1. Bölüm
Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, gününüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı, batıl bilip, batıla karşı çiğhat eden kullarından eylesin. Rabbim, Müslümanları her türlü şerden ve zulümden korusun ve muhafaza eylesin. Nerede, dünyanın neresinde zulüm gören bir Müslüman var ise Rabbim onları zalimlerin elinden kurtarsın. Cenâb-ı Hak Filistin’deki, Doğu Türkistan’daki kardeşlerimize özgürlük nasip eylesin. Onların cihatlarını mübarek eylesin. Ümmet-i Muhammed’in başındaki zalimleri, münafıkları, kâfirleri kahreperişan eylesin. Ejmeyeni. Kur’ân ve Sünnet’i yaşamanın zorluğu içtiği zamanımızda hakkıyla gayret edersek kolaylaşacağını bilmemize rağmen, kısır bir döngüden çıkamıyoruz.
Yapmaya gayret gerek. Gayrete yaptıkça artıyor. Nasıl gayret buluruz? İman bir bütündür. Bir kimseye, اِلَا الَّهَ اِلَّا الَّهَ اِلَّا وَاِشَدَانَ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَاَرَسُولُهُ deyince, iman etmiş olur. Ondan sonra, iman ettikten sonra, o kimse Müslüman oldu, ondan sonra imanın şartları Allâh’a, Peygamber’ine, kitaplarına devam eder. O kimse normalde imanını bu mânâda, imânî akidelerle sağlamlaştırır. İmanını sağlamlaştırınca ardından İslam gelir işte, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek gibi. İbadetlerle iman iyice kavileşir, oğlunlaşır. Sonra farzları malum, hadîsi kutsi farzları yerine getirir, sonra sünnetleri, nafileleri yerine getirir, Allâh’ı sever, Allâh da onu sever, hadîsi kutsisi mûcibince o kimse artık Allâh yolunda yürümeye başlar.
Böylece o kimse imanının gereği olarak İslam’ı, İslam’ın gereği olarak ihsan-ı yaşama hedefine koyar, bu hedefe koşarsa, Cenâb-ı Hak ona gayret verir. Nasıl ki tembellik büyük bir âfatsa insan için hem dini meselelerde, hem dünyevi meselelerde de tembellik, aymazlık, çalışmamak, koşmamak, gayret etmemek, insanı her zaman için geriye götürür, geriye götürür. Bir kimse iman eder, İslam’ı yaşamazsa o iman-ı kuşamak için bir şey de yapamaz. İhsâ’nı terk etmemek, insanı her zaman için geriye götürür, geriye götürür. Bir kimse îmân eder, İslâm’ı yaşamazsa o îmânını koruması mümkün değildir. İslâm’ı yaşamaya çalışsa ama ihsânı terk etse, ihsân’a koşmamış olsa, bir müddet sonra İslâm’ı da terk eder.
O ihsân’a doğru koşması lazım. O yüzden normalde gayret bu noktada hiçbir konuda gaflete düşmeden, gaflete fırsat vermeden yapmamız gerekeni yapmak, bunun için koşmaktır. Eğer o gayreti biz üzerimizde tecelli ettirmezsek, o çalışmayı üzerimizde tecelli ettirmezsek, bu sefer bizim herhangi bir konuda başarılı olmamız, herhangi bir konuda istenirliğini yerine getirmemiz mümkün olmaz. Örneğin bir aile babasını düşünün, o çalışmakla mükellef, eş ve çocuklarına bakmakla, onların eğitimleriyle, sağlıklarıyla, iyi bir yaşam sürdürmeleriyle sorunlu. Evlendiyse o adam bunları yapmakla mükellef. Ya evlenmeyecek, evlenmeyince eş ve çocuk olmayacak, eş ve çocuk olmayınca kendince kendi hayatını dizan edecek, miskin bir şekilde yaşayabilir.
2. Bölüm
Bu ayrı mesele ama evlendiyse bir sorumluluk aldı, o sorumluluğu aldıysa gayret edecek, o sorumluluğu yerine getirecek. İman etti, sorumluluk aldı, İslam’ın şartlarını yerine getirecek, sorumluluk aldı, ihsanı doğru koşacak. Veya hatta bir vazife aldı dergahın içerisinde, bir çalışmanın içerisinde, kendince dedi ki ben bu işi yapabilirim, ben bu işi yapabilirim dediyse o işi yapmak için gayret edecek. normalde o gayreti göstermezse eğer, o de başarılı olmaz. Bu noktada insanların eğer gayretli olan insanlar, hayatlarında başarılı olurlar. Çalışanlar, gayret edenler hayatlarında başarılı olurlar. Eğer bir kimse gayret etmiyorsa Allâh’ıma faz eylesin, onun da herhangi bir başarı olmaz. Kendimize sık sık hatırlatacağımız nasihat verebilir misiniz?
Şu ahir zamanda ruh sağlığımı koruyabilmek için tavsiye verebilir misiniz? Hayatı daha iyi yaşamak mümkün mü? Kendinize sık sık hatırlatacağımız nasihat verebilir misiniz? Dünyayı olarak ne iş yapıyorsun, o işinle alakalı kendini disiplin et. Dini olarak da kendini disiplin et. Normalde hem dini olarak disiplinini kaybetme, hem dünyayı olarak disiplinini kaybetme. Hem dini olarak koşuşturmanı, gayretini bu manada sıcak tut, yüksek tut, hem de dünya olarak da gayretini sıcak tut. Bir sorumluluğun varsa sorumluluklarını yerine getirmek için gayret et. Tembellerden olma. Ahir zamanda ruh sağlığını koruyabilmen için sana gelen bela, musibet, sıkıntı, dert, gam, kasevet her neye geldiyse bunu Allâh’tan bil.
Ve normalde bunu kullardan da bilme. Bu Allâh’ın sana bir lütfudur, ikramıdır, ihsanıdır. Eğer bu noktada hoşuna gitmeyen bir şey dahi olsa onunla mücadele et, o senin için hayır olabilir. Hastalık ise hastalıkla mücadele et. Eğer bir sıkıntı var ise sıkıntıyla mücadele et. Hayatını savaşmakla, mücadele etmekle geçir. O yüzden bu ahir zamanda böyle sağlık, psikolojik olarak kendini diri tutmak için her daim başına gelen musibetlerle, sıkıntılarla mücadele et. Onlara karşı bayrak çekme, teslim olma. Ne geldiyse geldi, yiğit düştüğü yerden kalkardı, yürü, mücadele et. Bu yoksa mücadele etmezsen kendi kendine psikolojik olarak yenilgi psikolojisine girer, bütün her şeyde kendini sıfırlarsın. Bu tabi insanların konumuna, durumuna göre her şey değişir ama normalde psikolojisini diri tutmak istiyorsan, Geçen yazmıştım, dün dünde kaldı, dünü bugüne getiremezsin.
O zaman dünden dersini al, yürü. Dün ne olduysa oldu, ne sıkıntı yaşadıysan yaşadın, ne olduysa oldu bak, ne olduysa oldu. Bundan dersini al, bundan dersini al. Ders almamazlık etme. Ama bugüne başlarken, yarına başlarken tertemiz bir şekilde başla. Eğer dünkü olan hadiseden ne yapman gerekiyorsa yap. Bunu sen, dünkü hadise neydi? O esnada spontane bir şekilde ama hatalı ama hatasız, onun cevabını ver, ona yapman gerekeni ver anında cevap verilecekse. Yok, hata yapmaktan korkuyorsan, orada iştahat hatası yapabilirim diyorsan, bekle, istişare et, istihare yap. Ona göre kendine danış, ne yapabilirim de işin içinden çıkamıyorsan, üstadına danış, yoluna devam et. Bakın insanlar geçmişe takılıp kalırlarsa orada kalırlar, oradan çıkamazlar.
3. Bölüm
Yok, geçmişe takılıp kalma. Ne olduysa olmuş, ne yaşandıysa yaşanmış, sen ileriye doğru bak. Hazret-i Pir der ya, arkasına bakanlar önünü göremezler der, Mesnevî’de. sen arkana bakarsan önünü göremezsin. Oysa Cenâb-ı Hak bütün kâinatı her an yeniden yaratıyor, her an yeniden yaratıyor. Dünkü Mustafa Özbah bugün yok, dünkü Mustafa Özbah’ı arama. Bazen böyle işte, 20 yıl önce şöyleydi, yahu 20 yıl önceki Mustafa Özbah öyleydi. koca İmâm-ı Gazâlî, Medresi’yi bırakıp devletle bağlantısını kesip kendi köyüne göçtükten sonra İhyâî yazar. Gider mesela Emevi Camisi’nin minaresinde, bazı rivayetlerde 2 yıl, bazı rivayetlerde 3 yıl inziva yapar, inzivadan çıkar, bugüne kadar yazdıklarımın hepsini de reddediyorlar.
Nizamiye Medresisi’nin baş müderrisidir. bugün için ne diyelim, bir üniversitenin dekanıdır. O zaman için Nizamiye Medresisi’nin baş müderrisidir. Devletten akçelidir, devletten maaşlıdır. Devlet onu oraya getirmiştir, o devletin içerisindeki aykırı, dini, görüş gibi görünen şeylere cevap versin diye. Ama İhyâî devletle bağını keser, hür olur, özgür olur, gider köyüne, köyünde İhyâî yazar. Red eder bütün o güne kadar yazdıklarında. Şimdi dün dünde kalır, sen 10 gün önceki Mustafa Özbah’ı arama, 1 gün önceki Mustafa Özbah’ı arama, sebep o zaman eğer aynı Mustafa Özbah duruyorsa o da kendini ilerletmemiş, o da kendisini ileriye doğru iktirmemiş, ileriye doğru göndermemiş, sebep kalmış orada çünkü o. bunun 10 yıl önceki cevap veri bulamazsın, 10 yıl içerisinde cevap verinin başına gelenler kimsenin başına gelmemiş.
Örneğin 10 yıl önceki Adnan’ı bulamazsın, 10 yıl önceki Hüseyin’i bulamazsın, Cemil’i bulamazsın, bulamazsın. Zaten 10 yıl önce onlar hâlâ da aynı noktadırlarsa, onlar mânen gelişmemişler demektir. Bu dergâh 10 yıl önceki gibi değil, 10 yıl önceki gibi görürseniz yanılırsınız. 20 yıl önceki gibi değil, yanılırsınız. Gelişiyor, değişiyor ama geriye giderse o zaman sıkıntı var demektir. E o zaman ahir zamanda ruh sağlığını düzgün tutabilmek için dün dünde kaldı, başına gelenlerle mücadele edeceksin, hayatına devam edeceksin. Kâr ettin, zarar ettin, yan yattı, çamura battı, her şey insanın başına gelir, her şey insan için. Önemli olan ileriye doğru yürümek, ileriye doğru bakmaktır. Eğer bulunduğun yerde kalırsan, ben tekrar tekrar söylüyorum ya bunu, bu karşınızdaki adam üç sefer ticaretten iflas etti.
İki sefer iflas etti, parası gitti, üçüncüsünde 1 milyon dolar borcu kaldı. Biz Ca’fer’le oturduk, hesapladık, 1 milyon dolar borç var, 1 milyon dolar mal var elimizde. Dedi ki, kepengi indirelim, elimizdeki malla borçları ödeyelim, işimize bakalım. Biz kepengi indirdik, elimizdeki mal komple gitti, 1 milyon dolar borç durdu. Mal yok, borç duruyor ama, elimizde ne varsa gitti. Bakıyoruz, yok, yapacak bir şey yok. E biz Cenâb-ı Hak’a hamdolsun tekrar gayret, tekrar mücadele, öyle psikolojiyi bozmak yok. Cenâb-ı Hak tekrar yeniden verdi, yeniden verdi. Tabiri caizse küllerinden doğmak denir ya, küllerinden doğduk yani. Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. Yattığımız yerden olmadı. Gün geldi, yattığımız yerden doldu, gündüz çalıştık ama gece yattığımız yerden verdi.
4. Bölüm
Eyvallâh! Ama o gayreti gösterdik. Benim felsefem odur. savaşacaksın, seveceksin, savaşacaksın. Savaşmadan hayat yok. Benim için öyle, mücadelesiz bir hayat yok. Hayır, hiçbir şey yok. Cenâb-ı Hak’a hamdolsun, bundan da şikayetçi değilim. Benim kolay bir hayatım olmadı hiç. Dergâhta da kolay bir hayatım olmadı, ticarette de kolay bir hayatım olmadı. Özel hayatımda da kolay bir hayat olmadı benim. Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. Şikayetim yok benim. Ama ben babam öldüğünden beri çalışıyorum. Hamdolsun Rabbime. Ama psikolojiyi korumak, Allâh’a teslim olmakla alakalı. Teslim olursam bir sıkıntı olmaz. Hayatı daha iyi yaşamak mümkün mü? Tabi. Burada iyi yaşamaktan kastın ne? Onu öğrenmek lazım. Benim için hayatı iyi yaşamak, hayatı iyi yaşamak, önce doğru yaşamaktan kaynaklanıyor.
Eğer sen hayatı doğru yaşıyorsan, hayatı iyi yaşıyorsundur. İyilerle beraber sen hayatı iyilerle beraber yaşadığın için iyi yaşıyorsundur. Kaliteli yaşayın hayatınızı. Hayatınızı kaliteli yaşayın. Kaliteli yaşamak demek Kur’ân-Sünnet adabına, erkanına uymak demek. İyi insanlarla oturup kalkmak demek. Allâh bizi onlardan eylesin. Evlilik kader midir? Evleneceğimiz kişi belli midir? Evlilik kaderdir, evleneceğiniz kişide bellidir ama sen bilmiyorsun. Kader olmayan hiçbir şey yok çünkü. Benim burada konuşman da kader. Kader ne? Cenâb-ı Hak senin hayatını biliyor, senin bildiği hayatı lef-i mahfuz’a yazdı. Biz bilmiyoruz ki onu. Küçük küçük kesitler görebilirsin rüyanda hâlinde. Evleneceğin kimseyi de görebilirsin rüyanda hâlinde.
Gördün, tâb-ı olacak mısın ona? Şimdi herkes kendince bir şey görmek istiyor. İyi, gördün, tâb-ı olacaksın mı? Bu şuna benziyor. bir şey soruyorlar, efendim ben bunu nasıl yapayım? Yap dedim de yapacaksın mı? Geliyor arkadaşlar, diyorlar ki böyle böyle şöyle bir şey var, böyle bir şey var. İyi böyle yap diyorum. Kalıyor, yapamıyor. Bu kolay bir şey değil. Geçen sohbette demişlerdi müritlik ne? Ya ben şeyhine sen bir şey danışıyorsan sana ne dese yapacaksın. Yapmayacaksan danışma hiç, bak işine. Müritlik o. At dediğinde atacaksın, tut dediğinde tutacaksın mı? Yok. Sat dediğinde satacaksın, git dediğinde gideceksin mi? Yok. Şeyhim ne güzel şeyhlik yapmış. Göç, göçtük. Göç, bir daha göçtük. Sat, sattık.
Vuruyor. Avudik bizi Konya’ya kadar getirdin mâşâAllah. Çok rahat ettik. Arabayla konuşuyor. Mustafa efendi sat bunu. Emredersiniz efendim. Kırmızı ışıkta durduk, adam yan yan bakıyor. Açtım satılık dedim. Efendim bir şey diyebilir miyim? De dedi. Açtımca bu satılık dedim. Satılık mı hacım dedi? Satılık dedim. Satılık dedim. Hemen efendim ver kartını dedim. Adım aldım kartını. Geleceğim birazdan dedim. Gittim şeyh efendiye bıraktım. Sohbet yerine. Efendim müsaade edersiniz. Ben gideyim arabayı satayım geleyim dedim. Allâh yardımcın olsun oğlum dedi. Gittim adamı buldum. Selâmün aleyküm aleyküm selâm. Araba bu. Gümrükten çıkma. Arabanın kime göstereceksen göster. Kime göstereceksen et. Kime ne diyeceksen de.
5. Bölüm
Yanındaki kim dedi? Şeyhim benim dedim. Manevi babam dedim. Hayırdır filanca camide bu akşam sohbet var dedim. Buyur gel. Ne istiyorsun? Ne yapar sence dedim ben? Vallahi hacım bu kadar yapar dedi. Hiç unutmuyorum. 7700 lira dedi. Üç lirasım, dört lirasım peşin vereyim. Üstünü de dedi çek vereyim dedi. Birkaç aylık benim. Ben böyle alırım dedi. Tuttum elini hayırlı olsun dedim. Yalnız bir isteğim var. Ne var dedi. Şeyh efendiye Nevşehir’e bırakacağım. Bursa’ya döneceğim. Aracağım seni gel dedim. Arabanın satışında al. Geldi. Aldı. Çekleri verdi. Parayı verdi. Hayırlaştık. Otur dedim şimdi kahve içelim. Cenâb-ı Hak hamdolsun dedim. 7700 lira kar ettim dedim. Nasıl dedi? Sattı dedi. 1000 lira daha versen satacaktım sana dedim.
Dövünüyor Konya’da. Sat dedim. Satacaksın mı? Düşüneceksin. Göç dedim. Göçeceksin mı? Düşüneceksin. Kolay değil bu. O zaman psikoloji normalde bu zamanda doğru tutmak için böyle yapacaksın. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Amca oğlumun kızına lüsemin tanısı konmuş tedavi başlanıyor. Dua’nızla şifab olsun inşâAllah. Rabbim şifalandırsın herkese inşâAllah. Diyanetin yapmış olduğu açıklamada ya. Diyanetle bir şey sormayın bana diyorum ya. Ya ben diyanetle mahkemeliyim. Hoş mahkemeyi kazandım. Ama diyanet denilince tüylerim diken diken oluyor. Yapmayın. Benim damarıma basmayın. Adamlar bana iftira attılar. İftiranın sonunda mahkemeyi kazandım. Dönüp bir özür bile dilemediler. Hatta iftira atam, müftüyü normalde ne o?
Diyanet Vakfı’nın başına getirdiler. Paranın başına koydular. Sen iyi iftira attın. Mustafa’yız vallahi iyi mücadele ettin. Ondan sonra ne o? Hutbelerde böyle hutbe okudun. Vaazlarda onun aleyhine vaaz okudun. Gazeteciyle beraber hemhal oldunuz. Gizli eller bir tamamlandınız. Ondan sonra hepiniz bir araya geldiniz. 15-20 günde bir toplandınız. Gizli mahvillerde istişareler ettiniz. İşin içerisinde hukukçuları da aldınız. Belediye başkanı, müftü, gazeteci hepiniz toplandınız. Mahvillerde kararlar aldınız. Ondan sonra uygulamaya kalktınız. Ama tutmadı. Cenâb-ı Hak bunu müsaade etmedi. Böyle dediğiniz zaman Diyanet deyince kalıyorum ben. Allâh bizi affeylesin. Hemen aklıma geliyor. Sarıyorum boyuna.
Diyanet’in yapmış olduğu açıklamada torpille işe girmek hoş bir şey değil. Bak hoş değilmiş. Haram diyemiyor. Ya da şunu diyecek. Dârülhart’ta hakkını alabilmek için torpil ve rüşvet verebilirsin. Bak fetva şudur. İslam hukukunun olmadığı bir yerde hakkını koruyabilmek hakkını alabilmek için malını, canını, namusunu, şerefinin haysiyetini koruyabilmek için veya bir uzvunu koruyabilmek için rüşvet verebilirsin torpil yapabilirsin. Hakkını alacaksın çünkü. Dârülhart’ta caizdir. sahabenin malına bugünkü kuvvet bölgesi öyle değilim Birleşik Arap Emirlikleri’nin o bölgede bir sahabenin malına oranın bir şeyi kabile reisi oranın devlet başkasını onun malına çöktü tabiri caizse. Bu önceden beri gücü elinde tutan gücü elinde tutanlar mazlumların mallarına çökmekte maharetlidir.
Bu böyle bütün zalim olan sistemler krallar zalim olan devletler devlet başkanları böyle zayıf gördüklerinin malına çöker. Zayıf gördüklerinin hanımına, eşine çöker. Zayıf gördüklerinin kızına çöker. İbrahim a.s. Mısır’a gitti Mısır’ın kralı ne yaptı? Sahareye çökmek istedi. Bu neyin oluyor dedi eşim oluyor deyince oranın hukukuna göre onu almaya hak kazanıyordu. Benim kardeşim olur dedi. Huta yapı Huta yaptı. Ama o Mısır kralı ellerini uzattı Sahareye. İbrahim a.s. dua etti namusum yarabbi dedi elleri felç oldu anında anladı onda bir şey olduğunu dedi ki vazgeçtim dua etti dedi ellerim açılsın dua etti hain haindir zalim zalimdir ben derim ya bir insan bir şey yaptığı zaman bir daha yapar bir daha ellerini uzattı bir daha dua etti bu zulümdür bir insanın namusuna göz dikmek zulümdür bir insanın şanına şerefine haysiyetine göz dikmek zulümdür bir insanın malına çökmek zulümdür haksız yere o kimseyi cezalandırmak zulümdür zulüm böyle bir zulme uğradıysa bir kimse mesela haksızlığa uğruyor örneğin belli bir partililer işlere giriyorlar geçen baya oluyor kpss’de kaç almış 95 almış sözlü de atmışlar onu ne diyorlar sözlüğe mülakat mülakatta atmışlar hakkını yiyorlar örnek ve hatta orada en büyük zulüm şudur bir kimse bu bizim partiden bu bizim cemaatten bu bizim tarikattan bu bizim sülaleden bu bizim ırktan deyip de onun yanlışını eksiğini onun hatasını ona konuşamıyorsan bunu söyleyemiyorsan sen de zalime yardımcı oluyorsun adaletsizliğe susuyorsun bir baba adaletsizse o ev dağılır bir anne adaletsizse o ev dağılır bir patron adaletsizse o iş dağılır bir zakir adaletsizse orada cemaat dağılır bir çavuş orada adaletsizse zulmediyorsa orada cemaat dağılır bir üstad bir şey adaleti değilse orada cemaat kalmaz dağılır orası bir devlet adaletsizse dağılır adalet yoksa dağılır Osmanlı son adalet yok dağıldı çöktü adaletsizlikten çöktü rüşvet kayırmacılık kol gezdi gösteriş şatafat kol gezdi saray yaptırmak için borç aldılar saray yaptırıyorlar bildiğiniz saray oluyor topkapı sarayı var bilmem ne yıldız sarayı var atatürk’ün öldüğü sarayı ne dolma bahçeyi için borç aldı Osmanlı ilk defa onca saray var bir daha saray yaptırıyorlar battı adalet yok gidin Ege bölgesinde Efel’in çıkış noktasına bakın adaletsizliğe isyan alır o adam tütün ekmiş devleti memuru tütüne el koyuyor neden anlaşma yapmışlar tütün şirketlerine borç almışlar emperyalistlerden adamın kendi tütününe öz tütününe el koyuyor oraya verecek adamın karısına göz koyuyor Çakır de Eminem’i Çerkez kamyakam almış neden adamın nişanlısına çöküyor biz şimdi Osmanlıcıyız ya değil kardeşim ya adaleti sağlamamışsın kaymakamsan kaymakamsın adamın nişanlısını namla çöküyorsun adamın nişanlısını çökersen o da sana çöker dinler mi sen kaymakammışsın diye dinlemez sen adamın tütününe çökersen adam sana çöker sana baş kaldırır devlet sen devletsin devlet sen devletliğini bil vatandaşın malına ne çöküyorsun vatandaşın bağına bahçesine ne çöküyorsun vatandaşın tarlasına ne çöküyorsun adaletsiz bir devlet batmaya mahkumdur adaletli bir devlet kafir de olsa ayakta durur adalet var ise kafir de olsa ayakta durur adalet yoksa sen istersen uçuyor ol kanatların yolunur senin kanatların yolunur Allâh muhafaza eylesin o yüzden torpille gidiyor işe torpille olmayan iş mi var ülkede adam adamın eğitimi ne adamın normalde durduğu yer ne ne başarısı var yok tepeden inme müdür oluyor tepeden inme şef oluyor tepeden inme orada bir şey oluyor bu sefer oradaki memur oradaki çalışanlar bakıyor ona diyorlar ki bu filanca partiden öyle müdür oldu filanca partiden öyle şef oldu filanca partiden burada bu oldu ama artık insanlar bunlardan tiksiniyor tiksiniyor iğreniyor artık insanlar bundan hangi partiden olursa olsun ama tırnak içerisinde muhafazakar bir görünümlü bir partiden olursa bu sefer o insan cahil insanlar dinden de soğuyor diyor ki dindar olan bunlar diyor ama bu normalde CHP bunu böyle yapıyordu isim vereyim iyi AK Parti de böyle yaptı refah partisi de böyle yaptı aynısını yaptılar daha önce de oldu Fethullah Gülen cemaatindasın seni aldı başka yere koydu sen AK Partilisin seni de başka yere koydu kol kola girdiler paylaştılar ondan sonra ortaklık bozuldu ne olduysa oldu bu sefer onları da sıyırıp attılar her tarafı ne oydu belirsiz doldu şimdi herkes ne oldu şimdi gene rahatsızlar bütün bir yerden bir bomba patlıyor rüşvet kayırmacılık torpil almış götürmüş her tarafı almış götürmüş e bunu kendileri de görüyor şimdi e ne yapacaksın şimdi bir 15 Temmuz daha lazım onları temizlemek için kendi kendini kendi bağırsaklarını temizlemesi için bir 15 Temmuz daha lazım nasıl temizlenecek ki evet hoş bir şey değil ama kazanılan para helaldir denmiştik bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz ya sonuçta diyanetin içerisinde celaletin afganici abdühçü bir çok insan var onlardan her türlü fetva beklenir sonuçta tokinin faizini faiz görmeyen bir zihniyet var sonuçta enflasyon miktarı kadar faizi, faizden saymayan bir zihniyet var o yüzden onların fetvalarında isabet de olur yanılgı da olur hepsi de yanlış diyemeyiz hepsi de doğru diyemeyiz torpille polis olan biri şehit olduğunda Allâh katında şehit kabul ediliyor mu bir kimsenin şehit olması için önce iman ehli olması lazım eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu deyip iman etmiş olması lazım şehitlik kutsal bir şehitlik olacaksa Kur’ân ve sünnet noktasında şehit olacak Kur’ân ve sünnetin yaşanması yaşatılması için biz normalde polisimizi askerimizi hepsini de iman ehli olarak görüyoruz hiçlerini bilmiyoruz hangi dine mensuplar, felsefelerine, inançlarına biz onların normalde Allâh için, vatanlarını korumak için öldüklerine inanıyoruz şehit hükmündedir hepsi de yaz tatilinde meslek sahibi ağabeylerimizin yanında çocuklarımızın çıraklık yapabileceği bir organizasyon oluşturulabilirlenir mi hakkınızı helal edin oluşturabilinir olabilir güzel bir düşünce kim yazdıysa tebrik ederim bu konuda ama çocuklar şimdi insanların çok kıymetli çocuk bir yere çıraklıya gidecek çıraklıya gidince orada örnekliyorum şimdi şunu getir bunu götür şurayı süpür, burayı sil buraya indir, buraya kaldır şunu şöyle yap diyecek ağırlarına gidiyor çocukların böyle şeyler veya orada ustası kızacak ona biraz sesini yükseltecek çocuk da eve gidecek ağlayacak bana şöyle derdi böyle derdi ertesi gün anne baba gidecek sen bizim çocuğumuza nasıl böyle söylersin kıyamet kopacak e şimdi sabretmek zor bir de şimdi çocuklar yazın bir yerde çalışmayı da istemiyorlar yoksa bir organizasyon olur normalde çocuklar küçük anne babalar onları getirecek götürecek veyahut da örnekliyorum çocuklarım bu noktada onları götürecek veyahut da çocuklarım bu noktada sevgi idaresinin üzerlerini alacak örneğin bir diyelim ki motor tamircisinin yanına gitti iki vasıta bir vasıta gidecek gelecek o orada sırf zaten normalde ona bir faydası olmayacak orada motor tamircisinin ama meslek öğrenmesi için sabretmesi lazım yanında gitmesi lazım zor ama güzel bir organizasyon olursa olur harika bir şey olur bilmiyorum bu konuda arkadaşlar bir şey yapabilirlerse çalışma olabilir evet alalım birkaç soru efendim Allâh’ı sevdiğini iddia eden biri namaz kılmakta neden zorlanır bu zorluğu nasıl aşabilir Allâh’ı seviyorum der biz onun bu noktada sevdiğine inanırız namaz kılmak zor kolay bir şey değil Allâh’ı seviyorum dedi iyi namaz kılmak zor o zor o hadîs-i şerifi bildiğimden dolayı dilim böyle vardı ya bir tane sahabeden bir kimse hiç geçiyordu Allâh Resulü birkaç sefer kendisi ceza verdi tazir cezası verdi bir iki böyle değnek vuruldu ona ama sahabeden bir kimse onu böyle kerih görmeye kalkınca dedi ki sus o Allâh ve Resulünü sever dedi o yüzden namazı zor kılabilir biz onun sevgisinden şüphe etmeyiz bu zamanda namaz böyle turnusol kağıdı gibi bakıyorsun bakallı namazı gevşetiyor kılmıyor derviş kardeşlerden de var öyle gevşetiyorlar namazı kılmıyor mesela bir vakit iki vakit kılmıyor bir de kendi kendine diyor akşam eve gidince hepsini de kaza ederim toptancılık yapıyor çok eski bir derviş vardı Allâh rahmet eylesin o bana diyordu ki ben akşam eve gidince hepsini kılsam olur mu diyor mu olmaz zamanında kılacaksın ya diyor gündüz işten başımızı kaldıramıyoruz gidince diyor kılıyorum ben diyor hepsini dedim ya kıl ertesi güne bırakma zaman içinde alıştı böyle beş vakit namazı kılmaya başladı sonuçta namaz gerçekten kadınlara da erkeklere de zor bir ibadet o yüzden biz onun Allâh ve Resulüne sevgisinde şüphe etmeyiz o hadisten dolayı bir şey demeyiz ona efendim akıl ve beden günahı işlerken neden azabı ruh çekiyor ben azap ruh çeker diye hiç söylemedim hep kabir azabı deriz ruh içinde ben hiç o ilahi ruhu azap çeker demedim öyle dedim mi hatırlıyorsunuz o sen sohbetleri takip etmemişsin peki azap çeken ne de nefistir candır ruhun nefsani ruh dediğimiz ve hatta hayvansal ruh dediğimiz o oluşum çeker Cenab-ı Hakk’ın kendimden üflediğim şey ceza çekmez öbür ruhlar peki öbür ruhlar değil çoğaltma sen geriye dön birkaç hafta içindeki sohbeti dinlen meslemin sohbetini inşâAllah efendim Allâh Hz.
Muhammed Mustafa’ya âyet-i kerimesinde diyor ki ey Habibim dostlarıma dost düşmanlarıma düşman oldun mu Musa’ya diyor Musa aleyhisselâm’a diyor orayı düzeltirim çünkü âyet-i kerime değil o özür dilerim o zaman devam edebilir miyim efendim buradan şunu sormak istiyorum efendim atalarımıza annelerimize babalarımıza akrabalarımız tarafından edilen hakaretlerden dolayı akrabalık bağlarını kesmek haram bir durum olduğundan dolayı burada bizim takınacağımız tavır nasıl olmalıdır ya normalde küsmezsin hiç kimseye ama normalde böyle bir orta yerde bir edebim gayrı haksızlık söz konusu olduysa edebim gayrı bir şey olduysa bunu dile getirirsin burada yanlışlık oldu diye o yanlışlığını söyledin ama onlar hala da özür dilemiyorlar geri dönmüyorlar o zaman mesafe koyabilirsin küsmek yok ama mesafe koymak koyabilir normalde örnekliyorum şimdi bir akrabadan zararı görüyorsun devamlı veyahut da senin iyi niyetini suistimal ediyor örnekliyorum bu kim olursa olsun senin iyi niyetini suistimal ediyor senin iyi niyetini suistimal ederekten sana haksız davranıyor yanlış davranıyor eksik davranıyor sen anlatıyorsun söylüyorsun bir şey yapmıyor bir şey yapmadığın için tepki göstermediğin için devam ediyor onu kendisini haklı görüyor bu sefer ona karşı kibirlenene kibirleneniz o kibirlenmesin kibrinden yapıyor çünkü o zaman kibirlenirsin ona veyahut da büyükse hadi kalbini kırmayayım incitmeyeyim dersin mesafe koyarsın orada kendisi iştahat edecek o kimse teşekkür ederim efendim kişi sevdiğiyle beraberdir hadisi şerefindeki o sevmek şöyle efendim sizin sevgi anlayışınız çok üst bir seviyede ve sevmenin çok basit bir şey olmadığını özel bir şey olduğunu kastediyorsunuz oradaki sevgiyle sizin sevginiz yakın mı örnek verin ben seviyorum diyen sevmemişiz aslında sevgi öyle lafta değildir anlayışınızdaki sevgi midir sevmek deyince beğenmek ondan sonra muhabbet beslemek sonra sevmek sonra aşık olmak bunu sınıf ben böyle sınıflandırırım kategorileştiririm adım adım şimdi biz normalde beğenmeyi de sevginin içerisinde bir makam olarak koyalım veya bir derece olarak koyalım onun üstüne muhabbet etmek var o da bir derece hepsi de sevginin alt kademeleri bunlar ondan sonra sevmek şimdi biz beğendiklerimizden sorumluyuz biz muhabbet ettiklerimizden de sorumluyuz biz sevdiklerimizden de sorumluyuz şimdi başka bir hadîs şerifte der ki bir kişi birini seviyorsa sevdiği kimsenin yaptıklarını yapmasa dahi yapmış gibi kabul edilir diyor burası çok tehlikeli bir yer sen şimdi birisini seviyorum dediğinde onun işlemiş olduğu amele kalbi olarak manevi olarak ortak oldun bak işlemiş olduğu amele sen şimdi hırsızı seviyorsun destekliyorsun örnekliyorum bunu sen hırsızın yapmış olduğu hırsızlığa ortak oluyorsun sen rüşvetçi bir kimseyi seviyorsun muhabbet besliyorsun destekliyorsun sen onun yapmış olduğu rüşvetten payını alıyorsun çok tehlikeli sen şimdi filanca sanatçı ölüp bitiyor değil mi insanlar ona onun yapmış olduğu amelden nasibini alıyor şimdi ona desen ki çok affedersin dansöz gibi çık oyna desen oynamaz ama dansözü çok seviyor alkışlıyor onu e o dansöz olmasa dahi o dansözden nasibini aldı sevdi çünkü onu muhabbet besledi onu destekledi burası çok tehlikeli bir yer sen bir veliyi sevdin velinin işlediği ameli işlemedin velinin derecesine de çıkmadın velinin çektiği ızdırabı da çekmedin sıkıntıyı da çekmedin ama ona karşı muhabbet besledin onun yaptıklarına komple ortak oldun sen şimdi peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini beraber yaşamadın onun yaşadıklarını da yaşamadın onun çektiğini de çekmedin ama 1400 yıl sonra onu seviyorum dedin ben onu seviyorum deyince sevdiğine ortak oldun bu bir tarafı çok keskin insanı uçuruma götürür bir tarafı insanı zirveye götüren bir şey o yüzden sûfîler sevgiye çok önem vermişler bak sûfîler sevgiye çok önem vermişler Cenâb-ı Hak da önem vermiş o müminler ki Allâh’ı şedid bir sevgiyle severler kuvvetli bir sevgiyle severler müminlerin vasfı bu mümin Allâh’ı şedid bir sevgiyle sever peygamberi de sever sallallâhu aleyhi ve sellem mümin velileri de sever mümin müminleri de sever o zaman sevdiğinde onların ameline ortak oldu bu muhteşem bir şey bak ameline ortak oldu çünkü hadîs-i şerifi diyor ki yapmasa bile hatta bunun olmadı heytemi Allâh için sevmekle alakalı olan bapta bunu alır bu hadisi bu hadîs çünkü tirminizde geçiyor olması lazım bu hadîs-i şerif bu mesele kimi sevdiğinle alakalı mesele çok önemli bir mesele o çünkü önce şu hadisi koyalım öne kişi sevdiği kimsenin amelini yapmasa dahi o ameline ortak olur yapmış gibi olur sen kumarı oynamıyorsundur kumarı seversin kumar oynamış gibi günaha girersin sen içki içmiyorsundur kendince içinden içki içenleri seviyorsundur içkiyi seviyorsundur içmeden sarhoş olursun günaha girersin içmiş gibi girmezsin eyvallâh ama bu normalde ameline ortak olursun şimdi böyle olunca iyileri seven iyilerin ameline ortak oluyor sen gıybetçiyi seversen gıybetçiyi seviyor ya geliyor sana bir şey söylüyor sen de onu dinliyorsun onun aman gönlü kırılır şimdi incinmesin gıybet etme diyemiyorsun ona susun arkadaşlar burada olmayan bir kimsenin hakkında ne gıybet ediyorsun diyemiyorsun arkadaşlığını düşünüyorsun dostluğunu düşünüyorsun eşini düşünüyorsun her şeyi hesap ediyorsun böyle gıybete karşı sonra içinden diyon ki ben bunlardan değilim lâ ilâhe illâllah ha söylesene dilin mi koptu de ki gıybet etmeyin de ki dedik o da etmeyin diyemiyorsun onu içinden böyle gıybetçilerinin içindesin ama onlardan oldun Kur’ân ve sünnetin dışında bir eylem var ne olursa olsun sen onu durduramıyorsan yap orayı terk edeceksin yoksa ortaksın ona bak yoksa ortaksın benim eski arkadaşlarım vardı hadi birader gidelim ya ben dönmeyeceğim artık beni çağırmayın gittim bir iki sefer baktılar ben içmiyorum dönmüyorum bak beni çağırmayın beni günahınıza ortak etmeyin artık bıraktılar e yoksa git he içmiyorum de oturma yanına da bu doğru değil desteklemiş oluyorsun onu onunla beraber imajı veriyorsun bak onunla beraber imajı veriyorsun hele belli bir mesela örnek benim kimliğim belli mi belli benim yerim durduğum nokta belli mi belli bir şimdi ben şimdi Kur’ân ve sünnetin apaçık ezildiği terk edildiği Kur’ân ve sünnetin rafa kaldırıldığı bir yerde durursam orada ben onu desteklemiş gibi olurum olmaz ne olur ben bu sefer müslümanlara sanki o işe cevaz veriyormuşum gibi olur bak etrafa cevaz veriyormuşum gibi olur olmaz ben o yüzden geçenlerde birkaç sefer söyledim Kur’ân ve sünneti uygun değilse yapacak olduğunuz tören davet etmeyin beni dedim sebep benim orada bulunmam sanki ona cevaz veriyormuşum gibi olur sen yıllı 360 gün din anlat ondan sonra git dangıdı dungıdı orada otur örneğin bu doğru değil bana doğru değil aslında kimseye doğru değil hiç kimseye doğru değil şimdi onu desteklemiş oluyorsun çünkü Kerbela’yı işledi ki Hz Hüseyin Efendimiz’in meşhur sözü var Yezid diyor ki şey yapsın ne o biat etsin diyor ki benim ona olan biatim şahsi olmaz sonradan diyor müslümanlara buradan kapatçılır o manada söylüyor zalime bu sefer biat ederler diyor zalime biat edilmez çünkü adaletsiz bir insana biat edilmez bakın adaletsiz bir devlet başkanına biat edilmez adaletsiz bir zalim insana biat edilmez ondan olursun Allâh muhafaza eylesin o yüzden seviyorum demek bir kafiri seviyor adam bir masonu seviyor mason 33 dereceli mason seviyor onu aşık adam Risale-i Nur okuyor adam Risale-i Nur ezberinde sanki adamın adam Süleyman Demirel için yanıp tutuşuyordu en son da bana onu dedi senin şeyhinden daha büyük evliya o dedi ben de dedim kişi sevdiğiyle beraber Allâh seni onunla haşretsin dedim bu kadar basit Allâh seni onunla haşretsin sevdiğinle haşretsin seni adam Süleyman Demirel’i evliyadan görüyordu Yenasya Risalecileri Yenasya grubu Süleyman Demirel evliyadan görüyordu bitti Allâh için herkesi seversin bu ayrı mesele biz bütün insanları Allâh için severiz tamam Allâh yaratmıştır onu insandır sonuçta kapıdan birisi girer biz onun dinine imanına cinsine cibilliyetine bakmayız buraya halakamıza kalmış Allâh için severiz onu ama bireysel noktada ben onu tanıyorsam o noktada durmam Allâh muhafaza eylesin doğru değil çünkü burası bir topluluk örneği birisi geldi buraya gelsin hoş gelsin biz onun bu noktada neden geldiğini demeyiz insan yürekten beğendiği muhabbet ettiği sevdiğim seviyorum dediklerinden sorumlu bak sorumlu adam gidiyor bir teröristi seviyor sorumlu bir uyuşturucu seviyor sorumlu sorumlu Allâh muhafaza eylesin Fatiha Fatiha Muhammed’in ve ala âlim Muhammed Âmîn.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: İhsân, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı