Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Ümmetim hakkında en çok korktuğum saptırıcı imâmlardır» (Tirmizî, Fiten) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf, sahte mürşidlerin ümmete verebileceği zararın peygamberi efendimiz tarafından dahî büyük bir tehdid olarak görüldüğünü ortaya koyar. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette sahte icâzetli şeyhlerin tehlikesini, dervîşin böyle bir kişiye düştüğünde ömrünün nasıl ziyân olduğunu, ve sahte icâzetin alâmetlerini îzâh etmektedir. Sahte icâzet, gerçek bir mürşidden alınmamış, sahîh silsileye bağlanmamış, ve sadece insânların aldatılması için tertîb edilmiş bir kâğıttır. Böyle bir kişi mürşid değildir; sadece mürşid suretine bürünmüş bir aldatıcıdır. Dervîşin böyle bir kişiyi tedkîk etmeden tâbî olması, ömrünün hem dünyâda hem âhirette ziyân olmasına sebep olur.
İcâzetin Mâhiyeti
İcâzet, lugatte «izin» demektir. Tarîkat ıstılâhında ise mürşidi kâmilin dervîşine, dervîş yetiştirme izni vermesidir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «İcâzet, manevî bir kapıdır. Bu kapıyı açan zât da o yolun pîridir; ve yetkili bir başka mürşiddir. Sahte icâzet ise insânların aldatılması için tertîb edilmiş bir kâğıttır. Bu icâzeti veren kişi de mürşid değildir; sadece bir oyuncudur» demektedir. Sahîh icâzet üç şartı taşır: birinci, sahîh silsileye bağlı bir mürşidden alınmıştır; ikinci, dervîş bu icâzeti hak edecek manevî mertebeye ermiştir; üçüncü, mürşid bu icâzeti istemeyerek değil, gönülden vermiştir. Sahte icâzetler ise ya silsile yoktur, ya silsile sahtedir, ya da icâzeti veren kişinin kendisi mürşid değildir. Bu sebeple bir mü'min mürşid seçerken icâzetin sahîhliğini araştırmalı, ve silsilenin Resûli Ekrem efendimize kadar muttasıl olduğundan emîn olmalıdır.
Foya Çıkması
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mühim bir hakîkati bildirmektedir: «Sahte mürşid bir gün foya çıkar. Çünki yalan üzerine kurulmuş bir bina ne kadar süslü görünse de, mutlakâ yıkılır. Sahte mürşidin de hakîkatı bir gün anlaşılır; ya bir günâh açığa çıkar, ya bir hîlesi ortaya konur, ya bir saparuyla şerîatı çiğner.» Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Hakk geldi, bâtıl yok oldu; çünki bâtıl yok olmaya mahkûmdur» (İsrâ 17/81) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme bâtılın varlığının geçici olduğuna işâret eder. Sahte mürşid bir süre dervîşleri aldatabilir, lâkin sonunda hakîkati ortaya çıkar. Lâkin bu açığa çıkma anına kadar dervîşin ömrü ziyân olmuştur. Senelerce o sahteye hizmet etmiş, mâlını harcamış, gönlünü vermiştir; lâkin manevî bir terakkî elde edememiştir.
Dervîşin Ömrünün Ziyân Olması
Sahte mürşide bağlanan dervîşin ömrü en büyük ziyâna uğrar. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Dervîş ömrünü tasavvuf yolunda hak bir mürşid ile geçirseydi, bu zaman içinde manevî mertebeler aşardı; esmâ tecellîsine ererdi, fenâ fillâh mertebesine yaklaşırdı. Lâkin sahte mürşid ile geçirdiğinde, ne mertebe aşar, ne tecellî görür, ne fenâ'ya erer. Sadece zaman geçer, ömür biter, ve âhirete eli boş gider» demektedir. Bu çok büyük bir trajedidir; çünki ömür Cenâbı Hakk'ın bir emânetidir, ve bu emâneti ziyân etmek büyük bir sorumluluktur. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Kıyâmet günü her kuldan dört şeyden hesâb sorulur: ömrünü nerede tükettiğin, gençliğini nerede yaktığın, mâlını nereden kazanıp nereye sarfettiğin, ve ilminle ne yaptığın» (Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme) buyurmuştur. Sahte mürşide bağlanan dervîş bütün bu suâllere «Ben bir sahteye hizmet ettim» cevâbı vermek mecbûriyetindedir; ve bu cevâb Cenâbı Hak indinde kabûl edilmez.
Sahte Mürşidin Para İstekleri
Sahte mürşidin en bâriz alâmetlerinden biri para istekleridir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Gerçek mürşid manevî hizmet karşılığında para istemez. Eğer maddî bir ihtiyâcı varsa, kendisi bir iş yapar, kendi geçimini temîn eder. Sahte mürşid ise dervîşlerinden hediye, bağış, mâl, araba, ev gibi şeyler ister. Üstelik bunları ‘hizmet’ veya ‘Cenâbı Hak yolu’ gibi isimler altında ister» demektedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede peygamberlerin ortak özelliğini şöyle bildirir: «Ben sizden bunun için bir ücret istemiyorum; benim ücretim ancak âlemlerin Rabbine âittir» (Şu'arâ 26/109). Bu âyeti kerîme manevî hizmette ücret istememenin peygamberi yolun temel düstûru olduğunu açıkça gösterir. Mürşidler peygamberlerin vârisleridir; ve onların yolundan ayrılamazlar. Para isteyen mürşid, peygamberlerin yolundan çıkmış demektir; ve bu da onun mürşidliğini iptâl eder.
Hakkîkî Mürşidin Vasıfları
Hakkîkî mürşidin alâmetleri sahte mürşidin tam zıttıdır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Hakkîkî mürşid mâl istemez, makâm istemez, şöhret istemez. O sadece dervîşinin manevî terakkîsini ister. Yiyeceği helâlden, kazancı meşrû'dan, sünnete ittibâ'ı tâm, dervîşine karşı tâm bir şefkat» demektedir. Hakkîkî mürşid huzûrunda dervîş Cenâbı Hakk'ın varlığını hisseder; çünki o mürşid Cenâbı Hak'ta fenâ olmuş bir zâttır, ve onun huzûrunda Cenâbı Hak tecellî eder. Bu tecellî dervîşin gönlüne sirâyet eder, ve onu da Hakk'a yöneltir. Sahte mürşid huzûrunda ise sâdece bir adam hissedilir; çünki o sadece bir adamdır, ve o adamın huzûrunda Cenâbı Hak tecellî etmez. Bu fark büyük bir farktır; ve bir mü'min biraz dikkat ederse, kalbinin sâhibi tarafından farkı anlaması mümkündür.
Halvetiyye Yolunun İcâzet Mîrâsı
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolu icâzet mes'elesinde çok titizdir. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında, «Bu yolda icâzet bir kâğıt değildir; bir manevî kapıdır. Bu kapıyı pîr Şâbânı Velî hazretleri açmıştır; ve ondan sonra silsile ile bütün halîfelere intikâl etmiştir. İcâzet vermek için mürşid kendisi de o makâma ulaşmış olmalı, ve dervîş de hak etmiş olmalıdır» demektedir. Halvetiyye yolu silsilesi Resûli Ekrem efendimizden Hz. Ali kerremallâhü vechehû, Hasanı Basrî, Habîbi Acemî, Dâvûdi Tâî, Ma'rûfi Kerhî, Sırrî-i Sakatî, Cüneydi Bağdâdî, Mimşâdi Dîneverî, Muhammed Dîneverî, Muhammed Bekrî, Vecîhuddîn Kâdî, Ömeri Bekrî, Ebû Necîb Sühreverdî, Kutbeddîn Ebherî, Rüknüddîn Sicâsî, Şehâbüddîn Tebrîzî, Cemâleddîn Tebrîzî, İbrâhim Zâhid Geylânî, Ahî Muhammed Halvetî, Ömer Halvetî, ve oradan diğer mürşidlere uzanır. Bu silsilede bir kopukluk yoktur; her halka kendinden öncekinden manevî olarak feyz almıştır. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Bizim yolumuz sahîh silsileye dayanır; ve bu silsile bir manevî damardır. Bu damardan akan feyz, bütün dervîşlere ulaşır» diye nasîhat eder.
- Kur'ânı Kerîm: İsrâ 17/81; Şu'arâ 26/109; Tevbe 9/31; Mâide 5/63; Hac 22/3; Furkân 25/27-29.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Fiten, saptırıcı imâmlar.
- Süneni Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme, dört şey hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-İmâre.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 1, ilim ve mürşid.
- İmâm Gazzâlî, Eyyühe'l-Veled.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr, icâzet ve silsile bahsi.
- Pîr Şâbânı Velî, Sohbet Mecmûası.
- İmâm Şa'rânî, el-Yevâkîtü ve'l-Cevâhir.
- İmâm Kuşeyrî, Risâle, mürşid ve hâl bahsi.
- İbn Acîbe el-Hasenî, Mi'râcü't-Teşevvüf.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, ilgili âyetler.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Tarîkatnâme.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvânı İlâhiyât, sahte şeyh uyarıları.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ, Halvetiyye silsilesi.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî, mürşid hakîkati.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- Şâhı Nakşbend, Tarîkat Risâlesi.
- Hâce Bahâuddîni Buhârî, Sohbet Risâleleri.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Sahte Mürşid Uyarıları.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet icâzetin mâhiyetini, sahte mürşidin foya çıkmasını, dervîşin ömrünün ziyân olmasını, sahte mürşidin para isteklerini, hakkîkî mürşidin vasıflarını, ve Halvetiyye yolunun icâzet mîrâsını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Sahte Mürşid Uyarıları Sohbetleri