Cenâbı Hak celle celâlühû Ahzâb sûresinin 21. âyeti kerîmesinde «Andolsun ki, Resûlullâh'da sizin için, Allâh'ı ve âhiret gününü umanlar ve Allâh'ı çok zikredenler için güzel bir örnek vardır» buyurmuştur. Bu âyeti kerîme Resûli Ekrem efendimizin mü'minler için en güzel örnek olduğunu açıkça bildirir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette Müslümânların önünde bir lider ve önder hükmünde olan kimsenin nasıl olması gerektiğini, gösterişten uzak duruşunu, ve hâl mîrâsını dervîşlere nasıl aktardığını îzâh etmektedir. Bir mürşid sadece sözle değil, hâliyle de örnek olmalıdır; çünki tasavvuf yolunda hâl, sözden çok daha tesirlidir. Mü'minler önderlerini hem sözle hem hâlle örnek alır; eğer söz ile hâl arasında uyumsuzluk varsa, dervîşler kafa karışıklığına düşer.
Lider ve Önderin Mâhiyeti
Lider, lugatte «baş, önder, kılavuz» demektir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Müslümânların önünde lider ve önder olan kişi, sadece sözle değil, hâliyle de mü'minlere örnek olmak zorundadır. Çünki insânlar sözden çok hâli görür; ve hâl ile söz arasında çelişki olduğunda hâli alır, sözü bırakırlar» demektedir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Hepiniz çobansınız, ve hepiniz çobanlığınızdan mes'ûlsünüz» (Buhârî, Cum'a) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf her mü'minin bir mes'ûliyetinin olduğunu, lider ve önder olanların ise daha büyük mes'ûliyet altında bulunduğunu gösterir. Bir mürşid de mü'minlerin manevî çobanıdır; ve bu mes'ûliyetin gereği örnek olmaktır. Eğer mürşidin hâli düzgün değilse, dervîşlerinin hâli de düzgün olmaz; çünki çobanın gittiği yöne sürü gider.
Resûlullâh'ın Örneği
Cenâbı Hak Resûli Ekrem efendimizi mü'minler için en güzel örnek olarak takdîm etmiştir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Resûlullâh efendimizin hayâtının her ânı bir örnektir; namâzı, orucu, çocuklarıyla münâsebeti, sahâbeyle münâsebeti, eşleriyle münâsebeti, savaşı, barışı, alışverişi, sohbeti, susması; her şeyi bir örnektir. Mü'minler O'nun sünnetine sıkıca yapışmalı, ve hayâtın her noktasında O'nu örnek almalıdır» demektedir. Hz. Aişe radıyallâhü anhâ Resûli Ekrem efendimizin ahlâkını sorulduğunda, «O'nun ahlâkı Kur'ân idi» (Müslim, Müsâfirîn) cevâbını vermiştir. Yâni Cenâbı Hak Kur'ânda neyi emretmişse Resûli Ekrem efendimiz onu yapmış, neyi yasaklamışsa ondan kaçınmıştır. Bu, ümmete bırakılan en büyük örnektir; ve mürşidler bu örneği aynen yaşatmak durumundadır.
Gösterişten Uzak Duruş
Gösteriş (riyâ), tasavvufta en büyük illetlerden biridir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Gösteriş bir mürşidin manevî terakkîsini mahveder. Bir mürşid eğer kendisini insânlara göstermek için ibâdet ediyorsa, o ibâdetin Cenâbı Hak indinde hiçbir kıymeti yoktur. Üstelik o mürşid dervîşlerine de yanlış örnek vermiş olur; çünki dervîşler de gösterişe alışırlar» demektedir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Üzerinize en çok korktuğum küçük şirktir» buyurmuş ve bunu «riyâ» olarak îzâh etmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned). Riyâ küçük bir şirktir; çünki kişi ibâdetinde Cenâbı Hak yerine insânların hoşnutluğunu ister. Mürşid bu illetten en uzak duranı olmalı, ve dervîşlerine de bu illetten korunmayı öğretmelidir. Bir mürşidin gösterişli giysiler giymesi, gösterişli arabalar binmesi, gösterişli evlerde oturması, ve gösterişli sohbetler yapması, onun riyâ illetine düştüğünün belirtisidir.
Sade ve Mütevâzı Hayât
Resûli Ekrem efendimiz hayâtının her ânında sâde ve mütevâzı bir hâl üzere yaşamıştır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Resûlullâh efendimiz dünyânın efendisi olduğu hâlde, evi yamalı bir kapı, yatağı bir hasırdı; yemekleri arpadan idi, ve bâzen bir ay boyunca evinde ateş yakılmadığı olurdu. Bu sâdelik bir geri kalmışlık değil, bir manevî makâmdır; çünki dünyâya bağlı olmayan kişi sâdelikten lezzet alır» demektedir. Mürşidler de bu sünneti taşımak durumundadır. Bir mürşid eğer dervîşlerinin gözüne sokulan bir hayât yaşıyorsa; pahalı arabalar, lüks evler, marka kıyâfetler, gösterişli mevki; bu sünnete aykırıdır. Aziz Mahmûd Hüdâyî hazretleri Üsküdar'da küçük bir tekkede yaşamış, kendi tarlasını işlemiş, ve dervîşlerinden hiçbir maddî çıkar gözetmemiştir. Pîr Şâbânı Velî hazretleri de Kastamonu'da küçük bir tekkede yaşamış, kendi dokuduğu ipliği satarak geçimini temîn etmiştir. Bu örnekler Halvetiyye yolunun temel mîrâsıdır.
Hâl Aktarımı
Tasavvuf yolunda mürşidin en mühim vazîfesi hâl aktarımıdır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Tasavvuf bilgi değil hâldir; ve hâl ancak hâl ehlinden alınır. Bir mürşid kitap okuyarak hâl alamaz, sadece kitap okuyan dervîş de hâl edinemez. Hâl ancak sohbet ile, beraberlikle, ve manevî tesir ile aktarılır» demektedir. Hz. Resûlullâh efendimiz Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhü anh efendimize hâli aktarmış, o da kendinden sonrakine, ve böylece silsile yolu ile hâl bütün ümmete intikâl etmiştir. Bir mürşid de hâlini ancak dervîşlerine yaşayarak gösterebilir; sözle değil. Eğer mürşid dervîşinin yanında riyâ ediyor, gösteriş yapıyor, mâlmakâm peşinde koşuyorsa, dervîş bu hâli alır. Eğer mürşid dervîşinin yanında ihlâslı ibâdet ediyor, sâde yaşıyor, ve sürekli Cenâbı Hak'tan bahsediyorsa, dervîş bu hâli alır. Bu sebeple mürşidlerin hâli dervîşlerin hâlini şekillendirir.
Halvetiyye Yolunun Önderlik Mîrâsı
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolu Cenâbı Hak'tan korkan ve sünnete sıkıca bağlı olan mürşidlerle dolmuştur. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında, «Bu yolun pîrleri ve mürşidleri sünnete sıkıca bağlı olmuş, gösterişten uzak durmuş, dervîşlerine örnek olmuştur. Pîr Ömer Halvetî, Pîr Şâbânı Velî, Aziz Mahmûd Hüdâyî, Niyâzî-i Mısrî, Mustafa Özbağ Efendi; bunların hepsi sâde ve mütevâzı yaşamış, dervîşlerine bu örneği bırakmıştır» demektedir. Bu mürşidlerin hayâtlarını okuyan bir kişi, lüks ve gösterişten ne kadar uzak durduklarını görür. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Bizim bu yolumuzda asıl zenginlik manevî zenginliktir; mâlî zenginlik değildir. Bir mürşidi mâlîyeti ile değil, manevî hâli ile değerlendir; çünki mâl bu dünyâda kalır, manevî hâl âhirete gider» diye nasîhat eder. Bu öğreti Halvetiyye yolunun temel direği olarak ümmete intikâl etmiştir.
- Kur'ânı Kerîm: Ahzâb 33/21; Kalem 68/4; Hucurât 49/13; Tevbe 9/119; Furkân 25/63; Bakara 2/177.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Cum'a, «hepiniz çobansınız» hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Müsâfirîn, «ahlâkı Kur'ân idi» hadîsi.
- Ahmed b. Hanbel, Müsned, «küçük şirk riyâ» hadîsi.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 3, riyâ ve gösteriş bahsi.
- İmâm Gazzâlî, Bidâyetü'l-Hidâye.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr, mürşid hâli bahsi.
- Pîr Şâbânı Velî, Sohbet Mecmûası.
- İmâm Kuşeyrî, Risâle, ihlâs ve riyâ bahsi.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvânı İlâhiyât.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî, mürşid mîsâlleri.
- İbn Acîbe el-Hasenî, Mi'râcü't-Teşevvüf.
- Şâhı Nakşbend, Tarîkat Risâlesi.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Sahte Mürşid Uyarıları.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet lider ve önderin mâhiyetini, Resûlullâh'ın örneğini, gösterişten uzak duruşu, sâde ve mütevâzı hayâtı, hâl aktarımını, ve Halvetiyye yolunun önderlik mîrâsını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Sahte Mürşid Uyarıları Sohbetleri