Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
İmam Gazâlî Sohbetleri ·

Akıl ve Din: Fıtrat Üzerine | Gazâlî Sohbetleri 13

İmam Gazali'yi nasıl biliriz? Soru işareti devam etmiş. Soruyu soran kardeş, İslam'da aklın üzerine beton döken, özgür düşünceyi bitiren, felsefeye neredeyse düşman olan, nakilciliği hediye eden biri ...


1. Bölüm

sa geriye bir İhyâ kasa yeterlidir dedirtecek kadar âlim biri mi hepsine de evet hepsine de hayır hepsine de evet hepsine de hayır. İslam’da aklın üzerine beton döken normalde Gazâlî aslında akıl peresliği akıl peresliğe karşılır gazal veya bir. İslam âlimi bir sûfî bir. İslam âlimi akla karşı gelmesi mümkün değildir akla karşı olmak insanın fıtratına karşı olmaktır akla karşı olmak dinin özüne karşı olmaktır dinin fıtratına karşı olmaktır bu mümkün değildir mesela bir kısım sufilerin aklı nakilden akilden aşağı tutması akıl öldürmek değildir çünkü inanç söz konusuysa nakil öndedir akıl önde değildir akıl nakli anlamak için vardır akıl nakli yaşamak için vardır akıl nakli analiz etmek için vardır akıl nakilden iştahat çıkarmak için vardır akılsız iştahat iştahat değildir o nakli anlayacak olan vahiyi anlayacak olan çünkü vahiyi akıl sahiblerindir düşünen idrak eden araştıranadır vahiyi vahiyi mesela düz akıl sahibi vahiyi anlamakta zorluk çeker ve bütün inanç sahiblerinin yüzde doksan dokuzu düz akıl sahibidir taklitçidir taklitçi değildir.

Adem’den beri inanç sahiblerinin büyük bir çoğunluğu vahiyi analiz etmekten uzaktırlar. vahiyiden iştahı çıkarmaktan uzaktırlar, vahiyin gerçek manasını anlamaktan uzaktırlar. Bu ademden itibaren bütün inan sahiblerinin en büyük handikapıdır. O yüzden insanların büyük bir çoğunu da imanın hakikatine ulaşmamış olurlar. Dikkat edin, iman etmemişlerdir demiyorum. İmanın hakikatine ulaşmamışlardır. Çünkü insanlar vahyi, kalbi, akıl ve mevcut akıl süzgecinden geçirmemişlerdir. Ve peygamberlerin en büyük savaşları din sahipleriylerdir. Bakın din sahipleri, çünkü din. Allâh’ındır, din. Allâh’ındır. Ama din insanları kolay yönetmek için zalimlerin bir payanda sahiline gelir. Akletme, vahyi, vahyi, akıl süzgecinde, akıl süzgecinde algılamayan, zaten kalpleri çalışmamış, körleşmiş insanların akılları da çalışmazsa bu sefer vahyi anlamaktan, vahyi analiz etmekten, vahyi yaşamaktan uzak kalırlar.

Bu sefer o insanların önüne dini istismar eden değişik görüntüde insanlar çıkar ve o insanların aklın emniyetini ortadan kaldırır ve o insanlar doğru düşünemez, doğru akledemez hale gelirler. Şimdi Gazâlî’ye baklığımızda Gazâlî aklın üzerine beton dökmez. Gazâlî mevcut kendi zamanındaki insanların ilerisinde konuşmalar yapar. Firmizi gibi, arabi gibi, bu size şimdi tuhaf gelebilir. Siz Gazâlî’ye arabi cihetinden bakmasınız. Mesela arabinin manevi silsilesine baktığınızda arabide Gazâlî’nin çok büyük etkisi vardır. Bütün herkese tuhaf gelir şimdi bu. Bu soruyu soranında tuhaf geliyor şimdi. Mesela arabinin fisusunda, fituatında, bilhassa fituatında gazaliden çok alıntı vardır. O çizgi, arabi, Gazâlî gazaliden önce kindi, onu bir siledir o.

Mesela o böyle bir zincirin halkaları gibidir. Zincirin halkalarına baktığınızda siz arabiye gittinizde, arkasında Gazâlî’ye gittinizde, arkasında kindiye gittinizde, kindiye gittinizde Selefî görürsünüz. Ama selefin en büyük imamı kimdir? İmam. Azam’dır. Mevcut devlet sistemi onu şehit etmiştir. Şehid eden devlet, kendisini. İslam olarak gösterir. Şimdi Gazâlî’ye baktığımızda. İslam’da aklımız üzerine beton döken bir kimse olarak görmüyorum. Ama normalde bunun böyle gören insanlar var mı. İslam dünyasında? Evet. Bunu biraz kıskançlık olarak görüyorum. Gazâlî’yi anlayamamak olarak görüyorum. Mesela evet bütün. İslam uleması hem fikirdir bu konuda vahyi aklın önünde tutarlar. Tika dedin vahyi aklın önünde tutarlar. bu noktada siz hangi.


2. Bölüm

İslam alimine, sufisine giderseniz gidin vahyi önde tutacaktır. Yalnız bu vahyi önde tutmak bir kısmında çok özür dilerim. bunu parantez içerisinde, bunu başka türlü kelime bulamıyorum. Bağınazca vahiyi önde tutar. Bağınazca vahiyi önde tutanlara örnek. Allâh’ın insan gibi eli olduğunu düşünenler vardır. Örnek. Bu bağınazca vahiyi önde tutmaktır. Bunun gibi, o yüzden ben normalde vahiy her zaman için aklın önündedir. O esnada senin aklın vahiyi anlamakta analiz etmekte, onu böyle çözümlemekte, onun normalde ne manaya geldiğini anlamakta zorluk çekebilirsin. Çünkü vahiyi yani. Kur’ân sizin bildiğiniz noktada değildir hiçbir zaman. Yani. Kur’ân’ın çünkü bir görünen ayetlerin bir görünen yüzü vardır.

Hadîs de sabittir bu. Bir de görümeyen batini yüzü vardır. O yüzden bir kimse. Kur’ân ayetlerinin batini yüzünü göremez ise, batini tefsirini bilmiyor ise o kimse. Kur’ân ayetlerine bakarken zahirde kalır. Zahirde de kalınca tabirimi tekrar hoş görün. Bağınazca kalır orada. Bir bağınazlık görürsünüz orada. Bunda hem fikrim. Ama. Kur’ân’ın bir zahiri bir batın olduğunu, Kur’ân ayetlerinin farklı farklı cihetlerinin farklı farklı derinliklerinin farklı farklı yüksekliklerinin, bakın farklı farklı yüksekliklerinin bir kelimenin çok farklı manalar içeridin, içeridinin bilmeyen bir kimse, bilmeyen bir kimse evet. Kur’ân ayetlerine sadece zahiri noktadan bakar, bu bazı noktalar da bağınazlık çıkar ortaya.

Ve o bağınazlığı görenin akıl sahibi der ki, bunlar der, böyleler, haklılar mı haklılar. Ama, ama hiçbir zaman gerçek. Kur’ân ehli, gerçek. Kur’ân ehli. Aklının üzerine beton dökmez. Bu mümkün değil. Siz herhangi bir âyet-i kerîme’nin batini veçesine baksanız o yine onun üzerinde bu derinleşmek ister. Artık bu şüphedicilikten çıkar, derinleştikçe, derinleşmek yükseldikçe yükseldikçe yükseltmek ister. O zaman o derinleşmeyi, o yükselmeyi, o genişlemeyi algılacak olan, idrak edecek olan kalbi akıldan sonra mevcut akıldır. Çünkü kalbi akıl almış olduğu bütün bilgiyi, bütün bilgiyi ilhamda dahil buna mevcut akla hıfsettirir ve mevcut akla onu talim ettirir. Öyle olunca bir kimsenin normalde bu aklı reddetmesi mümkün değildir.

Hatta o akıl, o süzgeçleri toplar, o vahyin tecelliyatlarını toplar, ilhamın tecelliyatlarını toplar, kodiman bir resim çizer, o resmi çizerken de aklıyla çizer, analiz eder, analiz ettikten sonra tekrar bir soru işareti koyar. Acaba mı da? Acaba dedikçe yeni bilgiler gelir çünkü. O kimse bu sûfî aklıdır. Bunda kenara not edeyim. Bu sûfî aklıdır. Çünkü bütün hal geçicidir, halin de içinde derinliği vardır, sen o halde takılı kalamazsın. Bütün ilhamlar geçicidir, ilhamın da bir derinliği vardır. Gelen her ilhamı sen alır kabul edersin ama seni o başka bir perdeye götürür. Sen onu başka bir perdede, başka bir şekilde tekrar tecelliyatına rağm olursun. Bu sûfî aklıdır. Bu sûfî kalbidir. O zaman sûfî kalbi ve sûfî aklı her daim çalışmadadır.

Her daim o işlemektedir. Her daim çalışmada işlemekte olduğu için birbirlerini de kalbi akıl normal aklı beslediği için her daim çalışırlar, her daim yeni resimler çizerler bozalar. Böyle olunca normalde. İslam’da sûfî cebu meseleye bakıldığında. İslam’da aklın üzerine dökülmüş bir beton veya beton döken bir kimse olarak göremiyorum Gazâlî. İkincisi özgür düşünceyi bitiren özgür düşünceden anlayacağımız şey nedir? Biz özgür düşünce olarak anlayacağımız şeye bakmamız lazım. Özgür düşünceden ne anlamalıyız? Mesela ben özgür düşüncenin sınırlandığı yeri bir tek. Allâh’ın zatını tefekkür olarak görürüm. bizim sınırımız. Allâh’ın zatını tefekkür etmekte kalır. Öbür türlü biz normalde özgür düşünce noktasında kendimce başka bir


Kaynakça

İmâm Gazâlî Sohbetleri 13/14 — Mustafa Özbağ Efendi’nin “Gazâlî’den Sorular” konferans serisinden.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Kalb. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı