Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

21. Dergâh Sohbeti — Tevhîdin Gücü, Beklentisiz Aşk ve Sevenin Sınanması

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 21. Dergâh Sohbeti — Tevhîdin Gücü, Beklentisiz Aşk ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Efendim bir hadiste, kunun kıyamete 99 amel defteri, huzura çıkacağından bahsediyor, bunu açıklar mısınız? İlk defa duyuyorum 99 tane amel defteri olduğunu, bu hadîs-i şerifin kaynağının mendini getirin de inşâAllah bir bakalım. Şimdi 99 sinci dosyasıyla gelir, bunu bir kefeye koyarlar lâ ilâhe illâllah. Burada demiş ki 99 amel defteri. dosyayla böyle, günah dosyasıyla. O aile. günahın içerisinde 99 kısım var. Hadîs-i şerif diyor ki 99 dosyayla gelir, bunların uzunluğu fersahlar bulur, hepsi günahlarla doludur. Ama lâ ilâhe illâllah bir kefeye koyar, bu da bir kefeye koyar, lâ ilâhe illâllah. Ağır masacır. Burada bir 99 geçiyor. Eyvallâh. Fitre ve zekat kimlere vaciptir? Örnek, ticaret, aracına, yatırım arasına ve mahsullere fitreyi zekat başı düşer mi?

Kiraf arasına zekat düşer mi? Arkadaşlar, zekat bir kimsenin ticaret mallarındadır. Bir kimse kendisine araba alımı satımı yapıyorsa veya bir arabayı satmak için aldıysa ve o arabanın parası da onda bir yıl durduysa ona zekat düşer. Eğer bir kimse arsayı alıp satmak için aldıysa onun parası kadar zekat düşer. Eğer ticaret mallarına normalde nisap miktarından fazla ise bir yıl durduysa ona zekat düşer. Ya normalde insanların kendilerine binek olarak bindiği arabaya zekat düşmez. İş yerinde kullandığı servis çekti veya mal getirdi, arabaya zekat düşmez. Kira paralarının, normalde kira parası bir yıldan fazla nisap miktarı durduysa ona zekat düşer. Ama adamın aylık 10 milyar kira gelip olmuş olsa, 10 milyarını yesen ona zekat düşmez.

Efendim sevilen, seveni üzer mi? Sevilen her zaman gül mü atmalı, bazen de taş atar mı, atılan taş karşısında ne yapmalı? sevilen seveni üzer mi? Sen üzülürsen üzer. Sen onu üzüntü aracı olarak görürsen üzer. Allâh sevilense bize bir şer verdiğinde sen üzüleceksen üzülürsün. bu noktada sevilen seveni üzer mi? Üzer. Sevilen sevene taş atar mı? Atar. Önemli olan, o gelenin karşısındaki senin durumun, konumun önemli. bizde şöyle bir şey var, bu sakat anlayış var. Ben seni seviyorum, sen de beni sev. Ben seni seviyorum, neden hastalık verdin ki? Ben seni seviyorum, neden şer verdin ki? Ben seni seviyorum, neden bela verdin ki? Ben seni seviyorum, neden bir sübet verdin ki? Ben seni seviyorum, çocuğu neden sakat yaptın ki?

Ben seni seviyorum, çocuğu neden hasta ettin ki? Ben seni seviyorum, beni neden hasta ettin ki? Bu anlayış sakat olayın olmuş. Bir kimse gerçekten gerçek sevgiye ulaşacaksa sevgisinin karşılığı olmamalı. Bakın sevgisinin karşılığı olmamalı. Sevgisinin karşılığı dahi sevgi değildir. Sevmenin karşılığı sevinmek değildir. Sevinmeyi beklemeyecek insan. Sevinmeyi beklersen o zaman o kimse sevgisinin karşılığında bir şey, herhangi bir şeye karşılık sevmiş oldu. Bu ne olursa olsun. Gerçek sevgi bir şey beklemek sizin sevmektir. İlahi aşk Allâh’tan hiçbir şey beklemeden, beklentisiz Allâh’ı sevmektir. Beklentisiz Allâh’ı sevmektir ilahi aşk. Eğer Allâh’tan bir talebiniz varsa o aşk hali değildir. Bakın o aşk hali değildir.


2. Bölüm

Aşk hali beklentisiz sevmektir ve o hal insan devamı az edemez. Ama belki de felsefe olarak veya düşünce olarak kendisini o halde tutmaya gayret eder. Orayı hedefler. İnşâAllah herkes ulaşır. O yüzden sevgiler sevdiğini üzermi? burada sevgiler sevdiğini üzmek için bir şey yapmaz. Ama seven üzülüyorsa sevenin eksikliğindendir. Sevenin o aşkın ince noktasına, ince perdesine ulaşamadığını gösterir. Muhakkak ki bu hali korumak, bu hali muhafaza etmek, bu halde durmak çok zordur. Tekrar söylüyorum. Bir şeyin hedefi vardır ya, ülküsü vardır bir şeyin. O hedefine ve ülküsüne doğru insanlar yol alırlar. O hedefinde o ülkeye ulaşmaya çalışırlar. Sevmenin hedefi, beklentisiz sevmektir. Oraya doğru yol almaktır.

Başarabilir, başaramaz, bu farklı bir şeydir. Ama oraya doğru yol almaktır. Ama bunu dervişlerin, bu ehli tasavvufun başardığı zordur bunun. Ama bunun için uğraşırlar, bunun için gayret gösterirler. Bunun için mücadele ederler. Bu herkes için mücadele edilecek bir şeydir. meşhurdur ya, dinlemişsinizdir. Rabiyyat-ül-Adeviyye Hazretleri bir elinde kova, bir elinde kazma, yolda yürür. Hasan-ı Basri ile Cüneyd-i Bağdadi de sohbet ediyorlardır. Hasan-ı Basri, Rabiyyat-ül-Adeviyye birkaç sefer evlenme teklif etmiştir. Allâh dostu diye. Sorar, ya Rabiyyat nereye? O da der ki, o senin çok korktuğun cehennemi bununla yıkmaya, kazmayı gösterir. Cüneyd-i Bağdadi de yönelir, senin de çok sevdiğin cenneti bununla söndürmeye gidiyor onda.

Bunda ibadeti ederken, olmuştur, olmamıştır. Bu mesele, bu menkıbe tartışılır, tartışılmaz. Yerine oturmuştur, oturmamıştır. Buralara girmiyor, bizi ilgilendirmiyor. Buradaki mesaj şu, Allâh’a ibadet, Allâh’a kulluk, Allâh’ı sevmek, ne cennet sevgisiyle, ne cehennem korkusuyla, beklentisiz, sırf Allâh’ı Allâh olduğu için kulluk etmek, sırf Allâh’ı Allâh olduğu için sevmek, sırf Allâh’a albunu Allâh, biz kul olduğumuzun hidrakine varmak için onun istediklerini yerine getirmek. Biz kuluz, o Allâh. Biz kuluz. Kula kulluk düşer, Allâh’a Allâh’lık. Allâh’a kulluk düşmez, kula da Allâh’lık düşmez. O zaman kul sadece kul olduğunun bilincine varmak ister. Sen Allâh’sın, ister cehenneme atasın, ister cennete atasın.

İster ağır şalada dolaştırırsın, istersen zelil zebil edersin. İstersen zelil eder. Halkın gözünden düşürür, insanların gözünden düşürür. Yerlerde süründürür seni. Bir çare bırakır. Öyle hata yaparsın, o hatanın altında ezilirsin. Öyle bir yanlışlık yaparsın, o yanlışlığın altında ezilirsin. Aynı yanlışlığı yapan kimse öyle dua eder, bunu da yerinden kaynar. Ama insanlar onu ezik görürler, onu pitap görürler, onu perişan görürler. Bu isterse halkın gözünde zelil eder onu. Bütün herkes onu zelil bir insan olarak görür. Ama o kendisine sevgili etmiştir onu. Evet, bakarsınız peygamberleri zelil etmiştir halkın gözünde. Velilerini zelil etmiştir halkın gözünde. İnsanların bir kısmı onları hep perişan görürler, perişan etmek isterler, laf söylerler.


3. Bölüm

Dedikodu yaparlar, kıybet ederler. Bu insanoğlu. Hz. Geylani’ye dair laf söylemişler. Ahmet Arıfay Hazretleri dair laf söylemişler. Gıybet etmişler arkasından. Şeyh Efendi’nin dair arkasından gıybet ediyorlardı, laf söylüyorlardı. Bu insanoğlu, Allâh bu işin şeyi bu, anatomisi bu. Kanunu gibi olmuş. Zelil gösteriyor onların gözünde. Onun gözünde zelil, öbürkünün gözünde vezir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri bir kısmının gözünde zelil. Bir kısmının gözünde vezir. Hz. Ebû Bekir Efendimiz bir kısmının gözünde perişan sürmeye çalışmışlar Mekke’den. Ve sürgünü yemiş, çıkmış dışarı, terk etmiş, hicret etmeye gidiyormuş. Yoldan başka bir müşrik çevirmiş. Aziz eden de zelil eden de Allâh.

O yüzden sevgili, sevenini taşlar mı? bu manada ateşten ateşe de atar. Zorluktan zorluğa da atar. Ebû Bekir Efendimiz az mı çekti, hasta oldu. En son da şehirden dışarı sürdüler, götürdüler, çöplüğe bıraktılar. Bildiğiniz çöplüğe. Çöplüğe bıraktılar. İnsanoğlu, nefsine uydu mu, heva hevesine uydu mu? Nefsine uydu, heva hevesine uydu mu? Şeytana uydu mu? Her şeyi yapar. Her şeyi yapar. Ya bu da olur mu diye düşünmezsin. İbrahim aleyhisselâm’ın ateşi atmış. Attırmış ateşe. Birini de kemer kestirmiş, komşusun ha. Fitre bekar kız kardeşe verilebilir mi? Verilebilir mi? Verilebilir mi bekar kız kardeşe? Bekar kız kardeşe verilmez. Verilmezmiş. İnsanların kendi. Şunu unutmayın. İnsanların kendi çocukları, kendi torunları, kendi anne babaları, kendilerince bakmaya mecbur oldukları insanlardır.

Dine. Yukarı doğru. Anne babası, onun annesi babası, onun annesi babası, onun annesi dedesi. Torunu. Çocuğunun çocuğu. Bunlara fitre zekat verilmez. Anlaşıldı mı? Yemin’in kefareti üç gün oruç tutabilenler için. İnsanın alamadığı borcu zekatına sayılabilir mi? Borçunu verecek durumu yok. Zekata sayılabilir mi? Sayılmaz. Zekat, o kimsenin malik olması lazım. Onu tehlike etmesi lazım. Tasarrufunu alması lazım. Yoksa tüccarlar hiç zekat vermezler. Hepsinin her sene bataklara bak. Zekata sayılır. Adam açar o zaman alacak defterini. Zekata saydım, zekata saydım, zekata saydım, zekata saydım, bitti zekatı. Değil. Sen o borçlu oldun, alacaklı oldun kimsenin eline versen zekatı, o sana borcunu öder ödemez.

Belki de adamın daha vacili ihtiyacı var. Zekat, o kimsenin eline geçecek. Temlik edecek o kimsen. Alacak. Mesela yarın tekkede pilav var. Adam şunu diyemez. Ben zekatıma sayayım ya tekkede pilav vereyim. Veremezsin. Bana telefon açıyorlar. Bu bu şekilde de söyleyeyim. efendim benim zekatıma sayılsın. Ben orada pilav vereyim. Hayır. O fukaranın eline vereceksin. Veya da onun eline verecek olana vereceksin. Ne asıl veriyorsan, nasıl yapıyorsan. Allâh’a niçin inanırız demiş. Çok güzel. Inanmak için inanırız. Kalbin aklı ihata yapması nasıl olur? Seversen olur. Kalp duyguların dolaştığı yerdir. Kalp duyguların bulunduğu yerdir. Kalp aklı ihata edecekse o kimsenin sevmesi lazım. Sevmezse o zaman kalp aklı ihata etmez.


4. Bölüm

Tamam okuyamadım ama yakama rozet. Taktığım derviş arkadaşım futların yıkıldığı zaman futperestler birer parça alıp üzerlerine taşımış diyerek beni bir nevi azarladı. Fakat ben rozeti sadece dini kesimi Atatürk düşmanı diyenlere karşılık takıyorum. Atatürk’ün rozetini takıyoruz. İslam insanların üzerinde böyle tuta yönelik şeyler takmayı men etmiş. Bu kimin rozeti olursa olsun, ne rozeti olursa olsun, İstanbul men etmiş. Insanlar evlerinde heykelle yönelik şeylerdi. Bunların bulundurmalarını uygun görmemiş. Bunu böyle Atatürk’e düşman olmadığınızı rozet takaraktan göstermenize gerek yok. Ehli Tasavvufi Allâh düşmanlarına düşmandır sadece. Allâh’ın düşman olduklarını düşmandır. Bizim hiçbir şahısla hiçbir işimiz olmaz.

Şahıslara düşmanlığımız da olmaz. Bunun için insanlar birilerine düşman olmamak için o zaman bunun sonu yok ki yarın öbür gün yanında heykel taşımaya başlarsın o zaman. Herhangi birisi. Adam desek ki sen Osman Gazi’ye düşmansın. Osman Gazi’nin heykeli mi taşıyacağınız yanınızda sonra? Adam desek ki Fatih Sultan Mehmet’e düşmansın. Fatih Sultan Mehmet’in rozetini mi taşıyacaksınız? Düşman değil dedi. Adam dese ki Resûlullâh’a düşmansın. sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine. Resûlullâh salallahu aleyhi ve sellem hazretlerine rozetini onu da mı taşıyacaksınız o zaman? Ona düşman olduğunuzu bildirip belirtmek için. Veya siz deseler ki Hazret-i Ali Efendimiz’e düşmansınız. Hazret-i Ali Efendimiz’in rozetini yapıp onu mu taşıyacağız düşman olmadığımızı bildirmek için?

Bunlar gereksiz şeyler. Gereksiz. Tekrar söylüyorum. Ehli Tasavvuf’un ehli tasavvuf bu tip şeylerle iş olmaz. Biz Allâh’ı sevmeye bakarız. Biz Resûlullâh’ı sevmeye bakarız. Biz Allâh’ı sevenleri sevmeye çalışırız. Allâh’ın yolundan gidenlerle beraber olmaya çalışırız. Bizim herhangi bir böyle ııı mesela örneğin bana çok sorarlar Atatürk hakkında ne düşünüyorsunuz diye. Devalarda soruyorlar bana. Telefonuna da soruyorlar. Değişik yerlerde de soruyorlar. Ben de diyorum ki Atatürk’le bizim bir işimiz yok. Bizim işimiz Atatürkçülerle diyor. Daha doğrusu Atatürkçüyüm diyenlerle diyor. Hadi ortalık turuluyor şimdi. Ya nasıl olur? Diyorum ki bir yerde belediye genel evi kapatıyor. Atatürkçüler yollarlar.

Atatürkçülük gidiyor diye. Soruyorum. Atatürkçülük Atatürkçülük genel evcilik mi? Bir yerde adam içki diyenlere ruhsat verilmiş. Atatürkçüler yollar. Allâh Allâh. Atatürkçülük ay yaşlık mı? Atatürkçüyüz diye diye yirmi sekiz Şubat’ta bütün bankaları ordumladılar. Şimdi Atatürkçülük banka ordumlamak, hırsızlık yapmak mı? birisi bir kadın afedersin transparan giyinmedi. Atatürkçülüğe karşı geldi. Örtündü. Atatürk Türkiye’sinde örtünmek mi var? Atatürk stifizci miydi? Atatürk’ün hanımı vardı çarşahlıydı. Atatürk’ün annesi vardı, örtülüydü. Şimdi örtünen Atatürkçülüğe karşı soyunan Atatürkçülük. O zaman Atatürkçülük, Atatürkçülük diyorum. karıların soyunması mı? Ayrı dedin. Atatürk ayrı, Atatürkçülük ayrı.


5. Bölüm

Hangi Atatürkçülük bir de? Kimin Atatürkçülüğü? Türkiye’deki masonlarının Atatürkçülüğü mü? Mao’cuların Atatürkçülüğü mü? Lenincilerin Atatürkçülüğü mü? Stalincilerin Atatürkçülüğü mü? Kemalistlerin Atatürkçülüğü mü? Ülkücülerinin Atatürkçülüğü mü? MHP’lerin Atatürkçülüğü mü? CHP’lerin Atatürkçülüğü mü? Erbakan Hoca’nın Atatürkçülüğü Evet. O da çıktı, en iyi Atatürkçümüz izledi. Kimin Atatürk’ü? Ceren Bayan’ın Atatürk’ü mü? Adnan en teresinin Atatürk’ü mü? Türkiye’de büyük bir oyun var. Ben şahıs olarak bu oyuna karşı Atatürk çürüyü Demokras’ın kılıcı gibi herkesin üzerinde dolaştırıyorlar. Adam namaz kılmak Atatürkçülüğe karşı mı? Değil. Gazetede fotoğraf. Cami, camide namaz kılan erkekler Atatürkçülük mumu.

Atatürk’ün cumhuriyeti bu mu olmalıydı? namazsız olacak. Geçin bunları. insanlar rozet takmakla bir şey olmaz. Biz bu bunların hepsi de on iki evliden önceki insanları kandırmacalar. Insanları kampları bölen şeyler. Her yakasını Atatürk takan, Atatürk’ün rozetini takan şimdi Atatürkçü mü oldum? Sisi de Atatürkçü. Var ya Sisi yirmi sekiz Şubat’ın aktörlerinden sayıldığı yirmi sekiz Şubat’ın zamanı televizyonları çıkıyordu Atatürkçü olarak. O da Atatürkçü. Hadi gelin bakalım. Bunlar böyle lastikli şeyler. İstediğin yere çek. Adam banka soymuş. Atatürkçüyüm diye yapıyorlar bunu diyor. Ya bankayı soymuşsun kardeşim ya. Adam gece çuvallarla bankayı boşaltmış. Gece çuvallarla kameraya yakalanmış. Kendi kamerasına bir de televizyon gösteriyor.

Adam kendi bankasını gece kendisi soymuş. Ben Atatürkçüyüm diye böyle yapıyorlar diyor. Ve kardeşim bankayı Atatürk mü dedi sana rüyanda gel soyun ye. bir yerde ben televizyonda izlediğimi görüyorum. Bir yerde bir belediye genel evini kapatmış. Genel evinde çalışan kadınların birkaç tanesi Allâh razı olsun. Teşekkür ediyoruz. Bizi bu hayattan kurtardı belediye başkanı diyor. Bir iki tanesi diyor ki Atatürk Türkiye’nin de bu mu olacaktı? Ve bütün Atatürkçüler de büyük bir kısmı o kadına sahip çıkıyorlar. sen bu ucuna devam et. Öyle bir noktaya getiriyorlar ki cahil bir insan diyecek ki ya bu ne biçim iş ya? Evet. Pahişe Atatürkçü. bir insan kanunsuz adam Atatürkçü’nün arkasına sınırmış. Kanunsuz ya.

Suç işlemiş adam. Suç işleyen adam ben Atatürkçüyüm diyor. aynı şey ııı bizim tarafta da var. Öyle diyeyim ben. Adam kandıracak birisini kandırırken dinle kandırıyor. Ben filanca dergaha dervişim. Ben filanca’nın dervişiyim. Ben beş vakit namazında abdestindeyim ya. Güven bana ya. Bizim dergahımız var o. Güven bana. Dolandırıyor gidiyor adam. Veya sen alacağını istiyorsun öyle diyor. Müslüman böyle mi yapar? Lan ne yapacak? Müslüman alacağını almayacak mı? Müslüman alacağını istemeyecek mi? Benim yaşadığım şeyler. Adama diyorum ki ya bak geçti bunun vakti bunu öde. Hacı abi sen de mi ya? Allâh Allâh. Diyor beni İsa aleyhisselâm’dan karıştırıyorsunuz herhalde diyorum. Ona gökten sofra iniyordu.

Bana gökten sofra inmiyor. biz dedik çoluk var, çocuk var, ev var diyorum ya. Bu ne biçim söz? O öyle diyor o. Kendince ben hallederim yani. Ya artık istemeyeceğim. Ben diyorum en sonunda ticareti bıraktıracaksınız bana diyorum bana. aynı şey, istismar her yerde var. Allâh muhafaza eylesin. Ya normalde işin en acı tarafı bu. Şunu unutmayın. Hayatta istismar edilmeyecek hiçbir şey, hiçbir felsefe, hiçbir inanış yoktur. Bütün inanışlar, bütün felsefeler, bütün hareketler, bütün şahıslar istismar açıktır. Istismar edilirsiniz. Dergâh istismar açık, ben istismar açık, sizler istismar açıksınız. Birileri bizi, sizi, hepimizi, yolumuzu, yurdumuzu, her şeyimizi istismar edebilir. Önemli olan istismar etmeyen biz olalım.

Biz istismar etmeliyiz. Biz Atatürk’ü de istismar etmeyelim, dinimizi de istismar etmeyelim. Inancımızı da istismar etmeyelim. Dergahımızı da felsefemizi de istismar etmeyelim. Önemli olan bu. Veya evlerimizi de, çocuklarımızı da istismardan uzak tutalım. Önemli olan bu. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Bu sefer de hakkınızı helal edin. Eğenim yarın hamaniyatı girecek. Onun için dua ederseniz sevinirim demiş. Allâh’ım şifa versin inşâAllah. Hakkınızı da helal edin. Son günler. Ramazan’ın son günleri. Bunları geçen hafta da söyledim. Yine söyleyeyim. Inşallah bu günlerde dersinizi, zikrinizi, ibadetlerinizi artırın. Bu gecelerde Kadir gecesini arayanlardan olun. Inşallah. Yarın Allâh’a izin verirse inşâAllah.

Yarın akşam da dersler burada. Zikrullah olacak burada. Buranın mutat halini ve ahvalini bozmayalım. Onun sonu dersten sonra iti kafa girecek olanlar yukarı gelip ordu yukarıda iti kafa girebilirler. Inşallah. Bu akşam da zaten bir dahaki perşembere bayram mı oluyor? Bayram oluyor. Bir dahaki perşembe yapacaksınız mı? Yok. Bir dahaki perşembe ders yok. Ondan sonraki perşembeye ders var. Inşallah. O yüzden bayram burada şey yapmayalım. Şeye bayramlaşma koyuyor musunuz yukarı? Tamam. Aziz Efendim nerede? Yukarı bayramlaşma koyulacak mı? Yok. Kapat artık bunu.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Şeyh, Aşk, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı