Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

664. Dergah Sohbeti — Tâhâ Sûresi 124-125: Zikrullahtan Yüz Çevirene Meşakkatli Hayat ve Zikir Çeşitleri

Mustafa Özbaş Efendi, Tâhâ Sûresi 124-125 ayetlerini tefsir ederek zikrullahtan yüz çevirmenin meşakkatli hayata ve kıyamette kör haşre yol açacağını, zikrin geniş dairesini, kalbin kararmasını, takvâ çizgisinden uzaklaşmayı, Mürşid-i Kâmil'e bağlılığı ve tarikatların zikir çeşitlerini anlatıyor.


1. Bölüm

Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Âmî! Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Âmî! Cenâb-ı Hak cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakk-ı hak, batıl-batıl bilenlerden eylesin. Âmî! Hakk’ı hak bilip, hak yolunda koşan, hakçaya yaşayan, batıl-batıl bilip batıldan kaçan, batıla karşı savaş açan kullarından eylesin. Âmî! Rabbim, ümmet-i Muhammed’in nerede? Kanını akıtan, adaletsiz davranan, hukuksuz davranan, namusuna, şerefine, haysiyetine dokunan varsa, hepsinde intikamlarını alsın. Âmî! İsrâil’in burnunu sürtsün. Âmî! Kinin burnunu sürtsün. Âmî! İsrâil ve yandaşlarının hepsini de helâk eylesin. Âmî! Onlara yardımcı olanları da helâk eylesin. Âmî! Rabbim, ümmet-i Muhammed’i dirilsin.

Âmî! Ümmet-i Muhammed’i bir ve beraber eylesin. Âmî! Ümmet-i Muhammed’i zulmetmek isteyenlere fırsat vermesin. Âmî! Ejmeyin. Yirmi beşinci nasihata gelmişiz. Kendimizce böyle bir geçen sene sohbet sıraladıydık. böyle konusu belli değildi. Ama aynı böyle o minval üzerine inşâallah böyle kış dönemi gelince sağlığımız müsait olduğu müddetçe böyle nasihatlere devam edeceğiz. Bu akşamki sohbet konumuz Tâhâ âyet 124. اَعُدُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْضَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ وَمَنَّ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً وَنْكَى وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَ وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَ وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَ وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَ قَالَ رَبِّي لِمَ حَشَرْتَنِي أَعْمَا وَقَدْ كُلْتُ بَصِيرًا صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمِ Tâhâ âyet 124 ve 125. Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, şüphesiz ki onun için meşakkatli, zor bir hayat vardır.

Kıyamet günü de biz onu kör olarak haşredeceğiz. O zaman o kimse, Rabbim, niçin beni kör olarak haşrettin? Oysa ben dünyada görüyordum, der. Malum zikir denilince çok geniş bir daire. Kur’ân-ı Kerîm’de bir zikir, Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’de bir zikir. Sünnet seneyesi de zikir. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek, cihâd etmek, iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek de zikir. İyilikleri öğrenmek, kötülüklere de düşmemek için öğrenmek, zikir, ilim öğrenmek, zikir, dua etmek, zikir, Allâh yolunda bir şeyler yapmak zikir. Bu çok geniş bir daire. Şimdi bu geniş daireyi bir kısmı daraltmış, zikretmek deyince sadece eline tesbih alıp onu zikretmek olarak algılamış.

Kimisi de eline tesbih alıp zikretmeyi uygun görmemiş, onu nehyetmiş, böyle bir şey yok demiş, sadece fikir üretmek zikirdir demiş, hâlâ da diyenler var bunu. Böyle asıl kelam, zikir zikirdir ama bu manada. Tabi âyet-i kerimede sabah akşam beni zikredin, başka bir âyet-i kerimede beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. O zaman zikir böyle sadece elini tesbih alıp zikretmek bu manada da, dairede de algılanacak bir olgu değil. O zaman zikir dediğimizde bu geniş bir çerçeveden bakınca din komple baştan sona zikir. Çünkü İslam olmak için kelime-i şahadet getireceğiniz eşhedü en lâ elâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü diyorsunuz, kelime-i şahadette zikir. Ve kelime-i şahadeti getirirken Allâh’tan başka ilah olmadığına Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nde onun kulu ve resûlü olduğunu dile getiriyorsunuz.


2. Bölüm

Bu komple dini içine alıyor, bu da bu zikir. Tabi ehl-i sûfî zaman zaman bunu böyle toplu zikirler veya o kimsenin günlük virdi olarak dar dairede almış. Ama bunu bazı toplumsal baskılardan ama siyasi baskılardan ama sistemsel baskılardan bunu böyle de algılayanlar olmuş. Veya da böyle anlatanlar olmuş. Sonuç itibariyle zikir hatırlamak. Hatırlamak devamlı aslında işin özü o. Zikir hatırlamak. Bir şey devamlı hatırda tutmak, bir şey devamlı kalbinde tutmak, aklında tutmak, dilinde tutmak, elinde ayağında uzuvlarında tutmak. Öyle olunca o zaman kim benim zikrimden yüz çevirirse dediğimizde dinin tamamı da bunun içerisine girer. Kur’ân’dan yüz çevirmek de bunun içerisine girer. Hz. Muhammed Mustafa’dan yüz çevirmek de bunun içine girer.

O zaman size iki şey bıraktım, kim bunlara sımsık yapışırsa hidayete ulaşır. Birisi Cenâb-ı Hak’ın Kur’ân’ı, diğeri de benim sünnet-i seniyyeyim. Yine ben size iki şey bıraktım, kim bunlara sımsık yapışırsa hidayete uğrar, ulaşır. Bunun birisi Kur’ân, diğeri de ehli beytimdir der. O zaman bu manada Kur’ân, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin sünneti ve ehli beytin yolu. O zaman bu üç miras gibi veyahut da üç tane bize intikal eden dinin kaidelerini bize anlatan üç esas. O zaman kim bunları da yüz çevirirse o da Zikrullah’tan ne yapmış oldu? Yüz çevirmiş oldu. Bütün zikirle alakalı bütün her şeyden yüz çevirmiş oldu. Tabi, normalde aslında bu biraz da böyle bir kimse Lâ ilâhe illâllah Muhammeden Resûlullah demiş, böyle bir hidayete ulaşmış.

Sonradan o hidayet yolundan geri dönmüş. vardır ya zaman zaman ben de hafızdım ama şöyle oldum. Ben de imam hatipte okudum, böyle oldum. Ben de ilahiyet mezunuydum, ilahiyet okudum, böyle oldum gibi. Veyahut da belli bir ilim noktasına gelmemiş aslında. Bir iki kelime öğrenmiş, bir iki okumuş. Sonra da dinden ertedat etmiş, geri dönmüş. O zaman normalde bu insanlar Kur’ân-ı Kerim’den yüz çevirirlerse Kur’ân’dan yüz çevirmek hükümleriyle alakalı. zaman zaman bu zamanda Kur’ân’ın ahkamıyla idare edilmesi mümkün değil. Kur’ân’ın hukukuyla hukuklanmamız mümkün değil. Veyahut da 1400 yıl önce o doğruydu, şimdi doğru değil. Bu sözleri duyuyorsunuz ya bunlar yüz çevirmiş oluyor. Yüz çevirince karanlığa doğru yolaşıyor.

Veyahut da Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini, sünnet iseniyesini reddedenler var, alay edenler var. Şimdi bu zamanda onun hadisleri geçerli değil, hadislerin hiçbirisi de sahi değil. Veyahut da sahih hadîs yok, hiçbirini duyulmaz. Veyahut da biz Kur’ân’a bakarız, biz başka bir şey tanımayız. sünnet seneyi de tanımıyor. Veyahut da yeni yeni bunlar türedi, büyüdü. Bunlar gelişti, semirdi 20-25 yıldan beri. Hadîs-i inkarcıları, mezhep-i inkarcıları, bunlar baya baya gelişti bunlar. Artık bunlar böyle her tarafta boy gösterir oldu. Cesaretli bir şekilde bunu savunuyorlar. Bunların hepsi de ne olmuş oluyor? Yüz çevirmiş oluyor. sen bir hadisleri reddettin, yüz çevirdin Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözlerinden.


3. Bölüm

Veyahut da bir sünnet seneyi kerih gördün, küçük gördün, tepeden baktın. Yüz çevirmiş oldun sünnet seneyi. Veyahut da Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yapmış olduğu bir eylemi kınadın, yanlış gördün, eksik gördün. Yüz çevirdin ondan. Bakın o zikir böyle geniş bir çerçeve. O zaman o geniş çerçeveden herhangi bir şeye yüz çevirdin, bir şeyi reddettin. O zaman ne olmuş oluyor? Kim zikrimden yüz çevirirse, Allâh’ın zikrinden yüz çevirdi. Bunu normalde sûfîlik dairesinde bakacak olursanız, o kimse ders almış, zikrullah’a gelmiş, zikrullah’ı bırakmış, terk etmiş gitmiş. Veyahut da bir müddet sonra alay etmeye başlamış. Veyahut da kerih görmeye başlamış, eksik görmeye başlamış.

Veyahut da, ya bu aksi bunlar kafeyi yemiş, kafeyi uçurmuş bunlar. İslam’da böyle bir şey yok, böyle zikir mi var filan. yüz çeviriyor. Veyahut da normalde bir yol var söz konusu. Kur’ân sünnet tarihisinde yürünüyor. Kur’ân ve sünneti yaşayacağız, yaşatacağız diye uğraşıyoruz. Adam bir müddet sonra yoruluyor, ben yoruldum da demiyor, yüz çeviriyor. Bir daha alay etmeye kalkıyor, kerih görmeye çalışıyor. Bundan ne oluyor? Yüz çeviriyor. Tabii bu yüz çevirince ilk hareket kuldan yüz çevirmek. E yüz çevirince arkası geliyor. kim Allâh’ı unutursa Allâh da ona unutur. Kim Allâh’ı sırtını çevirirse Allâh da ona sırtını çevirir. Sen Allâh’a dua edersen Allâh senin duanı kabul eder. Sen Allâh’ı zikredersen Allâh da seni zikreder.

Sen Allâh’ı unutursan o da sana sırtını döner. biz böyle bir Allâh algısı bizde yok. sen küstahlık yaparsan Allâh’a küstahlık yapmış olursun. Ve Âyet-i Kerim’de de meşakkatli zor bir hayat vardır. Artık o yüz çevirdi ya, yüz çevirince onun için meşakkatli zor bir hayat var. O belki de dünyayı tercih etti, dünyalığı rahatmış gibi geldi. Ama meşakkatli zor bir hayat var. Bu sadece dünyalık olarak değil, kalbi mekanizma olarak zor bir hayat var. Kalbi mekanizma. Çünkü Allâh’ın zikri kalbe dokunur. Allâh’ın zikri akla dokunur. Allâh’ın zikri ruha dokunur. Allâh’ın zikri sırra dokunur. Şimdi kalbe dokunur, ruha dokunur, sırra dokunur. Sırra dokunur, ruha dokunur. Ve zahir olarak da vücuda dokunur Allâh’ın zikri.

Ya normalde o kimse Allâh’ı zikrederse vücudi olarak da selamet bulur. O kimse Allâh’ı zikrederse kalbi olarak da selamet bulur. Kalbi olarak da selamet bulur. Ama zikrullah’a sırt dönerse o zaman vücudu onun felaha kavuşmaz, sıhhate kavuşmaz. En önemlisi kalbi de sıhhatli olmaz. Kalbi de felaha kavuşmaz ki en sıkıntılı nokta burası zaten. Çünkü kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur. O zaman o kimse zikrullah’a sırtını dönerse, zikrullah’ı bırakırsa, zikrullah’tan yüz çevirirse kalbi onun mutmain olmayacak. Zikrullah’tan yüz çevirdi daha önce Allâh’ı zikrediyordu. Allâh’ı zikredince Allâh da onu zikrediyordu. Onda bu sefer Allâh da onu zikrediyordu. Bu kalbi sıkıntıyla kalmadı. Ya onun sır noktasında da sıkıntı başladı.


4. Bölüm

Çünkü onun kendi iç âlemindeki sır dairesi Allâh’ın zikrine âşinaydı. Bu orada kalmadı. O kimse ruh noktasında da farkında olmadan ruhu Allâh’ı zikrediyordu. Farkında değildi. Bunu bilmiyordu. Buna âşinâ değildi. Hatta sırına da âşinâ değildi. Hatta kalbine bile âşinâ değildi o. kalbinin Allâh’ı zikrederken mutmain olduğu, rahatladığı, kalbinin bu noktada sırlara açıldığı, manevi âleme doğru yol aldığının kendisi de farkında değildi. Çünkü dervişlerin büyük bir çoğunu bunun farkında değildir. seyri sülûkun içindedir. Derviş bunun farkında değildir. Derviş bunun farkında değildir. Oturur, zikrullah yapar. Ne yapar? Lâ ilâhe illâllah çekiyor. lâ ilâhe illâllah. Bir anda olsa Allâh onun kalbine böyle çıptak diye bir ilahi damla damlatır ona.

Onun farkına varır ama farkına varmaz. Kalp bu noktada mutmain olur, rahatlar. Böyle bir kendince bir tabiri caizse üzerinde bir sekine iner. Bu kalbidir bu. Ama normalde zikrullahdan yüz çevirdi, yüz çevirince onun kalbi de kararır. Kalbi katılaşır. Kalbi katılaşınca kırıp dökmeye başlar. Kalbi katılaşınca yapmayacak olduğu hataları yapmaya başlar. Kalbi katılaşınca, kalbi kararınca gördüğünü görmez olur. Kalbi kararınca iyice nefsine uyar. O nefsine uymayı da kendine hak görür. Kalbi kararınca kibirlenir. Kibirlenmeyi de kendine hak görür. Kalbi kararınca günahları küçük görmeye başlar. Kalbi kararınca şöyle der. Herkes bu günahı işliyor zaten. Kalbi kararınca namaz kılmak istemez. Kalbi kararınca oruç tutmak istemez.

Kalbi kararınca buraya zikrullah alakasına gelmek istemez. Çünkü onun kalbi artık o zikrullahdan yüz çevirdiğinden dolayı yavaş yavaş karanlığa doğru gidiyor. Yavaş yavaş onun kalbi normalde müşrikliğe doğru gidiyor. Kalbi münafıklığa doğru gidiyor. Kalbi fasıklığa doğru gidiyor. Biraz daha yürürse kâfirliğe doğru yürüyecek zaten. o yürürse orada kâfirliğe doğru yürüyecek. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden normalde o zaman o kimse kendince karanlığı seçti. Kendince o karanlık yolda yürüyor. Kendince kalbini karartıyor. Kendince kendi yürüyüşüyle ne yaptı? Zikrullah’a yüz çevirdi. Yüz çevirince artık o sadece bir yerde kalmıyor. O kart topu gibi onda başlıyor büyümeye. Bir bakıyorsunuz ki aaa o kimse çok farklı bir noktaya gitmiş.

Kadın erkek hiç önemli değil. Bakın bir bakıyorsunuz çok farklı bir noktaya gitmiş. Önceden kendince belli bir takvâsı vardı. Örneğin erkek işte. Burası içki satıyor. Ben burada yemek yemeyeyim. Ya burada daha hoş işler var. Ben burada bir kahve bile içmeyeyim. Ya burası evet kafeterya gibi görünüyor ama burası Kur’ân sünnet sistemine uygun değil. Burası kapitalist sistemin bir yeri olmuş. Önceden bunlara dikkat ediyor. Zikrullah’ı var çünkü. Zikrullah’ı olunca kendince kendini disiplin ediyor. Onun içindeki kalbindeki takvâ duygusu, Allâh sevgisi, Allâh muhabbeti, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sevgisi öne çıkıyor onun. Üstadının sevgisi öne çıkıyor. Peygamber sağ olsaydı böyle bir düğün yapar mıydı?


5. Bölüm

Yapmazdı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem sağ olsaydı bu kafeye girer miydi? Girmezdi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri sağ olsaydı bu alışveriş merkezine girer miydi? Girmezdi. Peygamber sağ olsaydı bunu yapar mıydı? Yapmazdı. Peygamber sağ olsaydı bunu eder miydi? Etmezdi. Bunu yer miydi? Yemezdi. Bunu içer miydi? İçmezdi. Önceden böyle düşünüyordu ama bu terazi kaçmaya başladı. Neden? Çünkü o zikrullahdan yüz çevirmeye başladı. Kadınlarda da erkeklerde de. Aaa önceden tesettüre riayet ediyordu, aman vücut hatların belli olmasın haram. Aaa vücut hatları belli olmaya başladı, daralmaya başladı kıyafetler. Önceden biraz daha kalındı, içi görünmüyordu, biraz daha şimdi inceldi, içi de görünüyor.

Aaa bir bakıyorsunuz daha farklı bir şey çıkmış ortaya. Aaa bir daha bakıyorsunuz daracık bir pantolon olmuş, üzerinde daracık bir bluz olmuş, üzerinde o da içi görünüyor. Vücut hatları belli, içi görünüyor, tesettür demek için 100 bin kişinin şahit olması lazım. Neden? Zikrullahdan çünkü yüz çevirmeye başladı. harama helala önceden dikkat ediyordu, harama helala da dikkat etmiyor. Zikrullahdan yüz çevirdi çünkü. Artık bazı haramları kadın erkek değişmiyor, rahat işlemeye başlıyor. E tamam ya doğru, Müslümanların da hakkı yok mu yani? Gidelim denizde biraz çipil diyelim. Allâh Allâh! E orada Mayobikini ne yapalım? Öyle hafta ne o? Yılda bir haftada öyle olsun bizim. Aaa bir haftalık Allâh’ın hukuku askıya alındı, öyle mi?

Bir haftalık hukuk askıya alındı. Tamam ya bir haftalığına gidelim biz. Her türlü melaneti işleyelim. Neden? Zikrullah’a yüz çevirdi. Bakın haram helal çizgisine de dikkat etmeyen zikrullah’a yüz çevirdi. zikrullah’a yüz çevirmek sadece buradaki zikrullah’a yüz çevirmek değil. sen Allâh’ın koymuş olduğu hukukun dışına çıktın. Allâh sana bir çizgi çizdi dedi ki bu çizgiden yürüyeceksin, sen o çizgiyi terk ettin. O çizgiyi terk ediyorsun. Veyahut da terk etmiş bir kimse, sen göre göre göz göre göre onun peşine takılıp gidiyorsun. Göz göre göre onun peşine takılıp gidiyorsun. Göz göre göre sen de o çizgiyi terk ediyorsun. Nereye gidiyoruz? yaz dönemi denize gidiyoruz. Ay hayırdır? Bizim hanım aşamalarla giriyor.

Sen? Ben de aşamayla giriyorum. E ben de aşamayla giriyorum. Oğlum çıplakları görmüyor musun dedim. Böyle baktı şimdi. Dedim oradaki çıplak kadınları görmüyor musun? Ses yok. İyi. E şimdi dedim normalde adamların hepsi de aşamalı mı? Değil. Bilmiyorum benim gençimde silip, ondan sonra mayoyla gelen erkekler vardı. Silip, paçalı maçalı değil. Bilmiyorum şimdi var mı yok mu? Vardır. E dedim adamlar silip mayoyla geliyor, senin eşin onları görmüyor mu? Kaldı ben böyle deyince. Oğlum eşini kıskanmayacaksın mı? Tabi bu baya oluyor. Onun hafif bir göbeği var. Ulan dedim baksana sende hafif bir göbek var. Eşinle beraber gittin. Adam orada fit, kaslı geldi. Hanımın dese ki ulan benimkine bak göbek bırakmış.


6. Bölüm

Adamın adama bak fit, kaslı. Ne erkek. Bu renkler renge giriyor. Sen diyorsun ki dedim benim hanımım düşünmez böyle. Değil mi dedim ben? E evet dedi. Oğlum şeytanın işim yok dedim. Şeytanın işim yok. Ulan plaja giden evliya olsa bozulur dedim. Şeytan cirit atıyor orada. Şimdi o zikrullahdan yüz çevirmek geniş bir alan. Öyle olunca bakın herhangi bir noktada bir kimse zikrullahdan yüz çevirince kalbi kararmaya başlıyor. Kalbi kararıyor. Bu sadece virt çekmek değil kıymetli kardeşler. Bu geniş bir daire. Bu geniş bir daire. O zaman sen haramla iştigal ettiğin anda senin kalbin kararmaya başlıyor. Senin kalbin perdelenmeye başlıyor. Kalp perdeleniyor. Unutuyorsun Allâh’ı çünkü. Allâh’ı unutunca da kalp perdelendi.

Ve takva çizgisinden uzaklaşmaya başladın. Takva çizgisinden uzaklaşıyorsun. haram rahat geliyor sana. Haram rahat geliyor. Haram en büyüğü de bu. Küfre düşer dediğim şey o. Artık haramı küçük görüyor. O zaman küfre düşüyor. Bir kısmı haramı haram görmüyor. Oradan küfre düşüyor. Bir kısmı haramı haram görmüyor. Oradan küfre düşüyor. Allâh muhafaza eylesin. Öyle olunca normalde insanlar artık hakkı görmez oluyor. İnsanlar artık Allâh’ı görüyormuşçasına ibadet etmez oluyor. Ve böyle olunca o bir müddet sonra yapmış olduğu, çekmiş olduğu tevhidi de bırakıyor. Namazı da bırakıyor, orucu da bırakıyor, zikrullahı da bırakıyor. Bırakıyor her şeyi. Artık o kalbi karardı onun. Artık o karanlığa doğru yol aldı.

Allâh muhafaza eylesin. Belki de dünya için bıraktı, kadın için bıraktı, erkek için bıraktı. Veyahut da bırakın ben ölesini de duydum. Mustafa kardeş benim bırak. Ben bir dünyalıma bir düzelteyim. Ondan sonra gelir derviş olurum ben. Aa öyle mi düşünüyorsun? Evet Allâh yolunu açık etsin, işin gücün az gelsin. 30 yıl geçti. Daha dünyalı düzelmedi, gelmedi de. 30 yıl geçti. Dünyalı da düzelmedi, gelmedi de. böyle elleri vardır etrafınızda. Bana paradan haber ver. Bunları hep duydum be. Gel kardeş Allâh’ı zikredelim, şunu yapalım, bunu yapalım. Para var mı orada? Kardeş bizde para, pul yok. Böyle bir şey de yok. Para varsa gelirim Mustafa kardeş. Para yoksa beni davet etme. Peki sen bilirsin. Bizde zikir var, muhabbet var, sohbet var.

Allâh arzu edersen buyur gel. Para yoksa ben gelmem tamam. Hala da gelmiyor tabi o. Para yok ya. Bir ara denk geldi. Bu da Bursa’da olan bir şey. Parayı bulabildin mi dedim. Böyle baktı. Ya unutmadın mı ya dedi. E dedim ben unutanlardan değilim. Dedim bulabildin mi parayı? Ondan sonra böyle yaptı. Bulsan da bulamazsın zaten dedim. Neden dedi? Gelmeyeceksen gelmeyecektin dedim. Böyle laf konuşmayacaktın dedim. Böyle kaldı. Bulamayacaksın dedim. Bulamayacaksın. Çünkü küstahlık yaptın dedim. Kibirlilik yaptın dedim. Küçümseydin dedim. Zikri ve zikrullah alakasını küçümseydin. Bulamayacaksın dedim. Geçen birkaç yıl olmuş gelmiş. Ben senin duanı almaya geldim. Hayırdır dedim. Ben nereye dönsem dedi.


7. Bölüm

İşim rast gitmiyor dedi. Penlik bir şey değil kardeş dedim. Ben seni Allâh’ın zikrine çağırdım. Allâh’ın alakasına çağırdım. Senin paran, pulun, makamın, mevkin, evin, barkın. Beni ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendirmiyor. Malın, mülkün beni ilgilendirmiyor. Paran, pulun beni ilgilendirmiyor. Ben seni Allâh’ın zikrine çağırdım. Sen bana dua etmeyecek misin şimdi? Neyine dua edeyim? Böyle durdu. Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu. Diyor musun? Tabii diyorum dedi. Ben açtım elimi şimdi. Ya Rabbi bu karşımda duran kardeşi iman üzerine yaşam nasip eyle. Namazlarını dost doğru kıldır. Oruçlarını dost doğru tuttur. Hayırlı rızık nasip eyle. Hayırlı hayat nasip eyle.

Her şeyin ona hayırlısını ver. Ona zikrullah sevgisi ver. Ona Allâh sevgisi ver. Ona Allâh sevgisi ver. Ona Muhammed sevgisi ver. Ona evliya veli sevgisi ver. Âmîn dedim ben. Bu şimdi amin dedi. Bana dedi dünyalık dua etmedin. Çık git lan şuradan dedim. Çık git şuradan dedim. Bir daha gelme benim yanıma dedim. Bu durdu şimdi bu. Bir daha gelme. Bir lafta konuşma. Seninle görüşmek istemiyorum dedim. Gitti. Şimdi kalbi kararmış. namaz kılmakta gözü yok. Oruç tutmakta gözü yok. O dünyalık istiyor. Gözünü dünya bürmüş. Gözünü bir kimsenin dünya bürüdüyse onun kalbi kararmıştır. Bak onun kalbi kararmıştır. Onun kalbi yumuşamaz. Çünkü gözünü dünya bürmüş. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden o kimse tövbe edecek.

Kalbini bu noktada temizleyecek. Namaza abdestle oruca devam edecek. Zikir bu şimdi de geldik. Bizim yaptığımız zikrullaha. Evet buradan geri dönüşte insanın kalbini karartır. Gözünü körleştirir. Bir kimse bir virt almış. O virt’e devam edecek. O zikrullah lakasına devam edecek. Bir el tutmuş. Ona devam edecek. Bir Üstad bulmuş. Bir Mürşid-i Kamil bulmuş. Ona devam edecek. Oradan geri dönüşü ancak Üstad Mürşid-i Kamil değil ise kesin elinde hücret var ise o kimse oradan dönmeli. Bu şart. O kimse Mürşid-i Kamil değil. O kimse Kur’ân ve Sünnet’i aktarmıyor. O kimse icazetli bir şey değil. İcazetli olmamışlığıyla beraber Kur’ân ve Sünnet’i de insanlara tavsiye etmiyor. Yolun adabı Erkan’a da yok.

Oradan o kimse geri dönecek. Oradan onun geri dönmesi farz. Bakın oradan geri dönmesi farz. Ama yok Kur’ân ve Sünnet tarihisinde anlatıyor. İnsanlardan geçinmiyor. Bugünkü şartları söylüyorum. Yolun adabını Erkan’a ziyaret ediyor. Asbel Kader. Üstadı var. Üstadı da onun şehlini ilan etmiş. icazeti var. Şu su var, bu su var. Teknik olarak lazım olanlar var. Kur’ân ve Sünnet en önemlisi. Kur’ân ve Sünnet tarihisinde eksik bir şey mi aktarıyor? Hayır. Kur’ân ve Sünnet tarihisinde genel olarak uyuyor mu? Evet. O kimse oradan geri dönmeyecek. Geri döndü, o zaman onun da kalbi mühürlenenlerden olacak. O da körlerden olacak. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden Normandı zikir bu manada insanı kemalata ulaştıran, insanı seyri sülükte yürüten en önemli ibadetlerden birisidir.


8. Bölüm

Bizim yolumuz bu manada Allâh’ı sevme, Resulünü sevme ve zikrin üzerine ne kuruludur? O kimse Âyet-i Kerime’deki sabah akşam Rabbini zikret. Âyet-i Kerime’si mucibince ne yapacak? Devamlı Allâh’ı zikretmeye gayret edecek ve o zikrullah ile o kimsenin kalbine Cenâb-ı Hak’ın sır aleminden sırlar inecek. Cenâb-ı Hak onun kalbine ilham indirecek. O zikrullah ile seyri sülükte yürürse kalbi mutmain olacak, o yolda kemalar olgunlaşmaya çalışacak ve o zikrullah onun ahlakını güzelleştirecek, zikrullah onun ibadetini güzelleştirecek, zikrullah onun yürüyüşünü değiştirecek, yürüyüşünü güzelleştirecek, zikrullah onun aklını değiştirecek, kalbini değiştirecek, bakışını değiştirecek, yürüyüşünü değiştirecek, zikrullah onun düşünce sistemini değiştirecek.

Ama ne ile? O doğru zikrullah ile ve o kimse hem insanlar nezdinde saygılı olacak, hem de kendi nezdinde kendisine saygılı olacak. O çünkü zikrullah onun üzerinde bir nur oluşturacak. Onun üzerinde bir nur oluşturunca insanlar ona gıpta ile bakacak, insanlar ona hayran hayran bakacak, insanlara söylediği de tesirli olacak. Ama zikrullah yok ise onun dilinde tesir, gözünde tesir, kulağında tesir, kalbinde tesir, vücudunda tesir olmayacak. Neden? Çünkü o zikrullah’dan uzak. Çünkü o öyle zikrullah yapmıyor. Ama zikrullah’a devam ederse o zaman o kimse ne yapacak? Bu yolda kendisini sabitleyecek, bu yolda sağlam duracak. O zaman heva heves onu vurmayacak, nefis onu vurmayacak, şeytan onu vurmayacak, haramlar ona vurmayacak.

O bu manada iyi bir mücadeleci kimse olacak. O zikrullah onu bu noktada sabit tutacak, sağlam tutacak. Zikrullahı yok. Zikrullahı yoksa üfledime gidecek o. Bir rüzgar esninde dağılacak gidecek. Bir intihan gelecek dağılacak gidecek. Bir kadın ona merhaba diyecek dağılacak gidecek. Neden? Zikrullahı yok çünkü. Zikrullahı yok. Birisi gelecek ona buradan köşeye döneriz diyecek. Haram helal bakmayacak. Oradan köşeye döneceğim derken batacak. Zikrullahı yok çünkü. Zikrullahı yok. Kadına baktığında helal kadını ona tatlı görünmeyecek. Erkeğe bakacak kadın. O erkek ona helal erkeğe ona tatlı gelmeyecek. Gözü haramlara gidecek. Neden? Zikrullah yok. O zikrullah onu muhafaza etmiyor. Zikrullah onu korumuyor Allâh’ın izniyle.

Zikrullah’tan yüz çevirdi. Zikrullah’tan yüz çevirince onun kalbi kararmaya başladı. Allâh muhafaza eylesin. Kısacık notlar. Zikir yapılış şekillerine göre değişik kısımlar ayırmışlar. Büyükler. Duyarsınız bunları diye böyle not aldım. Bunları oradan buradan bir yerlerden okursunuz. Duyarsınız. Bu anlamda sessiz yapılan zikrullah’a cehri zikrullah denir. Bizim yaptığımız veya hatta bir kimse evinde kendisinin duyacağı kadar zikrullah yapsa bu hafî zikirdir. Bakın hafî zikir. onu da yanlış tanımlıyorlar. bir kimse kendi duyacağı kadar yapmış olduğu zikrullah hafî zikirdir. Ama hiç ses, kelam yok. O kimse aslında kalbi zikir dediğimiz şey o zikrullah kalbe oturmuş artık. Kalbe oturunca kalp kendi kendine zikrullah yapmaya başlamış.


9. Bölüm

O kalbi zikir gerçek mânada odur. Sessiz zikrullah kalbi zikr, zekir değildir. Bunun da tanımlamasında fayda var. Bakın hafî zikir kendisinin duyabileceği kadar o kimsenin Allâh’ı zikretmesidir. Kendisi duyabilecek kadar. Kalbi zikir, dil dudak oynamaz. O kimsenin ama kalbindedir zikrullah. O kimse oturur kalbine lâ ilâhe illâllah. Bu bir müddet böyle devam eder. Artık tevhid o kimsenin kalbinde oturduysa bir tevhidin nuru olur. O lâ ilâhe illâllah, lâ ilâhe illâllah der. O kimse sünnet-i seneye de tabiyse bunun altını çizin. Karşısında Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin nuru oluşur. Her lâ ilâhe illâllah’ta Muhammed’in Resûlullâh, lâ ilâhe illâllah, Muhammed’in Resûlullâh. Öyle gider o.

Ama ilk başlangıcı tevhidledir. lâ ilâhe illâllah. Bu kalp kendiliğinden bunu zikrullah etmeye başlar. Artık öyle bir şey olur ki gümbürtü şey yapar. Ses nereden geliyor diyor, bakar böyle kimse yok. Tabi onu da gece veya zikrullah yapan veya sabaha karşı zikrullah yapanlar bunu yakalayabilir. Ve hatta kendi başına kaldığında. İnşâAllah Cenâb-ı Hak her daim sizi yakalatsın. Normalde o zikrullah böyle gümbürtüsü sanki zannedersin ki Uludağ patlamış da volkanik bir patlama var. Öyle sesler gelmeye başlar. Tevhid öyle alır götürür seni. Bir bakmışsın farkında değilsin Allâh yürüyor. Bu sefer orada Muhammed’un Resûlullâh kalmadı. Enteresan bir şeydir. Bunu kendi aklınla yürüyemezsin bunu. Bu kalbin işidir.

Bu kalbi zikrullah budur. Öyle oturup da kendi kendine bu kalbi zikrullah değil. Ne kendine aldat, aldat ne başkasına aldat. Hayır. Kalbi zikrullah zikrullahın kalbe oturmasıyla alakalıdır. Biz ona ne diyoruz? Ona biz kalbi zikrullah diyoruz. Normalde bir de ne var Oturuyor o kimse örneğin 99 esma var değil mi 99 esma çıkıyor. Lisanî zikir. Oturuyor Lisanî zikir bu. Kim yüz tane bunu söylerse şu olur eyvallâh. Lisanî zikir bu da. Bir de bir işin fikri zikri var. Bu da ne o zaman o kimse böyle okumuş olduğu esmanın tecelliyatı kalbinde film şeridi gibi yürüyor. Bu fikri onlar ayaktayken otururken yanlarınızın yanlarının üzerlerine Allâh’ı zikrederler. Allâh’ın yarattıklarının üzerinde tefekkür ederler.

Bu da ne oldu? Bu fikri zikrullah oldu. Yarattıklarının üzerinde tefekkür etti. Allâh’ın esmasının üzerinde tefekkür etti. Esmanın tecelliyatını gördü. Tefekkür etti. Bu da ne? Bu da fikri zikir. E şimdi normalde bir de bunların şekilsellikleri var. E oturduk halaka kurduk. Sünnet halaka kurmak. Ve burada normalde ritmik hareketler yapıyoruz. Buna kaimen zikir demişler eskiler. Bir de normalde ritmik hareketlerle oturarak yaptın. Buna da kaiden zikir demişler. Şimdi normalde bu halaka kurmak da sünnet-i seniyye. Halaka da böyle ritmik olarak sallanmak veya değişik sallanma şekilleri de sünnet-i seniyye. Bunlarla alakalı hadîs şerifler var. Veya ayakta hafif sallanarak Allâh’ı zikretme. Sallanarak zikretme.


10. Bölüm

Bu da normalde sünnet-i seniyye. Bunda da hadîs şerifler var. Bunları inşâAllah bu kış böyle zaman olur sağlık müsaade ederse, bunları teker teker inşâAllah işeyeceğim. Bir de toplu zikrullahlarımız var ya bizim her böyle tarikatın kendince toplu zikrullahlar olmuş. Bu toplu zikrullahlara da isimler vermişler. Öyle ya. Normalde örneğin Mevlevilerin zikri Sema olmuş. Sema’da Cehri Allâh’ı zikretmişler. Onların zikri şerifi de bu olmuş. Sema etmişler ve Sema’da Cehri zikrullah yapmışlar. Hem Semazenler etmiş hem dışarıdakiler etmiş. Cehri zikrullah Mevlevilerde. bir Mevlevi diliyle Mevlevi ayin-i şerifinde zikrullah cehridir. Hafi değildir. Semazenler cehri zikrullah yaparlar. Mıtrıp o cehri zikrullahın manasına uygun ilahiler söyler.

Ve Sema’da nefis meratiplerinin zikrullahı olur. Ya da sadece Sema’da Allâh lafz-ı celal söylenir. Bu Mevlevilerin zikridir. Bir de kim var? Nakşibendilerin var. Nakşibendiler otururlar. Onların halaka kurarlar. Onlar da kendi zikir yapış şekillerine hatme hacegan demişler. Kısaca hatme yapıyorlar. Onlar öyle diyorlar. Hatme hacegan. E halvetilerin zikri var. Halvetiler biliyorsanız Nakşibendi Kadri Nakşibendidir. Halveti kulu. Onlar da ne yapmışlar? Onlardır dar bir esma demişler. Onlar da normalde cehri yaparlar çünkü Kadri Nakşidir. Tek Nakşibendiyse onlar zikrullahı hafi yaparlar. Bakın kalbi değil hafi kendi duyacakları kadar Allâh’ı zikrederler. Allâh esması Allâh böyle zikrullah ederler. bu fakirde hatme yaptırma müsaadesi var.

Ödemişte de sabah namazlarında hatme yaptırırdım orada. Nazille Ali Efendi’nin orada halifesi ve dervişleri vardı. Öyle şey değildi hatme. Sessiz değildi yani. Her sabah namazında camide toplanıyorlardı. Hepsi de yaşlıydı. Orada mesela hatme hacegan yaptırırdım. Allâh versin böyle kibirlenmek gibi değil. Herkes kendi duyacağı kadar esmaları söylerdi. Hatme hacegan öyle olur. Normalde rufailerin zikri var. Zikri kıyamı. Rufailer normalde hiç yerde oturartan Allâh’ı zikretmezler. Bağışlamaları yaparlar. Esmaları okurlar ayağa kalkarlar. Onların normalde kıyam zikridir zikirleri. Rufailerin zikri kıyam zikridir. oturartan normalde tevhid de Allâh ismasıydı. Çekmezler. Şeyh Efendi Allâh rahmet eylesin bağışlamaları yaptırırız. salavatı çektirir hemen şeyi tevhid okutur ayağa kaldırırdı.

Eğer durum müsaitse veya zikrullah kısa olmayacaksa kısa olacaksa oturduğu yerde de yaptırırdı Şeyh Efendi. Ama normalde rufailer kıyam zikri yaparlar. o ayakta. Normalde kaderilerin zikri de devran zikridir. Onlar burada yer müsaitti. Yoksa halaka kurulur halaka devran yapar kaderiler. normalde biz bazen ön halakayı yaptırıyoruz burada çıkarıyoruz ya onun bütün halakalar devran yapar kaderilerde. Hatta kaderiler de rufailer de bunun ardından devranın arkasından veya kıyamın arkasından bedevi topu derler eskiler. Veya bedevi zikrullah yaparlar ki o bazen topluyoruz ya hepsini bir yere o hepsi bir yere toplanınca ortada da üstad olur. Bazıları üstadın üzerine ellerini uzatırlar. Bazıları uzatmazlar.

Ortada üstad olur hatta kimileri birbirlerinin üzerine ellerini koyarlar. Ona bedevi zikri denir. Veya da bedevi topu denir ona. Böyle top gibi böyle hepsi de bir yere toplanır halaka ortada normalde gül gibi ondan sonra bir en küçük halaka. Onun etrafında Şeyh Efendi’nin halifeleri olur. Kaç halifesi varsa. ardından o nakibin gabbaları nakibler, zakirler, çavuşlar öyle o böyle top top böyle nasıl söyleyeyim gül yaprağı gibi hepsi de birbirinin üzerindedir. Bazen üst üste böyle ellerini koyarlar veya kol kola girerler. Ondan ne yapıyor? O da bedevi zikri olmuş oluyor. Bir de zikri erre derler. YSV’lerin zikredir o da. Bu da kaybolmuş kültürlerden birisi. İnşâAllah Cenâb-ı Hak bir gün onu da bize göstermeye nasip eder.

Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Geceniz mübarek olsun. Üç İhlâs, bir Fâtiha-ı Şerîfe. Fâtiha-ı Şerîfe Fâtiha-ı Şerîfe Fâtiha-ı Şerîfe Fâtiha-ı Şerîfe Fâtiha-ı Şerîfe Âmîn Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peyrimiz Seyyid Abdülkadir Geylani Seyyid Ahmed el-Rifaii Seyyid Ahmed el-Bedevi Seyyid İbrahim Duseki Şeyh Ebul Esenel Şazeli Şahı Nakşibendi Muhammed-i Bahaddin Şahı Mevlânâ Celaleddin Rûmî Şahı Hacı Bektaş Veli Şahı Hacı Bayram Veli Mehmet Muhittin Üftade Veli Veysel Karani Muhittin Arabi Niyazi Mısri Ve bütün Pir ve Pir’an Efendilerimizin ruhlarına da amin Âmîn Ferdar eyle ya Rabbi Fezatlarına himmetlerini şefaatlerini dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi Âmîn Lâ ilâhe illâllah el-Fâtiha Âmîn


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Sülûk, Kalb, Sünnet, Şeyh, Halife. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı