Leb dudak dersem maksadım lebi. Derya. Deniz kıyısıdır la hayır dersem muradım. İlla ancak evettir bakın aşığın dili değişti eğer diyor. Leb dersem maksadım lebi deryadır. Deniz kıyısıdır. La hayır dersem muradım. İlla ancak evettir tersine. Hani bizim türkçemizde bir dil vardır leb demeden leblebiyi bil diye. Hz. Pir de böyle kısa konuşuyor aşıklar aşkı rumuzla anlatır onların kelamları hikmettir çok kelam konuşmazlar. Mustafa. Özbağ gibi biz böyle kelama vurmuşuz böyle çok konuşuyoruz. Allah bizi affetsin. Amin ama o aşktan haberdar olmayan aşıklık haberdar olmayanları mahrum bırakmamak için onları da hikmetsiz. Yolsuz usulsüz gusülsüz bırakmamak için öyle kıyısından köşesinden anlatırlar rumuzlu bir şekilde o. Sufi kalbi ve aklı çalışıyorsa o rumuzu anlar oradan yol alır. Ama. Sufi kalbini çalıştırmazsak. O.
lafız bir anlamaz o. Rumuz anlamaz anlamayan sordukça sorar sordukça sorar. Şöyle düşünme. Henüz daha bunu anlayacak kalbi hale gelmemişim. Henüz daha bunu anlayacak. Tevhit haline gelmemişim. Hani anlatırım ya evde dört. Çiftlik av. Nikon’un füsus şerhi var şeyh efendi geldi kitabı çekti oku dedi okudum oradan bir pasaj anlat dedi anlattım sen bunu okuma dedi. Emredersin. Efendim dedim koydum kitabı uzun yıllar sonra tekrar çekti aynı yer. Tevhit bahsi oku dedi okudum. Ne anladın dedi anlattım. Bunu okuyabilirsin dedi. Demek ki okuyacak hale geldiysem okumama gerek yok dedim. Bir daha kapağını açmadım ne okuyacağım ki dedim. Kapanı açmadım işte aşıklık bu rumuzları çözmekle başlar hani eskiler çok soru sorana demişler ki yok bu öğrenmek için değil. Sufi çok soru.
Aşıklar aşkı rumuzla anlatır onların kelamları Hakkında
sormaz peygamber size ne verdiyse alın fazlasını isteme bu zekatla malla alakalı sufiler onu le alakalı buyururlar manayla alakalı sana verileni al kabul et bak işine sana verileni al peygamber sana ne verdiyse al. Hani bazıları söylüyorlar ya şeyhimi ayrı tutuyorum geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri bana görev vermek istedi ben layık değilim. Ben bunu kabul edemem dedim ayeti kerime. İnkar etti adam ne verdiyse alın dedi. Allah emretti işte. Sufi de üstadından ne gelirse alır reddetmez inkar etmez bazen dervişlerde de oluyor. Ben layık değilim ha üstadın layık olmayana verdi öyle mi bilemedi öyle mi kime ne layık bilemedi layık olmayanı verı öyle mi anlamadı hemen dersini ver geri hemen. Allah affetsin. Amin sufilik ince yol. Allah.
muhafaza eylesin. Amin. O yüzden büyükler rumuzlar la işaretlerle. Konuşurlar ve sufiler de leb demeden leblebiyi anlarlar anlamaları gerekir ve anlamayanlar da sadece cümleleri kelimeleri işitirler kalırlar ben perşembe gecesinden sohbet kapatıyorum buradan. Perşembe gecesine götüreceğim sizi şimdi. Ey bosnevi. Sırrı fahş etme hakkı zikret telaş etme. Özün esiri firaşi olur. Bu da senden hediyeydi bize. Perşembe günü akşam. K sohbet dinleyenler için üstadın sohbeti. Aslında. Ne güzel böyle o zat-ı muhteremi bizi. Tabiri caizse yaşadık böyle yaşattı. Ondan sonra da son demi vurdu dedi ki. Ey bosnevi. Sırrı fahş etme. Demek ki ne yapıyormuş ehl. Kemal olanlar. Sırrı fahş etmiyorlar rumuzlar la konuşuyorlar işaretlerle konuşuyorlar. Hakkı zikret telaş etme her daim. Sen. Allah’ı zikret. Sen kendini telaşa verme ama.
Aşıklar aşkı rumuzla anlatır onların kelamları Sohbeti
rızıktan ama manadan ama zahirden ama batından. Allah’ı zikrediyor. Hakkı zikrediyor telaşa. Mahal yok. Özün esiri firaşi bil özünü tanı özünden uzak durma onu bil pek çok güzel eyam olur hamd olsun.
İlgili Sohbetler
- Regaib, kalbin Allah’a yönelmesi, Şeb-i Arus, kalbin Allah’ta yok olmasıdır
- Evvel gelenlerin aşkları da benim bu aşkıma batmış yok olmuştur sonra gelenlerin
- İki türlü aşık olur, birinde cemal sıfatı tecelli eder birinde celal sıfatı tece
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Aşıklar aşkı rumuzla anlatır onların kelamları konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Aşıklar aşkı rumuzla anlatır onların kelamları sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.