1. Bölüm
Selamun aleyküm Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin Ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah Demirtaşlılar böyle jest yapmışlar Demirtaşlılara da ayrıca teşekkür edeyim Çiçek için Evet sorabilirsiniz Bizim Halit Hoca’nın deyimiyle interaktif Halit Hoca interaktif oluyor değil mi? Canlı evet Bugün ne o ders yaptığımız kitabı geç kalıyorum diye paldır küldür çıktık Yaşlılık, ihtiyarlık üst üste geliyor demek ki Unuttuk Hadîs de var Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Uykudan, deliden kafa giderse Bir kimse delirirse Uykuda uyuduğu zamanki hallerinden Bir de unuttuklarından sorumlu değil demiş Üç kişiden sorumluluk kalkar Unutandan, uyuyandan, delirenden Hamdolsun üçü de var bize Üçü de var diyorum doktor rapor veriyor çünkü Diyor ki şeye ne o Gelseniz diyor Hastane diyor kesin sizi yatırırlar diyor Böyle demedim mi doktor?
Geçerli mi teşhisin hala daha? Geçerliymiş teşhisi, ilaç tedavisine diyor başlarlar size diyor Bir güzel yatırırlar diyor Bu pislik psikolojik sendromla ama alakalı delilikle alakalı değil mi? Ne şizofreni teşhisi mi koyarlar bana? Şizofreni koyarlarmış O yüzden doktor böyle söylediği için doktor adam sonuçta Bir başkası söylemiyor Allâh rahmet eylesin Şeyhimin hanımı da derdi zaten bana Normal olmadı mı? Eski arkadaşlarım da derdi Demek ki biraz bende biraz fazla doktor Demek ki olgunlaşmış haline geldi gördü Deli raporumu verdi doktor teşhisi koydu rapor vermedi ama Öbür türlü ne uykuda yaptıklarımızdan biz zaten uykudayız Ölünce uyanacağız O da hadisle sabit İnsanlar uykudadır Öldüklerinde uyanırlar Öbürküne kaldı bir de unuttu zaten unutkanız hamdolsun O yüzden sorumlu değiliz Evet sen mi soracaktın Hacı Mehmet?
Bu namaz söz konusu olur mu? Bu namaz ayrı Bu namaz ne doktor? Mikrofona konuşun ya mikrofon verin doktoru Hem soruyu mikrofona verin hem de cevabı Önce soruyu sorun Velilerin nebilerinde bunama söz konusu olur mu? Önce bunamayı öğrenelim neymiş bunama Evet doktor Bunama halk arasındaki tabir bizim normalde demans dediğimiz bir hastalık değil aslında birçok hastalığın bir sonucu diyebiliriz Özellikle yaşla beraber olan durumuna biz bunama diyoruz halk tabiriyle Temel sebebi şudur yaşla beraber nasıl bütün vücudumuzun hücreleri belli bir regenerasyona belli bir bozulmaya gidiyorsa Beyin hücreleri de aynı şekilde sinir hücrelerimiz de aynı şekilde belli bir bozulmaya gider Tabi bu herkesde olacak diye bir şey yok normalde bazısında 50 yaşında olur bazısında 40 yaşında Bazısında 80 yaşında 90 yaşında olabilir veya hiç görülmeyebilir Normalde gençliğinde ne kadar beyin fonksiyonlarına bizim normalde modern tıbın uygun gördüğü şey şu Engellenmesi açısından beyin fonksiyonları ne kadar fazla kullanırsa bir insan gençken bunaması sinir hücrelerinin harabiyeti o kadar gecikiyor Ama temel olarak biz bunamayı sinir hücrelerinin harabiyetine bağlayabiliriz Teşekkür ederim doktor Sorunun cevabında eğer olursa bunama söz konu olursa itibar edilir metilmez mi bunayı bunamadığını kim karar verir bu velilerin nebilerin Teşekkür ederim babacım Normalde bir kimsenin bunaması demek Hafızasının gerildiği şekilde çalışmaması halk tabirinde Bir kimsenin hafızası geri gelmeyebilir hafızasını kaybedebilir bir kimse Ama normalde o kimse eğer bir sefer şunu yerli yerine koyalım Bir kısım sûfîler mürşid-i kamil noktadaki kimselerin bunama haliyle hallenmeyeceğine hükmederler ve kendiler ki mürşid-i kamiller bunamazlar Bunu normalde mesela değişik noktalarda değişik dairelerde bunu söylerler Bunamadan kasıt eğer o kimsenin hafızasını kaybetmesi ise bu herkes için mümkün Ama bunamadan kasıt normalde biz hastalıkları teşhis ederken hastalıkları koyarken İster klasik ister modern tıppın tanımlamasıyla bu hastalıkları koyuyoruz Hastalıkların isimlerini koyuyoruz Şimdi bir taraftan sûfîler diyecekler ki hastalık yoktur hasta vardır Bir taraftan diyeceğiz ki biz bunamayı bir hastalık olarak göreceğiz Bu tenakuz olmuş olur Eğer sûfî felsefesinde hasta varsa, hastalık yoksa o zaman bir kimsenin kendi kendisine hasta görmesi vardır Bu psikolojiktir ve sonuç olarak da o kimsenin kendi kendisine hasta görmesinden dolayı hastalık onun üzerinde zuhur etmiş olur Şimdi buradan hareket edersek o kimsenin bunaması olmaması lazım daha doğrusu hastalık olarak görmememiz lazım E şimdi hastalık olarak görmediğimiz bir şeyi biz nasıl o kimseye hasta olarak göreceğiz?
Burada bir tenakuz oluşuyor Bu tenakuzu normalde kendi dairesinde insanlar kendilerince aşabilirler Benim düşüncem şu Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri tam korunmuş bir peygamber idi Tam korunmuş bir peygamber ateşli hastalıktan zehirlenmeye bağlı ateşli hastalıktan sebebi bu ondan öldü Zehirlenmeye bağlı ateşli hastalık geçiren Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri o dönem içerisinde çok sıkça bayılmaya başladı Mesela bayılırdı bayıldıktan sonra tekrar soğuk suyla yüzüne su serperler başına su dökerler hatta yıkarlar ayılır kendine gelir yüksek ateşten dolayı bir daha bayılırdı Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ateşli hastalığa zehirlenmeden dolayı ateşli hastalığa tutulduysa bütün herkes hastalığa tutulabilir Hastalığının adı ne olursa olsun Tabi ben şimdi isim zikretmek istemiyorum ama tanıdığım bazı şeyler bu noktada kendilerinde bunama olmayacağını veya mürşid-i kamillerde bunama olmayacağını söylerlerdi Ben bazılarının zaman zaman halt tabiriyle bunama dediğimiz o tezahürleri onlarda gördüm o yüzden ben olmayacak kapısını olmaz kapısını kapatanlardan değilim Hastalık herkes için Onun mürşid-i kamilliğine şey değil ne o zarar değil o nasıl bir hastalık peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliğine zarar değilse nasıl ademden itibaren peygamberlere değişik rahatsızlıklar ve hastalıklar üzerine geldiyse O yüzden bir velinin bir mürşid-i kamilin veya bir kutup seviyesindeki bir velinin üzerine de hastalık gelmesi gayet normaldir Bunu böyle hastalıkta münezzeh tutmak çok hoş bir şey değil Allâh muhafaza eylesin Evet internetten dinleyenler için anlaşılsın İstişare mekanizmasını soracaktım ben âyet-i kerimede buyruluyor ki bilmediklerinizi zikir ehline sorun buradaki bilmekten kasıt kişi için oradaki neticede bilmek marifetullah biz orada her şeyi mi sormalıyız bilmekten kasıt nedir bir de her şeyi istişare edebilir miyiz Allâh razı olsun istişare ayetle hadisle imamların iştahatlarıyla olması gereken bir şey Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kendisini bile ilgilendiren meselelerde sahabelerle istişare etmiştir Hazreti Ayşe annemize iftira atıldığı zamanki gibi istişare etmiş görüşlerini sormuş Hazreti Ebu Bekir’in Ömer’in Hazret-i Ali efendimizin başka sahabelerin bu konu hakkında görüşünüz nedir diye istişare etmiş İstişare etmesi tekrar bugün sohbet oradan açıldı demek ki öyle konuşayım Peygamberliğine zarar getirecek helal getirecek bir şey değildir Çünkü âyet-i kerimeliyle de istişare et bir karar alındığında da o kararı uygula der O zaman istişare ayetle sabittir ve müminlerin işlerini istişareyle götüreceklerine yöneteceklerine dair de âyet-i kerime var Demir taşlılardan özür dileyerekten bunu kaldıttırabilir miyiz?
2. Bölüm
Bunu arkaya doğru götürün Allâh razı olsun Şimdi istişare ayetle hadiste sabit olunca bir kimsenin bilmediği meselelerde konusunda uzman o meseleyi bilen bir kimseyle istişare etmesi hem âyet hem hadîs noktasında caiz olmuş oluyor Hatta duruma göre farz oluyor İstişare eden yanılmaz hadîs-i şerif, istişareden aldanmaz hadîs-i şerif, istişareyle işlerini götürün hadîs-i şerif Öyle olunca bir kimse ticaretse ticaret erbabıyla, askeri bir mesele ise askeri erkanla, siyasi bir mesele ise siyasi erkan ile, ekonomi ile alakalı ise ekonomi ile ilgili olan insanlarla Devleti ilgilendiren bir mesele ise devlet erkanıyla istişare etmesi şarttır Dergahlarda, tekkelerde istişare mekanizmasını çalıştırmamak, bunu çalışmaz hale getirmek oradaki insanların aklına fikrine hakaret gibidir Bir kimse, mesela bunu böyle söylerken kendimi meth etmek için söylemiyorum İçinde bulunduğum dergahta ilk istişare eden insanlardan birisiyim Arkadaşlarla istişare edip bu işi daha ileriye nasıl götürebiliriz, daha iyi nasıl bulabiliriz, daha farklı noktalara nasıl gidebiliriz diye istişare eden insanım Ve dergan içerisinde diğer zakirler tarafından eleştirilirdim Hatta istişarelere başlarken eski arkadaşlar bilirler derdim ki ben dahil her şeyi konuşabiliriz burada Ben dahil, insanlar bir samimiyetlerini ortaya koymalı Ha istişare edilir, belki de istişareden alınan fikirlerin çok dışında bir fikir uygulanabilir Bu da olup olması mümkün veya istişareden alınan bir karar Cenâb-ı Hak onu bereketlendirir, isabetli olmuyormuş gibi, isabetli görünmüyormuş gibi olsa istişarenin bereketiyle Kur’ân ve sünnet uymanın bereketiyle Cenâb-ı Hak onu aslında isabetli değilmiş gibi olsa dahi Rabbim ona isabet verir Cenab-ı Hakk’ı o tarafa çevirir, o yüzden istişare etmek, istişarenin sonucunda bir karar alındığında o karara da tabi olmak, o karara itibar etmek haktır İstişarenin sonucunda bir karar alındı da o istişareye uygun davranılmıyorsa, uygun davranmayanlar Hakk’a ve hakikate aykırı iş yapmış olurlar ki Bunun neticesinde bu mesele manevi ise manevi zarar görürler, maddi ise maddi zarar görürler Her maddi zararın arkasından muhakkak manevi zarar gelir, çünkü maddi zararlar insanların maneviyatlarını bozar, kalplerini dağıtır Allâh muhafaza eylesin, bize ne oldu ki ya canım malımıza gelsin, senin malına geldiğinde senin kalbini dağıtma ihtimali var onun Senin kalbini bozma ihtimali var, sen malıma gelsin deme, ne olmuş, hastalık gelmiş, hastalık da gelmesin kardeşim Allâh muhafaza eylesin, sen bu noktada kendi kendini dağıtabilirsin, o yüzden meselenin kendisine göre kendi dairesinde istişare etmek gerekir Her şeyimi sormak gerekir, böyle bir özel emir yok ise bir kimse kendi özel dairesindeki her şeyi sormak zorunda değil Dergahı ilgilendiren bir mesele ise zakiriyle istişare eder, şeyhiyle istişare eder Örneğin, örnekliyorum bunu, tekkeye ilgilendiren bir konu ise tekkenin sorumluları oturur, kendilerince istişare ederler Bu meselede nasıl davranalım derler, bunu nasıl halledelim derler bir problem var ise Bir mahalleye ilgilendiren bir mesele ise mahallenin ağabeyleri büyükleri toplanırlar Bu meselede nasıl davranmamız lazım, neler yapmamız lazım deyip orada istişare ederler, etemeliler zaten Eğer istişare etmiyorlarsa, bir istişare heyetleri yok ise bu noktada sıkıntı yaşıyorlar, sünnet-i seneyi terk etmiş oluyorlar Küçücük bir yerde de olsa istişare edin Bu dergahla alakalı söylüyorum, arkadaşlarla alakalı söylüyorum İsterse orada üç kişi olsun, üç kişi oturun istişare edin, ortak bir nokta bulun kendinizce Ama bu bulduğunuz nokta Kur’ân sünnete tasavvufun kendi içerisindeki doğrulara kendi bizim topluluğumuzun kendi içerisindeki kaidelere uygun olmalı Bakın uygun olmalı, o yüzden istişare heyetlerini, istişare sünnetini, istişare yolunu hiçbir zaman bırakmayın Bu ne bir şeyhin şeyhliğine, ne bir zakirin zakirliğine, ne de bir çavuşun çavuşuna helal getirecek bir şey değildir Arkadaşlarınız da paylaşın, onların da görüşlerini alın, onlarla oturun, istişare edin, onların da fikirlerini alın, onların da düşüncelerini alın Ticaret yapacaksın, git üç beş tane ticaret erbabıyla, yapacak oldun ticaretle Kuyumcuduk kan açacaksan kuyumcularla istişare et, demircidik kan açacaksan demircilerle istişare et Aklıma geleni söylüyorum, inşaat işine gireceksen git müteahhitlerle inşaat işi yapanlarla istişare et Alıp satacaksın, alıp satacak olan kimselerle otur, istişare et, ben biliyorum deme Mustafa Özba kendince ufak tefek işler yapıyor, o işi yaparken dahi etrafımda o işle alakalı bilgili üç dört tane kimse var Atacağım adımı bile sorarım onlara, derim ki böyle böyle var, ne diyeyim, ne yapayım, nasıl söyleyeyim, evet Evet, istersen ne olursan ol, istişare kapısını kapatma, istişare kapısını kapatma İnsanlar gün geçer, devran döner, bir şeyi bırakırsın Kendi kendine akıllandığını, kendi kendine tecrübe sahibi olduğunu düşünebilirsin, yanılırsın canım kardeşim Yanılırsın Tekrar söylüyorum, yanılırsın Yanılırsın İstişareyi bırakan kimse yanılır Bir daha sor Ne olur yanılırsam deme Bir sefer yanıldığında ikinci yanılgının kapısını açarsın O yüzden istişareyi terk etmeyin, inşâAllah Buradaki karar verdirme mekanizması yine bize mi ait olmalı yoksa biz oradaki istişareyi kesinlikle bulmalıyız Ben bu noktada insanların etrafında güvenebileceği, güven duygusunu oluşturacak kimseler olmalı Ben doktorun, doktorluğuna güveniyorum mesela, soruyorum danışıyorum böyle böyle bir mesele var Bu konuda fikri ne diyorum anlatıyor bana Ben doktorun benim üzerimde söylediği şeyleri hiç itiraz etmiyorum bir başkasına da sormuyorum mesela, güveniyorum doktora Örnek Ben ikinci bir kimseye sormam doktor çünkü bu noktada doktor başka doktor var mı etrafımda yok Benim Murat Hoca var, doktora ulaşamazsam Murat Hoca çok yoğun, Murat Hoca’yı öyle çok rahatsız edemiyorum Ama doktora soruyorum, mesela doktorun bir mesele oldu, ameliyat olman lazım dedi o da bana Bana ameliyat olman lazım deyince ben hiç tereddüt etmedim, ameliyat oldum geçtim Aynı şeyi Murat Hoca da aynı şekilde söyledi dedi ameliyat olman lazım Ben tamam dedim benim şu gün dersim var, bugün dersim var şu gün boşum dedim, boş olduğum günü söyledim o gün de ameliyat oldum Dedim derslerimi etkilemesin Ben uyarım istişare kararlarına, Kur’ân’a, Sünnet’e, genel duruma, genel kaidelere aykırı değilse uyarım Bir şey olmaz ondan Ben mesela bazen bir yere Zakir Tayyip’e, Zahir Tayyip’e, Zahir Tayyip’e, Zahir Tayyip’e, Zahir Tayyip’e, Zahir Tayyip’e, Zahir Tayyip’e, Zahir Tayyip’e Ben mesela bazen bir yere zahir tayyin edeceğim yeni bir yere mesela kendimle niyet ederim dedim ki şuradakilerin rüyalarını da görseler de derim ben Zakirlerini kendileri rüyaları, niyet ederim mesela bir kaç yere öyle yaptım mesela Dedim niyet ettim ben niyet ettim Ya Rabbi Zahirlerini göster şunlarım rüyalarında Mesela gittim bir yere selamın aleyküm, aleyküm selâm, hiç daha sohbete başlamadan, dedim anlatın bana rüyalarınızı.
Başladılar anlatmaya, rüyamızda filan cezakir olarak gördük, rüyamızda filan cezakir olarak gördük, rüyamızda filan cezakirlik veriyordu, o ders veriyordu. Dedim kalbiniz mutmain oldu mu? Oldu. Aha bu kardeş dedim sizin zakiriniz, istişare illaki zahiri de olmaz. Bu kardeşiniz dedim sizin zakiriniz. Ondan rahatsız olanlar oldu, hala da rahatsız olanlar var. Ben hiç umuruma katmıyorum. O manevi istişare, o daha ailadır. Bir de şimdi madem öyle kapı açıldı oradan da başlayalım. Manen de istişare ederler. Toplanır pirefendiler bu meselede ne yapacağız derler. Bir kimsenin rüyası hala çıksa orada o istişareyi seyreder. Rüyasında görür. O da orada oturur orada. Kendisi hakkında da istişare ederler.
Birisi bir şey söyler, öbürkü bir şey söyler, öbürkü bir şey söyler, öbürkü bir şey söyler. Onlar orada istişare ederken, onların fevkinde üstünde bir zat gelir. Der ki sen haklısın, böyle böyle bir durumu var. Ona der ki sen de haklısın, ona da böyle böyle bir durumu var. Ona der ki sen de haklısın, böyle böyle bir durumu var. Ama bu böyle olacak dediğinde hepsinin istişaresi kalır. O zaman herkes boyun keser ona. İyi olur. Hatta biter. İstişare biter orada. Bir de böyle istişare var. Veyahut da söylerler bir yere bağlanmaz. Görürsün bağlanmadığını. Hiçbir yere bağlanmadığını. Beklersin. O konu öyle bekler. Üç gün, beş gün, on gün, yirmi gün, otuz gün bu iş sabır işi, imtihan işi. Beklersin.
Bir ay sonra bir daha toplanır millet. Konuşulur, gene kalır. İmtahındır bu işler. Beklersin. Bir de işin bu tarafı var. Bu işin ayrı bir tarafı. Ama biz normalde, zahir olarak kendimizce bir işimiz varsa dedim ya, demircilik yapacaksa demirciye gidecek Şaban Usta’nın yanına selâmün aleyküm, aleyküm selâm. Şaban Usta ya ben bir demirci dükkanı açacaktım diyecek. Şaban Usta’yla istişare edecek örneğin. E ben bir marangoz dükkanı açacağım. O Burhan var. Başka bizim ne? Nerede? Öbür bir tane daha usta. Neydi adı? Efendim Vedat var. Başka bir tane daha var. Sefa Usta var. Değil mi? Başka marangoz? Üç tane mi var mobileci? Hasan var. Başka kim var? Cihangir var. Tamam. Gidecek, istişare edecek onlarla mesela.
Kim gel dedi benim yanıma dükkanı açacağım diye? Sen gel dedim. Ne dedi sana? İstişare et dedim. Bu neden? E ben o piyasanın içinde değilim. Bilmiyorum. Bir de ben onun sanatını da bilmiyorum. Şimdi adam benim gibi cıvata sıkamıyordur. Ona de ki ha sen ha ben marangoz dükkanı açacağım. Hayırlı uğurlu olsun. Ben marangoz dükkanı açmayı düşünüyorum. Tamam. Sen bu konuyla alakalı git Cafer’le istişare et. Açmayı düşünüyorum. Öbür kola açacağım diyor. Karar vermiş. Hayırlı mübarek olsun. Benim ona söyleyecek bir lafım yok. Karar vermiş adam. Adamın verdiği karardan. Haramsa geri döndür. Haram değilse ne diyeceksin? Yapacak bir şey yok. O yüzden istişarede de stil sistem önemli. Bir de işin manevi tarafı var.
Oradan bir karar çıkınca onun istişaresi olmaz. Zahir olarak. Ona itaat edilir. Ve hatta bir kimse bunu ancak üstad yapar. Bir yerde istişare edilir. Bir şey olur. O istişarenin üzerine o hilafına bir şey diyebilir. Onun kendince gördüğü bir şey vardır. Kendince bildiği bir şey vardır. Ona dersin ki böyle istişare ettik ama yok siz bu işten vazgeçin. Böyle böyle yapın dediğinde itaat edilir. Bu ancak üstadadır. Yoksa. Örneğin işte. Caferler oturmuşlar tekkeyle alakalı bir istişare ediyorlar. İstişareden böyle yapalım dendi. Oradan birisinin kalkıp hayır böyle yapılacak deme hakkı olmaz. Orada istişareye tabi olunur. Bu ancak dergahlarda üstad hayattir. Allâh hayır versin inşâAllah. Efendim. Oturduğun saydın onlar bile.
Hiçbir sıkıntı yok. Arkasından patlatacaktın yıldızlarda kıyar diyecektin Ferdi’den. Evet. Ne yapacak asker adam ya. Canı sıkılırsa Ferdi’den de takılacak. Hoş baban senin gence bayca ama. Allâh yesin inşâAllah. Allâh yesin inşâAllah. Allâh yesin inşâAllah. Fatiha. Âmîn Destûr.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Sünnet, Şeyh, Sabır. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı