Sahte Önderler

Dini hizmeti için sizden bir ücret isteyen hidayete erdirilmemiştir

Dini hizmeti için sizden bir ücret konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Dini hizmeti için sizden bir ücret hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


Bizdeki ekmek kıtlığı meydanda. Bizdeki ekmek kıtlığı meydanda. Şimdi fukara dergah ekmek kıtlığı dergah fukara. Orada normalde lüks yemekler yok. İhtişamlı sofralar yok. Orada böyle şataat yok. Şatafat yok. Hz. Pir’in sofrasında ve normalde bizdeki diyor durum meydanda. Bizdeki durum ne? Ekmek kıtlığı. Öbürkünde durum ne? Onda manevi kıtlık var. Ama dergahta ne var? Orada ekmek kıtlığı var. Zahiri kıtlık var. Evet. Sen normalde dergağa gittin bir çorba verirlerse içeceksin veyahut da içten değilse yemek o günkü onu içen varsa yoksa o da yok. Hz. Bir diyor ki bizdeki kıtlık meydanda ne bu ekmek kıtlığı normal sufi topluluklarda sufi dergahlar çok zengin değildir zahir olarak sebep onlar dilenmezler. Onlar istemezler onlar halka el açmazlar. Aman yok tekke yapacağız para toplayalım.

Şunu yapacağız para toplayalım. Şuyumuz yok para toplayalım. Bunlar istemezler. İstemeyince de insanlar onlara vermez zaten. Gider gösteriş yapan, şataat yapan, şatafat yapan veya orada saygınlık kazanacağını düşündüğü yerlere insanlar verir. Ama öbür türlü fukara bir dergah, fukara bir yer. İnsanlar oraya vermezler. Orada bir gösteriş yok. Şahatat yok. Şatafat yok. Oraya bir para verince oradan demeleri lazım. Oo filanca efendi hoş geldiniz. Onu şuraya baş köşeye alalım. O fişmanca hoş geldin. Seni şöyle alalım. Öyle olması lazım. Ha bizimkinde öyle değil. Bizde diyorlar ki oradan kalk buraya otur. Kıyamet kopuyor. Öyle para verenler bir yerde, yüksek memurlar bir yerde, onların dersleri bir yerde. Tabii ya öyle olması lazım. Burada herkes yere oturmuş. Ne olursan ol, kim olursan ol. E.

Dini hizmeti için sizden bir ücret Hakkında

böyle olunca da tabii kendisini zengin gören fukaralar tercih etmiyor. Öyle olunca. Hz. Pein dergahı da aynı. O da fukara. Diyor ki bizdeki ekmek kıtlığı meydanda. Ama. Bakara ayet 273 ne diyor? Nice fakir vardır ki kendilerini iffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. Nice fakirler vardır. İfffetlidir. O iffet abidesi gibidir. Hiç kimseye el aç el açmaz. Şeyen lillah demez. Hiç kimseden hiçbir istemez. Ama fukaradır. Fukara olduğu halde herkes onu zengin zanneder. Allah onu zengin. Allah onu zengin gösterir. Oysa yoktur onda. Ama herkes onu zengin zanneder. Neden? Vakarından dolayı. Neden? İfffetinden dolayı. Neden? Dilenmediğinden dolayı. Neden? Kendisinin ihtiyacı varmış gibi göstermediğinden dolayı. Çünkü sufi ihtiyaç sahibi olduğunu göstermez insanlara. Hani bazen sohbetlerde derim ya, “Sen kazancının %10 fazlasından.

giyin. İyi giyin. Neden? Seni bu derviş, bu fukara bu istemeye gelmiş, dilenmeye gelmiş” demesinler. Yoksa hani dervişlerin adını çıkarmışlar ya sufilerin adını. Dilenen, istenen, zayıf. Vur ensesine hor hakir gör. Ona kibirlen. Öyle görmüşler hatta. Sen sufiyim deyip de kibirlenen kibirlenince bir salak oluyorlar. Beklemiyor. Hep. Müslümanları böyle zayıf, kimliksiz, kişiliksiz, böyle istediği gibi böyle şamar olğanı gibi şamarlayacak. Öyle görüyor. Ama karşısında vakarlı, heybetli, vakarlı, heybetli ne yaptığını bilincinde o kimse mümin, sıra dağlar gibi metin duruyorsa bu sefer pusuyor. Hayırdır ne kardeş? Kilon kaç para senin?” deyince duruyor. Beklemiyor öyle bir. Ama. Müslümanlar, müminler ne yazık ki kendi üzerlerinden. İslam’a kötülük yapıyorlar. Dilenerekten dilenmek yok. İslam’da. Kim dilenir? Bir günlük yiyecek ekmeği olmayan bir kimse dilenir. O.

da ne kadar? Bir öğünlük dilenir. Bir öğünlük yemeği bulduysa onun dilenmesi caiz değildir. Bir öğünlük yemeği buldu. Onun dilenmesi caiz değildir. Hz. Ömer efendimize şeyen dedi. Bir kimse baktı sırtında torba var. Torbasındaki buğdayı, arpayı ne varsa kendi devesinin önüne attı. Ona o zaman bir akça verdi. Şimdi senin dilenmen caiz dedi. Bir akça verdi. Senin bir günlük ekmeğin varsa dilenemezsin. Sufi bir günlük ekmeği olmasa dahi dilenmez. Onun dileneceği bir tek yer vardır. Allah. O başka bir yere dilenmez. O ya. Rabbi der. Oturur. Allah’ı zikreder ve. Cenâb-ı. Hak onun ihtiyacı olan şeyi neyse ayağına getirir. Ayağına getirir. Senin dilenmene ihtiyacın yok. Otur. Allah’ı zikret. Ne ihtiyacın var ise. Cenâb-ı. Hak senin ayağına getirecek. Ne ihtiyacın varsa az.

Dini hizmeti için sizden bir ücret Sohbeti

zikredersen olmaz. Sen. Allah’ı zikret. Hatta daha ileri boyut. Eşse eş, çocuksa çocuk, malsa mal, paraysa para, arabaysa araba, katsa kat, yatsa yat. Allah senin önüne getirecek. Allah’ın vaadi haktır. Cenâb-ı. Hak hadis-i kutside. Allah’ı zikrettiğinden dolayı kendi ihtiyaçlarını dile getiremeyenin bütün ihtiyaçlarını. Allah görür diyor. Buna iman et. Ne ihtiyacın varsa. Allah senin ihtiyacını görecek. Sen yeter ki. Allah’ı zikret. Sen. Allah yolunda koş. Senin ihtiyacını görecek olan. Allah. Çünkü bütün peygamberlerin dilinden bizim ücretimizi verecek olan. Allah, bizi doyuracak olan. Allah. Peygamberlerin dilinden, tebliğden dolayı sizden bir ücret istemiyoruz. Peygamberlerin dilinden. Yasin ayet 21. Sizden ücret isteyenlerin peşinden gitmeyin. Sizden hiçbir istemeyenler var ya. Evet. Onlar hidayete erdirilmiştir. Sizden bir istemeyenlerin peşinden gidin. Birisi sohbet ediyorum, zikrullah yapıyorum.

Yok şunu yapıyorum, yok bunu yapıyorum. Sizden bir ücret istiyorsa, sizden bir yardım talep ediyorsa o hidayete erdirilmiş değil. O Allah’a güveni olmayan bir kimse. O Allah’a yaslanmayan bir kimse. O Allah’tan dilenmeyen bir kimse. Yok. Hayır o başka bir yola çıkmış.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Dini hizmeti için sizden bir ücret konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Dini hizmeti için sizden bir ücret sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.