Allâh Yok» Bile Dedirtir — Abdest Vesvesesi
O yolu açarsan sana, Allâh «yok» bile dedirtir. Abdest alıyor: «İki mi yıkadım, üç mü yıkadım? Ya iki yıkamışım, yıkadım oldu mu olmadı mı? Hadi bir daha yıka, hadi bir daha yıka.» Vesveseye aldı gitti. Bırak ya — kolu yıkamak farz, yıkadın mı yıkadın; bir olsun, iki olsun, üç olsun, bırak yürü git. Vesveseye zaman bırakma. Banyodan çıktı: «Guslüm oldu mu olmadı mı? Olmadı herhalde. Ağzıma su verdin mi, vermedin mi?»
Tereddüd Vesveseye Açılan Kapıdır
Ne yaptın? Tereddüd ettin, vesvese ettin. Git ağzına su ver, bir daha yıkanma. Yok, giriyor içeri vesveseye, girdi bir daha yıkanıyor. «Gusul ettin mi etmedin mi? Guslüm oldu mu olmadı mı? Banyoya girdin mi, girdin. Ağzına burnuna su verdin mi, verdin. Guslün oldu.» Yok, vesvese veriyor: «Guslün olmadı bir.» Üstâda bağlanıyor: «Rüyâda gördün mü, gördün — geri kalanını bırak; şeytân vesvese veriyor. Doğru yer demişsin, tabîi ya.» Rüyâyı gören sensin; gördüğü rüyâdan şüpheye koyuyor insânı.
«Nâra mı Gidiyorduk, Nûra mı?» — Oktay’ın Meşhûr Sözü
Bizim Hacı Oktay’ın meşhûr sözü. O bizim bir arkadaşlarımızdan. Birisi demiş ki ona: «Yâ nûra…» Şeytân vesvese verirken, giderken: «Nâra mı gidiyor?» demiş Oktay’a — «Bari deme; işte bir ömür boyu sana çakacak onu, o 20’lik çivi olsa bir sefer çakılırsın, biter. Oktay’ın çivisi 20’lik değil, sonsuz çakıyor; abi biliyorsun ya.» «Ha, siz» diyor, «yolun başında nâra mı gidiyorduk, nûra mı gidiyorduk diyeniniz, di bunlar böyle işte!» diyor. «Ne oldu, nâr mı nûr mu?» «Ne oldu, tamâm mı?» diyorum, «ömür boyu çekeceğim bu lafı! Neden onu söyledin?» Söylenecek insân var, söylenmeyecek insân var.
Şeytân Peygamber’in Üzerinde Bile Şek-Şüphe Ettirir
Şimdi şeytân vesvese verir: Adam 10 yıllık dervîş. Efendi hakkında vesvese yapmış. Dedim: «Bunları bana anlatan sen değil misin? Bunları anlatan sen değil misin benim?» «E» diyorum, «şeytân vesvese vermiş sana; kendi gördüğün rüyâyı sana yalanlıyor.» «Doğru söylüyorsun abi ya» dedi. Dedim, «nasıl bir şeytânın sen kucağına oturdun! Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleriyle üstâdını gördün mü, gördün; sahîh mi, sahîh.» Peygamber’in şekline, şemâline şeytân girmez. 10 yıllık dervîştir bu adam; hâl görüyordu ya zikrullâha; bu adam dahî şeytânın vesvesesine kandı.
Allâh’ın Üzerinde Bile Vesvese Ettirir — İhlâs Şerîf Okuyun
Şeytânın vesvesesi böyle aklahayâle gelmeyecek şekildedir. Seni oturur Peygamber’in üzerinde dahî şekşüphe ettirir. Allâh’ın üzerinde dahî şekşüphe ettirir. Şeytân sana Allâh’ın üzerinde — hadîsle sâbit, diyor ki bu konuda: «Allâh’la alâkalı bir vesveseye düşerseniz hemen İhlâs şerîf okuyun.» Demek ki şeytân öyle bir vesveseci ki, seni Allâh’ın üzerinde bile vesveseye düşürür. Hani buna bir de sakın kendi kendine: «Ben düşmem, ben olmam bu hâle, ben gelmem» deme. Girerse o hin, öyle bir hin ki umulmadık zamanda umulmadık yerde girer senin içine.
Sûfîye Vesvese ile Vurur — Bacak Üstüne Çelmez
Şeytân öyle vesveseci, vesvese verir. Şimdi şeytânın bir kolundan götürdükleri var; onun götüremiyor bu îmân ehline, sûfiyye dervîş ehlini. Kolundan götüremiyor, böyle vesvese veriyor oradan. Ondan sonra bacak üstüne çeliyor, yakıyor cigarayı, vuruyor nargili. Sen vesveseyle uğraşıyorsun boyna. O abdest filân kolay; adamı Allâh’la vesveseye düşürüyor; adamı Peygamberle vesveseye düşürüyor; insânı üstâdı ile vesveseye düşürüyor; insânı eşiyle vesveseye düşürüyor.
«Kocam Beni Aldatıyor» — Sabah Namâzına Giden Adama Şüphe
Eşiyle: «Hocam, telefonunuzu bir arkadaşınızdan aldım; ismimi söylemesem olur mu?» Bunu söyledi mi bir bayan, diyorum ki: «Tamam, arkasından gelecek — kocam beni aldatıyor.» Arkasından geliyor: «Buyurun» diyorum, «ben kimsenin ismini sormuyorum, beni ilgilendirmiyor.» Hattâ birisi böyle sert bir şekilde konuştu, dedim: «Nüfûs memûru değilim; ben isminizi ne yapma soracağım? Bana ne? Dedim istiyorsanız kapatın telefonu.» «Yok öyle.» «Ne sert konuşuyorsun ki o zamân?» dedim. «İltimâtân veriyorsun bana» dedim, «kapat kardeşim telefonu.» «Özür dilerim hocam, işte şöyle de böyle de…»
«Üzerinde Saç Gördüm, Boya Gördüm» — Standart Vesvese Cümleleri
«Hocam, ben söyleyeceğimi söyleyeyim mi?» «Senin söyleyeceğini ben söyleyeyim» dedim. «Diyeceksin ki: ‘Kocam beni aldatıyor; arkadaşım söylediyi.’» «Sen daha telefonu açmazdan bilir o» dedi. «Böyle uçuruyorlar milleti» dedim, «alâkası yok. Ben dedim bu tip telefonlar geldiğinde, arkasından ne geleceğini biliyorum. Sen diyeceksin ki: ‘Kocam beni aldatıyor; üzerinde saç gördüm, üzerinde boya gördüm, sabah erkenden gidiyor, gece geç geliyor — bunları söyleyeceksin bana.’» Dedim, «bak bildim.» «Hocam» dedi. «Ya» dedim, «bu böyle değil; tırnak içerisinde kadınların yüzde 90’ı böyle konuşuyor.»
Vesvese Âileyi Dağıtır — Zemzemle Yıkansa Bile «O Zemzem Değil»
Çünkü, dedim, adam sabah namâzına diyor «Ulu Câmi’ye gitmesin» — Ulu Câmi’ye gidip namâz kılan bir adamsa. Kadın diyor ki: «Sabah nereye gidiyor acaba bu her sabah?» Namâza ne! Namâz ya! Kimi aldatıyor? Vesvese girdi. Sen desen ki zemzemle yıkanıyorum: «Zemzem değil o» diyecek, «gitti, o normâlde Buskin suyuyla yıkanıyor; ne zemzemi?» O vesvese girdi mi, âileyi dağıtır. Bakın, âileyi dağıtır şeytânın vesvesesi.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Vesvese, Şeytân, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü