1. Bölüm
Aleyküm selâm. Hayırlı eylesin. Âmîn. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Âmîn. Hayrınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Âmîn. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i Hakk’ı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Âmîn. Hakk’ı hak bilip hakçaya yaşayan, Hakk’ı savunan, batılı batıl bilip batılı karşı cihâd eden kullarından eylesin. Âmîn. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i küffara karşı bir ve beraber eylesin. Âmîn. İsrail’i mahvup erişan eylesin. Âmîn. Doğu Türkistan’a özgürlük nasip eylesin. Âmîn. Nerede ümmet-i Muhammed’e zulmeden adaletsiz davranan, haksız davranan var ise hepsinde kahrı perişan eylesin. Âmîn. Ejmeyin. Birkaç soru var. Ondan sonra inşâallah bu akşamki dersimize başlayacağız.
Hâlâki zikirde haydârili, sarıklı zikir yapmakla haydârilsiz, sarıksız zikir yapmak arasında nasıl bir fark olur? Sarık sünnet, bir kimse bir sarık sararsa sarıkla kılınan namaz, sarıksız kılınan namazdan 33 derece daha evlâdır. O yüzden bir müslümanın âlâmat-i farikalarından en önemlisi sarıktır. O yüzden biz derslerimizde sarık sarmayı kendimizce âdaptan sayırız. Sünnet seneye. Haydârî de bir rivâyet Hazret-i Ali Efendimiz’e kadar gider. Mâlûm Allâh Resûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem Hazretleri zikrullah esnasında üzerinden cübbesi düşer. Cübbesi düşünce geriye almaz. Bunu orada zikrullah yapanlara dağıtın der. Hazret-i Bekir Efendimiz sarının burasına takar. Başıma tac ederim der. Hazret-i Ali Efendimiz’e de hem damat olmasından hem sahâbe olmasından iki parça verirler.
O da normalde cübesinin sağ omuzlarına diker. Böylece Haydârî ismi de oradan kalır. O yüzden bu Haydârî giymek Hazret-i Ali Efendimiz’e sünnetidir. Biz ehl-i tasavvuf olarak sûfîler olarak cehri zikrullah hafiz zikrullah onlar da Haydârî giyerler. Bu yüzden biz de Haydârî ve sarı dervişin bu noktada üniforması gibi görürüz. Derviş bu noktada dervişler genel olarak Haydârî ve sarık edinirler. Dervişin üniforması gibi çeyizi gibidir. Dervişin tesbî Haydârî’si sarığı onun böyle bu noktada üniforması hükmündedir. O yüzden de zikrullah halakalarında Haydârîli sarıklı olanları en ön halakaya almaya gayret ederiz. Allâh’a âşık olmayan Müslüman mıdır? Lâ Lâhe İllallah Muhammeden Resûlullah diyen herkes Müslümandır.
Biz kalkıp da Allâh’a âşık olmayan bir kimseyi kâfir olarak görmeyiz. Kim kelime-i şahadet getirdi ise Lâ Lâ He İllallah Muhammeden Resûlullah Lâ Lâ He İllallah Muhammeden Resûlullah Lâ Lâ He İllallah Muhammeden Resûlullah Lâ Lâ He İllallah Muhammeden Resûlullah dediyse biz onu Müslüman olarak görürüz. O yüzden onun normalde imanından şüphe etmeyiz. Bir kimse küfre düştüyse şirke düştüyse bu bizim yanımızdaysa o esnada biz ona nasihat ederiz. Bak sen burada küfre düştün sen burada küfre düştün kelime-i şahadet getir buradan geri dön. O kimse de kabul ederse mesele bitmiştir. Veyahut da bazı kimseler vardır. Küfürlerinin şirklerini eşkare söylerler. O esnada onu söylediği anda bizim yine onun üzerindeki duruşumuz evet şu anda küfre düştü deriz.
2. Bölüm
Ama bazı kimseler normalde bunu açıktan söyledilerse topluma yönelik söyledilerse yine açıktan topluma yönelik o sözlerini geri almaları gerekir. Almamışlarsa biz yine onları o halde görsek, o halde tanısak bir suç olmaz. O yüzden âşık olmayan bir kimseye biz normalde Müslüman değil diyemeyiz. Allâh’a nasıl âşık olunur? Ey Habibim de ki, eğer Allâh’ı seviyorsanız, bana tâbî olun. Yol bellidir. Allâh’a âşık olmak isteyen bir kimse farzları harfine yerine getirir. Nâfilerle Allâh’a yaklaşır, Allâh’ı sever, Allâh da onu sever. Âşıklık yolu budur. Eşim dışarıya karşı çok kibar, naif beyefendi. Evde sinirli, öfkeli. Elinde sürekli telefon, her şeyden şikayetçi. Çok laf çarpmaları var. Evet, bunun gibi daha ileriye doğru gitmiş.
Kadınların da, erkeklerin de en büyük hantikapları, en büyük problemleri şimdi cep telefonu. Önceden televizyondu. Televizyon yeni çıktığında kadınların da, erkeklerin de, hantikapı, çocuklar da dahil buna, televizyonlarda. Şimdi televizyon eski şeyini, no, popülaritesini kaybetti. Şimdi herkesin elinde cep telefonu. Kadınların kocası cep telefonu. Adamların da karısı cep telefonu. Çocukların anne babası cep telefonu. Anne babanın da çocuğu cep telefonu. Kimsenin bu konuda kimseye laf söyleyecek durumu yok. Cep telefonları kadın, erkek, çocuk, büyük, küçük. 60’ına 70’ine gelmiş, o dahil. Çocuk 5 yaşından itibarı, 3 yaşından itibaren cep telefonu, herkesi şu anda herkesi hegemanyasının altına almış vaziyette.
Bakın hegemanyasını almış vaziyette. Bunu böyle kadınların, erkeklere, erkeklerin, kadınlara, çocukların anne babaya, anne babaya babanın, çocuklara söyleyecek zerrece lafı yok. Deccaliyet komple sarmış vaziyette. Aile merhumunu ortadan kaldırıyor. Önceden televizyon kaldırıyordu. Şimdi televizyonun o kadar popüleritesi kalmadı. işte bir dizi olacak da o diziyi herkes izleyecek. Şimdi popüler dizi ne var bilmiyorum. Ondan sonra bir ara neydi? Kurtlar Vadisi idi. Adamların dizisiydi. Onu İstanbul’a derse gidiyordum. Millet diyordu ki dersin gününü değiştirelim mi? Bugün Kurtlar Vadisi var. Değil mi? Söylüyorlardı değil mi derste? Evet. İlk zamanlar bildiğiniz bunu söylüyorlardı. Diyorlardı ki Kurtlar Vadisi var dersin gününü değiştirelim.
Şimdi popüler dizi ne var bilmiyorum da ondan sonra vardır muhakkak herkesin bir dizisi. Çünkü bizim gibi çok özür dilerim düşünmeyen düşünmeyen üretmeyen akletmeyen okumayan irdelemeyen üçüncü dördüncü sınıf toplumları bu tip şeylerle avutursunuz. Bakın bu tip şeylerle avutursunuz. böyle devasa futbol stadları yaparsınız. sekiz ay futbol oynanır. Dörd ay içeride dörd ay dışarıdadır. Dörd göre dörd 16 yılda 16 maç yapacaktır. O şehrin, o bölgenin futbol takımı milyon dolarlar yatırırsınız, stat yaparsınız. Milyon dolarlar yaparsınız. Ülke kalkınmış, kalkınmamış. Ülkenin ne derdi var? Bunları unutursunuz. Bir de fanatik fanatik bir taraftar kitlesi olursunuz. Gidersiniz bir de çok matah bir iş yapıyormuşsunuz gibi.
3. Bölüm
Orada küfredersiniz günaha girersiniz önemli değildir. Ama siz taraftarsınızdır. böyle bir fanatizm ortaya çıkar. O fanatizmin peşine düşer herkes. Ama oradaki milyon dolarları milyar dolarları hiç kimse görmez. Bunlar böyle hovardaca paraları orta yerden yerler içerler. Sonra devlet buddanın paralarını öder. Hiç kimsenin sesi çıkmaz. Tabi devlet bazı şirketlerin de vergilerini affeder. Bağışlar. Ona da sesiniz çıkmaz. Bizim gibi üçüncü sınıf kalmış ülkeleri böyle diziler ile yönetirsiniz. Avutursunuz, uyutursunuz. Böyle dizilerde yaşayamayacağınız bir hayat sizin önünüze koyarlar. Dekolete kıyafetler. Yok villalar. Yok lüks arabalar gelir gider. Siz o normalde oradaki bir karakterin yok kolyesini çakma kolyesini alacağım.
Yok çakma elbisesini alacağım. Yok çakma birşeyini alacağım diye bir de o bir furya bir de öyle uğraşırsınız. Böylece uyumaya uyutulmaya devam edersiniz. Asla uyanmanıza fırsat vermezler. Birileriniz içeriden uyanırsa da onun da başını başka bir şeylerle ezerler. Onun böyle daha da ileri giderse onun başına bir sürü iftiradan oradan buradan bir şeyler uydururlar. O insanı insan içine çıkmaz hale getirirler. Ve o normalde hiç kimse o uyumaya uyutulmaya bakmaz. Sömürüye bakmaz. Emperyalizme bakmaz. Dinsizliğe bakmaz. Fuhuşa bakmaz. Uyuşturucuya bakmaz. Normalde toplum bozuluyormuş. Ona bakmaz. Geri kafalı, geri zekalı, ham kafalı gelir bu koltukla uğraşır. Vay sen o altın kaplamalı koltukta oturuyorlar.
Gördüğünü de bozuk görür. Sen istediğin kadar ne anlatırsan anlat. Toplum böyle uyuşturulur. Sonra bir satanistin birisi çıkar. İki tane kızı katleder. Ondan sonra bir alevlenir ortalık. Üç gün sonra her şey unutulur. On gün sonra her şey unutulur. Gene vur, patlasın, çal oynasın, çıplaklık. Ondan sonra fuhuş, uyuşturucu, içki her türlü kırla gider. Birisi ben Müslümanım deyip de namaz kılmaya başlarsa, siz Araplaştınız derler. Bunlarda gavurlaşıyorlar. Birisi örtünüyor kadın. Araplaştınız diye örtülü kadınlar da soyunmaya başladı. Onları da mantoya attılar. daracık elbiseler giyiyorlar şimdi. Daracık bilmem neler giyiyorlar. Böyle onlar da bir tuhaflaştı. Daracık bir pantolon, üzerinde daracık bir bluz, üzerine bir tane de örtü.
Ne? Kızımız kapalı. Her tarafı meydanda. Bu. Ben bazılarını görüyorum diyorum. Örtünmesen daha iyi ya. Mesela bir sakal, o kimsenin kimliğidir. Bir kimse sünnet üzerine sakal bıraktı mı? Onun kimliğidir o. O yolda, belde, evde, çocuklarının olan hitabında her şeyinde dikkat edilir. Her şeyinde dikkat edilir. Her şeyinde dikkat edilir. Her şeyinde dikkat edecek. O böyle sufilikte, sûfî mantığında bir kimse sakalı da bırakırken rüyasında görerekten bırakır. Sûfî mantıdır. Sen olgunlaştıkça sana gelir her şey çünkü. ben tuhaf görüyorum. Adamda sakal var, cigara elinde. Adamda sakal var, küfür elinde, dilinde. Adamda sakal var, karısı şikayetçi. Adamda sakal var, çocukları şikayetçi. Sakallı. Allâh muhafaza eylesin.
4. Bölüm
Âmîn. Doğru değil. O yüzden bu şimdi telefonlara geldi. Herkesin elinde telefon. bir kadın veya bir erkek veya bir çocuk telefonla ilgilendiği kadar eş ve çocuklarıyla, anne ve babalarıyla ilgilense cennetlik olacak. Çalışanlar, iş sahipleri, çalışanlar telefonla ilgilendikleri kadar işleriyle ilgilenseler, işleri düzelcek. İşleri düzelcek. Tam dükkana gireceğim, bakıyorum. Dükkan sahibi şey yapıyor, telefonla ilgileniyor. Sen dükkan sahibisin. Ne işin var telefonla senin? Koy cebine telefonu. Yoldan geçen birisine bir selam ver. Bir şey mi lazımdı de, sor. Ben kapısının önünden geçiyorum. Tam kapının önüne duruyorum. Bakıyorum, telefonla ilgileniyor. Yürüyorum ben. Yemin ediyorum, girmiyorum o dükkana.
Diyorum ki, yok. Bu adamın işiyle ilgilenmiyor. Adam telefonu alıyor. Evden içeri giriyor. Selam aleyküm, aleyküm selâm. Elinde telefon. Bir eşine sor, nasılsın, iyi misin? Günün nasıl geçti çocuklar? Nasılsınız, iyi misiniz? Bir muhabbet edin ya. İki kelime konuşun. Bu kadınların da, erkeklerin de söyleyecek söz yok. Kadınlar da aynı. Onlar da bakıyorlar. Boyuna. Hatta ben böyle bakıyorum. İki arkadaş oturmuşlar. Cumartesi gün bir yerden geçiyorum. İki arkadaş oturmuşlar. Çay söylemişler. İkisinin elinde şey, sohbetten çıktım, yürüyorum. İkisinin elinde telefon, telefonlara bakıyorlar. İki arkadaş çayı içiyorsunuz. Bırak telefonu ya. Konuş, sohbet et ya. Bir sohbet et ya. Yok. Ben kendi kendime diyorum, o an diyorum.
Bu kadar telefona bakıyorlar. Dergâh mı yönetiyorlar bunlar? Ben ticaret yapıyorum. Ticaret mi yapıyorlar? Baksanıza benim telefonuma günlük telefonda benim durduğum bir saat yoktur. Yazıyor ya orada telefonda durma. Bir saat yoktur. Olsun iki saat olsun ya. Benim ticaretim oradan dönüyor. Dergâh oradan dönüyor. Bu millet nasıl bilmiyorum. O yüzden kadınlar, erkekler veya arkadaş olanlar bir insanın hanımı adamın yanında telefona bakıyorsa boyuna kadın adamlığı ilgilenmiyor. Aslında ben daha fazla sararım. Ben siz sarmayın diye burada bırakıyorum. Aslında kadın adamı sevmiyor. Adamı saymıyor. Aynı şey erkek içinde geçerli. Sen ne yapıyorsun telefonda? Dergâh mı yönetiyorsun? İş mi yönetiyorsun gece?
Ee, ne telefonun elinde? Adam da kadını sevmiyor. Kadın da adamı sevmiyor. İkisi de sevgisiz. Bir de ikisi de derviştir Allâh bilir. Bir de o var yani. Hiç olmazsa bırak tevhid çek ya. Ben buradan bağırayım durayım. 40 gün sabahları kalkın, 5000 tevhid çekin her sabah. Kalbiniz açacak değil mi? Hiçbir tanesi 40 gün ben 5000 tevhid çektim. Ben de hiçbir değişiklik olmadı diyen biri yok. Çünkü yapan yok. Yapan yok. Ama telefonlarını alacaksın telefonlarına bakacaksın. Günlük kaç saat telefona girmiş? 3 saat, 4 saat. Ya 5000 tevhid dediğin 1 saat sürmüyor. 5000 tevhid dediğin 1 saat sürmüyor. 5000 tevhid dediğin 1 saat sürmüyor. Sen günlük Allâh’a 1 saatini dahi vermiyorsun. Ama 10 saat telefonda geçiriyorsun. 10 saat telefonda geçiriyorsun.
5. Bölüm
Sıkıntı yok. Allâh bizi affetsin. 27. nasihat. Müzenmil Sûresi âyet 8 ve 9. اَعْضُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْضٰنِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ وَذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَدًّا لِلَيْهِ تَبَدِيلًا رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ لَا إِلَهَ إِلاَّهُ لَا إِلَهَ إِلاَّهُ وَفَاتَّخِذُ وَكِيلًا صَنَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمِ Âmîn Müzemmil âyet 8 ve 9. Rabbinin adını zikret ve sadece O’na yönel. O doğunun da batının da Rabbidir. Ondan başka ilah yoktur. O hâlde sen sadece O’nu vekil edin. Bu Müzemmil Sûresinin 6. ve 7. ayeti, 6.sı şüphesiz gece ibadete kalkmak daha tesirli ve okumak daha elverişidir. 7. ayette, çünkü gündüz senin uzun bir mesuliyetin var. Peygamberine söylüyor bunu. o Peygambere diyor ki gece ibadet etmek ve gece Allâh’ı zikretmek daha önemlidir.
Ama diyor gündüz de senin işlerin var, mesuliyetin var. 8. ayette de Rabbinin adını zikret ve O’na yönel. Sonra da o doğunun da batının da Rabbidir. Ondan başka ilah yoktur. O hâlde sen sadece O’nu vekil edin. Gece ibadeti özel bir ibadettir. Bu âyet-i kerime de zaten bu Sûre Mekke’dir. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Mekke Devri de sadece gece tevcid namazı kılardı. O günkü Müslümanlar da sadece gece namazı kılardı. Ama normalde tabi bu sadece Peygambere hastı, sallallâhu aleyhi ve sellem’e. Ama o günkü Müslümanlar da normalde gece namazı kılanlar vardı. Sonra Medine-i Münevvere’ye hicret edilince namaz Medine-i Münevvere’de beş vakit olarak orada farz kılındı. Ve gece namazı bu sefer naafiliğe dönmüş oldu.
Medine sürecinde. Ve gündüz işinize bakın. Gündüz mesuliyetleriniz var. Gündüz işinize bakın. biz ehl-i sûfî olarak gündüz sorumluluklarımızı yerine getiririz. Sorumluluklarımızı yerine getirirken biz bu noktada namazı terk etmek, zikri terk etmek böyle bir halimiz olmaz. Bu âyet-i kerimi kendimize ölçe edilir. Böyle gündüz kenara çekil, Allâh’ı zikret. Ne bileyim git dağın başına bir mağaraya gir, orada Allâh’ı zikret. Veyahut da kendine git bir hücre yap, orada Allâh’ı zikret. Ne bileyim böyle dağlara çekilmek Hristiyanlar böyle bir şey yaparlardı ya Yahudilerin baskısından dolayı. Çünkü Yahudiler Hristiyanları bunlar ehl-i şirk diye, bunlar normalde midat ehli, şirk ehli, bunlar kafir diye Hristiyanları yıllarca, yüz yıllarca zulmettiler.
Yüz yıllarca. Bu sefer Hristiyanlar dağların tepesine ibadet haneler yapmaya başladılar. Nevşehir’de yeraltı şehri kurdular, orlara kilise yaptılar, yukarılara kilise yaptılar. Küçük ibadet haneler yaptılar görünmeyecek şekilde, Yahudilerin zulmünden kurtulmak için. Putperestlerin zulmünden kurtulmak için. Ne zaman Roma İmparatorluğu Hristiyanlığı kendisine resmi din yapınca Hristiyanlar Yahudilerin zulmünden kurtuldular. Yoksa onlar Yahudilerin zulmü altında inim inim iniyorlardı. Bu Yahudiler zalimli, yeni değil. Bunlar peygamberleri katleden lanetli bir kavim. Lanetli bir kavim. normalde biz Muhammedi Sufiler. Bunun altını özellikle çiziyorum. Muhammedi Sufiler. Her Sufim diyen Muhammedi değildir çünkü.
6. Bölüm
Her tarikat Muhammedi değildir. Bakın her tarikat Muhammedi değildir. Tarikat, yol demek çünkü. Masonluk da bir tarikattır, örneğin. Sebateistlik de bir tarikattır, örneğin. Hristiyanların da 13-14 tane tarikatları var. Yahudilerin 13-14 tane, 15 tane tarikatları var. onların da dillerine baktığında aldanabilirsin. Veyahut da Müslümanların içerisinden Müslümanım deyip de Muhammedi olmayan tarikatlar var. insanlar şimdi cahil. Tarikat deyince Kadiril Rufail Nakşibendi bunlar akıllarına geliyor. Tarikat deyince bizim toplanıp zikrettiğimiz geliyor onların aklına. Tarikat deyince hemen böyle bozuk fırkalar biz geliyoruz aklına. Bozuk fırka olarak görüyor. Gelmiyor, görmüyor, bizi incelemiyor, araştırmıyor.
Oturduğu yerden siz böylesiniz diyor. Muhammedi tarikat dediğim benim nokta o. Muhammedi mezhep, Muhammedi tarikat, Muhammedi yol. Neden? Mezheplerin hepsi de Muhammed’i değil. Mezhepler de Muhammed’i değil hepsi de. Harcısı var, dürcüsü var, her şeyi var. Siz yukarı Mazapatamya’dan aşağı doğru gidin, herkesi Müslüman zannedersiniz. Herkesi düzgün yolda zannedersiniz. Türkiye’de de var, namazı kılınmış olanlar var, orucu tutulmuş olanlar var. Onlar da tarikat diyor kendilerine. Adam normalde ben namaza gidiyorum, hadi gidin sizi çağırıyor diyor bana. Benim kulum yüzüme söylüyor benim. Ezan okunuyor, sizi çağırıyor diyor, git. o olgunlaşmış, kemalermiş, namaz ondan sakit olmuş. Bunları da gördüm ben.
O yüzden Muhammed’i dediğimde Kur’ân ve Sünnet’e tabi bir ehl-i tasavvuf, ehl-i tarikat. Bunların hiçbirisi de dağlara gidip de bir tekke yapıp orada inzivaya çekilmemiştir. Muhammed’i tarikat dediğinizde dağlara çekilip orada bir tekke yapıp orada bir inziva yapıp orada inzivaya çekilmek yoktur. Muhammed’i tarikat dediğinizde toplumdan kopmak yoktur. Hayattan kopmak yoktur. Öyle bazı çok böyle ağzın bozulacak zırtoboz cahiller gibi bu sûfîler, bu tarikatlar dünyayı terk ederler, dağlara çekilirler. Dağlarda kendi kendilerine nefis terbiyesi yaparlar. Otur pis, cahil pis. Sen bir tane Türkiye’nin içerisinde veya Osmanlı’nın içerisinde dağlara kurulmuş bir tane tekke gördün mü? Dağın zirvesine kurulmuş bir zaviye mi gördün?
Hangi Kadir’i tarikatını gördün dağın zirvesine gidip tekke kurmuş, zaviye kurmuş orada kendini kapatmış? Hangi Rufa’yı tarikatını gördün dağın zirvesine tekke kurmuş, zaviye kurmuş da gitmiş orada tek başına yaşamış? Hangi Mevlevi tarikatını gördün dağın zirvesine gitmiş de oraya bir tane tekke kurmuş, zaviye kurmuş orada normalde kendi kendine inzivaya çekmiş? Yalancı pis. Yalancı, iftiracı. Bu Selefi Vahabi takımı. Yalancı, iftiracı. Sen gel kardeş, Bursa’nın göbeğindeyiz biz. Bir çocuğun bulabileceği kadar göbeğindeyiz. Bir çocuğun bulabileceği kadar göbeğindeyiz. Sen bu fakirin 2000’i, dörtten beri sohbetlerini dinle bir günden bir güne dağa çekilelim, dağda inzivaya yapalım, orada normalde sûfîlik yaşayalım.
7. Bölüm
Böyle bir şey demişiz mi? Şiarımız ne? Halkın içinde durup, halkın eziyetlerine katlanıp Allâh’ı anlatmak. eziyetinize katlanıyoruz biz de. Her türlü yalanınıza, dolanınıza, iftiranıza, her türlü üzerimize çamur atmanıza sabredip, dayanıp yolumuzda muhkim duruyoruz. Evet, halkın içindeyiz. Gündüz işimize bakıyoruz, herkes ticaretine bakıyor, çalışan çalışıyor, iş yapan işine bakıyor. Arada soruyorum var mı boş gezen diye. Nerede görülmüş dağın tepesine çıkıp da orada dergahçılık yapmak, tek gecelik yapmak. Yok böyle bir şey İslam’da. Muhammed’in sufilikte yok. Muhammed’in sufilikte gizlilikte yok. Muhammed’in sufilikte artı bir beyin arkasında farklı bir şey de yok. Her şey apaçık, meydanda. internetten sohbetten herkes dinliyor.
Bütün sohbetlerim internette var. Bütün sohbetlerim. Saklı, gizli hiçbir şeyimiz yok. Farklı ajandamız hiç yok. Farklı ajandamız hiç yok. Kur’ân ne diyorsa, sünnet seni neyse, imanların iştahı neyse buradayız kardeşim, meydandayız. Varsa Kur’ân’dan, sünnetten yanlış bir şey aktardığımız koyun önümüze. 35 yıldır aynı şeyi söylüyorum. Arkadaşlar bir şeyimizi tespit ederseniz ağzımızdan kaçmıştır, olmuştur, gaflete düşmüştür. Koyun önümüze. Biz bundan geri döneriz, tövbe ederiz. Böyle bir kibirliliğimiz yok. Biz iyyâ kenâbüdü ve iyyâ kenesteyn demişiz. O ancak ona ibadet eder, ancak ondan yardım dileriz. Bizim ibadetimiz Allâh’a, hesabımız da Allâh’a. Koyun önümüze. Yok, oturduğu yerden iftira atacak.
Siz dağlarda inzivaya çekilirsiniz. Otur, pislik adam. Nereden iftira atıyorsun bize? Bizim dağda tekkemiz yok. Dağda dikili ağacımız yok. Buradayız her percembe. Her cumartesi buradayız, meydandayız. Gittiğimiz iller, ilçeler meydanda. Yayınlıyorum hepsini de, nereye gideceğimizi de söylüyorum, nereye gideceğimizi de söylüyorum. Dikin polislerinizi, bekçilerinizi yollara, ooo Mustafa’yız baba hoş geldin desin. Hoş bulduk kardeş. Saklımız, gizlimiz yok. Çıkacak cahilin teki, oturacak oraya bir tane kamera, bir tane video. Bunlar böyledir. Gel bakalım öyle miyiz? Öyle değil. Allâh bizi muhafaza eylesin. Âyet-i Kerime ne diyor? Gündüz işiniz var. Peygamber ne söylüyor? Gündüz işimize bakarız. İşimize bakarken haramlardan uzak durur, farzları yerine getiririz.
Ve Rabbinin adını zikret. Her daim, her halimizde onu zikretmeye gayret ederiz. Evet, namazla zikirdir. Beş vakit namazımızı kılarız. Oruç da zikirdir. Evet, orucumuzu da tutarız. Evet, ilim öğrenmek de zikirdir. âyet tefsir ediyoruz burada, hadîs konuşuyoruz. Evet, dinimizi yaşayabilecek kadar ilim ehliyiz aynı zamanda. Hamdolsun, cahil değiliz. Haramımızı biliyoruz, helalımızı biliyoruz. Haramı helal etmiyoruz, helala haram etmiyoruz. Bizden tefsir âlimi herkes olacak diye bir kaide yok. Onu da otursunlar, başkaları yapsın. Biz fıkıh âlimi olacağız diye bir kaide yok. Onlar da otursunlar, yapsınlar. Devlet her birine maaş veriyor, tefsir âlimi olun, fıkıh âlimi olun diye. Ha onlar olmuyorlarsa, o bilemem.
8. Bölüm
Ya da özel yetiştiriliyorlarsa farklı noktalarda ona da bir şey diyemem. Cenâb-ı Hak bize zikrullah alakası nasip etmiş. Hamdolsun. Allâh’ı zikir en büyük iş demiş, en büyük işi bize ihsan eylemiş. En büyük iş. Cenâb-ı Hak’ı hamdü sena ediyorum. O zaman diyor ki, sen Allâh’ı çokça zikret. İşini bitirince kendini ona ibadete ver. Onu zikretmeye devam et, her halinde. Çünkü Allâh’ı devamlı zikretmek ve Allâh’ı zikir bunun altını çiziyorum. Seçilmişlerin işidir. Özeldir. Allâh’ı zikredenler mukarrabin sınıfındandır. Allâh’ı zikredenler, Cenâb-ı Hak’ın özel kendine seçtikleridir. Özel kendine seçmiştir onu. Çünkü Allâh’ı zikir en büyük iştir. O en büyük işi, insanlar kendi iradelerle yapabilecek noktada değildir.
Bunu tibirlenmek için söylemiyorum. Bunu tibirlenmek için söylemiyorum. Bu lütfun karşısında ezikliğimi bildirmek için söylüyorum. Cenâb-ı Hak lütfetmiş, ikram etmiş, ihsan etmiş, kendi emanını almış, özel dairesini almış, seni kendisini zikrettiriyor. Sana kendisini zikrettiriyor. Bu özel bir daire. Bu özel bir daire. Bu böyle milyon dolarlarla paha biçilecek bir şey değil. Bu milyar dolarlarla paha biçilecek bir şey değil. Senin halak-i zikrullah’a oturman, dünya ve içindekinlerden daha kıymetli. Halak-i zikrullah’a oturman, dünya ve içindekinlerden daha kıymetli. Çünkü en büyük işi oturuyorsun. En büyük işi yapıyorsun. Ve bu zikrullah’ı ister dille yap. Küçümsemeyin bakın. biz kendi içimizde konuşurken, o zikrullah kalbe oturmadı.
Böyle deriz ya, sakın ha bu bizim kendi içimizde iç disiplinimizdir. Sen ister zikrullah’ı dille yap. İster zikrullah kalbe inmiş olsun. İster zikrullah senin sırrına, ister zikrullah ruhuna tecelli etsin. Yemin ediyorum muhakkak arasında fazilet farkı var. Ama sen Allâh’ı zikrettin. Dille de olsa zikrettin. O kadar büyük bir ibadet ki, Cenâb-ı Hak Âyet-i Kerime’de diyor ki, ayaktayken, otururken, yanlarınızın üzerine yatarken Allâh’ı daim zikredin. Bakın ayaktayken, otururken, yanlarınızın üzerine yatarken de Allâh’ı zikredin. Çünkü öyle büyük bir ibadet ki, bu ibadetten, bu devamlı zikirden sakın geri durma. Yürüyorsun Allâh’ı zikret, oturuyorsun Allâh’ı zikret. Yatıyorsun yattın ya, yattığın yerde zikrullahla yat uyu.
Yattığın yerde de zikret. Çünkü zikir kalbi temizleyen, kalbi berraklaştıran en önemli ibadettir. Çünkü zikir kalbi derinleştiren, kalbi ihya eden, kalbi ihya eden en önemli ibadettir. Çünkü zikir insanın kalbindeki kararmış perdeleri aydınlatmaya, zikir kalbin karanlık bölgelerini aydınlatmaya, zikir kalbe Cenab-ı Hakk’ın sıfatsal tecelliyatlarının tecelliyatlarına mahsar olmaya sebeptir. Çünkü kalpler hadisi şerifte ancak zikrullah ile parlar, mutmain olur. Âyet-i Kerime, kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur. Ve kalpler ancak zikir ile parlar, zikir ile temizlenir. Başka bir şeyle değil. O yüzden Cenâb-ı Hak peygamberine diyor ki, Rabbini çokça zikret. Rabbini çokça zikret ve her şeyine ona yönel.
9. Bölüm
Her şeyine. Allâh’ı zikredersen, her şeyine ona yönelirsin. Allâh’ı zikretmezsen şeytan kalbine yuva yapar senin. Seni tamamiyetle Allâh’a yönelttirmez. Senin kalbine vesvese verir. Seni içeriden başlar fokurdatmaya, heva ve hevesini ayaklandırır senin. Nefsaniyetini ayaklandırır senin. Haramı hoş görmeye başlarsın. Namaz kılmamayı hoş görmeye başlarsın. Artık namaz kılanlardan üşümeye, soğumaya başlarsın. Allâh’ı zikredenlerden soğumaya başlarsın. Bir Müslüman’ı gördüğünde sanki düşman görmüş gibi olursun ki senin kalbin iyice kararmış, kilitlenmiştir. Oradan seni kurtaracak olan Allâh’ı zikredir. Kim Allâh’ı zikrederse Allâh da onu terk eder. Kalbi mühürlenir gider onun. Rabbim muhafaza eylesin.
Âmîn. Cenab-ı Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Tirmizi’de geçen hadîs-i şerifte diyor ki Dillerinizi Allâh’ın zikriyle ıslak tutun. Sen dilini Allâh’ın zikriyle ıslak tut. Devamlı onu zikredenlerden eyle. Âmîn. Bu Allâh’ı çokça zikrederekten Allâh’a tamamıyla yönelceksin çünkü. Yarım yamalak değil. O yüzden kardeşler derslerimizi çekelim. Allâh’ı çokça zikredelim. Allâh’ı çokça zikredelim ki bu karanlık günlerde doğruyu eğriyi görebilme ferasetine erişelim. Allâh’ı çokça zikredelim ki kalbimize Cenâb-ı Hak sıratı mustakimi ilka eylesin bize. Çünkü ahir zaman elametlerinden birisidir. Doğruyu eğri görmek, eğriyi doğru görmek. Ahir zaman elametidir. O yüzden müslümanlar şu anda şaşkın vaziyetteler.
Ne tarafa yöneleceklerini bilmiyorlar. Ne tarafa yöneleceğini bilmiyorlar. Ne tarafa tutunacaklarını bilmiyorlar. Neden? Çünkü gönüllerinde feraset nuru yok. Gönüllerinde zikrullah nuru yok. Bu batı ve batıcılar, ehli tarikatı, ehli sûfî, velileri, mürşidleri, Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışanları kötüleye ne yazık ki ümmet-i Muhammed’i yoldan çıkardılar. Ümmet-i Muhammed yoldan çıkmış vaziyette. Bu acı bir şey. Ve ümmet-i Muhammed ne doğru ne yanlış görmekten uzak. Bu ferasetten uzaklar. Burada kendimizi muhafaza etmemiz, kendimizi korumamız ancak zikrullahın nuruyla mümkün. O zikrullahın nuru bize yol gösterecek, doğru düşünmemizi sağlayacak. Zikrullahın nuru aklımızı nurlandıracak. Biz feraset sahibi olacağız.
O zikrullahın nuru kalbe oturmakla kalmayacak. Aklımızı da ne yapacak? Berraklaştıracak. Zannediyoruz ki biz ben bazen akılla olmaz diyorum ya benim dediğim akıl Kur’ân ve Sünnet’e uymayan akıl. Kendisini ilahlaştıran akıl değil. Biz aklı bu manada reddetmeyiz. Berrak aklı başta hacederiz. Berrak akıl nedir? Zikrullahın nuruyla nurlanmış akıldır. Zikrullahın nuruyla nurlanmış akıl. O yüzden zikrullaha devam ve nurlanmaya da devam. Önümüzdeki karanlık günleri göremeyiz yoksa. Bizi ne bekliyor göremeyiz. Bunu görebilmemiz için zikrullahın nuru lazım. Bu konuda aydınlanmak lazım. Asıl aydınlanmak budur. Aydınlanmak Fransız devrimini okumak değildir. Aydınlanmak, batıllaşmak demek değildir. O körelleşmektir, o körlüktür o.
10. Bölüm
Bize aydınlanma diye batıllaşmayı bizim önümüze koydular. Anıdan uyan, söğününce batıcı oluyorsun. Vur patlasın, çal oynasın yapınca batıcı oluyorsun. Ringo Ringo şişeler batıcı oluyorsun. Oynatlağın sözü hatunu batıcı oluyorsun. Oranı buranı açıp iki kelime söyle. O şarkıcı oldun, batıcı oldun. Git her türlü Kur’ân ve sünnet dışındaki bir şey yap, batıcı oldun. Ne kadar Kur’ân ve sünnetin dışında ne varsa yap, sen batıcısın. Sen Kur’ân sünnet dersen, sûfîlik dersen, Allâh’ı zikir dersen sen bittin sen gerici yobasın tekisin. Oysa bilmiyorlar ki zikrullah yapının kalbi çalıştır, zikrullah yapının aklı berraklaşır. Asıl yenilikçi olan Allâh’ı zikredenler. Çünkü Cenâb-ı Hak onun kalbine devamlı ilham eder.
Gerici olan nedir? Kalbi katılaşmış, körelmiş, kalbi perdelenmiş olan gericidir. Asıl gericidir. İslam öncesi inançlara gidiyorlar, gerici asıl onlar. Mîlattan öncesinin inançlarına gidiyorlar. Ne bu? Siyonizm. Mîlattan öncesine gidiyorlar. Mîlattan öncesine, ya kardeş Muhammed’in Mustafa’a geldi. Bak o Yahudi peygamberlerin sonuncusu İsa Aleyhisselâm’dı. Sen hâlâ da neden gericilik yapıyorsun? Ta Yahudi Zekeriya’ya kadar gidiyorsun. İsa Aleyhisselâm’da beni İsrail peygamberi, Musa’dan sonra da o geldi. Sen ona baksana. Ona bakmıyor, ondan da geriye gidiyor. Ondan sonra da Muhammed’in Mustafa’a geldi. Sen ne bu gericilik daha geriye doğru gidiyorsun? Siz bir Yahudi kimseye gerici diyebiliyor musunuz?
Diyemiyorsunuz. Bir Müslümana gerici diyebiliyorsunuz. Bir Yahudi eşten şeriatçısın diyebiliyor musunuz? Diyemiyorsunuz. Aha İsrail Yahudi şeriatına göre yönetiliyor. Nesi demokrasi bunun? Hadi karşı çıkın. Şimdi yumurta kapıya dayandı, şimdi İsrail’in gözü var bizde. Osmanlı’dan beri gözü vardı. Uyan sabah oldu. İş işten geçti. Adamlar geldi kapıya dayandı. Her bakan hocaya vurulmadık yer bırakmadınız, vurdunuz da Allâh vurdunuz, vurdunuz da vurdunuz. Adam ha büresyonizmi anlattı. Hiç kimse ağzını alamıyordu. Ağzını alamıyordu siyonizmi. Adamı vurulmadık yer bırakmadınız. Aha adamın dedikleri de çıktı. Geldi İsrail komşumuz oldu. Geldi İsrail komşumuz oldu. Zaten içimizdedi adamlar, içimizdeler hala.
İçimizdeler. İçimizdeler. Benim sohbetleri dinliyorlar ya herkes bir şey bulacağım, araştıracağız, bir şey söyleyeceğiz diye. Ben şimdi bugün bombayı patlatayım. Eğer İsrail Türkiye’ye karşı bir askeri harekete girerse ülkedeki Yahudilere, ülkedeki Masonlara, ülkedeki Sebahatistlere sesleniyorum. Bu ülkedeki Müslüman ve Milliyetçileri tutamazsınız. Sizi bu ülkeden kovarlar bilmiş olun. Âmîn. Bu topraklarda 500 yıldan beri bu toprakları sömürüyorsunuz. Bu toprakların insanlarını sömürüyorsunuz. Bu topraklarda elinizi kolunuzu sallaya sallaya dolaşıyorsunuz. O İsrail’e söyleyin bizim rahatımızı düşünüyorsanız Türklere dokunmayın deyin. Bugüne kadar ben hiç silahlanın demedim. Hiç demedim. Ama gün gelir İsrail bu topraklara saldırmaya kalkarsa topyekün savaşmak bize farz olur.
11. Bölüm
Âmîn. Topyekün. Bu konuda tereddüt etmeyiz. Bu bedende bu can sağ olduğu müddetçe bütün dergâh olarak yaşlımızla, gencimizle bu ülkeyi savunmak için her şeyimizi feda etmeye hazırız. Âmîn. Bu lafım da böyle boş bir laf değil. Tanıyanlar tanır, boş sözü sevmem. Bilenler bilir. Bir şeyi söylediysem de yerine getiririm. Yıllar öncesinden dediğim her türlü darbe teşebbüsüne ilk önce biz ayağa kalkarız diye. 15 Temmuz’da da ilk önce biz ayağa kalktık. Öyle onun bunun sesine, onun bunun lafına bakmadık. Henüz daha Cumhurbaşkanı bir açıklama yapmadan direniyoruz dedim, meydanlara çıktık. Öyle AK Parti’ye, B Parti’ye, C Parti’ye yalakalık da bilmem. Herhangi bir partiye de, partiliye de, yalakalığı da sevmem.
Hiçbir partiyle hiçbir bağım yok. Hiçbir bağım yok. Hiçbir bağım yok. Bu ülkeye birisi zarar vermeye kalkarsa bu noktada içeriden veya dışardan işgal gibi ve hatta böyle ihtilal gibi her ne olursa bu canı vermeye hazırız. Âmîn. Bu konuda netim, inananlar, güvenenler yola çıktığımızda bizi takip ederler. İnanmayanlar, güvenmeyenler evlerinde otursunlar, örgü örsünler eşleriyle beraber. Bu noktada hiç şeyim yok. O yüzden bu ara gündemde ya, İsrail Türkiye’ye vurur mu, vurmaz mı filan e gelsin bir vursun bakalım. E gelsin bir dokansın ya. Gelsin bir dokansın. Harekete geçmeseler dahi harekete geçeriz. Hiç kimseden harekete geçin lafını da beklemeyiz. Baldırı çıplak gidecekse baldırı çıplak gideriz.
Nefesimizi vereceksek atalarımız gibi nefesimizi, vatanımızı koruma adına veririz. Bu konuda da tereddüdüm yok hiç elhamdülillah. Hiç yok. O yüzden Allâh’ı zikrede zikrede. Tekbirlerle, tevhidlerle nereye gidecekse gideriz. İster doğu, ister batı, ister güneydoğu. Hele bir Yunanistan’da böyle bir hareketlensin diye bakıyorum dedemin ahadını yerine getireceğim. Dedem dedi ağaçlıydı ya. Her yaz Türkiye’ye oraya girecek diye sayıklıyorduk. Oraya gidecekti gene. Hiç olmazsa dedem gidemedi ben giderim derim. O yüzden benim tavrım ve tarzım net. Bu ülkeye birisi bir şey yapmaya kalkarsa biz hazırız. Her şeyimizde hazırız. Öyle bazı vahabilerin dediği gibi dağın başında değiliz. Öyle bazı vahabilerin dediği gibi böyle ülkemizi korumayacak değiliz.
Bazı vahabilerin dediği gibi ülkemize birisi höd derse biz onun höd demesinin dilini ensesinden koparmasını biliriz. Öyle kenara bakarız. Biz onun höd demesinin dilini ensesinden koparmasını biliriz. Öyle kenara çekilip de dünya siyasetinden, ülke siyasetinden uzak değiliz elhamdülillah. Hırsızını da tanıyoruz, ağırsızını da tanıyoruz. Milliyetlisini de tanıyoruz, milliyetsizi de tanıyoruz. Tanımıyoruz değiliz. Namussuzunu da biliyoruz, namussuzunu da biliyoruz. Bu ülkenin sırtından geçinen kan emicilerini de biliyoruz. Siyasetin sırtından geçinen kan emicilerini de biliyoruz. Hepsini de biliyoruz merak etmeyin. Bir siyasi partiye hangesi olmamamızın sebebi de bu. Onların kan emiciliğine basamak olmuyorum.
12. Bölüm
Ben kendim bir partiye oy atmıyorum. Benim hiçbir siyasi partiyle işim yok. Ben ülkücüğüm ama sizin bildiğiniz ülkücülerden değilim. Bugün ülkücülerden değilim mi? Benim ülkücülüm Kur’ân, Sünnet, vatan, millet. Benim ülkücülüm dini inancım Kur’ân, Sünnettir. Siyasi inancım vatanım ve milletimdir. Benim millet inancım sadece Türk-Türkle alakalı değildir. Kim lâ ilâhe illâllah Muhammed’e Rasûlullah diyorsa benim milletimdir. Benim için Arab’ı da Türk’tür, Kürt’ü de Türk’tür, Laz’ı da Türk’ür, Çerkez’i de Türk’tür. Evet. Evet. Bu böyle benim Türk’tür dediğim, böyle normalde ırkçılık yapmak, en üstünürk, Türk’ün ırkı böyle değil. Ben hepsini bir millet olarak görüyorum. Onun kendince Kürt’üm der doğrudur, Kürtsün’dür.
Öbürkü Laz’ın der doğrudur, Laz’sındır. Öbürkü Çerkez’in der doğrudur, Çerkez’sin der. Benim bu noktada bir alıf veremedim, bir şey yok. Hepsi de benim milletimdir. Biz lâ ilâhe illâllah Muhammed’e Rasûlullah dedik. Bizde ırkçılık yok. Ben ırkçı değilim. Herkesin anı dili neyse konuşabilir. Herkes kendisini Kürt, Laz, Çerkez olarak tanımlar. Hiç sıkıntım yok benim. Problemim yok. Şimdi desem ki burada Kürtler elini kaldırsın, %30-40 Kürttür. Kaldırın ellerinizi. Benim için büyük bir mutluluk bu. Kaldırın ellerinizi. Bitti. Burada Laz’ı da var, Çerkez’i de var, Arnavut’u da var. Arnavutlar kaldırın ellerinizi bakayım. Saymıyoruz. Daha fazla daha eksik demiyoruz. İndirin. Lazlar kaldırın ellerinizi.
Bak, hepsi var bizde elhamdülillah. Bizde üstün ırk diye bir şey yok. İyidirli Fatih sen bakma. İyidirliler de var burada. Siz Osmanlı’dan kalmazsınız. Sıkıntı yok. Fatih de oradan bakıyor. Biz buradayız diye. Buradasınız. Tamam sıkıntı yok. Onlar ayrı bir şey ya. İyidirliler. Tabi özel. Adamlar hâlâ da dışarı bir karış yer satmıyorlar. Romanlar öz kardeşimiz bizim. Kaldırın ellerinizi. Evet. Hiç unutur muyuz seni ya? Allâh Allâh. Sünnete gelmedim mi ben? Elhamdülillah. Hamdolsun. Tabi gittik. Kaldırın ellerinizi. Kaldırın ellerinizi. Kaldırın ellerinizi. Kaldırın ellerinizi. Elhamdülillah. Tabi gittik. Ne o? Karacebe’ye. Senin dayın benim en önemli dostum ya. Allâh rahmet eylesin. Oradan bir anı anlatayım mı size şimdi?
Neyse gittim Karacebe’ye davet ettiler. Dayısının kahvesi var orada. Dayısının kahvesinde sohbet ediyorum ben. Polis geldi. Kapının önüne. Herkes eline belini atıyor dışarı çıkıyor böyle polise bir gider yaptılar. Ben içerideyim ama ben ateşli ateşli sohbet ediyorum kahvenin içinde. Valla polisi sürdüler çıkardılar. Ben duyuyorum ama ne olmuş bizim hocamız gelmiş bize sohbet etmiyor memur bey. memur bey derken dahi bir esas duruşa geç. Valla vermediler bizi polise orada. Konuştular son son. Ben ama içeride daha ateşli ateşli konuşuyorum hiç sıkıntı yok. Bitti sohbet. Geldi dayısı. Hocam dedi yanlışlık yapamazlar sana bu mahallede dedi. Dedim eyvallâh Allâh razı olsun dedim sıkıntı yok. Eyvallâh Allâh razı olsun dedim sıkıntı yok.
13. Bölüm
Mahalle bizim dedi eyvallâh dedi mahalle bizim problem değil. O yüzden sizi unutur muyum ya. Allâh’ını iyi etsin inşâAllah. Bakın ne kadar güzel öyle değil mi? Gül bahçesi gibi. Ayrım yok ayrıştırma yok. Ayrım yok ayrıştırma yok. Ayrım yok ayrıştırma yok. Bu bizim ahlakımız. Bu bizim inancımız. Bu bizim örfümüz. Biz buyuz. Biz bu toprakların çocuklarıyız. Bakın bu toprakların çocuklarıyız. Gidin Gelibolu’ya. Gelibolu’ya gidin bakın. Oradaki şehitli dolaşın. Boştanı, Arnavutunu, Yemenlisini evet. Kudüsüsünü, Suriyelisini, Iraklısını görürsünüz. Gidin dolaşın oraya bakın. Gidin dolaşın komple. Osmanlı’nın her bölgesinden her beldesinden şehit görürsünüz. Her bölgesinden her beldesinden. Bir yerden göremezsiniz.
Ben baktım görememiş olabilirim belki de vardır şimdi şu zannetmeyeyim. Ben dolaştım oraya en alttan böyle yukarı doğru. Biliyorum. Gittiğinizde bir dolaşın. Mesela Kerkük’ten bulursunuz. Bağdat’tan bulursunuz. Şam’dan bulursunuz. Musul’dan bulursunuz. Askeri kayıtlara bakın. Daha durur o askeri kayıtlar. Gidin her yerden bulursunuz. Bir yerden bulamazsınız. Ahmet. 5186’dan ceza yiyen benim. Oradan mırıldanma. Tamam. Ben Şemsi Efendi Okulu’nda okudu. Dedim. Hâkim bakmadı gözümün yaşına. Hoş gözümün yaşı da yok mu de yoktu da. Hâkim baktı. Dedi bu söz senin mi Şemsi Efendi Okulu’nda okumuş? Evet. Buraya Sebah teistlerin çocukları gidiyormuş demişsin öyle mi? Evet. Cezayı patlattı geçti. Bu kadar sözüm.
Oraya da zaten kırmızı renk yazmışlar. Başka bir şey bulamamışlar. O yüzden sen orada mırıldanıyorsun şimdi. Mırıldanmak yok. Sen burada oturup da söylediğin zaman 5186 mı o? Koruma kanunu. Kaç? Hiç bilmiyor musun? Kaç? 5816. 5816. Oradan böyle ben. Şimdi bir şey daha tuttururlarsa tekerrürden bu sefer. Oh sen hakaret etmişsin. Yürü tekerrürden bir ceza da içerideyim ben. Neden? 5816’ya muhalefetten. Zaten bana olmayan bir şeyden ceza kesmek için can atıyorlar. Allâh bizi affetsin. Belki de bu koltuktan bile mahkemeye verecekler bana. Deyecekler ki koltuk altın kaplamaymış. Ulan düşünüyorum. Bu koltuk altın kaplama olsa önce ben de kaplamalarını sökerim bunun. Bu koltuğu burada tutar mı bu millet?
Gece buraya girer, hırsızlık yaparlar, alırlar koltuğu. Onu düşünmüyorlar. Allâh bizi affetsin. Evet. Bu gecelikte bu kadar yetsin, haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun inşâallah. Bu normalde bugün gidecek olduğum yerleri sıraladım. Allâh sağlık, afiyet verirse inşâallah. Onlara gitmeye gayret edeceğim. Ama bu hafta şuraya gideceğim diye öyle bir sıralama yok. böyle kendi kendimize arkadaşlar, bu hafta Polat diye gidiyor. Bir dakika haftaya şuraya gelecek falan diye. Şuraya gelecek falan diye şey yapmasınlar. Ne o? Kendilerince. Benim yayınladıklarıma baksınlar. Bunlar gidecek olduğum yerler. Yaklaşık 11-12 hafta var içimde, önümde. 11-12 hafta içerisinde inşâallah 3 ayları girince kadar bitirmeye gayret edeceğim.
14. Bölüm
Bir de malum diş problemlerim var. Onların da artık ne kadar fırsat olursa, onunla olsana Kasım’ın 15’inden sonra da o başlayacak. Yok bir daha ameliyattı, şuydu, buydu. O yüzden arkadaşlar böyle birkaç kişi de yok Üsküdar’ı yazmadınız, incindim demiş bir kardeş. Aman incinmeyin, ben ağzım böyle davul gibi şişse de gelirim. Onunla olsana şurayı unuttunuz, buraya unuttunuz. Unuttuğum bir şey yok. Hadi siz sözlerinizi yerine getirin. 40 kişi olun, ben geleyim. Ölü olsam dahi geleyim. Biri de çok güzel bir rahatsızım, hastayım dedim ben. Onunla olsana hatta dedim ki ölüm yakın herhalde. Efendim ne zaman öleceksiniz? Ölmezden önce bir gelseniz dedi. Yazdım ben de, ben ölüyorum dedim dedim. Ölüyorum diyorum.
Sen ne zaman geleceksin diyorsun bana dedim. Tabii benim hoşuma gidiyor. Bunları şikayet manasında söylemiyorum. Şikayetim yok. Derviş kardeşlerden şikayetim yok. Güzel replikler oluşuyor. Tabii bu çok güzeldi, çok hoşuma gitti. Bayağı oldu bu olalı. Dedim hastayım rahatsızım. Ondan sonra ölümü bekliyorum dedim ben. Ondan sonra öleceğim yani. O da dedi ki ne zaman öleceksin? Ölmezden önce bir gelin. öyle düşünüyorum. Ben öleceğim günü biliyorum. O yüzden öleceğim günü bildiğim için ölmezden önce muhakkak oraya gideyim diye. Öldüm gülmekten kendimi kendime. Yok daha ölmeye niyetim yok. Yaş 64 dişlerimi yaptırıyorsam hala da başınızda binekleyeceğim demektir. Ölmeye niyet olun. Dişlerini yaptırır mı ya?
Son nefese kadar devam. Senin bildiğin var benim bildiğim hayra. Allâh’ım iyi etsin inşâAllah. O yüzden merak etmeyin. Hiçbir yerde unutmadım. Allâh’ın izniyle son nefesime kadar koşturacağım. Eğer hasta olursam da diyeceğim ki gelin Sedde ile götürün beni. Oraya muhakkak. Ölmeden önce oraya gitmem lazım çünkü. Eğer öyle bir şey olursa, bak onun ismini de veririm. Şehri dediğin ismini de veririm. Merak etmeyin beni götürürsünüz oraya inşâAllah. Haklarınızı helal edin. Öyle söyleyenlere de sakın içinizden buğuz etmeyin. Ben buğuz etmiyorum. Ben diyorum ki böyle kardeşlerimiz de var elhamdülillah. Tabi bu onların sevgisini gösteriyor, yola karşı olan hırsını gösteriyor. ölmeden önce buraya da gel muhakkak.
Burada da kardeşler, arkadaşlar sizi görsünler. Böyle bir sohbet olsun, zikrullah olsun diye öyle düşünüyorlar. Allâh hepsinden de razı olsun inşâAllah. Cenâb-ı Hak bizleri son nefesimize kadar Kur’ân ve Sünnet yoluna hizmet edenlerden eylesin. Zikrullah’a devam edenlerden eylesin. Zikrullah yoluna hizmet edenlerden eylesin. Cenâb-ı Hak cümlemizi ve cümle kardeşlerimizi son nefese kadar iman üzerine, İslam üzerine, ihsan üzerine bir hayat nasip eylesin. Son nefeslerimizde de buyrun. اَشَّدُ وَللَّا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاَشَّدُ وَاَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ diyerek bizlerin ruhlarını teslim eden kullarından eylesin. اَفْتَٓا لِذِكِرْ فَالَمَنْدَهُ لَا اِلٰهَ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ لا إله إلا الله لا إله إلا الله حق محمد رسول الله جميع الانبياء والمسلمين والحمد لله رب العالمين الفاتحة ما سلوات اللهم salli ala Seyyidinâ Muhammedin ve ala âlim Muhammed amin bir uyarım nasihatim olacak onu da unutmadan es geçmeyeyim önümüzdeki yıllarla alakalı borçlanmayın gereksiz harcamalar bulunmayın harcamalarda bulunmayın kesinlikle ve kesinlikle borç yapmayın mümkünse tasarruf edin işlerinize sahip çıkın bilhassa bu esnaflara bu sözüm esnaflar ayaklarını denk alsınlar uzun soluklu asla ve asla borçlanmasınlar çalışanlar işlerine sahip çıksınlar bu uyarımı dikkate alın bunu tekrar söylüyorum esnaflık yapanlar böyle bahara işler açılır bahara yönelik borçlanma yapmayın yapmayın yaza işler açılır yaza borçlanalım yapmayın maaşta çalışanlar belli ücret karşılığında çalışanlar harcamayın gereksiz bir şey almayın bu kıyafet olabilir, bu eşya olabilir lüzumsuz israflara girmeyin lüzumsuz harcamalar yapmayın burayı boyatıverelim boyatma kardeşim öyle kalsın sil kullan yeni yazlık böyle kıyafet alalım alma kardeşim kullan frene bas kredi kartlarınızı boşaltın ödeyin tasarruf edin kredi kartı borcunuz olmasın senetle sepetle bir şey almayın borçlanmayın önümüzdeki yıllara normal ticaret yapanlar ticaretlerine frene basık bir şekilde devam etsinler uçmasınlar araba değiştireceksin değiştirme kardeşim değiştirme borçlanıp değiştirme kredi alıp da araba alacağım diye uğraşma kredi alıp da arabamı değiştireyim yenileyim yapma kardeşim otur oturduğun yere ne kadar kazanıyorsun 10 lira 6 lirasını ye harca 4 lirasını tasarruf et evet ciddi ciddi söylüyorum bunu bunu ciddi ciddi söylüyorum bunu hep böyle laf arası geldiğinde ayaklarınızı yorganınıza göre uzatın ayaklarınızı yorganınıza göre uzatın bunu hep söylüyorum bu sefer ciddi ciddi söylüyorum bu konuda herkes ayağını denk alsın mal satanlar satacak olduğunuz yerleri iyi inceleyin vaadeli mal satanlar dikkat edin iyi inceleyin bildiğiniz devasa firmaların dahi içi boşalıyor Yahudi kökenlilerle ticaret edenler dikkatli olun onlara uzun vaadeli çekler senetler bağlantılar yapmayın bir anda adamın kaybolduğunu görürsünüz kaybolacaklar zaten Türkiye’yi ekonomik olarak zora sokmak isteyenler her türlü melaneti işleyecekler her türlü melaneti işleyecekler o yüzden herkes bu herkesi ilgilendiriyor senin halin vaktin yerindedir kardeşim sen de tasarruf et çünkü yarın öbür gün kardeşlerine tasadduk edersin huzili gereksiz masraflar zaten sufilerin yapmaması lazım ama daha da sıkı tutsun herkes herkes eşine çoluğuna çocuğunu muhafaza etsin herkes eşinin çoluğunun çocuğunu tasarrufa yönelsin herkes kadın erkek kimse uçmasın bu konuda çok ciddi bir uyarı yapıyorum herkes bu konuda dengine alsın ya benim halin vaktim yerinde kardeş benimki de yerinde merak etme herkesin yerinde tasarruf edecek herkes borçlanmayacak uzun soluklu borçlanmak yok işinize sahip çıkın orada alacağım var al kardeşim alacağını alacağını al bir yıl sonra hiçbir şey alamayacaksın alacağını al 30 bin lira maaşın var kardeş tasarruf et yeme harcama ayağını ona göre denk uzat söyleyeceklerim bu kadar ekonomik olarak siyasi olarak da her türlü bilgisayar her türlü melaneti işleyebilirler ülkenin başında herkes uyanık olacak gaza gelmeyecek galayana gelmeyecek ferdi fevri hareket etmeyecek nerede Kur’ân ve sünnete bağlı vatanına milletine bağlı topluluklar var onların üzerinde iftiralar yalanlar dolanlar tezgahlar döndürülecek bak döndürülebilir demiyorum döndürülecek diyorum döndürülebilir demiyorum döndürülecek diyorum o yüzden herkes Kur’ân ve sünnet noktasında sıkı sıkı bağlı kalacak kendine ve arkadaşlarına dikkat edecek disiplini davranacak galayana gelmeyecek yalana dolana gelmeyecek kim bir şey öğrenmek istiyorsa gelsin bana sorsun hukukiyse mahkeme kararlarıyla önüne koyayım onu hukukiyse yok diniyse gelsin kardeşim buraya ben Kur’ân ve sünnet tarihinde bütün âyet ve hadisleri ona aktarayım burada hiç problem değil verilmeyecek hesabım yok benim hem şahıs bazında hem yol bazında hem de siyaset bazında benim verilmeyecek hesabım yok ortadayım meydandayım o yüzden bütün herkese söylüyorum zakirler çavuşlar herkes kendi bulunduğu yerde ona göre disiplini davransın nahoş hareketlere fevri hareketlere müsaade etmesin çok derviş toplama derdim yok böyle bir derdimiz de yok rüyasında gören gelsin halinde gören gelsin inanan gelsin biz adam toplamaya çıkmadık insan toplamaya çıkmadık ne kadar kalabalıksak o kadar güçlüyüz öyle bir derdimiz yok bizim biz Kur’ân ve sünnet vatan ve millet için yoldayız gereken lan laf-u gaf bizim derdimiz bu ben 36 yıldan beri sohbet ediyorum bir günden bir güne birisi şunu diyemez ben bizden sohbet için 1 lira istedi bitti kimseyle böyle bir derdim yok millet laf üretebilir hiç kimseye de borcum yok dergahında borcu yok benim de borcum yok borcumuz yok hiç kimseye alacağım var ticareten borcum yok kim diyorsa alacağım var gelsin burdayım kardeşim ya yıllardan beri söylüyorum yalana dolana iftiraya gerek yok o yüzden dikkatli davranıyoruz bundan sonra dikkatli davranıyoruz önümüzde çok parlak günler görmüyorum çok parlak günler görmüyorum tekrar tekrar söyleyeyim bunu bazen arkadaşlar soruyorlar bahara işler açılır mı? açılmaz diyorum bakın tekrar söylüyorum önümüzde ticareten, siyaseten ticareten ve siyaseten çok parlak günler görmüyorum açık ve net o yüzden herkes disiplini bir şekilde kendini muhafaza etsin herkes çoluğunu çocuğunu muhafaza etsin korusun kollasın gençtir, yaşlıdır tekrar tekrar söylüyorum herkes çoluğu çocuğu da fazla harcıyorsa ona da frene bassın desin ki yavrum dikkatli ol bundan sonra harcama fazla kadınlar ve erkekler birbirlerinin velileridir birbirlerine uyarsınlar herkes disiplini bırakmasın cümlemizi Cenâb-ı Hak affetsin Destûr
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, İhsân, Kalb, Sünnet, Muhabbet, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı