Âşıklık Yolu Başı ve Sonu Olmayan Bir Yoldur
Halbuki yemyeşil aşk bağının sonu ucu bucağı yoktur; orada gamdan ve neşeden başka ne meyveler vardır. Âşıklık bu iki hâlden — gam ve neşeden — daha yüksektir; baharsız hazansız ter tâzedir. O zamân bu âşıklık yoluna girdiysen, bunun sonu yoktur; ucu bucağı yoktur. Bu yolda bütün insânlar yürür; bütün insânlar âşıklık yolundadır. Ama herkesin derecesi, kategorisi aynı değildir.
Aşk Bağı — Yemyeşil ve Sınırsız
Aşk bağı yemyeşildir; baharsız hazansızdır. Yâ’nî dünyâdaki bağlardan farklıdır. Dünyâda bağlar mevsimliktir: İlk baharda yeşerir, hazanda solar. Aşk bağı ise hep yeşildir; mevsim değişikliği yaşamaz. Çünkü aşkın kaynağı Allâh’tır; ve Allâh’ın rahmeti hep tazedir, hep yeşildir, hiç solmaz. Bu yüzden aşka giren kişi, ebedî bir tâzelik yaşar.
Gam ve Neşe — Aşkın İçindeki İki Hâl
Aşk bağında gam ve neşe iki ana hâldir. Gam — ayrılık acısı, hasret, ağrı. Neşe — vuslat lezzeti, sevinç, ferah. İkisi de aşkın parçasıdır. Ama âşık bu iki hâlin üstündedir. Çünkü âşık ne sâdece gam çeker, ne sâdece neşe yaşar; ikisini de aşar. Bu üst seviye, aşkın gerçek mertebesidir. Bunlar geçici hâllerdir; aşk dâimî bir hâldir.
Bütün İnsânlar Âşıklık Yolundadır — Ama Derecesi Farklı
Bütün insânlar âşıklık yolundadır. Ama kimisi gam vagonunda hapis kalır; kimisi neşe vagonunda hapis kalır; ileri doğru gitmez. Ama âşıklık yolundadır. Dervîşleri, sûfîleri âşıklık yolunun dışında tutmadığım gibi bütün mü’minleri, müslümanları da o âşıklık yolunda görüyorum. Ama herkesin derecesi, kategorisi aynı değil. Bu âşıklık yolu, senin geçici yaşamış olduğun bütün hâllerden, zevklerden, neşelerden, kederlerden, gamlardan yücedir, yüksektir. Buralarda takılı kalmaman lâzım.
Vuslat Yine Başka Bir Bahârdır — Erdim Diyene Aldanma
Bu yolda bir yerde kalmak seni zarara götürür. Hiçbir zamân «vuslat oldum» dediğin ânda, olmadığın anlaşılır. Çünkü ister Cemâl’de fenâ ol — ki bu fenânın en yüksek mertebesidir — sen Cemâl’de fenâ olsan dahi sen yolun sonuna gelmedin. Aldanma; âşıklık yolu sonu olmayan bir yoldur. Âşıklık yolu başı da olmayan bir yoldur. Çünkü Allâh’ın âşıkları, kendi zât-ı ilâhiyyesinde seçilmiş kimselerdir.
Ayağını Sâbit Eden Önce — İlm-i İlâhî
Tâbîrim hoş görün — ayağını sâbit eden de öncedir. O ilm-i ilâhîdir; ilm-i ilâhîden olan bir şeyin başı da yoktur, sonu da yoktur. Bu yüzden 7 kat semâda aşk türküleri söylenir; 7 kat arzda aşk türküleri söylenir. Sen ne tarafa dönersen dön, neyi dinlersen dinle aşk nağmelerini dinlersin. O yüzden bir kimse âşıklık yoluna girdiyse, ve husûsî mânâda âşıklık yolunda yürüme gayretinde ise, onun başı da sonu da yoktur.
Varlığa Bürünmenin Başı Var — Ama Aşkın Yok
Varlığa bürünmenin başı vardır; bütün varlıklar için varlığa bürünmenin başı vardır. Ama aşkın başı yoktur. Âşıklığın da başı yoktur. Aşkın ve âşıklığın başı olmadığı gibi, aşkın ve âşıklığın sonu da yoktur. O yüzden bu âşıklık yolunda vuslat hep başka bir bahârdır. «Vuslata erdim» diyen, ermemiş olur. Bu âşıklık yolu öyle bir yoldur ki, daha ahirî mânâda yolun başındayım diyenin üzerinde yüzlerce, binlerce menzil vardır.
Bir Menzile Vardım Diyene Aldanma — Yol Sürekli
Bir menzile vardım diyen, kendince sona erdim diye düşünmesin. Âşıklık yolu öyle bir yoldur ki, bu yola bir son düşünülemez. Mümkün değildir; insân beyni bunu tasavvur etmekten, bunu şekillendirmekten uzaktır. Akıl aşkı ihâta edemez. Çünkü akıl aşkı ihâta edemediği için ona bir son da tasavvur etmesi mümkün değildir. Âşıklık öyle bir şeydir ki, henüz daha iki cihân yaratılmazdan önce âşığın nakşı vurulmuştur olacak olan âlemlere.
Aşk Anne Karnında Başlamaz — İlm-i İlâhîdir
Âşıklık dünyâda başlamaz; âşıklık anne karnında da başlamaz. Âşıklık bu mânâda ilm-i ilâhîdir. Ne zamân başladığını bilemeyiz. Nasıl Allâh’ın zât noktasında, sıfat noktasında başlangıcı yoksa, âşıklığın da mânâ itibâriyle başı yoktur. Âşıklığın sonu tasavvur edilemediği gibi, âşıklığın kenarı, dibi, yüksekliği de tasavvur edilemez. Bir şeye son tasavvur edemezsen, sen onun yanını, kıyısını, derinliğini, yüksekliğini de tasavvur edemezsin.
Aşka Sınır Biçenlerin Cehâleti
Bunu böyle söyleyenlerin hepsi de ya «anlaşılsın» diye mübalâğa ederler, ya da câhilliklerini ortaya koyarlar. Aşk ve âşıklık aşktan ve âşıklıktan uzakturlar. Aşktan ve âşıklıktan uzak olduklarından dolayı aşka bir kıyı, aşka bir derinlik, aşka bir yükseklik biçiyorlar. Aslında onların aşktan da âşıklıktan da haberleri yoktur. Aşk her şeyi kuşatandır; kuşatılan değil. Aşka sınır biçen, aslında aşkı tanımıyor demektir.
Âşık Her Şeyi Âşıklık Yolcusu Olarak Görür
Âşık, her gördüğü kimseyi ve şeyi âşıklık yolunun yolcusu olarak görür. O yüzden kim sarhoştur, kim değildir; kim âşıktır, kim değildir — âşık onun farkında bile değildir. Her gördüğünü âşıklık yolcusu olarak nitelendirir. Bu hâli yüzünden taşlanır. Çünkü halk, bütün insânların âşık olduğunu kabûl etmez. Halbuki gerçek âşığın gözü herkeste Allâh’ın bir tezâhürünü görür; ve herkesi âşıklık yolcusu sayar.
Aşk Arttıkça Vahşet ve Dehşet de Artar
Bunu her zamân söylüyorum: Âşıklık arttıkça kendi vahşeti de artar; kendi dehşeti de artar. Âşıklık kadar vahşetin içerisinde, âşıklık kadar dehşetin içerisinde, âşıklık kadar hayretin içerisinde başka bir şey yoktur. Vahşeti arttıkça feryâdı artar. Feryâdı arttıkça artar, arttıkça artar. Hz. Pîr Mevlânâ buyurmuştur: «Ben feryâd etmiş gibi görünüyorum.» Feryâdın ilacı yine aşktır.
Aşk Feryâd Ettirir — Çöl, Neşe, Hüzün, Sevinç
Aşk feryâd ettirir. Kâh seni çöle düşürür; çöle düştüğünde nâçâr feryâd edersin. Kâh seni neşeye düşürür; o neşeden kurtulmak için feryâd edersin. Kâh seni hüzne düşürür; hüzne düştüğünden feryâd edersin. Senin hüznünü alır, sevince çevirir; bu sefer de sevinçten kurtulmak için feryâd edersin. Âşığın feryâdı bitmez; feryâdına feryâd eklenir. Onun feryâdına gene aşk yetişir. Onun feryâdının ilacı yine aşktır. O yüzden aşk hem feryâd ettirir, hem feryâdına ilaç gibidir. Allâh cümlemizi âşıklardan eylesin. Âmîn ya Rabbe’l-âlemîn.
Aşkın Sonsuzluğu — İlâhî Mâhiyet
Aşkın sonsuzluğu, ilâhî mâhiyetinden gelir. Sonlu olan, sonludur; sonsuz olan, sonsuzdur. Aşkın kaynağı Allâh ise — ki öyledir — aşk da Allâh gibi sonsuzdur. Aşkın başlangıcı yoktur; çünkü Allâh’ın başlangıcı yok. Aşkın sonu yoktur; çünkü Allâh’ın sonu yok. Aşk Allâh’ın bir sıfatıdır; ve Allâh’ın sıfatları O’nun zâtı gibi ezelî-ebedîdir. Bu yüzden âşık olan, ezelî-ebedî bir hakîkate katılmış olur. Allâh muhâfaza eylesin; bizi ezelî-ebedî aşkın âşıklarından eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Aşk, Vuslat, Fenâ. → Tasavvuf Sözlüğü