Zikrullâh: Tasavvuf Yolu: Mayın Tarlasında Yürümek
Bütün İslâm toplumu belli bir deccâliyetin ve şeytâniyetin içinden yürüyerek gelmektedir. Elimizde mayın dedektörü yok; ne zaman nerede ayağımızın altında mayın patlayacağı belli değildir. Tasavvuf yolu mayın tarlasında yürümek gibidir. Bir gün rüyânda Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Hazretlerini görsen dahi senin bomban olabilir; o anda kendini öldüm sevdâsına kaptırıp gidirebilirsin.
Bu mayın tarlasında yürürken bir taraflarımıza bir şeyler dokunur; dokunduğunda zikrullâh halakası ile tedâvi edelim. Kalbimize, gönlümüze Allâh yerleşsin. Eğer yanı başınızdaki bir kimseden kendinizi üstün görüyorsanız mayına bastınız demektir. Burada herkesin kolu kırık, gözü kör, yüreğinde bin bir çizik vardır. Burası yeniden doğma yeri, yeniden temizlenme yeridir.
Zikrullâh Halakasının Kudsiyeti
Biz buraya menfaat için toplanmadık. Burası bâhiyeler toplantısı değil, menfaat topluluğu değil. Biz kırığız, döküğüz, mahcûbuz, günahkârız, fakîriz. Onun kapısına geldik; ondan zenginlik, makâm, dünyâ sevdâsı peşinde değiliz. Biz sadece onu istiyoruz, onun sevgisini istiyoruz.
Allâh’ın nurdan minberler üzerinde oturtacağı kimseler hakkında iki mesele vardır: Birincisi, birbirlerini Allâh için severler — mal için değil, akrabâlık için değil, menfaat için değil. İkincisi, Allâh için bir araya gelip Allâh’ı zikrederler. Biz bu iki vasfı üzerimizde taşımaya çalışıyoruz.
Kardeşinin Eksikliğini Görmek Şeytânın Vesvesesidir
Ne zaman bir kardeşinizin hatâsını, kusurunu, yanlışını gördüyseniz size şeytân üfledi, sizi şeytân avladı. O sizin hatânız, sizin kusurunuz. Bir başkasının gözünü görmediğini düşünüyorsan senin gözün olmadığındandır. Bir kardeşinin kulağını duymadığını hissediyorsan senin kulağın olmadığındandır. İnsanlar etrafındaki insanların eksikliklerini takip ederek şeytânın ve nefsin tuzağına düşerler.
Aynı halakada Allâh dediğiniz kardeşinizin eksiğini görmeyin. O senin kardeşindir, zikrullâhla beraber kol kola yürümüşsün, mânen yukarılara çıkmışsın. Sen onun üzerinde yanlış düşünürsen mânevî halakayı koparırsın. Kim Allâh’ın dostlarına savaş açarsa Allâh’a savaş açmış olur.
Elest’teki Söz ve Ahde Vefâ
Biz ötelerin ötesinde, Kâlû Belâ’da söz vermiştik: Değişik memleketlerde, değişik ırklarda, değişik sülâlelerde olmamıza rağmen hiçbirimizin birbirinden menfaati olmaksızın birbirimizi seveceğiz. Birbirimize ihânet etmeyeceğiz, hâinlik yapmayacağız, yolunu çelmelemeyeceğiz, yüreğini hançerlemeyeceğiz. Tuğlalar gibi sıralanacağız; birbirimizi kenetleyen mânevî harç Allâh sevgisi, Resûlullâh sevgisi, üstâd sevgisi ve kardeş sevgisi olacak.
O sözü verdik için buradayız. Elest’te dedik ki seni zikreden, seni seven, sana âşık kullardan olacağız. Seni sevenleri de seven kullardan olacağız. Ama her sefer sözümüzü bozduk, kalbimizi kendimiz iğneledik. Burası ümitsizlikler dergâhı değil; bin sefer sözünü bozmuş olsan da yine halakamıza gel. Biz vurduğun hançerin yarasını sana göstermeyiz, utanırsın gelmezsin diye sileriz.
Hazreti Mevlânâ ‘Bin kere tövbe şişini kırsan da yine gel’ demiştir. Ehl-i tasavvuf bu sözü, kardeşlerinin sözlerini ve ahdlerini bozması olarak anlar. Sizin işiniz içki, kumar, esrar, zinâ değil zaten. Ama elest’teki sözünüze vefâ gösteremediniz; her seferinde bin bir kez söz verip bin bir kez bozdunuz. Yine de gelin, tövbe edin, sözünüzü yenileyin.
Kardeşlik Hukûku ve Nâmûs Emâneti
Halakaya zikrullâha oturduğunuz kardeşinizin bütün evi, âilesi sizin nâmûsunuz oldu. Yan gözle bakamazsınız, eksik gözle bakamazsınız. Kardeşlerinizin kızları, hanımları, çocukları sizin nâmûsunuzdur. Asla yan gözle bakmayın, kalbinizden içeri geçirmeyin; bu şeytânın vesvesesidir.
Tekkenin kapısından içeri kadın-erkek kim girerse girsin bizim emânetimizdir. Kim Allâh’ı zikrediyorsa biz onu severiz; kim bizimle aynı halakaya durduysa bizim kardeşimizdir. Biz onu koruruz, kollarız. O bize Allâh’ın emâneti. Birisi sarhoş bile gelse, halakaya oturup Allâh dese başının tâcı olur; onu yıka, temizle, pâk et.
Giybet ve Arkadan Konuşma Yasağı
Kardeşlerinizin arkasından konuşmayın. Ders yaptıran kardeşler, hizmet eden kardeşler, çavuşlar hakkında konuşmayın. Birisinin arkasından konuşuluyorsa susturun: ‘Kardeşim benim yanımda konuşma, o iyi bir arkadaşım, onunla her hafta zikrullâh yapıyoruz’ deyin. Küçük yerlerde, mahallelerde dedikodu çok olur; bu şeytânın yangın hortumudur.
Birbirinizin eksiğini, noksanını araştırmayın. Birbirinizin noksanlıkları üzerine hayatınızı binâ etmeyin. Birisinin arkasından konuştuysanız, gidip helâlleşin: ‘Kardeş, senin hakkında yanlış konuştum, bana hakkını helâl et’ deyin. Kemâlâta ermek, o hançerin yarasını üstüne bastırıp göstermemekle mümkündür.
Cemâat Birliği: Hep Beraber Yürümek
Bende ferdiyetçilik yok. Ehl-i tarîkatlarda ferdiyetçilik vardır; bir kişiyi yetiştirdiler, geri kalan ne olursa olsun derler. Ben o düşüncede değilim. Biz yetişeceksek hep beraber yetişeceğiz. Hep beraber seyr-i sülûk olacağız; bir kişinin, iki kişinin değil bütün cemâat seyr-i sülûkte olacak.
Uçacaksak hep beraber uçacağız, yürüyeceksek hep beraber yürüyeceğiz. Cennetin kapısına dayanacaksak hep beraber dayanacağız. Çelimiz, körümüz, topalımız, ayaksızımız hepsi bizim kardeşimiz. Eğer seyredeceksek cemâli oradan hep beraber seyredeceğiz. ‘Sen seyretmişsin ben seyretmişim’ olmayacak; hep beraber seyredeceğiz.
Biriniz aç kalırsa bütün bu topluluk sorumludur. Benim kardeşim hastanede rehin kalacak, böyle bir şey olmaz. Benim kardeşimin nâmûsuna birisi gözünü dikecek, böyle bir şey olmaz. İşinize, aşınıza, eşinize, kardeşlerinize, arkadaşlarınıza sâhip çıkın. Birisinin aleyhine konuşulurken siz orada susup kalıyorsanız hâinlik yaptınız.
Kalbi Cennet Bahçesi Yapmak
Kalbi cennet bahçesi olmaya aday yapmak lâzımdır. Zikrullâh ile kalbin tortuları, fazlalıkları zımpara gibi temizlenir. Eğer zikrullâh var, bir de sevgi varsa o zımpara vururken aşkın mânevî iksiri de kalbin üzerine akar. Her Lâ ilâhe illâllâh dediğimizde kalbe aşkın damlası damlar; o su kalbi yumuşatır, parlatır, temizler.
Çölleşmiş kalbe ilâhî su ırmağı akarsa cennet bahçesi olur. Bin bir türlü meyve, çiçek, sevdâ ırmakları akar. Şeytânı kalbinizden çıkarmak için uğraşır; devamlı zikir ile onu uzak tutacağız. Her sohbette aynı şeyi söylüyoruz: devamlı Allâh’ı zikirle hemâl olun, Allâh’ı sevin, Resûlünü sevin, onları sevenleri sevin.
Kaynakça
- Kur’ân-ı Kerîm, el-A’râf Sûresi 7/172 — Elest bezmi: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ sözü
- Kur’ân-ı Kerîm, el-Bakara Sûresi 2/152 — ‘Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim’
- Kur’ân-ı Kerîm, el-Hucurât Sûresi 49/12 — ‘Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın, giybet etmeyin’
- Kur’ân-ı Kerîm, el-Enfâl Sûresi 8/46 — ‘Birbirinizle çekişmeyin, yoksa kuvvetiniz gider’
- Kur’ân-ı Kerîm, el-Feth Sûresi 48/29 — ‘Onlar birbirlerine karşı merhametlidirler’
- Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’r-Rikâk, Hadîs No: 6502 — ‘Kim benim bir velî kuluma düşmanlık ederse ben ona harp ilân ederim’ (hadîs-i kudsî)
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Birr ve’s-Sıla, Hadîs No: 2566 — Nurdan minberler üzerinde oturacak olan Allâh için birbirini sevenler
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Birr ve’s-Sıla, Hadîs No: 2564 — ‘İnsanların birbirlerine zulmetmeyin, birbirinize hâinlik etmeyin’
- Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’z-Zühd, Hadîs No: 2378 — ‘Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim’
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Îmân, Hadîs No: 49 — ‘Mü’minler bir vücud gibidir; bir uzvu ağrıdığında diğer uzuvlar ateş ve uykusuzlukla ona ortak olur’
- Mesnevî-i Şerîf, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî — ‘Yine gel, her ne olursan ol yine gel’ beyti
- Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Birr, Hadîs No: 2563 — Sû-i zan beslememe ve kardeşlik hukûku
Diğer sohbetler: Dergâh Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
Ek kaynaklar:
- Kur’an-i Kerim: Hucurat 49/10-12; Enfal 8/1: kardeşlik hukuku, sulh ve müminler arası edep.
- Kur’an-i Kerim: Araf 7/172: Elest bezmi, kulluk sözü ve fıtri ahid.
- Kur’an-i Kerim: Ra’d 13/28; Ahzab 33/41-42: zikrullah ve kalbin huzuru.
- Buhari, Edeb; Muslim, Birr: kardeşlik, kusur örtme, yardımlaşma ve mümin hukuku rivayetleri.
- Muslim, Zikir; Tirmizi, Daavat: zikir halkası, sekinet ve rahmet rivayetleri.
- Taberi, Camiu’l-Beyan ve Ibn Kesir, Araf 7/172 tefsirleri; Elest ahdi açıklamaları.
- Kuseyri, er-Risale, zikir, ahd, sohbet ve kardeşlik edebi bahisleri.
- Gazzali, Ihyau Ulumi’d-Din, Sohbet ve Kardeşlik Adabı, Zikir ve Dua bahisleri.
- Nevevi, Riyazu’s-Salihin, Kardeşlik, Zikir, Edeb ve Kusur Örtmek bölümleri.
- Diyanet Kur’an Yolu Tefsiri, Hucurat 49/10-12 ve Araf 7/172 açıklamaları.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı