Sahte Önderler

Sahte şeyhler insanları yalanla, algıyla kandırırlar

Sahte şeyhler insanları yalanla, algıyla kandırırlar konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Sahte şeyhler insanları yalanla, algıyla kandırırlar hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


Ey aşağılık saf kişiler gelin. O saf, temiz dünyadan bir haber, dinin hakikatinden bir haber, Kur’an ve sünnetten bir haber ama kendince bir yol arıyor. Safiyane. Kendince gidecek bir kapı arıyor kendince. Allah muhafaza eylesin. >> Onlara diyor bu insanlar, “Gelin ey saf kişiler, gelin. Gelin bana tabi olun. Gelin bana uyun. Düşün peşime. Düşün. Benim peşime düşün. Nereye gittiği önemli değil. Düş peşine onun. Allah muhafaza eylesin. >> Ve bunlar normalde insanların önüne sahte sofralar kurar. İnsanların önüne yalan sözler söylerler ve insanları yalanla kandırırlar. Algıyla kandırırlar. Ve normalde bile yaparlar bunu. Çünkü bu insanlar saf. Hani susuz kalmış bir kimse su görmemiş. O su çamurlu da olsa içer onu. Çamuruna bakmaz. Allah beni affetsin. Ben yola girdiğimde bütün.

herkes derviş sufi. Baktım ben öyle kendimce ama herkes iyi niyetle o su temiz diye içiyor onu. Hani bir cemaate bir tarikata giriyor maneviyat arıyor kendince. Bir yol arıyor kendine. Ama daha önce berrak su içmemiş. Saf su içmemiş. Içmeyince o kimse o içmiş olduğu suyu berrak zannediyor. Gerçekten bakın samimi, ihlaslı bir şekilde o sudan içiyor o onu. Ama saf ve berrak su olarak biliyor. Çünkü saf ve berrak bir su içmedi. Onu tatmadı. Onu bilmiyor çünkü. Bakın onu bilmiyor. Şimdi çeşmeden su içiyor belediyenin çeşmesinden. Onun için o çeşme berrak bir su. Temiz bir su. Ama dağdan ayı çeşmesinden su içmiş olsa o suyla belediyenin arasındaki suyun farkını bilecek. Bak iki suyun arasındaki farkı bilecek. Ama o kimse.

Sahte şeyhler insanları yalanla, algıyla kandırırlar Hakkında

belediyenin o normalde hani kirli, paslı böyle bataklık kokan suyunu içince o su ona temiz geliyor. Şimdi. Bayındır’ın ovasında benim gençliğimde böyle arterzyjen basarlardı. O artezyjen suları böyle sanki içinde mazot varmış gibi, benzin varmış gibi böyle bizim oranın tabiriyle yapşak yapak olurdu. Hafif bir koku olurdu. O suyu mecbur içerdi insanlar tarlada, bağda, bahçede. Neden temiz su yok? Veyahut da uzakta 2 km ötede, 3 km ötede bir orada bir temiz suyu var değil mi? Bir tane sucu ayarlardı. O 23 km 4 km yürür. Oradan su testesini doldurur, getirir. İnsanlara o temiz suyu dağıtırdı. Onlar normalde çalışanların içerisinde onlara sucu denirdi. Şimdi o kimse manevi olarak bir yol yürüyecek ya yol arıyor. Hiç o temiz bir su içmemiş.

O zaman ne yapıyor? Bir sofraya oturmamış. İlk gördüğü sofraya oturduğu ilk önüne gelen sudan içti. Kendince o temiz su olarak görüyor. Adamı gördüm günlük bilmem kaç bin tane ya. Allah bilmem kaç tane şundan bilmem kaç tane bundan çekiyor. Bizim. Bayındır’ın dağ köyünde bir tane şeyh varmış haberimiz yok. Rüyasını bana anlatacağım diye uğraşıyor. Musta. Efendi hem de. Zikrullah yapıyor. Şimdi diyorum bu ne? Yetiştiremiyorum diyor. Buraya anlatacaktım sana diyor. Git şeyhini anlat dedim. Mübareği ne zaman rüya anlatsam dersimi yükseltiyor benim dedi. Hani onu bir rüya anlatıyor. 1000 çekiyorsa 2.000 tevhit çek diyor. Dedim kaç bin ya. Allah çekiyorsun dedim ben işte kusur bin ya. Allah çekiyor. Bilmem kaç tane şunu çekiyor. Yetiştiremiyorsun sen bunları dedim. Nereden bildin.

dedi. Manevi olarak biliyorum zannettim. Değil ben itikafa girdim dedim. Günlük 70.000. Tevhidin kaç saat çıktığını biliyorum. 100.000 lafzi celalın kaç saat tuttuğunu biliyorum dedim. Sen bunları yetiştir mi? Yetiştiremiyorum dedi. Bu rüyamı o yüzden sana anlatıyorum dedi. Gideceğim mübareğe anlatacağım dedi. Gene benim dedi hani zikrimi çoğaltacak dedi. Allah’ını dinine imanına söyle dedim. Senden başka dervişi var mı onun dedim hiç görmedim dedi. Ben gidiyorum rüyamı anlatıyorum dedi. Benim virdimi çoğaltıyor gidiyorum dedi. Şimdi ona gideceğim gene dedi. Önce rüyamı sana anlatayım. Onu anlatmayacağım dedim. Dedim. Edebe mugayır sen onu anlatacaksın. Ama adam onu şeyh olarak biliyor. Evet. Sen ona onun böyle hani ehil olmadığını söyleyemezsin. Adam üfürükçü muskacı. Onu şeyh biliyor. Türkiye’de şeyhim diye dolaşanlar var. Gerçekten kendileri.

Sahte şeyhler insanları yalanla, algıyla kandırırlar Sohbeti

okuyorlar. Celbiye okuyorlar kendilerine. Siz celbiyeyi de bilmezsiniz. Özür dilerim. Evet. Her gün onlar virt halinde celbiye okurlar. Onu gören böyle kendince manevi bu kimse der. Ona muhabbet besler. Mesela bir kadını kendine celbettirmek istiyorsan kadının adını, annesinin adı, babasının adını biliyorsan otur oku celbiye ona. Bunlar hiç bilmediğiniz şeyler değil mi? Öğrenmeyin zaten. Veyahut da bir kadın adamın diyelim ki kendisine celb etmek istiyor. Celbiye okur ona. Hani benim herkes biliyor şimdi. Anamın adı. Neriman, babamın adı. Hasan. Oturur bana celbi okur. İşler mi. Mustafa. Özbağa? İşlemez. Kimse heyecan yapmasın ama celbiye okur. Şimdi öyle şeyhim diyenler var. Günlük celbiye okuyorlar. Mesela işte içinde kim hali vakti yerinde zengin. Örnekliyorum. Murat. Murat’ın annesinin babasının adını bildi mi yetti. Murat’a.

başlıyor okumaya celbiye. Murat neyi varsa götürüyor, döküyor önüne. Öyle hain bunlar şeytanın aklına gelmez ya. Bunların aklına gelir. Evet. Ve de sen onu manevi bir kimse olarak görürsün. Sen onu görmeden duramazsın. Gideceksin illaki. Emret dersin. Ne. Ne istiyorsan söyle. Yıkarsın ona neyin varsa. Mesela. Celbiye’yi bir kadın bir adamı okudu değil mi? Yandı adam. O kadını görmeden yaşayamaz, yapamaz. Gidecek onu görecek. Orada su bulur. Tabii adam kadına okudu. Diyelim ki kadın neredeyse döner gelir. Anamın döndürgeli gibi tabii. Gelir böyle o kadın adamın yüzüne bakar orada oturur. Hiç ama kalk kakar yat yatar git gider gelir. Neyin varsa getir getirir. Yutmuş hapı. Şimdi böyle hocalar var. Böyle şeyhler var. Şimdi bunları okuyor. Tabii onu okuması için işte.

karşıdaki kimse zengin olacak. Ondan faydalanacak. Adama celbiye okuyor. Kızını bana verir misin diyor. Adam ertesi gün kızını getiriyor ona. Nikahla diyor.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Sahte şeyhler insanları yalanla, algıyla kandırırlar konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Sahte şeyhler insanları yalanla, algıyla kandırırlar sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.