Âşıklar Aşkı Rumuzla Anlatır — Onların Kelâmları Hikmettir
Eûzü billâhi mineşşeytanirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm. Âşıklar aşklarını açıkça anlatmazlar; rumuzla, kinâyeyle, sembolle anlatırlar. Onların kelâmları hikmet doludur; ve dış görünüşte basit görünen sözleri, derin mânâlar taşır. Bu yüzden âşıkların sözleri sıradan okunmaz; içinden mânâlar çıkartılır. Mevlânâ, Yûnus Emre, Hâcı Bektâş — hepsi rumuzla konuşmuşlardır.
Rumuz Niçin? — Maşûkun Gizliliği
Âşıklar maşûklarını gizlerler. Çünkü gizli sevgi, açık sevgiden daha derin sayılır. Açıkça «Allâh’a âşığım» dediğinde, edepsizlik olur; ihlâs azalır. Rumuzla anlatıldığında, sâdece anlayanlar anlar; ve mânâ saflığını korur. Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde, Yûnus’un ilâhîlerinde, Yûnus’un türkülerinde — hep aşk var; ama hep rumuzla. Gül, bülbül, şarap, mey, mum, pervâne — hepsi rumuzdur.
Şarap ve Mey — Aşkın Sembolleri
Tasavvuf edebiyâtında şarap ve mey, aşkın sembolleridir. Maddî şarap harâmdır; ama mânevî şarap helâldir, hattâ mübârektir. Mânevî şarap, Allâh sevgisidir; sarhoş eden, ama günâh olmayan bir sevgi. Hâfız-ı Şîrâzî’nin meşhûr beyti: «Saki, getir bir bardak mey; bana o sevgilinin kokusu gelsin.» Burada «mey» Allâh sevgisi; «sevgili» ise Allâh kasdedilir. Sıradan okuyucu meyhâne tasvîri sanır; ârif okuyucu ilâhî aşkı görür.
Mum ve Pervâne — Fenâ ve Aşk Mecâzı
Mum ve pervâne mecâzı, âşığın fenâ hâlini anlatır. Pervâne (kelebek) muma yanaşır; ışığa hayrandır. Yanaştıkça yanar; ama uzaklaşmaz. Sonunda mumun alevinde tamamen yanar; yok olur. Bu, âşığın hâlidir: Allâh’a yanaşır, yanar, yok olur — fenâ-fillah. Bu fenâ, gerçek mânâda yokluk değil; nefsin kayboluşudur. Pervâne nasıl mumda dirilirse — başka bir varlığa katılırsa — âşık da Allâh’ta dirilir.
Hikmet — Rumuzun Asıl Hedefi
Âşıkların rumuzla konuşmasının asıl hedefi hikmettir. Hikmet, derin bilgidir; ve derin bilgi sıradan dile sığmaz. Bu yüzden hikmet sahibi, semboller kullanır. Sembol sıkıştırılmış mânâdır; bir kelime ile çok şey söyler. Hikmet ehli, sembolü açar; açtıkça yeni mânâlar görür. Sıradan kişi sembolü yüzeyde alır; mânâya inemez. Bu yüzden âşıklar «benim sözüm anlayana» derler.
Rumuz Çözmek — Sülûkun Bir Hedefi
Mürîdin sülûkundaki hedeflerinden biri, âşıkların rumuzlarını çözebilmektir. Bu çözme sıradan okuyuş değildir; mânevî bir derinleşmedir. Mürîd zikir yaparken, sohbete katılırken, hizmet ederken yavaş yavaş kalbi olgunlaşır. Olgunlaştıkça, eskiden anlamadığı rumuzları anlar olur. Mesnevî’nin bir beytini yıllarca okumuş, anlamamış; bir gün bir hâl gelir, anlar. Bu, sülûkun semeresidir. Allâh muhâfaza eylesin; bizi rumuz açabilen ârif âşıklardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Aşk, Hikmet, Rumuz. → Tasavvuf Sözlüğü