İmam Gazâlî Sohbetleri

Gazâlî ve Devlet İlişkisi | Gazâlî Sohbetleri 11

Gazâlî ve Devlet İlişkisi | Gazâlî Sohbetleri 11 konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.


İmam Gazali öğretisinin İslam toplumlarındaki egemen sınıf ve güçlerin elinde nasıl bir ideolojik yönetim aygıtı haline geldiği ve bir üst yapı kurumu olarak ideolojinin doğu İslam toplumlarında devletin, toplumun ve ekonominin gelişimi üzerinde nasıl bir rol oynamıştır? Şimdi bu sohbetin başında dediydim ya hani Gazali sonuç olarak devletin atadığı bir profesör gibidir. Hani bugün normalde mesela devlet bir rektör atıyor ya bir üniversiteye. Gazali de eee Selçuklu tarafından atanmış bir rektördür. Selçuklu zamanına baktığımızda Selçuklu’nun dönem dönem hem içsel problemleri vardır hem de dışsal problemleri vardır. mesela değişik isyanlarla uğraşmak zorunda kalmıştır. Ve isyanla uğraştığı kesimlerin bir kısmı kendisini dinde otorite görendir. Mesela kim vardır? Esrarı içip İslam devleti kurmaya çalışan kimdi? Haşhaşiler. Şimdi Selçuklu haşhaşilerle uğraşır. Selçuklu bu tabirimi hoş gelin İslam dünyasının Hazreti Ali efendimizden beri uğraştığı bir kılı vardır.

Kim? Ariciler. Gazali haricilerle de uğraşır. Gazali haşahaşilerle de uğraşır. Gazali o günkü İslam dünyasının kendi içerisindeki İslam akaidine uymayan topluluklarla da uğraşır. Hurufçular vardır bir tarafta. Batiniciler vardır bir tarafta. Şia’nın kendi içerisinde değişik kolları vardır. Fatımacılar vardır bir tarafta. Bir tarafta kendisini saklamış, İslam’ın içindeymiş gibi görülen Yahudi klikler vardır. Bildiğiniz Yahudi klik yani bugünkü sebataycılar gibi böyle Yahudi klikler vardır. Mesela, eee, Şia’nın içerisinde, Şia’nın içerisinde bakın, Şianın içerisinde yani gerçek Şiayla sonradan hani, eee, deforme olmuş Şiacılığı ayırırım ben. Mesela İmam-ı Cafer’e söyleyecek hiçbir sözüm yoktur. İmam-ı Cafer ile Şiacıları ayırırım. Çünkü bunlar çok geniş meseleler. Tarihi bir meseleler. Ben kendimce ayırırım. Yani ben Arabiyile Arabicilere ayırdığım gibi, Hazreti Mevlânâ Mevlanacılara ayırdığım gibi ayırırım. İmam-ı Azam’la hanifeleri ayırdığım gibi.

Bazen derslerde diyorum ya mezhepte kim? İmam-ı Azam değilsin. Hanefi değilsin sen diyorum. Bu şaşırıyor. Sen Hanefisiyen zulme boyun eğemezsin. Sen Hanefisiyen zalimlere boyun eğemezsin. Sen Hanefisiyen sen mümkün değil. Senin duruşun bu noktada olmaz. İmam-ı Azam Emevilerin, Emevilerin yıkılmasına fetva veren insandır. Siz bugün cuma namazını Emevilerin tarif ettiği gibi kılıyorsunuz. Peygamberin tarif ettiği gibi değil. Bakın bugün cuman kılınış sıralaması Emevilere aittir. Sen Hanefiyim dediğinde önce cumadan başlayacaksın. Diyeceksin ki peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin cumayı kılma sıralaması bu değil. Ya önce namazı kılacaksın sonra hutbeyi okuyacaksın. Sen önce namazı kılıp sonradan hutbeyi okumuyorsan sen Emevilerin kıldırdığı cumayı kıldırıyorsun bana. Hanefi misin? Evet. Gel önce cumadan başla. Gel önce cumadan başla. Hanefi misin? Evet. Sen hutbeden para dilenemezsin.

Hanefi misin? Evet. Sen namaz kıldırmaktan dolayı maaş alamazsın. Hanefeyim deyip de çıkmak yok öyle bir şey. Şimdi bunun gibi yani Gazali’ye baktığımızda Gazali siyasi çalkantıların, fikri çalkantıların, ilmi çalkantıların, akidevi çalkantıların bulunduğu bir bölgede ve zamanda yaşamış bir kimse. Şimdi Gazali’ye baktığımızda Gazali’de siz şimdi eee o günün çerçevesindeki Kur’an sünnet çizgisinin dışında ne var ise Selçuklu’nun hem içerisinde hem dışarısında bunlar cirit atmaktadır. Selçuklu hiç olmazsa iç organizasyonu elinde tutabilmek ve bu dış şimdi mihrak deniliyor ya bu dışarıdaki bu eee operasyonların içeride ilmi noktada kol gezmesin diye medreseyi kurar. Medresenin başını da Gazali’yi getirir. Ve Gazali’nin işine karışmaz. Der ki, “Sen burada Kur’an sünnet mücadelesi ver. Akideyi sağlam tut. Maaşı da neredendir? Selçuklu’dandır. Bunun da altını çizeriz.

Akçe neredendir? Selçuklu’dandır. Yani devlet akçesiyledir. Şimdi bunu normalde Hanefi’de içtihadı var mıdır? Evet. Çünkü devlet tebasının dinini korumakla mükelleftir. Devlet tebasının aklını korumakla Devlet tebasının namusunu korumakla Devlet tebasının canını korumakla Devlet tebasının malını korumakla mükelleftir. Şimdi bu açıdan baktığımızda devlet şunu yapıyor. Selçuklu Devleti diyor ki Teva’nın dinini korumam lazım. Kime karşı? Hufçulara karşı. Batınicılara karşı. Kime karşı? Fatımacılara karşı. Kime karşı? Zerdüşlere karşı. Kime karşı? Bu yukarı Mezopotamya Yahudileri vardır. Bu yukarı Mezopotamya Yahudileri toplumun içerisinde kendilerini saklarlar. Toplumun içerisinde kendilerini göstermezler. Dünya üzerinde devlet olarak en fazla Yahudiye sahip olan devlet kimdir? Şimdi diyebilirsiniz Rusya. Öyle değil mi? Diyebilirsiniz Türkiye. Diyebilirsiniz neresi? İran diyebilirsiniz. Neresi? Azerbaycan diyebilirsiniz. Neresi? Dağıstan. Mesela Hazer Yahudileri vardır. Hazer Yahudileri Fırat’la Dicden’in arasında Bağdat’tan tutun Bağdat’tan tutun daha aşağıdan hatta yukarı Türkiye Cumhuriyetlerinin içerisine Kazakistan’a, Türkmenistan’a, Türkistan’a kadar gider onlar.

Bunlar Hazer Yahudisidir. Bu Hazer Yahudileri asla kendilerini meydana çıkarmazlar. Profesör Yalçın Küçük, Yalçın Küçüğ’ün muhteşem araştırmaları var. Doğrudur, yanlıştır, eksiktir, fazladır. İşin orasına girmiyorum. Yalçın Küçük’ün Hazer Yahudileri ile alakalı araştırması vardır. Bunlar da kendilerini Türk olarak görürler. Böyle bir alt çizgi olarak daha önce de size söylemiştim. Mosrat’ın böyle bir çalışması var. Türklerin Yahudi olduğuna dair. Kapattık parantezi. Şimdi Gazali’nin dönemi böyle bir çalkantılı bir dönem. Hem içeride hem dışarıda. Hem siyasi çalkantılar var hem askeri çalkantılar var. Fikri çalkantılar var. Akidevi çalkantılar var. felsefik çalkantıları var. Bunların içerisindedir. Gazali, Gazali’nin bunlardan etkilenmemesi mümkün mü? Mümkün değil. etkilenmiştir de sonuçta bunlara cevap yazarken de kendince bunları inceleyip araştırmak zorunda kalmıştır. Ve o yüzden normalde şimdi doğu İslam toplumlarında devletin, toplumun ve ekonominin gelişimi üzerinde nasıl bir rol oynamıştır dediğimizde evet Gazali insan ve devlet ilişkisinde devletin yanında saf tutmuş bir kimsedir.

Bu benim kendi tespitim. Bunu eksik yanlış görebilir bir kimse. Çünkü benim bu konuda çok titizlikle durduğum bir şey vardır. Sen kimin ekmeğini yiyorsan onun kılıcını sallarsın. Ya Ebu Zeri giffari gibi kılıcın boynundadır. Kılıcın boynundadır. Kimsenin ekmeğini yemiyorsan o zaman tabirimi hoş görün. Bütün eee Hazreti Osman efendimizden tutun da sahabe de tabirimi hoş görsün. Kılıcın boynundaysa Hazret-i Osman’a da gider yaparsın. Kılıcın boynundaysa Muaviye’ye de gider yaparsın. Kılıcın boynundaysa yaparsın. Kılıcın boynunda değil de seni birisi gırtlağından tuttuysa o zaman seni gırtlandan tutanın kılıcını sallarsın. Bunu bir kenara koyun. Bir analiz. Gazali sonuçta devletten maaş alan bir alimdir. Gazali yalnız ihyayi devletle olan ilişkisi bittiği zaman yazmıştır. Bunu da kenara bir not olarak alın.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi

Gazâlî ve Devlet İlişkisi | Gazâlî Sohbetleri 11 hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.