İmam Gazâlî Sohbetleri

Gazâlî’de Akıl ve Nakil | Gazâlî Sohbetleri 12

Gazâlî’de Akıl ve Nakil | Gazâlî Sohbetleri 12 konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.


Özgür düşünceyi bitiren. Özgür düşünceden anlayacağımız şey nedir? Biz özgür düşünce olarak anlayacağımız şeye bakmamız lazım. Özgür düşünceden ne anlamalıyız? Mesela ben özgür düşüncenin sınırlandığı yeri bir tek Allah’ın zatını tefekkür olarak görürüm. Yani bizim sınırımız Allah’ın zatını tefekkür etmekte kalır. Öbür türlü özgür düşünce noktasında kendimce başka bir sınır tanımam. Ben istediğim gibi düşüncemi çalıştırabilirim bilgim dairesinde. Ama Gazali’ye baktığımızda, Gazali’ye baktığımızda yani normalde ben oturup ihyayı komple okumuş bir kimse değilim. Yani ihyanın içerisinde baktıysam 3 be meseleye bakmışımdır. Ama hani diyeceksiniz ki sen bir gazali uzmanı mısın? değilim ama veelakin ben eee bildiğim kadarıyla Gazali’nin özgür düşünceye kilit vurduğuna dair bir ibare rastlamadım. Belki de gelecek sayfalarda onunla alakalı böyle bir şeye tespit edildiyse onu da üzerinde analiz edeceğiz.

Felsefeye neredeyse düşman olan Ben Gazali’yi felsefe düşmanı olarak da görmüyorum. Neden görmüyorum? Yani felsefeye düşman olmuş olsa oturup da tehafetül felasifeyi yazmaz. Felsefecilere cevap olarak Gazali’nin meşhur tehafetül felasifesi vardır. Yani Türkiye’deki felsefecilerin dahi zor anlayacağını zannediyorum onu. Benim diyen felsefeci tehaffetül felsefenin içerisinden çıkması zordur. Hani felsefecilere cevap diye. Sonradan bir eser daha duydum. Geçenlerde bir kardeş yazmış bana. felsefecilere cevaba cevap diye bir eser. Bakmadım ona hiç ama gün o günlerde yani Gazali’nin zamanında sonuç olarak eee eski Yunan aristokrasisinin felsefesini çöpe atmıştır. Gazali belki de Gazali belki de dedim buna normalde o zaman için eee Yunan felsefecilerine cevap verirken çok sert üsluplar kullandı. Felsefe düşmanı olarak görülebilinir ama düşman olmuş olsa kökten reddederdi. Cevap yazmazdı. cevap yazmış.

Aslında bakarsan o da selefini takip etmiş. Selefi kim? Kindi. Sonuç itibariyle eee bir kimse bir şeye cevap verecekse ona düşman hissiyle yaklaşıp Çinle ona cevap veremez. Yani onunla iletişim kurması lazım. iletişim kuraraktan anlayıp ona öyle cevap vermesi lazım. Nakilciliği hediye eden biri mi? Ona bakacak olursanız bütün dinler naklin üzerine kuruludur. Nakli reddetmeniz mümkün değildir. Nakli reddederseniz dinin özü mözü kalmaz hepsini de reddetmeniz gerekir. Çünkü bütün dinler nakilden ibarettir. Yani ilahi kitap olarak nitelendirdiğimiz Kur’an, İncil, Tevrat, Zebur veya diğer peygamberlere gelen sahifelerin hepsi de nakilden ibarettir. Nakilden yani Allah gökyüzünden bir kitap indirmemiştir. Veya filanca mağaraya bir kitap koydum. gidin oradan alın, ona tabi olun dememiştir. Peygamberlerin kalbine vahiy gelmiştir Cebrail Aleyhisselam tarafından ve peygamberler de gelen vahyi nakletmişlerdir inananlara.

O yüzden bütün dinlerin özüdür nakilcilik. Kur’an dahi bir nakildir. Bakın Kur’an dahi nakildir. Söz konusu olan din ise nakli inkar edemezsiniz. Hatta söz konusu olan felsefe ise siz yine nakli inkar edemezsiniz. Bakın felsefeyse yine nakli inkar edemezsiniz. Ve geriye doğru döndüğümüzde yazının ne zaman bulunduğunu bilmiyoruz. Hani tarihsel olarak. Çünkü Adem Aleyhisselam yeryüzüne indirildiğinde yazmayı okumayı biliyordu. Cahil değildi. Ve elinde 10 emirle indirildi. Sayfayla indirildi. O yüzden Adem Aleyhisselam okuması yazması olmayan cahil bir insan değildi. Eşyanın hakikatine vakıftı. Varlığın hakikatine vakıftı. Öyle olunca o da naklden ibarettir. Bütün dinler naklden ibarettir. Nakli inkar etmemiz mümkün değil. Yoksa Sünni İslam dünyasının düşüncesinin en büyük mimarları mı? Evet. İslam dünyasında bu tip hani yüksek kapasiteli insanlar zaman zaman çıkmıştır.

Aslında bu açıdan bakarsan bu da hadis-i şerifte mevcuttur. Her 100 yılda bir ne gelir efendim? Müceddit gelir. Müceddit nedir? dini anlayışı yenileyen, bu İslam’ın fıtratında, doğasında var olan bir şeydir. Bazı dönem dönem böyle daha yüksek kapasiteli insanlar çıkar, alimler çıkar, üstatlar çıkar. Bunlar dinin yeniden anlaşılması veya yeniden idrak edilmesi veyahut da kendi zamanlarındaki hastalıklara, hastalıklara cevap verme açısından önemli bir şeydir. Gazali de bu şahsiyetlerden birisidir. O yüzden en büyük mimarlarından birisi olarak tanımlayabiliriz. Ama en büyük mimarı dersek o öyle değil. Çünkü her şahıs kendi zamanında değerlidir. Kendi zamanında. Sebep çünkü insanların algısı değişir. İnsanların eee kemal derecesi değişir. İnsanların bilgi derecesi değişir. Böyle olunca geçmişteki bir kimsenin bilgisi bugünün insanına göre köhneleşmiş, değerini yitirmiş olarak görebiliriz.

Çünkü İslam’da değişmeyen bir tek hukuktur. Hukuk. İslam’da hukuk değişmez. Diğer müteşabih ayetlerde algı, anlayış hepsi değişmeye hazırdır. Aslında da değişmesi gerekir. Mesela içtihatların da değişmesi gerekir. İçtihatların da yeniden içtihada ihtiyacı vardır. Bunun altını çizerekten söylüyorum. Ama hani müteşabih algıların da değişmesi gerekir ki İslam bu konuda kendisini yenileyen bir dindir. Neyle yeniler? İşte yüksek kapasiteli alimlerle, sufilerle ne yapar? İslami düşünce kendisini yeniler. İslam’a dair tüm kitaplar yok olsa, geriye bir ihya kalsa yeterlidir dedirtecek kadar alim birimi. Bu da normalde zaman zaman Evet. Bu ibare değişik yerlerde okuyorum bunu. Hani eee böyle bir gazaliciler takımı vardır İslam dünyasında. Bunlar böyle zaman zaman bunu söylerler. Hani bütün kitaplar yok olsa ihya bütün her şeye yeter diye böyle ihya statüsünde İslam dünyasında çok kitap vardır.

Bakın çok kitap vardır. O yüzden bunu sadece hani Gazali’nin üzerine oturtturmak diğer alim, diğer fazıl, diğer kemale ermiş insanlara haksızlık yapılmış olur. O yüzden İslam dünyasında zaman böyle parlak insanlar çıkmış. Kalbi parlak, aklı parlak, fikri parlak, zikri parlak. Bunlar günün hastalıklarına deva sunmuşlar. Eyvallah.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi

Gazâlî’de Akıl ve Nakil | Gazâlî Sohbetleri 12 hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.