Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Aşk ·

Aşıklar aşkı rumuzla anlatır onların kelamları hikmettir 21.10.23

Leb dudak dersem maksadım lebi. Derya. Deniz kıyısıdır la hayır dersem muradım. İlla ancak evettir bakın aşığın dili değişti eğer diyor. Leb dersem maksadım lebi deryadır. Deniz kıyısıdır. La hayır de...


Âşıklar Aşkı Rumuzla Anlatır — Onların Kelâmları Hikmettir

Eûzü billâhi mineşşeytanirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. Âşıklar aşklarını açıkça anlatmazlar; rumuzla, kinâyeyle, sembolle anlatırlar. Onların kelâmları hikmet doludur; ve dış görünüşte basit görünen sözleri, derin mânâlar taşır. Bu yüzden âşıkların sözleri sıradan okunmaz; içinden mânâlar çıkartılır. Mevlânâ, Yûnus Emre, Hâcı Bektâş — hepsi rumuzla konuşmuşlardır.

Rumuz Niçin? — Maşûkun Gizliliği

Âşıklar maşûklarını gizlerler. Çünkü gizli sevgi, açık sevgiden daha derin sayılır. Açıkça «Allâh’a âşığım» dediğinde, edepsizlik olur; ihlâs azalır. Rumuzla anlatıldığında, sâdece anlayanlar anlar; ve mânâ saflığını korur. Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde, Yûnus’un ilâhîlerinde, Yûnus’un türkülerinde — hep aşk var; ama hep rumuzla. Gül, bülbül, şarap, mey, mum, pervâne — hepsi rumuzdur.

Şarap ve Mey — Aşkın Sembolleri

Tasavvuf edebiyâtında şarap ve mey, aşkın sembolleridir. Maddî şarap harâmdır; ama mânevî şarap helâldir, hattâ mübârektir. Mânevî şarap, Allâh sevgisidir; sarhoş eden, ama günâh olmayan bir sevgi. Hâfız-ı Şîrâzî’nin meşhûr beyti: «Saki, getir bir bardak mey; bana o sevgilinin kokusu gelsin.» Burada «mey» Allâh sevgisi; «sevgili» ise Allâh kasdedilir. Sıradan okuyucu meyhâne tasvîri sanır; ârif okuyucu ilâhî aşkı görür.

Mum ve Pervâne — Fenâ ve Aşk Mecâzı

Mum ve pervâne mecâzı, âşığın fenâ hâlini anlatır. Pervâne (kelebek) muma yanaşır; ışığa hayrandır. Yanaştıkça yanar; ama uzaklaşmaz. Sonunda mumun alevinde tamamen yanar; yok olur. Bu, âşığın hâlidir: Allâh’a yanaşır, yanar, yok olur — fenâ-fillah. Bu fenâ, gerçek mânâda yokluk değil; nefsin kayboluşudur. Pervâne nasıl mumda dirilirse — başka bir varlığa katılırsa — âşık da Allâh’ta dirilir.

Hikmet — Rumuzun Asıl Hedefi

Âşıkların rumuzla konuşmasının asıl hedefi hikmettir. Hikmet, derin bilgidir; ve derin bilgi sıradan dile sığmaz. Bu yüzden hikmet sahibi, semboller kullanır. Sembol sıkıştırılmış mânâdır; bir kelime ile çok şey söyler. Hikmet ehli, sembolü açar; açtıkça yeni mânâlar görür. Sıradan kişi sembolü yüzeyde alır; mânâya inemez. Bu yüzden âşıklar «benim sözüm anlayana» derler.

Rumuz Çözmek — Sülûkun Bir Hedefi

Mürîdin sülûkundaki hedeflerinden biri, âşıkların rumuzlarını çözebilmektir. Bu çözme sıradan okuyuş değildir; mânevî bir derinleşmedir. Mürîd zikir yaparken, sohbete katılırken, hizmet ederken yavaş yavaş kalbi olgunlaşır. Olgunlaştıkça, eskiden anlamadığı rumuzları anlar olur. Mesnevî’nin bir beytini yıllarca okumuş, anlamamış; bir gün bir hâl gelir, anlar. Bu, sülûkun semeresidir. Allâh muhâfaza eylesin; bizi rumuz açabilen ârif âşıklardan eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Aşk, Hikmet, Rumuz. → Tasavvuf Sözlüğü