Abdülkadir Geylani’nin Manevi Makamı
Düzeli hoş nazar eylemiş ona ezeli evliyâlar. Serçeşmesi güzeli Abdülkadir gibi bir er bulunmaz. Rabbani’nin deyimiyle. Teâlâ’ya giden yollar ikidir. Veleyet yolu, nübüvvet yolu. Nübüvvet yolu Resûlullah’la bitmiştir. Velayet yolu ise 12 imamın vasıtasıyla Abdülkadir. Hazretlerine devredilmiştir. Ve kıyamete kadar da. Mehdi gelinceye kadar taliplere Abdülkadir. Hazretlerinin musluğunu açtığı, mührünü vurduğu kişi velayet makamlarında yükselir. Erenlerin halkasına dahil olur. Bir tane şeyh ismini söylemeyeceğim. Hindistan taraflarından gelmiş. Bağdat’ın oralarda irşat etmeye Abdülkadir. Hazretlerinden destur almadığı için. Musl’ğı kapatmış. Bediüzzaman bunu.
S Mustafa Özbağ Efendi Hakkında
Nur’da anlatır. Der ki, “Bağdat, ve çevresi kablel memat olduğu gibi bdel memat da şeyh Abdülkadir Geylani hazretlerinin tasarrufu altındaydı Geylani’den destur istemediği için Geylani musluğu kapattı ve. O kişi irşat edemedi. Nakşibet ve. Rabbani geldi. Destur istedi, müsaade istedi. Şeyh onların hatırını kırmadı. Ona müsaade etti. O gavs-i geylani. Teâlâ’nın çok büyük lütuflarına mazhar olmuş. Kıyamete kadar Allah’a talip olanlara önder olmuştur Abdülkadir Geylani tarîkatlar üstü bir şahsiyet olarak tasavvuf tarihinde mümtaz bir konuma sahiptir. Hazretleri der yedi iklimde.
Sürülür eşi derkan-ı geylani. Kamu buldanda kurulur hemen meydanı geylani. Müridime cefa eden kefen hazırlasın erken. İnan bu sözlerime sen açıktır. Burhan-ı geylani. Kaside-i hamreviyesinde Geylani bunu anlatırken diyor ki müridi levşerin benim müridim beni şarkta da çağırsain garpta da çağırsa gökyüzünde de çağırsa yeryüzünde de çağırsa ben müridime yetişirim. Hepinizin malumu olduğu üzere yeryüzünde ilk defa Abdülkadir. Hazretlerine. Kuşu ismini söyleyen dört hey evliyâdan birisi olan. Münbeciidir. Dört hay evliyâ. Kerhi, Şeyh. Harrani, Şeyh. Münbeci, Şeyh Abdülkadir Geylani tasarrufu.
Limitsiz devam eden. Münbeci bizim. Suruç’ta metfun bulunan. Hazretlerinin halifesi. O ilk defa diyor ki ben diyor o. Şeyh yaş olarak yüksektir. Ben melekut âlemini seyrediyorum. Melekler kendi aralarında. Bağdatlı bir gençten bahsediyorlar. İran, Geylanlı bir genç. Bağdat’a gelmiş. İlim tahsil ediyor Abdülkadir’dir. Ama melekler onu anlatırken hep diyorlar. Eşep medreseye gitti. Eşep kitabını aldı. Filan alimin dersine gitti. İlk defa bazül eşheb ismini kullanan şeyh akil el münbeciidir. Neden öyle. Diyorlar şeyhım diyor. Çünkü onun müritlerine şahin kuşundan daha.
Süratli yetişeceğinden dolayı ona melekler. Eşep ismini koydu. Şyh diyor benim elim müridimin üzerinde gökün yerin üzerinde olduğu gibidir. Bu kaside-i hamreviyesinin sonunda diyor ki benim müridime eziyet edene çekilmiş kılıcım diyor. S Mustafa Özbağ Efendi Hakkında, Ve bir yerde diyor ya müridi uhudine hafizen ben bu yola girdim. Eşhebe evlat oldum derdinse eğer. Kur’an, ve sünnet seniye çizgisinde öğretilerimize devam et. Teâlâ’nın lehul buşra fil hayati dü, ve fil ah ayetinin sırrınca dünyada da sizi korurum. Ahirette de ben.
Sizi korurum diyor. Müridi him vehni diyor. Sen benim himayeme sığındın mı? Korkma artık. Gönlünü rahat tut. Yolunu da bırakma Abdülkadir Geylaniyim. Benim ismim yücedir. Ve kun kadiriyel vakti lillahi muhlisen. Madem öyleyse 20. Asırda geldin Geylani’nin evladı oldun. O zaman bu yolu ihlasla götür. Benlikle götürme, riyayla götürme. Gururla götürme. Kibirle götürme. Tevazu ile götür Gavsiylali diyor: “Ben. Teâlâ’ya iki şeyle ulaştım. Biri tevazu, biri de cömertlikle ulaştım. Vallahi diyor benim bütün dünya elimde olsa hepsini fakirlere yemek yedirmekle.
Harcardım. Dergahının kapısında dervişi. Muzaffer ve. Sincar elinde ekmek kapının önünde duruyorlar. Ekmek isteyen yok mu? Aş isteyen yok mu? Yatak isteyen yok mu? Gelsin diye, ve kun kadiriyel vakti lillahi muhlisen sadece Allah’ı talep et iste Allah’ı çağır Allah’ı görd mekan elinde beka billah olduk elhamdülillah sen de bu yola girdiğin zaman himmetin. Yüce olsun ki beka billah makamı hedefin olsun. Aleyhissalatu vesselam buyurdu. Men cedde cidde, ve cede. Kim talep eder talebinde samimi olursa maksuduna ulaşır. Ve kadiriyel.
Şembeki ve Genç Abdülkadir: Bir Keramet Anısı
Çok hoşuma giden bir iki mesele var. Onu söyleyip bitireyim inşallah Muhammed-i. Şembeki vardır Muhammed-i. Şembeki derler Geylani’den yaşça bir 5060 yaş büyüktür. Şeyh 18 yaşında. Bağdat’a geldiğinde şeyh Muhammed-i. Şembeki yaşlı Geylani diyor. Ki vallahi onun müritlerinin arasında 400 tanesi vardı. Velayet makamındaydı. 400 müridi velayet makamındaydı. Acem evliyâlarının arasında şeyh. Şembeki’den daha yüce makamda birini görmedim.” diyor. Şembeki bir gün sohbet ediyor. Şeyh onun ziyaretine geliyor. 18 yaşlarında. Bağdat’a yeni geldiği zamanlar Muhammed-i. Şembeki sohbetine devam ederken Geylani.
Kapıdan giriyor. Şembeki sohbetini kesiyor. Cemaat diyor şu kapının önünde bir genç var diyor. Gelmiş ben sohbetime devam edeceğim, ama bu genci dışarı çıkarın sonra ben sohbetime devam edeyim. Şeyh’i dışarı çıkarıyorlar. Devam ediyor sohbetine. Biraz sonra yine. Şeyh kapıdan giriyor. Şembeki sohbetini kesiyor. Cemaat bu genç buradayken ben sohbet etmem. Bunu dışarı çıkarın. Ben sohbetime devam edeyim. Çıkarıyorlar. Sohbetine devam ediyor. Çüncü defa. Şeyh içeri giriyor. İçeri giriyor. Şembek diyor, “Cemaat bu genç yiğine geldi, ama durun bekleyin.” iniyor.
Kürsüden gidiyor kapıya kadar. Şeyh’i alıyor getiriyor. Cemaat diyor, “Bu gence iyi bakın. Bu gencin ismi Abdülkadir. Haseni hem. Hüseynidir Resûlullah’tır. Hani öyledir ya Muhammed’tir eğer sorarsan Abdülkadir gibi bir er bulunmaz. Ey cemaat diyor melekut âleminde bu gence melekler bazül eşhep diyorlar. Bu gencin başında nurdan bir tac var. Sarığının bir ucu doğuda, bir ucu batıda. Ey cemaat, herkesin horuzu öttü, ve sustu. Bu gencin horuzu ötecek. Kıyamete kadar susmayacak. Hazretleri ne dedi? İşte yedi iklimde sürülür eşi derkan-ı.
Geylani. Kamu buldanda kurulur hemen meydanı geylani. Horuzu öttü, ve sustu. Bu gencin horuzu ötecek, ve kıyamete kadar susmayacak Türkiye’de. Şeyh’a ne diyoruz? Hay sultan diyoruz. Bir de batmayan güneş diyoruz. Şeyh’in kendi sözüne gerçekten uygundur. Şeyh diyor ki şemsinet veet herkesin güneşi doğdu, ve battı, ve şems ebeden bizim güneşimiz yüce ufuklardadır. Kıyamete kadar batmayacak. Ben bir şeyi çok merak ederdim. Bu menkibeyi gördüğüm zaman benim sorunum çözüldü. Bu menkibe. Hatır fi menakıbi Abdülkadir isimli kitabında yazar. Cevahir isimli.
Kitabında yazar. Ben derdim. Şeyh 4 45 yaşına kadar. Debbas’ın yanında müritlik yaptı, ve dervişlik yaptı. Hep hayatına bakın. İki ü yerden fazla. Said elmasumi’yi bulamazsınız. Hep olayları şeyh. Debbas’la geçmiştir. Onun yanında okumuştur. Onun yanında yatmıştır. Onun dayağını yemiştir. Onun hakaretine uğramıştır. Ama 45 yaşında. Said elahsumi’den hırka giyiyor. Ben derdim neden acaba bu? Sonra bu menkibeyi okuyunca ben anladım. Çünkü şeyh. Şembeki’ye diyorlar ki şeyhim madem öyle bu genç. Bağdat’a yeni gelmiş bu gence tarîkat ver. S Mustafa.
Özbağ Efendi, ve Önemi Tarikat dersi ver. Hayır diyor. Ben diyor onun yanağında. Said elahzumi’nin mührünü görüyorum. O ondan hırka giyecek, ve ona tarîkat dersi vermiyor. Kaddesallahu Aliye 91 yaşına kadar malum. Bağdat’ta insanları irşat etti. Kendi hayattayken tarîkatı çok geniş kitlelere de ulaşmıştı Resûlullah aleyhissalatu vesselam bir hadisinde bunu anlatırken bize ehlibeyti inni ben size iki ağır emanet bırakıyorum. Eğer o iki emanete sarılırsanız benden sonra delalete. Gitmezsiniz. İki hadis var. Biri kitabullahi, ve sünneti. Teâlâ’nın kitabına sarılırsanız ve.
Kur’an, Sünnet ve Ehl-i Beyt’e Sarılmak
Sünnet-i seniyeye sarılırsanız bir rivayette de kitabı, ve itreti ehlibeyti diyor. Ehlibeytime sarılırsanız işte bir hadis-i şerifte de benim ehlibeytim. Aleyhisselâm’ın gemisi gibidir. Kim o gemiye binerse kurtulur. Kim de geri kalırsa helak olur gider. O geminin kaptanları işte Abdülkadir Geylaniler, Seyid. Erıfailer, Seyid. Bedeviler, İbrahim-i. Dusuki gibi kendilerine kutbul aktap, kutupların da kutbu dediğimiz zatlar, ve o yoldan giden Resûlullah. Aleyhissalatu. Vesselam’ın yolunu yürüten zatlardır. Rabbül âlemin bizleri. Kur’an’dan ayırmasın. Cemaat: Âmin.
Sünnetten ayırmasın. Cemaat: Âmin.
Cemalinden ayırmasın. Cemaat: Âmin.
Habibinden ayırmasın. Cemaat: Âmin.
Dostlarından ayırmasın. Cemaat: Âmin.
Rabbim bizleri ihlaslı kullarından eylesin inşallah. Sadece kendi. Rızasını isteyen kullarından eylesin. Cemaat: Âmin.
Kalbimizden makam sevgisini, benlik sevgisini çıkarıp atmada. Rabbim bizlere yardımcı olsun, yardım eylesin inşallah. Rabbim amelini ihlasla yapıp da kıyamet gününde o amellere en muhtaç olduğumuz gün berbat olmayan kullarından bizleri eylesin inşallah. Rabbim şeyhımızın makamını ali eylesin. Cemaat: Âmin.
Kaynaklar
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin Abdülkadir Geylani konulu Dergah Sohbeti’nden derlenerek düzenlenmiştir.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Tarîkat, Sünnet, Şeyh, Halife, Dergâh, Ehl-i Beyt, Kutub. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı