Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

571. Dergâh Sohbeti — “Oku” Âyeti Kime Hitap Eder, Lâ İlâhe İllallah Anahtarı, Sûfî Topluluk İmtihan Yeridir

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 571. Dergâh Sohbeti — "Oku" Âyeti Kime Hitap Eder, Lâ…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayırlı eylesin inşâAllah. Oku ayeti ile bizden ne istenilmektedir? Neyi okumalıyız? Bu âyet Kur’ân-ı Kerim’in dışındaki pozitif bilimler ile ilgili kitapları da kapsıyor. Siz peygamberseniz oku ayetine muhatapsınız. Çünkü oku ayeti Hz. Muhammed Mustafa’yı sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine muhatap aldı. Bu âyet-i kerimeyi böyle insanlar bize bu muhatap ondan sonra biziz bunun muhatabı. Peygamberi husisi söylenilen, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin husisi hukukunu ümmeti Muhammed kendi üzerine söylenmiş gibi atfederse o zaman kendisini peygambermiş gibi görür. Mesela sadece Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ile alakalı âyet-i kerimeler vardır.

Veya sadece onun ailesi ile alakalı, eşleri ile alakalı, kendisi ile alakalı âyet-i kerimeler vardır. Biz bu âyet-i kerimeleri bütün ümmete mütalik olarak algılarsak, bunu böyle yorumlarsak o zaman örneğim. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşleri, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sağlığında da veya öldükten sonra da Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden başka bir kimse ile evlenmeleri caiz değil. O zaman bunu da mı biz kendimize muhatap edeceğiz? Veya hatta Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri geriye hiç mal miras bırakmadı. Biz bunu da mı kendimize ölçe edineceğiz? Oku âyet-i kerimesi Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin şahsına yönelir.

Biz onu dinleyip itaat edeceğiz. Hürmet-i Muhammed’e de diyor ki, iman et ve dinledim ve itaat ettim de diyor. Biz bunu dinledik ve itaat ettik deyin diyor. Biz dinleyip itaat etmeyi, iman edip salih ameller işlemeyi atmışız kenara. Okuyacak, herkes okuyacak. Hayat okuyacak, al oku. Alem okuyacak, al oku, dinle. Ümmete düşen, kula düşen dinlemek. Dinleyip itaat etmek. Hz. Mevlânâ Celalettin Rum hazretleri de mesnevinin başında dinle diyor. Neden? Okuyan birisi var zaten. Kime oku emri verilmiş? Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine. Bize dinlemek emri verilmiş. Biz okuyanı dinleyeceğiz. Biz okuyanı dinleyerekten salih amel işleyeceğiz. Ne yapacağımızı öğreneceğiz. Nasıl amel işleyeceğimizi öğreneceğiz.

Benim anladığım bu. ama ümmet ha bire işin felsefesine düşerse, hep konuşacak, hep okuyacak. Bu mesele filancı yerde, fişmancı yerde geçiyor. Harika. Oku bütün kitapları oku. Onunla alakalı geçmiş ümmetlerle alakalı değil, onlar biraz kitap yüklü eşek gibiydiler. Kitap yüklü eşek. Oku. Kitap yüklü eşek ol, çık. Amel? Yok. Allâh sizi inandırsın, bugünkü ümmet-i Muhammed sahabeden daha bilgili. Sahabeden daha bilgililer. Sahabeden fazla biliyorlar, zahiri olarak. Bugün Müslümanlar biliyorlar. O kadar çok biliyorlar ki, hocalardan fazla biliyorlar, şeyhlerden fazla biliyorlar, alimlerden fazla biliyorlar. Peygamberden bile haşa fazla biliyorlar. Adam Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini daha sorguluyorsa, onun üzerinde de konuşuyorsa, hadislerini inkar ediyorsa, Hz.


2. Bölüm

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini eleştiriyorsa, o Peygamberden yüce tutuyor kendini. Dünkü müşriklerden farkı yok. Dünkü müşrikler de aynıydı. Kendilerini Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleriyle eş derdi tutuyorlardı. Hatta yüksek tutuyorlardı. Diyorlardı ki bu fakir, bu yetime mi tabi olacağız? Diyorlardı ki biz bu ümmiye mi tabi olacağız? Diyorlardı ki biz bu deliyi mi dinleyeceğiz? Bu aklını yitirmiş, deli olmuş bu kimseyi mi, bu mecnunu mu dinleyeceğiz? O günkü müşrikler bunu söylüyorlardı. Ve o müşrikler Hz. Muhammed Mustafa’ya sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine ne söylüyorlarsa, bugünkü müşrikler de aynı şeyleri söylüyorlar. Farklı bir şey söylemiyorlar.

Bakın farklı bir şey söylemiyorlar. O yüzden bugünkü ümmeti Muhammed, kendi dairesinde sahabeden fazla bilgili, sahabenin içerisinde 50 tane âyet-i kerimi hıfzında tutan çok azdı. 100 tane, 200 tane âyet-i kerimi hıfzında tutan çok azdı. Bir gazada 70 tane hafız şehit oldu, telaş etti bütün herkes. 70 tane hafız var çünkü. 80-90 tane hafız var. 70’si şehit olunca hafızların cihada gitmeleri yasaklandı. Hafız o kadar az. Şimdi hafızdan geçilmiyor. Geçilmiyor, bilenden geçilmiyor. Neden? Herkes çok okuyor. Ama dinlemiyor kimse. Okuyor, bu haram dinlemiyor. Dinlemez farz dinlemiyor. Tesettür farz dinlemiyor. Kumar haram dinlemiyor. Zina haram dinlemiyor. Dedikodu haram dinlemiyor. Gıybet haram dinlemiyor.

Hırsızlık haram dinlemiyor. Uyuşturucu haram dinlemiyor. Adaletle davranmamak haram dinlemiyor. İş yerinde adalet yok. Evlerde adalet yok. Devlette adalet yok. Sokakta adalet yok. Hiçbir yerde adalet yok. Ama dinlemiyor. Her yerde fuhuş almış götürmüş. Dinlemiyor. Uyuşturucu almış götürmüş. Almış başını gitmiş. Dinlemiyor kimse. Sabah saat 10 adamın şakülü kaymış. Öyle yürüyor. Bir Allâh’ın kulu onu nerede içtin? Nereden buldun? Nereden sattın? Bakmıyor bile ona. Dinlemiyor. 155’i arıyorsun. Gelin burada uyuşturucu çekmiş. Adam burada yatmış yupuzun. Bir olay yaptı mı diyor. Yok bir olay. Upuzun yatıyor orada. Diyorlar aradınız mı? Aradık hocam diyorlar. Ne dediler? Bir olay yaptı mı diyorlar.

Bu adamın olayı yapacak hali mi var? Upuzun yatıyor adam. Nereye olayı yapacak? Uyuşturucu kullandığı belli. Uyuşturucu kullanılır. Uyuşturucu kullanılır. E uyuşturucu kullandığı belli. Al götür hapset. Yargıla. Kimden almış? Onu bul. Araştır. Aldığı yeri tut. Gidiyor gençlik. İnternetten satılıyormuş ya. Millet internetten satıyormuş. Kargoyla gönderiyorlarmış. Dinlemiyoruz ki. Kur’ân’ı dinlemiyoruz ki. Sünnet-i Resûlullâh’ı dinlemiyoruz ki. Fıkıh sahiplerini dinlemiyoruz ki. Allâh bizi affetsin. Ama elhamdülillah hepimiz okuyalım. Munazara yapacak olan çok, tartışacak olan çok. Toplanıyorlar, din tartışıyorlar. Televizyonda da din tartışıyorlar. Kimler din tartışıyor televizyonda? Namaz kılmayanlar.


3. Bölüm

Namazsız, oruçsuz, zikirsiz, fikirsiz adamlar din tartışıyor. Ha bize ibadet bir başkasının sorulmaz. Sorulmaz eyvallâh. Soramayız. Tamam. Kardeşim namaz kılmayana yemeğini namaz kılan yesin diyor. Hadîs-i şerif. Birine yemek yedireceğim. Namaz kılan yesin diyor. Kimin sözünü dinleyeceğiz şimdi? Namaz kılmayanın. Kimin sözünü dinleyeceğiz? Abdestsiz adam. Kimin sözünü dinleyeceğiz? Sünneti inkar edeni. Kimin sözünü dinleyeceğiz? Mehsepleri inkar edeni. Kimi dinleyeceğim? Sosyalok taslamam. Bu ülkede din üzerine ahkam kesen en önemli adamlardan birisi taslamam. Taslamam. Kimin mührüydü? Kıbrıs, şeyin, ne o? Adnan’ın. Yüz seksen iki yüz kişi aldılar, taslamam dışarıda. Ulan ne zaman alacaklar bunu diye bekliyorum ben.

Neden? Hadisleri inkar ediyor. Dini ifsat etmeye çalışan bir kimse. Dokunmuyor kimse. Adnan’ın çıktığı yer neresi? Akit Kastesi. Böyle konuşunca kızıyorlar. Hocam Akit Kastesi’ni neden söyledi? Ya orada yazıyordu adam. Orada tanıdık adamı. Siz tanıştırdınız. Başkası mı tanıştırdı? Siz koydunuz adamın boy boy resimlerinin yazılarını. Kim? Aynı taslamamda Adnan’ın mührüydü. Ne? Tabi Adnan hiç kimsenin mührüdü. Adamı şeyhi yok. Ama en güzeli de Abim göndermiş. Bitti Twitter’dan şey. Ne o? Neydi o ya? Bir Bursa evi var ya. Onun daha önceki şeylerle ne o? Sözleriyle son sözlerini göndermiş. Aslında şimdi kim Adnan’ın mührüdüyse hepsinde toplamaları lazım. Gelin bakalım ya. Aslında öyle olması lazım.

Ya normalde Fethullah Gülen cemaatıyla alakalı öyle yapmadılar mı? Adam gazetenin önünden geçmiş onu da alıp götürdüler. Adam gazeteye abone olmuş. Nereden abone olduysa aldılar götürdüler. Adam bankasıya para yatırmış. Adamı aldılar götürdüler. E şimdi Adnan’ın bütün müridlerini de alıp götürmeleri lazım. Aslında aynı yapmaları lazım. Haksızlık yapıyorlar. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e lâ ilâhe illâllah cennetin anahtarı değil mi dendi de. Evet öyledir ama dişsiz anahtar olur mu? Dişleri olan anahtarın varsa kapının açılır. Yoksa kapalı kalır. Açılmaz cevabı. Bu hadisteki anahtarın dişi olarak. Anahtarın dişi olarak anlatılmak istenen nedir? Vehhib ibnu münebbi. Oradan alıntı yapılmış herhalde.

Bu meşhurdur bu hadîs-i şerif. Bir gün Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri gece yarısı bu birkaç sefer olan bir meseledir. Bir sahabenin hurmalığı var oraya gidiyor. O hurmalıya gidiyor. Hz. Taiş annemiz de onu takip ediyor. Nereye gidiyor diye. Neyse gece o hurmalıya gidiyor. O hurmalıya giriyor. O hurmalıkta birileriyle görüşüyor. Ondan sonra orada olduğunu görünce Ayşe annemiz dönüyor geri. Tabi Ebu Hureyre o da orada. Onu arıyor. Ve Ebu Hureyre hurmalının içerisine giriyor. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri orada. Ona diyor ki ya Ebu Hureyre. İlk gördüğün kimseye tebliğ et. Kim lâ ilâhe illâllah derse kurtuluşa verdik. Ebu Hureyre de diyor ki bana inanmazlar ki.


4. Bölüm

Bu sözü ben söylesem buna bana inanmazlar. Tabi Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri gece böyle dışarı çıkınca. Tabi eşleri falan herkes habersiz gönderiyorlar. Hz. Muhammed yok. Ne oldu gibisinden. Tabi herkes aramaya çıkıyor. Bu konuda Ebu Hureyre radıyallâhu anh hazretleri hurmalının duvarından dışarı atlıyor. Atladığında Hz. Ömer efendimizle denk geliyor. Elinde de Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin terlikleri, ayakkabıları neyse. İlk hemen onu tebliğ ediyor. Diyor ki Hz. Muhammed Mustafa buyurdu. Kim lâ ilâhe illâllah derse kurtuluşa ver. Ebu Hureyre radıyallâhu anh hazretleri Hz. Ömer radıyallâhu anh hazretlerinin yanında daha cürümsüz. Göğsüne onu bir vuruyor sakın bunu kimseye söyleme diyor.

Nerede Hz. Peygamber burada diyor. İkisi beraber bu sefer hurma bahçeline tekrar giriyorlar. Diyor ki ya Resulallah sallallâhu aleyhi ve sellem böyle demişsiniz. Evet söyledim diyor. Bunu diyor ümmet duyarsa vallahi kimse ibadet etmez. Lâ ilâhe illâllah demek yetermiş. Hiç kimse ibadet etmez deyince Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki Lâ ilâhe illâllah anahtar. Salih ameller de onun dişleri gibidir diyor. Hadîs-i şerifi metni bu. O yüzden lâ ilâhe illâllah anahtar. Salih ameller. Başı namaz kılmak, oruç tutmak, salih ameller. İnsanlara iyilik yapmak, salih ameller. Haramlardan uzak durup helal dairede yaşamak. Allâh bizi onlardan eylesin. Âmîn. Hz. Mevlânâ Ahmed Yesevî Yûnus Emre Sarı Saltuk Hazretleri gibi İslam büyüklerinin hayatlarını konu alan romanlar yazan yazar arkadaşlar var.

Bu arkadaşlar kitablarını bastırdıkları yayın evinden telif ücret alıyorlar. Telif ücret alıyorlar. Bu ücrete aldıklarından dolayı bakar 79’da vay o kimselere ki elleriyle kitabı yazarlar. Sonra da onu az bir karşılığa değişmek için bu Allâh’ın katındandır derler. Vay ellerinin yazdıklarından dolayı onların haline vay kazandıklarından dolayı onların haline ayetine işaret edilen kişilerden olurlar mı? Hayır. Çünkü bu geçmiş Hristiyan ve Yahudilerle alakalı bu âyet-i kerime. Onlar normalde kendi yazdıkları kitapları İncilmiş gibi, Tevratmış gibi bu İnci bu Tevrat diye yazarlardı. Hala da devam ediyorlar. O yüzden yaklaşık 5000’in üzerinde İncil oldu. Konsülde toplandılar. Aşağı indire tartışa tartışa bağrışa çağrışa en son dörde indirdiler.

Hatta dörtten fazla beş altıydı yediydi. Ondan sonra Barnabas İncili de vardı. Ama Barnabas İncili İsa Aleyhisselâm’ı peygamber olarak tanımladığından baba, oğul, kutsal, ruh üçlemini reddettiğinden dolayı onu da reddettiler. Ve kim Barnabas İncili’ni okursa o küfür ehlidir dediler. Böylece İncilleri dörde indirdiler. Ama şimdi de o gün için dörde indirdiler. Şu anda Hristiyan dünyada İnciller tekrar çoğaldı. Hristiyan dünya bunun tartışmasını yapıyor şimdi. Normalde oturuyorlar Hristiyan dünyada İncil’den alıntılar diyerekten veya İncil üzerinde çalışmalar diyerekten yeniden İncil arttı şu anda Hristiyan dünyada. Tevrat arttı Yahudi dünyada. Onlar böyle artınca tekrar orada tartışma başladı. bu Tevrat deyip bu İncil deyip kendi elleriyle yazmış oldukları o yazıları Allâh’ın katından deyip de böyle söyleyenler için bu ayeti kerime.


5. Bölüm

Yoksa normalde oturmuş bir kimse roman yazmış. Romanın kendisine ait. Veyahut da Yûnus Emre’nin hayatını romanlaştırmış kendisine ait. Bundan bir şey çıkmaz. Veyahut’un hayatını normalde yazmış. Bundan bir şey çıkmaz veya Mesnevî’den bir hikaye anlatıyor. Bu hikaye anlatan yazan kimse Mesnevî hikayesini kullanıyor. Bu ayrı bir mesele. Ona ne yapacak. Onlar bir şey demezler Mesnevî’nin bu şekilde tanınmasına bu şekilde anlaşılmasına yardımcı oluyorlar. O cepheden de bakabiliriz ama bu ayeti kerime bunların içine girmez inşâAllah. Hz. Peygamberin hayatının konu olan kitap yazmak isteyen kişi nasıl bir yöntem izlemeli. Ya normalde aynı Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin de hayatını bir kimse oturup yazabilir.

Yöntem olarak eğer doğru bir onun biyografisini yazacaksa veya doğru bir şekilde hayatını anlatacaksa hadîs kitaplarından faydalanması lazım. Kendi imkânıyla bastırıp bedelsiz mi dağıtmalı. Bizim ölçümüz bu ama herkes bu ölçüye uyacak diye bir kaide yok. Bu bizim kendi içinde bulunduğumuz tasavvuf vakfıyla alakalı. Biz vakıf olarak dinle alakalı herhangi bir şeyden hizmetin karşılığında bir ücret almamayı bir şey yapmamayı kendimize Destûr edindik. O yüzden bizde sufilikle alakalı dinle alakalı bir hizmet var ise eyvallâh biz ondan bir ücret talep etmiyoruz. Almamayı kendimize bu noktada şiar edindik inşâAllah. Bu böyle devam eder gider hiç kimse hiç kimseden zikrin karşılığını semanın karşılığını ücrete tevdi etmez.

Veyahut da Allâh rızası için bir şey yapıyorum diyerekten onun karşılığında insanlardan ücret toplamaz. Yayın evine bastırıp aldığı telifi hayır kurumuna mı bağışlamalı? Kendilerinin bileceği bir iş. Bu bizi ilgilendiren bir şey değil. Allâh bizi affetsin. Rabbim bizi Kur’ân ve Sünnetin üzerinden nem alanan para kazanan, sufiliğin üzerinden nem alanan para kazanan kimselerden eylemesin. Bu konuda bizleri muhafaza eylesin. Bu konuda istismara uğratacak, istismara uğrayacak olmaktan bizi uzak eylesin. O yüzden gözünüzü, kalbinizi din ve sufilikle alakalı meselelerde belli bir ücret, belli bir karşılık almaya yönlendirmeyin. Bu fakir yaklaşık 30 yılın üstünde böyle bir sûfî hayatın içerisinde ben kendi içinde bulunduğum dervişlerin, derviş grubunun haricinde diğer başka derviş grup, cemaat, cemiyet, tarikat adına ne derseniz deyin.

Onlardan benim aldığım tecrübe şu, kim sufili ve dini kendi nefsine istismar ederse birey olarak sonunda helak oluyor. Cemaat, tarikat olarak da helak oluyorlar. Bu böyle bir yılda, üç yılda, beş yılda, on yılda çıkacak bir mesele değil. Bakıyorsun bir yerde adam bir şeyler yapmış, saklamış, gizlemiş kedince. Ama sonradan bir yerden bir bomba patlıyor. Kadın erkek hiç önemli değil. gelmiş dergaha girmiş, dervişliğini kullanarak evleniyor. Sırf evlenmek için. Sonra bakıyor işine, bir hatun alıyor buradan derviş, rahat edeceğim diyor. Ondan sonra derse gidemezsin, gelemezsin, giremezsin. Bomba patlıyor evde. Bomba patlıyor. edeceğim diyor. Ondan sonra derse gidemezsin, gelemezsin, gidemezsin, bomba patlıyor evde.


6. Bölüm

Bomba patlıyor. Gelmiş bir şeyin ucundan tutmuş, bir istismar etmiş ortalığı kendince. Bomba patlıyor evde. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Hiç böyle ben iki yakası bir araya geleni görmedim. Bu yol imtihan olur insan burada. Sûfî topluluk imtihan yeridir. Biz sizi anne babalarınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla, mallarınızla, canlarınızla imtihan ederiz. Âyet-i Kerime onu bir kimse burada bu sûfî hayatın içerisinde burada yaşar. Annenle babanla imtihan olursun, olursun, eşinle imtihan olursun, olursun, çocuklarınla imtihan olursun, olursun. Malınla imtihan olursun, olursun. Son nokta canınla da imtihan olursun, olursun. Öyle gel kardeşim dergaha gir, işin düzelir. Gel kardeşim dergaha gir, evlenirsin.

Gel kardeşim dergaha gir, zengin olursun. Gel buradan ders al. Ay işlerin düzene girer. Böyle demeyin kimseye. Aldatmayın. Kardeş annenden, babandan, eşinden, çocuğundan, malından, canından imtihan olursun. Olursun. Bu dünyada cennet arayana cennet yok. Mümin isen bu dünyada rahat da yok. Mümin isen bu dünyada rahat da yok. Tabii Türkiye’de bir de Türkiye’de Müslümansan burada lâ ilâhe illâllah Muhammed Rasulullah dediysen devletle de imtihan olursun. Öyle bir şey yok. Evet. Canım rahat da olsun. Ya da bize oradan o kazandan gelmemiş. Kazan kazansa, ha kazanları sıralamışlar ya. Ondan sonra ben öyle diyorum, böyle adamlar anlatıyorlar, mâşâAllah sizin kazanınız ayrı demek ki diyorum ben. Nasıl diyorlar, vallahi bizim kazandan diyorum hiç böyle gelmiyor bize.

Bizim kardeşlere de, bize de öyle bir şey yok. Öyle böyle problemsiz, sıkıntısız bir gün geçirsek herhalde kurbanlar keseceğiz. Bugün ne oldu da böyle oldu? Bir başımıza bir iş mi gelecek? Dert mi gelecek? başımıza ııı başka bir şey mi gelecek diye Allâh muhafaza eylesin. Kendi kendimize şüphe deriz. Hamdolsun. O yüzden öyle bir şey yok. O yüzden Rabbim cümlemizi nefsimizin kaldıramayacağı imtihanlardan uzak eylesin. O yüzden bir kimse bir dergaha girdi bir orada dervişlik yapacağım derse o yüzden sıkıntısı olur. Olmaz dersek o zaman sıkıntı o zaman başlamıştır. Ama istismar eden dinden geçinen dini istismar eden. Sufili istismar eden, yolunu istismar eden. Onlar için büyük sıkıntı var. Rabbim bizi bundan muhafaza eylesin.

Âmîn. İlla Allâh. Lâ ilâhe illâllah. el-Fâtiha. Âmîn.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı