1. Bölüm
Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak son nefesimize kadar Kur’ân ve Sünnet seni üzerine yaşamayı ve o îmanla göçüp gitmeyi nasip eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakk-ı hak, batıl batıl bile nereden eylesin. Hakk’ı hak bilip hakça yaşayan, batıl batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Rabbim zulmeden, ne kadar Müslümanlara zulmeden ne kadar devlet kurum kuruluş var ise hepsini kahreperişan eylesin. Hepsini de helak eylesin. Kim Müslümanların ırzına, kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine zulmediyorsa Cenâb-ı Hak hepsinden intikâma alsın. Siyonis İsrail’i yerle yeksân eylesin. Onları dağıtsın, batırsın.
Destekçilerini de dağıtsın, batırsın. Doğu Türkistan’a özgürlük nasip eylesin. Bütün Müslümanlara özgürlük nasip eylesin. Bütün Müslümanlara Kur’ân ve Sünnet dairesinde mücadele etme azmi nasip eylesin. Ejmeyin. Bu akşamki nasihatimiz 33. nasihat olarak. Evet, 33. nasihat. Nisa Sûresi, âyet 103. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Altyazı M.K. SadaqAllâhu’l-Azîm. Âmîn. Cenâb-ı Hak Nisa Sûresi, âyet 103’te buyuruyor ki, Namazı kıldıktan sonra ayakta iken, otururken ve yanlarınızın üzerine yatarken Allâh’ı zikredin. Emniyete kavuştuğunuzda namazı gereği gibi kılın. Şüphesiz ki namaz mü’minler üzerine belli vakitlerde farz kılınmıştır. Tabi bu akşamki dersimiz bu arada ben her hafta zikirle alâkalı böyle bir nasihat dersi diyebiliriz.
Bunları yapmaya çalışıyoruz. Bu akşamki konum muhakkak ki namazı kıldıktan sonra ayakta iken, otururken ve yanlarınızın üzerine yatarken Allâh’ı zikredin. Asıl ders konusu bu. Şimdi zaman zaman bunu sizler de karşılaşıyorsunuzdur veya sosyal medyada veya de değişik platformlarda namaz da zikirdir. Veya zikirden kasıt namazdır. Namaz namazdır gibi söylemlerle karşı karşıya kalınıyor. Oysa neyse âyet 103’te Cenab-ı Kur’ân-ı Kerim’inde namazla zikri ayırmış, ayrı ibadetler olarak koymuş. Namazı kıldıktan sonra ayakta iken, otururken ve yanlarınızın üzerine yatarken Allâh’ı zikredin. bu şu demektir, fiili olarak siz hangi fiil üzerinde olursanız olun. İster yürüyor olun, ister koşuyor olun, Allâh’ı zikredin.
İster oturuyorsanız, oturuyor olun. Oturduğunuz yerde Allâh’ı zikredin. Ayakta Allâh’ı zikredin. Allâh’ı zikredin, otururken Allâh’ı zikredin. Hatta yanlarınızın üzerine yatarken yattınız Allâh’ı zikredin. Ve bununla alakalı Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hem ayakta hem otururken hem yanlarının yanının üzerinde yatarken Allâh’ı çokça zikrettiğine dair hadîs-i şerifler mevcuttur. Ama buradaki âyet-i kerimede açık olan şey şu, hangi durumda olursan ol, hangi hal üzerinde yaşarsan yaşa, hangi fiiliyatla meşgul oluyorsan ol, her daim Allâh’ı zikredeceksin. Bir de âyet-i kerime açık, namazı kıldıktan sonra. namazı kıldın, işin bitmedi. Namazı kıldın, velattâlin âmin, öyle bir şey değil.
2. Bölüm
Namazı kıldıktan sonra da ne yapacaksın? Allâh’ı zikretmeye devam edeceksin. Çünkü normalde Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Allâh’ı en çok zikredendi. Hz. Aişe annemiz der ki onun her hâli zikirdi. O devamlı zikreden bir peygamberdi, devamlı hamd eden bir peygamberdi, devamlı şükreden bir peygamberdi. O zaman hatta duasında da ne diyordu? Seni zikreden, seni şükreden eyle beni diye böyle dua ediyordu. O yüzden Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri namazla alakalı tabi bir de âyet-i kerime’de namaz var. Mü’minlere farz kılındı namaz. Mü’minlerin dışındakine farz kılınmadı. bir kimse mü’min ise namaz ona farz. Mü’min ise, mü’min değil ise o kimseye namaz farziyeti söz konusu değil.
İnananlara namaz farz. İnanana oruç farz. İnanana Allâh’ı zikretmek farz. İnanana. O kimse inanmıyorsa o kimseye Allâh’ı zikretmek farz ona diyemeyiz. İnanmıyor çünkü. İnanmayan bir kimseyi önce imana davet edilir. İmana davet edildikten sonra o imanı kabul ederse ona ameller söylenir. Eğer o kimse imana davet edildi, iman etmedi. İman etmediyse bak namaz farz diyemezsiniz ona. İman etmediyse Allâh’ı zikretmek bak bu ayeti kerimeleri göre farz diyemezsiniz. O yüzden o zikirden yüz çevirmiş. Zikirden yüz çevirince siz ancak ona tebliğ edersiniz, dinlerse. Tebliğ etmezse, dinlemedi siz ondan yüz çevirirsiniz. Çünkü o Allâh’ın zikrine yüz çevirdi. O Allâh’ın zikrine ters geldi. O namazı farz olarak kabul etmiyor.
Orucu farz olarak kabul etmiyor. Allâh’ı zikretmeyi farz olarak kabul etmiyor. O zaman mümin isen ondan yüz çevireceksin. Mümin isen. Mümin isenlerine itaat ediyorsan ondan yüz çevireceksin. Ve Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri hadîs-i şerifte İbn-i Macide geçiyor. Namazı tamamlayıp selam verdikten sonra Allâh’ı zikretmek müminin kalbini aydınlatır. Namazı kıldınız, namazı kıldıktan sonra Allâh’ı zikretmek mümin kimsenin kalbini ne yapıyormuş aydınlatıyormuş. O yüzden siz namazlardan sonra sünnet-i saniye olan 33 tane Subhanallah, 33 tane Elhamdülillah, 33 tane Allahu Ekberi ve yüzüncüsünde La İlahe İllallahu Vahdehu’l-Aşerikele Lehu’l-Mülkü ve lehu’l-Hamdu ve huve ala külli şeyin Kadir diyerekten namazlardan sonra Hz.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin emrettiği bu virdi, bu zikri yapmakla mükellefes. Buna artımız ne? Tevhid çekmek. Namazlardan sonra en az 300 tane tevhid çekmek. Çünkü o artık işin nafile boyutu o kalbimizi parlatacak, kalbimizi aydınlatacak, kalbimizde feraset nurunu meydana çıkaracak, kalbimizdeki basiret nuru meydana çıkacak, kalbimizdeki Cenâb-ı Hakk’ın bahşetmiş olduğu ilmi ilahiden kopup gelen o nur tekrar meydana çıkacak. Çünkü kalbin üzerindeki o perde, günahlardan, kusurlardan, hatalardan, yanlışlıklardan oluşan o perde ne olacak? O perde kaldırılacak ve sen o ilahi ilme kavuşacaksın, o ilmledün kapısına kavuşacaksın, o Allâh dostunun kapısına kavuşacaksın ve Allâh dostuna doğru yol alacaksın.
3. Bölüm
O namazlardan sonraki zikrullahı hiçbir zaman terk etmeyeceksin. Çünkü Hadîs-i Şerif’te ne diyor? Müminin kalbini aydınlatır. O zaman o kalbinin aydınlanmasını istiyorsan namazdan sonra zikrullaha devam edeceksin. Ve Allâh’ı zikretmek, Ankabut’ta dediği gibi en büyük iş ve sen o en büyük işi hiçbir zaman, ama hiçbir zaman boşlamayacaksın. Onu böyle terk etmeyeceksin. Ona karşı olan sorumluluğunu yerine getireceksin. Çünkü o en büyük işi icra edeceksin. Ve yine Tirmizi’de geçen Hadîs-i Şerif’te Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyuruyor ki Allâh’ı zikretmek kalbi canlı tutar ve insanı huzura kavuşturur. Demek ki Allâh’ı zikretmek kalbi canlı tutuyor. Kalbin canlı olması zikirle alakalı.
Eğer o kimse Allâh’ı zikretmiyorsa onun kalbi ölü hükmünde. Neden ölü hükmünde? Çünkü kalp çalışmıyor. Çünkü kalbin kendine ait bir sistemi var. O kalbin kendine ait olan sisteminde o sistem ancak zikrullah ile canlı. Ancak zikrullah ile heyecanlı. Ancak zikrullah ile o kalp neş’ü nev’a bulacak. Kalbin bu manada ilacı Allâh’ı zikirdir. Sırrın ilacı Allâh’ı zikirdir. Ruhun ilacı Allâh’ı zikirdir. Bütün bizim maddi manevi dertlerimizin dermanı Allâh’ı zikirdir. Maddi manevi sıkıntılarımızın defi Allâh’ı zikirdir. Dünyavi ve uhrevi yol arkadaşımız, yol dostumuz Allâh’ı zikirdir. Eğer bir kimse zikrullah ile arası bozulursa, bilsin ki Allâh ile arası bozuktur. Eğer bir kimsenin zikrullah ile haşır neşirliği yok ise, bilsin ki o rızık endişesi yaşayacak.
Bilsin ki o maddi sıkıntılar endişesi yaşayacak. Bilsin ki o hayat endişesi yaşayacak. Bilsin ki o vesveselerin içine dalacak. Bilsin ki o kaygı bozukluğu yaşayacak. Gelecekle alakalı, geçmişle alakalı kaygı bozukluğu yaşayacak. Ve o kimse zikrullah ile bağı kesilirse, Allâh ile bağı kesilecek. Ve Allâh’ı zikretmek bu kadar önemli. Çünkü bir de böyle o zikrullahı terk etmek, zikrullah ile o kimsenin arasına perdeler girmesi, o kimsenin gevşekliğinden, kibrinden, çok büyük günahlar işlediğinden, çok büyük hatalar yaptığından, oradan geri dönmediğinden, bunun bir çok sebebi vardır. Bir çok sebebi. Bir çok sebebi. Kibirli olan Allâh’ı zikretmez. Gaflette olan Allâh’ı zikretmez. Kafirler Allâh’ı zikretmez.
Mürtetler Allâh’ı zikretmez. Münafıklar Allâh’ı zikretmez. Bakın başka bir ayeti kerimede az zikretmeyi münafıklık olarak görüyor Cenâb-ı Hak. Diyor o münafıklar var ya evet onlar Allâh’ı az zikrederler. Allâh’ı az zikretmeyi Cenâb-ı Hak münafıklık olarak belirtiyor ayeti kerimede. siz bunu böyle sadece namazla bunu sınırlayamazsınız. Allâh’ı zikrin, Allâh’ı zikri tek bir ibadetle sınırlamanız mümkün değil. Çünkü Allâh’ı sınırlamış olursunuz. Allâh muhafaza eylesin. Allâh başlangıcı olmayan sonu olmayan Allâh’tır. Ve Cenâb-ı Hak bu konuda insanların ve cinillerin üzerine koymuş olduğu görev Allâh’ı zikretmek, Allâh’ı bilmek, Allâh’ı tanımaktır. Vazife budur. Bunun yolu sûfîler için Allâh’ı zikretmektir.
4. Bölüm
Çünkü kalp aydınlanırsa ilmi ilahiden bir şeyler aldığını görür. Kalp aydınlanırsa o kimse doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyu görür. Kalp aydınlanırsa o kimse o ferasetle, o basiretle işin hakikatini görür. Ama kalp aydınlanmazsa o kimse hakikate ulaşamaz. Kalp aydınlanmazsa o kimse olayların, insanların bu noktada gelecek ve geçmişin gerçeğini ve hakikatini göremez. Eğer bir kimsenin kalbi aydınlandıysa o işin hakikatine ulaşmıştır. Eğer onun kalbi aydınlanmadıysa o zaman o daha kördür. Kör bir kimse, kör bir kimse asla ve asla yolunu bulamaz. Allâh muhafaza eylesin. Hadîs-i kudside Cenâb-ı Hak, Ey Ademoğlu! Beni kendi içinde anlarsan ben de seni içimde anlarım. Beni bir topluluk içinde anlarsan ben de seni onlardan dahi bir topluluk içinde anlarım.
Bana bir karış yaklaşırsan sana bir arşın yaklaşırım buyurdu. Bununla alakalı bu hadîs-i kutsi ile alakalı birkaç tane daha ravi vardır. Ebu Hureyre’nin de nakrettiği böyle bir hadîs-i kutsi var. Başka hadîs-i kutsiler var, mütevatir derecesinde bir hadîs-i kutsidir bu. Benim burada aldığım Ahmet bin Hanbel’den, Heysemi’den, Beyhakî’den ama Buhari’den, Müslüm’den de bu normal bir hadîs-i kutsi var. Ama bir zenginlik olsun diye bu akşamki derse İmam-ı Hanbel’den ve Heysemi’den aldım. Çünkü bana bir karış yaklaşırsan bana bir arşın yaklaşırım. Bana bir arşın yaklaşırsan ben yüz arşın yaklaşırım. Bana yüz arşın yaklaşırsan ben koşarım diye hadîs-i kutsinin uzun olanı da var. Ama Ahmet bin Hanbel Hazretleri ve Heysemi bunun kısasını nakretmişler.
Normalde bu hadîs-i kutsi uzun ama konumuzla alakalı kısmını aldım. O zaman bir topluluk içinde zikredersen. Biz toplulukla birazdan zikredeceğiz şimdi. Topluluk içinde zikredersen o zaman seni daha iyi bir topluluk içerisinde zikrederim. Bazıları böyle parantez içerisinde almışlar. Orada meleği alâ da zikrederim diye. Normalde hadîs-i şerifin genel metinlerinde meleği alâ da diye bir şey söylemiyor. Diyor ki daha hayırlı bir topluluğun içerisinde seni zikrederim. Çünkü daha hayırlı denilince meleklerden daha hayırlı kim var? Peygamberler var. Bizim için Allâh katında en hayırlı kimse Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem. O zaman sen bir topluluk içerisinde Allâh’ı zikredersen o zaman Cenâb-ı Hak seni daha iyi bir topluluk, daha hayırlı bir topluluk içerisinde zikredeceksin.
Böyle olunca normalde bir karış yaklaşana on arşın yaklaşırım. Bir karış yaklaşana on arşın yaklaşırım. bir adım gelene on adım gelirim. Bakın bir karışa bir arşın bir karışa. Cenâb-ı Hak on misliyle geliyor buna. Sen on misli sen normalde eğer ki bir arşın geldin on arşın geliyor. On arşın geldin yüz arşın geliyor. Yüz arşın yaklaşmaya çalıştın ben ona koşarım diyor hadisi kudside. O zaman bir kimsenin Allâh’a yaklaşması zikrullah iledir. Bir kimse farzları yerine getirdi Allâh’a en sevimli en sevgili işi yaptı. Nafilelerle yaklaştı. Nafilelerle yaklaşmada en önemli ibadet Allâh’ı zikirdir. Sen o zikrullah ile ona yaklaşırsan o zikrullah ile ona yakınlık peyda edersen. Çünkü kimi seviyorsan dilinde o vardır.
5. Bölüm
Neyi seviyorsan dilinde o vardır. Allâh’ı seven kimse Allâh’ı zikreder. Kim Allâh’ı zikrederse de âyet-i kerime de sabit Allâh da onu zikreder. Bu muhteşem bir şeydir. O zaman o kimsenin Allâh’a yaklaşmada en kestirme yolu Allâh’ı zikirdir ve devam eder. Ardından ne gelir? Sevmek gelir. Allâh’ı sevmek. Öyle olunca o kimse Allâh’la dost olur. Rabbim cümlemizi o dostlardan eylesin. Bir de böyle toplu zikrullah yok böyle bir şey. Yeni bu neo-selefi dediğimiz böyle bir akımlar var ülkede. Vahabiler var, neo-selefiler var. Böyle bir Allâh’ı zikretmeye karşı düşman olan, savaş açmış olan bu ülkede ne yazık ki topluluğuklar oluştu. Bunlar böyle artık İngiliz ajanı mıdır, İsrail ajanı mıdır, Mossad yanlısı mıdır, siyaye yanlısı mıdır, ne oldukları belli değil.
Bunlar oturmuşlar kalkmışlar, Allâh’ı zikreden cemaatlere karşı savaş açmışlar. Kim Allâh’ı zikrediyorsa dedikleri şey şu, Hz. Peygamber zamanında böyle bir şey yoktu. Ya bir sürü hadîs-i şerif var, yok onlar hadîs-i şeriflere de zaten inanmıyorlar. Ve hatta bazen böyle eğer boş kalırsam cevap yazıyorum. Diyorum ki Allâh’ı böyle zikretmenin haram olduğuna dair, haram olduğuna dair bir âyet getirin, bir hadîs getirin biz de bundan vazgeçelim. Yok, yok, tutturmuşlar bir bidat diye. Canım kardeşim bir sürü hadîs var, bak ayakta ayeti kerimede var. Ayakta Allâh’ı zikredin, otururken Allâh’ı zikredin, yanlarınızın üzerine yatarken Allâh’ı zikredin. Toplulukta zikrederseniz, bir toplu halde toplulukta zikrederseniz daha hayırlı bir toplulukun içerisinde sizi zikrederim.
Ayeti kerime kim beni zikrederse ben de onu zikrederim. E şimdi ayakta var, oturarak tam var, yanlarınızın üzerine yataraktan var, halaka halinde olmak da var. Hazreti Muaviye’nin naklettiği bir hadîs-i şerif var, diyor ki mescitte sahâbeler halaka halinde Allâh’ı zikrederken Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem çıkageldi. Halaka halinde zikrederken veya başka bir hadîs-i şerifte mescitte halaka halinde Allâh’ı zikrederken peygamber zikrettiriyor. Üç kişi mescide girdi, birisi diyor halakayı yardı içine girdi. Birisi halakanın dışında kaldı, birisi de diyor döndü gitti. Ey ashabım bu üç kişiden size haber vereyim mi? Ver ya Resûlullâh. Halakayı yaran diyor, Allâh onu zâtında barındırdı. o kimse halakanın içine girdi.
Burada bir halaka içerisinde. Sufiler buna çok iyi dikkat ederler. Halakanın dışında hiç kimse kalmasını istemezler. Neden? Bu bakın bu bir sûfî edebidir. Bu edeb hadîs-i şerifle sabittir. O kimse halakanın içinde duracak. cumacılar gibi hemen son yere gideyim, orada cumanın farzını kılayım ilk önce ben çıkayım camiden. Öyle değil, halakada duracak o kimse. Ve halakayı dizayn eden kardeşler en arkadan en öne kadar herkesi halakada tutacak. Neden? O kimse çünkü Cenâb-ı Hakk’ın zâtında barınacak. Bu ön halakayla alakalı değil bu. Ön halaka en tehlikeli halakadır. Üstad soru verir ne gördün zikrullah da diye. En tehlikeli halakadır. O zaman bir derviş bir sûfî halakadan ayrılmayacak. Halaka nasıl namazın safı varsa zikrullahın da safı halakadır.
6. Bölüm
O kimse muhakkak bir halakanın içinde duracak. Yok herkes bir halaka kurmuş o tek başına kalmış. Aynı namazdaki gibi birisini çek çek o halaka olacak o da tek başına kalmayacak orada. Ve halakayı düzenli tutmak, halakayı sistemli tutmak herkesin birbirine dokunması, değmesi, omuz omuza gelmesi önemlidir. Neden? O kimse halakada duracak ki Allâh onu zâtında barındıracak. Halakanın dışında kaldı. Bakın o da dışarıda kaldı onu Cenâb-ı Hak aff-u muafret etti. Ama sûfî halakanın içinde kalarak tan Allâh’ın zâtında barınmayı gözüne alacak. Oraya hedefini tutturacak. o halakada kalacak. Dönüp gidenedir diyor. Döndü gitti ya kimse. Allâh ve melekler ona lanet etti. Neden? O zikirden yüz çevirdi. Baktığı sahâbe ve peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri zikrediyor.
O yüz çevirdi gitti. Allâh ve melekler ona lanet etti diyor. Üç kişi. Birisi halakanın içerisine oturdu. Allâh zâtında barındırdı. Birisi halakanın dışında oturdu. Edeb etti diyor hadîs-i şerifte. Edeb etti. Halakanın dışında oturdu. Allâh onu aff-u muafret eyledi. Döndü gitti. Allâh ve melekler ona lanet etti. Çünkü başka bir hadîs-i şerifte bunu da imam-ı hambel nakleder. Kim cemaatle Allâh’ı zikrederse geçmiş günahları hayra çevrilmiş olarak kalksın oradan der. Hadîs-i şerifte. Bakın o aff-ı olmuş olarak değil. Geçmiş günahları hayra çevrilmiş olarak kalksın da. aftan ötedir bu. Aftan öte. İşlemiş olduğu günahlar ne oldu? Hayra çevrildi. Ha şunu demiyorum size. Günahı işleyin işleyin gelin buraya Allâh’ı zikredin.
Ha nasıl olsa hayra çevrildi. Böyle de yapmayın. Sanki haşa bununla dalga geçer gibi olur. Haşa. böyle alayıvariymiş gibi bir hadîs olur. İnsan manen perişan olur o zaman. Olur biz insanız, hatakarız, hatakarız. Hata işleriz, nefsimize uyarız, yanlış yaparız, eksik yaparız, yaparız. Günah işleriz, işleriz. Hepimiz için bu kapı açıktır. Hepimiz için bu kapı açıktır. Ama madem ki biz zikrullah alakasına tutunmuşuz. O zikrullah alakasında Allâh’ı oturur zikrederiz. Ve ümit ederiz ki biz oradan aff-ı olmuş olarak kalkarız. Ümit ederiz ki oradan geçmiş günahlarımız hayra çevrilmiş olarak kalkarız. Ama oradan o kimse geri dönerse o Allâh ve melekler tarafından diyor lanet edildi. Rabbim bizleri onlardan eylemesin.
Başka bir hadîs-i şerifte de yine İmâm-ı Hanbel’den, Heysemî’den, İbn-i Hibbân’dan ve Beyhakî’den. Mahşer halkı bugün lütuf, Cenâb-ı Hak yine hadîs-i kudsî bu. Yine hadîs-i kudsî de buyuruyor ki Allâh-u Teâlâ kıyamet gününde. Mahşer halkı bugün lütuf ve ihsanı kimin layık olduğunu bilecektir buyurur. Bunun üzerine Ya Resûlullâh lütuf ve ihsan ehli kimdir denilince Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem. Bunlar zikir meclislerinde bulunanlardır buyurdu. Demek ki mahşer yerinde Cenâb-ı Hak şataat yaparcasına, mahşer halkına şataat yaparcasına şunu diyecek. Bugün lütuf ve ihsane kimin layık olduğunu mahşer halkı görecek. Sahâbe diyor ki Ya Resûlullâh bu lütuf ve ihsan ehli. İhsan neydi? Meşrul Cibril hadisinin üçüncü sorusu.
7. Bölüm
İman nedir? İslam nedir? İhsan nedir Ya Resûlullâh? İhsanı ne dedi Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem? Allâh’ı görüyormuşçasına yaşamanızdır. Allâh’ı görüyormuşçasına iman etmenizdir. Allâh’ı görüyormuşçasına amel etmenizdir. Siz Allâh’ı göremeseniz, olur ya gaflete düşeriz, hataya düşeriz, manevi olarak yol almamışızdır. Onun sizi gördüğünü her daim hissetmenizdir. O zaman ihsan ehli ne olmuş oluyor? İhsan ne oluyor? İhsan. Allâh’ı görüyormuşçasına yaşamak. İhsan, sen onu göremesen dahi onun her daim seni gördüğünü duymak ve bilmek. İhsanın mana tarifi bu. Yoksa bir şeyi ihsan etmek, ona meccanen vermek. Lütfetmek, ona meccanen bir şey vermek. Bu da ihsanın içerisinde. Ama asıl ihsan ne?
Görüyormuşçasına. O zaman hadîs-i kudsî diyor ki ihsan ehli kimdir denilince bunlar zikir meclislerinde bulunanlardır. Demek ki zikir meclisinde bulunanlar mahşer gününde Cenâb-ı Hak’ın lütfuna ve ihsanına mahsar olacak olan kimseler. Zikir meclisinde duranlar. Ya bizde evde tek başımıza zikretsek olmaz mı? Olur canım kardeşim zikret. Biz 28 Şubat’ta bunları çok duyardık. basılma korkusundan dolayı biz evde zikretsek olmaz mı? Olur. Bu basılma korkusuyla olan şeyler ve hatta erkek eşinden korkuyor. Hanımın gitmeyeceksin oraya diyor. Ya orası ya ben diyor. Oraya gideceksen eve gelme diyor. O da diyor ki eşim böyle böyle dedi diyor. Ondan sonra ben evde ders yapabilir miyim Mustafa abi? Yapabilirsin sen bilirsin karar senin diyor. bir daha evlenmek herkesin harcı değil zor bir şey.
Adam bir tane hatun bulmuş şimdi. Nereden nasıl kaybetsin onu? O feragat ediyor. Evde zikrullah yapacağım diyor. Yapabilirsin diyor. Aynı şey kadınlarda. Erkekler istemiyor. Ne işiniz var zikrullatta? Evet. Evet. Otur evinde Allâh’ı zikret. Ne yapsın kadıncağız? Başında bir adam var. Din bilmiyor. Diyanet bilmiyor. Yol bilmiyor. Yordan bilmiyor. Hadîs bilmiyor. Âyet bilmiyor. Sonuçta kadıncağızı bu anası babası bu iyi bir adam demiş evlendirmiş. Diyanetini sormamış. Bu beş vakit namaz kılar mı? Bu abdesti biliyor mu? Kusurlu abdestini biliyor mu? Namazı biliyor mu? Orucu biliyor mu? Bozanı bozmayanı biliyor mu? Namazın farzları ne? Vacipleri ne? İçindeki farzlar ne? Dışındaki farzlar ne? İçindeki farzlar ne?
Şimdi kızını verecek olan bunları sormuyor. Lazım değil. Bakıyor evi var mı? Var. Aa hala diyor. Bir de arabası da var. İyi kötü. Muhteşem bir şey ya. Tamam bitti. Başka bir şey aramasına gerek yok. En böyle takvamız dahi ona bakıyor şimdi. Açı şeyler. Memursa maaşı ne kadar? Geliri ne kadar? Evet. Bizim erkek dervişler de zaten bir bayan derviş alma noktasında da değiller. bir bayan derviş evlensin de ne yapsın şimdi? Hayatı böyle zikirle sohbetle mi geçersin? Bir de bayan dervişler genelde kapalı, örtülü. Çok zengin de değiller. Efendim şöyle evlensin. Evlen kardeşim bana ne istediğin ne? Evlen benim umrumda değil. Hayatı yaşayacak olan sensin. Ondan sonra bir ay sonra iki ay sonra bir bakmışsın problem.
Üç ay sonra. Haftanın bu kadarı ders mi var size? Haydi bir kavga çıkıyor. E şimdi acı tarafları bunlar. Bunları dinliyorsun. Bunları dinleyince üzülüyorsun. Bunları dinleyince üzülüyorsun. Adam babası derviş, oğlu da derviş. Oğlu Anya’da, babası burada. Bir müddet oğlunu getirmiş, sonra oğlan kayış atmış. Oğluna söz geçiremiyor. Kızına söz geçiremiyor. Dervişlikten uzaklaşıyor. Nefsi ağır geliyor. Allâh muhafaza eylesin. Bu seferde ne oluyor? Lütuf ve ihsana mazhar olmaktan uzaklaşıyor. Çünkü zikir meclisine giderse, zikir meclisinde Allâh’ın lütuf ve ihsanı olacak. Adam eşini derse getirmiyor. Getir eşin de o lütfa mazhar olsun. Çocuğun da o lütfa mazhar olsun. O ihsana mazhar olsun. Ne acı bir şey.
Kendi kendime düşündüğümde ben, herkes eşini çok seviyor, çocuklarını çok seviyor. Zikrullah alakasında değiller. Oysa Hadisi Kutsi’de lütuf ve ihsan ehli olacak. Zikrullah meclisine devam edenler. Lütuf ve ihsan ehli olacak. Rabbim bizi onlardan eylesin. Cenâb-ı Hak her daim bizi zikredenlerden eylesin. Her halini hamd edenlerden eylesin. Rabbim her nimetine şükredenlerden eylesin. Cenâb-ı Hak cümlemizi aff-u mağfiret eylesin. Cümlemizi sevdikleri gibi eylesin. Seveceği gibi eylesin. Âmîn. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Âmîn. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Âmîn. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Âmîn. Lâ ilâhe illâllah, lâ ilâhe illâllah. Hak Muhammedün Resûlullâh, cemiyyen emmiyye vel musalli vel hamdurillahi Rabbi’l-ademi. el-Fâtiha, ma salawat Allâh’ın Ümmet’i.
Salli ala Seyyidinâ Muhammed ve ala alimuhammed. Âmîn, Destûr.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
Ek kaynaklar:
- Kur’ân-ı Kerîm: Nisâ 4/103; Ankebût 29/45; Ahzâb 33/41-42; Ra’d 13/28.
- Tefsir kaynakları: Taberî, Câmi’u’l-beyân, Nisâ 4/103 tefsiri; Kurtubî, el-Câmi’; İbn Kesîr, Tefsîr; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili.
- Namaz sonrası tesbihat: Buhârî, Ezân, Hadis No: 843; Müslim, Mesâcid, Hadis No: 597; Ebû Dâvûd, Vitir, Hadis No: 1505.
- Zikir halkası ve mağfiret: Müslim, Zikir ve Duâ, Hadis No: 2689; Tirmizî, Deavât; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned.
- Kalbin zikirle dirilmesi: Ra’d 13/28; Buhârî, Deavât, Hadis No: 6407; Gazzâlî, İhyâ’u ulûmi’d-dîn, zikir ve kalp bahisleri.
- Tasavvufî bağlam: Kuşeyrî, er-Risâle; Hucvîrî, Keşfü’l-mahcûb, zikir, vird ve hâl bahisleri.
Ek kaynaklar (devam):
- Kur’an: Cuma 62/10; namaz sonrası Allah’ı çok zikretme emri.
- Buhari, Ezan, 155; namaz sonrası tesbih, tahmid ve tekbir rivayetleri.
- Müslim, Mesacid, 142; farz namazlardan sonra zikir rivayetleri.
- Nevevi, el-Ezkar, namaz sonrası zikirler bölümü.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Vabilu’s-sayyib; zikir ve kalbin aydınlanması.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, Tevhîd, İhsân, Nefs, Kalb, Sünnet, Hamd. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı