Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Şeytan ·

Şeytan insana dört cihetten yaklaşır 10.02.24 #mustafaözbağ #tasavvufvakfı #Hu

Şeytan adamın yanına bir kötülük için gelir senin yanına gelmez. Çünkü sen şeytandan da betersin sen kötülükte o kadar ileri gittin artık. Şeytan senin yanına gelmez senin yanına gelmesine gerek yok s...

Şeytân İnsâna Dört Cihetten Yaklaşır

A’râf sûresi âyet 16–17: «İblîs dedi ki: ‘And olsun ki senin doğru yolunun üzerinde oturacağım. Sonra onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım.’» Bu âyet, şeytânın insâna ne şekilde yaklaştığını dört cihetten izâh eder. Sûfîler bu âyet üzerine asırlardır tefekkür etmiş, dört cihetin her birinin ne mânâya geldiğini izâh etmişlerdir.

Önden Yaklaşır: Âhireti Yalanlatır

Şeytân önden yaklaştığı zamân, insânın âhiretini gözünden düşürür. Âhireti yalanlatır; «yok cennet, yok cehennem, yok hesâbkitâb» der; insânın gözünün önündeki âhiret manzarasını silikleştirir. Ölümün hatırlatmasını azaltır; mezârın ürküntüsünü hafifletir; haşrin korkusunu zayıflatır. Sûfî bunun karşısında âhireti dâimâ önünde tutar; ölümü çok zikreder; mezâr ziyâreti yapar; haşrin azametine kalbini açık tutar.

Arkadan Yaklaşır: Dünyâyı Sevdirir

Şeytân arkadan yaklaştığı zamân, dünyâyı insâna sevdirir; mâlı, mülkü, makâmı, şöhreti, gösteriş ve israf sevgisini kalbine yerleştirir. İnsân hayatın iki ayağı gibi: Bir ayağı dünyâ üzerinde, bir ayağı âhiret üzerindedir. Şeytân arkadan vurarak, dünyâ ayağını ağırlaştırır; insân âhirete yönelmek isterken, dünyânın ağırlığı onu geri çeker. Sûfî, dünyâyı kalbinden kalbinden çıkarır, ele almaz; «kalbe değil eline koyar» — Hz. Pîr’in tâbîriyle.

Sağdan Yaklaşır: Riyâ ve Ucb ile İbâdeti Boşa Çıkarır

Şeytân sağdan yaklaştığı zamân, ibâdetlerinin içine riyâ ve ucb (kendini beğenme) sokar. Namâzı, orucu, zekâtı, haccı, zikri — hepsinin içine «göstermek için yapma» niyetini siner. Yâhûd «ben şu kadar yaptım, ben falanca kadar oldum» diye benlik düşüncesini sokar. Sûfî bunun karşısında niyetini her ân yenileyerek ibâdete devâm eder; kendini beğenmeyi sürekli zemmeden, hor gören, küçük gören bir kalp tutar.

Soldan Yaklaşır: Harâmları ve Günâhları Süsler

Şeytân soldan yaklaştığı zamân, doğrudan harâmları ve günâhları süsler. İçkiyi, zinâyı, kumarı, fâizi, gıybeti, iftirâyı, hased ve kibri kalbine sevdirir; «herkes yapıyor, bir defâdan bir şey olmaz, kim görecek» gibi cümlelerle insânı meşrûlaştırma çabasına sokar. Sûfî, harâmı harâm olarak görmeye devâm eder; «istiâze» — şeytândan Allâh’a sığınma — silâhını dâim çeker; tövbeyi her zamân hazır tutar.

Üst Cihet (Yukarıdan) Niye Yok? — İhlâs Kapısı Açıktır

Müfessirler dikkat çekmişlerdir ki âyette «yukarıdan» ve «aşağıdan» cihetleri zikredilmemiştir. Çünkü yukarıdan rahmet iner; aşağıdan secde edilir. Şeytân, kulun rahmet alacağı, secde ile Rabbe vâsıl olacağı yöne giremez. Onun için sûfî yukarıyı (göğü, semâvî mânâları) düşünür, aşağıyı (toprağı, secdeyi) tutar; yan tarafları (dünyâ ve şehvetin yönlerini) terk eder. Bu durumda şeytânın dört cihetten girdiği yol kalır; yukarı ile aşağı arasındaki ihlâs kapısı dâimâ açıktır.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Şeytân, İhlâs, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü