Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

712. Dergah Sohbeti | Allah Zikredildiğinde Kalpleri Titrer — Hac Suresi 35

47. Nasihat: Hac 35 — Allah zikredildiğinde kalplerin titremesi (vecel); müminin dört direği: zikir, sabır, namaz ve infak.


Açılış Duası

Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Aynınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip, hakkı yaşayan ve haykıran ve nasihat eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihat eden kullarından eylesin. Nerede Müslümanlara haksızlık, hukuksuzluk, nerede Müslümanlara yanlışlık, eksiklik yapılıyorsa, nerede Müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine, topraklarına tecavüz ediliyorsa, Cenab-ı Hak yapanların hepsini de kahreperişan eylesin. İsrail ve destekçilerini dağıtsın. Batıyı dağıtsın. Doğu Türkistan’a özgürlük nasip eylesin. Çin’i dağıtsın. Kur’an ve Sünnet seni, düşman olanları dağıtsın. Rabbim bizleri de ümmet-i Muhammed’e hizmet edenlerden eylesin. Ejmeyid. 47. nasihatmış bu geceki. Hac suresi ayet 35. Eğzü billahi min ash-şeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Vell müquymih salati ve mimmâ razaknâhum yunfikûn. Sadakallâhu’l-azîm. Amin. Hac suresi ayet 35. Onlar öyle kimseler ki, Allah zikredildiği zaman kalpleri titrer. Başlarına gelene sabrederler, salât ederler. Ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden harcarlar. Bu ayet-i kerimeyi almamızın sebebi başındaki Allah zikredildiği zaman kalpleri titrer. Hani zikirle alakalı ayet-i kerimelerden ders yaptığımız için, o yüzden bu ayet-i kerimeyi bu akşamki ders konusu olarak aldık.


712. Nasihat — Dergah Sohbeti

Tabi bu ayet-i kerime bir Müslümanın, bir Müminin üzerinde olması gereken çok önemli dört unsurdan bahsediyor. Allah’ı zikredecek, sabredecek, salât edecek ve Allah’ın vermiş olduğu, ona vermiş olduğu rızıklardan tasattük edecek. Dört ana direk öyle söyleyelim. Bir kimsenin dini hayatını üzerine idame edeceği dört ana direk. Tabi bu dört ana direkten hemen kısa bir bölüm açalım istedim. Birincisi ne? Allah’ı zikir. Yani o insanlar, o Müminler, o inananlar, o Sufiler Allah zikredildiği zaman onlarda normalde kalpleri titriyor. Kalbin titremesi ya korkudandır sevinçtendir. O yüzden biz Sufilerin kalbi sevinçten titrer. Ama bazen Cenab-ı Hak o kimsenin kalbine öyle bir haşyet verir, öyle bir azamet verir. O zaman o haşyetten ve azametten de o kimsenin kalbi titrer. Ama genel olarak seven sevdiğini anınca, seven sevdiğini görünce seven sevdiğiyle buluşunca o sevinçten o zaman onun kalbi ne olur? Onun kalbi titrer. O yüzden Allah’ı zikir. Bu manada insanın ama azametten, haşyetten ama sevgiden veya vuslat sevincinden kalbi titretecek bir amel. Zikir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de kim bir yere oturur da ve orada Allah’ı zikretmez ise Allah’tan olan bir noksanlık vardır.

Kim bir yere yatar, orada Allah’ı zikretmezse ona Allah’tan bir noksanlık vardır. Kim bir müddet yürür ve bu esnada Allah’ı zikretmezse Allah’tan olan bir noksanlık vardır. insanın fiiliyatı ya oturuyordur, yatıyordur, ya yürüyordur. Bu üç fiiliyat vardır insanın üzerinde. o zaman Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor ki o kimse normalde bir yere oturdu, oturduğu yerde zikretmedi. Yürüdü, yürüdüğü yerde zikretmedi. Yattı, yattığı yerde zikretmedi. Allah’tan ona bir noksanlık vardır. Yani onun yaptığı iş noksan oldu, eksik oldu. Onda bir eksiklik söz konusu oldu. Ayet-i Kerime’de de siz namazlarınızı kıldıktan hemen sonra ayaktayken otururken yanlarınız üzerine yatarken Allah’ı çokça zikredin. Buyuruyor işte bu Ayet-i Kerime’nin hemen hemen tefsiri gibi bu Hadis-i Şerif’te. Ya otururken de, kalkarken de, ayaktayken de, yan yığın üzerine yatarken de, yürürken de, bir iş yaparken de ne yaparsan yap. Hangi fiiliyat üzerinde durursan dur, Allah’ı zikredeceksin. Eğer Allah’ı zikretmezsen senin üzerinde Allah’tan bir noksanlık. sen eksik bir şey yaptın, noksan bir yaptın. Sen doğru hareket etmedin.

Burada senin o zaman bölümünde bir eksikliğin var. Bu Hadis-i Şerif’i Ebu Davut ve Tirmizi nakletmiş. Tirmizi de geçen, bunu böyle destekleyen veyahut da bunu tekrar açan bir Hadis-i Şerif daha var. Bir cemaat bir yerde oturur ve fakat orada Allah’ı zikretmez ve nebirlerine salat okumazlarsa üzerlerine bir ceza vardır. Allah delerse onları azamlandırır, delerse mağfiret eder. O zaman siz bir topluluk içerisinde bulundunuz, bir toplulukta oturacaksınız. Oturdunuz, oturduğunuzda orada Allah’ı zikretseniz, Habibine salatu selam getireceksiniz. Eğer Allah’ı zikretmez, Habibine salatu selam getirmezseniz, Cenab-ı Hak ya sizi azamlandırır, delerse de azamlandırmaz. Ama burada Hadis-i Şerif’in meddine göre azamlandırır. Bu o yüzden normalde o zaman bir kimse Allah’ı zikretmedi, Allah’ı zikretmezse herhangi bir fiiliyatta Allah’ın azabına duçar kalabilir. Yani Allah onu azamlandırabilir. Neden beni zikretmedin diye. Çünkü o kimse Allah’ı zikretmekle mesulsünüz. Mümin kimse Allah’ı zikretmekle mesul, farz. Ve Ayet-i Kerime’de kim Allah’ı zikretmezse Allah’ta onu zikretmez. Kim Allah’ı unutursa Allah’ı unutur. Kim Allah’ı zikrederse Allah’ta onu zikreder. Ayet-i Kerime bu.

Kim Allah’ı zikrederse Allah’ta onu zikreder. O zaman o kimse ama verdiği nimetlerden dolayı bir kimse menfaat karşılığı da olsa Cenab-ı Hak’ın ona vermiş olduğu nimetlerden dolayı Allah’ı zikreder mi? Evet. Hiç olmazsa menfaat karşılığı da olsa nimetlerden dolayı zikretse Allah onu ne yapacak? O kimse onun normalde nimetini arttıracak. Ama velakin o kimse önce nimet vermiş, önce nimet vermesine rağmen o kimse Allah’ı unutmuş zikretmiyor. Veyahut da kastiyi zikretmiyor. O zaman Cenab-ı Hak’ın onu azarlandırması mümkündür. Allah muhafaza eylesin. Ve zikullah noktasında devamlı Ayet-i Kerimelerde hep teşvik vardır. Hep teşvik vardır. Hep Cenab-ı Hak birçok Ayet-i Kerime’de zikirden bahseder. Tabi bazı zikir dairesi diyorum geniştir. Orucuda, namazıda, abdestide, hayır işlemeyi, hakkı, tebliğ etmeyi, sabretmeyi bütün ibadetlerin hepsinde içindendir zikir. Ama bunların içerisinde en faziliyette olan, en büyük olan oturup da bir kimsenin La ilahe illallah demesi, Allah demesi. Allah’ın 99 isimlerinden herhangi bir ismiyle Allah’ı çokça zikretmesi. Bunun en faziletli noktası bu. O yüzden o kimse eğer normalde böyle Allah’ı zikretmezse, o zaman o kimsenin üzerinde bir noksanlık, bir hata, onun üzerinde bir yanlışlık olmuş oluyor.

Ve bir kimse tırnak içerisinde Allah’ı zikretmezse o heva ve hevesini uyuyor. Heva ve hevesini uyunca onda hatalar zincirlemesi, yanlışlıklar zincirlemesi, Allah’ı zikretmezse günahlar zincirlemesi, Allah’ı zikretmezse yavaş yavaş yavaş Kur’an ve sünnetten uzaklaşması söz konusu oluyor. Şimdi insan belki de bunu ilk hatapta fark etmiyor. Ama yıllar içerisinde baktığınız zaman o kimsenin üzerindeki nur kayboluyor. O kimsenin üzerindeki böyle o Allah’ı zikretmenin insan üzerindeki tecelliyatı vardır. O tecelliyat nedir? O kimse mesela olduğundan genç görünür, olduğundan yakışıklı görünür, olduğundan güzel görünür, olduğundan iyi görünür. Cenab-ı Hak ona öyle bir manevi elbise giydirir, o manevi elbiseyle o çok farklı bir noktada durur. Olduğundan fazla görünür ama sırf Allah’ı Allah olduğu için zikrederse, sırf Zikrullah cemaatına Allah rızası için gelir, orada cemaatin içerisinde Allah için durursa, hiçbir menfaat gözetmeksizin, hiçbir art düşüncesi olmaksızın, hiçbir hesabı kitabı olmaksızın o kimse Allah’ı zikrederse, o kimse o Zikrullah cemaatinde durursa ve o kimse bir mürşid-i kâmile intisaplı ise o kimsenin çizgisi düzelir ve o çizgide yürür.

Maddi manevi, Cenab-ı Hak onun üzerinde bir nur, maddi manevi onun üzerinde bir elbise giydirir. O çünkü öyle bir hale gelir ki her mümin onu sever, müminler onu sever, o da müminleri sever. Onun üzerine Cenab-ı Hak öyle bir elbise giydirir, bu manevi bir elbisedir. Bu üzerine manevi bir normalde tecelliyattır. Hani kul Allah’ı sever, Allah da kulunu sever, Allah kulunu sevince Cebrail’i nida eder. Ey Cebrail, nida et gök halkına. Ben filancayı sevdim onlar da sevsin. Cebrail aleyhisselam gök halkına nida eder. Ey gök halkı, Allah filancayı sevdi siz de sevin. Melekler, burada gök halkından meleklere geçti. Çünkü gök halkı deyince içinde cinni taifesi var, içinde melekler var, içinde farklı varlıklar var. Bu cinni taifesinin haricinde, meleklerin haricinde farklı taifeler var. Mesela yecic mecic var, örnekliyorum bunu. Mesela başka varlıklar var, böyle isimlendirilmemiş, manen görülen, manen görülen ama velakin zahiri olarak tecelli etmeyen, değişik gezegenlerde, değişik perdelerde yaşayan varlıklar var. Oradan melekler, Cebrail aleyhisselamın nidası bütün gök halkına, bütün hepsine.

Melekler mümin kulların kalbine ilham eder. Biz onu çevirirken ilham eder diyoruz da, oradaki hadisi şerifin medninde vahy eder diyor. Mümin kulların kalbine vahy eder, Allah filancayı sevdi siz de sevin der. Ve Allah’ı zikredeni sadece zikredenler sever. Çünkü Allah’ı zikreden, Allah’ı Allah için zikrettiğinden onu ancak zikredenler sever. Onu ancak müminler sever, onu ancak pir efendiler, evliyalar, veliler, peygamberler sever. Onu ancak melekler sever, onu ancak cinni taifesinin zikredenleri vardır. Cinni taifesinin zikredenleri sever. O yüzden o kimse Allah’ı zikrederse, Allah da onu zikreder. Allah’ın onu zikretmesi demek, bunu bizim gücümüzün yetmez, aklımız yetmez, kalbimiz yetmez. müfessirler demişler ki Allah’ın onu affetmesidir, Allah’ın ona rahmet etmesidir, katından onu sevmesidir gibi birçok şeyler söylemişler. Biz bir Allah’ın bir kulu sevmesini, bir kulu zikretmesini ve hatta hani başka bir ayeti kerimede Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i salat-u selam getirilmesi ile alakalı Allah ve melekler Resulullah’a salat ederler. Siz de salat edin deyince evet biz de salat edin biz ne yaparız?

Biz ona salavat-ı şerif okuruz. Siz de salat edin deyince aslında salat sadece ona salavat-ı şerife getirmek değildir. Hazreti Peygambere salat etmek, onu salat etmek onun hadis-i şeriflerini, onun sünnet istenesini canlı tutmak, onun sünnet istenesini yaşama ve yaşatma mücadelesi vermek aynı zamanda da Allahümme sallallahu aleyhi ve sellem demek. Bu salavat-ı şerife de var eyvallah. Ama salat kelimesi çok geniş bir daire. E şimdi bu veçeden baktığımızda Allah ve melekler ona salat ederler. O zaman Allah’ın salat etmesini nereye koyacağız? Bizim salat etmemiz ne? İşte Hz. Muhammed’i Mustafa’yı sevmemiz, onun sünnet istenesini ayakta tutmaya çalışmamız, onun hadis-i şeriflerini ayakta tutmaya çalışmamız, Kur’an’ı bizim onun hadisleriyle anlamaya çalışmamız, İslam’ı Kur’an sünnet dairesinde yaşamaya çalışmamız, bizim için salat bu. Peki, onun normalde görülmeyen tarafı var. Görülmeyen tarafı ne? Allah peygamberine nasıl salat eder? Allah’ın salatı nedir? Şimdi gideceksin birisinin önüne bunu koyacaksın. Diyeceksin ki, evet ey iman edenler Allah ve melekleri peygamberine salat eder. Eyvallah. Sizler de salat edin. Eyvallah. Peki Allah’ın salat etmesi nedir?

Allah peygamberini nasıl salat eder? Öyle ya. Açıklanmaya yerler bunlar. Allah’ın kulunu nasıl salat etmesi? bizim salat etmemiz nedir? geçen haftadan da vardı salat kelimesi, geçen haftadan da salat kelimesini açıklarken dedik ki bu sadece namaz manasında değil. Bu mana geniş. Çünkü geçen haftaki ders Mekke’de daha namaz farz değil, o zaman orada salat etmek farklı bir veçeye giriyor. Şimdi öyle olunca meseleyi toparlayayım ben. Şimdi bizim için söz konusu olan ne? Allah’ı zikir. O zaman biz Allah’ı zikrettiğimizde Allah da bizi zikretecek. Allah’ın bizi nasıl zikretmesinin ne manaya geldiğini anlamamız mümkün değil. Ona bir mana versek geçici. Ben diyeceğim ki hayır eksik oldu. Sen bir daha bir şey söyleyeceksin. Ben diyeceğim ki eksik oldu. Hani diyeceğim ki bana affetmesin. Eksik diyeceğim. Yani sen Allah’ın kulunu zikretmesini affetmek olarak koyarsan bu sadece bir veçeye bağlamış olursun. Allah’ın bir fiiliyatı bir veçeye bağlanmaz. O zaman çok geniş bir daire. Rabb’im bizi zikredenlerden eylesin. Amin. İkincisi sabır. İkinci ayağımız ne? İkinci ayağımız sabır.

Sabrın manası nefsi emredilen şeylerde tutmak hapsetmektir. Sabır, nefsi emredilen meselelerde tutmak, hapsetmek onu. Namaz emredilmiş namazda nefsimizi hapsetmek. Oruç emredilmiş oruçta nefsimizi hapsetmek. Zekat emredilmiş zekatta normalde nefsimizi sabretmek orada hapsetmek. Zekat emredilmiş orada hapsetmek. zekat emredilmiş orada hapsetmek. Allah’ın zikir emredilmiş orada hapsetmek. O zaman nefsi sabır dediğimizde ibadetlerde sabır. Sabır dediğimizde haramlardan uzakta durmakta sabır. Sabır dediğimizde Cenab-ı Hakk’ın sana vermiş olduğu dert, gam, kasevet, varlık, yokluk Bunlarla mücadele ederken sabır. Bakın bunlarla mücadele etmeme değil. O zaman bu sabır bize bütün hayatımız boyunca lazım olacak olan en önemli olgulardan birisi. Bakara 155, her mahalli sizi biraz korku, biraz açlık ve biraz mal, can ve mahsul eksikliğiyle imtihan ederiz. Sabredenleri müjdeler. O zaman korku. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri korkaklığın şerrinden Allah’a sığınırım dedi. O zaman korku üzerinde kendince telaşa düşme. Bu düşman korkusu, bu açlık korkusu, bu eşin beni terk eder korkusu. Eşsiz kalırım, işsiz kalırım, çocukun kalırım, evlatsız kalırım, şu olur bu olur.

Gelecek korkusu, geçmiş korkusu, yandan korku, soldan korku, ondan korku, bundan korku. Biz korkuyla yaşayan bir ümmetiz. Biz korkuyla büyüyen nesilleriz biz. Korkuyla büyümüşüz. Ve öyle korku bizi zapturapt altına almış ki biz korkumuzdan hakkımızı da savunamayız. Korkarız biz. Ve bu korku bizim her yerimizi sarmıştır. Her şeyimizi sarmıştır. Biz ne hakkımızı savunabiliriz ne hukukumuzu savunabiliriz. Biz hiçbir şeyi savunamayız. Biz dinimizi de savunamayız. Biz Kur’an ve Sünnet’i de savunamayız. Korkarız biz. Başımıza bir gelir diye korkarız. Biz ilkokulda korkuyu bize öğretirler. Daha evde annemiz babamız öğretir bize korkuyu. Sonra ilkokulda korkuyu öğretirler bize. Sonra ortokulda öğretirler. Sonra lisede öğretirler. Sonra üniversitede öğretirler. Sonra askerde öğretirler. Ondan sonra sen esnaf olursun, esnaflıkta öğrenirsin. Hiç unutmam ben. Adam vergi dairesinden emekli olur. Dükkanın büro kapısını açar. Veya dükkanı dükkana gelir. Koltuğun altında bir sürü dergidir evraklar. Ben maliyeden yapar. Sen dergiye abone olursun bir yıllık abone parasını da verirsin. Baştan sadece maliyeyi duyurur o. Demez biz maliyeden emekli olan memurlarız bir dergi çıkarıyoruz.

Tane tane konuşmaz. Ben maliyeden yapar. Sen zaten esas duruşla geçersin. Korku. Sen o abone olursun bir yıllık derginin kapağını bile açmazsın. Aman dersin şeytan görsün bunların yüzünü ben görmeyeyim dersin. Biz karakoldan korkarız hatta şöyle övünürüz. Daha karakol yüzü görmedim ben. Pısırın tekisin o zaman. Sen hakkını hiç savunmamışsın o zaman. Sen hakikati konuşmamışsın hiç o zaman. Sen Kur’an ve Sünnet’i hiç konuşmamışsın. Sen Kur’an ve Sünnet’i haykırmamışsın. Sen hakkını savunmayan pısırıklardan birisin. Sebep karakol yüzü görmemişsin ya sen. Sen hakkı konuşsaydın karakol yüzü görürdün. Sen Allah ve Resulün’ü haykırsaydın karakol yüzü görürdün sen. Sen Allah ve Resulün’le de sen tam olarak aşık olup anlatmamışsın. Sen karakol yüzü görmemişsin sen. Korkarız biz çünkü. Biz aç kalmaktan korkarız. Evimizde yiyecekler vardır. Biz ertesi gün ne yiyeceğiz diye korkarız. Hatta bizim hanımlarımız oturur. Yarın ne pişireceğim der. Yarın ne pişireceğim der. Kafasında bir yemek oluştuysa o yemeğin bir şeyse bir malzemesi eksikse evde hiçbir şey yok der. Aç kaldık der. Korkarız biz açlıktan da korkarız.

Yokluktan da korkarız. Biz her şeyden korkarız. Çat diye bir ses çıksa yine korkarız biz. Korkuyla büyümüşüz çünkü. Korkuyla büyütülmüşüz. Her yerde korku hakimdir. nasıl Mısır firavunlarından bütün Mısır halkı korkuyordu Kıptiler. Nasıl Nemrut’tan korkuyordu bütün tebaa. Korkuyordu. Kimse karşı çıkmıyordu. Kim karşı çıktı Musa karşı çıktı. Kim karşı çıktı? İbrahim karşı çıktı. E kim çıktı? O 33 yaşında ölen peygamber ismini söyleyin. Yahya aleyhisselam. Yahya korkmadı. Putberes bir padişah vardı. Putberes bir devlet başkanı vardı. O putberes devlet başkanı Yahudiydi aynı zamanda. Yahudi putberes devlet başkanı. Her yerlere kendi putunu diktirdiydi. Ve kendi kız kardeşiyle cinsel ilişkiye girmişti. Kendi kız kardeşiyle cinsel ilişkiye girmişti. Yahudi putberes devlet başkanı. Kendi kız kardeşiyle cinsel ilişkiye girmişti. Etrafındaki tabiri caizse din adamlarını topladı. Dedi ki bunun fetvasını verin bana. Onlar dediler ki bu fetvayı veririz. Genç olan Yahya aleyhisselam. Dedi ki olmaz. O genç olmaz dedi. Olmaz deyince onu ateşe attı. Korkmadı ama ateşe atılmaktan. Hatta Mesnevi’de bu hikaye vardır. Bu hikayede Mesnevi’de şöyle bunu mizan san eder anlatır.

O genç atılınca ateşe. Ateşin dışındakileri der ki gelin vallahi de ateş sizin bildiğiniz gibi değil. Bu sefer inananlar teker teker kendilerine ateşe atmaya başlayınca. O putperest Yahudi şerefsiz namussuz. O putperest Yahudi sütü bozuk kanı bozuk. O putperest Yahudi ne idiği belirsiz. O bu seferde aman benim kölelerim gitmesin diye ateşe atılmasın da yasaktadır. Dedik ki durdurun şunları. Durdurun şunları. Kimse ateşe atılmasın atlamasın. Sebeb çünkü kölelerini kaybedecek. O yüzden putperest rejimler kölelerini kaybetmek istemez. Ateşe atılmasına da müsaade etmez. Ona köle lazımdır çünkü. O köleler bütün her şeyleriyle o putperest rejime çalışırlar çünkü. Bütün vergileriyle algılarıyla cezalarıyla her şeyle o putperest rejimi ayakta tutmaya çalışır bütün köleler. Köleler olmazsa putperest rejimler ayakta durmaz çünkü. Bütün dünya insanlığı bu yüzden köledir. 2000 tane şirkete veya aileye çalışır bütün dünya. Bütün dünya halklarının 320 trilyon dolar borçları vardır devletler dahil. Bu 2000 şirketedir. Ve o korku hakimdir bütün dünyaya. Ve bütün dünya o korkuyla yaşar. Aç kalma korkusu, yoksulluk korkusu, elindeki iki kuruşu kaybetme korkusuyla baş kaldıramaz.

Zaten baş kaldırılarsa başlarına alanlar çıkar. Çünkü o dünya putperest sistemi her yerde askeriyesiyle polisiyle kanunuyla siyasetçileriyle her şeyle hakimiyet altında tutar her şeyi. Koca Amerika İsrail’e bütün parayı yatırır. Bütün parayı yatırır kendi vatandaşları aç sefil sokaklarda yaşıyordur. Evsizler, baksızlar, parasızlar, sağlık problemi yaşayanlar, uyuşturucunun pençesinde olanlar sokakta yaşar. Ama ABD milyon dolarları milyar dolarları İsrail’e akıtır. Sizler askeri ücretle çalışırsınız veya üç kuruş emekli parasıyla geçinirsiniz. On dolarlarınız faize gider. Siz sesinizi çıkaramazsınız. Korkarsınız. Evet. Ben 64 yaşındayım, 14 yaşında siyasetle tanıştım. 50 yıldan beri faizler dursun diye bir miting olmadı hiç. Bir yürüyüş olmadı. Bu ülkede eşcinseller yürür, eşcinsellik hakkı için. Ama Müslümanlar yürüyemez. Biz faiz ödemek istemiyoruz, faize hayır diye. Bu ülkede eşcinseller yürür, eşcinsellik hakları için. Dernek kurarlar, neredeyse parti kurarlar. Koca koca siyasetçiler, koca koca parti başkan yardımcıları, genel başkan yardımcıları. Onlar da insan, onları da madem böyle Allah yaratmış der, küfre girer. Ama Müslümanlar fuhuş dursun, Müslümanlar uyuşturucu dursun, Müslümanlar kumar dursun, Müslümanlar faiz dursun, Müslümanlar çıplaklık dursun, Müslümanlar adaletsizlik dursun, Müslümanlar hukuksuzluk dursun diye kıllarını kımıldatamazlar korkudan.

Şunu yaparlar, böyle haber gönderirler, onun sesi çok sık çıkıyor yakında keseceğiz diye. O putberest rejimler böyle yaparlar. İşte sabır, o biraz korku diyor ya, biraz diyor ama biz o birazı çok altıyoruz biz. Çok çok yapıyoruz. Açılık, biraz mal kaybetme korkusu, canı kaybetme korkusu, can tatlı ve mahsul eksiklik korkusu. Yağmur yağmazsa, kendi kendimize tövbeler ediyoruz, hadi nereye gidiyoruz? Yağmur duasına çıkıyoruz. Demiyoruz ki bu yağmur neden yağmaz? Hadis-i şerifte var, zekatlarını vermezseniz fuhuş ilerlerse, kumar uyuşturucu günah kebaliler ilerlerse, Cenab-ı Hak yağmuru keser, rızıksızlık verir, bereketlilik olur. Hatta başka bir hadis-i şerifte diyor ki yağmur yağsa dahi diyor, toprak ürün vermez. Biz ona bakmayız ki. Tabi biz hep beraber camilerde yağmur duası yaparız. yağmur neden yağmaz, onun sebebini araştırır mıyız? Hayır. Garip uçaklar uçar ülkenin üzerinde, garip dumanlar bırakır, bütün sosyal medyaya yayılır. Bir devletten bir açıklama olmaz. Bu uçaklar neden dolaşıyor, bu garip gazlar nedir? Bu gazlar yağmurumu kesiyor, bitkilerimi bizim öldürüyor, bu gazlar ne yapıyor, yangınları mı arttırıyor?

Bu gazlar ne yapıyor, bizi kanser mi yapıyor, çocuklarımız yarın öbür gün neyle karşı karşıya gelecek? Gelecek nesiller neyle karşı karşıya gelecek? Bakın bir kovid aşısı çıktı, şimdi Almanya kovid üretenleri yapıyor, ne o? Yargılıyor. Şimdi camilerden fetva veren imamlar, dihane, sağlık bakanlığı, bu işle ilgilenenler, bu meselede illaki herkesi mecburaşı vuracaksın diyenler. Bunları kim yargılayacak ülkede şimdi? Öyle bir savcı var mı? Öyle bir hakim var mı? İyi Almanya mahkeme açtı bu şirkete, iyi burada kim mahkeme açacak bu şirkete, onun olsan bu şirketin payandası olanlara? Hadi kalkın, Dihane fetva verdi, fetvayı veren mercileri mahkemeye verin hadi. Hadi o günkü sağlık bakanını mahkemeye verin, o günkü bu aşılara evet diyen altına imza atanlara mahkemeye verin hadi. Hadi DSÖ’yü mahkemeye verin. Evet, böyle bir örgütlenmemiz de yok ki bizim. Almanya mahkemeye verdi, ne o prizen midir nedir şirketin adı? Allah bizi affetsin, sabredenlerin mükafatları muhakkak hesapsızdır, zümeron. Sabredersen evet ama niye haksızlığa, hukuksuzluğa, arsızlığa, hırsızlığa, rüşyete değil. Bunlarla mücadele emri eldildi, bunlarla mücadelede sabredeceksin.

Bunlarla mücadele farz, o farzı yaşamak için sabredeceksin mücadele ederken. Bizde şu var, birisi zulme diyor, biz zulme sessiz kalıyoruz, o sabır değil. Birisi hırsız, hırsızlık yapıyor, biz onun hırsızlığına sabrediyoruz. Bu sabır değil. Bu küfür, zalimle mücadele delir. Hırsız da mücadele delir. Sen hırsız da mücadele ederken öldürülürsen şehit olursun. Zalimle mücadele delir. Sen zalimle mücadele ederken öldürülürsen şehit olursun. Bizi bunu unutturdular. Allah bizi affetsin. İçinizden mücade edenler, sabır gösterenler belli oluncaya kadar elbette sizi imtihan ederiz. Bu musibetler, bu sıkıntılar, bu belalar, bu zalimlikler, bu haksızlıklar, bu hukuksuzluklar. Bunlara karşı mücadele edenler belli olsun diye, kim bunlarla mücadele ediyorsa, bunlar normalde belli olması için bunlar var. Sen o mücade noktasında mısın? Hangi noktadasın? Allah bizi sabredenlerden eylesin. O yüzden müsubetlere karşı sabır, bir hastalık vermiş isyan etme. İbadetlere karşı sabır, farzları yerine getir, nafilelerle Allah’a yaklaş. Ardından ne? O zaman günah işlememekte sabır. Senin günah önüne gelecek. Günah önüne gelecek, sen o günaha karşı sabretcen. Sen ne isin?

Siyasetçisin değil mi? Birisi gelecek, diyecek ki şu parayı al da benim şu işimi hallediver. Rüşvet. Sen rüşvet almayacaksın, sabredeceksin. Sen bir yerde memursun, birokratsın ne isen, paketi hazırlamış getirmiş sana. Aman şu işimi hallediver diye, sen o rüşveti almayacaksın, sabredeceksin. Sen böyle bir partinin yerindesin, bir makam sahibisin, milletvekilisin, il başkanısın, ilçe başkanısın bir şeysin. Bir bayan gelmiş iş istiyor, ne yapsın? O iş için de kırıtıyor sana. Tabiri caizse halk diliyle yavşıyor sana. Sen onun işini görmek için, önce onun işini bitirmeyeceksin. Diyeceksin ki, ben Allah’tan korkarım yapmam. Hani vardı geçmiş ümmetlerden üç kişi böyle bir mağarada kaldılar, bir taş yuvarlandı geldi mağaranın önüne. Üçüncüsü neydi dedi ki şöyle dua etti, ya Rabbi kıtlık olmuştu. Benim bir akrabamın kızı vardı, benim gönlüm ondaydı, ben onu çok elde etmek için uğraştım. O kıtlık zamanında geldi, benden bir teneke buğday istedi. Ben de dedim ki, eğer sen bana evet dersen, benim nefsimi köreltirsen ben sana bir teneke buğday veririm. O da kabul etti, tam ben onun işini bitireceğim zaman benden yüzünü çevirdi.

Dedim ki ona, sen neden yüzünü benden çevirdin? O da dedi ki, Allah’tan korkarım, Allah’tan utanırım. O zaman dedi, ben kalktım üstünden, kalk giyin dedim dedi, kalk. Ben ona dedi bir teneke değil iki teneke buğday verdim. Ya Rabbi sen bundan memnun olduysan bu kaya bizim gözümüzün önümüzden çekilsin dedim diyor. Kaya gacır gacır gacır açıldı diyor. Bir tanesi neydi? Anne babaydı. Dedi ki ben her gün anneme babama süt götürdüm. Bir akşam götürdüm ikisi de uyumuş kalmış. İkisi de uyuyup kalınca ben sabah oldu güneş doğdu, elimde süt ben onların uyanmasını bekledim. Onlar uyandılar, baktılar ki ben başlarında süt, elimde süt bekliyorum. Onlar çok memnun kaldılar. Ya Rabbi sen bundan memnun olduysan, razı olduysan bu önümüzden kaya çekilsin dedi. Kaya biraz daha gacırdatı. Üçüncüsü kimdi? Dedi ki ben yanıma bir tane çoban almıştım. Geldi dedi bir gün benim yanımda çalıştı gitti. Ben onun bir günlük yevmiyesiyle bir tane koyun aldım. O koyun doğurdu doğurdu çoğaldılar çoğaldılar çoğaldılar çoğaldılar. Yıllar sonra bu adam çıktı geldi dedi ki ben hacca gidiyorum.

Benim senden bir günlük yevmiyen vardı. O bir günlük yevmiyemi almaya geldim. O kimsenin elinden tuttum o vadiye götürdüm. Dedim ki dedim ki bu vadide olan bütün hayvanlar senindir. Senin bir günlük yevmiyenden bir tane koyun oldum. Onlar büyüdü de çoğaldı da işte bu develer bu atlar bu koyunlar bu keçiler bu sığırlar hepsi de senin dedim ona verdim. Yarabbi razı olduysan bu müskülatımızı hal eyle dedi. Kaya komple açıldı. Tabi ben bunu tersinden söyledim şimdi. Birincisi o çoban ikincisi anne babaya hürmet hizmet eden şimdi annesine babasına küfrediyor millet. Ne hizmeti? Annesini babasını dinlemiyor şimdi. Ne hizmeti? Annesini babasına neredesi dövecek şimdi? Dövecek annesini babasını dövecek neredesi insanlar? Hizmeti hürmeti bıraktık dövecek dövenlerde var. Dövenlerde var. Anne var. Annesini döven erkekler ve kadınlar var. Babasını döven erkek ve kadınlar var. Tokatlayan onları böyle laf söyleyen onları kerik gören iktiren kalktıran ölmedin gebermedin senden kurtulamadık diyen. Asla ne dünyada ne de mahşerde iki yakaları bir araya gelmez. Annesine babasına Kur’an ve sünnet dairesinde dost doğru davranmayan bir çocuğun dünyada da ahirette de iki yakası bir araya gelmez.

Çünkü ayet-i kerimede öh bile demeyiniz diyor. Bu kadar. Allah bizi affetsin. Üçüncü ayak salat etmek. Yani salat etmeyi biraz geniş dairede almaya çalışıyorum. Salat etmek o yüzden normalde Cenab-ı Hak’a kulluğunu göstermek her alanda. Tabii bunu sadece namaza bağlamışlar. baktım ben yine bu meseleyle alakalı salatla alakalı biraz tefsirciler ne demiş diye üç beş tane tefsire baktım. Bütün hepsi de namaza bağlamışlar salatı. Eyvallah namaz çok önemli namaz dinin direği namazı olmayanın dini olmaz. Hadis-i şerif namaz dinde yıkılan son kaledir. Hadis-i şerif bir kimsede namaz yoksa din de yoktur. Hadis-i şerif eyvallah namazı önemsememek değil. Ama İslam dünyasında şöyle bir sıkıntı var. İslam sadece namaz ve oruç hatta hac adı bir kısmı da bu üç gende kaldı. Bu çok acı bir şey. Evet namaz çok önemli çok önemli. Ama İslam hukuksuz ayakta durmaz Müslümanlık. Müslümanların muhakkak hukuku olması lazım. Hukuksuz bir İslam dünyası var şu anda. Hukuku olmayan bir Müslüman cenah var. İslam hukuku yok ve İslam hukukuyla alakalı bir çalışma da yok.

Bir gayret de yok. Çünkü devlet büyüklerimiz çıkıyor 1400 yıl önceki siz hukukla 1400 yıl önceki hükümlerle siz bu işi yapamazsınız diyor. Yani reformist bir noktaya gidiyor. Ne yapalım? 1400 yıllık önceki hukuku mu değiştirelim? Ne yapalım? Faizi helal mı edelim? Fuhuşa helal mı edelim? İçki kumarı helal mı edelim? Neyini değiştireceksiniz? İslam’ın hukukunun nesini değiştireceksiniz? Neresi hoşunuza gitmiyor? Neresi hoşunuza da gitmiyor da 1400 yıl önceki hukukla şimdi yapamazsınız diyorsunuz? Macron çıkıyor İslam hukukuyla uğraşıyor Fransa’da. Fransa’da neden İslam’ın hukuku ile uğraşıyor? Türkiye’de de siyasetçiler kalkıyor İslam’ın hukuku ile uğraşıyor. Macron’la büzükleş misiniz? Macron’la aynı yerde misiniz? Macron’la aynı noktaya aynı merkeze mi hizmet ediyorsunuz? Neden Macron’da dilini doladı İslam’ın hukukuna? Neden bütün kafirler İslam’ın hukukuna dilini doladı? Neden Müslümanlar uyanırsa cihat şuuru olursa cihat şuurundan mı korkuyorsunuz? Uyuttunuz Müslümanlar uyanır da faizden kurtulmayı düşünürlerse mi diye korkuyorsunuz? Uyuttunuz Müslümanlar %70-80 faiz ödüyor. Uyuttunuz Müslümanların kadınları kızları genel evlerinde peşkeş çekiliyor, satılıyor. Uyuttunuz Müslümanların çocukları uyuşturucuya dökülüyor. Uyuttunuz Müslümanların çocukları lükse modaya gösterişe dökülüyor.

Acaba bu Müslümanlar uyanırsa diye mi korkuyorsunuz? Neden korkuyorsunuz? Bu korkunuz neden ki? Neden İslam’ın hukukundan korkuyorsunuz da 1400 yıl önceki hukuku değiştirmemiz lazım diyorsunuz? Bunun dilinizin altındaki ne bize dost soru söyleyin biz de anlayalım. Yeni yeni zaten proflar çıktı yeni yeni akademisyenler çıktı. Evlención miktarı kadar faiz caizdir dedi. Bu yetmedi mi size? Hayrettin Karaman’ından tutun da bilmem ne akına kadar. İyi neden bu enflasyon miktarı kadar faizi caiz gören, Diyanet çıktı, ilahiyatçılar çıktı, TOKİ’nin faizi faizdir diyen, faiz değildir diyenler çıktı. Daha fazla faiz de bu insanları bu memleketi sömürmek için mi 1400 yıl önceki faizle alakalı ayetleri değiştirmeye çalıştın? Neyi değiştireceksiniz? Huşla alakalı ayetleri mi değiştireceksiniz? Bütün memleketi genel evi açtınız, genel evi açtığınız yetmiyor gibi zaten bu memleketin çocuklarını soydunuz soğana çevirdiniz. Tesettür ayeti mi siz de rahatsız ediyor? Bütün sokaklarda meyhane var, bütün sokaklarda barhaneler var, bütün sokaklarda içki servis. Bunu mu helal edeceksiniz? Bunu mu değiştireceksiniz? Neyi değiştireceksiniz? Sanatçı dediniz, çıplak insanlar iş çamaşırlarıyla şarkı türkü söylüyor.

Bunlara bir söyleyen yok, koskoca profesör öğrencilerini taciz ettiğini televizyonda canlı yayında söylüyor. Bir tane savcı gidip de o profesöre sen kendi ağzınla söyledin bizim çocuklarımızı sen taciz ediyormuşsun okulda deyip daha fazla. Ne yapacaksınız? Kemalist, layık kesim çocukları taciz edince serbest yoksa başkası taciz edince ayıka çıkaracak yeni bir hukuk mu çıkaracaksınız? Ne yapacaksınız? Neden hukuku değiştirmeye çalışıyorsunuz? Binlerce çocuğumuzu, binlerce gencimizi, binlerce sivil vatandaşımızı katleden şehit eden PKK itinin başını değiştirmek için mi siz kanunu hükmü, İslam hukukunu değiştiriyorsunuz? Onun hakkı ne? Öldürülmesi. Binlerce çocuğumuzu katletmiş, binlerce askerimizi katletmiş, binlerce polisimizi katletmiş, binlerce köyü yakmışlar, binlerce insanların hayvanını, hayvanını, haşatını yakmışlar. Onun normalde asılması gerekirken, öldürülmesi gerekirken, sen 1400 yıl önceki hukuk çünkü haksız yere bir kimse bir kimseye öldürülse onun öldürülmesi gerekir diye şart koşmuş. Neyini değiştireceksin? Üç tane baklava dilimi yiyen çocuğa sekiz yıl ceza verirken, binlerce çocuğumuzu katleden kimseyi şimdi kim daha önce ziyaret edecek diye yarışa girmişler? Neyini değiştireceksin sen şimdi? Hadi tutuklayacaksanız tutuklayın.

Vatan mille sakarya huuu derken yiyidik ya. Şimdi ne oldu? 1400 yıl önceki hukukun nesini değiştireceksiniz? İt desem itlere hakaret olur, it desem itlere hakaret olur. Hayvandan daha aşağı mahluku kahraman yapıyorsunuz önümüzde. Bunu mu değiştireceğiz şimdi biz? Çakalları aslan niyetine mi görelim? Çakalara hakaret olur, itlere aslan niyetine mi görelim? Itlere hakaret olur, kedileri aslan niyetine mi görelim? Kedilere hakaret olur hayvandan daha aşağı mahluk. Neyini değiştireceksiniz 1400 yıl önceki hukukun? Bir söyleseniz de biz de baksak. Yok. Makron bir şey söylüyor bizimkiler de peşine takılıyor. Rızık olarak kendilerine rızık verdiğimiz şeylerden Allah için harcarlar. Evet Cenab-ı Hak bir o kimseye bahşeder, ona bir rızık olarak bir şeyler verir. Sufi ahlakıdır. İhtiyacını alır, geri kalanı zekat olarak verir. Bu şeriatın emridir. Bunu mu değiştireceksiniz şimdi? Bu zenginlerimize ağır mı geliyor? Zekat vermek istemiyorlar mı? O yüzden bunu da mı değiştirmek istiyorsunuz? Allah bizi affetsin. Rabbim cümlemizi affeylesin. Cümlemizi hıfzu muhafaza eylesin. Cümlemizi hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Cümlemizi hakkı, hak bilip hakkı yaşayan ve aykıranlardan eylesin.

Cümlemizi heva ve hevesini ilah edenlerden eylemesin. Cümlemizi heva ve hevesini ilah edenleri lider görenlerden eylemesin. Cümlemizi heva ve hevesini ilah edenleri başımıza şeyh, imam, alim, yok siyasi, lider, yok başkan görenlerden eylemesin. Rabbim bizim gönüllerimize ferahsat versin. Ferahsat nuruyla nurlandırsın. Zikrullah nuruyla nurlandırsın. Habibinin muhabbetiyle muhabbetlendirsin. Maddi manevi Habibinin ayak izlerini takip edenlerden eylesin. Maddi manevi Habibinin nefesiyle nefeslenenlerden eylesin. Maddi manevi Habibinin muhabbetiyle muhabbetlenenlerden eylesin. Bizleri gözümüzü açıp kapatıncaya kadar nefsimize bırakmasın. Gözümüzü açıp kapatıncaya kadar bizi gaflette bırakmasın. Gözümüzü açıp kapatıncaya kadar Cenab-ı Hakk’ın cemalinden, Cenab-ı Hakk’ın kendi cemalinden bizleri ayırmasın. Üç, İhlâs ve Fâtiha-i Şerîfe.


Kaynakça

Bakara Suresi, 155. Ayet — Kur’an-ı Kerim

Tirmizi

Hakim

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Sabır, Salavât. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı