1. Bölüm
Selamünaleyküm! Aleykümselâm! Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Âmin! Rabbim, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Âmin! Cümlemizi ve cümlem, Ümmet-i Muhammed’e hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Âmin! Hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Âmin! Rabbim, Beni İsrail’in devletini yerle yeksân eylesin. Âmin! Onların burunlarını sürtsün. Âmin! Onların destekçilerini yerle yeksân eylesin. Âmin! Onların burunlarını sürtsün. Âmin! Ümmet-i Muhammed’e o destekçilerini göstersin Rabbim. Âmin! Ümmet-i Muhammed o destekçileri al aşağı etsin. Âmin! Cenâb-ı Hak Doğu Türkistan’a hürriyet nasip eylesin. Âmin! Nerede müslümanlara zulmedenler varsa zulmeden zalimlerden Cenâb-ı Hak müslümanların intikamını aldırsın.
Âmin! Zalimleri yerle yeksân eylesin. Âmin! Zalimleri yerle yeksân eylesin. Âmin! Zalimleri yerle yeksân eylesin. Âmin! Bizleri zulmedenlerden eylemesin. Âmin! Bizlere zulmedenlerin de hidayetleri mümkünse hidayet eylesin. Âmin! Hidayetleri mümkün değilse ecellerini yakın eylesin. Âmin! Ecellerini yakın eylesin. Âmin! Ecellerini yakın eylesin. Âmin! Ecmain! Harama kaçmamak için sınırları zorlamıyorum. O kişi nasibimse ben dursam da sonunda helal yoldan bana gelir mi? Cevaplarsanız çok memnun olurum. Herkesin kendince bir hayat anlayışı var, bir algılayışı var. Biz sizin kaderinizi çalışmanıza bağladık demiş Âyet-i Kerime’de. Gayretinize bağladık demiş. Bir kimse oturur durur, helal ise benim önüme gelir diye düşünebilir.
O da onun yoludur bir şey diyemem. Bazı büyük zatlar öyle davranmışlar. O büyük zatlar bir şeyin peşine düşmemişler. O benim nasibimse ayağıma gelir demişler. Bir kimse de kendine öyle büyük zatlar sınıfını koyabilir. O da oturur der ki nasibimse benim gelir der. Çalışmayı, gayret etmeyi, mücadele etmeyi, hakkı hukuki için kavga etmeyi, savaşmayı göze alamamıştır. Öyle diyebilir ama öyle bir hakkel yakin noktasına gelmiştir. Ona denmiştir artık sen şurada köşede otur. Eyvallâh, köşede oturur. Ona öyle dendi ise de o da köşedesinde otursun. Ama o peygamberi bir metod değil. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri cihâd etti, ganimetten geçindi. Benim nasibimse gelir deyip oturmadı.
Gayret etti, mücadele etti, savaştı. Hep benim yoluma. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Efendim nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz Hadîs-i Şerif’ini. Nasıl ölürseniz öyle edilirsiniz Hadîs-i Şerif’ini nasıl anlamalıyız? Bu şekilsel olarak mı yoksa imani noktada mı? Hem imani noktada hem de insanın günlük hayatıyla alakalı. Nasıl yaşarsan öyle ölürsün. Mümince bir hayat yaşadıysan son nefesinde mümince olur, mümince ölürsün. Mümince bir hayat yaşamadın, kafirce bir hayat yaşadın. Mümince ölmeyi bekleme. Kafirce yaşayıp mümince ölmeyi bekliyorlar. Yok böyle bir sistem yok. Benim bildiğim din öyle değil. Benim bildiğim din mümince yaşarsan mümince ölürsün. Mümince yaşamazsan sen mümince ölmezsin. Ve bütün hayatı içine alır din.
2. Bölüm
Din böyle yarım yamalak değildir. İnsanın bütün hayatını içine alır. Sabahtan akşama kadar, akıl bağlı olduğundan ölünceye kadar bütün hayatını içine alır. Biz şimdi normalde bugün yaptığımız yanlışın ceremesini 5 yıl sonra, 10 yıl sonra çekebiliriz, görebiliriz. Bugün yaptığımız bir iyiliğin faydasını 10 yıl sonra görebiliriz. Çünkü din veya hayat algısı çok farklı. Öyle olunca nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Sen normalde Kur’ân Sünnete tabi olur. Tabiri caizse aslanlar gibi yaşarsan kediler gibi ölmezsin. Kediler gibi yaşayan bir kimsenin aslanlar gibi ölmesi mümkün değil. Sen çakallar gibi yaşarsan aslan gibi ölmeyi hayal etme. Sen çakal gibi yaşadın, aslanların artığını yedin. Aslanların artını yiyerekten aslanlık olmaz.
O zaman bir kimse kendince kedi gibi yaşayacak, aslan gibi ölecek böyle bir hayat yok. Sen dost dolu dervişçe yaşarsan derviş gibi ölürsün. Sufice yaşarsan sûfî gibi ölürsün. Sufice yaşama, ondan sonra sûfî bir ölüm bekle. Öyle bir şey yok. O yüzden nasıl yaşarsan öyle ölürsün. Mesela insanlar vardır, dünyayı tamah etmiştir, dünya ilahı olmuştur. O kimse namaz da kılsa, oruç da tutsa hep dünya gözündedir onun. Onun namazı da, orucu da dünyalıktır. Onun ibadeti de dünyalıktır. Bakın ibadeti de dünyalıktır. Aslında münafıktır öyle olunca. O kimse mümince ölmeyi beklemesin. İnsan vardır, onun dünyası da ahiretliktir. Ahireti de ahiretliktir. o bütün hayatını ahirette göre dizayn etmiştir. Öyle olunca o kimse de öyle ölecek. mümin bir kimse dünyayı terk edecek diye bir kaide yok.
Ben bunu hep üstüne basa basa söylerim. Dünyayı terk edecek olsam ben terk ederdim. Yok hayır. Ben sabah namazından sonra bir rumu gidip açıyorsam, iş yapayım yapmayayım, Cenâb-ı Hak ne nasip eder bilemezsiniz. Bir toz dahi girse bereket olur. Ben onu yapıyorsam herkes kendimce yani. O zaman bu ahiretlik değil, bu dünyalık değil. İnsan normalde bir işi olacak, işine gayret edecek, koşturacak, çalışacak. O kimse dünyalığını da mümince yaşayacak. Ticaretini de mümince yapacak. Hayatını mümince yaşayacak, mümince olacak. Mümince olunca da mümince direlir. Ben bunu böyle biraz son nefeste böyle bu çok tartışma götürür. Ben son nefesimden eminim derim. Herkes buna bilhassa benim bir tane kız yeğenim var.
Bu oyuna bütün Mahmud Efendi’nin bütün hocalarına ver yansın etti. Dayıma bir reddiye yazın diye. Ben bu hadîs-i şerifi binaen diyorum. Ben mümince yaşıyorsam ben son nefesimde kendimce şeyh şüpheye girmem. Mümince yaşıyorum. Mümince yaşamayan şeyh şüpheyesin. Son nefes onun tehlikede. Bakın son nefesi onun tehlikede. Mümince yaşadığınız müddetçe ümit ederim. Ben mümince yaşadığım müddetçe ümit ederim. Madem ki Cenâb-ı Hak kulunun zannı üzerine. Bakın kulunun zannı üzerine. Ben Rabbimin üzerinde benim hüsnü zannım galip. Ben mümince yaşarsam mümince öleceğim. Benim hüsnü zannım bu. Ama bir kimse arada derede yaşamış o şüphe etsin. Adam dervişliğinden şüphe etmiş. O normalde şüphe etsin. Adam müminliğinden şüphe etmiş.
3. Bölüm
O şüphe etsin. Adam mümin görmüş gitmiş oradan müslümandan faiz almış. O şüphe etsin. Görüntüsü mümin içi münafık. O şüphe etsin. O şüphe içinde yaşasın. Korkaklıkla yaşasın. Ürksün o. O son nefesinden çok korksun zaten. Adam oturmuş peygambere hatalı demiş. sallallâhu aleyhi ve sellem’e. O da küçük günah işledi demiş. Oturmuş hadisleri inkar etmiş. Oturmuş sufilere savaş açmış. Oturmuş Allâh’ı zikredenlere savaş açmış. Oturmuş zikredenlerin zikriyle ağlay etmiş. Oturmuş adam normalde zikredenlerin zikirlerini papaza benzetmiş. Yok münafığa benzetmiş. Yok şuna benzetmiş. Yok kafasında benim başımda sarık var. Yok kafasına acayip gacayip bir şey sarmış demiş. Alay ediyor adam. Allâh’ın sünnetiyle alay ediyor.
Vallahi şüphelenmenize gerek yok. Buradan tövbe etmeden yürürseniz kafir olarak öleceksiniz. Ama ben şüphesiz söylüyorum bunu. Neden? Sen zikirle savaş açtın. Şüphem yok bunda. Sen küfür ehli olarak öleceksin. Sen zikredene savaş açtın. Sen imanlı mı öleceksin? Sen Allâh’ın peygamberine günah işledi dedin. İmanlı mı öleceksin? Ne yaptı o günahı Hevayöve’sinden yaşamadı? Benim ömrümü yaşadı diyen âyet-i kerimeyi sen inkar ettin. O günah işledi dedin. Ne yaptı? Ona Allâh günahı mı vahyetti? Bir edepsiz adam. Sen tabi kafir olarak öleceksin. Evet. Sana âyet-i kerimeyi inkar ediyorsun. Öbürkü de hadislerde alay ediyor. Peygamberin annesi şu yaştayken öldü. Hadi gidin analarınızı öldürün. Bak edepsize.
Hadislerle alay ediyor. E tabi. O gün ne ile gitçe belli değil. Ama benimki belli. Evet. Ben mümince sufice hayatımı bitirirsem ben imanlı öleceğime dar-hüsnü zam besliyorum. Ve şüphem yok. Ben şüphesiz Allâh’a iman ettim. Ben şüphesiz Hz. Muhammed Mustafa’nın peygamberliğine iman ettim. Ben şüphesiz hadîs-i şerifleri kabul ettim. Hadîs-i şeriflere iman ettim. Ben şüphesiz, ben imanı bir hayat yaşamaya gayret ediyorum. Hatamda var, kusurumda var, yanlışlıkla var. Ama namazımda var, orucumda var, zikrimde var. Tövbe kapısı açık, tövbemde var. Ben ümit ediyorum. Ümit ederekten yaşıyorum. Ümit ederekten de öleceğim. Son nefesten de cemalleşerek böyle doya doya. Hiç geri dönmem hecesine. Âmin. Ümit ederekten yaşıyorum.
Ümit ederekten de öleceğim. Son nefesten de cemalleşerek böyle doya doya. Hiç geri dönmem hecesine. Âmin. Bir daha geri dönmem hecesine. Cemalleşerekten öleceğim. Ve arkamda şeyh, şüphe, arkamda bir haz, istek. Arkama dönüp de şunu da yapsaydım, şunu da yaşasaydım. Zerreç aklıma gelmeyecek. Şimdi vefat etsem, şimdi de aklıma gelmeyecek. Bak şimdi de aklıma gelecek. Gelmeyecek. Şüphesiz bir şekilde öleceğim. Şüphesiz bir şekilde öleceğim. İnşâAllah. Âmin. Teşekkür ederim. Gül mü bülbülü aşıktır, bülbül mü güle? Gül de bülbül de aynı mıdır, sevenle sevilen aynı mıdır? Ne yapacaksın gül mü bülbülü aşık, bülbül mü güle aşık? Sen neye aşıksın ona bak. Sen öyle sev, öyle aşık ol, gül desen ol, bülbül desen ol.
4. Bölüm
Kalibinin sağ tarafı gül olsun, sol tarafı bülbül olsun. Kâh, sol tarafı, sağ tarafa naatler okusun. Kâh, sağ tarafta, sol tarafa naatler okusun. Kâh, sen kendinden bir tane daha Mustafa Özbahçik’sin. Otursun oraya, o sana naatler okusun. Kâh, sen ona naatler oku. Ne yapacaksın? Bizde böyle edebiyat, fuzili yazmış orada bir şey. Fuzili gibi bizde onu, gül mü bülbül mü… Bırak sen nesin, ona bak. Sen gül müsün, bülbül müsün? Sen Yakup musun, sen Yusuf musun? Ona bak. Sen Yusuf’san naz et, bütün Yakuplar senin için ağlasın. Yakup isen dön ağla, otur ağla. Dön ağla, otur ağla. O zaman ya Yakup ol, ya Yusuf ol. Ya gül ol, ya bülbül ol. Bu önemli değil, gül mü bülbül aşık, bülbül mü güle aşık. Ne yapacaksın sen?
Bülbül güle aşık olsun, ne olacak? Gül de solar bir gün. Gül bülbül aşık olsun, bülbül de ölür bugün, bir gün. Ne yapacaksın, bülbül ölünce gül oturup kan revan içerisinde mi kalacak? Ne yapacak gül solunca, kış gelince, yapraklarını dökünce, gülden bir esame kalmayınca, bülbül ne yapacak? Gül de geçer gider, bülbül de geçer gider. Sen geçip gitmeyene aşık olmaya bak. Bırak gülü bülbülü, edebiyat yapma. Sen Allâh’a aşık mısın, onu sor kendine. Sen Habibine aşık mısın, onu sor kendine. Sen Allâh’ın velisine aşık mısın, onu sor kendine. Başka bir şey sorma. Kendine başka bir şey sorma. Hiç uğraşmadım gül mü bülbüle, bülbül mü güle diye. Ben şeyhime baktım, gülü de onda gördüm, bülbülü de onda gördüm.
Ben şeyhime baktım, Allâh’ı da onda gördüm, peygamberi de onda gördüm. Ben şeyhimde buldum ne bulduysam. Sen kimde buldun ona bak. Sabahtan akşama kadar güle baksan sana bir faydası yok. Sabahtan akşama kadar bülbüle baksan bir faydası yok. Sana Allâh’ı ve Resul’u tanıtan, Allâh ve Resul’unu sevdiren bir Üstad gerek. Bir mürşid gerek. Sen o mürşidi bulamadıysan, bulduysan, sevemediysen Bulduysan, sevmediysen, bulduysan onun yolunda gidemediysen Yana Allâh döna Allâh. Büsbürü gül bülbül şarkısı dinle, şiirini okusa ne olacak ki? Hiçbir şey olmayacak. Şiir okuyacağım bol bol. Gül dedi ki bülbüle, bugün sen eskisi gibi şakım yoksun. Ne oldu ki sana ne keder vurdu? Sana hangi hicran, hangi ısran vurdu?
Nâatın çok hüzünlü geldi, şakıman çok hüzünlü geldi. Bülbül diyecek ki ona, ah sen her şeyini topraktan alır havada yersin. Ne aştan haberin var, ne maşuktan, ne sevenden, ne sevilenden. Ne kederden haberin var, ne dertten, ne çileden. Ne dikeninden haberin var, ne gülünün yaprağından, ne de kokusundan. Sen kendin kendini bilmezken, benim kederimi nereden bileceksin? Vurmuş bülbüle bir keder rüzgarı, vurmuş bülbüle bir ayrılık rüzgarı, vurmuş bülbüle dert rüzgarı. Gülün umrunda mı? Gülün üstünde bir bülbül gider, başka bir bülbül gelir. Gülün umrunda mı? Değil. Sen otur kendine bak. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Duamızın kabul için 70.000 tevhide niyet edilirim. Edin. Bir duamızın hayırlısını isterken tevhide niyet etmek veya başka bir şeye niyet etmek ne kadar doğru?
5. Bölüm
Avamın işidir ama yapabilirsiniz. İsterken duamızın tecelli etmesi için bu konuda bir tavsiyeniz varım. Yarabbi benim şöyle bir işim var, şöyle bir işim olması için 70.000 tevhid niyet ettim. Çok mantıklı geldi mi size? O da dese ki rüyanda görsen, evet senin o işini yapacağım ama günlük 70.000 tevhid çeksen desen ne yapacaksın? Tövbe Yarabbi öyle isteme dedi mi? Günlük 70.000 öyle istemedim mi? Diyeceksin. Çekemeyeceksin. Ya 5.000 tevhidi çekmiyorsun, nereye çekeceksin 70.000 tevhid? Aman güzel bir şey. bak haşa Allâh aşağıda yukarıda bir yerde değildir ama böyle bir yücelik göstergesi olarak. ey Rabbim bak bu işim olursa 70.000 tevhid çekeceğim veya 70.000 tevhid çektik. Yarabbi şu işimi asana eyle.
Ben hiç dine, dervişliye, sufiliye böyle bakamadım. Otur Allâh için, Allâh için 70.000 tevhid çek ya. Bırak ya rüşretçiliğe alışma. Bırak alışma ya. Bırak alışma. Fiysebillah Allâh için yap, duanı da Allâh için yap ya bırak. Senin 70.000 tevhidin Allâh’ın önünde, sen korkuyorsun 70.000 ne yap? Ya 70.000 tevhid çektim ya bu iş olması için ya ne olacak 70.000 tevhid? Uyumayıp geceler boyunca zikrullah yapan var ona. Allâh muhafaza eylesin. Yok biraz böyle amelilik gibi geldi. Ben bu işi yaparım ama bak şu kadar para isterim. Allâh muhafaza eylesin. Efendim neden siz, niçin siz Allâh’ı Allâh olduğu için zikretmek? Bunun usulü, anahtarı ya da yolu nedir? Biz buna nasıl ulaşabiliriz? Vallahi ben bunun hiç şeyini bilmiyorum.
Tekniğini altını üstünü sağını solunu bilmiyorum. Ben cahilliyim zamanında. Ben Allâh’ı Allâh olduğu için iman ettim. Allâh’ı da Allâh olduğu için zikrediyorum. Allâh’ı Allâh olduğu için seviyorum dedim geçtim. Bunun hiç altını üstünü bilmem. Sağını solunu bilmem. Hiç Allâh Allâh’tır. Allâh Allâh olduğu için zikredilmeye layıktır. Allâh Allâh olduğu için sevilmeye aşık olmaya layıktır. Allâh Allâh olduğu için onun emirlerine tabi olmaya layıktır. Allâh Allâh olduğu için itaat edilmeye layıktır. Allâh Allâh olduğu için, Allâh Allâh olduğu için onun Kur’ân’ına ve Habibine iman etmek gerekir. Allâh Allâh olduğu için. Şimdi insanlar vardır bir şeyi tanıdıkça severler. O şeydir, doğrudur. Benim öyle bir kabiliyetim yok.
Biz de biraz fazla Gencebay dinlemişiz herhalde. Bir görüşte aşık oldum diyor ya. Biz tamam dakika bir gol bir dakika bir de fazla. Gördün bitti. Bizimki öyle bir şey. O yüzden aaa bunun gözü de varmış sonra biz onu görüyoruz. Aaa bunun gözleri de şu renkmiş. Sonra görüyoruz. bende değişmiyor. Onun tekniğini bilmiyor bu fakir. O yüzden bu böyle insanı şekten şüphe den sonradan bunu öğrendim. Böyle olunca sorgulamaktan, şekten şüphe den her şeyden seni koruyacak. adamın birisi gelmiş Allâh’ı 99 cihetten size var olduğunu anlatacağım demiş. Oradan Behlül Dâne bağırmış. Dinlemeyin bunu demiş. Bu Allâh’ın üzerinde 99 sefer şüpheye düşmüş demiş. Yürümüş gitmiş. bu bizim için bir şey değil. Bu bizim için bir şey değil.
6. Bölüm
Bu bizim için bir şey değil. Bu bizim için bir şey değil. Bu bizim için bir şey değil. bu bizimki onun gibi bir şey. belki de sıfatlarını çok bilemeyiz, tanıyamayız. E gördüğümüz zaman bu onun işi deyip çıkıyor zaten işin içinden. O yüzden fazla teknik bilgiye ihtiyaç yok. Evet. Efendim sevmeden zikredilir mi? Allâh’ı sevmenin nişanı, onu zikretmek midir? Sevmeden de zikreder bir kimse. O da sevmeden dediğim ben normalde beğenme, muhabbet etme, sevme sonra aşık olma. Katagori olarak, merdiven olarak. Öyle şey yaparım bir kimse sevmeden de zikreder. Bir şey olmaz ondan. Ama seviyorsa zaten onun her şeyi zikredir. Allâh bizi onlardan eylesin. Âmîn. Efendim, İsmail A’dan bir arkadaşım. İsmail A’dan bir arkadaşım.
Biz Sarık’la Cübbey’le İstiklal’e çıkar gezeriz diyor. Başka bir arkadaş. Biz Sarık’la ve Cübbey’le İstiklal’le gezebiliriz diyor. Siz gezemiyorsunuz diyor. Başka bir arkadaşım, Nurcu. O da diyor ki bir de bir diyor tarikat zamanı mı diyor. Aklıma şu soruyu getirdi. Sûfîlik yolunda yürümeye çalışan bir kişi için zaman ve mekan fark eder mi yaşayış tarzı olarak? Fark eder. Bu önemli değil ki bir kimse bunu zaman, mekan olarak değiştirir. üzerinde tavır, davranış olarak o farklı bir tavır ve davranışa girebilir. Bunda bir beysi yok ki. İstanbul’da yaşayan bir insanın sufiliğiyle, misal veriyorum, Bangladeş’te yaşayan birinin sufiliğiyle aynı olabilir mi? Farklı mıdır? O aynı olmaz yok. Kültür farkı var, hayat farkı var, standartı var, her şey var.
Fikriyat olarak fark var, her şey var. Aynı olmaz, mümkün değil. Mümkün değil. sarık cübbeyle istiklalde gezerim demek kibir zaten. Sen gezemezsin demek ayrı bir kibir. bu normalde senin sarığın sana bir kibir veriyorsa at sarığı kenara. takma sarık. Veya senin sakalın sana kibir veriyorsa bırakma sakal. Burada o kimsenin durduğu nokta sufili kibir veriyorsa o sûfî değil. Allâh bizi affetsin. O yüzden bir kimse dervişçi cübbede sarıkta aramayacak, şalvarda aramayacak. orada o kimsenin kendince şeyi farklı olmalı, duruşu farklı olmalı. Zamansal farklılıklar var mıdır peki? Efendim? Zamansal farklılıklar. her zaman için var. normalde sonuçta İslam’ın kendi içerisindeki müteşabih hayatların algılaması bile zamana göre değişiyor.
Neden değişmesin başka şeyler? İştahadı değişiyor. Neden değişmesin? Değişir. Tasavvufi bakış açısından da değişir. Bundan bin yıl önceki Allâh’ın bilinmesiyle şimdiki Allâh’ın bilinmesi aynı değil. Neden değişmesin? Değişir. Değişmek zorunda zaten. Bugün İslam dünyasının en büyük handikapı bu. İslam dünyası kendisini geliştirip değiştiremiyor. İştahatlarını geliştirip geliştiremiyor. Yeni iştahatlar yerine getiremiyor. Yeni bir sûfîlik anlayışı koyamıyor orta yara. Yeni bir sûfîlik anlayışı koymuş olsa değişecek. Koyamıyor. Sufiler de koyamıyor. Sünnet seneye tabi değiller. normalde cemaat, tarikat ismi söylemeyin. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin camiye giderken onun etrafında sağında solunda 100 kişi koşuyor muydu koruma için?
Koşmuyordu. Son nefesine kadar bütün ümmet-i Muhammed’in derdiyle dertleniyordu. Yasak mı koydular? Hayır. Nerede kaldı şimdi? Ne? Sünnet seneye tabi olmak zamansal değildir. Her yerde sünnet seneye tabi olursun. Ne yaptı Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri? Ben Kur’ân kursları açacağım, şunları yapacağım, bunları yapacağım deyip de para mı topladı milletten, dilendi mi? Rabbimizler affeylesin. Âmîn. Cübbeyle, sarıkla, istiklalde gezmek dervişlik değil. Öbürü kide zaman tarikat zamanı değil, demesi de hoş değil. İkisi de hoş değil. İnsanlar otururlar, Kur’ân sünnet tarihini, Kur’ân’ın sünneti yaşama ve yaşatma mücadelesi verirler. Kendilerince de bir sûfîlik yaparlar. Herkesin hayatı standarda ayrı, herkesin yediği ayrı, içtiği ayrı, herkesin anlayışı ayrı.
Bu normal. Eftar-ı zikir, fadah mennehu. Lâ ilâhe illallah. Lâ ilâhe illallah. el-Fâtiha ma salavat Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammedin ve ala âlim Muhammed. Âmîn.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Salavât, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı