Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

667. Dergah Sohbeti — Âl-i İmrân 41: Zekeriya Kıssası, Sabah Akşam Zikrullah ve İtikaf

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 667. Dergah Sohbeti — Âl-i İmrân 41: Zekeriya Kıssası,…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Rabbim hayatınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i Hakk’ı hak, batıl batıl bilenlerden eylesin. Hakk’ı hak bilip hakça yaşayan, hak yolunda duran, batıl batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Rabbim, nerede Müslümanlara zulmeden, nerede Müslümanların âhını alan, kanını döken, şerefini, haysiyetini, namusunu ayaklar altına alan her kim varsa Cenâb-ı Hak intikamını ansın. Rabbim, ümmet-i Muhammed’i bir ve beraber eylesin. İsrail’i ve destekçilerini dağıtsın. Doğu Türkistan, Irak, Suriye, Filistin, Mısır, Fas, Tunus, Cezayir, her nerede Müslümanlara zulmediliyorsa, Cenâb-ı Hak hepsinin intikamını alsın.

Müslümanları huyur eylesin. Müslümanları özgür eylesin. Ecmeyin. Bugünkü dersimiz, 28. nasihat, Âl-i İmrân Sûresi, âyet 41. اَعُدُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْضَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ Allâh’a, ey Rabbim, bana bir âyet ver. اَلْفَرَّ اَلْفَرَّ سَنَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمِ Âmin. Âlim-i ranâyet 41. Zekeriya dedi ki, Rabbim o hâlde bana bir alâmet var. Allâh da senin alâmetini insanlarla işaretle anlaşman dışında üç gün konuşmamandır. Rabbinin çokça zikret, akşam sabah onu tesbih et.” buyurdu. Ders konumuz aslında, Rabbinin çok zikret, akşam sabah da onu tesbih et. Ders konusu bu akşam bu. Ama Zekeriya da bana bir alâmet var demesinin sebebi, Cenâb-ı Hak Zekeriya’ya bir evlat, Yahyâ’yı müjdeledi.

Yahyâ’yı müjdeleyince melekler ona, o da Cenâb-ı Hak’a yalvardı dedi ki, Allâh dedi ki, bununla alâkalı doğru olduğuna dair bana bir alâmet göster. Bana alâmet göster deyince Cenâb-ı Hak ona vahyetti. Dedi ki, insanlarla konuşmayacaksın, ancak işaret diliyle merâmını anlatacaksın. Ama Allâh’ı zikretmekten geri durmayacaksın. Zekeriya aleyhisselâm’ı bu noktaya iten şey aslında meryemdi. Çünkü Meryem’in annesi, Meryem’in annesi, Allâh’a çok yalvarmıştı. Bana bir evlat ver, ben bu evladı senin yoluna tahsis edeceğim. Ben onu sana bağışlayacağım diye çok dua etmişti. O öyle çok dua edince Meryem’in annesi. Öyle çok dua edince Cenâb-ı Hak da Meryem’i verdi ona. Meryem’i verince o mübarek annemiz, bu sefer ben senden erkek evlat istemiştim.

Ona Allâh yoluna tabiri caizse, beytül makdise adayacaktım onu dedi. Öyle olunca Meryem annemiz yetişmeye başlayınca kendini inzivaya çekti. Malumunuz ondan sonra Cenâb-ı Hak Cebrâl aleyhisselâm’ı gönderdi. Cebrâl aleyhisselâm ona İsa aleyhisselâm’ı üfledi. Ama Meryem annemiz mescidin içinde, mescidin içerisinde hiç dışarı çıkmıyor. Hamile, hiç dışarı çıkmıyor, hiç kimseden bir şey pişmiyor. Ve Meryem annemize kışın yazlık yiyecek, yazın da kışlık yiyecek geliyor. Hiç dışarı çıkmıyor. Cenâb-ı Hak onu her gün böylece rızıklandırıyor, nimetlendiriyor. Ve âyet-i kerîmede de, biz Meryem’e vahyettik diyor zaten. bu şimdi bu ara çok tartışıyorlar ya benim üzerimde ben vahyi sadece peygamberlere değil diyorum.


2. Bölüm

Kıyameti koparıyorlar. Ama bir sürü âyet-i kerîmelere sıraladığım için cevap da veremiyorlar, kalıyorlar öyle. Çünkü Allâh arya da vahyetmiş, yere göğe de vahyetmiş. Cenâb-ı Hak insanın, her insanın kendi nefsine de vahyetmiş. İyiliği de kötülüğü de vahyetmiş bize. iyiliği de kötülüğü de bize vahyeden Allâh. Bu noktada arya da vahyetmiş, göğe vahyetmiş, yere vahyetmiş, meleklere vahyetmiş, peygamberlere vahyetmiş, Meryem’e vahyetmiş, İbrahim’in annesine vahyetmiş, Musa’nın annesine vahyetmiş, vahyetmiş. Hepsinde âyet-i kerîmelere de vahyi olarak geçiyor. Hepsine de vahyi etmiş. Meryem’e de vahyetti Cenâb-ı Hak. Ve Meryem aleyhisselâm’a böyle yiyeceğini, içeceğini, her şeyini hiç kimseden hiçbir şey istemeden bir insan elinden gelmiyordu.

Ona yiyecek de geliyordu. Önüne görüyordu, Zekeriya aleyhisselâm bunu gördü. Zekeriya aleyhisselâm’la Meryem annemiz akraba. Meryem’in annesiyle Zekeriya aleyhisselâm akraba. Hepsi de bunlar Peygamber suyu, Beni İsrail Peygamber suyu. Zekeriya aleyhisselâm Meryem annemizi böyle görünce ve böyle ona intifatı da görünce, intifatı da görünce tabiri caizse gizliden gizliye Allâh’tan bir hayırlı erkek evlat istedi. Öyle olunca tabii yaştı Zekeriya aleyhisselâm, hanımı da yaştı. Böyle istedi ama yaşına da bakmadı. Bu sefer Cenâb-ı Hak da onun duasını kabul etti. Ona Yahya’yı müjdeledi. Yahya aleyhisselâmın babası Zekeriya aleyhisselâmdır. Beni İsraililerin katlettiği, şehid ettiği Yahya. Bu İsraililer, bu Yahudi soyu böyle bir pis bir soy.

Dünya üzerinde lanetlenmiş imtihan bir soy. Evet, onlar tabii malum Yahya aleyhisselâmın gencecik daha 33 yaşındayken de ne yaptılar? Onu şehid ettiler. Şimdi Yahya’yı ona müjdeleyince hanımı ihtiyar, kendisi ihtiyar, Zekeriya aleyhisselâm bu konuda bir Cenâb-ı Hak’tan tabiri caizse bir işaret istedi, bir delil istedi bu konuda. İbrahim aleyhisselâm dedi iman ediyorum sen yeniden her şeyi yaratacaksın ama buna dedi şahit olmak istiyorum, görmek istiyorum deyince ona üç tane kuş aldırdı, öldürdü, kestirdi, kavutturdu, yandı, küllerini üç tepeye attırdı, ondan sonra küntü biznillah de. Onların hepsi de koşa koşa gelecek sana dedi. İbrahim aleyhisselâm böyle bir şehadet, şahitlik istedi nasıl diriteceksin diye.

Aynı şeyi Zekeriya aleyhisselâm da istedi. Dedi ki böyle bir şey bana verdin, bunu bana bir delil olarak bana bir şey vahyet. Zekeriya dedi ki böyle bir aslında biraz da ceza bu, delilden öte, biraz da böyle ceza ben sana bir şeyi müjdelemişim, müjdeledim şeye karşı senin kalbinde bir tuhaflık olmuş, sen buna bir de delil istiyorsun benden, o zaman üç gün konuşmayacaksın dedi. İnsanlarla konuşmayacaksın, üç gün işaret diliyle anlaşacaksın. Ama velâkin burası önemli, Rabbini çokça zikret, akşam sabah onu tesbih et. sen bu hatayı işledin, bu bir zelle, bunun karşılığında sen Allâh’ı çok zikret, sabah akşam onu tesbih et. bu da senin delilin olsun. Ve Zekeriya aleyhisselâm ne yaptı? Üç gün insanlarla hiç görüşmedi.


3. Bölüm

Bir peygamber insanların derdi var, sıkıntısı var, konuşacağı var, görüşeceği var. Hiçbir şey konuşmadı, devamlı Allâh’ı zikretti. Çünkü Cenâb-ı Hak Zekeriya aleyhisselâmın susmasını emretti. Zikirden kesilmesini değil. Ve onun bu küçücük zellesinden dolayı da Hz. Allâh Celle Celâlihu onu devamlı Allâh’ı zikretmesini söyledi. Burada bir böyle parantez açmak istiyorum. bir hatanız olabilir, bir kusurunuz olabilir, eksikliğimiz olabilir, hepimizin. Burada o hatamızı, kusurumuzu, eksikliğimizi, yanlışlığımızı tedavi edecek olan, telâfi edecek olan çokça zikir. O zikirle biz hatamızın, kusurumuzu, yanlışlığımızı telâfi edeceğiz. Çünkü Allâh’ı zikir en büyük iştir. Böyle olunca o kimse en büyük işle ne yapacak?

Kendisini temizlemiş olacak. Kendi hatasını ve kusurunu affettirmiş olacak. Çünkü Zikrullah’dan daha büyük bir amel, daha büyük bir ibadet yok. Kalbi temizleyen, insanı temizleyen ve insanın kalbini temizleyen ancak Zikrullah var. Çünkü kalpler ancak Zikrullah ile mutmain olur. Kalpler, hadîs-i şerîfte de kalpler ancak Zikrullah ile parlar. Kirlerinden Zikrullah ile temizlenir. Çünkü o kalbin başka bir şeyle temizlenmesi mümkün değil. Kalpte geçen derste de bahsettim, Allâh’a ait olan, Allâh’a ait olan, hiçbir yere sığmadım, mü’min kulumun kalbine sığdım dediği, tecelli ettiği kalptir. O kalbin temiz olması gerekir ki, bunun temizliği Zikrullah ile mümkündür. Bakın, Zikrullah ile. Bir kimse tövbe ederekten günahlarını affettirir.

Tövbe eder o kimse, tövbe ile o kimsenin günahları affolur. El cevap, tamam mı? Tamam. Ama Zikrullah, o kimsenin kalbini Cenâb-ı Hak’ın tecelliyatına mazhar eder. Cenâb-ı Hak’ın tecelliyatına mazhar edecek olan amel, Allâh’ın zikirdir. Şimdi öyle diyorlar ya size bize hepimize, namaz da zikirdir kardeş. Biz namazı zikirden saymayanlardan değiliz. Orucu zikirden saymayanlardan değiliz. Biz yerden bir taşı alıp kenara koymak da zikir. Birisine nasihat etmek de zikir. Birine Allâh’ı hatırlıyorsun çünkü Allâh için yapıyorsun ya. Bir yetimin başını okşamak da zikir. Allâh için yapıyorsun. Bir fukaranın karnını doyurmak da zikir. Allâh için yapıyorsun. Kur’ân-ı Kerîm okumak da zikir. Allâh için okuyorsan, para için okuyorsan değil. ben bu yağasını okuyayım, kaç para okuyacağım, beş bin lira okuyacağım.

Olmadı. Sen ondan ne bekliyorsun ki? Kur’ân-ı Kerîm var, hazır benim. Hazır Kur’ân-ı Kerîm satarak da sen onu normalde oradan bir şey bekleme. Aynı şey zikrullah için de geçerli. Sen Allâh’ı zikrederken bir şey umma, bir şey bekleme. Yok ben makam atlayacağım, yok mevki atlayacağım, çavuş olacağım, zâkir olacağım, nakip olacağım, nüge bağlayacağım, suge bağlayacağım, bekleme. Allâh’ı Allâh olduğu için zikret. Allâh’ı Allâh olduğu için sev. Allâh’ı Allâh olduğu için ona iman et. Allâh’ı Allâh olduğu için Allâh yolunda yürü. Ya görsünler ne güzel namaz kılıyorum. Bırak namazın namaz değil senin. Görsünler ben ne güzel zikrullah yapıyorum. Bırak senin zikrullahın zikrullah değil. Sen gösterişe çıkmışsın, artistlik yapıyorsun sen.


4. Bölüm

Başka bir şey değil. Başka bir şey değil bakın. Allâh’ı Allâh olduğu için iman ederiz. Allâh’ı Allâh olduğu için ibadet ederiz. Allâh’ı Allâh olduğu için zikrederiz. Allâh’ı Allâh olduğu için severiz. Allâh’ı Allâh olduğu için biz onun yolundan gitmeye gayret ederiz. Bu. Başka bir şey değil. Allâh bizi affetsin. O yüzden normalde zikrullah o kimsenin Allâh’a olan bağlılığını, Allâh’a olan samimiyetini, Allâh’a olan sevgisini, Allâh’a olan kulluğunun göstergesidir. Zikrullah başka bir şey değildir. Senin Allâh’a bağlılığını gösterir. Senin Allâh’a kulluğunu gösterir. Senin Allâh’a karşı olan sevgini gösterir. Senin Allâh yolunda olduğunun göstergesidir zikrullah. Ve senin Allâh’la her daim bağındır.

Her daim. Çünkü Peygamber ne diyor ki? Allâh’ı zikirden uzak durma. Rabbini sabah akşam. Başka bir ayette de, şimdi burada akşam sabah diyor. Oysa şeyde de, Ahzap 41-42’de de, Ey iman edenler! Allâh’ı çokça zikredin ve sabah akşam onu tespih edin. Bir âyet-i kerimede sabah akşam, bir âyet-i kerimede akşam sabah. Şimdi bu iki âyet-i kerimi birleştirdiğimizde, birinci okuduğumuz Âl-i İmrân’da akşam sabah diyor. akşamdan sabaha kadar. Ahzap Sûresi’nde de sabah akşam diyor. O zaman sabahtan akşama kadar. sen gece, akşamdan sabaha kadar, gündüz de sabahtan akşama kadar, her hâlinle Allâh’ı zikret. Veya gece gündüz, önemli değil. Gündüz de, gecede Allâh’ı zikirle geçireceksin. Çünkü akşamdan sabaha dediğinde, akşam vakti ne oldu?

Normalde akşam vakti olunca akşam namazı vakti girdi, akşam oldu. Sabah namazı vaktinde akşam bitti. O zaman akşam sabah dedince geceyi aldı içine. Benim yeni derviş olduğum zamanlarda ders sabahlı akşamlıydı. Şeyh Efendi, Allâh rahmet eylesin, sabahlı akşamlı ders verildi. Böyle biraz böyle götüremeyecek olanları tek ders verirdi. Bizi de serbest bıraktı. istediğiniz gibi verin durumunuza, karşıdakının durumuna göre. Biz de ben de karşıdaki kimsenin durumuna göre, kimisine sabahlı akşamlı verirdim, kimisine sadece gündüz dersi verirdim, gündüz dersi verirdim, kimisine bazen gece dersi verirdim, gündüz dersi vermezdim. Onların durumlarına göre, gördüğüm rüyaya göre hareket ederdim. Ama sonradan Şeyh Efendi Hazretleri tek ders vermeye başladı.

O sonradan yeni mesela Bursa’da bir müddet daha sabahlı akşamlı ders devam etti. Sonra Şeyh Efendi, Allâh rahmet eylesin, onu teke indirdi. Tek ders vermeye başladı. Mustafa Efendi, oğlum bunu çeksinler yeter dedi. Dervişler çünkü gevşek davranıyorlar. Bunu çeksinler yeter dedi. Biz de arkadaşları diyoruz ki, zakirlere, çavuşlara, ders yaptıranlara, siz mümkünse sabahlı akşamlı çekin dersinizi. Bizim tavsiyemiz bu. Bazıları gördükleri rüyaya göre onlara da sabahlı akşamlı verdiğimiz oluyor mu? Evet. Ama öbür türlü bir kimse sabahlı akşamlı kendisi ders çekebilir mi? Evet. Sabahlı akşamlı ders çekebilir mi? Evet. Ne yapacak o zaman? Sabah dersi, sabah namazında başlayacak akşam namazına kadar gündüz dersi gibi.


5. Bölüm

Onu normalde bir ders olarak çekecek. Akşam namazından sabah namazına kadar da gecede bir ders çekecek. Ne olacak? Sabahlı akşamlı dersi olacak o kimse. Aynı zamanda bu iki âyet-i kerimeye de mahzar olmuş olacak. Hem akşamdan sabaha kadar ders çekmiş olacak. Buradaki Zekeriya Aleyhisselâm’a atfen söylenen Rabbini çokça zikret. Akşam sabah onu tesbih et, onu tesbih et, onu tenzih et. teşbihin içine hepsi de girer çünkü. Çünkü ne yapacak? Onu tesbih edecek. Böylece normalde o kimse hem sabahtan akşama hem akşamdan sabaha kadar Allâh’ı zikretmiş olacak. Ve normalde o kimse o zaman bütün gününü zikrullah ile geçirmiş gibi olacak. O kimse sabah ile kalktı, sabah namazını kıldı. Üstüne de dersini çekti.

Harika! Ondan sonra akşam namazı okundu, akşam namazını kıldı. Ne zaman yapıyorsa bir de gece dersini çekti. Çünkü o sabah akşam ne yapmış oldu? Allâh’ı zikretmiş oldu. Ha arada bir de tevhid çekti. 5000 tevhid çekti. O nur vala nur oldu. Harika! Bunları arkadaşlara emir vaki yapmıyoruz ki onların nefislerine ağır gelmesin. Dervişlikten bıkmasın. Sufilikten bıkmasın. Ya ders çek bitmiyor. Evet bitmiyor. Buradan bıkkınlık yapıp da böyle bir kendi ellerini zora sokmasınlar. Nefisleri çıldırmasın. Nefisleri onları şaşırtmasın. Ha normal şartlarda biz günlük bir virt veriyoruz arkadaşlara. Diyoruz ki siz günde bir sefer bu virti yapacaksınız. Onda da yapabiliyor, 1000-1 tevhid var ama yapabiliyorsan günlük 5000 tevhid çek, yapabiliyorsan.

Yapabiliyorsan 10.000 çek, 20.000 çek, 30.000 çek, 40.000 çek, 50.000 çek, 60.000 çek, 70.000 çek. Tabi biraz zor. 70.000 deyince 15 saati buluyor. günlük 70.000 tevhid çekeceğim diyen bir kimsenin normal şartlarda 15-16 saati bulur. Ertesi gün yapamaz 15-16 saatte. Yapanlar nasıl yapıyor bilmiyorum. Ben yapamadım. birinci gün 16 saatte, 15 saatte hatta 14 saatte bitirdim. İyi. İkinci gün 16 saat oldu. Üçüncü gün normalde 18 saat, 20 saat oldu. Genç istim bir daha. İlk itikafımdan bahsediyorum. Uyumamak için kafımı duvara vuruyordum. Ama üçüncü gün tabi 20 saati buldu. Dördüncü güne 3 saat uykuyla girdin. Öbür günde uyumuyorsun yine. Oturduğun yerden yakaza oluyor. Bir de insana tatlı geliyor ya.

Yakazayı da bozmak istemiyor. Bir bakıyorsun başka yerdesin. Yeni dergisinde böyle bu tip şeyleri yeni yeni öğreniyorsun. Hadi o onu izliyor, o onu izliyor, o onu izliyor. Ondan böyle ayrılmak istemiyorsun. Gülünçlü. Anlıyorsun ya Bedir nasıldı? Tak Bedir geliyor önüne. Zikrullah ederken diyorsun ki ya Bedir nasıl oldu? Şak Bedir önünde. O savaş. Kılıçlar çakır diyor. Mızraklar havada uçuşuyor. Toz, duman, kan, revan ortalık. Neler yaşanmış diyorsun. O üzülüyorsun. Haydi bir kendine geliyorsun. Ardından tevhidken bir şey yakaladın ya. Böyle bir şeydir. Sûfîlik o yüzden zevklidir. Böyle insanı hayretten hayrette sokar. Böyle kendini daha da disiplin edersin. Bu sefer Bedir böyle uhud. Ondan sonra hendek.


6. Bölüm

Ondan sonra şu bu. Bir bakıyorsun şu peygamber bu peygamber. Ne oldu? Ders kaldı ama senin. Sonra kendine geliyorsun. Al tespih boynuna. Gece yarısı caminin içerisinde vol taht uyumamak için. Neden dersi yetiştireceksin çünkü? Öyle bir ayağını uzatırsan da birisi gelir ayağına bir tekme vurur nereden geldiğini bilemezsin. Öyle de yok öyle. Öyle paso yat, ayağını uzat. Onu da öğrendik. Nereden geldiğini bilmiyorum. Bir tekme topuğunu arıyor. Üç gün, dört gün basamıyorsun üzerine. Suçunu da biliyorsun ya. İtikafta upuzun yatılırmış mı? Yatılmazmış demek ki. Ondan sonra topuğunun üzerine basamıyorsun birkaç gün. Üç gün, dört gün şiddete göre. Bakıyorsun topukta hiçbir şey yok ama üstüne basamıyorsun.

İtikaf güzeldir. Sakın bunları görmek için de itikafa girme. Orası sinemaskop değil. Allâh’ı zikretmek için gir. Şimdi böyle olunca o kimse ne oldu? Sabah akşam Allâh’ı zikretti. Yetmiş bin tevhid çekince de o zaman normalde bir pazar gününü kendine ayıracaksın. Bir işin yoksa sabah namazında niyet edeceksin yetmiş bin tevhide. Bir dahaki sabah namazına kadar bitireceksin. Bunları yapabilirsiniz evde aslında. kadınlar da erkekler de yapabilir. Ha eşleri kafaya gir biraz. hayırdır? Ben yetmiş bin tevhide niyet ettim. O yüzden ben odada kalacağım. Bir tane de oraya bir secdade. Odadasın. Kadın geliyor bakıyor. Zikrullah da geliyor bakıyor zikirde. Geliyor bakıyor zikirde. En son da tepesi atıyor tabi.

Ne bu diyor? Bu böyle mi olacak? Hayat böyle mi gidecek? Ve aynı şey kadın için de geçerli. Adam gelmiş bir pazar günü evde yan yatacak, çamura batacak. Ondan sonra gelsin çaylar gitsin kahveler. Normalde gezmeye gidecek, tozmaya gidecek. Bakıyor kadın zikirde. Geliyor gene zikirde. Geliyor gene zikirde. Ha ben iki yumurta kırmış bugün bunu yiyeceğiz diyor. Çok da konuşmak istemiyorum zikirdeyim diyor. Eyvah adamın saçları gitti. Dikildi adamın saçları. Bir de bir işin bu tarafı var. O yüzden yaparsınız yapamazsınız evde bir şey diyemem ama siz parçalı bulutlu da yapabilirsiniz. bir 30 bine niyet edin, bir de 40 bine niyet edin 70’i bitirin ama hayatınızda böyle bir 70 bin tevhid çektiğiniz zaman olsun.

Bu önemli bir şey. bir 70 bin tevhid çekmişsin mükemmel bir şey. bir 10 bin salavat-ı şerife getirmişsin. 10 bin salavat-ı şerife. Mükemmel bir şey. Bir 100 bin lafseyi celal çekmişsin. Allâh. 100 bin çekmişsin. Muhteşem bir şey. Bunları yaşayın hayatınızda. Bunların tadını alın. Ve sabah akşam, akşam sabah zikretmenin tadını alın. Düşünebiliyor musunuz? Akşam sabah zikrediyorsunuz. Kime söylendi bu? Zekeriya Aleyhisselâm’a. Zekeriya Aleyhisselâm’la aynı ibadeti yapıyorsunuz. Hatta bir de Zekeriya Aleyhisselâm’ı rabut edin. Ay bir de gelsin benim zikrullahımı yapıyorsunuz Hades’in. Örnek. Muhteşem bir şey. Hele bir de asasıyla, o günkü kıyafetleriyle, sakalıyla gelirse oyy. Değme artık. Çünkü bütün hepsinde de asa var.


7. Bölüm

Bütün peygamberlerde asa vardır. Onu böyle sadece suret olarak değil, bir bütün olarak görürseniz böyle bir hayat estantenizinden hepsini de asalı görürsünüz. Hiçbirini dar elbiseli görmezsiniz. Hemen hemen hepsinin kimisi kolsuz bazı, bazısı böyle yarım kollu, bazısı böyle tam bütün değil bu bilekleri ne kadar kollu, cübbemsiz şeyleri vardır. Cübbe değil, cübbemsiz. Onun normal, real hayatlarını görürseniz, hayatlarını görürseniz hiçbirisi de süslü değildir. İşin bir de mana boyutu vardır, başka bir boyutu vardır. O boyutta görürseniz hepsi de süslüdür. Bakın hepsi de süslüdür. Üzerlerindeki cübbeler falan böyle süslüdür, böyle kıyafetleri tabiri caizse aflidir. O üzerlerindeki bol elbiseleri falan böyle boydan olan elbiseler, üzerindeki o böyle cübbeleri hepsi de aflidir.

O ne zaman biliyor musunuz? Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri ve bütün peygamberler bir böyle perdede toplandıklarında herkes makamına göre, kendine göre bir süsleri vardır. Cübbeleri falan böyle süslüdür. Hepsi de toplanırlar böyle, hepsi de süslüdür. Gözünüzü alamazsınız ama onların içerisinde en süslüsü Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’dir. Üzerindeki cübbesinin süsüne dahi bakamazsınız. Öyle süsleri göz alıcıdır hepsinin de. Ama Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri onun en müstesna noktadadır. Tabi Hazreti Öbekür, Ömer, Osman, Ali, Hazreti Ahsan, Hazret-i Hüseyin bunlar da ayrı bir güzellik, ayrı bir tabiri caizse böyle şatahat diyeceğim, şatafat diyeceğim ama yanlış anlaşılacak, ayrı bir böyle cavcaflıklıları vardır.

Bakmaya doyamaz, kıyamazsınız. Ama öbür türlü hayatlarından bir esnantene görünce asalıdır her biri, böyle çok gösterişli değillerdir kendi hayatlarından. Evet, siz o esnanda Zekeriya aleyhisselamı raut edip, Zekeriya aleyhisselamın dersini çekiyorsunuz tabiri caizse. O dersi Cenâb-ı Hak, Peygamber ne vermiş? Aynı zamanda Ümmet-i Muhammed’e de söylemiş. Akşam sabah Rabbini zikret. Bakın bunu Şeyhim bu Âyet-i Kerime’yi şöyle derdi, Âyet-i Kerime’yi bugün bu dersi hazırlarken o aklıma geldi. Derdi ki eğer zikrullah yasaklanacak olsaydı, Cenâb-ı Hak Zekeriya aleyhisselamı zikrullahı yasaklardı. ona susmasını emretti, üç gün konuşmayacaksın dedi ya, üç gün konuşmayacaksın dedi ama ona zikrullahı yasaklamadı.

Konuşmayı yasakladı, susacaksın dedi. Daha doğrusu susmayı yasakladı, konuşmayı da değil. Konuşmak çünkü işaretle konuşacağını konuştu, işaretle konuştu. Ona susma cezası verdi. Sufilikte de vardır susma cezası veyahut susma terbiyesi. Bir kimse böyle olur olmaz konuşur, olur olmaz konuşan bir kimse üstatlar olsun. Ona sen iki gün hiç konuşma, sen bir gün hiç konuşmayacaksın derler. Bir gün hiçbir şey konuşmaz o kimse örneğin. Mesela üstatlar önceden terbiye maksadıyla mesela bir işi çok yiyor değil mi? Ona denmiş ki mesela sen bir gün hiçbir şey yemeyeceksin. O bir gün hiçbir şey yemez. Sabahtan bir dahaki sabaha kadar. Bunlar nefis terbiye işi. nefisti terbiye etmek için. Şimdi tabi bunlar böyle şimdi bu zamandaki dervişlere zor gelen şeyler.


8. Bölüm

Biz diyoruz ki yemeyi yiyor millet yine. o kimseye diyeceksin ki üç gün yeme. üç gün yeme deyince evdeki düzeni bozulacak onun. Veya sen bir gün hiç konuşmayacaksın. hiç konuşmayacak susacak evdeki düzeni bozulur. Mesela şeyhim bana itikafta konuşmayı yazaklamıştı. Mustafa Efendi dünya kelamı konuşmayacaksın dedi. Tamam bitti. Tamam bitti. Kimseyle görüşmeyeceksin dedi. Tamam bitti. Biz on gün hiç kimseyle görüşmedik. Konuşmadık. Orman işletmesinde çalışıyorum o zaman. Müdür müdür yarıncıları mescide gelmişler. Müdür diyormuş ki o benim yanımda çalışıyor. Ben görüşeceğim onunla diyormuş. Bizim arkadaşlar demişler ki konuşması yasak. Böyle güzel görüşemezsin. Olay çıkmış öbür tarafta. Benim haberim yok.

Ben itikraftan çıkınca söylüyorlar. Diyorlar ki böyle böyle olay oldu müdürü katmadık. İyi yaptınız dedim. İyi yaptınız dedim. Katmayayım. Şeyh Efendi konuşmamı yasakladı. On gün dünya kelamı konuşmayacaksın dedi. Konuşmuyor. Çok rahat ediyor insan. Gerçekten öyle bir rahat ediyor ki. Konuşmuyorsun ya. Çok rahat. Hiçbir şey konuşmak yok. Zaten birinci gün dedi ki ne dedi Allâh rahmet eylesin. Onun olsun oğlum yağlı yemeyeceksin. Etli bir şey yemeyeceksin. Hayvan salgıdalı bir şey yemeyeceksin. Şunu yemeyeceksin. Bunu yemeyeceksin. Yemeyeceksin. Ben içimden dedim ki hiçbir şey yemeyeceksin demek ki. Böyle bir de jetonla konuşuyoruz o zaman. Biz öyle şimdiki gibi değil. Zaten jetonlar tıkır tıkır gidiyor.

Şeyh Efendi de biliyor jetonla konuştuğumuzu. Hemen iki cümleyle her şeyi anlatıyor. Sen geri kalanını anla kendin. Ben telefonu kapattım. Kendi kendime dedim. Hiçbir şey yemeyeceksin. Hiç konuşmayacaksın. On gün intikafı böyle bitireceksin. Ben birinci gün, hiç unutmuyorum. Birinci gün ben üç lokma ekmek yedim, zeytin. Ondan sonra ikinci gün iki lokma, üçüncü gün bir lokma, dördüncü gün sıfır lokma. Güzel çay içiyordum. Oruçluyum. Oruçluyum. Bir de Ramazan, bir demlik çay bitiriyordum gece. Millet kapının önüne yemek getiriyordu. Ben hiç çıkmadığımdan akşam namazından önce abdestimi alıp giriyordum. Akşam namazına da çıkmıyordum, yasya da çıkmıyordum milletin içine. Çünkü insanın içine çıkmak da yasak.

Güneşe çıkmak da yasak. Güneşe bakmayacaksın. Güneşe çıkmayacaksın. İnsanların yanına çıkmayacaksın. İnsanın yanlarına çıkmayacaksın. Böyle. İtikafı böyle. İlk itikafım bir de benim. En güzeliydi şuydu, orada dışarıda böyle bir limon ağacı gibi bir ağaç vardı. Ne kadar kumru varsa onun içerisinde kumru var. Gece bir hareket olunca bir çatırtı kopuyordu orada. Ondan sonra tabi. Rabb’im bizi korkaklıktan korumuş. Benden sonra bir arkadaş girdiydi. Ödü kopumuş, çıkamamış dışarı. Hiçbir gece çıkamamış. Hiçbir gece çıkamamış. Bana bir hal mi oldu, bir şey mi oldu diye bana soruyor. Kumru dedim. Çık dedim. Abdestini al, bir şey olmaz. Şimdi tabi normalde bir de işin bu tarafı var. İşin en ilginç tarafı da tabi.

İtikafta böyle bir halperdi saçıldıysa, o zaman gelip, bir şey yapıyordu. Şimdi bu işin en ilginç tarafı da tabi. İtikafta böyle bir halperdi saçıldıysa, o zaman gelendi, gidendi. Hayat devam ediyor. Allâh’ımı yiyesin inşâAllah. O yüzden normalde hadîs-i şerîfte de Hazret-i Peygamber Sallâllâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, insanların derece itibariyle en yüksekleri Allâh’ı zikredenlerdir buyurmuş. Rabb’im bizi onlardan eylesin. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Geceniz hayır olsun inşâAllah. Üç ihlas bir Fâtiha-i Şerîfe. Âmîn. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz Sallâllâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş Peygamber efendilerimizin ruhlarına Cihâri yâri guzîn efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömer-ül Faruk, Osman-ı Zinnureyn Ali el-Murtaza radıyallâhu anh Hazretlerinin ruhlarına Âmîn.

Aşere-i mübeşşerre’nin evlâdı Rasûlullah, zevce-i Rasûlullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin 72 şühedânın, şehid-i kerbelânın, bütün şühedânın tüm ashabı Rasûlullah Hazretlerinin ruhlarına Âmîn. İmam-ımız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam-ı Aliki, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına Ayrı ayrı hediyelik vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi Âmîn. Haberdar eyle ya Rabbi Âmîn. Ve izzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi Âmîn. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife Âmîn. Ya Rabbi hasıl olan sevabı Pirimi Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmed el-Rifai, Seyyid Ahmed el-Bedevi, Seyyid İbrahim Duseki, Şeyh Ebul Esenek Şazeli, Şah-ı Nakşibendi Muhammed-i Bahaddiin, Şah-ı Mevlânâ Celaleddin Rûmî, Şah-ı Hacı Bektaşü Veli, Şah-ı Hacı Bayramı Veli, Mehmet Muhittin Üftade Veli, Veysel Karani, Muhyiddin Arabi Niyazi Mısri ve bütün Pir ve Piran Efendilerimizin ruhlarına da Ayrı ayrı hediyelik vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi Âmîn.

Haberdar eyle ya Rabbi Âmîn. Üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi Âmîn. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife Âmîn. Ya Rabbi bilhassa Üstadımız, Bayındırlı Hacı Mustafa Özba Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, Cet ve Dadalarının ruhaniyetlerine, Yaşayan bütün Mürşid-i Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, Bütün Derviş Kardeşlerimizin ve Ümmeti Muhammedin ruhaniyetlerine, Tur-u Kaliye’den akraba ve tahlikatlarımızdan geçenin ruhlarında hediye edik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi Haberdar eyle ya Rabbi Âmîn. Üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi Âmîn. Ve selamun alel mürselin ve alihim ve’l-hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Eftali zikir fa’lemennahu Lâ ilâhe illâllah Hak Muhammedün Resûlullâh, cemiyen enbiya-i vel mürselin ve’l-hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn el-Fâtiha ma salavat Allahumma Salli ala Seyyidinâ Muhammed ve ala âlim Muhammed Âmîn.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Kalb, Şeyh, Salavât, Tesbîh, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı