İmam Gazâlî Sohbetleri

Gazâlî’de Devlet ve İnsan | Gazâlî Sohbetleri 10

Gazâlî’de Devlet ve İnsan | Gazâlî Sohbetleri 10 konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.


Gazali’nin veya Gazali’den önceki Abbasilerin ve Emeviler zamanında da insan devlet ilişkisinde bir kısım alimlerin hatta sahabelerin bunları da koyalım içerisine bir kısım sahabelerin devletin yanında saf tuttuğu görülmüş bir şeydir. Mesela işte Muaviye’nin yanında saf tutan sahabeleri görebilirsiniz. Bakın Muaviye’nin yanında saf tutan sahabeleri görebilirsiniz. Yezid’in yanında saf tutan sahabeleri görebilirsiniz. Hazreti Hüseyin efendimizi orta yerde bırakan sahabeler görebilirsiniz. Canımızı acıtan şeylerdir bunlar. canımızı acıtan şeylerdir. Ama ashabım yıldızlar gibidir sözünden dolayı dilimizi uzatamayız. Bir şey de diyemeyiz. Açık açık konuşuyorum. Ama zaman içerisinde, zaman içerisinde bütün devlet erkanının ve devletlerin kendilerine meşrutiyet sağlaması için bazı din adamlarını, din alimlerini etraflarında tuttukları bir vakadır. Firavun’un da yanında din adamları vardı. Nemrut’un yanında da din adamları vardı. Bildiğiniz din adamları vardı.

Yani İsa’nın peygamberliğine karşı çıkan din adamlarıydı. Bir kısım beni İsrail peygamberlerin öldürülmesine fetva veren ve öldüren grupların içerisinde bulunan din adamları vardı. Bunlar mevcut devletlerin yanında saf tutmuş kimselerdir. Yahya Aleyhisselam’ın öldürülmesine fetva veren din adamlarıydı. Bunlar farklı şeyler değildi. Şimdi Gazali de o gün için devletin maaşıyla tabiri caizse rektörlük yapan bir kimse. Gazali de Türktür kendisi. Şimdi burada eee toplumların, kavimlerin karakteristik özellikleri çıkar meydana. Mesela, eee, biz İngilizlerin deyimiyle konuşacağız. Orta Asya dediğimiz bu İngilizlerin deyimidir. Orta Asya onlara göre Orta Asya’dır. Çünkü onlara göre Uzak Doğudur. İngilizler bu isimleri koymuşlar. Biz de o isimler üzerinden yürüyoruz. Biz şunu diyemiyoruz. Türkiye milletler, Türki, Türkiye toprakları. Bunu diyemiyoruz biz. İngilizler Orta Asya demiş. Orta Asya diyoruz. İngilizler Ortadoğu demiş.

Ortadoğu diyoruz. İngilizler uzak doğu demiş. Uzak doğu diyoruz. Kime göre uzak? İngilizlere göre uzak. Bize göre yakın. Ama bizde İngiliz lisanı, İngiliz sömürgeciliğini kabul etmişiz ya. Onların terimlerini kullanıyoruz. Şimdi biz 5.000 yıllık değil, 20.000 yıllık değil. Nuh’tan itibaren, Nuh’un oğlundan itibaren biz Türk milletine baktığımızda o coğrafyada kim kendini Türk hissediyorsa o Türktür. Bakın o Türktür. O coğrafyada zaten Türkler vardır, Araplar vardır, Yahudiler vardır. Türkler, Araplar ve Yahudiler vardır. Normalde başka bir ırk yoktur orada. sonradan bölünmüş, parçalanmıştır. Bir sürü ırklar çıkarmışlar ortaya. Neyse biz o topraklara baktığımızda o topraklardaki öğreti devlettir. Birinci derecede olan desen ki insan mı devlet mi devlet derler. Çünkü devlet dağılırsa toplum dağılır, her şey dağılır. Türklerdeki genel yapı budur. Ha şimdi o günkü Türklerdeki devlet yapısı insana zulmetmeyen devlet yapısıdır.

kadınlara, çocuklara, hayvanlara, ağaca, yeşile, insanların kazançlarına zulmetmeyen bir devlet vardır. Ve o devlet yapısı insanı önde tutar. Fakat insanın önde olması için devletin sağlam temeller üzerine kurulması gerekir. Geleneksel Türk düşüncesi budur. Devlet öndedir. Ama devlet tapını bir şey değildir. Devlet ilah değildir. Tanrı değildir. Hiçbir zaman devlet insanlarına din dayatamaz. Normalde Türkiye devlet sisteminde devlet kendi tebasına din dayatmaz. Hukuk koyar ortaya. Aslında Türk demek hukuk demektir. Biraz milliyetçilik damarım kabardı herhalde. Öyle görebilirsiniz. Hiç önemli değil. Ben milliyetçi bir insanımdır. Bunu da ben inkar etmem. Evet. Ben milletimi severim. Ben en üstün ırk, Türk’ün ırkı diyenlerden değilim. Yok. Türk demek hukuk demektir. Adalet demektir. Türk demek insanlık demektir. Türk demek zalime kafa kaldıran, baş kaldıran demektir. Türk demek haksızın değil, haklının yanında durmaktır.

Türkler hiçbir zaman çok tanrılı bir dine sahip değillerdir. Türkler tek tanrılı dine sahiplerdir ve Türkler ta Nuh’un oğlundan itibaren müslümandırlar. Evet. Yarın sosyal medyada beni taşıyacaklar. Hiç umurumda değil. Evet. Türkler hiçbir zaman çok tanrılı inanışa sahip değildir. Tek tanrılıdır ve Türkler olduğundan itibaren müslümandır. O yüzden İslam’ı çok rahat kabul ederler. Çok rahat kabul ederler. Çok rahat. Mesela Boşnaklar, Pomaklar Türktür. Bulgarlar Türktür. Macarlar Türktür. Onlar Hazer’in üstünden gidenlerdir. Hazer Denizinin üzerinden gidenler Avrupa’ya gider. Altından gelenler Anadolu’ya gelir. Ama bunlar normalde çok eski tarihlerde yürümüşlerdir. Dünya tarihi Türk medeniyetiyle kurulmuştur. Müslüman demek Türk demektir. Türk demek de Müslüman demektir. Kısacası hani derler ya peygamber neden Araplara gönderdi? En çirkef millet Araplardı o zaman için. En cahil varlık onlardı.

O yüzden Cenabı Hak peygamberi Araplara gönderdi. Hiçbir Türk kavmi göremezsiniz kendi kızını diri diri gömp diri diri gömer. Hiçbir Türk kavmi göremezsiniz. Kadın doğuracağı zaman çöle sürülen Araplar kadınları doğuracağı zaman çöle sürerler. Hiçbir Türk kavmi göremezsiniz. Kadın ay hali olduğu zaman çadırdan dışarı atılan Araplar çadırdan dışarı atar. Hiçbir Türk kavmi göremezsiniz kadını pazarda satan. Kendi eşini pazarlayan hiçbir Türk kavmi göremezsiniz. Kim pazarlar? Araplar pazarlar, İngilizler pazarlar. 1800’lere kadar, 1900’lere kadar İngilizler kendi eşlerini pazarda satarlardı. Hiçbir Türk kavminde bunu göremezsiniz. Siz şimdi batıcı, batıcı, batıcı değil, siz derken sizleri kastetmiyorum. Batıcı, batıcı, batıcı deyip İngilizlerin kuyruğu oldu insanlar. Kim bu İngilizler? Kendi eşlerini pazara çıkarıp kendi eşlerini satanlar. Kendi eşini satan insandır. İngilizler seni beni haydi haydi satar.

Zaten hiçbir Türk kavmini göremezsiniz böyle. Eşini pazarda satacak. Mevzuyu dağıttım. Galayana geldim. Hakkınızı helal edin. Gazali tipik bir Türktür. Gazali aynı zamanda genetik gelen bir devletçidir. Aslında hepinizin damarlarında devletçilik vardır. Benim de vardır. Devlet bizim bu ensemizde boz piştirse dahi biz devlet düşmanlığı yapmayız. Yapmayız. Biz bir şey olsak yalın ayak, başı kabak, baldırı çıplak en önde yürüyecek olan biziz. Gene biziz başkası değil. Bunun örnekleri de görüldü. Ben bu toplulukla mutluyum, gururluyum. Yani sonuçta bir kargaşa çıktı. Biz cumhurbaşkanının sözüne bile bakmadık. Herkesten önce biz toplandık. Biz de darbeye karşı geldik. O yüzden de darbelere maruz kaldık. Bunun da altını çizin. Biz meydandayken bazı AK Parti milletvekilleri gözlerini uyuştura uyuştura biz meydanı terk ederken yeni geliyorlardı. Beklediler.

Darbe ne tarafa evrilecek diye beklediler. Neyse o yüzden bizim damarlarımızda devletçilik vardır. Biz devlete ihanet etmeyiz. Genetiğimiz bu bizim. Biz bunu reddedemeyiz. Bununla da ben savaşmam zaten. Bakın bununla da savaşmam. Ben devletçi bir insanımdır. Devletin bozuk çarkları vardır, bozuk yanları vardır. Yönetimsel problemler vardır. Vardır da vardır. Ama ben yine de devletçi bir insanımdır. Allah bizi affetsin.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi

Gazâlî’de Devlet ve İnsan | Gazâlî Sohbetleri 10 hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.