Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

705. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

>> Ecmayın. Bundan önceki dönemde açıklık vardı. Ancak şu anda ülkemizi çıplaklık sarmış durumda. Bu çıplaklık ve açıklıktan bir erkek olarak kendimizi nasıl koruyup muhafaza edebiliriz? Açıklık...

Toplumumuzda Ahlak ve Edep

Ecmayın. Bundan önceki dönemde açıklık vardı. Ancak şu anda ülkemizi çıplaklık sarmış durumda. Bu çıplaklık, ve açıklıktan bir erkek olarak kendimizi nasıl koruyup muhafaza edebiliriz? Açıklık, ve çıplaklık basamak halinde ilerliyor. Bundan sonraki süreçte bizi hangi tekerler bekliyor? Ahir zaman alameti. Bu çıplaklıklar, hayasızlıklar daha da artacak. Öyle bir hale gelecek ki Allah bizi affetsin. İnsanlar köpekler gibi yollarda ilişkiye girecekler. Bunundan erkekler nasıl korunacak, kadınlar nasıl korunacak? Cümleten Kur’an, ve sünnete sımsıkı yapışacağız. İnsanlara tebliğ edeceğiz Hakkı hakîkati.

705. Mustafa Özbağ Efendi Hakkında

Önce kendimiz yaşamaya gayret edeceğiz. Eş, ve çocuklarımızı korumaya, kollamaya gayret edeceğiz inşâallah. Rabbim ümmeti Muhammed’e hidayet Kamuda memurum. Yöneticimle bana yaptığı haksız tutumdan dolayı sözlü tartıştık. Ben haklı olduğumu düşünüyorum. Şu an benden özür bekliyor. Ancak ben dik duruyorum. Normalde pısırık düşünceliydim. Ancak derviş olunca değiştim. Ne yapmamı tavsiye edersiniz? Eğer haklı olduğuna inanıyorsan, heva, ve hevesinden değilse, kimisi boş bir haklılık görür kendisinde. Öyle değilsen dik durmaya devam edeceksin. Sevmeyi, ve sevilmeyi gerçek anlamda nasıl anlayabilir ve.

Nefis Ne İle Besleniyor?

Hiç hareket etmemem lazım. En fazla hatayı yapan benim gün içerisinde normal, yani bir kimse böyle düşünmesi iyi bir şey. Yani bir başına gelen bir eee nefsin hoşuna gitmeyecek bir şey benim hatamdan dolayıdır demesi güzel bir şey. Kimisi onu evliyâlığı vurduruyor. Yani Allah dostlarının başına böyle şeyler gelir diyor. Öyle demektense Evet. Ya benim bir hatamdan dolayı bu başıma geldi demesi güzel. Bir sıkıntı yok. Bununla karşılaştığım birisi böyle çok psikolojisi. Sizin bir tabiriniz var hani kendinizi gömmeyin bu.

Kadar diye. Bu kadar abartması insanın hani belli alsun gömsün ondan tat alıyorsun. Nefsi de kimisin kimisinin nefsi kendisini gömmekten beslenir. O böyle ben yandım bittim. Ben perişanım, ben günahkarım, ben şöyleyim, ben böyleyim, ben öleyim bari, her gün ölümümü istiyorum filan. Bunlar benim ezberlediğim replikler. Kimisi kendisini oradan besliyor. İnsan nefsi mesela. Kimisi kendisini evliyâ görmekten besliyor. Kimisi kendisini hakir görmekten besliyor. Kimisi kendini gömmekten besliyor. Kimisi kendisini zirvede dolaşmaktan besliyor. Kimisi eşiyle olan didişmekten besleniyor. Kimisi çocuğuyla.

Olan didişmekten besleniyor. Kimisi etrafla olan didişmekten besleniyor. Kimisi Allah’la didişiyor ondan besleniyor. Kimisi üstatla didişiyor bildiğin didişiyor ondan besleniyor. Herkesin nefsinin beslendiği bir yer var. Yani normalde orada o kimse makulü, makulü araması lazım. Makul yaşaması lazım. Kur’an sünnet dairesinde düşünmesi lazım. Kur’an sünnet dairesine hareket etmesi lazım. Ama o Kur’an sünnet da hareket etmeyi bir ya Kur’an sünneti bilmiyor ya da oradan besleniyor. Genelde insanlar biliyorlar neyin doğru neyin yanlış olduğunu. Onu ona rağmen oradan besleniyor. Mesela başına.

Bir olumsuz bir şey geliyor besleniyor oradan. O olumsuzluktan bir sürü şey çıkarıyor veyahut da işte yüzünde bir sivilce çıkıyor. Kanserim zannediyor. Ah o uf küf böyle. Bütün herkes başında toplanıyor. Oradan besleniyor veya karnı arıyor sanki bütün dünya yıkılmış. Oradan besleniyor. Veya başı ağrıyor bütün dünya yıkılmış sanki oradan besleniyor. Kimisi fukaralıktan besleniyor, kimisi zenginlikten besleniyor. Kimisi eee zirvede dolaşmaktan besleniyor. Kimisi aşağılarda dolaşmaktan besleniyor. Herkesin nefis olarak beslendiği bir yer var. Bunun psikolojik olarak o kimse kendisi analiz.

Edip ben nereden besleniyorum, ben ne yapıyorum demesi lazım. Ama o psikolojik analizi yapabilecek noktada değil. Yaptığı zaman kendisiyle yüzleşmesi lazım. Kendisiyle yüzleşme noktasında da değil. Yani birisini ayna tutuyorsun, yüzleşiyorsun. Onu kendisiyle yüzleştiriyorsun rahatsız oluyor o. Veya sohbetlerde anlatıyorum ya ben bunların hepsini anlatıyorum. Şimdi herkes kendince bir bakacak. Şimdi kendisiyle yüzleşecek. Bunlardan hangisi bende var diye. Ama büyük bir çoğunluğu bunların hiçbirisi bende yok diyecek. Böyle, ama, yani normalde bazen şimdi Allah rahmet eylesin Oktayla Ömredeyiz işte bir.

Hastalık Anında Gerçek Vefa

Zakirin birisi hasta olmuş. Ondan sonra işte millet ona geçmiş olsun gidiyor. Oktay dedi ki abi hasta olmuş dedi. Hani biz gitmeyeceğiz mi dedi. Oktay’a baktım böyle. Oktay otur dedim. Ben oturdu şimdi dedim. Bir şeyh hastalığı vardır. Bir de zakir hastalığı vardır dedim. Oktay dinliyor şimdi. Dedim şeyh hastalığı vardır. Şeyh dedim hani böyle ilgi ahlâka eksik olunca böyle bir hasta oldum biraz der dedim. Bütün dervişan etrafında dolaşır dedim. Bu dedim şeyh hastalığıdır. Bir de zakir hastalığı var.

Dedim. O da ben hastayım filan ıhtıs yapar dedim. Bütün dervişler etrafında dolaşır dedim. Bu durdu şimdi. Abi herkes gitmiş dedi. Oğlum bizim dedim eee ilgileneceğimiz bir kimse var. Üstadımız var burada. Biz onunla haşır neşırız. Dedim nefes alacak zamanımız yok bizim dedim. Şimdi dedim üstadın olduğu yerde dedim zakirle fazla ilgilenmezler. İlgilenilmez. Zaman kalmaz ona. Zakirle ilgilenilmediği zaman ona zaman kalmayınca dedim zakir dedim bir hastalık hasta olur dedim. 705. Mustafa Özbağ Efendi Hakkında Dervişler onun etrafında dönmeye başlar.

Bir de şeyhin etrafında donalamayan şeyhin etrafında dönemeyen dervişler dedim onun etrafında dönmeye başlar Abi bu nasıl bir şey ya? Bak dedim kimler gidiyor ziyarete? Bak dedim ziyarete gidenler dedim hiç Şey Efendinin yanına geliyorlar mı dedim ben. Hayır dedi. Hiç bizle beraber dedim hareket ediyorlar mı? Hayır dedi. E dedim o zakirleri hastaya dedim. Orada bir zakir var. Hasta onun etrafında dönecek onlar dedim. Şimdi bunlar normalde insanların beslendiği yerdir. Mesela kadın evde hastalıktan beslenir. Adam ona hiçbir şey.

Diyemez. Hep hastadır o. Mesela adam eee adam yorgunluktan beslenir. Adam eve gider hep yorgundur o. Oradan beslenir. Herkesin beslendiği yer var. Yani adamın hiç yorgunluğu bitmez. Kadının hiç hastalığı bitmez. Çocuğun ağlaması hiç bitmediği gibi. Hani çocuk ağlar istediğini yaptırır ya oradan besleniyor. Veyahut da o çocuk kırar, döker, çarpar oradan besleniyor. Annesi babası der ki ya şimdi kıracak dökecek ortalığı bunun dediğini yapalım. Der oradan besleniyor. İnsanların beslendiği yer var. O yüzden hani o derviş de işte lastiği.

Günah, Tevekkül ve Zikrin Gücü

Patladı. Ben bir hata yaptım. Demek ki lastiğim patladı. Tövbe etti. Mesela şöyle düşünse ben her sabah işte 100 tane sübhanallahi, ve bihamdihi sübhanallahil azim çekiyorum, ve akşamdan akşama çekiyorum. Benim günahım kalmadı Cenâb-ı Hak benim tövbemi kabul etti. Neden ben bir işlediğim günahtan dolayı lastiğim patladı diye düşüneyim? Öyle düşünmem. Ben öyle düşünmem. Ben derim ki Allah yolunda giderken şeytanın işine senin önüne musibet çıkaracak derim. Bir engel çıkaracak derim. Araba yolda arıza yapar. Ben ne hangi günahı işledim.

De arabam arıza yaptı demem Allah yolunda mücadele eden bir kimsenin önüne engeller çıkacak. Sen geleri açmakla mükellefsin. Ben açmıyorum tabii de. Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Cevdet usta filanca yerde kaldım diyor. Bir sefer geldi. Onun arabası da bağlandı. Sigortasını ne yatırmamış muhasebecisi geldi trafik polisiyle ben bir köpeğe vurmuştum. Çektim arabayı. Yan tarafa geçtim. Kilimi, sergi kitap okuyorum. Cevdet’i de aradım. Dedim, “Cevdet Eskişehir’e girerken bir köpeğe vurdum. Arabanın önünden dumanlar çıktı. Dedim gel.” “Tamam” dedi. O normalde geldi. Onun.

Arabayı da bağladı. Biraz atıştı şeyle trafik memuruyla. On ona dedik getir. Ehliyetin ruhsatı getirdi. O zaman için ne o vergileri mi ne yatırılmayanı bağlıyorlardı. Bunun muhasebecisi yatırmamış. Paraları inşaata yatırmış. Bağladılar arabayı. Biz tabii bir de onun arabayı kurtaracağız diye uğraştık. O gün sohbete gidemedik. Şeytanın işine on kendi kendime yok günaha mı girdim yok hatalıyım. On düşünmem bile. Ben ben şimdi birazdan zikrullah olacak maddi manevi bütün hastalıklarıma şifa. Bütün maddi manevi sıkıntılarımın şifası burada. Ben onu.

Düşünmem. Ne günahı işlediysem işledim. Rabbim buradan günahları hayra çevrilmiş olarak kalkınız diyor mu? Şemsi abi hoş geldin. Florosan lambası gibi yanıyorsun. Maşallah shanallah Allah razı olsun komşum benim Allah razı olsun. Ben öyle düşünmem. Bir kimse otursa zikrullah alakasına oturdu. Eee günahları hayra çevrilmiş olarak kalktı. Yarın şimdi lastiğim patladı. Öyle mi diyeceğim? Ben ne günah işledim. Lastiğim patladı mı diyeceğim. O zaman yaptığım zikrullah’a veyahut da Hzreti Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerinin sözünü inkar etmiş olurum. Yok.

O ne söylediyse heva, ve hevesinden söylemedi. Ayetle sabit. O yüzden benim günahımdan dolayı bu böyle oldu diye hiç düşünmem. Bak aklımın ucundan geçmez. Oradan beslenmem ben. Öhü öhü yapıyorsam oradan besleniyorumdur Allah bizi affetsin inşâallah. Sor babacığım. Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Tarih boyunca birçok cemaat, ve tarîkatlarda eee dervişler olmuştur. Ve bu dervişlerin binlerce derviş olmuştur. Ama eee bir elin, yani parmakların sayısı kadar seyri sülukunu tamamlayan kişiler olmuştur. Bu noktada o seyri süluku tamamlayan kişi örnek veriyorum.

Mürşid-i Kâmile İntisap ve Seyr-i Sülûk

Ne işi var peygamberlikle diyor. Veyahut da beni İsrailliler hep peygamberleri katlettiler, şehit ettiler. Çünkü bir peygambere tabi olmak, bir peygamberi kabul etmek onların nefislerine ağır geldi. Aynı şey hani Müslümanlar için, ümmeti Muhammed için, mesela Kur’an’a, sünnete tabi olmak zor. Şimdi Kur’an’a, sünnete tabi olmamış olsa o, mesela ona kimse bir şey demez. Şunu şöyle yap, bunu böyle yap diyen yok ona. Hani Müslüman mı? Bizim o konuda onun Müslümanlığına söyleyecek bir lafımız yok. Ama bunun içerisini bir mürşid-i.

Kamile tabi olacak. O at dediğinde atacak, tut dediğinde tutacak. Nefse ağır gelen bu. Bir ona tabi olmak zor. Çünkü bütün insanlar kendilerini o alimle, ve o mürşid-i kamille eş değerde görüyor. Hatta daha üstün görüyor. Daha üstün görüyor kendisini. Bu aynı şey şeyhlerde de var. Mesela şeyhler daha önceki şeyhlerden üstün görüyor kendisini. 705. Mustafa Özbağ Efendi, ve Önemi, yani Geylani Hazretlerinden düşün o örneğin veya Hazreti Mevlânâ’dan düştün. Eleştiriyor. Hazreti Mevlânâ’yı da veya Geylani Hazretlerini de zor çünkü.

Onun üstünlüğünü kabul etmek. Mesela Geylani Hazretlerinin kendi sağlığında kendi eee zamandaşlarının içerisinde kabul gören bir kimse değil. Onu kabul etmek zor. Nefse ağır geliyor. Veyahut da aynı şey, mesela Hazreti Mevlânâ Celalettin Rumi Hazretlerini kendi zamandaşlarının kabul etmeleri zor. Kabul etmiyorlar. İtiraz ediyorlar. Aynı şekilde Hazreti Mevlânâ Ceralettin Ruma Hazretlerinin Şemsettin Tebrizi Hazretlerine olan muhabbetini dervişler kaldıramıyor. Reddediyorlar. Bu nefse ağır gelen şeyler. Bu o yüzden hani bir kimse bu benim kendi şahsi kanaatim, kendi şahsi duruşum. Bir kimse.

Bir üstadı buldu, bir mürşid-i kamili buldu. İntisap etti. Onun seyri sülükü başladı. Çünkü ahir zamanda böyle bir zamanda bütün hani eee her türlü her şeyin negatif anlamda oluk oluk aktığı bir zamanda bir kimse bir üstada intisap etmiş. İşte günlük virdini çekiyor. Onun dediklerini yapmaya çalışıyor. Derslere gidiyor. Gerçekten bu şeytanla cihat bu. Bu heva hevesle cihat o kolay bir şey değil o. Şimdi o dervişe kolay geliyor. O hani hadis-i şerifte Allah Resulü sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri.

Cennetlik olacak olanlara cennetlik ameller kolay gelir. Cehennemlik olacak olanlara cehennemlik ameller kolay gelir der. Şimdi cennetlik olacak olana cennetlik ameller kolay geliyor. Namaz kolay geliyor, oruç kolay geliyor, zikir kolay geliyor, sohbet kolay geliyor. O cennetlik olacak. Çünkü iyilik kolay geliyor. Güzellik ona kolay geliyor. Öbürkü de cehennemlik. Ya cehennemlik olunca namaz zor geliyor, abdest zor geliyor, zikir zor geliyor, dersleri takip etmek zor, şeyhe intisap etmek zor, onun dediğini yapmak zor, zor, zor, zor. Hepsi de zor. Ondan.

Sonra bakıyor siz nasıl yapıyorsunuz bunu? Diyor kendince. Ama öbür türlü, mesela Adem’den itibaren cehennemlik yollar hep kolaydır Adem’den itibaren, yani buranın % 90’ı genç. Şimdi örnekliyorum. Meyhaneye gitse, bara gitse, pavyona gitse, sokağa çıksa, kafeye gitse, nereye giderse gitsin hepsine de yakışır. E sebep genç hepsi de halleri vakitleri de ü aşağı beş yukarı yerindedir. Oralara gidecek kadar paraları vardır. İyi, yani onları geçip bırakıp buraya gelmesi kolay bir şey değil. O zorluğu aşıyorsa o kimse evet seyri sülükü.

Başlamıştır onun. Gidip intisap ettiyse oraya, orada oturuyorsa onun seyrü sülüku başlamıştır. Ha belki de hani derviş hemen hani zirveye koşmak ister. Ondan sonra e kolay değil tabii o zirveye koşmak. Öyle hemen eee dakikada olacak bir şey değil. O zaman isteyen, mücadele isteyen bir şey. Ama o kimsenin bu yolda durması dahi büyük ümit beslemesine sebeptir. O kimse örnekliyorum işte buraya derse geldi. Bir ümit beslemesine sebeptir. Büyük mesele. Veya mahalledeki dersine gitti. Büyük mesele. Büyük mesele. Şimdi komşudan.

Örnek vereyim. Şimdi Şemsi abi var bak en arkada kalk elini kaldır Şemsi abi. Şimdi, mesela o şahıs yenim benim komşu ben eee hani iyi tanışıyoruz. Şimdi o buraya geliyorsa büyük nefis mücadelesi. Bak o normalde bir insanın özünde bir şey, yoksa o burada canı sıkılır onun. Bak özde bir şey, yoksa özde onun canı sıkılır. Burada ne işim var benim burada der. Özünde hani eee maya, yoksa onun içi daralır burada insanın. Ama mayada bir hani göl yatağında su.

Eksik olmaz derler ya. Onun göl yatağında maneviyat varsa o canı sıkılmaz burada. Bunun gibi bir şey. Yoksa insanlar normalde bu zamanda gerçekten, yani böyle zor bir yola talep olduysa bizim yol kolay değil. Çünkü ben şimdi kolay desem aldatmış olurum. O kolay olmayan bu zor yola talip olduysa onun serislük başlamıştır. Ha eee bu bir yarış değil. Yarış gibi algılanmasın içinden hani kaç kişi o hale gelir arzu ederiz ki hepsi gelsin. Ama veelakin şu hadis-i şerifi de unutmayın.

Bu böyle müjdeli. Bir insan bir topluluğu sevse veya bir şahsı sevse onun yaptıklarını yapamasa dahi ondan sayılır. E şimdi bir kimse eee bir yolu sevmiş hani Hazreti Peygamberden Sallallâhu aleyhi, ve sellem’den bugüne kadar olan silsileyi sevmiş. Onlar gibi olmasa dahi onlardan sayılır. Bu müjde yeter insana. Yani normalde. Çünkü sevmemiş olsa yolda devam etmez. Yolda devam ediyorsa seviyordur. Seviyorsa onlardan sayılır. Müjde üç ihlas bir Fatiha şerefe. Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi, ve sellem.

Kaynaklar

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 705. Dergah Sohbeti’nden derlenerek düzenlenmiştir.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Hakîkat, Vird, Zikir, Nefs, Sülûk, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı