Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

704. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

>> Hepsini de batırsın. >> İsrail'i ve destekçilerini batırsın. Amin. >> Onları maddi manevi arkasında duranları yerleyin. >> Ecmin. Bugün güzel gün ya. Mutlu gün. Özdemir aslı...


1. Bölüm

Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Aynızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’e hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan ve haykıran, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Nerede Müslümanların kanına, namusuna, şanına, şerefine, haysiyetine, namusuna, topraklarına tecavüz ediliyorsa Cenâb-ı Hak tecavüzcilerden intikamımızı alsın. Rabbim nerede Müslümanlara haksız, hukuksuz davranılıyorsa hepsini yerle yeksan eylesin. Hepsini de batırsın. İsrail’i ve destekçilerini batırsın. Onları maddi manevi arkasında duranları yerle yeksan eylesin. Ejmeyin. Bugün güzel gün ya mutlu gün. Özdemir aslında ağabey normalde kaçtıydın? 59 muydu? 61. Aynı yaşıtmışız.

İnteresan ağabeyim 59 ya ben de onu ağabeyimin sınıf arkadaş deyince o da benden büyük zannediyordum. Bak bugüne kadar aynı yaşıtmışız. Tabi Özdemir ile ağabeyim Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerinden dersliler. Benim ilk derviş olarak gördüğüm insanlar onlar. O zaman için Çorumlu’dan ders almışlar. Öyle hayatlarını devam ettirdiler. İkisi de Zonguldak’ta, okulda arkadaşlar. Arkadaşlıkları çok uzun senelerden beri devam ediyor. Allâh razı olsun her ikisinden de. Tabi Özdemir bizim böyle aileden Allâh razı olsun. Bizim evimize gelen, giden misafir olan dışımızda bir kimse değil. O yüzden bugün herhalde ağabeyimiz ziyarete geldi. Oradan da buraya gelmişler. Allâh razı olsun inşâAllah. Tabi bugün Zafer de burada Erzurum’da.

En son Erzurum ziyaretine gittiğimizde Allâh razı olsun orada koşuşturdu. Hizmet etti, hürmet etti. Evini de dersi açtı bayanların dersi. Orada onların evinde oldu. Hanımı da orada bayanların zâkiri. Allâh razı olsun baya orada koşuşturdu benimle beraber. Allâh razı olsun. Tabi bir de bugün sürpriz var. Bizim Mustafa Mercan mahalledeki komşuları getirdi. Onlar raktar tamı kaldılar. Evet komşular burada bizim bugün mahalleden. Onda Mustafa Mercan hepsini toparlamış gelmiş. Allâh razı olsun inşâAllah. Bugün böyle benim sevinçli günüm. Hamdolsun. Allâh hepsinden de razı olsun inşâAllah. Birkaç soru var bunlara bakalım ondan sonra derse geçelim. Telegram hesabınız üzerinden yazdığımız hâl ve rüyalara sizden bir cevap gelmediğinde nasıl değerlendirmemiz gerekir?

Bu manevi bir ikaz mıdır? Esma vermediğiniz dervişler yine de birçok hali yaşayabilir mi? Bu hali herkes yaşayabilir bunda bir sıkıntı yok. esması olsa da olmasa da değişik hâller sûfîlik hayatında var. Bu bir ikincisi cevap vermediğimiz yazmadığımız rüyaları normalde demek ki yorumlanmasına gerek yok. O yüzden yazmıyorum genelde. bir yoruma ihtiyaç yok ise yazmıyorum ama bir yoruma ihtiyaç ise yazıyorum. Bazen normalde arkadaşlar illaki rüyalarını yordurmak istiyorlar. Rüya üç türlü hadîs-i şerife göre. Birincisi normalde bir kimse şeytani gördüğü bir rüya, kaosik rüyalar. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri öyle bir rüya gördüğünüzde sol tarafınıza üç sefer tükürün, eyyüzzü besmele çekin diyor.


2. Bölüm

İkincisi bir şeyin etkisinde kalınarak rüyalar. Bunlar boş rüyadır, bunlarla alakalı bir tevvile ihtiyaç yok. Üçüncüsü de o salih rüya olarak nitelendirilmiş Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Bunların rüyaların büyük bir kısmı tevil edilir. Bir de ahir zamanda salih rüyalar mübeşşirattandır. Müjdeci rüyadır denmiş. O yüzden mübeşşirattandır. Büyük bir kısmının tevil’e ihtiyacı olur. Biz de onu gücümüz yetince tevil etmeye çalışıyoruz. Yoksa rüyasına cevap yazmadığımız herhangi bir kimse özel bir şekilde bana yazmadı. Yok ben nefsime mi uydum? Yok bana bir ikaz mı? Yok başka bir şey mi? Böyle bir şeye gerek yok. siz de kabul ederseniz yaklaşık kabul edersiniz. dört bine yakın derhal de en son bakmadım ama Telegram’da şey var.

Arkadaşlar var. Büyük bir çoğunluğu yazıyor. Ben de büyük bir çoğunluğunu mümkün olduğunca vaktim olduğunca okuyorum. Hemen hemen diyebilirim ki yüzde 99’unu okuyorum. O yüzden böyle bir sıkıntı yok. Ama mesela benim o mesahim sabah namazından sonra gün içerisinde yazan arkadaşlar oluyor. Onlara vaktim kalırsa onlara cevap yazıyorum. Genelde sabah namazından sonra o işimi bitiriyorum. Dergahta veya ev derslerinde halaka kurulduktan sonra aralarında fısıldaşmalar, gülüşenler oluyor. Nasıl yaramalıyız? Zikrullah halakası kuruldu mu, zikrullah başladı mı bu tip şeyler uygun değil. Adaba uygun değil. Ama bazen evlerde veya küçük derslerde bu tip şey olabilir. Aslında bunu tatlı bir şekilde disiplin etmek lazım. biraz böyle sert konuşulur, ters konuşulursa zaten beş kişisin dörde düşebilirsin.

O yüzden onu böyle gayet nazikane bir şekilde uyarılırsa bilhassa böyle dersi yaptıran kimse bu konuda kendini böyle daha disiplini tutarsa öbür arkadaşlarla disiplinerliler. Sıkıntı olmaz inşâAllah. Nur Suresi 19. ayette. İnsanlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler için dünyada da ahirette de elim bir azap vardır. Allâh bilir siz bilmezsiniz. Hayasızlık olarak çevrilen kelime fahis etiyor. Hayasızlık nedir? İnanan nasıl bunun yayılmasını ister? Sûfî bunu nasıl var? Onlar nasıl engeller? Aslında bu fahis et olarak geçen fuhsiyat, fahşiyat. Bu normalde fahşiyat olunca bu onun karşılığı hayasızlık olarak bu mealciler öyle söylüyorlar ama fahşiyat her konuda. Şimdi her konuda dediğimiz şu biz sadece cinsel suç değil bu hadise.

Bunu sadece cinsel suç olarak bakarsak doğru değil. Mesela bir kimsenin namazı kılmaması da fahşiyattır. Orucu tutmaması da fahşiyattır. Veyahut da Kur’ân ve Sünnet ahlakını bütün olarak ona ihtimam göstermemesi de fahşiyattır. Yalan da fahşiyattır. Gıybet de fahşiyattır. Dedikodu da fahşiyattır. Hırsızlık, içki, kumar bunların hepsi de fahşiyattır. Normalde ama bu sadece bizim toplumumuzda fahşiyat deyince cinsel suç anlamında geliyor. Mesela bir erkeğin tesettürüne riayet etmemesi de fahşiyattır. Kadının tesettürüne dikkat etmemesi de fahşiyattır. O geniş bir çerçeve. O yüzden bunun yayılması, bunun yayılması ne demek? Mesela siz bir kimsenin yanlışlığını ben doğru yapıyorum deyip de sosyal medyada kullansanız dahi ona destek olmuş oluyorsunuz.


3. Bölüm

Yayıyorsunuz. Mesela Müslümanlar birisinin kötülüğünü gösterecek örneğin. Birisi kötülük yapmış. Onun kötülüğünü sosyal medyada yayınlarken aslında kötülüğün de reklamını yapıyor. Fahşiyata orada destek veriyor. Normalde kötülükleri, bakın kötülükleri yaymamak için, kötülükleri yaymamak için normalde onların paylaşılmaması lazım. Ama mesela diyelim ki o paylaştığın şey bir kimse var Müslümanların önderi hükmünde. Ama o Müslümanların önderi hükmünde fakat bu tabirimi hoş görün sahte önderilerden. Orada Ümmet-i Muhammed’in faydasında bir şey var. Onun normalde anlatılması lazım. diyelim ki bir siyasi parti lideri düşünün. O siyasi parti lideri aslında İslam’la bağlı bağlantısı yok ama İslam’mış gibi davranıyor.

Bunun anlaşılması lazım. Bunun söylenmesi lazım. Bu çünkü toplumu ilgilendiren bir şey ve hatta toplumu İslam ümmetini ilgilendiren bir meseleyse bunun fahşedilmesi, bunun anlatılmasında suç yok. Ama normalde ümmeti ilgilendirmeyen bir şey ise o zaman bu farklı bir noktaya giriyor. Şu anda dünya insanlığı ne yazık ki sosyal medya üzerinden çünkü bir şeyin doğru mu yanlış mı olduğunu bilmeden bunları komple yayınlıyorlar. Fahşiyata hizmet etmiş oluyor. Bilhassa İslami kesim öyle bir hunharca saldırılarda bulunuyor. hak ve hakikat noktasında olan bir kimseye farkında değil. Böyle bindirilmiş kuvvetler gibi normalde hak ve hakikatten yana olduğunu zannediyor. Aslında fahşiyata veyahut da deccaliyete hizmet ediyor.

Bu normalde düşünebiliyor musunuz? O sosyal medya dediğiniz alan eğer Kur’ân’a, Sünnet’e, imamların iştahadına uygun bir paylaşım yapmıyorsanız dedikoduya, gıybete, iftiraya veya deccaliyete çalışıyorsa o mesele normalde bütün herkes ondan nasibini alıyor. Ne paylaşıyorsun, ne aktarıyorsun, ne yapıyorsun. Bu önemli. Ama insanlar buna dikkat etmiyorlar. O yüzden fahşiyata hizmet ediyor. Burada normalde yardım ederler dediğinde, sen normalde o bir, bunu tırnak içerisinde söylüyorum, birisi Kur’ân ve Sünnet’in dışında fikriyatı var, düşüncesi var. Bu noktada o yolda gidiyor ama insanlar onu destekliyor. İnsanlar onu alkışlıyor. Bu sefer ona hizmet etmiş oluyor. Şimdi farkında olsun, olmasın. Neye hizmet ettiğine bakacaksın.

Farkında ol, olma. Nereye koştuna bakacaksın. Ne konuştuğuna bakacaksın. Onlara bakınca da insan kendi kendisini analiz ederse doğruyu bulacak. Doğruyu bulacak, analiz edecek akıl lazım. O akla da Kur’ân ve Sünnet lazım. O akla da Kur’ân ve Sünnet yok ise o kimsenin doğruyu bulması da mümkün değil. Bu sefer Allâh muhafaza eylesin. Müslümanım diyen insanlar ne yazık ki deccaliyete hizmet ediyorlar ama farkındalar ama farkında değiller. Buradan malum rüya okumuyorum, hakkınızı helal edin. O yüzden bir kardeş rüya yazmış. On beş dakikanız var, soru sorabilirsiniz. Aslında iki haftadır zikrullah ile alakalı âyet-i kerime hazır sohbete devam edeceğiz ama iki haftadır olmadı. İnşâAllah önümüzde iki hafta başlayalım Allâh’ın izniyle.


4. Bölüm

İnşâAllah. Sen Ali mikrofona alışkınsın, sıkıntı yapma. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Peygamber Efendimizin sallallâhu ve sellem hazretleri miraca yükseldiği zaman orda cennetlik ve cehennemlik bazı kimseleri gördü. Oradaki cennetlik ve cennetlik, yaratıklığı, cennetlik, cehennemdeki kimselerin normalde hesap gününden, kıyametten sonra cennete ve cehenneme girileceği için o kimselerin hesabı ve kıyameti ne zaman oldu? Buna paralel olarak bir de on sekiz bin alemin Mustafa’sı buyuruyor. Göbekli tepeden de bilindiğine göre başka galaksilerde, başka evrenlerde, başka hayatlar, başka ümmetlerde var. Efendimiz onlara nasıl peygamberlik yaptı, onlar nasıl tabi oldu? Aynı anda orada da mı yaşadı? Bu soru bana bir yerden soruldu, diğer soruyu da ben soruyorum efendim.

Mirac’daki cennetlik ve cehennemlik kimselerin kıyameti ve hesap günü ne zaman oldu? Bu böyle tekrarer devam edecek mi bizden sonra da mesela? O kıyametten sonra da devam edeceği anlamına mı geliyor? Bu miracla alakalı bu meselelerde Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bir kısım insanların cehennemde azaplarını görüyor. Bu uzun bir hadîs-i şerif. Cennetliklerin hallerini de görüyor. Tabi bunlar yaşandı mı, yaşanmadı mı, yaşanacak mı? Cenâb-ı Hak her şeye kadirdir, yaşanacak olan şeyleri de peygamberine gösterir. Bu gaybî bir ilimdir. O yüzden Cenâb-ı Hak gelecekte yaşanacak olan bir şeyi de gösterir. Geçmişte yaşanmış olan bir şeyi de gösterir. Onların kıyameti koptu mu, kopmadı mı Allâh bu noktada güç ve kudret sahibidir.

Yaşanacak olan şeyleri peygamberlerine gösterir. İkincisine gelince bir hadîs-i şerif var. O hadîs-i şerifte Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kendisinden önceki peygamberlerin peygamberlik vazifelerini değişik alemlerde devam ettiğini ve orada da sizin gibi ümmetleri var onların da diye bir hadîs-i şerif var. O yüzden normalde Âdem aleyhisselâm’dan Hz. Muhammed Mustafa’ya kadar bir rivayette 124.000 peygamber denir. Ama bunu normalde peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ağzından çıktığı için 124.000 olarak kabul edilebilir. Ama biz sonuç itibariyle bunun geniş bir çerçeve da alsak Ne kadar peygamber gelmiş, dünya kaç sefer yıkılmış, kaç sefer kurulmuş onu bilmiyoruz.

Ama velakin peygamberlerin peygamberlik vazifelerinin devam ettiğine dair hadîs-i şerif var. Ama Arabi penceresinden bakacak olursak bu meseleye peygamberlerin peygamberlikleri bitti der o. Velilik bakidir der, velilik devam eder der. Dünya üzerinde bu paralelde bu düzlemde peygamberlik vazifesi bitti. son peygamber Muhammed Mustafa’ydı. Ondan sonra gelecek olan bir peygamber yok. Ama velilik devam eder der Muhyiddin ibni Arabi. Ki haktır, ayetle sabittir velilik. O yüzden velilik son bulmaz, hadisle de sabittir. Birkaç haftadır ders yapıyoruz bu konuda. Hatta açıp okuyabilirsiniz. Kütübü Siddede Ebtal bahsini. Ebtal bahsinde bir veli vefat ettiğinde yerine yerisinin atanacağı geçeceği. Onda vefat ederse Kırtlardan vefat edince, 80’lerden 80’lerden vefat edince 120’lerden böyle velilerin devam edeceği, veliliğin de devam edeceği, kıyamete kadar eksilmeyeceğine dair Hz.


5. Bölüm

Ali efendimizin bir nakli var. O yüzden velilik tabiri caizse ebedidir. Sadece dünyaya da bağlı değildir. Çünkü Allâh’ın el veli ismi şerefi ebedidir. Öyle olunca velilik de ebedi olur. Velilik son bulmaz. Velilik son bulmayacağı için de devam eder. Şimdi diğer peygamberlerle alakalı meselede de, evet onlar değişik perdelerde, perdelerde öyle söyleyelim, peygamberliklerine devam ediyorlar. Onların da sizin ümmetiniz gibi onların da ümmetleri vardır diye hadîs-i şerif sabit. Otur, otur. Herkese selam. Efendim sizlere anlatılan hallerle alakalı buyurduğunuz, ilan edebilirsin, açık şekilde herkese söyleyebilirsin, gruba yazabilirsin şeklinde. Anlatılan hallerle alakalı, anlatıldıktan sonra bir başka kişi kalbinden, haşa minel huzur, sen kimsin de bu hali görmek kim? şeklinde ifade etse, biri kalbinden geçirse bu kul hakkı mıdır efendim?

Yok kalbinden geçirdiği için ona bir şey denmez. Çünkü hadîs-i şerifte Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri ayetle sabit bu. Çünkü kalbinizden geçenleri Allâh hesaba çekmez dedi. Önce bir âyet gerime geldi. Allâh sizi kalbinizden geçenlerden de hesaba sorar dedi. Sonra o sahâbe çok üzüldü. Sahâbe çok üzülünce o ammi âyet-i kerime daha geldi. Siz bunu fiiliyata dökmediniz müddetçe. Allâh bundan size hesaba sormaz dedi. Ama dervişler, sûfîler, ilk âyet-i kerime ölçü alırlar. Kalplerinden bir şey geçirmeme gayret ederler. Bir kimse normalde bu hali sen göremezsin, bu rüyayı sen göremezsin diye geçirse, küstahlık yapmış olur. Kendi kalbini karartır. Teşekkür ederim efendim. Efendim selamun aleyküm.

Efendim sorduğumuz sorularda, cevaplarda hep zikire çıkıyor. Ama kapıdan girerken yukarıda sizin bir sözünüz var, sûfîlik baştan sona edeptir diye. Bu noktada ben zikrullahla edep arasındaki bu ilişki sormak istiyorum da efendim. Şimdi bir kimse çokça zikrullah etmiş olsa, ama edebi olmamış olsa, o kimse zikrullahın yüzün sürmetine evet kendini kurtarabilir, ama eğer edebi yoksa, o kimsenin edebi yoksa, suyun üstünde, suyun taşın üstündeki tozu yıkadığı gibi yıkanır o. Su içine işler mi? İşlemez. Bu da onun gibi. Bir kimsenin edebi düzgün değilse, sûfîlik onun içine işlemez. Zikrullah onun kalbe oturmaz. Zikrullah kalbe oturacaksa o kimsenin edebi olması gerekir. Edep de dilden başlar. O dilin afetlerinden uzak duracak.

Küfür etmeyecek, yalan söylemeyecek, yemin etmeyecek, gıybet etmeyecek, dilin afetleri. Bir de edep farzları riayet etmek, haramlardan uzak durmaktan başlar. Bir kimsenin ağzında küfür varsa, onun da dervişlik durmaz. Bir kimse eşine, çoluğuna, çocuğuna küfür ediyorsa, hakaret ediyorsa, onun da dervişlik durmaz. O dervişlik yüzeyseldir onun. Bir kimse o yüzden normal diline hakim çıkacak. o diline hakim çıkmıyorsa, o dervişliği yüzeysellikte kalır. İçine işlemez. Hz. Mevlân Hanım Mesnevide buyurduğu gibi, senin ambarın neden dolmaz biliyor musun diyor. Senin ambarın delik de o yüzden diyor. O kimse de ambar delik. bir taraftan kazanıyor, bir taraftan harcıyor. Kazandığını komple. Bu tüccarlar olur, böyle iş insanlar olur.


6. Bölüm

Veya memur, amir neyse. O kimse kazandığını harcar. Kazandığını harcıyorsa, o müsrif insandır. O normalde kazandığını tutmuyor. O normalde bir kimseye dersin ki mesela işte, şimdi birkaç kişi onu tanır, bizden mal alıyordu. Diyordum ki bak yanlış yapıyorsun. Kazandığını harcıyorsun. Kaç kazanıyorsun? Üç kazanıyorsun. Bu beş harcıyor. Ben ona dedim işinin toparlanmasını istiyorsan, üç kazanıyorsan dedim ben, bir harcayacaksın. İkisini ayıracaksın kenara dedim. Ama o ayırma yolunu seçmiyordu. Şimdi aynı şekilde derviş de normalde beş kazanıyor, altı kaybediyor bazen. Sekiz kaybediyor, beş kazanıyor. Beş kazanıyor ve hatta beş harcıyor. Ya şu dilini tut. Ona diyorsun ki şunu böyle böyle yapma, yapıyor gene.

Böyle söyleme, söylüyor yine. Bu sefer o dervişliği ona yüzeysel kalıyor. E dervişliği yüzeysel kalınca, evet zikrullah yapıyor mu? Evet. Affoluyor mu? Evet. Ama sadece bu değil ki bizim derdimiz. Derdimiz Allâh’a yaklaşmaksa, derdimiz Cenâb-ı Hak’ın cemaline müşerref olmaksa, derdimiz hakikatin hakikatine ulaşmaksa, derdimiz Allâh’ı bilmek, Allâh’ı tanımak ise, derdimiz kalbin harekete geçmesi ise, derdimiz kalbin harekete geçerekten kalbi mutmainini hale getirmek ise, o zaman bizim davranış biçimlerimizi değiştirmemiz lazım. O zaman illa edep dememiz lazım. Edebimizi korumamız lazım. E şimdi derviş kafasında sarık var, dilinde küfür var. Ne yapacağız biz onu? Derviş buraya geldiğinde eşine giderken, ben derse gidiyorum diyor, akşam eve gidince küfür ediyor.

Neresi derviş bunun şimdi? Buraya geldiğinde ne güzel haydari, sarı, çok yakışıklı, harika. Çocuğuna küfür ediyor. Neresi derviş onun? Bir de ben burada söylüyorum değil mi şimdi? Herkes dinliyor. Eşlerinize küfür etmeyin, çocuklarınızla küfür etmeyin, sağınıza solunuza küfür etmeyin. Sen küfür edince ne oldu? Dervişlik kaldı mı? Hakaret etme. Hiç kimseye, eşine, çoluğuna, çocuğuna, arkadaşına, annene, babana, annesine, babasına hakaret ediyor. Nerede dervişlik kaldı? Âyet-i Kerime’de öf bile demeyiniz diyor. Nerede kaldı dervişlik? Sen annene, babana laf söylüyorsun, dinlemiyorsun, alay ediyorsun, kafa yapıyorsun. Ben Şeyh Efendi’nden örnek görüyorum. Ben daha yeni derviştim, daha böyle benim dizime vurdu Mustafa Efendi, ben daha Hacı Annene elimi kaldırmadım dedi.

Bir kötü söz bile söylemedim dedi, ben de içimden söz verdim, ben de aynısını yapacağım dedim. O ise bizim Bayindir’in kulturunda adamlar vurur kadınlara. Normal yani. Ben diyorum ki, daha benim ağzımdan kötü bir söz çıkmadı. Daha hiç küfür etmedim, lan bile demedim ben. Ben daha çocuklarıma lan diye hitap etmedim. Bunu kendimi meth etmek için söylemiyorum. Derviş üstadını mı öyle çalacak? Evet, buyur kardeş. Benim çocuklarım da meydanda. Saklı gizli değil. Kız erkek. Buyurun sorun, lan demişim mi? Hakaret etmişim mi? Bir tokat vurmuşum mu? Küfür etmeyi bırak, hakaret etmişim mi? Dervişlik dedin, edep. Abim burada, daha bir sefer tartışmadık, kavga etmedik biz. Burada yüzü burada işte, kendisi burada.


7. Bölüm

O benden daha sakindir, ben agresifimdir. Ben bazen derim, şunu şöyle yapma, bunu böyle yap, şöyle böyle, ara sıra. Hiç seslenmez. Dervişlik, edep. Sen burada zikrullah yaptık, cuhuşu huruşa geçtik, harika. Eşimize ne yaptık? Ertesi sabah ne yaptık? Eşimize ne yaptık? Çocuğumuza ne yaptık? Bırakın eşimizi çocuğumuza, etrafımıza ne yaptık biz? Müslüman odur ki, elinden ve dilinden, diğer insanlar bakın, diğer insanlar emindirler. Bizim elimizden ve dilimizden, yakın dairede, eşimiz, çocuklarımız, kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, annemiz, babamız emin mi? Basit. Bu senin aynan. Aynaya baktım, saç beyaz olmuş. Tamam, çok güzel. Kendini, kendi kendini gör. Eşine ne söyledin? Çocuğuna ne söyledin? Söyleme dediğim halde ne söyledin?

Yapma dediğim halde ne yaptın? Çok basit. Bu dervişlik normalde şimdi, Üstada Kur’ân Sünnet dairesinde itaattir. Kur’ân Sünnet dairesinde. Sana haram bir şey söylerse yerine getirmezsin. Ama sana Kur’ân ve Sünnet’i tebliğ ediyorsa, sen yerine getireceksin. Madem yerine getirmeyecektin, ne işin var bu meydanda? Kimse seni bal mumundan davet etmedi, zorla da getirmedi buraya. Ciddi mi bu konuda? Biz çok insan toplacağız, kalabalık olacağız da, vay bizim kalabalıklığımızdan dolayı, namımız şanımız artacak, öyle bir derdimiz yok bizim. Benim öyle bir derdim yok. Hiç olmadı bugüne kadar benim. Dervişlikse, ona yazık. Dervişin kendine yazık. Zikrullah yapacaksın, hadîs-i şerifte, İmam Muhammed hadisinde, Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, geçmiş günahlara hayra çevrilmiş olarak, kalkınız buyurdu.

Harika bir müjde. Hemen hemen her zikir halakasında, söz gelince söylemek isterim bunu. İyi canım kardeşim, biz iyi bir sûfîlik bırakacağız. Sen çocuğuna ne bırakacaksın? Biz çocuklarımıza ne bırakacağız geri? Sen mal bıraksan, 3 günde gider o malın. Sen mal bıraksan, sen 3 günde gider o malın. Sen evhan, haman bırakırsın, 3 günde biter o. 3 gün bile gitmez. Biz miras olarak sûfîlik bırakacağız çocuklarımıza. Dervişlik bırakacağız. Çünkü o bizim hayır hasenat defterimiz de kapanmayacak. E sen biz şimdi çocuklarımızı sufili miras olarak bırakamıyorsak, çocuğumuzu sufili miras olarak bırakamıyorsak, çocukumuzu sufili miras olarak bırakamıyorsak, çocukumuzu sufili miras olarak bırakamıyorsak, çocukumuzu sufili miras olarak bırakamıyorsak, çocuğumuz bizden kaçıyorsa, eşimiz bizden kaçıyorsa, bazen bayanlar diyor, o sevdiğiniz dervişleri bir de evde görün diyor.

Bir insan için, bir yer yarlasa da içine girsen, hepsi de senin kardeşin. Bir insan kardeşinin bu şeyini duymak ister mi? İstemez. İlla edep. İlla edep. İlla edep. Evet, zikrullah, ankubit âyet, ankubit de en büyük iş demiş. Eyvallâh. Ama edep de zikrin içinde. Edep zikrin dışında değil ki, edebi olmayanın zikrinin onun üzerinde bir tesiri kalmıyor. edebi olmayanın zikrinin onun üzerinde bir tesiri kalmıyor. edebi yok o kimsenin. edebi yok o kimsenin. Şu dilini tut. Derviş adam küfreder mi? Nerede görülmüş? Derviş adam eşine, çoluğuna, çocuğuna küfreder hakaret eder mi? Nerede görülmüş bu? E diyorsan buraya gelmişsin, derviş olmuşsun. Ahlakını değiştireceksin kardeş. Ahlakını değiştireceksin.


8. Bölüm

Diyeceksin ki tamam bittim senin bu eski hayatın. Diyeceksin ki tamam bittim senin bu eski hayatın. İlahi güzel dünden kalma. Neyin varsa attım sana geliyorum. Küfrü at. Önce küfrü at. Önce hakareti at. Önce hakareti at. Dünden kalma. Küfr sende dünden kalmış. Hakaret dünden kalmış. Etrafında zulmediyorsun dünden kalmış. Etrafında zulmediyorsun dünden kalmış. Eş ve çocukların senden razı mı değil dünden kalmış. Eş ve çocukların senden razı mı değil dünden kalmış. Eee? ne yapacağız şimdi? ne yapacağız şimdi? Nasıl bir dervişlik olacak? Nasıl bir dervişlik olacak? Kadın erkek değişmiyor bir şey. Kadın erkek değişmiyor bir şey. Kadınlar da kocalarına tabi olmuyor. Onlarda da dil bir kürek gibi.

Bir karış. Değil bir kürek gibi. Ne anladık biz bu işten? Ne anladık biz bu işten? Oysa o edebiyle, zikrullahıyla, Oysa o edebiyle, zikrullahıyla, Zikrullahıyla, farzlara tabi olmasıyla, haramlardan uzak durmasıyla, şataattan, şatafattan, gösterişten, israftan, bunlardan uzak durmasıyla, dervişlik yapacak. Örnek olacak. Ama önce babaları örnek olacak. Önce babadır. Örnek babadır evde. Evin reisi madem ki Cenâb-ı Hak erkek demiş, erkek evin reisi ise önce babadır. Önce baba kendini değiştirecek. Önce koca kendisini değiştirecek. Ben bazen arkadaşları diyorum, oğlunuz nerede? Oğlun seninle beraber, senin hak olarak gördüğün yere gelmiyorsa, sende kusur var. Hata senin. Anne baba derviş, kız seninle dergaha gelmiyorsa, hata senin.

Anne babanın. Anne baba derviş, çocuk, dergaha gelmiyor, dergaha soğuk, veyahut da gelmek istemiyor. o nefsine uyuyor. Sen nasıl tebliğ ettin evde, nasıl konuştun, nasıl söyledin, nasıl anlattın? Sen dikkat ettin mi? Edep. Adem’den itibaren edep. Adem’den itibaren edep. Adem’den itibaren edep. Adem’den itibaren edep. Adem’den itibaren. O geçmiş peygamberlerin sözüdür. Hazreti Peygamber diyor ya, utanmıyorsan ne yapacaksan yap diye. Şimdi insanlarda o utanma da yok. Sakın birisine söylemeyin. Utanmıyorsan ne işleyeceksen, sözünü. Çünkü utanma duygusu yok insanlarda şu anda. Ama dervişler öyle olmaması lazım. normalde gerçekten dervişler bu noktada ahlakın numarası, ahlakın numarası, bu noktada ahlakın numanesi olması lazım. bir evde bir tane derviş, bütün evin derviş olmasına sebep olur.

Ama dervişse o. Derviş diyoruz ama edeble alakalı sıkıntı var. Allâh muhafaza eylesin. Üçü ihlas, bir Fatiha, şerife. Âmîn. Ya Rabbi. Ya Rabbi. Ya Rabbi. Âmîn. Üç ihlas, bir Fatiha, şerife. değil, hayır yok. Yâ Rabbi, yâ Rabbi, yâ Rabbi, Âmin. Ya Rab’bi, hasıl olan sevabı, geçmiş üstatlarımızdan Abdurrahîm-i Tantavi, Abdurrahîm-i Nişavi, El-Hâc, El-Hâfiz Ebu Beki Sıddîki Çorumi, Hacı Alaîdar Efendi, El-Hâd Çorunu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi’nin Kaçuni dergahının, Kabahatçı dergahının ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına. Ya Rabbi bilhassa üstadımız Bayandırlı Hacı Mustafa Özba, beyefendi hazretlerinin ruhaniyetlerine, cep ve dadalarının ruhaniyetlerine, yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed’in ruhaniyetlerine.

Turu kaliyeden, akraba ve tahlikatlarımızdan geçenlerin ruhlarında hediye edik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Ey zatlarının himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik. Eyleme ya Rabbi. Âmîn. Ve selamun alel mürselin. Ve alihim velhamdülillahi Rabbil alemin. Eğudu billahi minel şeytanirracim. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Lâ ilâhe illâllah. Hak Muhammed’in resulü Allahcım. Ya Nebiyay vel Mursalik vel hamdülillahi Cirab-ül Adem. el-Fâtiha. Mâ Selavat. Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammedin ve ala alimuhammed. Âmîn. Âmîn.


Bibliyografya — Zikredilen Kaynaklar

  • Kur’ân-ı Kerîm: Nur, Muhammed, Fâtiha, Fatiha sûrelerinden referanslar; geçen âyet-i kerîmelerin tefsîr ve siyâkı sohbet içinde tafsîlâtlı işlenmiştir.
  • Tasavvufî Istılâh: şeyh, derviş, sûfî, sufi, zikrullah, halaka, şeytan, cin, ruh, kalb, sır, âyet, ayet, hadîs, hadis kavramları ve bu kavramların kalbî-zâhirî tecellîyâtı.
  • Silsile-i Meşâyih (Mustafa Özbağ Efendi’nin yolu): Hacı Ebû Bekr Baba → Çorumlu Mustafa Anaç Efendi → Nevşehirli Hacı Abdullâh Gürbüz Efendi → Mustafa Özbağ Efendi
  • Hadîs-i Şerîfler: Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim, Sünen-i Ebû Dâvûd, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Nesâî, Sünen-i İbn-i Mâce ve Müsned-i Ahmed bin Hanbel’den iktibâslar.

Sohbetin Tasnîfi ve Bağlamı

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin 704. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri başlıklı sohbetinin tam transkriptinin Karabaş Tekkesi düzeltme ve telîf standartlarına göre hazırlanmış uzun-format hâlidir. Sohbette geçen âyet, hadîs, pîr menkıbeleri ve tasavvufî ıstılâhlar yukarıda zikredilmiş olup, sohbetin esas metni paragraflar boyunca tafsîlâtlı sûrette serpiştirilerek aktarılmıştır.


Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — 704. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri | Video: YouTube | Seri: Dergâh Sohbetleri Serisi

Diğer sohbetler: Dergâh Sohbetleri Serisi

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Zikir, Kalb, Sünnet, Şeyh, Silsile, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı