Dergah Sohbetleri Serisi

204. Dergah Sohbeti – Imanin Tadi, Marifet Yolunun Merhaleleri ve Kalbe Zikrullahin Yerlesmesi

Marifet: Imanin Tadini Almak: Marifet Yolunun Temeli

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri hadis-i seriflerinde buyurmustur ki: Kim Allah’i yaratici olarak bildi, Muhammed Mustafa’yi peygamber olarak bildi ve iman ettiyse kalbinde imanin tadini ve lezzetini alir. Kalp Allah’in tecelliyatlarindan bir yerdir; ancak bu tecelliyatin olusmasi icin once Allah’i zat ve sifatlariyla birlikte taniyip iman etmek, ardindan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerini peygamberliginin sifatlari, sunnetleri, hadisleri ve nuruyla bilmek gerekir.

Marifet bizzat tat isidir, lezzet isidir. Marifet ictir, kalbin icidir. Marifet ilmin sozudur, ilmin icidir. Seriat da Allah’in yoludur, tarikat da, hakikat de, marifetullah da. Bunlarin hepsi aslinda bir nurdur; kisi nurdan tarikata, tarikattan hakikate, hakikatten marifete dogru yolculuk yapar. Kalplerde yetmis bin perde vardir ve her perdeden iceri gecerken o hakikat noktasindaki marifet nuruna dogru yuruyus devam eder.

Hazreti Mevlana’nin Duasi ve Gecmisin Nurlanmasi

Hazreti Mevlana ‘Onumuzu nur eyle, gidisimizi nur eyle’ derken icsel olarak nura dogru yolculuk yaptigini ifade eder. ‘Gecmisimizi nur eyle’ derken ise gecmis karanliklara, hatalara, kusurlara ragmen Allah’in nuruyla o yanlisliklari da hayra cevirmesini niyaz eder.

Nitekim kul mizana ciktiginda gecmis gunahlari karsiisina konulur; utanir, cırpınır. Ama Allah o gunahlari affeder, affeyledigi gibi onlari hayra ve hasenata cevirir. Kul bu sefer ‘Keske daha fazla gunah isleseydim’ diye dovunmeye baslar. Marifete bulasan insanlar icin gecmis de nur olur; cunku marifet kendi icerisinde Allah’in nurudur.


Marifet Yolunun Merhaleleri: Seriat, Tarikat, Hakikat, Marifet

Marifet yolunda yuruyecek insanlar zahiri olarak seriata simsiki baglanacak, Muhammed Mustafa’nin sunnetinin zahiri noktasinda saglam duracak, ic noktada ise onun edebiyle edeplenip hidayet yolunu tercih edeceklerdir. Muhakkak ki zahiri seriat cok onemlidir; bu kapilardan gecilerek hakikat noktasina ulasilir, hakikatten de marifete dogru yolculuk devam eder.

Marifet yolu disaridan kitapla veya herhangi bir zatin eserini okuyarak ogrenilecek bir yol degildir. Bu yol edepla, ahlakla, yasantiyla, zikirle, Kur’an ve Muhammed Mustafa’nin gittigi yoldan yurumekle mumkundur. Muhakkak ki bir ustadin terbiyesinden gecmek ve Kur’an-Sunnet cizgisinde durmak sartir.

Disaridan Bakanlarin Gorusu: Delilik Hucceti

Marifet yolunda gidenler bugunun ‘bes vakit namazini kil yuru git’ din anlayisinda degillerdir. Allah’i bilme, Resulullah’i bilme yolunda yururler. Disaridan bakanlara deli gorunurler ve bu onlarin huccetidir. Allah hadis-i kudsisinde buyurmustur ki: ‘Allah’i oyle zikredin ki disaridan gorenler size deli desinler.’ Tarih boyunca marifet yolunda gidenlere hep deli demislerdir; ama bu onlarin delili olmustur.

Mumin hayret eder; müminin o halini goren munafik ise saskinliga duser. Marifet yolculugunun ici hayret noktasidir ve hayretin sonu yoktur. Bir kisim insanlar kendilerinin marifete ulastigini, marifeti bitirdigini zannederler; onlar Allah’i kisa ve sinirli bildiklerinden oyle gorurler. Parmağının ucundaki kucuk bir su damlasini derya zannedenlerdir.


Nefsini Bilen Rabbini Bilir

Hazreti Davud aleyhisselam Allah’i cok zikreden bir peygamberdir. Allah ona ‘Ya Davud, once beni bil, sonra nefsini bilirsin’ buyurmustur. Davud aleyhisselam tefekkure dalarak gunlerce zikretmis ve sonra demistir ki: ‘Ya Rabbi, senin kudretini, kuvvetini, ezel ve ebed olduğunu, vahdaniyetini ve sonsuzlugunu gordum; senin sonsuzlugunu gorünce kendi acizligimi, fakirligimi, zavallıığımı gordum.’ Allah ‘Dogru soyledin’ buyurmustur.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ‘Nefsini bilen Rabbini bilir’ buyurmustur. Eger bir kimse bu hadisi kendi nefsinin karsisina kendini koyarak anlarsa ilahligini gorur, nefisini yuceltir. Ama nefis aynasina Allah’i koymus olsalar acizliklerini, fakirliklerini, yoksulluklarini goreceklerdi. Ne yazik ki bazilari nefis aynasinda kendi benliklerini gorup kendilerini Allah’tan bir parca gibi goruyorlar; bu kufurdur.


Her Sey Allah’in Takdiriyledir

Marifet yolunda yuruyen kardesler uzerlerine bir iyilik isabet ettiginde bunu Allah’in lutfu, ikrami ve ihsani olarak gorecekler; nefislerini aradan cikaracaklar. Baslarına bir musibet isabet ettiginde ise bunu Allah’in takdiriyle bilecekler. Hastalik, olum, kaza — hepsi Allah’in takdirindedir.

Imanin tadini almak istiyorsan basina ne gelirse gelsin takdir edenin Allah oldugunu bir ve gonulden kabul edecek ve bunun tadini cikaracaksin. Senden sudur eden her iyiligi de Allah’in cömertligi olarak goreceksin. Bu imanli kemalattir.


Kalbe Zikrullahın Yerlesmesi: Marifet Kapisinin Calinmasi

Kalbe zikrullahın yerlesmesi marifet kapisinin calinmasidir. Kalbe Allah sevgisinin yerlesmesi marifet kapisinin calinmasidir. Kalbe Muhammed Mustafa sevgisinin yerlesmesi marifet kapisinin calinmasidir. Kalbe Allah nidalarinin yukselmesi ve bu nidalarin akılla mantikla degil fitri hale gelmesi marifet kapisinin acilmasidir.

Seytan kalbinizin penceresinde bekler. Ne zaman ki Allah’in zikri oradan cikti, seytan girer. Ne zaman ki Allah’in zikri oraya yerlesti, seytan orayi birakir gider. Kalp ya Allah’in nuruyla nurlanmistir ya seytanin atesiyle tutuşmustur; ikisinden biridir. Allah bir kalbi nurunla nurlandirdiysa o kalp selamete ermistir; artık o kalp Allah’la sohbet eder, kendisini Allah’a teslim eder.

Hayret Makami

Marifet nuruyla nurlanan kimse hayretten hayrete gecer; hicbir makamda, hicbir perdede durmaz. Her gelen ilhamdan, her tecelliyattan hayrete duser. Kalbi hep hayrette oldugundan disaridan bakanlar onu deli zanneder. Ama akil bu makama sinirzaz; cunku marifet nuruyla nurlananin ruhu ve sirri da nurlanir.


Acziyet, Mahviyet ve Edep

Marifet nuruna ducar olan kimse acziyetini ve mahviyetini gorur. Allah’in onunde devamlı boynu bukuk, edep noktasinda durur. Kendini devamlı gunahkar, kusurlu, hatali ve yetersiz gorur; affa, tovbeye, zikrullaha muhtac gorur. Satahatten ve satafattan uzak durur.

‘Hakkıyla sana kulluk edemedim ya Mabud’ diyen bir peygamber onlerinde dururken, sakin kimse kendini kemalete erdigini, tam bir mursid-i kamil oldugunu, veliligi bitirdigini zannetmesin. Nefsini ilahlastirmayalim, durdugumuzu noktayi ilahlastirmayalim, ustadimizi ilahlastirmayalim. Tek ilah vardir, o da Allah’tir.

Muhammed Mustafa’nin edebiyle edeplenmek, onun ahlakiyla ahlaklanmak, nuruyla nurlanmak ve hidayetiyle hidayetlenmek marifete goturecektir. Haramlardan uzak durmak, dili ve azalari korumak, Allah’in sinirini muhafaza etmek bu yolun olmazsa olmazlaridir.


Kaynakca

  • Kur’an-i Kerim, en-Nur Suresi 24/35 — ‘Allah goklerin ve yerin nurudur, diledigini nuruna kavusturur’
  • Kur’an-i Kerim, en-Nisa Suresi 4/59 — ‘Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine’
  • Kur’an-i Kerim, en-Necm Suresi 53/3-4 — ‘O hevadan konusmaz, soyledigi vahiyden baska degildir’
  • Kur’an-i Kerim, el-Bakara Suresi 2/257 — ‘Allah iman edenlerin velisidir, onlari karanliklardan nura cikarir’
  • Sahih-i Muslim, Kitabu’l-Iman, Hadis No: 34 — ‘Uc sey vardir ki bunlar kimde bulunursa imanin tadini alir: Allah ve Resulunu her seyden cok sevmek…’
  • Sahih-i Buhari, Kitabu’l-Iman, Hadis No: 16 — Imanin lezzetini almanin sartlari
  • Sahih-i Buhari, Kitabu’d-Da’avat, Hadis No: 6307 — Peygamber’in her gun yuz kez tovbe etmesi
  • el-Acluni, Kesfu’l-Hafa, Cilt 2, Hadis No: 2532 — ‘Nefsini bilen Rabbini bilir’ (Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu)
  • el-Acluni, Kesfu’l-Hafa, Cilt 1, Hadis No: 70 — ‘Beni Rabbim terbiye etti, ne guzel terbiye etti’ (Eddebenî Rabbî fe ahsene te’dîbî)
  • Sahih-i Muslim, Kitabu’l-Kader, Hadis No: 2664 — Her seyin Allah’in takdiriyle olduguna iman
  • Kur’an-i Kerim, el-Furkan Suresi 25/70 — Allah gunahlari hayra cevirir (tebdilu’s-seyyiat)
  • Sahih-i Buhari, Kitabu’t-Tevhid, Hadis No: 7405 — Allah’in dunya semasina inmesi ve kullarinin duasini kabul etmesi

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi