Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

606. Dergâh Sohbeti – Allah’a Teslimiyet, İhlâs ve Riyâ, Mürşid-i Kâmil Bulmak

Allah'a teslimiyetin dereceleri, dinin bireyselleştirilmesi tehlikesi, 39. hadîs-i şerîf dersi (Mü'minûn 60-61), ihlâs ve riyâ meselesi, mürşid-i kâmil bulmanın nasip meselesi ve yakınlığı kaybetme korkusu üzerine sohbet.


1. Bölüm

Allâh gecenize hayırlı eylesin inşâAllah. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim yar ve yardımcınız olsun inşâAllah. Allâh herkese hayırlı evlat versin inşâAllah. Ben hayattan soğudum. Allâh ısındırsın inşâAllah. Hayattan soğumak var mı ya öyle? Ama burası ahiretin tarlası. İş yerinden bir arkadaşım bu soruyu sormamı istedi. Banka hesabındaki parasını akıllı telefonuyla banka sistemi üzerinde sürekli gram altın fiyatının kar amaçlı. Ama takip ederek alıp satmak faize girer mi? Allâh’a teslim ve teslimiyet nedir açar mısınız? Allâh’a teslim, Cenab-ı Hakk’ın Kur’ân’ına Hz. Muhammed Mustafa’nın sünnetine teslim olmaktır. Kur’ân ve sünnetin bir konuda emri varsa, bir konuda şunu şöyle yapacaksınız dediyse, Allâh’a teslim olan bir kimse onu öyle yapar.

Onun hilafına bir şey yapmaz, onun dışına çıkmaz. Allâh’a teslimiyet budur. Yoksa Allâh’a teslim, ben Allâh’a teslimim demekle Allâh’a teslim olunmaz. bunu herkes böyle söyler, o ilmel yakın noktada herkes Allâh’a teslim, inanan da inanmayan da. Bakın onların hepsi de Allâh’a teslimdir. Cenâb-ı Hak bütün herkesi bu noktada inananı da inanmayanı da, bu kitabı da bu dafteri de kitabı, bardağı da çanağı da çömleği de, bütün her şeyi Cenâb-ı Hak ilmel yakın noktasında her şeyiyle kuşatmıştır. Biz şimdi o her şeyiyle kuşatmışlığını biz bu noktada geri çevirmek, bu cebridir, geri çevirmek mümkün değildir. Ama teslimiyet söz konusu olunca bir kimse kendi cüzi iradesiyle bir şeye teslim olur. Kendi cüzi iradesiyle, kendi cüzi iradesiyle teslim olmaktadır teslimiyet.

Müslümanlar, müminler lâ ilâhe illâllah Muhammeden Resûlullâh der, Müslüman olurlar. Müslüman olurlar ve başlarlar Allâh’ın emirlerini yerine getirmeye. Ne kadar gücünün nisbetinde Allâh’ın emirlerini yerine getiriyorsa o kadar teslimdir. Bu nedir? Mesela bir önüne bir mesele geldi, o meselede Kur’ân ve Sünnet’in hükmü var mı? Var. Genel manada teslimiyet, haramları işlememekle alakalıdır. Birinci derecede. İkinci derecede teslimiyet, o kimsenin Allâh’ın emrettiklerini yerine getirmeye çalışır. Gücünün yettiğince. Bu sadece namaz değildir. Bu sadece oruç, zekat değildir. Bu zaten normalde herkesin yapması gereken şeyler bunlar. Bu nedir? Bu normalde kendi içerisinde, Kur’ân ve Sünnet’in kendi içerisinde nafileler. bir açı gördün orada, onu doyurdun mu doyurmadın mı?

Bir yetimi gördün orada, o yetime yardımcı oldun mu olmadın mı gücün nisbetinde, gücün var iken? Bir kimseye nasihat ettin mi, etmedin mi Kur’ân Sünnet tarihisinde? biz sadece meseleyi haramlardan uzak durup farzları yerine getirme açısından baktığımızdan bu bizim kendi nefsimizle alakalı sadece. Ama sizin en hayırlığınız, etrafına en fazla faydası dokunanınızdır. Bizim ne kadar etrafımıza faydamız dokundu? Faydanın dokunması sadece zahiri, ekonomik de değil. Mesela bir de o açıdan bakıyoruz. normalde adam günlük beş on kuruş verdi, mesele bitti. Burada haram işleniyor, o harama karşı sen ne yaptın? Burada fuhuş var kardeşim, o fuhuşa karşı sen ne yaptın? Burada içki içiyorlar, sen o içkiye karşı ne yaptın?


2. Bölüm

Orada gencin birisi yanlış yollara gidiyor. Sen namazını kıldın, orucunu tuttun, zekatını verdin, o genci ne yaptın? bütün İslam dünyasındaki yaşanabilirlik İslam’ı insanların kendilerine, kendi çaplarında, kendi darilerine, kendilerine hapsediyorlar. Dikkat edin, öyle bir kuş atılmışlık var ki, biz kendi kendimize namazlarımızı kıldık, orucumuzu tuttuk, zikrimizi de yaptık, bir şeyh’e de bağlandık. Bitti bizim işimiz. Değil canım kardeşim. Dini komple bireyselleştirme çalışmaları var. Bunu sufilerin üzerinde, cemaatlerin üzerinde, tarikatların üzerinde, risalenin üzerinde, bütün gözünüzün gördüğü görmediği, bildiği bilmediği bütün cemaatlerin, tarikatların üzerinde bilinçaltına yerleştiriyorlar bunu.

Bunu siyasiler, entelektüel geçinenler, üniversite çevresi, diyanet çevresi, bütün herkes, particisi, purtucisi, hepsi de bu konuda el birlik yapmış vaziyette. İslam, bireyin kendi şahsında kalmalı. Bireyin kendi şahsının dışına çıkmamalı. senin namazına karışan mı var, senin orucuna karışan mı var, senin zekatına karışan mı var? Karışan yok. Karışan yok ama on yılda uyuşturucu tüketimi, uyuşturucu kullananlar yüzde bin yedi yüz artmış. Bizim namazımızı kurtarmamız, bizim orucumuzu kurtarmamız yetmez. On yılda fuuş yüzde iki bin yedi yüz artmış. Yüzde iki bin yedi yüz. Ümmeti Muhammed kötülüklerle mücadele etmekle emrolundu. Allâh’a teslim olan bir kimse, sadece kendi nefsindeki haramları temizlemekle yetinmez.

Mümkün değil, yetmez. Mümkün değil, yetmez. Siz evinizin içindekinlere, siz sokağınızdakinlere, siz mahallenizdekinlere, siz şehrinizdekinlere, siz ülkenizdekinlerden sorumlusunuz. Allâh’a teslimiyet, senin gözünün önünde bir yanlışlık, haram, hile hurda varsa, sen ona susuyorsan. Sen onu destekledin. Sen onu destekledin. Bir hile hurda var işin içerisinde. Sen sustun, onu destekledin. Allâh’a teslim değilsin. Bir zulüm var orta yerde. Sen sustun, destekledin onu. Bunu bütün Müslümanlar bundan sorumlu. O yüzden bir kimse Allâh’a teslimim dediğinde, o zaman Cenâb-ı Hak’ın ona emrettiği her ne var ise gücünün yettiğince yapmaya çalışır. O yüzden tam manasıyla bir Müslümanın kendince ben Allâh’a tam olarak teslim oldum deme noktası yoktur.

Teslimiyet için uğraşıyoruz. Teslim olmak için uğraşıyoruz. Teslimi hiç aklımızdan, kalbimizden, gönlümüzden, gözümüzden çıkarmadan mücadele ediyoruz. İnşâAllah öyle olacağız. Bu normalde Müslümanların dinini bireysel dairede yaşama çalışması son 200 yılın projesidir. Bu proje son 20-30 yıldan beri hızla uygulanmakta. ezanlar okunuyor, sizin camiye gitmenize engel mi var? Var. Caminin yoluna o kadar gaflet, o kadar haram döşersen o kimse camiye gidinceye kadar biter zaten, gidemiyor. Sizi namaz kılmanıza engel teşkil eden mi var? Var. Var. Sen eğitim sistemi olarak çevresel hadiseler, sosyal hadiseler, ailesel hadiseler öyle bir noktaya getirmişiz ki. Evet o kimsenin namaz kılmasına engel teşkil edecek çok şey var.


3. Bölüm

Eğer onları görmezsek, yok. Bir müddet sonra din Avrupalıların gibi insanların sadece vicdanlarında kalacak. Vicdanından dışarı çıkmayacak. Ben Müslümanım, Müslümanım. Her türlü haltı işleyecek. Zaten hızla oraya doğru gidiyoruz. 28 Şubat’ın ana sebeplerinden birisi oydu. Ben 28 Şubat bitmedi dememin sebebi bu. 28 Şubat’ın ana sebeplerinden birisi insanlar dini takva dairesinde algılamasınlar. Takva dairesinde yaşamasınlar. Meselenin takva boyutundan dışarı çıktı. Dışarı çıkardılar insanları. Şimdi tırnak içerisinde Müslüman her türlü haltı karıştıran bir noktaya dağı oldu. Müslüman her türlü zulme yapan insan haline geldi. Müslüman haramlara açık. Müslüman tırnak içerisinde haramlara açık. Haramlara kapalı değil.

Allâh’ın emir ve yasaklarına uyup da haramlara kendimi kapatayım, ailemi, çoluğumu, çocuğumu kapatayım, eşimi, dostumu haramlara kapatayım. Böyle bir ne yazık ki derdi kalmadı Müslümanların. Şekerci dedemiz ameliyat olacakmış. Allâh şifa versin inşâAllah. Kafirleri dost edinmeyin ayeti mucibince. Benim bir ateist arkadaşım var. Yaklaşık 20 yıllık muhabbetimiz var. Kafirleri dost edinmeyin ayeti mucibince. Benim bir ateist arkadaşım var. Yaklaşık 20 yıllık muhabbetimiz var. Bu insanla diyaloğu kesmem gerekiyor mu? Bana arkadaşını söyle, senin dinini söyleyeyim. Bari hiç olmasın. Ateist arkadaşı olabilir bir insanın ona nasihat ediyorsa, tebliğ ediyorsa ona. Ateist, ona tebliğ etmeye başladın.

O kimse seninle arkadaş kalır mı? Her gün içki içiyor, arkadaşın var. Sen ona her gün nasihat ediyorsun. Yapma, etme, içme, gitme. O seninle arkadaş kalır mı? Sen zikrullah gidiyorsun. Her gün o arkadaşın hadi zikrullah gidelim de. Telefonunu açmaz. Bir müddet sonra. Kalmaz arkadaşlığı. Her gördüğün yerde de içme kardeşim. Canım kardeşim içme. Bak bu akşam içme ben seni derse götüreyim. Bu akşam içme ben seni sohbete götüreyim. Bu akşam içme ben seni yemeğe götüreyim. Bu akşam içme. Gel benimle beraber takılalım. Bir gün iki gün üç gün. Eğer içkiyi bırakmaya niyetli varsa harika bıraktı. Yoksa? Bitti. Seninle arkadaşlık kalmaz. Kalmaz. İnananların dostu ancak inananlar olur. Aylar öncesinde söylenen ve dün gerçekleşen projede kara deliklerin fotoğrafı çekildi.

Kur’ân’da gök cisimleriyle ilgili âyetler bulunur mu ya da hadîs var mı? Dolu. Göklerle alakalı bir şey. Hazret-i Ayşer Radıyallâhu anh Hazretleri. Normal mutat dersimize devam edelim inşâAllah. var mı? Dolu. Göklerle alakalı neden olmasın? Hazreti Ayşe Radıyallahu an Hazretleri normal mutat dersimize devam edelim inşâAllah. Hazreti Ayşe Radıyallahu an Hazretleri naklediyor. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve ve sellem onlar sadakalarını, kalpleri korku ve ürpererek verirler. Müminin suresi âyet altmış ayetindeki korku için onlar içki mi içtiler? Hırsızlık mı yaptılar ki korksunlar diye sordum. âyet-i kerime vahiy inince âyet-i kerimede de onlar sadakalarının kalpleri korku ve ürpererek verirler âyet-i kerimesi inince Hazreti Ayşe Annemiz diyor ki onlar içki mi içtiler?


4. Bölüm

Onlar bir haram mı içtirdiler ki? Korksunlar. Hazreti Peygamber sallallâhu ve sellem hazretleri cevap veriyor. Hayır ey Ebu Bekir’in kızı onlar kabul edilmemesinden korktukları halde oruç tutanlar ve sadaka verenlerdir buyurdu ve şu ayeti kerimeyi okudu. onlar hayırlı işlerde yarış ederler ve onlar hayır için önde giderler. Müminin suresi âyet altmış bir bu ayeti kerimeden sonraki ayeti kerime. Şimdi bir kimse sadakasını ürpererek veriyor. bir kimse hayır hasenat işlerken hayırlı bir amel işlerken ürpererek korku içerisinde o ameli işliyor. Bu korku içerisinde o ameli işlemesi de amelinin kabul olup olunmayacağıyla alak alın. Ve her daim meşhurdur ya. Havf ve reca noktası. Hem korku ile ümit arasında olma.

O kimse korku ve ümit arasında duruyor. Acaba namazım kabul olunur mu diye yapmış olduğum hatalardan yapmış olduğum kusurlardan dolayı onun bazılarının namazlarının yüzlerine çarpı veririz. Ayetine acaba bize de dokunur mu o ayeti kerime? Veyahut da biz o sadakalarımızı verirken o zekatlarımızı verirken gösteriş mi yaparız? Görsünler diye mi yaparız? Namazımızı kılarken görsünler diye mi yaparız? Zikrullahımızı yaparken görsünler diye mi yaparız? Meşhur olmak için mi yaparız? Işin içerisine rüya mı girer? Allâh’ın rızasının dışında bir şey mi girer? O acaba Allâh gecenin karanlığında karıncanın bir karıncanın ayağının çıkarmış olduğu sesi işitir. Acaba gönlümüzde de o rüyanın o gösterişin o şatatın, şatafatın bir işareti olur da en karanlık dehlizlerde Cenabı Hak onu muhakkak görür görür de o amelimize rüya mı karışır?

Yapmış olduğumuz işin normalde bu ne neyse Allâh adına yaptığımız bir şeyin önünde Allâh için Allâh adına Allâh’ın adını koyarak da yaptık da arkadan başka bir şeyler mi düşündük? Arkası başka bir şeyle mi doldu? Biz arkasından bir hinlik mi düşündük? Bir menfaat mi düşündük? Başka bir şey mi düşündük? Sırf Allâh için mi yaptık biz onu? Yoksa aman arkadan bir sürü kendi kendimize şeyler mi ekledik? Bir sürü şeyler eklemekten korkmak, ondan sakınmak ve acaba bunun arkasında başka başka şeyler gizli bir şekilde nefsimiz ve şeytan koydu mu bunu? Nefsimiz böyle bir oyun işledi de nefsi nefsimiz bize şeytan sağdan girdi de nefsimizi bu yönde aldattı mı ki? Aman sakalın çok yakışıklı olsun dönün dön dönsün insanlar bir daha baksın diye mi sakal bıraktık?

Yoksa sırf sünneti Resûlullâh için mi bıraktık? Sarığımızı sararken sünneti Resûlullâh için mi sardık? Yoksa aman ne yakışıklı desinler ne babayıt desinler diye mi sardık? Veyahut da bir açı doyururken bugün kaç aç doyurduk biliyor musun? Mı dedik. Buranın işleri hep bize bakar. Biz yardımcı mı oluruz dedik. Burası ben olsak olmaz. Sen olursan olur. Sen olmazsan olmaz mı dedik kendi içimizden? Bir Allâh için bir amel isterken bir şey yaparken arkasında saklanılan şey ne? Şeytanın gizlediği şey ne? Şeytanın örttüğü şey ne? Biz onu ortaya çıkarıp onu ortaya çıkardıktan sonra rezil zebil mi ettik onu? Yoksa sakladık mı? Ne için yaptık onu? Bu bütün Allâh için yapmış olduğumuz ameller için geçerli bu.


5. Bölüm

Bu sadece normalde sadaka ile alakalı değil bu. Bu sadaka ile alakalı görürsek ayağımız yere basmaz. Sadaka da bir ibadet çünkü. Sadakanın farz olanı biz zekat diyoruz. Bu sadece normalde sadaka ile değil bu bütün farzlar bütün nafile ileri için alır. Bir kimse bir ibadeti yaparken, ibadet kastıyla bir şey yaparken bir kimsenin işi var, ticareti var. Alacak, satacak, çoluğunun, çocuğunun nafakasını sağlayacak. Ticaret yapıyor, işi o onun o. Hüseyin Ağa, halı, koltuk, mobilya satıyor. Işi o. Ticare o. Şimdi emlakçılık da yapıyorsun değil mi? Emlakçılık da var. Işi o. O bir şey, ticareti o. Ticaretini, çoluğunun, çocuğunun rızkına fakası için kendisi için yapıyor. Orada helalığı, haramı dikkat edecek.

Eyvallâh. Ama ona birisi gelip de ya Hüseyin abi ya Allâh için bunu da ver ya. Ya adamın ticareti o. Bırak. Param varsa al, paran yoksa yürü git. Örneğin dergâh. Adam burada Allâh için burada duracak. Allâh için. Ne için buradasın? Allâh için. Başına taş da gelsin duracaksın burada. Allâh için buradasın. Nefsini nefsini kıracaksın. Şeytanı uzaklaştıracaksın. Allâh için burada duracaksın. E bana orada yan baktılar. E ertesi günde düz bakarlar. Bugün yan baktı diyen ertesi günde düz baktı der. Allâh için oturacağım burada. Başka bir derdin olmayacak. Başka bir hedefin olmayacak. Kendini Allâh’a hedefleyeceksin. Kendini Allâh’a hedeflediysen yolda bütün başına gelecek olan yolda çekecek olduğun her şey Allâh için.

O zaman sıkıntı yok. Ama Allâh için olmazsa sıkıntı var. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden o haf ve reca noktası. korkuyla ümit arası. O yüzden yapılan ibadetlerde yapılan işlerde kılı kırk yarma. Iç dizaynını düzgün tutma. Içini lekelendirmeme. Aman içimi lekelendirmeyeyim. Ben bu akşam zikrullaha gideceğim. Zikrullah da içim lekelenmesin. Ben pimi pak bir şekilde zikrullaha oturayım. Ve zikrullah da ben kalbimi başka bir şeyle lekelemeyim. Sırf Allâh’ı sevdiğimiz için sırf Allâh’a yöneldiğimiz için sırf Allâh’a yaklaşmak için biz Allâh’ı zikredelim. Bizim duamız kabul olacakmış, olmayacakmış, bizim isteğimiz yerine gelecekmiş. Gelmeyecekmiş. Aman ben burada zikrullah yapayım da nasibim açılır, evlenirim.

Aman ben zikrullah yapayım da işlerim düzene girer. Aman ben zikrullah yapayım da aman borçlarımı ödeyeyim. Aman ben zikrullah yapayım şurada da sıkıntıları mı gitsin? Yok kardeş. Değil. Allâh’ı zikir Allâh için. Namaz Allâh için. Ya namaza durayım da bir? Ve Allâh bana yardım eder ya. İşlerim düzelir. Sen yevmiyacı mısın ya? Namaz Allâh için. Bu sûfî öğretisidir. Namaz Allâh için, oruç Allâh için. Biz Allâh birinci derecede Allâh emrettiği için yaparız her şeyi. Ikinci derecede sevdiğimiz için yaparız Allâh’ı. Karşılık beklemek yok. Karşılık beklemek yok. Ya Allâh’tan bir şey beklemeyecek miyiz? Sen karşılık bekleme. Sen de ki ya Rabbi ben seni sevdiğim için zikrullahı geldim. Mustafa Özbah kim?


6. Bölüm

Ahmet Mehmet kim? O kim, bu kim? Hepsi de gelecek geçecek. Herkes gelecek geçecek. Ama zikir halakaları duracak. Adem’den beri zikir halakaları var. Adem’den beri Zahir manada Adem’den beri zikir halakaları var. Niceleri gelmiş geçmiş. Adem’den gerisi var daha. Zikir halakaları ta onun ilmi ilahisinde kuruldu. Sakın lekeleme kendini. Sakın ucuza kendini verme. Sakın ha. Sen öyle elini kolunu sallayarak tam buraya mı geldiğini düşünüyorsun? Sakın ha. Ruhlar aleminde birbirlerini tanıyanlar, sevenler, sevişenler bu dünyada da birbirleriyle tanışırlar, birbirleriyle sevişirler. Sen sen ben kimiz biz ya zikrullah halakasına oturacağız bulacağız. Biz kimiz? Aklımız mı yeter bizim? Bir mürşid tanacağız, bir kamil bir kimse tanıyacağız.

Kimin aklı yeter buna? Kimin aklı yeter? Bir mürşidi kamil bulmak, ona intisap etmek, onun sohbetinde bulunmak, onun zikrullahında bulunmak, onun dersinde bulunmak. Kimin aklı yeter? Vallahi de billahi de, tillahi de hiç kimsenin aklı yetmez. Hiç kimsenin aklı yetmez. Sen okyanusun dibinde mücevher bulmak gibi bir şey bu. Hangi aklınla bulacaksın? Hangi ilminle bulacaksın? Hangi ilminle bulacaksın? Zahiyen ilminle mi bulacaksın? Batın ilminle mi bulacaksın? Var mı ki? Var mı ki bulacaksın? Yok. Ilimle bulunmuyor zaten. Kızacak şimdi herkes bana. Ilimle bulunsaydı bütün âlimler, bütün hepsi de gider bir yol bulurdu. İmamo Hanbel buldu, İmamo Hanbel’den sonra gelenler buldu mu ki? İmamo Şafi buldu, İmamo Şafi’den sonra gelenler buldu mu ki?

İmamo Azan buldu, İmamo Azan’dan sonra gelenler buldu mu ki? İmam Yusuf’un şeyhi kim? İmam Muhammed’in şeyhi kim? Tahtazhanenin şeyhi kim? Kastallarının şeyhi kim? Hangi siyasetçinin şeyhi var? Hangi? Kaç tane profesörün şeyhi var? Diyanet profesörlerini söylüyorum. Dokuz Eylül Üniversitesi Tasavvuf Kürsüsü Başkanı. Tasavvuf Kürsüsü’nün ne oluyor? Ana Bilim Dalı başkanı. Yemekteydik beraber. Ne dedi Orhan Hoca? Orhan Hoca dedi ki o tasavvuf ana bilim dalı başkanına dedi ki hocam bir günlük dedi, bir gün itikaf yaptın mı? Bir gün dedi. Bir gün yaptın mı dedi, yapmadım dedi. Ama bilirim dedi. Bilirim değil, yaptın mı, yapmadım mı dedi. Bunu söyleyen genetik profesörü. Kime söylüyor? Tasavvuf ana dilim ana bilim başkanına söylüyor.

Adamın kitapları var. Eserleri var adamın. Bu adam bir gün itikaf yapmamış. Bu adam dokuz Eylül Üniversitesi Tasavvuf ana bilim dalı başkanı. Yanında doçante asistanı. Orada ilahiyet fakültesinin dekanı da vardı. Dekandı orada. Içimden dedim ki ya Allâh’ım dedim ya. Cenâb-ı Hak’ın işine bak. Genetik profesöründen dayak yediriyor. Adam genetik profesörü öbürkü tasavvuf ana bilim dalı başkanı o dayak yiyor. Kimden? Genetik profesöründen. Ona dedi ki ben bir gece bir gün bir gece kaldım dedi bu arkadaşlarla dedi. Bunlar dedi tekke de bir gün bir gece yaptılar. Ben dedi kaldım orada dedi izledim onları fotoğrafladım dedi. Ne yaşadıklarını gördüm dedi. Sen profesör olsan ne olacak? Sana nasip olmuyor.


7. Bölüm

Akıl işi değil. O yüzden sakın ha Allâh için durun. Kıymet bilin. Kıymet bilin. Sen alimmişsin, ulemamışsın, zenginmişsin, fakirmişsin, makamın varmış, mevkiin varmış. Sen öyleymişsin, sen böyleymişsin. Ah yavrum. O zikrullah halakasından Adem’den beri kimler gelmiş, kimler geçmiş. Sen de onlardan birisi olur, gelir gidersin. Sen kalmaya bak. Allâh için durmaya bak. Allâh için. O korkuyu içinde hisset. De ki ben bir yanlışlık yaparsam bir eksiklik noksanlık yaparsam ben Allâh’ın zikir halakasına layık olmayacak işler yaparsam nefsim, şeytan benim önüme bir şey getirir, ben ona takılır giderim. Ondan sonra derim, Zakir bana şöyle dedi, Şeyh Efendi bana böyle dedi, Mustafa Özbah sana şöyle dedi, filanca kimse bana biraz öte git dedi.

Bahanesi çok çok dinledim bunları. Çok dinledim bunları. Cevabım hazır. Neredesin şimdi? Bana nerede olduğunu söyle. Sen şimdi neredesin? He istek estekti köstekti. Ha bitti. Sen nerede olduğunu söyle. İlk hatayı gören sen misin? İlk sana mı yanlışlık yapılmış bu alemde? İlahi dinlerken kulağım dinledi, kalbin dinlemedi. Nice başlar kesilir bu meydanda kan parasını veren almaz. Eee dinledin İlahi? Ayağın kayar kardeş. Gidersin. O korkuyu içinde hisset. Bu gece zikrullaha gidemezsem o korkuyu hisset. Ben dersimi çekemezsem o korkuyu hisset. Nefsime uyar buradan rızkım kesilirse o korkuyu hisset. Kibirlenme, böbürlenme. Tevazu sahibi ol. Alçak gönüllü ol. Kendini bir şey zannetme. Sana gelen lütufları, sana gelen ikramları, sana gelen ihsanları kendinle görme.

Cenâb-ı Hak ayeti kerimesini indirdi. Iyilikler Rabbinizden Sen bir zikrullah alakasını oturduysan bu sana Cenâb-ı Hak’ın lütfu. Sen bir hayır hasenette sebep olduysan bu Cenâb-ı Hak’ın sana lütfu. Sen bir kimseye bir şey nasihat ettiysen bu Cenâb-ı Hak’ın sana lütfu Allâh seni elinin altına almış. Sağ elinin altına almış. Seni hayırda, hasenatta, iyilikte, güzellikte, tatlılıkta, Kur’ân ve sünnette istihdap ediyor. Seni cemaliyetinin altına almış. Seni cemaliyetinin altına almış. Bunun lütfunu, ikramını, ihsanını gör. Nankörlerden olma. Bir vakit namaz kılıyorsan Cenâb-ı Hak’ın lütfu, ikramı, ihsanı Sakın tevazu elden bırakma. Allâh’a kibirlenme. Sakın nasıl basmaya? Iyilikler Rabbinden. Sen onu kendinden görürsen Allâh’a kibirlendin.

Sen bir şeyi kendinden görme. Allâh’a kibir taslama. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. O korkuyu hissedin. Bu kaybetme korkusu değil. Bu Allâh’a yakınlaşma korkusu. Yakınlık yanında korkuyu da getirir. Onun korkusu cehennem korkusu değildir. Onun korkusu yakınlığı elde ettin ya. Uzaklığa düşmektir korkusu. Onun korkusu odur. Sen zikrullah başladığında Allâh Allâh derken gönlünde bir karıncalanma gönlünde bir kımıldama hissediyorsan onu kaybetmek istemezsin. Dersin ki ya bugün farklı bir şey oldu. Bugün içim kıpır kıpır oldu zikrullah da. Ne tatlıydı ne hoştu. Ne güzeldi. Bir dahaki zikrullahı iple çekersin. Onu kaybetmek istemezsin. Çocuk misali. Çocuk annesinin memesini kaybetmek istemez. Anne değildir derdi.

Çocuk memeye müştaktır o esnada. O çocuğun ağzına hangi özel bir çocuk değilse hangi memeyi koysan emer. Çocuk o esnada memeye müştak. Ve çocuk emen çocuk anne der ayrılsın. Üç yaşında değil. Üç aylık dahi olsa o korkuyu çocuk hisseder. Tekrar anneden ayrılma korkusunu hisseder. Ve çocuk başlar ağlamaya. O korkudur. Memeyi kaybetme korkusudur. Böyle anneler babalar aralarında kavga ederler. Ondan sonra cahilane seviyesiz bir şekilde birbirlerini çocukla tehdit ederler. Zalim. Anne de zalim, baba da zalim. Anne baba arasındaki problemde birbirlerini çocukla çocukla tehdit ediyorsa her ikisi de cahil, her ikisi de zalim. O çocuk, anneyi, annenin kokusunu kaybedince kendince yeniden kaybetme korkusunu bürür o çocuğu.

O çocuk anneyi yarım saat görmesin başlar feryat etmeye. O çocuk bir saat anneyi görmesin feryat etmeye başlar. Neden? Çocuk onu kaybetti bir sefer. O kaybetme korkusundan feryat eder. Bizler hepimiz çocuğuz. Biz çocuğuz. Biz onun sütünü içiyoruz. Biz onun sütünü içiyoruz. O korku bizde olmalı. O korku içimizde olmalı. O korkuyu kaybettiğiniz an meyveyi kaybedersiniz. Allâh bizi onunla imtihan etmesin. Âmîn. O yüzden Rabbim cümlemizi inşâAllah kendisine yaklaşan kullarından eylesin. Âmîn. el-Fâtiha. Âmîn. Ejmen.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Nefs, Sünnet, Şeyh, Dergâh, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı