1. 8. Uluslararası Şeb-i Arûs Töreni Açılışı: Halit Kuşku’nun Hoşgeldin Konuşması — “Allah’a Yakınlık Ölümle Dostlukça”
Sayın Bakanım, Sayın Bakanvekilim, Kültür Bakan Vekilim, Sayın Kaymakamım, Sayın Kolordu Komutanım Sayın Milletvekillerim, değerli Balkanlardan gelen misafirler, Sayın Alan Başkanım, Sayın Rektör Hocam ve değerli misafirler ve Balkanlardan yukarıda bayraklarınızı görmüş olduğunuz ülkelerden on bir farklı ülkeden buraya teşrif eden değerli gönül dostları hepiniz sekizinci uluslararası Hazreti Mevlânâ’yı anma etkinlikleri olan Şebi Aruz törenlerine hoş geldiniz.
Değerli misafirler, değerli konuklar, değerli Hazreti Mevlânâ’ya gönül verenler. Siz bugün Japonya’dan Londra’ya, İngiltere’ye kadar Asya Av Asya Avrupa Afrika’da Güney Afrika’ya kadar Amerika kıtasını Ural Altay bölgesini veya dünyanın hangi bölgesine giderseniz gidin ve oradaki bütün düşünceleri, fikirleri, felsefeleri, inanışları inceleyin. Hiçbir zaman karşılaşamayacağınız bir kavram vardır. Bu kavram ölümle dost, ölümle barışık olmak. Hatta öldüğümde üzülmeyin, ağlamayın.
Benim ölümümü düğün ilan edin diyen bir fikre, bir felsefeye, bir düşünceye ve bir inanışa rastlayamazsınız. Hazreti Mevlânâ’yı diğerlerinden ayıran diğer düşüncelerden ayıran şey onun Allah’a aşıklığının yanında ona kavuşma yolu olan kademesi olan, perdesi olan, ölüme olan muhabbetidir. Bir gün Yahudiler gelir der ki Peygamber efendimize Sen değilsin, biziz hakkın elçisi ve Allah’a daha yakın olanlar. Allahu Teala ayeti kerime indirir.
Ey Muhammed de ki eğer Allah’a yakın olduğunu iddia ediyorlarsa hadi ölüme arzu etseler ya değerli misafirler Allah’a yakınlık kalbinizdeki ölüme olan yakınlıkla doğru orantılıdır. Bir kimse ölümden korkuyor ve ölüme uzaksa o Allah’a da uzaktır. Hazreti Mevlânâ Allah’a öyle bir aşık, öyle bir sevgiliydi ki ölümünden yedi yüz kırk altı sene sonra burada onun ölümünü anıyoruz. Siz hiç ölüm andınız mı? Sevdiğiniz ölse yedisinde yas tutarsınız. Kırkında yas tutarsınız.
Elli ikisinde pilav dağıtırsınız. Ağlarsınız, üzülürsünüz. Ama Hazreti Mevlânâ’yı kutluyorsunuz. bizi diğerlerinden ayıran Mevlânâ’yı, Yunus’u, Hacı Bektaş’ı, Anadolu’yu ve Anadolu kültürünü ayıran, Erenler kültürü dediğimiz oradaki Balkanlar’da bulunan bütün çiçekleri buraya getiren sevgi bu. Bosna’yı, Sancağı, Arnavutlu, Bulgaristan’ı, Kosova’yı, Makedonya’yı, Sudan’ı, Yunanistan’daki değerli dostlarımızı buraya getiren sevgi bu.
Biz sadece burada değil ölümümüzden sonra ahirette de burada toplanacağımıza inanan o değerli gönül elçileriyiz. Değerli misafirler, ülkemiz en son Libya’yla bir anlaşma yaptı. Devletimiz çalışıyor, milletimiz çalışıyor, o gördüğünüz ay yıldızlı bayrak inmesin diye mücadele ediyoruz. Mücadelemiz o bayrağın daha ileriye ve ufka doğru ilerlemesidir.
Bu mihvalde devletimiz en üstten çalışırken biz de Hazreti Mevlânâ’nın Yunus Emre’nin Hacı Bektaş’ın gittiği yoldan alttan gidiyoruz, tabandan gidiyoruz, en dipten gidiyoruz, gönüller üzerinden gidiyoruz, sevginin üstünden gidiyoruz, muhabbetin üstünden gidiyoruz, Allah’a olan sevginin üstünden gidiyoruz. bizi burada toplayan tek ve yegâne şey Allah’a ve ölümü olan muhabbetimizdir. Ki Hazreti Mevlânâ’nın şebe aruzu da bu anlama gelir.
O yüzden hepiniz Tasavvuf Vakfımızın ve Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Tasavvuf Topluluğunun düzenlemiş olduğu sekizinci uluslararası şebe arus törenlerine hoş geldiniz. Şerefler verdiniz. Ankara’dan bizler için kırmayarak Sayın Kültür Bakanımızın vekal vekili olarak gelen hepinizin yakından tanıdığı ve tanıyacağı değerli gönül dostumuz Ömer Faruk Belivanlı beyefendiyi günün anlam memahiyetini belirten konuşmasını yapmak üzere huzurlarınıza takdir ediyorum.
2. Kültür Bakan Vekili Ömer Faruk Berivanlı’nın Konuşması: Mevlânâ’nın Sönmeyen Muhabbet ve Merhamet Işığı
Sayın kaymakamım, sayın komutanım Muhterem Çanakkale Alan Başkanım Hazreti Mevlânâ dostları yedi yüz kırk altıncı vuslat yıl dönümünde Hazreti Mevlânâ’nın yedi yüz elli sene önceden bu güne hala sönmeyen muhabbet ışığı ile merhamet ışığı ile rahmet ışığı ile buraya toplanmış tüm kardeşlerimi saygıyla muhabbet ile selamlıyorum.
Bu programda emeği geçen başta Halit Hocamız olmak üzere tüm yetkililere bu muhabbet ikliminde bu güzel insanları bir araya getirdikleri için sonsuz teşekkürlerimi şükranlarımı arz ediyorum. Görüyorum Arnavutluk’tan, Bosna, Hercsek’ten, Bulgaristan’dan, evladı Fatih Han’dan ve ümmet bilinciyle bu ümmetin sancağını bir araya getirip burada dünyanın en büyük mevlevanesi Gelibolu Mevlevanesi’nde aşk eri Hazreti Mevlânâ’yı anmak için bir araya gelen gönül dostları iyi ki geldiniz.
Muhabbet’e hoş geldiniz. Sadaya hoş geldiniz. Selam’a hoş geldiniz. Vefaya hoş geldiniz. Kula vefası olmayanın hakka vefası olmuyor, olmaz buyuruyor Hazreti Mevlânâ. Bugün vefa vakti vefaya hoş geldiniz. Hazreti Mevlânâ’nın muhabbetine, Hazreti Mevlânâ’nın gel emriyle buraya geldiniz, hepimize selamlarımızı, muhabbetlerimizi sunuyoruz.
Buraya az önce görüştüğümüz kardeşlerimiz maalesef Serebrenisa’da müminler Müslümanlar katledilirken bakan sadece seyreden kimselere yine biz buradan muhabbetle İslam’ın muhabbet ışığı ile, merhamet ışığı ile biz böyle yapmayız. Biz muhabbet ve merhamet peygamberi rahmet peygamberinin ümmetiyiz el hamdülillah diyerek buradayız. Hepinize buraya teşriflerinizden dolayı sonsuz tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.
Yedi yüz kırk altıncı vuslat gündürümünde Hazreti Mevlânâ ki aşk eridir o, muhabbet eridir o, mana eridir o. Yedi yüz elli sene önceden bugüne hala muhabbetini, aşkını ışığını, divanı kebiriyle, mesnevisiyle, fiih-i mafiyle, mecalisi sebazıyla, mektubatıyla nakşetmektedir gönüllere. Nakşetmektedir muhabbet ehline. Iyi ki Hazreti Mevlânâ’mız var. Iyi ki Tapduk Emre’miz var. Ne mutlu ki Yunus Emre’miz var. Ne mutlu ki bu toprağın erenleri evliliği evliyaları var.
El hamdülillah ki mana ile buradayız. Hepinize bakanlığımız adına burada bulunmaktan mutluluğumu belirterek saygılarımı, muhabbetlerimi arz ediyor. Tekrar emeği geçenlere saygılar sunuyorum. Allah’a emanet olun. Feyziniz daim aşkınız kaim olsun efendim. Sayın Kültür Bakan Vekilimiz Ömer Faruk Beribanlı beyefendiye huzurlarınızla teşekkür ediyorum. Bu anlam dolu, bu mana dolu konuşmayı bizlere sunduğu için. Değerli misafirler, Balkanlarımızdan gelen konuklarımız çok.
Şöyle bir değerli bakarsanız Kosova’dan Bulgaristan’dan Bosna Ersek, Arnavutluk, Karabağ, Makadonya, Yunanistan, Sudan, bakın Sudan’dan temsilcimiz var. Hepsi birer çiçek, hepsi birer gönül dostu. Hepsi bulundukları belgelerde gönülleri fethetmiş insanlar. Dernekler kurumuşlar, dergahlar kurumuşlar, gönülleri fethetmişler. Milyonlara hitap ediyorlar. Bugün burada beraber sizinleler. Akademisyenler, dostlarımız, değerli kültür elçileri siz şimdi burada kendi eline tanışın diye getirdik.
Programdan sonra tanışın, iletişim bilgilerini alın. Bağlarınızı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ışığı altında birleştirin. Çünkü bu bağlara, bu sevgi bağlarına çok ihtiyacımız var. Şimdi hepsi değerli bir çiçek ama aralarından yine bizden biri Karadağ Diyanet İşleri Başkanı değerli Rıfat Feyzic beyefendi, günün anlamını, manasını bizlerle paylaşması için huzurlarınızı arz ediyorum.
3. Karadağ Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Feyziç’in Konuşması: Çanakkale Ruhu’ndan 15 Temmuz’a — “Bu Ruhu Koruyun”
Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillah Rabbil Alamin ve salatü ve selamü ala Seyyidina ve Nebiyina Muhammedin ve alihi ve sahibi Yecme’nin. Değerli protokol sevgili kardeşlerim hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlamak istiyorum. Ilk önce Türkçe benim ana dilim değil onun için konuşurken hatta yapabilirim. Önceden özür diliyorum. Ama bilin ki her ne kadar Türkçe benim ana dilim olmasa da Türkçe benim gönül dilim.
Ben sarık ve cübbemi getirmedim ama size olan saygıdan ve sevgiden dolayı bu güzel Mevlevi Sarık ve Cübey bugün huzurumuzda böyle çıktı. Şimdi Biz aynı bir kültürün toprakları topraklarız. Çin sepetlerinden Adriyatiye kadar diyorlar ya. ben Adriyatik’ten geliyorum. Karada Adriyatiye çıkan bir devlet tam oradan geliyorum. Ecdat buradan gitti. Dünyanın her yerinde İslam’ı hoşgörü adaleti insan hakkı insan hakları götürdü.
biz evladı Fatih Han olarak şu anda burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde kendimiz anavatanımızda çok sağlam bir yerde sevdiğimiz saygı duyduğumuz bir devlette şu anda bulunuyoruz. Değerli kardeşlerim Çanakkale Savaşı bin dokuz yüz on beş yılında oldu. Osmanlı Devleti Balkanlardan üç yıl önce çekildi.
Ama her ne kadar orada başka devletler oluştursa da Çanakkale binlerce boşnak binlerce Arnavut binlerce Müslüman başka ülkeden buraya gelip burada savaştılar, burada şehit oldular, burada gazi oldular. Beraber bu devleti korudular. Bugün bir müzeyi ziyaret ettik. Oradaki belgeleri belgeseli izlerken şu andaki Türkiye’yi düşünüyorum. Orada bir İngiliz komutan diyor ki insanın ruhunu yenemezsiniz. O zaman ki buradaki insanların ruhunu yenemediler.
Oradaki Türk komutanlarının taktikleri kahramanlığı gördüm bugün. Aklımda şu andaki Türkiye geliyor. o komutanlardan bahsedilirken aklıma burada mevcut olan Aksakallı Paşa’ya aklıma geldi. Oradaki Mustafa Kemal’i anlatırken bugünkü Cumhurbaşkan Recep Tayyip Erdoğan aklıma geldi. O ruh demek ki hala yaşıyor. O ruh Çanakkale Ruhu on beş Temmuz’da yaşadığını ispat etti. Değerli kardeşlerim bu ruhu koruyun. Güveni koruyun.
Ruhu ve güveni koruduktan sonra Allah’ın yardımıyla size hiç kimse hiçbir güç size bir şey yapamaz. Ama ruhu koruyun. yine bugün bütün dünyadan Müslümanlara karşı burada savaşmaya geldiler bin dokuz yüz on beş yılında burada Çanakkale’de. Bütün dünya on beş Temmuz’da yine bütün dünya değil miydi burada? PKK, PYD, Persilvanya, FETTO, METTO herkes buradaydı ama ruh vardı burada, güven vardı. Ben son olarak size söylemek istiyorum. Bu ruhu koruyun. Çünkü bu ruh size lazım.
Bu önemli topraklar, bu önemli devlet, bu önemli cumhuriyet. Siz sadece kendiniz için önemli değilsiniz. Bizim için de önemlisiniz. Bütün Müslümanlar için önemlisiniz ve bu dünyadaki adalet için önemlisiniz. Allah sizi muhafaza etsin. Allah bu devleti korusun. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun. Sayın Karadağ Diyanet İşleri Başkanımıza bu anlam ve mana dolu konuşmasından ötürü sonsuz şükran saygı ve sevgilerimizi sonuyoruz. Iyi ki varsınız.
Bütün gönül dostlarımız, iyi ki varsınız.
4. Şehzâde Bâlî’nin Vasiyeti “Osman, İnsanı Yaşat Ki Devlet Yaşasın”: 130 Aydır Durmayan Bir Hizmetin Şuuru
Değerli misafirler, bizi başkanımızın da dediği geçen gün rektör hocamız bir konuşma yaptı üniversitede. Ben bunu kayıttan dinledim. Herkese de tavsiye ederim dinlemesine. Sabahattin Zahim Hoca’yla ilgili. Değerli misafirler, bizi bizden ayıran ve bizi başkalarından ayıran bir sebep var. Bu sebep şu. Başka topraklar, başka düşünceler ve başka fikirler derler ki devlet yaşasın, topluluk yaşasın, kurallar yaşasın, onların içinde insan yaşasın. Onlar der ki devlet yaşarsa insan yaşar.
Bizde bu farklıdır. Bizde yatırım, gönledir, insanadır. Ne dedi Şehed-e Bale? Oğlum Osman, insanı yaşat ki devlet yaşasın. Biz insanı ve gönülleri yaşatmak için bu topluluğun bu bayrağın altında toplandık. Birbirimize gönül verdik. Sevgimizi ve sevdamızı verdik. Tasavvuf Vakfı burada tam yüz otuz aydır her ay program yapıyor ve her ay şu gördüğünüz gibi üç bin kişi var burada. E müteala etmeyin. Bazen iki bin kişi var. Bazen bin beş yüz kişi var. Ama yine böyle fullolu.
Bu insanları buraya toplayan yüz otuz aydır nedir? Sayın kaymakamımız, sayın paşamız hepsi canı gönülden destek veriyorlar. Biz demiyoruz ki biz varsak burası var. Hayır devletimiz varsa bu ay yıldızlı bayrak varsa biz de buradayız. Biz onun sancağının onun gölgesinin altında mutluyuz ve onun gölgesinin altında gönüllerimizi bir araya getirdik. Tasavvuf Vakfı olarak Gelibolu Mevlevi Hanesi’nin misyonunu, ruhunu, kalbini ve şuurunu ayağa kaldırdık.
Değerli misafirler isteriz ki bundan sonra da burada bizim çocuklarımız, torunlarımız da burayı bu mana merkezini devam ettirsinler. Ve bu mirası önce değerli büyüklerime sonra sizlere emanet ediyoruz. Allah’a emanet önce Allah’a sonra sizlere emanet ediyoruz. Hepinize bugüne katıldığınız için tekrar tekrar teşekkür ediyoruz. Değerli misafirlerimiz şimdi Hazreti Mevlânâ’nın Sema Zikri Şerifini izleyeceğiz. Sema Zikri Şerifinde alkış olmaz. Dua ve kalpten Allah’ı ve yüce yaratanı anış vardı.
Şimdi Tasavvuf Vakfımızın icra etmiş olduğu Sema Zikri Şerifini izleyeceğiz. Ama öncesinde öncesinde değerli büyüklerimize kıymetli üstadımız Sayın Mustafa Özbağ Beyefendi tarafından günün anlam ve mahiyetine binaen ufak bir hediye takdim edilecektir. Huzurlarınıza Sayın Mustafa Özbağ Beyefendi’yi Tasavvuf Veyyeti mütevelli başkanını takdim ediyorum. Sayın Kültür
5. Çam Sakızı Çoban Armağanı: Hediye Takdîmleri, Balkanlar’dan Misafirler ve Profesör-Milletvekili Kafilesi
Bakanı Vekilimiz Ömer Faruk Berivanlı Beyefendi’yi hediyelerini almak üzere huzurlarınızı arz ediyorum. Hoş geldiniz. Allah razı olsun. Siz değilsiniz inşallah. Hoş geldiniz. Şeref verdiniz. Allah razı olsun. Eyvah. Kültür Bakanlığını temsilen Sayın Ömer Faruk Berivanlı hediyesini almışlardır. Kendilerine teşekkür ediyoruz Tasavvuf Vakfımız olarak. Çam sakızı çobanı alın. Allah razı olsun. Teşekkür ederiz. Ayaklarınızı sağlık alın ki bir selam inşallah.
Sayın Kol Ordu Komutanımız Zekai Ak Sakallı Gazi Paşa’mızı huzurlarınıza takdim ediyorum. Bekle. Dostluğumuz ebedi olsun inşallah. Ben teşekkür ederim. Teşekkür ederiz Sayın Komutanım. Allah razı olsun. Sağ olun inşallah. Bu çam sakızı çobanı armağana. Teşekkür ederiz. Allah razı olsun. Sayın Rektörümüz Profesör Doktor Sedat Murat Hocamızın huzurlarınızı arz ediyorum. Efendim bugün tanıştık çok memnun oldum. Çok teşekkür ederiz. Ayaklarınızıza sağlık, yüreğiniz sağlık, gönlünüze sağlık.
Çok teşekkür ederim. Sayın önceki dönem Tarım Bakan Yardımcımız ve Çanakkale Üç Dönem Milletvekili’ni yapan Çam Sakızı Çobanı Sayın Mehmet Danişi huzurlarınızı arz ediyorum. Biraz derviş ermanı oluyor küçük. Elhamdülillah. Teşekkür ederim. Hayırlı akşamlar. Sayın Bakanım bir tanıştığınıza bir de tanışmadığınıza pişman olacağınız vakit hoş geldiniz. Allah razı olsun. Sayın Bakanım’la buranın ilk başlangıcından itibaren bir birlikteliğimiz var.
Sayın Bakanım burada Gelibolu Mevlaniyesinden bizim hizmet etmemiz için çok gayret sarf etti. Tabiri caizse bizimle beraber koşuşturdu. Huzurlarınızda tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Bizi hiçbir programımızda hiçbir etkinliğimizde yalnız bırakmadı. Bir de biz Sayın Bakanım’la haç arkadaşıyız . Iki bin on dört. Iki bin on dört. Evet.
Sayın Bakan kadar yine övgüye layık olan Çanakkale şehitleri üzerinde çok mukaddes bir görev icra eden Sayın Alan Başkanımız önceki dönem Çanakkale Vekili ve bu programın yapılmasında da büyük emekleri olan değerli gönül dostu biraz Bektaş Şili’ye gönül verir ama İsmail Kaşdemir beyefendiyi de huzurlarınıza takdim ediyorum. Alan Başkanımızla da samimiyetimiz dostluğumuz eski yıllara dayanıyor. Hoş geldiniz. Sağ olun. Allah razı olsun.
Tabii bizim buradaki en önemli etkinliklerimizden birisi malum şehitliğe gittiğimiz şehide Sema etkinliğimiz. Ilk başlangıçta Alan Başkanımız vardı. Hala da bizimle beraber o yolda yürüyor. Kendilerine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Dostluğumuzun ebedi olmasını istiyoruz. Nerede adı geçse o iyi bir adamdır sıfatıyla sıfatlanan hiç kimsenin olumsuz görmediği Sayın değerli Gelibolu Kayı Makamımız Gönül İnsanı Hakan Kılınçkaya’yı teşekkür ederim. Allah razı olsun inşallah. Allah razı olsun.
Hoş geldiniz. Herkesin iyi adamı diye bahsetti. Benim de çok iyi adam dediğim Sayın kayınkamımız hoş geldiniz. Bizi hiç yalnız bırakmaz. Buradaki programlarımıza gelir. Bize destek verir. Bizi ümit etmemizi sağlar. Kendilerine ayrı yeten teşekkür ediyorum. Allah sizden de razı olsun. Değerli dostlar. Dakiktir kendisi. Her zaman böyle dakikliğinde hatta herkesten önce gelir. Bugün de Mevlevi Hane’ye ben iyi ki biraz önce gelmişim. Hemen benim ağrımdan geldi. Çok teşekkür ediyorum.
Titizliğinizden dolayı. Değerli dostlar. Cam sakızı çoban armağanı. Estağfurullah. Allah razı olsun. Allah razı olsun inşallah. Balkanların bir sadık Ahmet’i vardı hatırlarsınız. Vefat etti. Şehil oldu bizim inancımıza göre. Şimdi yok ama yerine çok güzel bir vekili var. Biz Balkanların ona ikinci sadık Ahmet ediyoruz. Üç dönem Gümülcine millet rodop millet vekilliği yapmış. Ayrıca Gümülcine valiliği yapmış. Değerli gönül dostumuz Ahmet abimiz Ahmet Acı Osman. Huzurlarımızı arz ediyorum.
Hemşerimsin ben Gümülcineliyim. Hoş geldin. Hoş geldiniz efendim. Sağ olun. Benim babam Gümülcine doğumlu. Dedem zaten o. Gümülcine’ye ben daha önce bizim ekibi gönderdim. Öyle mi? Tabii oraya geldiler Ramazan’da evet. Ben de geleceğim inşallah. Oturacağım oraya köye kalkmayacağım oradan. İnşallah. Hoş geldiniz. Hürmetler ederiz. Saygılarsınlar olsun. Daim olmasını isteriz. Inşallah. Teşekkür ederiz. Değerli misafirler, dünyada Çamşakız’ın çoban arı var. Eğitim camiası vardır.
Bu dünyada bulunan bütün eğitim araştırmaları birliği diye bir derneğimiz var. Tüm dünyada bulunan eğitim araştırmaları birliğinin başkanlığına seçilen profesör doktor Sayın Mustafa Yunus Er Yaman hocamı takdim ediyorum. Biz Yunus Hocam’la ayda bir sefer Aristo’dan girip Dekart’tan çıkıyoruz. Farabi’den girip Aravi’den çıkıyoruz. Eee üniversitenin bünyesinde bulunan Mevlânâ Kültür Merkezi’nde Muhyiddin İbni Arabi’nin Fusus Şerhi’nin sebebi müsebbibi oldu Yunus Hocam.
Biz böyle Aravi’den konuşurken konuşurken ya Arabi’den burada dediğim bir gece yapalım ayda bir seferde olsa cahil cesaretle olur kendi nefsim için söylüyorum. Fusus okumaya başladık. Bir hayli de ilerledik. Ama bu şey baruz programları için bir ara verdik. Inşallah birinci aydan itibaren veya en geç ikinci aydan itibaren tekrar orada Fusus sohbetlerine başlayacağız. Hocamın bu sene başkan seçildi. Eğitim araştırmaları dünyaca. O yüzden hocam çok yoğun.
Bize vaktini ayırdığı için teşekkür ediyoruz. Çanakkale adına değerli bir bilim adamı. Ben teşekkür ederim hocam. Saygılarsınlarım. Hayırlı akşamlar. Buraya Yıldız Teknik Üniversitesi’nden teşrif eden üniversite arası Bilim ve Akademisyenler Derneği Ünlerim Başkanı Yıldız Teknik Üniversitesi’li profesör doktor Muhammet Kurulay hocamızı takdim ediyorum. Muhammet hocamla geçen programda tanışmıştık. Çok teşekkür ederim. Inşallah devam ederiz burada sohbetlerimize muhabbetlerimize inşallah.
Çok teşekkür ederim. Teşrif ettiniz. Bizim Halit hocamız sürprizleri seviyor hocam. Sufiler hep hayrette kalmak istiyorlar ya. O yüzden sürpriz insanlar sufiler. Teşekkür ederim hocam. Saygılarsınlarım. Hürmetler ederim. Tamam. Teşekkür ederim. Değerli misafirler.
6. Selahattin Zerkûbî’nin Dükkanında Doğan Sema: Kâ’be’nin Çevresinden Sema Zikr-i Şerîf’e Ka’ňsa Mesajları
Malum Hazreti Mevlânâ bir gün Selahattin Zerkubi’nin dükkanının önünde yürürken Örs ve çekiş seslerine Allah Allah Allah diyerek semaya başlar. Semazene üstten bakarsanız Kabe’nin çevresine de üstten bakarsanız semanın ne olduğunu iyi anlarsınız. Sema Allah’a yakarış, yalvarış ve bir kavuşma biçimidir. Şu tepedeki Hazreti Mevlânâ’nın Sema Nedir Bilir misin isimli şiirini vakit olsaydı da sizinle paylaşsaydım.
Fakat şimdi Tasavvuf Vakfı ve Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi’nin oluşturmuş olduğu bir Sema Zikri şerifini izleyeceksiniz. Hazreti Mevlânâ talebelerine sohbet ettiğinde bazıları kendinden geçer, Allah diyerek Sema etmeye başlardı. Sohbette doğaçlama oluşurdu bu. bu Hazreti Mevlânâ ritüeliyle oluşturulmuş Tasavvuf Vakfı’nın Sema Zikri Şerifi törenlerini uluslararası şehr-i arız törenleri kapsamında arz ediyorum. Hayırlı ve güzel seyirler.
Program sonunda konuklarımızın protokolümüzle hediyeleşmeleri ve fotoğraflaşmaları olacaktır. Hepinize iyi seyirler. Özür dilerim. Mesajlar mesajlar kısmını okuyorum hemen.
Biz burada çalışmalarımızı yaptığımızda hem Kültür Bakanlığımızda hem de Ankara’da hem de Çanakkale’de bizlere yoğun destek veren hatta Mevlevi Hanenin tanıtım videosunu hazırlayıp üzerine de adını yazıp gönderen ve buraya sizleri davet eden Sayın AK Parti Grup Başkan Vekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın mesajını okuyorum. Alkışlayabilirsiniz.
Türk İslam Şair ve Mutasavvuf’u Hazreti Mevlânâ’nın yedi yüz kırkı altıncı vuslat yıl dönümü anma törenlerine meclisteki bütçe görüşmeleri nedeniyle katılamamanın üzüntüsü içerisindeyim. Yaşamı, fikirleri ve hoşgörüyü temel alan felsefesiyle insanlığa sevgiyi aşılayan Hazreti Mevlânâ’a yüzyıllardır hepimize örnek olan çok kıymetli bir şahsiyettir. Dünyanın en büyük Mevlevi Hanesi olan Gelibolu Mevlevi Hanemizde bu güzel nadide Şebaruz programının hazırlanması bizim için çok ayrı bir gururdur.
Emiye geçen herkese ayrı ayrı tebrik ediyor. Tüm misafirlerimize en kalbi selam ve saygılarımı sunuyorum. Avukat Bülent Turan, Çanakkale Milletvekili Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Meclisteki görüşmeler nedeniyle bütçe görüşmeleri nedeniyle Hazreti Mevlânâ’nın bu ulus sekizinci uluslar arası Şebih Arus törenlerine katılamıyorum. Oradaki gönül dostlarına tüm sevgi ve saygılarımı selamlarımı gönderiyorum.
Jülide İskenderoğlu, Çanakkale AK Parti Milletvekili Değerli pro konuklar huzurlarınızda Tasavvuf Vakfı Sema Zikrişerif
Kaynakça ve Referanslar
- Şeb-i Arûs 17 Aralık 1273 — Hazreti Mevlânâ’nın vuslatı: Sultan Veled, İbtidâ-nâme; Sipehsâlâr, Risâle; Eflâkî, Menâkıbü’l-Ârifîn
- “Eğer Allah’a yakın olduklarını iddia ediyorlarsa ölümü temenni etsinler” âyeti: Cum’a 62/6-7; Bakara 2/94-95
- Hazreti Mevlânâ’nın ölüm felsefesi ve vuslat: Dîvân-ı Kebîr (“Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde arama / Mezarımız âriflerin gönüllerindedir”); Mesnevî-i Şerîf VI. Cilt (ölümün düğün olarak görülmesi)
- Şehzâde Bâlî (Osman Gazi’ye atfedilen nasihat) — “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”: Şeyh Edebâli vasiyetine atfedilen — kaynak tartışmalı; Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi; Aşıkpaşazâde, Tevârîh-i Âl-i Osmân
- Gelibolu Mevlevîhânesi tarihi ve uyandırılışı: Barihüda Tanrıkorur, Türkiye Mevlevîhanelerinin Mimari Özellikleri; Sezai Küçük, Mevlevîliğin Son Yüzyılı
- Çanakkale Savaşları’nda Balkanlardan gelen Müslüman gönüllüler (Boşnak, Arnavut, Çerkez): Cemal Akbay, Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi: Çanakkale Cephesi; Kâzım Karabekir, Çanakkale Ruhu
- 15 Temmuz 2016 darbe girişiminde halkın direnişi: TBMM, 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Raporu (2017); İbrahim Kalın, Akıl ve Erdem
- Srebrenica (Srebrenitsa) soykırımı — 1995: BM Genel Kurul Raporu A/54/549 (1999); Uluslararası Adalet Divanı, Bosnia and Herzegovina v. Serbia and Montenegro (2007)
- Sadık Ahmet ve Batı Trakya Türkleri: Halil Mustafa, Batı Trakya Türklerinin Siyasal Tarihi; T.C. Dışişleri Bakanlığı, Batı Trakya Belgeseli
- Selahaddin-i Zerkûbî’nin dükkanında Mevlânâ’nın sema etmesi: Eflâkî, Menâkıbü’l-Ârifîn; Sultan Veled, İbtidâ-nâme; Franklin D. Lewis, Rumi: Past and Present, East and West
- Ka’be çevresinde tavaf ve sema bağlantısı (üstten bakış benzetmesi): Bakara 2/125-127; Hac 22/26-29; Annemarie Schimmel, Tasavvufun Boyutları
- Mevlânâ’nın “Sema Nedir Bilir Misin” mısraları: Dîvân-ı Kebîr Gazeller; Şefik Can, Konularına Göre Açıklamalı Mesnevi Tercümesi
- Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’nin Fusûsü’l-Hikem‘i ve akademik şerh geleneği: Ahmed Avni Konuk, Fusûsü’l-Hikem Tercüme ve Şerhi; Ekrem Demirli, Sadreddin Konevî’de Bilgi ve Varlık