Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mesnevi Şerhi ·

Mesnevî-i Şerîf 319-324. Beyitler Şerhi

Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inden Mesnevî-i Şerîf 319-324. Beyitler Şerhi — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvufî şerhi.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 1 • 45/55

Mesnevî-i Şerîf 319-324. Beyitler Şerhi Hakkında

319-324. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“O kuş, kendi cinsinden bir kuşun ötüşünü duyar. Havadan uçup iner. Tuzağı bulur, yaralanır. Aşağılık kişi de dervişlerin sözlerini çalar da bir bön kişiye o efsunu okuyup üfürerek kandırmak ister. Erlerin işi apaydın oluştur, sıcaklıktır; aşağılık kişilerin işiyse düzendir, utanmazlıktır. Aşağılık kişiler dilenmek için yünden arslan yaparlar. Ebu Müseyleme’nin adı Kezzab olarak kaldı, Muhammede’yse akıl sahibi, ilim irfan sahibi dendi. O Allah şarabının mührü, o şarap küpünün kapağı halis misktir, adi şarap küpünün kapağıysa pis kokulu şeydir, azaptır.

Kıymetli dostlar, bir kimse bir şeyi aldatacaksa, o aldatacak olduğu şeyin sevdiğin bir şeyle tuzak kurar. Bir gün bir belgeselde izlemiştim. O karadenizliler, şey tutuyorlar, atmaca. Atmacayı tutacak olanların ellerinde birer tane atmaca var. O atmacanın önüne de bir de ağ kuruyorlar, kendilerini de saklıyorlar. Atmacalar geçerken o atmacayı uçuruyorlar, bağırttırıyorlar ve havadaki atmaca, o bağıran dişinin sesine gelerekten atıyor kendini ağın içine. Erkek atmacayı dişi atmacayla aldatıyorlar. Ve erkek dişinin sesini biliyor. Dişinin sesini tanıyor. Dişinin sesini tanıdığından, tuzağa düşüyor. Bir kimseyi sevdiği bir şeyle tuzağa düşürürsünüz. Bir kimseyi sevdiği yerden vurursunuz. Bir kimseyi sevdiği yerden zorlarsınız. Bir şey kıymetliyse, insanları o kıymetli şeyle aldatırsınız. O kıymetli şeyle insanları kandırırsınız. Bir Müslümanı kur’anla kandırırsınız. Hani seçilmiş Hz. Ali radıyallahu anh hazretleri vardı, halife. ittifak etmiş aşere i mübeşşere, Hazreti Ali efendimizi seçmişler. Ümmet, hazreti Ali efendimizi hilafete getirmiş. Seçmiş onu. Seçilmiş ümmetin bir halifesi var. Buna karşı çıkan

Muaviye ve güruhu, Hz. Ali efendimizin adil olmadığını, hukuk sahibi olmadığını, adaletli davranmadığını, onun adaletsiz olduğunu savunaraktan baş kaldırıyorlar. Hz. Osman Efendimizin katillerini bulmadığını, Hz. Osman Efendimizin katillerini koruduğunu ve Hz. Osman Efendimizin şehid edilmesine, Hz. Ali efendimizin tabiri caizse önayak olduğunu, onun buna göz yumduğunu iddia ederekten kalkışıyorlar.

Her zalim, insanları kandıracak elinde bir şey bulundurur. Her aldatıcı, insanları aldatmak için insanların kıymetli gördüğü bir şeyle aldatır. Tarih boyunca insanlara, adalet, hukuk deyince insanlar aldanırlar. Abdülhamit Han hazretlerini, din uğruna aşağı indirmişlerdir. Abdülhamit Han’ı aşağı indirenlerin içersinde, bunları söylemek istemem ama Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de vardır. Namık Kemal de vardır. Kimlerle ittifak etmişlerdir? Jön Türklerle. Dindarlar, o gün için dini entellektüele sahip olan insanlar, dinden uzak olan jön Türklerle ittifak edip, Abdülhamid Han’ı indirirler. Abdülhamit Han’ı indirirken ellerindeki tez, islam’dır. islam adına, Abdülhamid Han tahttan indirilir. Ve Muaviye ve tarafları da islam adına, Hz. Ali radıyallahu anh Hazretlerine karşıdır. Orda siz istediğimiz kadar, hadisi şerif okuyun, ümmetim delalette toplanmaz deyin. Ümmet seçmiş Hazreti Ali efendimizi. Ümmet Hz.Ali efendimizi seçmiş. Ümmetin seçtiği Hz.Ali, La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen Ali. Ümmetin tabi olduğu Ali, Allah’ın kılıcı, arslanı denilen Ali. Ümmetin tabi olduğu Ali, Hz. Fatıma’nın biricik kocası. Ümmetin tabi olduğu Ali, ashab ı abadan, ehlibeytten, Ümmetin tabi olduğu Ali, Hasan ile Hüseyin’in babası(r.a). Cennet çocukları, cennet efendileri. Karşı çıkılan kimse bu. Dikkat edin, ümmet ittifak edip, onun arkasında duruyor. Bir şahsın arkasında ittifak edip insanlar onun arkasında duruyorsa, ona karşı çıkanlar bağyidir, isyancıdır, o karşı duruş noktalarından dolayı küfür sahibidirler. Dikkat edin. Ümmetin seçtiği bir kimseyi, siz alaşağı etmeye çalışırsanız küfür sahibisiniz. Velev ki o kimse hatalı ve kusurlu olsa dahi.

Ümmetin başına zorla imam olmak caiz değildir. Hz Peygamber sallallahü vesselam hazretleri der ki, siz istenmediğimiz yere imam olmayınız. Bu, bütün devleti de içine alır.Bu bir cemaati de içine alır. Bu, bir tarikat düşünün, o tarikatın başına zorla bir kimse şeyh olmaz, olamaz. Birileri onu oraya zorla şeyh yapmaya kalkarlarsa, sünneti Resulullaha aykırı davranmış olurlar. Ümmet delalette toplanmaz. Hadis i Şerif ama aldatacak olanlar, zulmedecek olanlar, kandıracak olanlar, kıymetli bir şeyle sizi kandırırlar. Sizden olan bir şeyle kandırırlar. Sizi Allah’la kandırırlar. Sizi Peygamber efendimiz sallallahü ve sellemle kandırırlar. Muaviye ve taraftarları ne yaptılar? Son nokta, savaşı kaybediyorlar. Çıktılar, savaştılar. Savaştıklarında

savaşı kaybederlerken, Hazreti Ömer efendimizin Mısır komutanı Amr Bin As, oğlu Musa olması lazım. isim karıştırabilirim. Dedi ki Muaviye’ye, bu savaşı sana galip getireyim mi? Seni burdan kurtarayım mı? Kurtar dedi. Ne istiyorsan vereceğim sana. Söyle dedi askerlerine hepsi de mızrakların ve kılıçların önüne kur’an sayfalarını taksınlar, kuranın bize hükmetmesini istiyoruz desinler dedi. Ertesi gün savaş meydanında Muaviye ve askerleri, kur’an-ı kerimi bütün herkes mushafları üzerinden çıkardılar, taktılar kılıçlarının ucuna mızraklarının ucuna. Dönecem dönecem, bu meseleyi anlatacam size. Bunu size anlatmıyorum aslında. Size anlatırken de başka yerlere de anlatıyorum. Taktılar kur’an-ı kerimleri, çıktılar savaş meydanına. Kuran’ın bize hükmetmesini istiyoruz dediler. Kuran’ın bize hükmetmesini istiyoruz dedikleri şahıs, ben ilmin şehriysem Ali de kapısıdır dedikleri şahıs. Bir kimsenin gözünü şeytan bürürse, o hiçbir doğruyu göremez. Bir kimsenin gözünü şeytan bürürse, o hiçbir hakikate aşina alamaz. O sabahtan akşama kadar La ilahe illallah Muhammeden Resulullah dese, ama gözünü şeytan bürüdüyse, şeytandan kurtulamıyorsa, o hakikati göremez. O yangında sonradan hariciye olan o kimseler dediler ki ya Ali, biz bunlarla savaşmayız. Neden? Bunlar kur’an-ı kerimi getirdiler, kuranın hükmünü istiyorlar. Kur’an’dan hüküm çıkacak olan yine insandır. Onu görmediler ve Hz. Ali efendimizin etrafındaki insanları, kur’anla aldattılar. Ne ile aldandı o günün müslümanları? Kur’anla. Sizi aldatacak olan, yine kur’anla aldatır.

ihsan Eliaçık çıkıyor, ne diyor? Kuranla aldatıyor. Diyor ki zekat kırkda bir değildir.Ya? ihtiyacınızdan fazlasını dağıtın diyor. Müslümanların, Türkiye’deki müslümanların zenginleşmesini istemiyor. ihsan Eliaçık şunu diyecek. Ey islam ülkesinde duran müslümanlar. Hepiniz de mallarınızın kırkta birini zekat olarak dağıtacaksınız. Ey islam ülkesini sömüren kapitalist, dinsiz, ne olduğu belli olmayanlar. Eğer siz, islam ülkesinde yaşıyorsanız sizden zekat almayacağız ama sizden de farklı vergi alacağız. Dinin hükmü farklı. Dinin hukuku farklı. ihsan Eliaçık çıksın, dinin gayrimüslimlerle alakalı vergi hukukunu anlatsın. Ey Koç, sen müslüman mısın? Malının kırkta birini hesapla, zekat olarak dağıt buraya. Ey sabancı, sen müslüman mısın? Evet. Malının kırkta birini hesapla dağıt bakayım fakir fukaraya , senin hesaplarını kontrol edeceğim. Var mı Türkiye’de bunu diyebilecek olan din alimi? Var mı bunu Türkiye’de diyecek olan şeyh efendi?

Ey zenginler güruhu, gelin bakayım. Müslüman olanlar bu tarafa, Müslüman olmayanlar bu tarafa. Müslüman olanlar, siz mallarınızın kırkta birini zekat olarak dağıtacaksınız. Hepinizin hesablarını kitablarını inceleyeceğim, mal varlıklarını koyacağım hepinizin önüne. Hepsini de müslümanların, kırktabir müslümanların bunda hakkı var. Hadi bakayım, birinci derecede

işçilerine başla. Kendisinin fabrikalarındaki işçilerinden başla. Ya ben bunlara ev yapacağım. Yok hepsinin de maaş bodrolarını yatıracaksın. Ne yapacaksın, adam ne yapacaksa yapsın. Bu ikramiye mikramiye değil. Ya? Zekat bu. Gelin bakayım, fabrikatörler. Hesaplayın bakayım malınızı. Bu parayı sen yerden toplamadın. Bu işçilerin üzerinden para kazandın. Eee? Hesapla mal varlığını, hesapladın. Ne kadar? işte yüz trilyon. Harika. ikibuçuk trilyonunu bu fabrikadaki işçilere dağıt bakayım.

Gelin bakayım işçiler. Hesaplarınızı çıkarın bana bodrolarınızı, hesap numaralarınızı. Hiçbirinin hesabında onlar da yalan söylemiyecekler. Adamın ne işivar bir liraya çalışsın yoksa orda adam zekat verebilecek noktadaysa. Bunu söyleyecekse, bununla söyleyecekler. Bunu söyleyecek olan bir kimseye gideceksin, sen hocam sensin diyeceğim. Şeyhim senmişsin diyeceksin. Ama bizi kur’anla aldatıyor. Ne yapıyor? Müslüman tüccarların, müslüman fabrikatörlerin, müslüman işadamlarının sermayelerini yok etmek istiyor. Kim kalacak Türkiye’de o zaman sermayedar? Gayrimüslimler kalacak. Dün olduğu gibi. Müslümanlar paralarını dağıttılar. Para kimde kaldı Türkiye’de? Gayrimüslimlerde kaldı. Bankalarda kaldı. Müslümanlar ihtiyaçtan fazlasını dağıttı. Harika! iyi, kimde kaldı fabrika? Seni gidi hinoğlu hin seni. Seni gidi hain seni. Seni gidi ne idüğü belirsiz seni. Bizi kur’anla aldatacann bizi! Memleketin savcılarının dava açması lazım ona. Neden? Memleketin hiyerarşisini ve düzenini bozmaktan dolayı. Neden? Memleketin, varya, Türkiye Cumhuriyeti laik demokratik hukuk devletidir. Sen demokratik laik hukuk devletinde nasıl böyle bir şey söylersin demeleri lazım. Diyemezki kimse. Ama o çıkar der ki ihtiyacınızdan fazlasını dağıtacaksınız. Dikkat edin. Oyunu görüyor musunuz? Dün Muaviye askerlerine yaptırdı. Kur’an’ı dedi, şeyi, ne o, mızrakların arasına asın çıkın dedi. Onlar dediler ki kur’anın hükmetmesini istiyoruz biz. Şimdi o da çıktı, dedi ki kur’an böyle söylüyor, ihtiyacınızdan fazlasını dağıtınız. Böylece ne olmuş olacak? Bizi kur’anla aldatmaya çalışıyor. Bizi kur’anla kandırıyor. Ordaki zekatla alakalı hadis i şerifleri yok görüyor ve Türkiye’deki müslümanların ekonomisini batırıyor. Komple.

Bir işadamı düşün. Yüz milyar sermayesi var. Dağıttı fazlasını. Bana yeter dedi. Adam işçi kaldı. Dün tüccardı, bugün işçi. Nerde çalışacak bu? Adamın fabrikası var. Yanında beşyüz kişi çalışıyor. Bin kişi çalışıyor, dağıttı fazlasını. Ertesi günne oldu adam? işçi oldu. Kim alacak o fabrikayı? O fabrikayı alan para kime ait olacak? Kimse onun karşısına çıkıp bunu konuşmuyor. Gezicilerin de hoşuna gidiyor. iyi, herkes dağıtacaksa önce koç başlasındağıtmaya, neyi varsa dağıtsın şu memlekete. Sabancı arkasından gelsin. Neleri varsa dağıtsınlar bu memlekette. Bu memleketten almadılar

mı? Herkes dağıtsın. Ona diyebiliyor mu? Ey Koç, hepsini de dağıt bu memlekete. Kime diyor? Elinde üç beş kuruştan ticaret yapan, iş yapan müslümanlara diyor. Ne ile kandırıyorlar bizi? Kuranla, bizi inandığımızla, inancımızla bizi kandırıyorlar. Bir bakıyorsun adam seni Allah ve Resulüyle kandırıyor, aldatıyor seni.

Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz demiş. istiyor senden, alıyor. Emiyor seni, sömürüyor, sömürüyor, seni inancınla aldatıyor. Yapmadılar mı? Televizyon kuruyoruz. Ne için? inananların bir televizyonu olsun, harika. Ben o zaman şey de yeni Gökçen’de iplikçilik yapıyorum. Harika kardeş, iyi, güzel. Dedim bir hisse veriyor musunuz adama bir şey veriyor musunuz? Yok dedi. Neden? Yani televizyon kuruluyor, normalde yarın öbür gün televizyonu kuran kimseler bir tarafa devrederlerse dedim ne yapacağız biz? Öyle ya. Nasıl yani dedi toplayan adam. Basbayağı. Olmaz öyle şey. Ya nerden dedim garanti veriyorsun olmayacağına. Sahibi sen misin televizyonun? Hayır. Eee, olmayacağını nerden biliyorsun dedim. Ya olmaz. Oldu! Fox tvye satıldı. Oldu, tv7 satıldı. Eee oldu, bir tane daha televizyon el değiştirdi. Müslümanların parasıyla mı alındı? Evet. Geri verdiniz mi paraları? Hayır. Bak geri verdiniz mi. Hayır. Nerden biliyorsun? Birisine ben verdim de o yüzden. O yüzden çok rahat konuşuyorum. Geri verdiniz mi müslümanların parasını? Hayır. Ben kendi paramın peşinde olduğumdan değil. Ben dedim ki bunu veriyorum. Bunun böyle olmayacağını biliyorum, sohbetlerde bunu söyleyeceğim sonra dedim. Al. Nasıl dedi. Basbayağı dedim. Sen de dinleyeceksin sonra, beni takip et sen ona dedim.

Sen beni takip et dedim. Bunu dinleyeceksin sonra benden dedim. Kızdı bana, parayı aldı ama kızsa da. Çeki aldı benden. Para değil şimdi, yalan olmasın, çeki aldı benden ama dedim, bunun böyle olduğunda dedim müslümanlar ne olacak? Evet, önceden müslümanlar vakıf kurmuşlar, o vakfa vermişler, vakıf orda kalmış. Bak, burası vakıfların. Burası belediyenin değil, burası vakıfların.Bak kalmış vakıflarda. Allah rahmet eylesin. Biz Nevşehir’de bir cami yapımına şeyh efendi önayak oldu, böyle herkes koşturdu. Cami yapıldı. Nerede şimdi? Diyanette. Yani satılmadı. Diyanete devredildi. Meydanda. Şahsın üzerine oldu. Öldü adam, öldü! Adama diyorum ki ya öldü adam, yani kalacak değil ya? Çocukları dedi ki babamın parasıyla alındı burası dese ne yapacaksın? Demezler. Dedi, ne yapacaksın? Müslümanları dinleri ile aldatıyorlar. Müslümanları tarikatları ile aldatıyorlar. Müslümanları şeyhleri ile aldatıyorlar. Müslümanları hocaları ile aldatıyorlar. Evet! Nice şeyh var ortalıkta dolaşan, aldatmak için. Nice hoca efendi var ortalıkta, aldatmak için. Evet. Ben birisi din için bir şey istiyor mu? Şüphe ediyorum ondan. Neden? Ayet i kerime yeter: ‘Sizden ücret istemeyenlerin

peşinden gidiniz.’ Ben bakıyorum, arkadan, ücret istiyor mu? Ücret istiyor. Ha, kendine istemiyormuş .Ya kardeş, kime istiyorsa istiyor. istiyor mu, istiyor. Diyorum ki ya Mustafa Özbağ, bunun kokusu bir gün çıkar, bekle.

Zikrullahın ücreti mi var? Yok. Gel kardeş, sabahtan akşama kadar Allah de. Para pul istemiyoruz, hiçbir şey istemiyoruz senden. Aman getirmeyin de, aman! Geçen gün birisi diyor ki ya hocam işte yardım edelim. Aman kardeşim biz hiçbir şey istemiyoruz dedim ben. E çay getirelim. Ha götürün, çay ocağına verin dedim, bizi ilgilendirmiyor. E buraya dükkana…Aman dedim sakın ha…Bakın inanıyorum, o buraya normalde hatta dedim ki git söyle. Deki dedim ben Mustafa Özbağ gönderdi, alsınlar senin çayını bana da haber versinler dedim. Hiç haber veren yok. O getirmedi buraya çayı. O çünkü kendisini kıymetlettirecek benim yanıma gelerekten, diyecek ki ben Mustafa hocanın yanına gittim. On kilo da çay götürdüm. On kilo da şeker götürdüm. Oraya bıraktım. Kıymetlenecek o. Ben dedim sakın ha, götür tekkeye ver. Seslenin bakayım. Bir hafta on gün içerisinde tekkeye on kilo çay, on kilo şeker getiren olmuş mu? Götür dedim tekkeye. Gelmemiş demi? Tabii, gelmez. O kendisini kıymetlendirecek benim yanımda, tabii vardır öyle, böyle yutucular vardır. Sen bir para verirsin. Seni şeyhiyle görüştürürler, en çok para veren en fazla şeyh efendi ile o görüşür. En çok para veren işte filanca x hoca efendiyle o görüşür. Parayı verirsen, gider şeyle de görüşürsün, hocayla da görüşürsün, herkesle görüşürsün. Eğer para vermiyorsan sen kimseyle görüşemezsin.

Ayet i kerime: ‘Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz.’ Ayet i i kerime, Allah’ım ne muhteşem bir din! Ne muhteşem bir din! Ne muhteşem bir kur’an! Ne muhteşem bir Muhammed i Mustafa! Ne muhteşem! Sizden istemeyenlerin peşine gideriz. Harika! Ya istiyor. Bırak kardeşim, bırak. Ya cami olacakmışsın! Sen cami yapmak için mi çıktın meydana, bırak. Adam yaptıracaksa çıksın, yaptırsın. Ya cami lazım. Lazımsa müslümanlar yapsın, herkes getirsin bir tuğla koysun. Baksın, aaa cami yapıyorlar, bir tuğla koydum ben buraya desin. Yok onun da yolunu bulmuşlar. Ne? Dernek karar alıyor. Yüzde otuzüçe kadar yaptırma, yaşatma dernekleri, bilmemneleri, içinden toplayandan alabiliyor. Bir karar çıkarıyorlar, işte toplayanlar yüzde otuzüçünün parasını alacak. Adam günlük yüz lira para topladı mı otuzüçlirasını cebine alacak. Nereye verdin sen parayı, cami yaptırma derneğine. Ben böyle söyleyince bana da mail atacaklar. Hocam, sen yardım toplayanlara cami yaptıranlara, böyle karşı mı çıkıyorsun. Ben kimseye karşı çıkmıyorum. Sen camiye demir mi alacaksın, git demiri al caminin önüne yık kardeşim oraya. Al. Ne alacan sen, beton alacaksın. Git caminin önüne betonu yık oraya. Yap. Ya benim yüz liram var. Git, yüz liralık beş torba

çimento al, koy kardeşim oraya. Camii yapılıyor ya memlekette, camii yapılıyor, eyvallah.

Boluda bir camii biliyorum ben, on yıl boyunca bitmedi. Yazdım oraya ben, dedim seneye bunlar yine gelecekler, adını yazdım, bilmem ne köyünü yaptırma camiisi. Reyhanda dükkanım var. Orda durduğum müddetçe her sene geldiler biz boludan geliyoruz diye. Orda notta yazıyor, filanca camii mi, evet diyor. Geçendene de gelmişlerdi diyorum. Bitmedimi daha camii diyorum ben. Bitecek inşaallah diyor. Su basmanına çıktınızmı diyorum ben, yani çıkacağız diyor. Sonradan öğrendim, dört tane oraya taş çevirmişler, o köy komple o camiden geçiniyormuş. Bir dernekleri var, dernekten herkes para toplama yetkisi alıyor, yüzde otuzüç, onun, toplayan toplayabildiği yere kadar, makbuzu kesiyor. nolacak ki, makbuzunu, bir kibrit çak makbuz da kalmasın. Makbuzun doğru olduğunu nerden biliyorum ki zaten! Git matbaada bastır makbuzu, çık yola. Bitti! Öğrendim sonra, hususi. Taşları çevirmişler, bir tane de tabela asmışlar oraya, işte bilmem ne köyü cami yaptırma derneği, yardımlarınızı bekleriz diye. Öğrendim, o köy komple ordan geçiniyormuş. Bunlar kış gelince yayılıyorlar bütün Türkiye’ye, dükkan dükkan, ellerinde makbuz.Ellerinde makbuz. E bunu tarikatlar, cemaatler, hepsi de yapıyor zaten. Herkesin elinde makbuz. Ramazan gelmeye görsün, kurban gelmeye görsün. Herkes etleri toplamaya çıkıyor. Ya işte herkes hizmet ediyor, harika! Bizim arkadaşlar da dedilerdi daha önce. işte, biz bir yurt yapalım. Ben dilenemem dedim. Sessizlik hakim oldu. Dediler kur’an kursu yapalım, ben dilenemem dedim, ben isteyemem bir şey dedim. Bizim adımız büyük olur dedim. Yok! Ya yapalım. Kardeşler bizim adımız büyük olur ben isteyemem, dilenemem ben dedim. Allah muhafaza eylesin. Onunla aldatıyorlar insanları.

‘Aşağılık kişi de dervişlerin sözlerini çalar da bir bön kişiye o efsunu okuyup üfürerek kandırmak ister.’ Dervişlerin de aşağılıkları vardır. O derviş suretindedir. Derviş siretinde değil yani sureten derviş. içi derviş değil. Sureten derviş olanlar, dervişlik sözleri ile kandırırlar insanları. O çok ağır sufidir. O ne haller görüyordur. Onu hani vardır ya ne doktorlar mühendisler istedi de gitmedi. O da öyledir, nice şeyhler onu istemiştir, nice şeyhler onu çağırmıştır, nice şeyhler onu beklemiştir. O baba derviştir. Ona, o Şemsini bekliyordur. Bir de o var ya, o Mevlana, Şemsini bekliyor, biz de Şemsimizi bekliyoruz, maşallah. Hayırlı olsun Mevlanalığın. Nasıl? E Şemsini bekleyen, Mevlanaydı. Mevlana da ne beklediğini bilmiyordu dedim ben, o Şemsi beklediğini bilmiyordu. O, o esnada görmüyordu, amaydı. Şems onun gözünü açtı. Gören kimdi, Şemsti. Kör olan kimdi? Mevlanaydı. Kaldı ağır sufi amcam. Körlerdensin demek dedim. E öyle. Doğru söylüyorsun dedim,

sana bir Şems gerek ama dedim bir Şems’in rüyasına gireceksin ki dedim gelecek sana bakacak, diyecek ki dedim ben, bunun içinde altın madeni var ama o madenin üzerine bir cüruflar kaplamış, geleyim de diyecek şu cürufları temizleyeyim, bu altın madeni meydana çıksın. Eğer kendini böyle görüyorsan yine kibirlisin dedim. Gönlünde zerrece kibir bulunan asla cennete giremez. Ya ne yaptın, bizi kafir mi ettin dedi. Yok ya, kafir etmedim dedim, Şemsini bekliyorsan kibir hali var sende. Aranmıycak arkadaş. Öğrenmiş bir iki tane Beyazitten söz, Hallacı Mansur’dan söz.

Hani meşhurdur ya, mana nedir söyle bakalım. Haaa, sen söyleyeceksin. Sence ney? Söyle bakayım. Nasıl? Basbayağı! Arkadaş baba derviş ya! Seni ölçecek, arkadaş baba sufi ya, seni ölçecek. Dedim, manayı söyleyeceğine, şu duvarın arkasında ne var onu söyle bana da senden alacağımı alayım gideyim dedim bak. Yok ya dedim, yok öyle şey. Yok öyle şey! Kalıyor. Onlar da neyle aldatırlar? Sufi sözüyle! Onlar ne ile aldatırlar? Sarıkla! Onlar ne ile aldatırlar? Takkeyle. Onlar ne ile aldatırlar? Sikkeyle! Onlar ne ile aldatırlar? Cübbeyle! Onlar ne ile anlatırlar? Tennureyle, sema kıyafetiyle. Onlar ne ile aldatırlar? Ney ile. Onlar ne ile aldatırlar, gudümle.Onlardan baba semazen yoktur. Onlardan baba şeyh yoktur. Ne kadar program? Otuzbeş milyar. Kaç para, kaç para! Onlar da onla aldatırlar. aldatırlar! Kimisi dervişliğin kıyafetini giyer aldatır. Üç beş söz öğrenir, aldatır. Şeyh efendinin yanında fotoğraf da çıkar, aldatır. Sen dersin ki şeyhin yanında adam ya. Kanma! Onun yanına kim gitse fotoğraf çektirir o. Ben şeyh değilim de kim gelse bir fotoğraf çektirelim, çekil. Bir fotoğraf, çekil!

Benimle fotoğraf çekilmekten cennette yer kazanacağını düşünme yalnız. Neden? Ya ben fukaranın tekiyim. Öbür tarafta der, evlenecek ya ben şeyh efendinin has dervişiyim.Aman hiç has derviş yok bende! Ben has olamamışım, o nerden has olacak! Haydi ortalık alabora. Efendim senin yanındaydı! Ya kızım, kardeşim, benim yanıma herkes geliyor. Benim yanıma gelmeyen mi var. E fotoğrafta ben facede gördüm, sizle yanyana. O da kandırılmayı bekliyor ya! Allah bizi affetsin. Kandırırlar! Dervişlik kıyafetiyle kandırırlar, dervişlik sözüyle kandırırlar. Sireti derviş olacak.içi derviş olacak. içi derviş olanda edep olur. içi derviş olan aldatmayı, kandırmayı düşünmez. Hatta öyle algılanacak diye kaçar. Adam söylemez dahi onu, ben şeyh efendinin yanındayım diye. Ona deseler ki canın da mısın diye, nediycen. Bana soruyorlar herkes bizim yanımızda. Hiçkimse canındaki kim diye sormuyor bana. Bundan sonra da sormayın zaten, kopya çekmiş olursunuz. Herkes yanımızda. Aldatacak ya!. Aldanma.

Ne dedi hadis i şerifte Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri? ‘Kişinin kıldığı namaz, tuttuğu oruç sizi kandırmasın, onun muamelesine bakın

siz.’ Onun muamelesi doğru mu. Ona bakın. Onun muamelesi uygunsa onun edebi yerindeyse harika! Bugün gündüz anlattım biraz. Bir mevzu oldu da. Hani gelmiş ya dervişin birisi, Hz. Mevlana’ya demiş ki, efendim demiş. Ne olursunuz. Bir tek eksiğim kaldı. Ne kaldı evladım demiş. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin kuşağı nasıldı demiş. Her şeyin bitamam benim şimdi demiş, benzeme noktasında. Bir tek kuşağı. Nasıl kuşak sarardı, kuşak sarar mıydı beline? Ona dönmüş, demiş sen kuşağı da sararsan tam Ebu Cehil’e benzersin. Kalmış. Demiş ki Ebu Cehil’in kıyafetiyle onun kıyafetinin arasında bir fark yoktu. Dikkat edin, hikmete bakın, kıyafetin içindeki demiş önemli olan. Sen Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine benzemek istiyorsan sireten, yani iç olarak ona benze. O güzel ahlak, o ince edep, o dilinden bal akmak, o gözünü harama çevirmemek, o elini harama uzatmamak, o ayağına harama gitmemek, hiç kimseyi incitmemek, kırmamak, o haksızlık etmemek, zulmetmemek, o hava atlamamak. Şatahat yok, şatafat yok. Kibirlilik yok. Ben biliyorum yok. Kulluk var, kulluk! Sen kulluk yap. Sen kıyafetinle insanları aldatma. Aldatma, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol demiş ya! Yapmadıklarını tavsiye edicilerden olma demiş ya! O zaman insanlar ne ile aldatırlar sizi? inandıklarınızla. Şeyhinizle aldatırlar. Derler ki şöyle emretmiş. inanma. Benim ağzımdan duy, inanma. Kandırırlar. Kanma!

Birisine geçenlerde şimdi, burdan da cevabı alacak olanlar alacak, bana mesaj göndermiş bir kardeş birisi geldi, dedim mehir bütün kadınların hakkı. Konuştuysanız dedim alacaksın mihrini dedim. Konuştun mu? Hatırlamıyorum dedi. Hatırlamıyorsan dedim başka bir hukuk girer. Ne dedi. Dedim konuşulmadıysa, bir koyun parasıdır mehir dedim. O bilmem ne kadar altın, bilmem ne kadar köstek demiş benim mehirim demiş, dolaylı olarak bana da haber geldi. Bak nasıl aldatıyorlar insanları. Ben öyle demedim. Kadın mehir, kadının hakkı mı evet , din! Birisi gelse, kadının birisi, benim mehir hakkım mı? Hakkın. Ne kadar? istediğin kadar iste evlenirken. Evlendik. istedin mi? Bilmiyorum, hatırlamıyorum. O zaman bir koyun miktarı dinin kestiği mehir bu, dinin kestiği mehir bu! Konuşulmadı, bir koyun miktarı. Konuşuldu, konuşulduğunu al! Yeni evleniyorsun. istersen on kilo altın iste. Deki, benimle evlenmek istiyorsun beyefendi. Evet. benim mehirim on kilo, ondan sonra görüşelim seninle. Söyle, ya da konuş adamla. Üç sefer konuştun, baktın adam sünepenin teki. Bu adamla evlenirsen ömür boyu problem yaşayacaksın. Ben yirmi kilo altınla evleniyorum seninle, bitti, bu kadar basit. Adam yirmi kilo altını getirirse sen evlen. Hiç hayır demeyin kızlar. Ya edeb olsun diye diyorlar ki biz evlenmeyi düşünmüyoruz. Ne düşünmüyor diyorsunuz günaha giriyorsunuz. Evlenmeyi düşünüyoruz ama

ben seninle elli kilo altınla evlenirim. Elli kilo altını mehir olarak getir evleneyim, harika. Öbürküne ben mehir vereyim dediğinde çıkabilir mi? Çıkar. Hz. Hatice validemiz bütün mal varlığını verdi.

Adam var, adamcık var. Adam var, mal varlığını teslim edersin. Adam var mal varlığını alsan gene yetmez. Onun adına adamcık diyelim biz de. Adam değil demeyelim. Kimseye hakaret etmeyelim, bunun gibi.

‘Erlerin işi apaydın oluştur, sıcaklıktır; aşağıdaki kişilerin işi ise düzenbazlıktır, utanmaktır.’ Erlerin işi, velilerin işi, peygamberlerin işi, dopdoğru giden insanların işi apaydınlıktır. Öyle saklı gizli bir şey yoktur. Aydınlık, islamda mesaj açıktır. islamda yapılan şeyler açıktır. Açık! Saklı gizli ıvır zıvır olmaz. Din açıktır. Dini hayat yaşamak açıktır. Bu fakir yirmialtı yıldan beri dinin içerisinde. Yirmialtı yıldan beri sohbet ettiğim yerin zikrullah yaptığım yerin kapısı kapanmamıştır benim. Basılırsak, basılmışızdır. Götürüldüysek, götürülmüşüzdür. Meydandadır yirmialtı yıldan beri. Ben izmir Bayındır’da ilk zikrullahı camide yaptık biz. Camide! Evde bizim zikrullah olduğunu cümle alem, bütün bayındır biliyordu. Karakol en baştan biliyordu. Ben şeyhe intisap ettim, bütün Bayındır biliyordu. Bütün akrabalar biliyordu. Saklı gizli yok. Erlerin işi apaydınlıktır. Kur’an ve Sünnet meydanda apaydınlık. Kur’an ve sünneti anlatırsın, apaydınlık. Din bu kardeşim. Götürülecekmişsin, götürülürsün. Dövülecekmişsin, dövülürsün. Mahkemeye verilecekmişsin, verilirsin. Kovulacakmışsın, kovulursun. Din, apaydınlıktır. Dinin saklı gizli birşeysi yoktur. Ne o, gizli ilimlermiş. Ne gizli ilmi kardeşim. Kur’an belli, sünnet belli. Nerden çıkardın gizli ilimi sen? Belli, din bu, apaydınlıktır yol. Dini yaşamak apaydınlıktır. Saklı gizli, kurullar oluşturmak, saklı gizli platformlar oluşturmak, karanlık mahfezler, karanlık bölgeler oluşturmak yok dinde. Apaydınlıktır. Aman burda kimse duymasın. Yok öyle bir şey. Duysun herkes.

Biz yıllardan beri her perşembe zikrullah halakasını kurar, Allah’ı zikrederiz, cehri. Şehrin göbeğinde bağıra çağıra nasıl olacaksa, saklımız gizlimiz yok. Allah’tan korkarız. Başka korkacağımız bir şey de yok. Yasak ettiler, sürüldük, evlerde toplandık, orda burda toplandık, toplandık. Herkes biliyor. Şeyh efendiye şikayet ettiler. Basılırız, ayrıldılar. Ayrılın kardeşim. Parasını pulunu düşünen insan ayrılsın. Biz zikrullah yapmaya devam edeceğiz, üç kişi de kalsak devam edeceğiz, devam ettik biz. Kimi kuyumcu dükkanını düşündü, kimisi çekini, senedini, tekstilini düşündü. Kimisi memurluğunu, amirliğini düşündü. Hakkı. Hiç kızmadım kimseye, dedim herkesin hakkı. Herkes istediği zaman gider, istediği zaman gelir. Girersin, çıkamazsın. Yok öyle bir şey isteyecen zikrullaha gelir, istemeyen gelmez kardeşim. Bu kadar basit. Başka yerde ders yapalım biz, yavaş yavaş yapalım. Yap kardeşim.

Nerde istiyorsan yap. Şeyh Efendi Nevşehir’deydi o zaman. Gidin, Nevşehir’de şey efendiye söyleyin. istediğiniz yerde, yavaş yavaş yapın siz ya. Biz gene aynı şekilde yapacağız. Biz cehri Allah Allah dedik mi yer gök inlemeli bizim. Yoksa içimiz sükuna ermez bizim. Şeyh efendiye demişler ki bizim çeklerimizi Mustafa abimi ödeyecek. Doğru söylüyorsunuz dedim. Şeyh efendi dedi oğlum böyle diyorlar. Doğru söylüyorlar efendim dedim, ben onların çeklerini ödeyecek değilim, gelmesinler. Onlar olmazsa oğlum dedi ayrı toplanacaklarmış dedi. Siz bilirsiniz Efendim dedim. Ayrı toplansınlar. Biz devam ettik. Yirmisekiz Şubat’ta da devam ettik. Apaydınlıktır o yol. Hiç peygamberin gizli saklı iş yaptığını gördünüz mü? Hz. Peygamber peygamberliğini sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sakladı mı? Hz. Peygamber, kur’an’ı sakladı mı müşriklerin önünde? Kur’an ayetleri gelince kur’an ayetlerini açıklamadı mı? Kendisinde mi gizledi? Tebliğ etmedi mi? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Mekkeli müşriklerin müşriklerinin zulmünün altında dahi dinini haykırmadı mı? Benim anladığım bu. Onlar da basılmadılar mı? Kur’an-ı kerim okunan yerleri basılmadılar mı? Evlerini basmadılar mı? Onları tehdit etmediler mi? Din, apaçıktır, peygamberlerin yolu apaçıktır, gerçek velilerin işleri apaçıktır, gerçek müminlerin işi apaçıktır. Karanlık, gizli bir şey yoktur. Şüpheli bir şey yoktur. Apaçıktır, söylenen söz apaçıktır. Orada başka türlü konuşmak, burada başka türlü konuşmak yoktur. Hz Peygamber sallallahü ve sellem Hazretleri’nden böyle bir şey yok. Orada başka türlü, burada başka türlü yok.

Mekke’de inen ayetler bellidir. Mekke’de inen ayetlerin hepsini de Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri tebliğ etmiştir. Bu ayeti tebliğ etmedim dediği bir tane ayeti kerime yoktur. Nerden çıkarıyorsunuz saklı, gizli, dalavereli işleri? Yok, din apaçıktır. Yedin yedim, yedin yedim, içtin içtim, içtin içtim, aldın aldım, sattın sattım, apaçıktır. O zaman din ve dindarlar apaçık olmalı dinle alakalı. Adamın ticareti, bana ne? Adamın evi bana ne ya. Onlar mahremi, beni ilgilendirmez. Kimseyi ilgilendirmez. Din apaçık! Burda apaçık konuşuyorum, saklım gizlim yok. Hatta ben arkadaşlara dedim ki alın kayda, yayınlayın dedim internette, saklımız, gizlimiz yok bizim. Bizim gizli bir bahçemiz, beynimizin gerisinde gizli bir şey yok. Meydanda bakın, kapı bahçe açık. isteyen oturur, isteyen çeker gider. isteyen semayı izler, zikrullahı izler. isteyen izlemez. Bu kadar basit. Apaçık olacak din. Sen dinle alakalı bir iş yapıyorsan, apaçık olacak, apaçık. Bir şeyde açıklık yok dinle alakalı, uzak dur ordan. Orda şeytan galip.

Medine-i Münevvere’de apaçıktı din. Saklı gizli yok. Düşman geliyor, düşman geliyor. Savaşalım, savaşalım. istişare ettiler apaçık. Hendek kazalım. Hendek kazdılar. Apaçık. Dinin hangi hükmü apaçık değil? Sen din

mi anlatıyorsun, apaçık kardeş. Bak, gidin okuyun. Hz. Ali efendimiz radyallahuanh hazretleri ile Muaviye’nin arasındaki meseleyi. Apaçık. Saklı gizli yok. Muaviye’nin askerleri, Muaviyenin emriyle kur’an-ı kerim sayfalarını, kılıçlarının mızraklarının uçlarına taktılar mı? Evet. Kur’an’ın hükmünü istiyoruz dediler mi? Evet. Karşı çıkmalarının sebebi neydi? Adaletti istedikleri. Hukuk yok dediler. Meydanda. Abdülhamit Han’ın devrilmesi meydanda mı? Meydanda. Şimdi de müslümanları ne yapıyorlar? Kur’an’la aldatmaya çalışıyorlar, meydanda. Dinle aldatmaya çalışıyorlar, meydanda. Meydanda! Gözünüzün önünde oluyor. Dervişleri, tarikatları dervişlikle, tarikatla aldatmak istiyorlar. Meydanda, meydanda, aldatmaları meydanda. O zaman biz müslümanlar, aldanmıyacağız. Biz müslümanlar, kur’an ve sünneti iyi öğreneceğiz. Biz müslümanlar, bileceğiz neyin ne olduğunu, bileceğiz. Dinde boşluk yok. Hiçbirşeyde.

Geçen gün bir arkadaşa söyledim, dedim imam, imam seçmeye hakkın var senin, imamı dahi seçeceksin, imam! Hangi imamın arkasında namaz kılacağını seçeceksin. Bu hakkın var senin. Bakcan, adamın sünnete göre sakalı var mı? Adamın kur’an-ı kerim’i telaffuzu iyi mi? Adamın ilmi bilgisi iyi mi? Adamın ahlakı iyi mi? Adamın edebi iyi mi? Seçeceksin. Hoca bakacak arkaya, hiç cemaat yok. Aaa! Neden kimse gelmiyor? Hoca, sen de benim gibi cıscıvlak sakalsızsın. Sen Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin makamındasın. Onun işini yapıyorsun, bu sakalsızlık niye? Erkek güzellik yarışmasına mı katılacaksın sen? Ya imam fâsık olsa da tabii olunur. Tabii olunur, ben sana tabi olmayacağım. Neden? Sakalın yok. Şurda sakallı imam var. Ben sana tabii olmayacağım. Neden? Sen namazlardan önce yarım saat burda sohbet etmiyorsun cemaata. Ben sana tabi olmayacağım. Neden? Ya tatil günü sen baktım evdeydin, kapının önündeydin. Tatilim diye namaza gelmedin. imamı seçiyorsun.

Seçeceksin arkadaşını. Kim? Beş tane adam var, biri namaz kılıyor. Namaz kılanı seçmek zorundasın. Öbürkünler namaz kılmıyor, onları namaza alıştırmakla sorumlusun. Birisi hem namaz kılıyor, hem sakallı. Ooo, sen daha iyisin gel. Sen bir numaraya geçtin ama birinin de ahlaki çok güzel, ooo, harika. Sen baş numaraya gel. Seçeceksin, her şeyi seçeceksin. Her şeyin iyisini alacaksın, domatesin iyisin alıyorsun ya, ayakkabının iyisini seçiyorsun ya, elbisenin iyisini seçiyorsun ya, içeceğin iyisini seçiyorsun ya, yemeğin iyisini seçiyorsun ya, seçeceksin, her şeyin iyisini seçeceksin, bakacaksın, on tane marka var. Hangisi islami. Aaa, bu islami. Tamam onu alacaksın.

Beş tane adam var, dört tane adam var. Bakacaksın, hangisi namaz kılıyor, hangisi namaz kılıyor? Hangisi oruç tutuyor, hangisi kur’an-ı kerim okuyor, hangisi dine sahip. Bakacaksın. Aaaa. Bu hem namaz kılıyor, hem

oruç tutuyor, hem kur’an-ı kerim okuyor, hem imam hatip mezunu. Aaa, dur! Seçmezsen onu Allah da seni seçmez. Sen Allah’ın emirlerini yerine getiren kimsenin yanında duracaksın, farz, farz! Salihlerle beraber olun, farz. Ayet i kerime, salih olanı seçeceksin. Evin salihini seçeceksin, kadının salihini seçeceksin, adamın salihini seçeceksin, arabanın salihini seçeceksin, yiyeceğin salihini seçeceksin, meyvenin salihini seçeceksin, sebzenin salihini seçeceksin. Salih, mükemmele yakın, her şeyi tam, salih. Siz salihlerle beraber olun. Arkadaşlıkta, dostlukta, kardeşlikte, yemede, içmede, eşyada, evde, hanımda, erkekte, salih olanı seçeceksin ve salihin yanında duracaksın. Dünyalık üç şey size yeter: Salih bir kadın, salih bir ev, salih bir binek. Kime diyor Cenab ı Hak, dünyada bu üç şeyi verirse, dünyalık nimeti tamamdır onun. Salih bir kadın, kocasının emirlerini dinleyen ve kocasının akrabalarına ve misafirlere hizmet eden kadın, salih araba menziline hızla ve güvenle götüren araç, salih ev evde misafirlerin rahat edebileceği, eşinin ve çocuklarının rahat edebileceği bir ev. Bu üçü diyor bir insanın üzerinde varsa, dünyalık olarak nimeti tamamdır onun.Bak, salih olanı seçeceksin. Salih bir ev. Ev mi alacaksın. Salih olacak, ha eline göre. Diyeceksin ki misafir ağırlamalıyım, geniş tut kendini. Bana bir göz olsa, oda olsa yeter. Yok, sana bir göz oda yetmez müslümana. Sen bir göz oda yeter diyorsan, Allah’tan ümidini kesmişsin sen, Allah’la bağını koparmışsın. Sen de ki yarabbi misafirlerimin de rahat edeceği, çoluğumun çocuğumun da rahat edeceği salih bir ev nasip eyle. Amin! Yarabbi, benim misafirlerime, anneme, babama, etrafıma, evime gelen insanlara hizmet edecek, hürmet edecek, güleryüzlü davranacak, güler yüzlü davranacak bir eş nasip eyle. Amin! Dünyalık nimet. Yarabbi, Allah yolunda koşmak için bana salih bir binek nasip eyle. Amin!

Birisi geldi dedi efendim, ben bir araba alayım, ben bütün dervişleri gezdireceğim. Oğlum gezdirmezsin bak ondan sonra zor olur, sıkıntı olur. Efendim, dua et bir araba alayım, ben dervişleri gezdireceğim. iyi inşallah Cenab ı Hak sana araba versin. Benim yanımda oluyor. Tecelli ediyor bu. Biz Sivas’a gidiyoruz. Allah dedi buna araba verecek Mustafa Efendi dedi ama dedi o gezdirmez dedi. Ben arabayı kullanıyorum. Yorum yapmak yok. Konuşmak da yok. Takip ediyorum, adam bir tane araba aldı. Yapıyorum dediğin, o zaman ben Bursa’dan gidiyorum. Nevşehir’den alıyorum, Sivas-Tokat işte Ankara dolaşıyor. Bazen istanbul’a bırakıyorum, ben Bursa’ya geliyorum veya bazen direk Bursa’ya geliyoruz ondan sonra şeyh efendi Bursa’da duruyor. Burdan izmir’e gidiyor. Ben burdan izmir’e götürüyorum. izmir’den Konya’ya götürüyorum, bazen Konya’da bırakıyorum, bazen Konya’dan Nevşehir’e bırakıyorum. Bir büyük tur var bizim rink, bir küçük turlar var.

Büyük tur olunca Kayseri-Sivas Tokat-Ankara-istanbul-Bursa-izmir- Konya-Nevşehir yapıyoruz. Öyle bakmayın, onbeş gün sürüyor, onaltı gün sürüyor. Kayseriye gidiyoruz. Orda bir gün kalıyor, iki gün değil. Sivas’a gidiyosuz iki gün yetmiyor. Bazen üç gün kalıyor. Oradan Tokat’a geçiyoruz. Tokat’ta da en az iki gün. Üç daha. Dört gün. Tokat’ta da iki gün kaldı. Altı. Ankara’ya geçiyoruz. Ankara’da da iki gün kalıyor, sekiz. istanbul’a geçiyor. istanbul’da üç gün kalıyor bazen kızının evi var orda. Onu bırakıp geliyorum ben. Gidiyorum, geliyorum oraya. Üç gün dört gün de orada kalıyor. On bir, oniki gün. Ordan Bursa’ya geliyor. Bursa’da da üç gün kalıyor çünkü o ara normalde üç güne çıkardı. Bir arada üç güne indirdi. Bir tek Bursa’da geçerli değil, üç gün. Diğer yerlerde üç gün, en fazla. Bursa’da beş gün, altı gün kalıyor. Normalde oniki, üç gün de Bursa’da kalırsa, onbeş.izmir’e gidiyor. izmir’de de üç gün kalıyor. Etti onsekiz. Konya’ya gidiyor. Konya’da da üç gün kalıyor. Yirmibir. Mustafa Efendi, yirmibir oldu, tamam oldu. Şimdi beni Nevşehir’e bırak diyor. Ben de onlan beraber geziyorum. Yirmibir gün. Biz dükkan çalıştırırken şeyhin yanında durmadık. Onlar para kazanıyorlardı o zaman.

Hani Ebu Hureyre radyallahuanh hazretleri diyor ya, ben diyor Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yanında dururken, ondan diyor hadis ezberlerken, ilim alırken, diğerleri diyor ticaret yapıyorlardı. Öldükten sonra şeyh olmak kolay. Ölü bir şeyhe bağlanmak da kolaydır. Neden? Hizmet istemeyecek ki senden, evladım şunu şöyle yap demeyecek sana. Namazı kıldın mı diyen yok. Orucu tuttun mu diyen yok. Şurada zikrullaha gittin mi diyen yok. Ölü nasıl olsa şeyh. Hesaba çekecek olan kimse yok. Hesap vereceğin de de kimse yok. Ölü şeyh en iyi şeyh. Evet, onlar bulurlar. O ölüler öyle mübarekdi ki. Bir de onlar öldükten sonra da birilerine derler, benim yerime sen geç diye. Bir de onlar çıkar. Mesela kadının birisi çıkmış, şeyh efendi bana vazife verdi demiş. Ordan başka bir kadın geldi, ya dedi filanca vazifeye tayin etmiş. Kolay. Normal dedim ben. Neden? Ya insanlar peygamberliğini ilan ediyor dedim. Bırak o dedim çavuşum diye ilan etmiş. Ya Peygamberim diye ilan etse ne yapacaksın dedim. Ya nasıl dedi. Basbayağı dedim. Adam, ben peygamberim diyor dedim. Nebiyim. Canı sıkılıyor, ertesi gün veliliğe dönüyor, ertesi gün yine nebi oluyor. Hadi bir gün mehdi oluyor. O dedim hiç olmazsa rüyasında çalması rüyasında çavuşsun demişler. Kim demiş dedim ben. Eee dedi şeyhinin söylediğini söylüyor. Ha mübarek dedim. Diriyken söylemedi ya dedim. Şimdi ölüyken söylüyor dedim. Öyle ya! Ölüyü konuşturmak kolaydır çünkü. Tabii, çok basittir. Adam der, rüyamda seni gördüm. Sen bana ders verdin. Ne diyeceksin görmedin mi diyeceksin adama. Dinsen bakarsın, rüya gördü mü

görmedi mi? Aaa, bakılır mı? Evet. Eee ölü şeyh. Kim bakacak ona? Bakacak yok. Eee sonradan da zaten bana icazet de verdi, beni de şeyh yaptı dersin çıkarsın işin içinden. Kolay. Diri zor.

Biz böyle kısa ring neydi biliyor musunuz. En kısası var. En kısası. Nevşehir’den alıyoruz. Alıyorum şeye gidiyoruz. Kayseri- Sivas- Tokat- Ankara-Nevşehir. En kısası bu. Bu arkadaşın arabası oldu. Takip ediyom şimdi. Bir gün şeyh efendinin yanında o da var. Salonun yanında. Bana telefon açtı. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Ne yapıyorsun? iyiyim efendim dedim. Nasıl, işlerin durumu? Hiç, direk konuşma bu. Sizden haber bekliyordum efendim. Ne için? Seyahat için efendim. işlerini düzelttin mi? Düzelttim efendim. Nereye düzeltin, o havada uçuşuyor her şey. işim bozuk dediğinde gelme diyecek, zaten o da gelmeyeceğim demek. Yarın ödemem vardı efendim dedin. Ben gelmeyeceğim demenin başka bir yoludur o. Yarın birisine söz verdiydim. Ben gelmeyeceğim demenin başka dilidir o. Yarın bir misafir gelecekti. Oluuur. Sen misafirini ağırla onu. Ben gelmeyeceğim demektir bunların hepsi de. Ben yapamayacağım. Ben edemeyeceğim demektir. Bir şeyh birisine ne yapıyorsun? iyi misin, boş musun dediğinde, efendim yarın şuyum var dediysem, bil ki o adam yarın artıko seni sallıyor. Hiç demedim. Allah dedirttirmesin bana. Birisi öyle dese soğurum ondan. Ondan korkuyorum. Sizden emir bekliyorum efendim. Hazırım dedim. Nasıl dedi. Sivas’a gidilecek de oğlum dedi ondan sonra. Sivaslılar boyna ağlıyor. Onlar hep ağlıyorlar zaten. Onlar o kadar ağlıyorlar. Biz gidelim alalım diyen yok. Gidip de Nevşehir’e Efendim biz çok ağlıyoruz. O yüzden geldik seni götürmeye diyen yok. Ha bire ağlıyorlar. Telefonda da öyle diyorlar ha. Efendim bütün herkes burada ağlıyor. Sizi bekliyor. Bir gün dedim onlara ya bu kadar ağlıyorsunuz dedim, mübarek insanlar dedim, ağladınız kadar dedim bir araba gidin alın gelin. Mustafa Efendi, sen ne demek istedin şimdi. Buraya getirmek zor mu geldi. Ya bana zor gelmiyor dedim. Ne zor gelecek, habire ağlıyorsunuz, mübarek insanlar dedim. Bize biraz da fiiliyat yapın. Getirin, yapın. Aaa, o adam da oradaymış. Araba isteyen. Ben ama tahmin ettim. Dedim yüzde yüz bu oradaydı. Ben neyse hemen hiç hemen ben de hazır benim. Ben bazen yoldan arıyorum. Diyorum ben Nevşehir’e gidiyorum, haberin olsun. Onu da soruyor çünkü şeyh efendi. Mustafa Efendi. Buyurun efendim. Geline söyledin mi? Söyledim efendim. Diycen. Söylemedim dediysen, sen oğlum nerden böyle bir erkeklik yapıyorsunuz. Haber vermeden evden çıkıp gidiyorsunuz. Bayındırlılar hep böyle erkek midir Musta Efendi? Bu repliği bazen hoş oluyor. Ben bazen hususi söylemiyorum. Arabaya biniyor. Selamünaleyküm aleykümselam. Hayırlı yolculuk. Allah razı olsun efendim. Üç ihlas bir Fatiha okunuyor.

Üç tevhid okutuyor. Biz arabada beraberiz. Fatiha, okuyoruz giderken. Mustafa Efendi, geline söyledin mi? Hayır efendim. Allah Allah, oğlum neden söylemedin. Efendim işte fırsat olmadı. Bayındırlılar hep böyle erkek midir Mustafa Efendi? Gittin gittik midir? Efendim ben derviş oldum, kılıbık oldum. Nasıl yani? Ben önceden daha erkektim efendim. Nasıl yani oğlum? Ben efendim, ben giderdim üç gün, beş gün, on gün, onbeş gün bana neredesin diye kimse sormazdı. Sorsa ne oluyordu? Annem bir sefer sordu. Cama bir yumruk vurdum. Cam komple çerçevesi ile beraber gitti. Annem bir daha sormadı Efendim. Ha sen cama da yumruk vuruyordun? Evet, vuruyordum efendim. Allah Allah, geçen anlatdıydın sen. Duvara da kafa vuruyor muşsun. Çok sinirlendiğimde duvara da kafa vururdum efendim. Eee Mustafa Efendi, kafan acımıyor muydu? Hissetmiyorum Efendim ben, sinirlendiğimde ben duvara kafamı vuruyorum. Hissetmiyordum ben. Hiç hissetmiyor muydun? Hiç hissetmiyordum. Oğlum, sen ne tuhaf adamsın. Hadi ara bakayım gelini. Emredersiniz Efendim. Hoş şeyler bunlar, bak ne kadar tatlı tatlı anlatıyorum size şimdi. Ben arıyorum şimdi. Selamünaleyküm, gayet sert bir şekilde, Aleykümselam. Biz şeyh efendi hazretleri ile beraber Nevşehir’den Kayseri’ye doğru yola çıktık. Sana selamı var.Ver ver, gelinin bir sesini duyayım. Tabii. Allah rahmet eylesin. Yolda gidiyoruz ya hani o dua ettiğimiz vardı ya araba alsın diye. Evet efendim. O bir araba aldı. Onu beğenmedi, sattı. Satınca tekrar geldi, dedi ki efendim bu küçüktü, taksiydi, büyük bir minibüs alayım, dervişlerle beraber gezdireyim dedi. Onu da aldı. Hala da bekliyoruz oğlum. Hala da bekliyoruz. Yani o adam dua istedi. Ne için? Şeyhi gezdirmek için. Ne ile aldattı? Kendince yolla aldattı, seni gezdiririm efendim dedi. Aldatır mı insanlar? Aldatır.

‘Aşağılık kişiler dilenmek için yünden arslan yaparlar.’ Aslan yaparlar yünden. Dilenecek ya o kimse. O dilenmek için sana yünden arslan yapar, kanarsın sen. Onu gerçek arslan zannedersin. O dilenecek. O dilenmek için sana türlü numaralar çeker. Turlü göz boyamaları yapar sana. O çünkü seni ütecek. O senden alacak çünkü, yiyecek senden o parayı. Bizim bir arkadaşlardan birisi vardı. Şimdi baktım öyle burada mı diye de rahat konuşup konuşmayacağımdan değil, o anlayacak. Yani onunla göz göze gelecektim. Onlar şimdi birisi diyormuş ki abi kursta hafızlar yetişiyor. Kursa para lazım. işte şu lazım, bu lazım. Bunlar da veriyorlarmış böyle, birgün bir rüya görmüş bu. Rüyasında, bakın yol ne kadar apaçık, peygamber efendilerimizden birisi ikaz etmiş, zekatlarını doğru yere gitmiyor diye, zekat geçersiz yani. Güldür güldür güldür güldür geldi, abi dedi ya. Efendim böyle böyle. Dedim peygamberlerin şekline, şemaline, suretine şeytan girmez. Yol açık,

senin zekatın uçmuş dedim. Nasıl? Basbayağı yani. Ya? Gitmemiş gittiği yere, rüyan bu. Şimdi öyle olunca başlıyor adamı araştırmaya. Kardeş diyelim artık, bulmuş ya biryer, yünden arslan yapmış. Bizim arkadaş da zannediyor ki bunlar kursa götürüyorlar parayı. Kur’an kursuna, hafızlık kursuna. Yutmuş. Diyor geçenlerde efendim diyor o adam gene geldi, paradan çeke döndü. Ondan sonra çek de olmadı, biz vermiyoruz deyince dedi, biz vermiyoruz deyince, bu sefer en sonunda dayanamadı dedi, ya benim harçlığım yok. Bana harçlık verin demiş. O dilenciler, yünden arslan yapar size. Arabanın lastiği değişmesi lazım canım, çok da sohbetlere gidip geliyoruz biz. Arabanın lastiği çabuk aşınıyor. E bende de bir emekli maaşı var, başka bir şey yok. Bu ne demek? Benim arabamın lastiğini değiştirin demek. Yaşadık bunları biz hep. Adam şeyh efendiyi getirdi buraya, dört tane lastiğini değiştirdi gitti. Bide canhıraş getir.. Oğlum getirme, ben alıp getiriyorum buraya. Getirme istemiyorum diyorum. Sen getirme. Adama karşı içim soğuk. Getireceğim Allah getireceğim. Şeyh Efendiye yalvar yakar. Götüreyim, götüreyim, götüreyim. Geldi. Artık ne konuştular ne dedilerse, şeyh efendi dedi ki Mustafa Efendi oğlum, bunun lastiklerini değiştittirin dedi. Emredersin efendim. Gittik, dört lastik aldık, değiştirdik. Yine adam ne yapacak normalde, arabası onun. Abi dört lastik kaç para? Yüz lira. Al yüz lira demesi lazım, yok hiç seslenmiyorum ben de. Götürecek burdan, dedim sen götürme, ben götürürüm. Neden dedi. Ya ben götürürüm, yok götüreceğim, götürdü.

Aradan bir ay geçti. Gene getirecek. Bana söylüyor önce. Babayı getireceğim abi diyor. Getirme abicim dedim. Bu meseleyi de şeyh efendiye söyleme, senin aleyhine olur dedim. Söyleme. Şeyh efendiye söylemiş, efendim sizi Bursa’ya götüreyim diye. Şeyh efendi dedi, oğlum dedi, bir şey var bu işin içinde dedi. Bu adam ikide bir de sizi Bursa’ya götüreyim diyor dedi. Efendim, siz Bursa’ya gelmek istiyorsanız ben gelir alırım sizi dedim. Ben hemen çıkayım yola, geleyim alayım dedim. O arkadaş getirmesin efendim dedim. Anlaşıldı Mustafa Efendi dedi, sen gel al oğlum beni dedi. Ben cırrrt gittim, buradan altıyüzotuz kilometredir Nevşehir. Ben altıyüzotuz kilometre yeri, dört saat onbeş dakikada gittiğimi bilirim. Gittim, geliyoruz. O dedi dört lastik taktırdık dedi. Onun parasını verdi mi dedi. Hayır efendim, teklif etti mi dedi, hayır efendim dedim. Sen bir şey söyledin mi dedi. Hayır efendim dedim. Kaç para verdiniz dedi. Şu kadar efendim dedim. Oğlum neden istemedin dedi. Sustum. Sen istemen değil mi dedi. Sustum. Allah Allah dedim.

Haa! Neyle aldatırlar sizi? Şeyhimizle aldatırlar. Bundan benim evde yok. iyi git al, işin ne. Böyle asasınlan. Bunlar yaşadığım tecrübe. Hikaye anlatmıyorum size. Böyle çay paketinin diyor, bundan bizim evde yok. Çay paketi, çay yokmuş evde. Çavuşlar, nakipler nükebbalar bir yerde hizmet eden, hizmetin başındaki ablalar, sakın ha, sakın ha! Benim şimdi iğidirlilere bizde armut kalmadı demek gibi bir şey. iğdirliler, armut var mı?(Var efendim) Vay, bak! Sakın ha bana getirmeyin. Bunun gibi bir şey. Evet, o andırıyor, o dilenecek. Bu dilenmek başka bir şey değil. Bakın bu dilenmek asla, asla ve dini yaşıyorum diyenler, bu hale gelirlerse dindarlıklarını çiğniyorlar. Allah muhafaza eylesin. Vardır öyle, abi fukara dervişler var be. Onlara zekat dağıtıyoruz biz de. Abi burda arkadaşlara biz zekat dağıtıyoruz. Zekatı bize ver. Bizim dergahımızda yoktur böyle bir şey. Bizim dergahımızda kimsenin zekat toplamaya muktedirliği, hakkı, müsaadesi yok. Hiçbir çavuş, onbaşı, nakip, nukebba. su kabağı ne varsa bizde yoktur böyle bir şey. Birileri yapmış. Allah tepesitaklak getirir onu.

O boyna şarkı söyler sana, türkü söyler o. Şundan olduydu da bundan olduydu da… Kendine bak. Sen ne hainlik yaptın da bu zikrullah halakasından gittin. Sen ne vicdansızlık, merhametsizlik yaptın da, bu zikrullah halakasından atıldın. Zikrullah halakası çünkü cennet bahçesidir. Cennet bahçesi. Sen zikrullah halakasına bir hafta gidemediğinde düşün. Ben cennetten neden atıldım? Kendi kendine düşün. Ben nasıl, ne yaptım ki cennet halakasından, cennet bahçesinden ben dışarı gittim. Ne yaptım ki ben? Hemen başla filmi geriye doğru sarmaya. Ben ne haram yedim de cennete layık olamadım. Ben hangi haramı işledim de cennete gidemedim. Ben hangi küstahlığı işledim ki af olacak olduğum o zikrullah halakasına gidemedim. Ha, adamın mesaisi öyleymiş. Bunlar müstesna Gececiymiş, gündüzcüymüş bunlar. Aaa, o evde. Ha kumanda elinde. Aa evde, ne, teyzesinin, yengesinin fatma ablası gelmiş! Ha tamam, o kovulmuş! Kimse kimseyi kovmaz orda. Ya? Senin yaptığın amelin kovar orda seni. Sen bir halt işlemişindir. Bir mürşid i kamilin kapısından sen ne yaptın da kovuldun? Sen bir mürşid-i kamile intisap edemiyorsan, sen ne yaptın da intisap edemiyorsun, bir mürşid-i kamile neden gidemiyorsun? Neden bulamıyorsun? Niçin Cenab ı Hak sana rüyanda göstermiyor? Niçin Cenab ı Hah senin kulağından tutup bir dostunun yanına seni dost etmiyor? Kendine bak! Ya? Sen de aşağılıkca işler yaptın demek. Yazıyor ya, ne diyor? Aşağılık kişiler. Kim bu aşağılık kişiler? Aşağılık yapanlar, dilencilik yapanlar, milletin zekatını cebellez edenler, milletin sadakasını cebellez edenler. Milletten zekatdı, sadakaydı toplayıp, yok kur’an kursuna götürüyoruz, yok hafızlara götürüyoruz,

yok etrafımızda fukara insanlar var deyip cebellez edenler. Aşağılık kişiler. Dinlerini dilencilik yapmak için kullananlar, aşağılık kişiler. Bir de biz de öyle bir şey var ya, adam dinlenmezse yok canım küstahın teki o. Dilenmiyor ya. Bu araba kimin?

Gelmiş birisi izmit’te. Bana işaret etti ve açtım buyur dedim. Bu araba kimin dedi. Benim dedim. Yaptı, haa sen dedim şimdi benim arabam lüks diye böyle kafa sallıyorsun değil mi dedim. Alışmamış daha. O şeyh dediğin dilenecek onlar için. Hoca dediğin dilenecek. Bir de malı mülkü parası pulu olmayacak onun. Ya da saklayacak. O kendi bulunduğu yerde hiç bir malı yokmuş gibi gösterecek kendini. Orda bir göz odası olacak, gidecek başka şehirlerde apartmanları dikecek orda çocukların üstüne. Ona alışmışlar. Oğlanlar başka şehirlerde, safahat içinde yaşıyorlar. Nerden? Cemaatin zekatlarından. Dilenmeyi adet edinmişler. Bize de dilenen şeyh lazım. Bize de dilenen derviş lazım. Neden? Ona ahkam keseceğiz biz! E şeyh efendi şimdi para dilendiği kimseye laf söyleyebilir mi ya! Dilenecek. Arkası kesilir sonra. Ona zaten ters bir şey yaparsan, ne arabasına bindirir, ne para verir ona, ne altın verir. Onun söylediklerini dinlemesi için de biraz altın vermek lazım. Biraz ıspanak götürmek lazım, biraz pırasa götürmek lazım. Ispanak pırasa da işe yarar mı? Ya yarar. Kimisi ıspanağa, pırasaya dahi bakar. Aşağılığın sonu yok. Aşağılığın sonu yok. Aşağılığın sonu yoktur. Bu fakir görmüş bunları hep. Allah bizi muhafaza eylesin.

‘Ebu Müseylemenin adı kezzap olarak kaldı, Muhammed’e ise akıl sahibi, ilim irfan sahibi dendi.’ O da peygamberlik ilan etti. Ne dendi? Müseylemet ül Kezzap. Yalancı, kezzap yalancı. Birisi aldatmak için peygamberlik ilan eder. Birisi kandırmak için peygamberlik ilan eder. Birisi insanları peygamberlikle aldatır. Birisi der ki ben her gece Peygamber ile görüşüyorum. Bilmiş ol ha! Ya? Getir bana. Dedi ki, e ne dedi? Zekatlarını bana getirsinler dedi. Ha! Dedi ki, ne dedi? Şunu şöyle yapsınlar dedi. Ooo, eyvallah. Allah Allah! Ya? Din belli değil mi? Kur’an sünnet gelmedi mi, bitmedi mi? Bitti. Eee? Yeni hükümler geliyor. Ona da bir kitap inmiş. Ona nerden indi? E o resul. Ne? Resul! E son resul de nebi de gelmeyecek diyor hadisi şerifte? Hadis-i Şerifte benden sonra bir resul, bir nebi gelmeyecek, bir peygamber gelmeyecek, resullerin de nebilerin de peygamberlerin de sonuncusu Muhammed i Mustafa’dır. Hadis i şerif. Sen bir resul geldi dediğin anda, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini yalancı hükmüne koydun. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerini yalancı hükmünü koyan kimse kafirin ta kendisidir. Kafirdir. Gelmeyecek dedi. Hadis, sahih.

Benden sonra hem açıklama. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri peygamber, mucize söylediği bütün sözler, mucize.

Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mucizelerini anlatırlar ya, eksik. Onun bütün hadisleri, bütün sözleri, mucize mukabilindedir. Ayı ikiye yardı. Ogünkünlere mucizeydi o. Bugünkünlere mucize ne? Söylediği sözler. Bak çıkıyor. Diyor ki benden sonra, sıralamış hadis i şerif, benden sonra ne bir nebi, ne bir resul, ne bir peygamber gelmeyecektir. Ben nebilerin, resullerin peygamberlerin sonuncusuyum. Adam diyor ki ben Resul’üm. O zaman Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sözü var. Gelmeyecek dedi. Sen, ben resulüm diyorsun. O, benden sonra bir resul gelmeyecek dedi. Bu söz yalan o zaman, nerden baktığına bağlı. Ya ben buradan bakıyorum, sen nereden bakıyorsun? Sen baktığın yeri söyle bana. Baktığın yeri söyleyemiyorsun. Ben de diyorum ki kim nebiyim, resulüm diyorsa ya kâfirdir ya delidir. Çünkü hadis-i şerif var, ayet i kerime var. Peygamberlerin sonuncusu. Müseylemetül Kezzablar daha çıkacak mı, çıkacak ama onlar hep yalancı olacak. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin kur’an ve sünnetin dışında konuşturacaklar mı? Konuşturacaklar. Kezzab: yalancı. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerini, haram ettiği, haram gördüğü bir şeyin içerisinde gösterecekler mi? Gösterecekler. Kezzab:Yalancı, yalancı! Namazları beşe katlayın demiyor. Birisi gelse ben Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyamda gördüm. Ee? Beş vakit namazı, on vakde çıkardı. Ne yapacaksınız? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini ben rüyamda gördüm, ramazan orucunu atmış güne çıkarın dedi. Ne yapacaksınız?

Ne ile aldattı sizi? Hz. Peygamber Efendimizle aldattı. Ne ile aldattı sizi? Hz. Peygamber Efendimizi konuşturaraktan aldattı. Ne ile aldattı sizi? Geçmiş şeyh efendileri konuşturaraktan aldattı. Benim şeyhim sağlığında hiç kimseye arkadan herhangi bir şey bırakmadı. Bir icazet yazmadı kimse. Bizim Hüseyin, Cafer, Adnan üçü sordular hastalığının son döneminde. Ben dedim ki sorun, kendisinden sonra kime intisap edilecek. Hatta dedim ki Cafer, dedim Hüseyin edeb eder, Adnan korkar, senin hukukun farklı. Sen sor dedim. O kardeşler de üzerlerine alınmasınlar. Cafer demiş ki efendim siz vefat edince kime tabii olacağız? Yanında oğulları da var, yanlarında Tokatlılar da varmış, yanında birkaç tane işte Tokatlı filan varmış. Cafer daha iyi biliyor, demiş ki evladım dergahın içerisinde bir tek demiş Mustafa abinizin seyr i süluku var, o da durduruldu ama Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri açacak demiş onun durumunu. Herkes demiş, herkes istihare yapsın. Durum bu. Geldiler bunlar, ne dedi dedim. Böyle böyle dedi.

iyi, hayırlısı olsun dedim. Vefat ettikten sonra herkes konuşturuyor şeyh efendiyi bizim. Neyle aldatırlar sizi? Şeyhinizle aldatırlar.

Kardeş, bize bunu söyledi. Bana da söylediği var. Bana ne diyorlarsa desinler, bana dedi ki tuttu elimden, bak haber i vahid bu. Bunu bana, bana vasiyeti, elimden tuttu. Beytullah karşımızda böyle, Mustafa Efendi, ben vefat ettikten sonra sakın oğlum dedi ben oldum diye çıkma, sakın böyle bir ilan etme. Emredersiniz efendim. Herkese istihare etmelerini söyle. Emredersiniz efendim. istiharelerinde kimi rüyalarında görürlerse ona intisab etsinler. Emredersiniz efendim. Mustafa efendi, Beytullah şahit olsun. Şahit olsun efendim. Bunu bütün dergaha söyle Mustafa efendi. Emredersiniz efendim. Oğlum, bunu dinlemek istemezler, bak Mustafa Efendi, tekrar söylüyorum. Bunu bütün dergaha tebliğ et ben öldükten sonra, bu son umrede olan bir hadise, beraber gittiğimiz. Emredersiniz efendim. Öyle bir haldi ki o esnada öyle bir haldi ki bundan bir santim ayrılmak mümkün değil. Ahiret yakın herkese. Mahşer bir gün sonra. Ben herkese ilan ettim. Bana söylediği bu. Bana dedi ki sakın ha dedi kendi yolunu anlattı. O kendisi çünkü öyle söylemişti, bana rüyada bana öyle dedi rüyada verdiler dedi. Bana dedi oğlum sakın ha dedi, bana rüyada verdiler deyip çıkma dedi. Kendi o acıyı çekti çünkü kendisi. Emredersiniz Efendim. Hiç ben size bugüne kadar şeyhim dedim mi? Olmadım çünkü ben. Sonra anladım, oldum diyenler hep yanılmışlar. Yolun sonu yokmuş. Oldum diyenler hep yarı yolda kalmışlar. Hep yarı yolda kalmışlar. Oysa, o sonsuz olan sevgilinin, hiçbir şeyinin sonu yok. Hiçbir şeyinin sonu yok. O zaman o vefat ettikten sonra anladım. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini. Hani diyor ya, hakkıyla sana kulluk edemedim ya Mabut. O zaman anladım. Şimdi oldum diyenlere bakıyorum, yolu o kadarmış garibimin diyor. Olmuş ya yolu o kadarmış. Ermiş ya yolu o kadarmış. Gideceği yer o kadarmış. Sınırlı. Bir sınırsız var. Sınırsızın koyduğu bazen de sınır var mı? Var. Kiminizi kiminizden üstün yarattık. Kiminizi kiminizden daha faziletli yarattık.

‘O Allah şarabının mührü, şarap küpünün kapağı halis misktir.’

O Peygamber(s.a.v.) hazretleri, Allah şarabının mührü. Şarap küpünün de kapağı. Ondan sonra yok. Mührü, sonu yani, kapağı, sonu. Ey Hz. Mevlana’y ıResul görenler. Hz. Mevlana’yı peygamberden üstün görenler, Hz. Mevlana’yı dinler üstü gören ahmaklar, Hazreti Mevlana’yı peygamberler üstü gören ahmaklar. Bak o ne diyor? O Allah şarabının mührü, o mektup. Mektubun altında mühür, bitmiş. O hani böyle mektubun ortasını açılmasın diye bir mühür koyarsınız ya, o öyle bir mühür. Hani şarabın kapağı vardır ya kapatırsınız bitmiştir. Demlenmeye bırakılmıştır, mayalanmaya

bırakılmıştır. O kapak kapandı bitti. içindekinler mayalanacak. Ne olacak içerdekinler şarap olacak. Üzüm suyu bu, şarap olacak. Koruktu, şarap olacak içindekiler, mayalanacak. Ne ile mayalanacak? Allah ve Resul’ünün yoluyla mayalanacak. Ne ile mayalanacak? Allah sevgisiyle, Resulullah sevgisi ile mayalanacak sallallahü ve sellemle. Kapak kapandı, bitti. Sonra peygamber yok artık.

Başka nebi yok. Başka din yok. Son din islam. Son peygamber Muhammed i Mustafa(s.a.v.). Kim onun dinine, getirmiş olduğu dine iman etmezse, cehennemlik. Ebediyen cehennemlik. Bakmayın, o hristiyanların, yahudilerin şimdiki hristiyanları, yahudileri, budistleri cennete katanlara. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri diyor ki kim benim peygamberliğime iman etmezse, iman etmiş olmaz ve o ebedi cehennemliktir. Sen birilerini cennetlik ediyorsan, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini yalanlıyorsun. Dikkat et kendine, onu yalanlamak küfür. Onu yalanlamak küfür. Allah muhafaza eylesin. ‘Adi şarap köpüğünün kapağı ise pis kokulu şeydir. Azaptır.’ Adi şarap ne? Kafirler, kur’an ve sünnetin dışındaki düşünceler, yalancı peygamberler, yalancı veliler, yalancı dervişler, derviş görünümündeki dilenciler, şeyh görünümündeki dilenciler, hoca görünümündeki dilenciler, cemaat görünümündeki dilenciler. Adını ne dersen de. Bir kimse inancını dilenme kapısı yaptıysa, aşağılığın ta kendisi. Bir kimse inancını zekat toplama kapısı yaptıysa, aşağılığın ta kendisi. Aşağılıkla, aşağılıkla dolaşanlarla Allah bizi bir ve beraber eylemesin.

Bizi salihlerden eylesin. Bizi salihlerin yolunda eylesin. Bizleri Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ile beraber eylesin. Bizleri Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin sünnetine tabi olanlardan eylesin. Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışanlardan eylesin. Ümmeti Muhammed’e birlik beraberlik nasip eylesin. Memleketimizdeki müslümanların tek çatı altında toplasın, müslümanları tek yerde toplasın. Ümmet i Muhammedi, inananları tek yolda toplasın. Ümmeti Muhammed’e inananları tek bir yerde dizayn etsin Cenabı Hak. Bu birliği, bu beraberliği bozacak olanlara Cenab ı Hak fırsat vermesin. Kur’an’ın, islamın, dinin, oluk oluk yaşandığı bu zamanları Cenab ı Hak daha da iyi zamanlara tevdi etsin. Daha güzel zamanlara tevdi etsin. Ümmetinin içerisinde birliği bozucu, birliği dağıtıcı, birliği muhafaza etmeyen her türlü unsuru Cenab ı Hak hilelerini kendi başlarına makus eylesin. Ümmet i Muhammed’e yardım etsin. Ümmeti Muhammed’i hıfz ı muhafaza eylesin. Memleketimizde bolluk bereket ihsan eylesin. Şu malum, kuraklık var, Cenab ı Hak şu kulaklık belası ile de bizi mahf u perişan etmesin, içimizdeki ahmaklardan, içimizdeki zalimlerden, içimizdeki

hırsızlardan, içimizdeki düzen bozuculardan, içimizdeki müşriklerden, içimizdeki kâfirlerden, içimizdeki bozup parçalayacak olanlardan dolayı bizleri kuraklıkla imtihan etmesin. Cenabı Hak onları da islamla hidayet eylesin. Bizlere de hidayet eylesin. Bizleri de kuranında sünnetinde dimdik yolunda eylesin. Ve varsa günahlarımız bizleri affeylesin ve günahkarlar yüzünden başımızda bu belalar bu musibetler, bu sıkıntılar varsa bu içimizdeki günahkarları da affeylesin. içimizde ahmaklar varsa ki var, müminlerin arasında ahmaklar varsa ki var, o ahmaklara da Cenab ı Hak akıl selameti versin. Hidayet eylesin. Doğruyu göstersin. Doğruyu bildirsin. Onları da gittikleri yanlışlıklardan geri çevirmeyi nasib eylesin. Şu memleketimizde ve islam aleminde kuran ve sünnetin yaşanmasına, Cenab ı Hak yardım eylesin. Amin diyen dillerinizi nar ı cehennemden azad eylesin.

El Fatiha maassalavat.

https://www.youtube.com/watch?v=XJbr9hAjsvo&list= PLpNiKWHUSB_KF_8QYHQPSQIvh9VWfDcyl&index=49

Kaynaklar ve Referanslar

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 1 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-4-5 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, İhsân, Sünnet, Şeyh, Halife, İcâzet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı