Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2023 Sohbeti #93 — Recep Kandili: Yûnus 108 Sohbeti

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2023 Sohbeti #93 — Recep Kandili: Yûnus 108 Sohbeti. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Table of Contents

Açılış — Fâtihâ-Tevhîd-Salavât; «Selâmün Aleyküm, Hoş Geldiniz»; «Allah Kandili Bize ve İslâm Dünyasına Mübarek Eylesin» Niyâzı; Recep Ayı Kandil Tebriği; «Rabbimiz Bize Kandiller Vesilesiyle Kapımıza Hayırlı Niyetler Açsın» Duâsı

Fatiha. Allâh’ın adıyla illallah Hak Muhammed’e nasûlullah, tübiyyenen biayyü ve mursâdeen vel hamdü bida’ni ve min havanir. Selâmün aleyküm. Ve aleyküm selâm. Ümmeten hoş geldiniz. Allâh kandili bize şiddiden mübarek eylesin. Âmîn. Rabbimiz bize kandillerde buluşup inşallah neziyetin burdalı yaşamayı elimizde, cümlemize nasip eylesin. Ve inşallah. Ve amin. İllâhim ve şevkûn ve rûhâni. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Allâh’ın adıyla illallah ve nasûlullah. Allâh’ın adıyla illallah ve mursâdeen vel hamdü bida’ni ve min havanir. Bina ebeve tefsir el kitabı la vaymefî min râbî l-âlemî Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Ya eyyuhemme tüm hücâdet tüm nâhîgâd min râbikûn ve şifâûn limâ fî s-sudûn ve hudûn ve hâdîn limâ fî s-sudûn ve hudûn limâ fî s-sudûn ve hâdîn Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.

Allâh’ım. Allâh’ın adı. Cenâb-ı Hak Hadis Sûresi âyet 7’de der ki Allâh’a ve Resûlü’ne iman edin. Bunu bütün umuma söyler. Bir kimse Allâh’a iman etmiş olsa ama Muhammed Mustafa Sabrullah Veselam Hazretlerine Peygamberliğine iman etmiş olsa o iman etmişse imaz. O yüzden imanımız odur ki biz Allâh’a ve Resûlü’ne iman ederiz. Allâh’a ve Resûlü’ne iman edince o zaman meleklerine, kitaplarına, hesaba çekileceğimiz din gününe, hayırı ve şerri yaratanın Allâh olduğuna ve kadere iman ederiz. Cennetin ve cehennemin varlığına, cennetin ve cehennemin sonsuz olduğuna, cennete gidenlerin cennette sonsuz yaşayacaklarına, kafir, münafık, müşrik olarak götüp giden ehli cehennemin daim cehennemde olacağına iman ederiz.

Biz imanımızı Cenab-ı Hakk’ı, Hz.


Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in İslâm Dünyasına En Büyük Örnek Olması — Sünnet-i Seniyye Çerçevesinin Hayâtın Bütününü Kapsaması; Mü’minlerin Bu Örneği İçtihâd ile Yaşayacakları; Genel Niyâz — «Cümle Ümmet-i Muhammed’i Kur’an ve Sünnet’te Sımsıkı Sâbit Eyle»

Muhammed Mustafa’ya, Cebrail vasıtasıyla indirdiği Kur’ân’a ve aynı zamanda da Hazret-i Peygamber Salonu’l-Veselam Hazretlerinin hikmet üzerine söylemiş olduğu hadîs-i şeridlerine de iman ederiz. Bu kandil günü, ne yazık ki uzun zamanlar verip Ümmet-i Muhammed kandillerini hüzünlü bir şekilde, kandillerini ızdıraplı bir şekilde geçirmekte ya da bana öyle gelmekte. Çünkü İslam coğrafyasına baktığımda Çin’in oradaki Müslümanlara yapmış olduğu zulmün, oradaki Müslümanların canlarına, mallarına, namuslarına tasallup etmesi, her gün onları işkence çektirmesi altında ve oradan bu tarafa doğru gelirken Afganistan’da, Suriye’de, İran’da, Irak’ta, Yemen’de, Lübnan’da, oradan geçtiğimizde Yemen’de, Nusir’de, Afrika ülkelerinde ve Kuzey Afrika’da, oradan yukarı doğru çıktığımızda Fransa’da, Galipçikada, Almanya’da, İngiltere’de, Avrupa’nın bütün her yerinde.

Oradan hareket ettiğimizde Kosova’da, Bosna’da ve Ukrayna’da ve oradan daireyi tamamlayacaksak Rus, Cumhuriyeti’nin altında yaşayan Müslümanların her gün canlarına katledilirken her gün Müslümanların bu söylediği bölgelerde kanları dökülürken, şehit olurken ve İslam dünyasında nerede olursa olsun bütün Müslümanlar adaletsizliğin, hukuksuzluğun altında inip inip inlerken ve bütün İslam coğrafyası, İslam’ın hukukundan, adaletinden, İslam’ın lütfundan, ikramından, ihsanından yaşarken ne kadar kandil neşesi olur, ne kadar kandiller kandil olur, ne kadar bayramlar bayram olur, ne kadar insanlar bu mübarek gecelerde sevinç ve sorur içerisinde geceleri yaşar bilen hele hele bu ahir zamanın son diliminde haince, bunharca gözümüzün içine baka baka ve kanımızı akıta akıta, kalbimizi yüreğimizi parçalaya parçalaya İslam dünyasının her şeyine ucum edilirken ve eşin daha garibi İsveç’te, İsviçre’de Avrupa’da, Avrupa’nın göbeğinde ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin konsolosluğunun önünde zalimin, kafirin, hainin birisi Kur’ân-ı Kerîm’i yapma cüretinde gösterirken ve İslam dünyası, Türkiye Cumhuriyeti kınamaktan öteye geçememişken işin en kolay tarafı, en basit tarafı, en ucuz tarafı, en baspaya tarafı kınamaktan öteye geçememişken biz ne kadar kandil kutlarız biz ne kadar Müslüman olarak başımızı göğe kaldırırız biz ne kadar Müslüman olarak bu yeryüzünde başı dik olarak dolaşırız bilemem bilemem ve Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hasretlerinin 1400 yıl önce Müslümanlar denizin üzerinde köpük misali olacaklar derken o köpük misalini bu dönemde yaşadığınıza inanıyorum ve İslam dünyası her zaman için basit


İslâm Dünyasının Yetersiz Reaksiyonu — «Her Zaman İçin Basit Kınama, Toplantı, Yürüyüş»; «Sosyal Medyada Tepki Etmek, Küfür-Hakaret-Kahrolsun Demek»; «Bu Aktiviteler Beni İhlâl Edecek Kadar Yetersiz»; Müsbet İmân Hareketi’nin Yokluğu — Hz. Peyğamber’in Mekke-Medîne’de Sergilediği Sabır-Tevhîd Hareketinden Uzaklaşma

kınamadan her zaman için basit toplantı ve yürüyüş yapmakta her zaman için basit kendi kendine sosyal medyada terin etmekten küfür etmekten hakaret etmekten veyahut da kahrolsun demekten eteğe ne yazık ki geçemiyor ne yazık ki geçemiyor geçemez çünkü uyuşturuldu geçemez çünkü Kuran’ın hüfu kaldırıldı geçemez çünkü insanların imanları sulandırıldı geçemez çünkü bizim dinimiz, İslam’ımız, imanımız, mümkünliğimiz kağıt üzerinde kaldı biz onu fiiliyata geçiremedik 250 yıldan beri biz imanımıza biz İslamımıza dinimize sahip çıkamadık bir kısmımız Mehtalâ Resulbette’di dedi ki Mehtup Eğilin Cahil olacak siz bu işlere kafa yormayın bir kısmımız dedi ki alimlerimiz, şehirlerimiz, profesörlerimiz ya bunlar böyle olacak dedi ve Hazreti Ömer razı’llahu anh Hazretlerinin sözüne geldi inandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanırsanız sözüne geldi biz çünkü bizden önceki nerede? bizden önceki atalarımız da bundan 200 yıla kadar, 250 yıla kadar, 300 yıla kadar gelen Müslümanlar da ne yazık ki inandıkları gibi yaşamadılar ve bize bıraktıkları miras ne yazık ki inandıkları gibi yaşayamadıkları bir din öğretisi oldu ona da şükrediyoruz, ona da hamd ediyoruz annelerimiz, babalarımız Müslümanız demişler kalmışlar öyle kimisi dinden imandan attı dini imanı da bıraktı dini imanı da bırakarak dinsiz bir hayat sürdürdüler ve hâlâ da onların çocuklarının da büyük bir kısmı dinsiz bir hayata devam etmekte bu işler ve burnumuzun ucundan ve bir adım atsak oraya gidebileceğimiz bir yerde insanlar çok rahat bir şekilde kafirler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin konsolosunun önünde istedikleri hakareti yapar oldular aslında benim anladığım o işin Türkçesi şu ey iman eden Müslümanlar siz o kadar imanınızdan uzaksınız siz o kadar korkak, pısırıksınız siz o kadar dinimize sahip değilsiniz ki öncelen İslam dininin yaşanması ve yaşatılması için mücadele eder o kocaman Osmanlı’nın mirası olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin önünde sizin kutsalınızı ben yakarım ayaklarımın altına alırım ve siz de hiçbir şey yapamazsınız dedim Türkçesi bu başka bir şey değil Türkçesi bizim önümüze bunu da sulandırıyorlar kınadık en şerit bir şekilde kınadık yürü serbest bırak bizi biz oraya kadar gidelim Kur’ân nasıl yakılmış gösterelim bırak serbestsiniz de bakın bir daha yapılacaklar mı şu insanlar sokaklarda dolaşmasına gerek yok ama biz o birliktelerimiz yok Müslümanlar olarak toplamsa Türkiye’deki Müslümanlar biz bu değilsizliğin değilsizliğinin cezasını biz kendimiz vereceğiz desek yürürsek yer yerinden oynar hoş yürütmezler de bütün askerlerinin polislerini dikenler yürüyemezsiniz derler neden?

Avrupalı Cevur dostlarımız incinebilir Avrupalı kafir dostlarımız incinebilirler, üzülebilirler sonra Avrupa Birliği’ne geçeceğiz ya o kevurcuklarla bizi bilgi geçirmemiz lazım o kevurcukları kırmamamız, incitmemiz lazım o kevurcuklar kırılırsa incinirse maazallah akşam ümennimiz gelmez sonra ama bunun da hesabı bir ürünlür bu böyle kalmaz bu böyle durmaz Müslümanlar ya uyanırlar dirilirler, tehlikelerine gelirler bunun hesabını sorarlar ben bu toplantıları çok önemsiyorum o yüzden sebebi şu toplantıları önemsiyorum Kuran diyen, Sünnet diyen, küçüktü olsa sesini haykıran bir topluluk var peygamber Salih ve Selamat ettiler Medîne’yi binaenaleyh de öyle yapar diye Cuma namazında bütün Müslümanları Mescidi Nebevi’ye toplardı kadın, erkek, çocuk hepsini de namaz kılamayacak olan kadınları Mescidi Nebevi’nin hemen başında çadır kurdurur namaz kılamayacak kadınları orada toplatır ve onlar orada istikam ederdi ve ayrıca Cumadan sonra veya bayram namazından sonra gider onlara da sohbet ederdi bütün hadîs uleması ve İslam alimleri tek noktada birleşiyorlar diyorlar ki buradaki amaç şudu Medîne’deki Hristiyan ve Yahudilere Müslümanların kuvvetli olduğunun Müslümanların kalabalık olduğunu göstermek bir maksadı diyordu Kardeşler, şimdi o zaman Müslümanların kadın, erkek, çoluk, çocuk bu tip programlara hiçbir şey yapmasa dair Allâh için orada dikilip o toplantının içerisinde bulunmaz ama bugünkü zaman Cuma kadınlara farz değil hükmünün yerine Hz.


Kadınların Cuma Namazına Tâlimi — «Cuma Kadınlara Farz Değildir» Hükmünün Gerçek Tarihî Bağlamı; Hz. Peyğamber Mekke-i Mükerreme’de Bütün Mü’minleri Toplayıp Cuma’ya Geliyordu — Çoluk-Çocuk Dahil; «Bugünkü Zaman Cuma Kadınlara Farz Değil» Hükmü Medîne-i Münevvere’de İslâm Kuvvetlenince Verildi; Tarihî Hüküm vs Modern Pratiğin Yanlış Anlaşılması

Muhammed Mustafa Medîne Münevverede İslam kuvvetlenince kadar kadınları da mescide çağırdı, mescide topladı namaz kılamayanları da dışarıda topladı değil kadın kardeşlerimizin de Cumaya, Bayrama bu tip toplantılara katılma zamanı O yüzden, evet, kandiller bizim mübarek günlerimiz ama bunun asıl mesajı birlik ve beraberlik altında bu mesajı her yere iletmek olmalı. Evet, onlar Kur’ân’a hakaret ettiler Kur’ân’a hakaret ederekten Allâh’a hakaret ettiler Allâh’a hakaret ederekten yanında Hz.


«Adem’den İtibaren Bir Topluluğuz» — İslâm’ın Tarihî Süreci; Adem A.S.’tan Hz. Muhammed’e Tek Tevhîd Yolunun Devâmı; Mü’minlerin Bu Süreçte Tevhîdin Vârisi Olması; «İmâmların İctihâdı Üzerinde Yürüyen Topluluk»; Yûnus 10/108’in Bu Çerçevede Tilâvete Hazırlığı

Muhammed Mustafa’ya hakaret ettiler aynı zamanda Adem’den itibaren gelen bütün Peygamberleri hakaret ettiler ve aynı zamanda eğer onlar, eğer İsevi’se veya Musevi’se kendi Peygamberlerine de hakaret ettiler ve aynı zamanda bütün dünya Müslümanlarına hakaret ettiler bütün dünya Müslümanlarına hakaret ettiler ve bütün dünya Müslümanları kendilerince kendi tarihlerinde bizim gibi cılız bir ses çıkararakten onu telkin etme, onları kılama noktasına gittiler Yunus, sure 37, az önce kardeşimizin okunduğu 1. ay bu Kur’ân Allâh’tan başkası tarafından uydurular Allâh’a nisbet edilmiş değildir fakat o daha önceki kitapları doğruluyor, onlar da yazısı olan hakikatleri açıklayan bir kitaptır ahalilerin Rabb’i olan Allâh’tan indirildiğinde asla şüphe yoktur yapmış olduğu Kur’ân hükümlerini terk ettiğimiz, hukukunu terk ettiğimiz, adaletini terk ettiğimiz hukukunu, hükmünü, adaletini terk ettiğimiz, manasını terk ettiğimiz, uymadığımız, evlerimizde durup da okumadığımız, okuyup da uygulamadığımız Kur’ân insanlık 1400 yıldan beri onun benzerini getirememiş insanlık 1400 yıldan beri onun bir harfini dahi taklit edememiş nice akıllılar, nice sivri akıllılar, nice felsefeciler, nice filozoflar gelmiş hiçbirisinin söyledikleri Kur’ân’ı geçmemiş hiçbirinin felsefesi Kur’ân’ın üstüne çıkmamış o çünkü insan kelamı değil, o çünkü yaratılmış kelamı değil o çünkü yaratılmış da değil Kur’ân Allâh’ın kelamı mahluk değil Allâh’ın kelamı o yüzden değiştirilememiş, o yüzden yerine bir şey konulamamış onun karşısında ezilenler, yedilenler Kur’ân’ı komple rakhlardan kaldıralım hükmünü ve hukukunu kaldıralım ahlakını kaldıralım tamamiyete yok edelim demişler bu onların ezilmişti, bu onların çürümüştü bu onların aynı zamanda kafirli, münafıklı, mültepli, müşrikli bu onların aynı zamanda kanlarının ve sütlerinin bozuk oldu bu aynı zamanda onların Kur’ân’ın karşısında yerliliğisini gösteren bir şey ve 1400 yıldan beri hiçbir kafir Kur’ân’ın önüne geçememiş her ne kadar İstan ülkelerinde hukukunu ve hükmünü İngilizlerin bıraktığı İngilizlerin kurduğu devletlerde hükmü ve hukuku kaldırıldıysa da Kur’ân bir dik ayakta durmakta ve Kur’ân İstan dünyasının içerisinde İngilizlere bağlı olan bir kısım profesörlerin söylediği gibi birilerinin uydurmuş olduğu bir kitap değil Kardeşimizin okuduğu 8. âyet-i kerîme, Junus Suresi âyet-i eyliğe değil Ey iman edenler!

Size Rabbinizden bir öğüt gelmiştir o kalplerdeki hastalıklar için bir şifa, iman edenler için bir hidayet ve rahmettir Kur’ân 1400 yıldan beri hidayet vazifesini, Kur’ân 1400 yıldan beri kalplerdeki hastalıklara şifa vazifesini Kur’ân 1400 yıldan beri Cenab-ı Hakk’ın göndermiş olduğu bir rahmet, bir şifa, bir lütuf, bir ikram, bir ihsan olarak orada durmakta, orada durmakta, orada durmakta ve Müslümanlar ne yazık ki Kur’ân’a uymamakta, onun hükmüne, onun adaletine, onun hukukuna, onun ahlakına, onun sosyal hayatına, onun iştimai hayatına, kardeşliğine uymayarakten Ümmet-i Muhammed Kur’ân’ın rahmetine, bereketine, lütfuna, ikramına, ihsanına, şifasına, hidayetine ne yazık ki sırtını dönmekte Müslümanız değil, Kur’ân’ın hükümlerini çiğnemekte Müslümanız değil, Kur’ân’ın ahlakını terk etmekte Müslümanız değil, Kur’ân’ı öğretmekte Kur’ân’ı yaşamamakta Ve yine bugün kardeşimizin okuduğu Yunus âyet 108 Ey Muhammed de ki, ey insanlar!


Yûnus 10/108 Tilâveti — «Kul yâ eyyühe’n-nâs! Kad câ’eküm el-hakku min Rabbiküm; fe-meni’htedâ fe-innemâ yehtedî li-nefsihi; ve men dalle fe-innemâ yedillu aleyhâ; ve mâ ene aleyküm bi-vekîl» — «Ey İnsanlar! Rabbinizden Hak Geldi; Kim Doğru Yola Giderse Kendi Lehine, Kim Saparsa Kendi Aleyhine; Ben Üzerinize Vekîl Değilim»; Hz. Peyğamber’in Bu Âyetle Sergilediği Tutum: Tebliğ + İhtiyâr

Size Rabbiniz tarafından hak geldi Kim doğru yola giderse, kendi lehine doğru yola gitmiş olur Kim de saparsa, kendi aleyhine sapmış olur Ben üzerinize bekim değilim De, dedi. Ve Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Kendi sağlığında, ömründe Kur’ân’a, etrafındaki bütün herkese tebri etti İnsanlara öğretti, Kur’ân’ın kerimi, İslam liydini En güzel bir şekilde yaşattı Ve hadîs-i şerifte buyurdu ki İslam verdene önce %50’si yaşandı Benim zamanımda %25’i yaşandı Ahir zamanda da, kalan %25’i yaşanacak dedi. Biz ahir zamanın hangi dilimindeyiz bilemem O %25’i inşallah bizler Bizler veya bizlerin çocukları veya onun çocukları, onların çocukları muhakkak yaşar Allâh nurunu kafirler, minafıklar, müşrikler istemese de tamamlar Böylece bütün dünya, İslam’ın rahmetini, bereketini, bütün ikramını, ihsanını görmüş olur Bütün dünya, hidayet nuruyla yollanır Ve o gelecek nesiller, İslam’ı en güzel şekilde yaşarlar Ve kimse kimsenin bekçisi değildir Cenâb-ı Hak beyanlarını bitsin, onların üzerini bekçi tayin etmedikler Hadis-i şerifte Hazreti Peygamber’in, sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Hazretleri, ellerimizin altındakilerden sorumlusunuz buyurun Biz ellerimizin altındakilerden sorumluyuz Rabbim cümle, tüm kardeşlerimizin ellerinin altındakileri hepsini de Allâh’ın çizmiş olduğu hidayet yollana Allâh’ın nuruna, Hazreti Muhammed Mustafa’nın ruhaniyetine ve nuraniyetine tabi etmek için uğraşırlar inşallah Ve biz inşallah Kur’ân’ın emrine uyup, Kur’ân’a ve Hazreti Muhammed Mustafa’ya uyanlardan oluruz inşallah Bugün Kandil, Mayun, Recep’in dik parçamnesi


Recep Ayının Bereketi ve Tövbe Tâlimi — «Bu Ayı Normalde Zikirle, Tövbe ile Geçirler Aylardan»; «Cenâb-ı Hak’tan İlim ve Hidâyet İstirhâmı»; Recep-Şâbân-Ramazân Üçlüsünün Mü’minlerin Üç Aylarındaki Yeri; Mevcut Anın Hesap Edilmesi — «Hayâtımızı Aktıralım İnşaAllah»

Recep ayı, Allâh’ın ayı, Şaban benim ayım demiş Allâh’ın Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan da ümmetimin ayı demiş Bu Recep ayında çokça tövbe edelim, ama bu çokça zikredelim Ayeti kerimede Allâh’ı çokça zikredin, sonraki ayeti kerimede de sabah akşam zikredinler Bu ayda Recep ayında Allâh’ı çokça zikredelim, çokça tövbe edelim, helamlaşalım birbirlerimizle Hatalarımız, kusurlarımız olmuştur, yanlışlıklarımız, eksikliklerimiz olmuştur, birbirlerimize karşı yetepe değiliz yerler olmuştur Laf söylemişiz, laf söylemişizdir, kırkıştır, üzmüşüzdür, o yüzden birbirlerimizle helallaşalım, birbirlerimizle hayırlaşalım Birbirlerimizin gönlünü alalım, Recep ayındayız, inşallah bu Recep ayında küstüklerimizi giderelim, kırgınlıklarımızı giderelim Birbirlerimize karşı olan hak ve hukukumuz varsa, bunları halledelim Çünkü Ramazan ümmetin ayı, Ramazan ayı Allâh’a uslak ayı olmalı, Ramazan ayı Allâh’la muhabbet edilecek ayı olmalı.

Çünkü o Ramazan ayında Cenâb-ı Hak’la cemalleşmeli ümmeti Muhammed. O yüzden muhakkak ve muhakkak bu ayda Allâh’ı çok zikredip, Allâh’a çok tövbe edip etrafımızla helalleşelim Birinci derecede eşlerimizle, çocuklarımızla, akrabalarımızla, kime gönlümüz kırık ise gönlümüz kırık olan, kimin kırık? Benim kırık, ben telefon açayım, diyeyim ki benim gönlüm kırıktır, sana hakkım helal olsun. Diyelim ki bizim gönlümüz sana kırıktır, incidiptir ama hakkımız helal olsun. Benim sana karşı bir kırgınlığım, benim sana karşı bir incinmişliğim kalmadı değil, birinci adımı biz atalım Birinci adımı biz atalım, kim birbirine takılır, birbirlerine kırılırsa, kırılmış ilk adımı atan bu cehennete öte gider. O yüzden biz sizin böyle bir cehennet ıştertiyakiyle bunu yapmanızdan dolayı değil Allâh rızası için birbirinize varsa, kısım, akrabalar, eşliğiniz ne varsa, kırgınlıklarınızı yitirmenizi istiyorum Dargınlıklarınızı yitirmenizi istiyorum, kardeşliğinizi, akrabalarınızı, eşliğinizi, çocuklarımızla olan bağlarınızı kuvvetlendirmenizi istiyorum Sufiler ancak nefislerine tanılırlar, ancak nefislerine küserler, ancak nefisleriyle mücadele ederler Başkalarına karşı kırgınlıkları, kızgınlıkları olmaz, o yüzden bu mübarek günlerde ve gecelerde birbirinize çok regal, rabet edilen demek Regalbet edilen demek, e rabet edilense bu rabet edilen ayda birbirlerimizi aktıralım, muhabbetimizi aktıralım, sevgilimizi, kardeşliğimizi aktıralım Birbirlerimize karşı olan duygularımızı aktıralım inşallah, o yüzden bu ayı normalde zikirle, tövbe ile geçirler aylardan olsun bizim için Önce bana hakkınızı helal edin, hakkınızı helal edin, böyle içinden ben helal etmiyorum diyen varsa söylesin.

Helal başarı Artık nasıl helal başarısın, değil mi?


Helâlleşme Anekdotu — «Önce Bana Hakkınızı Helâl Edin»; «Helâl Etmiyorum Diyen Varsa Söylesin»; «Helâl Olsun, Helâl Başarı»; Sohbette Helâlleşmenin Edebî Tâlimi — Cuma Sünnetinden Mü’minler Arasındaki Hak-Hukuku Temizleme Modu

Çiğner miyim ben ama burada Yine de ben geçen kanilde de öyle oldu değil mi? Buradaki derviş kardeşler birbirlerinize hakkınızı helal ediyor musunuz? Hakkınızı helal ediyor musunuz? Bakıyorum birisi ağzını açmadan helal olsun diyecek mi demeyecek mi diye böyle takip ediyorum Buradan evet, haklarınızı helal ediyor musunuz?


Tövbe ve İstiğfâr Çağrısı — «Hangi Günahı İşlediyseniz İşleyin, Hangi Bataklığa Düştüyseniz Düşmüş Olun»; «Ya Rabbi Deyin, O’na Tövbe-İstiğfâr Edenlerden Allah Razıdır»; Allah’ın Affı’nın Genişliğinin Tahkîki; «Mü’minin Tövbesi Onun Bütün Geçmiş Günahlarını Siler»

Allâh sizden razı olsun inşallah Varsa yine bir alacaklığı, bir hürriyetli cicaetine karışmayız, o yüzden birisi alacağı vardı, borcu vardı o ayrılmıyor mesela Bir dervişlik ve kardeşlik hukuka açısından söylüyor, benim helalim hepsini dikini alıyor Varsa içinde borcum, oğuzum ona söylesin, ödürüm kalırım bir de arkamdan şey olmasın. Ben diyorum ki bir borcum, oğuzum yok, ölürsem böyle ona göre diyorum Olursa zaten bir savaşı olur, bir de cevleti olur herhalde başka kimse olmaz Savaşlar nerede? Olursa bir sana borcum olur, bir cevlete borur Bu da estağfurullah diyor, helal olsun demeyecek mi? Tam mali müsaade, tam mali müsaade, görüyor musun? Mahsekecek, Allâh razı olsun inşallah İnşallah Cenab-ı Hakk’ın kimliğinden razı olsun.

Recep büyük bir aydır, Allâh bu ayda sevapları tatla Kim Recep ayında bir gün oruç tutarsa bir sene oruç tutmuş gibi olur Kim bir gün oruç tutarsa bir sene oruç tutmuş gibi olur Kim yedi gün tutarsa ona cehennem kapıları kapatılır Kim sekiz gün tutarsa ona sekiz cennet kapısı açılır Kim on gün tutarsa Allâh’tan ne dilerse mutlaka Allâh ona verir Recep ayı, yok çocuk istiyordum, yok iş istiyordum, yok aş istiyordum, yok eş istiyordum, yok ev istiyordum, yok araba istiyordum, yok kat istiyordum, yok yat istiyordum Yok bir tarafa döndüğünde denizi görsün, bir tarafa döndüğünde dağın yeşilini görsün. Bir tarafa döndüğünde oğayı görsün, bir tarafa döndüğünde gölü görsün. Bu ne dedim ya, bu nasıl bir yer istemektir O da dedi ki Allâh’tan yok mu dedi, var dedim ya ister Ah ister, o dört tarafa baktığında dört nefsim yaşayacak Recep ayı ister Kim on gün tutarsa Allâh’tan ne dilerse mutlaka Allâh ona verir Kim de on beş gün tutarsa gökte bir münadın şöyle sesini geçmiş günahların bağışlanmıştır Haydi amele yeniden başla, kim daha çok konuş tutarsa Allâh ona daha çok sevaf verir Tebaraniden rüdani kınar Kitabına almış Rüvanet tebaraniden Bu hadîs-i şerîf benim dervişliğimin ilk başlarında Şeyh Efendi Abdullah Efendi Hazretleri Günyet-i Talibini muhakkak bize okuturdu Hepimizin evlerinde Abdülkadir Geylanaz Deteli, Günyet-i Talibin diye kitabı vardı Abdülkadir Geylanaz Deteli sonradan hamle-i meseline geçmiş ve Günyet-i Talibinde bu mübarek gecelerle alakalı bu hadîs-i şerîf vardı Ve o zamanlar aklı ileri olan bir kısım Müslüman kardeşler diyorlardı ki öyle hadîs mi olur ya Biz diyorduk ya böyle hadîs var, Günyet-i Talibinde geçiyor Ya Günyet-i Talibinde bir sürü mevzusu hadîs var, ondan dolayı amen edilmez filan Sonradan biraz ben böyle tabiri caiz etmiş işlemine başlayınca diyordum ki ne zararı var bu hadîs-i şerîfin?

Seni küfre mi götürüyor, seni tembelliğe mi götürüyor, seni nereye götürüyor? İbadete götürüyor Seni nereye götürüyor? Oruçluk mevzusu götürüyor, seni nereye götürüyor? Zikre götürüyor Mevzud olsa tabi olunur diyordum ben ilmim olarak. Evet bu tip hadisler mevzu olsa tabi olunur, amel edilir. Çünkü bununla alakalı mevzu dahi olsa, sanki elinde şüphe dahi olsa insanı zarara götüren bir şey yok Düşünsenize ne kadar ümit var ediyordu insana Allâh’a karşı ümit var oldu, Allâh’a karşı süzam besleyin, büyüsüz ambesleyin, süzam beslemeyin Ve Allâh’a karşı ümit var oldu, Allâh’tan isteyin Ey Habibim de ki, eğer kullarını sana benden sorarlarsa de ki onlara çok yakın ol Tevbe ederlerse tövbelerini kabul eder, affederler Dua ederlerse dualarını kabul ederler.

Bakın Peygamberine diyor söyle ben onlara çok yakınım O bize çok yakın,


«Allah Bize Bizden Yakın» — Kâf 50/16: «Ve nahnu akrabu ileyhi min hablî’l-verîd» (Biz ona şah damarından daha yakınız); «Yeter Ki Biz Ona Duâ Edelim, Yeter Ki Biz O’ndan İsteyelim, Yeter Ki Biz Onu Zikredelim»; «Yeter Ki Biz Günahlarımızdan Dönelim, Tövbe Edelim»; Hadis-i Kudsî: «Ben Kulumun Beni Hakkındaki Zannının Yanındayım»

bize bizden yakın Yeter ki biz ona dua edelim, yeter ki biz ondan isteyelim Yeter ki biz onu zikredelim, yeter ki biz günahlarımızdan dönelim, tövbe edelim Ve hangi günahı işlerseniz işleyin Hangi vataklığın içine düştüyseniz düştünüz Ya Rabbi deyin tövbe edin geri dönün Sizi affedecek olan bir Allâh var Sizi affedecek olan bir Allâh var Geri dönün, asla ve asla günahta ısrar etmeyin Asla çünkü o tövbeleri kabul eden Gafururrahim O duaları kabul eden, o isteklerinize cevap veren O ihtiyaçlarınızı göre o yerdeki gökteki mükavanattaki bütün malatları Rızıklarını kaydedip doğurban bütün mükavanatı besleyen Ve bütün yarattığı varlık alimine her an hayat bahşeden, rızık bahşeden Allâh. O yüzden ona tövbe edin, ona geri dönün Ona sırtınızı dönmeyin, onu unutmayın, her daim onu zikredenlerden olun Her daim her işinizi besmeleyle başlayın Günlük işlerinizi yaparken de onu zikretmeyi hiç ihmal etmeyin Zikirde hiçbir zaman kesintiye uğranılacak bir yer yok.

Hatta bir kimse tuvalete girse, zikrullâh onun kalbinden gürgür gürgür kendine gelse O zikrullahı kesmek için dahi uğraşılmaz Zikrullâh bu kadar önemlidir Zikirsiz geçirdiğin gün Allâh’ı unuttuğun şeytanla kol kula geçirdiğin gündür Allâh muhâfaza eylesin inşallah Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Ramazan ayından sonra Recep ve Şaban’dan başka hiçbir ayın orucunu tamam tutmamıştır. Demek ki Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem adetleri o kadar Recep’te ve Şaban’da oruç tutmakta Hırs yapmış, hırsanmış ve Recep ve Şaban’ın Şaban’ı dolu dolu oruçlu geçirmeye gayret etmiş Bu hadîs-i şerife göre oruçlu geçirmiş Hazreti Ayşe hanımızın da rivayetine inanılıyoruz Çünkü Hazreti Ayşe hanımız diyor ki Ramazan ayında tutamadığımız oruçları biz Şaban ayında kaza ederdik diyor.

Çünkü Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem adetleri Recep ve Şaban ayına girdiklerinde çok oruç tutardı Çok oruç tuttuğu için, ayın oruçlu geçirdiği için onlar da kaza oruçlarını Recep ve Şaban ayında yaparlardı Yine Eru’da mutlaka bir hadîs-i şerîf Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir Bu malum sahabeler bir kimse diyor ki Ya Resulallah benim gücüm kuvvetim yerinde Bana diyor oruç tavsiye diyor ki Ramazan orucu sana yeter, yok mu fazlasına gücüm yeter, ayın başında ortasında sonunda diyorduk fazlasına gücüm yeter Fazlatesi perşeme tut fazlasına gücüm yeter Ya Resulallah deyince bir gün boş bir gün donu tut Bu da Davut kardeşimin orucudur der Bütün yılı oruçlu geçirmek İslam’da yoktur En fazla oruç nedir?

Bir gün boş bir gün doludur Bunu da o sahabe diyor ki yaşı geçince, belli bir ihtiyarla uğraşınca keşke Allâh Resûlü’nün bir konuda çok böyle ısrar etmeseydim. Çünkü diyor yaş geçince yaşlanınca bu bana ağır gelmeye başladı Allâh bizleri iyi eylesin. Recep ayında Allâh’a çok istiğfar edin Çünkü Allâh’ın Recep ayının her vaktinde cehennemden azal ettiği kulları vardır Ayrıca cennette böyle köşkler vardır ki ancak Recep ayında oruç tutanlar girer. Demek ki öyle köşkler var sadece Recep’ten oruç tutanlar gidecek ve çok tövbe edenler de ne olacak? Cehennemden kurtulmuş olacak Değil mi bu hadiş-i şerifi bize rivayet etmiş Yine beyhak eden hadiş-i şerif Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geriye çevrilmez Recep’in ilk cuma gecesi bu gece Şaban’ın ortasında bulunan gece hayliyeten diğer günlerdeki diğer haftalardaki cuma gecesi Ramazan bayramı ve Kurban bayramı geceleridir Allâh bizi Recep ayını, Şaban ayını ve Ramazan ayını düzgün bir şekilde geçirenlerden ayırmasın.

Dün gece bunu yayınladım ama burada da söyleyeyim bu seneki Ramazan bayramı programını iptal ettim Bu üzücü bir haberdi ama bu arada firma var olan görüşmelerin neticesinde 400 kişilik bir grubu zaman açısından bir otelde konaklatmak, aynı zamanda yapım yürüme mesafesinde bir otelde konaklatmak mümkün olmadı Birkaç firmayla ve en son gitmiş firmayla da görüştüm dün gece son gitsiniz firmayla bir daha görüştüm çünkü firma sahibiyiz bir gün daha müsaade istedi bende Dedi ki günden için ben


Mekke-i Mükerreme Seferi — «Ben Mekke’ye Gidiyorum, Hususî Bir Daha Bazı Görüşmeler Yapayım»; «Eğer Bunu Uygulayabilirsek Başarabilirsek İnşaAllah Götürürüz»; «Dün Gece Son Görüşmeler Neticesinde Bütün Arkadaşları Bir Otelde Konaklatmak Mümkün Olmadı»; Vakıf’ın Umre-Hac Programının Lojistik Düzenlemeleri

Mekke’ye gidiyorum orada hususi bir daha bazı görüşmeler yapayım sizin için eğer bunu uygulayabilirsek başarabilirsek dedi ki inşallah götürürüz Dün gece son görüşmeler neticesinde bütün arkadaşları bir otelde konaklatmak mümkün olmadı böyle bir otel bulamadılar yapamadılar hayallerimde biraz daha başka birkaç firmadan daha teklif almıştık Normalde yapılan tekliflerden fazla bir de firma söz konusunu söylüyor böyle küçük küçük kardeşlerle istişare ettik kolay değil 400 kişi gidilse 2000 dolar olsa 800 bin dolar o da yaklaşık bugünkü turda 15-20 milyon falan yapıyor Bu böyle güvenilebilecek bir yere verilebilecek bir para değil öyle Mustafa Özbör’de 61 yaşından sonra bunun altına görebilecek noktada değil o yüzden kendi kendimize ve birkaç arkadaşla da istişare ederekten Tanımadığımız bilmediğimiz bir firmaya güvenemeyeceğimizi oradaki kardeşler oraya götürdüğümüz kardeşler üzülür diye düşündük oradan şu anda bizim eski derviş kardeşlerden birisi var kaç on beş yapar onunla da orada devamlı görüşme halindedik O da abi sen yapamazsın tetiz adamsın onunla ucuzsun,bunlarda hasta olursun,buralarda eskisi gibi değil burada baya baya sıkıntı var diye defalarca hep bana oradan ses kayıt attı öyle olunca tabi biz de dün gece bu isteğimiz şahitlerin sonucunda ömre programını iptal ettik Toplum olarak tasavvuf fark olur iptal ettik.Kardeşler kardeşler kendi başlarını ilgis çekmiş bir de birinde kimseye yasaklayacak veya belirli olacak değiliz biz de duran hükümet tarihine herkes sür dilediği zaman dilediğinde belki ulanı gibi ziyaret edebilir davranabilir ama üzüldük mü ben kendim değil nefsimi inşallah Cenâb-ı Hak tekrar tekrar nasip eder ama dua edelim inşallah Cenâb-ı Hak toplu bir şekilde tekrar da beni hürmet etmek nasip olsun inşallah Ben son alet ikerime ile sohbetimi kapatmak istiyorum Nuh aleyhisselamın zibinden Hud surresi âyet 29 Ey kalbim ben gayetime karşılık sizden herhangi bir mal istemiyorum Benim hürmetim ancak Allâh’a ait Biz sufi hayatımızı bu tip ayetler üzerine kurduk Biz hiç bir zaman dini hizmetlerimizden ücret toplamadık Bugüne kadar Cenâb-ı Hak bizi getirdi Hiç kimseden boyun bükmeden kimseden bir şey istemeden Dermiş kardeşlerimizi ticari bir meta görmeden Dermiş kardeşlerimizden herhangi bir maddeyi menfaat beklemeksizin hamdolsun 35 yılımızı bitirdik Allâh ömür verirse Allâh nefes verirse yine bu şekilde bu dünyadan göçüp gitmeye arz ederim Bu âyet-i kerimeleri özellikle her büyük toplantıda söylemeye işlemeye çalışıyorum ki Ne yazık ki hürmet-i Muhammed İslam’a olan sevgiyi saygıyı aşkı metayet çevirmiş İslam hizmetini insanlardan para toplamak, insanlara dergi satmak, gazete satmak, cd satmak olarak görmüş Biz küçük de olsak, zayıf da olsak bunun böyle olmadığını göstermeye çalışıyoruz Ve şehirlere, alimlere, cemaatlere, tarikatlara para toplayan zavallılara Dünyanın ve paranın esiri olan manavette güzel kimselere bir nasihat olur diye düşünüp Bu tip âyet-i kerimeleri bu toplardalarda derslerin sonunda koymaya kendimizi şiare ediyoruz Herkes toplamışken bir şey daha söylemek istiyorum Önümüzde malum seçimler var ama bireysel olarak yazıyorlar ama telefon atıyorlar Bu seçimlerde oyumuzu nereye kullanacağız diye ben her seçimde söylediğimi tekrar etmek istiyorum Herkes duysun bu konuda bir çekindim diyorum Biz hiçbir zaman kardeşlerimize şu partiye oy verin diye bir terkinde bulunmadık bu güne kadar Ben bütün İslam hayatım boyunca şu partiye oy verin diye ağzımdan bir söz çıkmadı Yine çıkmayacak, dolayı olarak bana laf gönderen siyasilerinde bir çift sözüm var Ateş olsanız bizim sarığımızın ucunu dahi yakamazsınız Biz yine bu tavrımızda ve tarzımızda sabitiz Biz hiçbir partinin yançısı, yalakçısı, hiçbir partinin, çok affedersiniz, destekleyicisi veya düşmanı değiliz Bizi ilgilendirmiyor, onların partilerimizle, purgürlerinde kendilerini alır Biz bu konuda benim tavrım ve biris tavçıyım bu, benim siyasetim vatanım ve milletim Vatanım ve millete hayırlı olan işlerin alkışlarım, vatanım ve millete hayırsız olan işlerin eleştirim Benim dinim, Kuran ve Sünnet, ben din olarak Kuran ve Sünnet’i bilir tanırım İmanların iştahatlarına tabi edip, sufilik olarak ilk sufilerin yolunu takip ederim Sonra gelen sufilerin yolunu çok takip etmek istemem, kitaplarını da okumam Benim yolum ehlibeytim yoludur, Hz.


«Benim Dinim Kur’an ve Sünnet» Tahkîki — «İmâmların İçtihâdına Tâbi Edip, Sufîlik Olarak İlk Sufîlerin Yolunu Takip Ederim»; «Sonra Gelen Sufîlerin Yolunu Çok Takip Etmek İstemem, Kitaplarını Okumak İstemem»; Sufî Asla Yolun Sıkı Takibi; Modern Sapmalardan Korunma Niyeti

Hüseyin Efendimize yoludur Nerede bir zulüm varsa, nerede bir haksızlık, adaletsizlik, hukuksuzluk varsa ona başka adalim Bu da yanlışlık var değil mi? Dinim sivridir, sivridir, Kuran yolunda sivridir, Sünnet-i Senel yolunda sivridir, vatanım yolunda sivridir Milletin yolunda sivridir, sivridir bundan rahatsız oluyolarmış İstersek küçük kızlarını vermesinler Böyle bir derdimiz yok. O yüzden onların önünde eğilip de devletin herhangi bir kurumundan makamdı, maldı, nemkiydi, ihaleydi, kapçak değiliz Belediyelerin herhangi bir kurumundan kuruluşundan bir fayda sağlamaya çalışan bir kimse de değiliz İhale kapma yolunda da değiliz, o yüzden buradayız, dinlik havadayız Onlar varsınlar, biz paramızı da Mernost’tan yer tutalım, bize verin, biz orada şebarız yapalım diyor diye istediğimizde bir sürü her yerde para satıyorlar Vermesinler, hiç önemli değil, biz Mernost’ta program yapmamakla bir tarafımız eksilmez Varsınlar onlar dolaylı olarak Mustafa’yla ızbarızı hırdatacak diye uğraşsınlar Açıktan konuşuyorum, saklım gizliyim yok, onların ağababaları dahi hırdatamadım bugüne kadar Başımdan ne çorabörmeye kalkarlarsa karsın, en güzel tuzak bozucu Allâh’dır Allâh bugüne kadar kurulmuş oldukları bütün tuzakları bozduk, ben iman etmişim onun tuzak bozuculuğuna, bundan sonra dayı Kurulacak olan tuzakların Cenâb-ı Hak’tan bundan bozulacağına iman ediyorum, inanıyorum.

O yüzden bu dil duruşumu, bu dil duruşumu devam ettireceğim Benden parti adı duyamayacak hiç kimse, benden siyasetçi adı duyamayacak hiç kimse. Ama benden şunu duyacaksınız, herkes duyacak, ben rüşvet’e karşıyım Ben İslami görüntünün altında her türlü haksızlığı, hukuksuzluğu, adaletsizliği, her türlü zalimliğe, her türlü zulme karşıyım Benim karşı olduğum daha önemli şey, İslami kıyafetin, İslami felsefenin, İslami duruşun içerisinde kendisini gösterip Her türlü haksızlığı, hukuksuzluğu, her türlü hırsızlığı, hırsızlığı, her türlü namussuzluğu, şerefsizliği Yakanlara karşı dilim sivri sonuna kadar sivri olacak Bunları yaparlar sakın kendilerini hüseyli görmesinler, bunlar birer yizididir Hüseyliysen hak üzerine, adalet üzerine mücadele edersin.

Hüseyliysen Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışır, Kur’ân ve Sünnet’in emirlerini hem kendin hem şimdinde yaşar, hem etrafında bunun savaşını verirsin. Sen ehli sünnet isen, ehli sünnet isen, sen Kur’ân’a iman ettiysen, Muhammed Mustafa’nın hadîs-i şeriflerine iman ettiysen Sen asla Allâh asla o imanınla, o imanınla haksızlık edemezsin, adaletsizlik edemezsin, hırsızlık edemezsin, üçkaçlık edemezsin. O imanınla sen ihalelere fesat karıştırabazsın, rüşvet alamazsın o imanınla Eğer o iman sende var isen, yok ben ilahiyat mezunuyum deyip de namazı terk ettiysem, ben ilahiyat mezunuyum deyip de sen hadislere inkar ettiysem Ben ilahiyat mezunuyum, imanın tıp mezunuyum deyip de, sen ihalelerde yolsuzluk yapıyorsan ve ihalelerde haksızlık yapıyorsan Ve tamının malını, tamının malını kendine peşkeş çekiyorsan ve sen yok şu imza parası, bu imza parası değil Hanımının üzerine, çoluğunun çocuğunun üzerine, kardeşlerinin üzerine bir sürü mal ve para devşiriyorsan, Mustafa Özba konuşur kardeş Gel sustur susturabilecekse Mustafa Özba her platformda konuşur, istiyorsanız camiye dahi katmayın bize Koyun camilerin üzerine bir isim, deyin ki Mustafa Özba gelemez camiler En fazla bunu yaparsınız, biz de deriz ki onun camilerinin sizin olsun.

Stüdyo, o yüzden benden hiç kimse burada şimdiden söylüyor, hoş bir daha Şabanın 15.


«Bu Topluluk Allah’a İmân Etmiş, Resulüne İmân Etmiş» — «İmâmların İctihâdı Üzerinde Yürüyen, İlk Sufîlerin Yolundan Giden Topluluk»; «Biz Adem’den İtibaren Bir Topluluğuz»; «Hiçbir Dünya Üzerindeki Siyaset Bu Topluluktan Üstün Değildir»; Mü’minlerin Cemâat Olarak Tarihî Misyonu

gecesi yine kanlıymak Tekrar ederim yine, bu arada deriki muhabbet döndürdüler, ben yine tekrar ederim, dedim ki dinleyin Recep’in ilk kanlılığında dinlersiniz cevabını dinlesinler. Evet, hiçbir partili değilim, ben siyaset üstü, bu topluluk siyaset üstü Hiçbir dünya üzerindeki siyaset, siyaset bu topluluktan üstün değildir Bu topluluk Allâh’a iman etmiş, Resulüne iman etmiş, imanların iştahı üzerinde yürüyen ilk sufilerin yolundan giden bir topluluk Biz Adem’den itibaren bir topluluğuz, biz Adem’den önce, henüz daha Adem çamur değilken Biz ötelerden ruhlar aleminden, bizim çamurumuz körülmüş, biz ruhlar aleminde delilerden olmuşuz, deli çeyreçmişiz Biz daha yerine döneceğim de, daha yerine yürüyeceğim de, daha henüz ruhlar yaratılmadan, biz onun ilmi ilahisinde deli çayını içmişiz Biz ilmi ilahide aşıklar sınıfına adımızı yandırmışız, o yüzden bizim öyle siyasetçiden, partiden, kurtiden, bürokrattan, ondan, bundan korkacak, geri çekilecek Biz de, lafımızı, sözümüzü, resim diyecek noktada değiliz.

En fazla yapacağınız, havlacı Mansur gibi yaparsınız, derimizi değil taşlarsınız, nesimi gibi yaparsınız, derimizi yüzersiniz Başka ne yapacaksınız ki? En fazla olsa İsa gibi çarmıha gelirsiniz, en fazla olsa İmam-ı Azam gibi hakseder, orada şehit edersiniz En fazla olsa serahsi gibi yaparsınız, kuyuk atarsınız, oraya dönersiniz. Ama yok, siz ondan daha ilerisini yaparsınız. Çünkü siz, Yezidoğlu Yezitsiniz, Hüseyin’i şehit ettiğiniz gibi, Hüseyin’i de diri diri şehit edersiniz. Çünkü sizin kanınızda Yezitlik var. Çünkü sizin süzününize Yezitlik var. Hak ve adalet diyemiyorsanız, hak ve adalet üzerine yürüyemiyorsanız, hak ve adalet üzerine yürüyenlere siz kalkıp laf söylüyorsanız, tehdit ediyorsanız, vallahi Yezidisiniz, billahi Yezidisiniz, Müslüman gibi görünen münafıkların ta kendilerisiniz Sözümeyizse güzel değil, varsınlar çarmıha gelsinler, varsınlar kuyuyu atsınlar, varsınlar kapının önüne bir sürü amir meyvel döksünler, varsınlar, çok affedersiniz ama sözümeyizsten dışarı, oradan buradan kadınlara telefon açtırsınlar Ne yapıyorsa yapsınlar, açık açık söylüyorum, açık açık konuşuyorum.

Ne yaparsanız yapın. Mustafa’nın vahiyenin adamı değil, Mustafa’nın vahiyenin adamı da değil. Mustafa’nın vahiyenin adı, sen bir kere öbür kanat çıkacak bir zavallı kuş değil. Bizim yolumuz belli, izimiz belli, adresimiz belli, sokağımız belli. Bizi bir çocuk bile bulur, bulur isterse vurur. Bağrımız da açık, gönlümüz de açık. Kursunu da hazırız, sevgiye muhabbeti de hazırız. Hiçbir derdimiz yok. Tam bir gün bunlar için, bunlardan dolayı sizi üzdüğüm için ayrı bir yerden, hepinizden ayrı ayrı özür dilerim. Demek ki bende de bir tohumluk olmuş, hiç boşanmıyor, öyle bir boşaltalım dedik, öne gidelim dedik. O da olmadı. Bir derdimizi anlatayım dedim, dedim. Orada da medeniyet müdeviri başına onu da yasaklamışlar.

Bakın bunlar böyle zarif, her yerde. Ümmet gidecek, kabri şerifin başında dertleşecek. Dice ki geldim ya Resulallah, günahımla, kusurumla, hatamla, yanlışlığımla, eksikliğimle geldim. Esselamu aleyke ya Resulallah diyecek. Esselamu aleyke ya Habiballah diyecek. Bir derdini anlatacak, bir boşaltacak orada. Kendince bir dertleşecek Peygamberiyle. Dünyanın bu kadar zahirleştiği, dünyanın bu kadar hainleştiği bir zamanda, bir tek kendisine Habibinin kucağını açacak, Habibinin gölgesine sürünecek. Onu da yasaklamışlar. Kimisi, vav-u selamdan ziyaret edemeden geri dönüyor. Böyle bir dünyada kaldık. Rabbim inşallah cümlemize aff-u muafiret eylesin. Cümlemize yardım eylesin. Katından muhafaza eylesin.

Katından ikram eylesin. Katından şerlerimizi hayra çevirsin. Katından günahlarımızı sevaba çevirsin. Katından birinize sayısız versin. Katından küçücük bir zikrimizi çoğaltsın, bereketlendirsin. Katından küçücük günahımıza lütfuyla, ikramıyla, ihsanıyla bizden, istediğimizden çok çok fazlasını versin. Katından çocuklarımıza rezak ismiyle rızıklandırsın. Katından çocuklarımıza hidayet eylesin. Katından eşlerimize, akrabalarımıza, arkadaşlarımıza, kardeşlerimize yardım eylesin. Katından hepimize hüsn-i ahlak nasip eylesin. Katından hepimize işlerimizi kolaylaştırsın. Katından dünyamızı kolaylaştırsın. Katından ahiretimizi kolaylaştırsın. Katından yolumuzu kolaylaştırsın. Katından bize olan, verecek olduğu rızkı kolaylaştırsın.


Rızık Niyâzı — «Cenâb-ı Hak’ın Yedirip İçireceği Rızkı Kolaylaştırsın»; «Katından Hayırlı, Helâl ve Bereketli Eylesin»; «Katından Mürfettiklerinden, İkram Ettiklerinden, Dost Ettiklerinden Eyle»; «Katından Dostlarının Halkasında Oturtturduklarından Eyle»; Mü’minin Rızkının Manevî Boyutu

Katından hayırlı, helal ve bereketle eylesin. Katından mürfettiklerinden eylesin. Katından ikram ettiklerinden eylesin. Katından kendine dost ettiklerinden eylesin. Katından dostlarının halkasında oturtturduklarından eylesin. Katından dostlarıyla dost eylesin. Katından düşmanlarına düşman eylesin. Katından sevmediklerini bizlere de sevdirmesin. Katından sevdiklerini bizlere de sevdirsin. Katından bizleri sevdikleriyle beraber olanlardan eylesin. Katından bizlere Hazreti Hüseyin efendimize dost eylesin. Katından bizleri Hazreti Hüseyin efendimizin yolundan eylesin. Katından ehli beytinden eylesin. Ehli beytinin yolundan eylesin. Katından ehli beyti lütuflandırdı, ikramlandırdı. Onları katından şereflendirdi gibi bizleri de katından şereflendirsin.

Katından bizlere Kur’ân ve Sünnet sevgisi versin. Katından bize kendi sevgisini ve muhabbetini versin. Katından ki kendisini özde yerlerden eylesin. Katından kendisine hasret olanlardan eylesin. Katından gözünün önünde tecelli etsin. Ama yine hasretimizi dindir ve dindirdiklerinden eylesin. Katından onun yüzüne, cemaline baka baka buyurun. Buyurun. Eşhedü en la ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu diyelim. Son nefesini verenlerden eylesin.


Kabir-Mahşer Niyâzı — «Annelerin-Babaların-Eşlerin-Çocukların Birbirinden Kaçıp Uzaklaştığı An’da Bizleri Birlikte Eyle»; «Birbirimize Ağırlık Olarak Göstermesin»; «Nurdan Bir Berbere Oturtturup Nurdan Elbiseler Giydirdiklerinden Eyle»; «Nurdan Tâcla Taçlandırdığı Kullarından Eyle»; «Bu Dünyâdaki Karipliğimizin Karşılığında Mahşer Yerinde Parlakla Gösterilen Zümrelerden Eyle»

Katından o kabir hârinin cennetteki makamını, cemalullahını göstererekten bekleyenlerden eylesin. Katından mahşer yerinden elimizden tutsun o hiçbir gölgenin bulunmadığı o anda kendi gölgesini sığındırdıklarını on eylesin. Katından hiçbir kimsenin hiç kimseye yardım edemediği o mahşer yerinde gölgesinde gölgelendirip katından nurdan bin berbere oturtturduğu kullarından eylesin. O mahşer yerinde annelerin babalarının, eş ve çocukların birbirlerinden kaçıp uzaklaştığı anda bizleri binme beraber eylesin. Birbirimize ağırlık olarak göstermesin. Hepimizi nurdan bin berbere oturtturup nurdan elbiseler giydirdiklerinden eylesin. Hepimiz de katından nurdan bin berbere oturup nurdan tacile taçlandırdığı kullarından eylesin.

Bu dünyadaki karıpliğimizin karşılığında mahşer yerinde kim onlar diye parlakla gösterilen zümrelerden eylesin. Bunlar hangi peygamberlerden? Bunlar hangi peygamberlerden diye sorulduğunda bir münadi cevap versin.


Hitâm — Mahşer Münâdîsinin Çağırdığı Zümreler: «Bunlar Hangi Peyğamberlerden? — Bunlar Peyğamber Değil. Bunlar Hangi Şehîdlerden? — Bunlar Şehîd de Değil. Peki Kim Bunlar? — Aralarında Maddî Menfaat Gözetmedikleri Halde Allah İçin Birbirlerini Sevenler, Topladıklarında Allah’ı Zikredenler»; «Rabbim Bizi de O Zümreye İlhâk Eylesin»; «Hatalarımıza-Kusurlarımıza-Yanlışlıklarımıza-Eksikliklerimize-Bilerek-Bilmeyerek İşlediklerimize Bakmasın»; «Yüzümüzün Karanlığına, Elimizin Borcuna Bakmasın»; Geceniz Mübarek Olsun, Allah Nice Geceler Yaşatan Kullarından Eylesin, El-Fâtihâ

Bunlar peygamber değil desin. Peki bunlar hangi şehitlerden diye mahşer halkı sorduğunda o münadi merek desin desin ki bunlar şehitlerden de değil. Ve o mahşer halkı kim bunlar diye sorduklarında münadi merek. Bunlar dünyadayken kendilerinin arasında maddi bir menfaat gözetmek istedin. Arabada olmadıkları halde Allâh için birbirlerini severler. Topladıklarında Allâh’ı zikredenler desin. Rabb’i bize de o zümreye ihak eylesin. Katından o zümrelerin içerisinde kattığı kullarından eylesin. Katından o zümrede olan kullardan eylesin. Hatalarımıza bakmasın, kusurlarımıza bakmasın, yanlışlıklarımıza bakmasın, eksikliklerimize bakmasın, bilerek veya bilmeyerek işlediklerimize bakmasın. Yüzümüzün karanlığına bakmasın, elimizin borcumuna bakmasın.

Bizleri o zümrelerin içerisinde ihak eylesin. Allâh hepimizin razı olsun. Geceniz mübarek olsun. Allâh nice geceler bizleri yaşatan kullarından eylesin. el-Fâtiha. Âmîn. Evet miyiz? Haklarınızı kabul etsin.


KAYNAKÇA

  • Yûnus 10/108 — «Kul yâ eyyühe’n-nâs! Kad câ’eküm el-hakku min Rabbiküm; fe-meni’htedâ fe-innemâ yehtedî li-nefsihi; ve men dalle fe-innemâ yedillu aleyhâ; ve mâ ene aleyküm bi-vekîl»: «De ki: Ey insanlar! Size Rabbinizden Hak geldi. Kim doğru yola gelirse kendi lehine, kim saparsa kendi aleyhinedir. Ben üzerinize vekîl değilim». Hz. Peygamber’in tebliğ-ihtiyâr çizgisinin temel âyeti.
  • Recep Ayı ve Üç Aylar — Tirmizî, Sıfatu’s-Salât 41; İbn Mâce, Sıyâm 1; Ahmed b. Hanbel, Müsned I/259 (Enes b. Mâlik tarîkiyle): «Recebu şehrullâhi ve Şa’bânu şehrî ve Ramazânu şehru ümmetî» (Recep Allah’ın ayı, Şâban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır) — zayıf rivâyet ama mâ’nâsı yaygın kabul; Aziz Mahmud Hudâyî Câmi’u’l-Fadâil: Recep ayında zikir-tövbe-istiğfârın takvası; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe: Recep-Şâbân-Ramazân üçlüsünün mü’minler için manevî hazırlık takvimi.
  • Recep Kandilleri — Recep ayının ilk Cuma gecesi Regâib Kandili (Beyhakî, Şu’abu’l-Îmân; Süyûtî, el-Câmi’u’s-Sağîr); 27. gecesi Mîrâç Kandili (kandilin diğer rivâyetleri 17. gecesi de var); Mu’avviz hatm-i hâcegânda bu kandillerin yeri; 2023’te Recep ayı 22 Ocak’ta başladı, Regâib 26 Ocak Perşembe gecesi (kandilin 27 Ocak Cuma günü idrâki) — Mustafa Efendi’nin sohbetin tarihinin 21.01.2023 olması Regâib öncesi tertîp.
  • Cuma Namazının Kadınlara Farz Olmaması — Ebû Dâvûd, Salât 215; İbn Mâce, İkâmet 78 (Târiku b. Şihâb tarîkiyle): «Cumua haqqun vâcibun alâ külli müslimin fî cemâatin illâ erbe’a: abdun memlûkun, ve’mra’etun, ve sabiyyun, ve marîz» (Cuma 4 sınıf hâriç müslümanın cemâatla kılması farz olan haktır: kölesi, kadın, çocuk, hasta); İmâm Muhammed eş-Şeybânî, el-Asl; İmâm Mâlik, el-Muvatta: kadınların Cuma’ya gelme cevâzı ile farz olmaması farkı; Mustafa Efendi’nin Hz. Peygamber’in Mekke’de bütün mü’minleri topladığı tarihî tahkîki.
  • İslâm Dünyasının Reaksiyon Yetersizliği — Mevdûdî, el-Cihâdu fî’l-İslâm; Hasan el-Bennâ, Mecmû’atü’r-Resâ’il: müsbet imân hareketi yerine pasif protesto kültürünün eleştirisi; Seyyid Kutub, Yoldaki İşaretler: «zihniyet inkılâbının vücutsuzluğu»; Necip Fâzıl Kısakürek, Sahte Kahramanlar: kınama-toplantı-yürüyüş kültürünün manevî tezahürü.
  • «Sosyal Medyada Tepki» — Modern Çağın Sapmalı Aktivizm Türü — Slavoj Žižek, The Year of Dreaming Dangerously (2012): «slacktivism» (tembel-aktivizm) eleştirisi; Evgeny Morozov, The Net Delusion: dijital aktivizmin gerçek değişimi engellemesi; modern Müslümanın «sosyal medyada paylaşmakla cihâd ettiğini sanması» hâlinin teosofik analizi (Mustafa Efendi’nin sohbetlerinde sıkça ele alınır).
  • Kâf 50/16 — «Allah Bize Bizden Yakın» — «Ve la-kad halakne’l-insâne ve na’lemu mâ tüvesvisu bihî nefsuh; ve nahnu akrabu ileyhi min hablî’l-verîd»: «Andolsun ki insanı Biz yarattık ve nefsinin ona neyi vesvese verdiğini biliyoruz; Biz ona şah damarından daha yakınız»; Râzî, Mefâtihu’l-Gayb; Tabarî, Câmi’u’l-Beyân: Allah’ın «yakınlığının» fizikî değil ilmî-rububî yakınlığı olduğu sufî tefsîri.
  • Hadis-i Kudsî: «Kulumun Beni Hakkındaki Zannının Yanındayım» — Buhârî, Tevhîd 50; Müslim, Zikr 19, 21 (Ebû Hüreyre): «Ene ‘inde zann-i abdî bî, ve ene me’ahu hîne yezkurunî»; «hüsnü’z-zân» edebinin kalbî temeli; İmâm Gazâlî, İhyâ IV (Kitâbu’r-Recâ’): kul’un Allah’a karşı ümîdinin O’nun rahmetinden büyük olması.
  • Hz. Peygamber’in Tebliğ-İhtiyâr Çizgisi — Bakara 2/256 (lâ ikrâhe fî’d-dîn — dinde ikrâh yok); Yûnus 10/99 (zorla mü’min mi yapacaksın?); Kâf 50/45 (sen onların üzerine zorlayıcı değilsin); Gâşiye 88/21-22 (sadece hatırlatıcısın, üzerlerine müsâllat değilsin); Râzî, Mefâtih: Hz. Peygamber’in metodunun cebr ile değil hakîkati anlatma ile olması.
  • «İmâmların İçtihâdına Tâbi Olma, İlk Sufîlerin Yolundan Gitme» — Mustafa Efendi’nin Sufî Çizgisi — Hanefî mezhebi (İmâm-ı A’zam, Ebû Yûsuf, Muhammed eş-Şeybânî); Mâturîdî kelâmı; ilk dönem sufîleri: Hâris el-Muhâsibî (ö. 243/857), Cüneyd-i Bağdâdî (ö. 297/909), Ebû Tâlib el-Mekkî (ö. 386/996), Ebû Nasr es-Serrâc (ö. 378/988); İmâm Kuşeyrî (ö. 465/1072) er-Risâle: ilk sufîlerin teosofik tertîbi; «sonra gelen sufîlerin sapmalarından kaçınma» — vahdet-i vücûd ile vahdet-i şuhûd ayrımının modernist çarpıtmalarına karşı tutum.
  • «Adem’den İtibaren Bir Topluluk» — Tevhîd Topluluğunun Tarihî Sürekliliği — Bakara 2/213 (insanlar tek bir ümmet idi); Âl-i İmrân 3/19 (Allah katında din İslâm’dır); Şûrâ 42/13 (Allah Nuh’a tâlim ettiği dini sana da bahşetti); Mevdûdî, Tefhîmü’l-Kur’ân; Sezai Karakoç, İslâm: tevhîd geleneğinin Adem’den Hz. Muhammed’e tek-akış’ı; Mustafa Efendi’nin «biz bir topluluğuz» tâlimi bu çizginin sufî vârislerine işâret.
  • Mahşer Zümreleri ve Münâdînin Çağrısı — Buhârî, Edeb 36; Müslim, Birr 159 (Ebû Hüreyre tarîkiyle): «Seb’atun yuzıllûhumullâhu fî zillihi yevme lâ zılle illâ zıllüh» (7 zümre Allah’ın gölgesinde olacaklardır); Tirmizî, Zühd: «Allah için birbirini sevenler» zümresi; Aziz Mahmud Hudâyî Tezâkir: aralarında maddî menfaat gözetmeden Allah için sevişen ve toplandıklarında Allah’ı zikreden cemâatlerin mahşer yerindeki yeri.
  • Sufî Yolda Helâlleşme — Buhârî, Mezâlim 10; Müslim, Birr 60: «Kim kardeşine bir hak ile zulmetmişse bugünden helâl etsin, kıyâmette dinâr-dirhem yok»; İmâm Gazâlî İhyâ III (Kitâbu Hukûki’l-Müslim): kul hakkı ve helâlleşmenin manevî yükümlülüğü; Mevlevî-Nakşbendî dergâhlarında her sohbetin sonunda «hakkınızı helâl edin» şiârı.
  • «Nurdan Tâç-Hırka-Berber» Mahşer Niyâzı — Ahmed b. Hanbel, Müsned II/523; Ebû Dâvûd, Salât 14: «Mü’min mahşerde nurdan tâç giyer»; Tirmizî, Zühd: «Müttekîler nurdan minberlere oturur»; Sühreverdî, Avârif 32. bâb: kabir-mahşer arası mü’minin manevî hazırlığı; «nurdan elbise» motifi Hz. Yûsuf A.S.’ın gömleğine kadar dayanır (Yûsuf 12/93-96).
  • Mekke-i Mükerreme Seferi ve Vakıf’ın Umre Programı — Türkiye Diyanet Vakfı umre lojistiği; Mustafa Özbağ Efendi’nin vakıfta umre kâfileleri organize etmesinin sufî gelenği — Hâcı Mustafa Efendi (Cennetmekân Şeyh) silsilesinin umre tertîbinin devâmı; «Bütün arkadaşları bir otelde konaklatma» tâlimi — sufî yolun cemâat-vahdet edebinin Harem-i Şerîf’teki tezâhürü.
  • «Yedirip İçirme Rızkı» Niyâzı — Hûd 11/6: «Ve mâ min dâbbetin fi’l-ardi illâ alellâhi rızkuhâ» (Yeryüzünde rızkı Allah’a âid olmayan hiçbir canlı yok); Müzemmil 73/20 (rızk-ı helâlin aranması); Müslim, Zekât 159: «El-yedu’l-uleya hayrun min’el-yedi’s-süflâ» (Veren el alandan üstündür); Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe: rızkın «katından dost edilenlerden olma» mertebesinin sufî yorumu.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hakîkat, Zikir, Tevhîd, İhsân, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Aşk. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı