Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

570. Dergâh Sohbeti — Zikrullâha Engel Olmanın Hükmü, Zikir Âdâbı ve Sûfî Ahlâkı

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 570. Dergâh Sohbeti — Zikrullâha Engel Olmanın Hükmü,…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi kendine dost ettiği kullarından eylesin inşâAllah. İnsanlarla nasıl pazarlık yapılır? İnsanlarla her defasında karşılıklı pazarlık yaparken kendimi yüzsüz gibi hissediyorum. Sonuç olarak da pazarlığı istediğim şekilde sonuçlandıramıyorum. Bir de insanlar benim iyi niyetimi kullanmaya çalıştıklarına fark ediyorum. Kendilerine karşı kötü sözüm ve tavrım olmuyor ama bu durum beni çok rahatsız ediyor. Sizce böyle insanlara karşı nasıl tavır takılmam gerekir. Normalde bir mal üzerinde pazarlık yaparken bir kimse bir mala bir kendince bir değer içer.

Der ki bu mal bana beş lirayı alar. Söyler çekilirken alar. Adam der ki yok ben buna sekiz lirayı vereceğim yapmak istiyorsan altı lirayı çıkarsın. Veyahut o mal sana çok lazımsa dediği fiyattan alır çekilirsin. Bunun üzerinde böyle bana şu parayı ver bana bu parayı ver bu doğru değil. Neyse senin o konuda o malın üzerine biçmiş olduğun değer onu ver çekil kenara. Adama yalvarıp yakarmana gerek yok bunu bu parayı bana ver bu parayı bana ver demene gerek yok bence. Bu çünkü birisi de öyle yapabilir mi yapabilir ama vakarlı bir şekilde bu mal isterse o adam on trilyon istersin. Sen bir trilyona dersin ki bir trilyona veriyorsan bir trilyonum var benim. Al eşinin gücünü de rast gelsin bu kadar.

İyi niyeti kullanmak bu hiçbir zaman bitecek bir şey değil. Burada insanların kendi tavırları kendi konumları çıkar meydana. Kimisi kendi iyi niyetinin kullanıldığını görür kendi iyi niyetini kullandırabilir de bir kimse kendi iyi niyetini kullandırmaz. Bu o kimseyle iyi niyetini kullanılacağı kullanılacak kimse arasındaki bağ. Böyle kendinizi fazla kullandırmaktan ürkmeyin. Birisi sizin iyi niyetinizi kullanacakmış. Size çok zararı yoksa ellemeyin kullansın faydalansın ne var bunda? Ben çok iyi niyetliyim de benim iyi niyetimi kullanıyorlar iyi iyi niyetli olsun iyi olsun zaten amacımız maksadımız bu değil mi? İyi olmak insanlara faydalı olmak birisi de sizin iyi niyetinizi kullanıyorsa ve ondan iyi niyetinizden sizden kar ediyorsa bir fayda alıyorsa ne kadar güzel.

Sizin en hayırlığınız etrafına en fazla faydası dokunanınızdır. Ellemeyin faydalansın siz de siz bilin onu. Biliyorsanız tamam feraset sahibisiniz zaten aptal değilsiniz bile bile zaten insanın kendisini bu noktada iyilikte kullandırması cömertliktir fazilettir. Bu böyle utanılacak sıkınılacak bir şey değil veya da esirgenecek bir şey değil. Kendinizi esirgemiyim bence. Pazartesi ve Perşembe günleri dergahta iftar yapıyoruz. Ezan okunmasına dört beş dakika kalıp bağışlamaları yapıp bundan hayır, bereket ve sevap buluyoruz. Fakat bunun dergamızın edep ve adabı olmadığını söyleyerek de müdahale ediliyor. Normalde bu tip meseleler yazılı çizilmemiş. Yazılı çizili bir şey yok. E oruç tutulurken veya hep beraber yemek yiyenilirken bizde normalde adab nedir hep beraber yemek yiyeniliyor.


2. Bölüm

Tevhid okunur. Üç sefer tevhid okunduktan sonra Destûr bismillah yemeğe başlanır. Yemeğin başı zikir, ortası tefekkür, sonu da teşekkür, şükür, hamdır. Yemek adabı olarak budur. O yüzden normalde iftardan önce dua etmek oruçluğunun duası makbuldür çünkü. Bu da Sünnet-i Resûlullâh’da vardır. Ama bu toplu olarak Sünnet-i Resûlullâh’da yok. Ama toplu olarak zikir yapmışlar mı? Evet. Misafirimizi dergaha getiriyorduk, başka akrabamız engel oldu, başka yere götürdü, günahı vardı. Bir kimse zikrullah’dan birisinin ayağını kestiyse, menettiyse, bir kimse zikrullah’a gidiyor. Onun zikrullah’a gideceğini biliyor. Zikrullah’a gideceğini bildiği halde, dikkat edin yalnız, bir kadının kocası veya bir kadının babası, anası veya bir erkeğin karısı, bir erkeğin annesi, babası bir kimsenin zikrine mani olursa Allâh muhafaza eylesin. o maniye olmanın derecesine, konumuna, durumuna göre küfre bile düşer.

Bu iş çok tehlikeli. Bir kimsenin buradaki zikrullah’a gelmesini mani teşkil edecek. Böyle çok çok sıkıntılı şeyler olur, o kimseye dersin ki kardeş sen bizim dergamıza gelip gitme. Bu çok sıkıntılı bir durumdur. Bunu da ancak Şeyh Efendi söyler. İnsanlar isterler ki bu insanın buraya gelmesini yasaklasınlar. Bu adam Halak-ı Zikrullah’a gelmesin, meclisimize gelmesin. O yasakla diyen kimse, o kimsenin gerçekten üzerinde yasaklanacak bir hal yok ise, o kimseyi yasaklarsa, yasaklayan Allâh muhafaza eylesin. İki yakasını bir araya toparlayamayabilir. Bu zakirlerin, çavuşların, nakiplerin, nüqabaların, halifelerin imtihanıdır. Bir kimse böyle nefsine uydu, şunu yaptı, bunu yaptı. Sen bundan sonra bizim Halakamıza gelme.

Allâh muhafaza eylesin. Allâh’ın mescidlerinde Allâh’ın zikrini yasaklayandan daha zalim kim olabilir? Âyet-i Kerime. Allâh’ı zikir en büyük iştir. Sen onu nasıl yasaklayabilirsin? Ama orada kırmızı ışık var. Onun yönünü çalan, oraya göndermeyen bir başkası engel olmaya çalışıyorsa o şeytanın ta kendisidir. Bir kimseyi zikrullahdan yasaklayan, zikrullah yapmasını yasaklayan kimse tekrar söyleyeceğim onu. Konumuna ve durumuna göre kafirdir o. Bir kimsenin namazını yasaklayan kimse küfür ehledir. Orucunu yasaklayan sağlık ve sıhhat şartları söz konusu değil ise orucu yasaklayan küfür ehledir. Bir kimsenin haccını yasaklayan küfür ehledir. Bir kimsenin farzını yasaklayan, onu yerine getirtmeyen, onu engelleyen kimse küfür ehledir.

Allâh’ı zikretmek ayetle, hadisle, imamların iştahadıyla hem farzdır hem sünnettir hem de imamların iştahadıyla nafile ibadettir. Hepsini de içine alır. Bir kimseyi zikirden alıkoymak, onun zikrini engellemek, onun zikre gitmesine mani olmak küfürdür. Neden? Allâh’ı zikir en büyük iştir. Neden? Siz otururken ayaktayken yanlarınızın üzerine Allâh’ı zikrediniz. Bakın bunlardan bunları yasaklayan kimse bile bile. Bir baba, oğlu zikrullah’a gidecek. Zikrullah’a gideceğini biliyor mu? Evet. Fi se bilillah zikre gidiyor. Baba oğlunu zikrullah’a yasaklasa küfür ehli olur. Bir kadın, kocası zikrullah’a gidecek. Zikrullah’a gideceğini biliyor. Kadın, kocasını bu noktada engellese zikrullah’a gitmesini kadın küfür ehli olur.


3. Bölüm

Bir erkek eşi zikrullah’a gidecek. Zikir halakasına. Bir erkek eşinin zikir halakasına gitmesini engellese, yasaklasa küfre düşer. Küfür ehli olur. Bir kimse küfre düşer. Oradan tövbe edip geri dönmezse o kimsenin nikahı düşer. Ona tecid-i iman tecid-i nikah gerekli. Ona tecid-i iman tecid-i nikah gerekli. Bir kimse zina etse onun zikrullah’a gitmesini yasaklayamazsınız. Hırsız olsa zikrullah’a gitmesini yasaklayamazsınız. İçki ise zikrullah’a gitmesini yasaklayamazsınız. Hatta bir kimse buraya içkili gelse, kafası kıyak olsa, ben Allâh’ı zikredeceğim dese, siz onu buradan yasaklayamazsınız. Diyemezsiniz. Sen bu halle burada zikrullah’a giremezsin diye. Bir kimse dergâh olarak bağınızı kesebilirsiniz.

Kardeş senin dersini aldık, bundan sonra bizim dersimizi çekme. Kendine yeni bir şey ara. O kimseyi yine zikrullah alakasından atamazsınız. Diyemezsiniz ona. Sen bu meclise gelmeyeceksin yasak diye. Kime dersiniz, bir kimse gelir burada bu cemaatı ifsad etmeye çalışıyordur. İfsad ediyor buraya. Örneğin burada para satmaya kalkıyor. Faizcilik yapıyor. Burada namussuzluk yapmaya çalışıyor. Ona dersin ki bunları yapacaksan gelme kardeşim. Bunları yapacaksan buraya gelme. Ama öbür türlü siz bir kimsenin zikrullahını yasaklayamazsınız. Allâh muhafaza eylesin. Bir kimseye zikir meclisine gitme diyemezsiniz. Adam diyor ki ben bir iki mevzu soruyor söylüyorsun, anlatıyor. Bu böyledir, şu şöyledir. Ben o dergaha gitmiyorum o zaman diyor.

Kardeş zikirsiz kalma git. Orada hata da olur, kusur da olur, eksiklik de olur, noksanlık de olur, her şey olur. Burada da olur. Sen zikirsiz kalma. Sen zikir halakasına git otur. Sen zikir halakasında otur Allâh’ı zikret. Oranın adabı Erkan’ı neymiş zikrullah da buymuş. Oradaki adabı Erkan’a haram olmadığı müddetçe uy. Gözümle görmedim duyduğum şeyler var anlatıyorlar. ne yapıyorlarmış, yok zikrullah esnasında böyle naho şeyler oluyormuş. Yapma onları sen. Zikrullahın adabı bellidir. O otururken ayaktayken Allâh’ı zikredilir. Otururken ayaktayken Allâh’ı zikredilirken, hadisi kutsi mucibince, olgunlaşmış burday tanelerini rüzgarın salladığı gibi siz de sallanınlar. Sallanarak, hafif sallanarak Allâh zikredilir.

Hafif sallanarak her dergahın kendince bir adabı Erkan’ı var. Bizimde ta çorumlu Hacı Bekir Baba’dan itibaren devam eden bir dergahın adabı Erkan’ı var. Hacı Bekir Baba, Ahis Kalali Efendi, çorumlu Hacı Mustafa Efendi, Nefşehli Abdullah Efendi, devam ediyor aynı bizim zikrullah alakalarımız. Bunların arasında çok az nüans farklılıkları vardır. İnsanların bildikleri vardır, bilmedikleri vardır. Mesela Allâh rahmet eylesin, Şeyh Efendi’nin bana gösterdiği zikrullahdaki bazı figürler vardır. Ara sıra bazen burada gösteriyorum bizim yerimiz müsait olmadığından. Mesela onu bizim eski dergahtan bilen, çok az bilen vardır, yoktur bile. Bunları mesela biz şu anda uygulayamıyoruz. Örneğin, geçenlerde bir halakada Adnan’a Hüseyin’e gösterdiydim onları.


4. Bölüm

Bu tip şeyler var. zikrullah, vuruş, adabı aynıdır, belidir. Mesela Şeyh Efendi Hazretleri bizim devran zikrini bana göstermişti nasıl olacağına baş başayken. Oğlum bunu biz yapmıyoruz, uygulamıyoruz ama bil, öğren dedi. Böyle yapılır, gün olur, arman döner, zaman gelir, bu lazım olur dedi. Onu ben biliyordum mesela. Örneğin. Ama bunları normalde, Allâh rahmet eylesin, Şeyh Efendi yaptırmazdı. Böyle duyduduk birkaç küçük yerde yaptırmış filan diye. Bunlar ama bu adab, bu erkan devam eder gider. Ama bir başka yere gidersiniz. Bir başka yerde benim tarikatımın adabı bu deyip de orada kendi kendinize yapmazsınız. Oranın adabı neyse oraya tabi olursunuz. Bunda bir sıkıntı yok. Onlar bütün esmaları oturaraktan söyleyebilirler.

Veya bütün esmaları ayakta söyleyebilirler. Veya bütün esmaları devran zikri şeklinde yapabilirler. Veya da her esmada farklı figürler yapabilirler. Bunlar yanlış değildir, eksik değildir. Bunların hakkın bir şeyin temelinde, temelinde âyet var ise, hadîs var ise, temelinde. Bunlar eksik ve yanlış değildir. Âyet-i kerime var, ayaktayken Allâh’ı zikredin. Ayakta Allâh zikredilir mi? Evet. Bir de ayaktaki zikrullahı namaza bağlamaya çalışıyorlar. Batırmayın kendinizi. Namazlarınızı kıldıktan hemen sonra diyor çünkü âyet-i kerime. Demek ki namaz kılınmış, namazı kıldıktan hemen sonra. Otururken, ayaktayken, yanlarınızın üzerine yataraktan Allâh’ı çokça zikrediniz. Âyet-i kerimenin meali bu. Namazdaki kıyamla, ayaktaki zikrullah aynı manada değil.

Namazı kıldıktan hemen sonra. O zaman ayakta zikrullah ayetle sabit mi? Evet. Bu ayaktaki zikrullahın figürü, şekli, şemali, üç aşağı, beş yukarı, absürt bir şekilde olmazsa ayetle sabit. Ona karşı çıkan, ayakta zikrullah olmaz diyen, ayakta zikir mi olur diyen, ya cahildir ya kafirdir. Neden ayetle sabit ayakta zikrullah? Ayetle sabit, oturaktan Allâh’ı zikretmek. Biz zaman zaman hep genel olarak oturaktan başlarız. Tevhidi oturaraktan normalde üç elif miktarını üç sefer okuruz. Aslında önceden tevhidi komple oturduğumuz yerde zikrullah yapardık. Şimdi insanların ayakları pişkin değil ayakları ağrıyor, ayakları acıyor. Oturamıyorlar hadi diyoruz ayakları normalde akılları ayaklarında olmasın.

Ya ben gittim bir saat dizimizin üstünde kaldım koptu dizim. Ben bir daha gitmem kardeşim ya. Dizlerim var mı yok mu anlayamadım. Biz bu tip sıkıntılar olmasın diye oturaktan zikrullahı kısa tutuyoruz. Üç elif miktarını da yapıp ayağa kalkıyoruz. Aslında tehdit tamamiyetle oturaktan zikredilir. Bir de dergahta ayağa kaldırmak ancak nakiplere aittir. Normal çavuş statüsündeki kardeşler ayağa kaldırmazlar. Bir yerde zikrullahı ayakta yaptırıyorsa bir kimse nakiptir o. Bu böyleymiş. Tabi ben bayındır da bunun böyle olduğunu da bilmiyorum daha gencim cahilim. Bizde bu bilmemek devam ediyor daha. Gençlik kalmadı ama biz kaldırdık ayağı bizim hepimizin ayağı ağrıyor. Vay ayağı kaldıran sen misin kıyamet koptu.


5. Bölüm

Ayakta sen zikrullah yaptıramazmışsın diye. Bu mesele bizim gençlere arkadaşlara kadar geldi. Şeyh Efendi’ye telefon açtım. Selamun aleyküm aleyküm selâm. Dedim hakkınızı helal edin. Biz dedim böyle hepimiz masadan kalkmayız. Şeyh Efendi’ye telefonda Allâh rahmet eylesin. Biz dedim meyhaneden çıkmayız. Biz dedim arkadaşlarla ayakta zikrullah yaptık. Bir adaba, erkana dedim karşı geldiysek. Dedim özür dileriz. Ne oldu dedi. Dedim zikrullahı ayakta yaptırdık diye. Dedim ortalık burada karvan çorman oldu. Ben dediğim bildiğim bir şey değil. Bu sefer Allâh rahmet eylesin. Sen dedi ayakta da yaptırın, havada da yaptırın. Denizde de yaptırın, toprağın altında da yaptırın. Şöyle de yaptırın, böyle de yaptırın.

Sıraladı da sıraladı. Dedim tamam böyle olacakmış. Ondan sonra neyse bir dahaki perşembe toplandık biz. Tehvide biz oturarak yapıyorduk. Ben tehvide bir şey yapmadım. Ben tehvide de kaldırdım ayağı. Biz o gündür bugün tehvide de kolay kolay. Normalde oturarak da yapıyoruz, kaldırıyoruz. Milletin ayağı ağrıyor. Tabi haydi bir curcuna dağ çık dedi ardından. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden bizde öyle bir, şimdi böyle bir şunlar ayağa kaldırır diye böyle bir yasaklamamız yok. Siz Allâh’ı zikredin. Millete Allâh’ı zikrettirin. İsterseniz oturarak, ister yatırarak, ister havada, karada, denizde nerede nasıl zikrettiriyorsanız zikrettirin. Bunda bir sıkıntı yok. Bu tip adap erkanlar devam eder. Bunların bu adap ve erkanların temellerinde âyet-i kerime varsa, Sünnet-i Resûlullâh varsa sıkıntı olmaz.

Evet. Fazla uzatmayın. Ben Allâh nasip ederse ilk defa kurban kesmek istiyorum. İlk kurbanımı da Peygamber Efendimiz’in ruhaniyetine kesmek istiyorum. Bunda bir sıkıntı var mı? Yoksa keserken ne diye niyet etmeliyim. Allâh sizden razı olsun. Kurban nafile bir ibadettir. Zekat vermeye muktedin değilse. Kurban vaciptir. Zekat vermeye muktedir ise hanefiye göre. Şimdi bir kimse vacip ise önce kendisi kesecek kurbanı. Vacip. Onu bir başkasına, bu Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de olsa niyet etmez. Önce kendi vacip olan kurbanını kesecek. Nafile ibadet. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini niyet edebilir mi? Evet. Nafile oruç. Onu niyet edebilir mi? Evet. Nafile bir ibadet.

Onu niyet edebilir mi? Evet. Eyvallâh. Ama vacip bir ibadet. O vacibi kendisi yerine getirir. Bu bir ikincisi bizde olmuyor da. İnşâAllah olmaz, bulaşmasın bize. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin ruhaniyetine kurban keseceğiz. 5 lira ver, 10 lira ver, 50 lira ver, 100 lira ver. Allâh Allâh. Şimdi onun ruhaniyetine kurban keseceğiz. Vermeyeceğim desen bir dert, vereceğim desen bir dert. Bunu çıkardılar bu son dönem. Sahabede var mı yok. Hazreti Ebu Bakr Ömer Osman Ali. Onların zamanlarında böyle bir şey olmuş mu? Olmamış. Milletten böyle toplamamışlar yani. Ama Allâh affetsin. Bunu çıkardılar bu son dönem. Ama Allâh affetsin, bunları da çıkarıyorlar. İnsan topraktan, şeytan ateşten, melek nurdan yaratıldı.


6. Bölüm

Nefsimiz neyden yaratıldı? Her şeyin bir yaratılış özü var. Normalde nefsimiz neden yaratıldı derken, buradaki nefisten kastımız ne? Bu tabii genç bir çocuğun sorusu. Burada nefsi neyin üzerine tanımlayacağımızla alakalı. Nefsi ruhun üzerine tanımlayacaksak, Cenâb-ı Hak kendi ruhundan üfledin dedi. Nefsi beden olarak tanımlayacaksak, onu topraktan yarattı. Nefsi normalde kötülük nefsi olarak mı tanımlayacağız? İyilik nefsi olarak mı tanımlayacağız? Güzel bir soru. Nerede Ali Hamza? Soruyu sorarım. Genç delikanlı. Utandı mı yoksa? Burada nefis neden? nefsin yaratılışı dediğimizde, biz bunu normalde yine de şöyle söyleyeyim, bir bütünlük içerisinde baktığımızda, onu da Cenâb-ı Hak kendi nurundan yarattı.

Sohbetlerinizde, erkeklere, eşlerinizi ezdirmeyin dediğinizde, bu kadının erkeğin ailesine karşı istediğini yapabileceğin, saygı çerçevesini aşabileceğin anlamına mı geliyor? Özür dileyerek söylüyorum ama sizin bu sohbetlerinizi alıp, kendi eksikliklerini kapatmak için kullanma durumları oluyor. Eşlerinizin eksikliklerini anlatmayın diyorsunuz. Sohbete geçmeyince, ailelerin her durumu eşlere anlatılıyor. Erkeklerin ailelerine karşı soğuk davranması, hak olarak görülüyor. Bu konuda çözüm için bize ne tavsiye edersiniz? Nasıl bir yol izleyelim? Erkeklere eşlerinizi ezdirmeyin dediğinizde, bu kadının erkeğin ailesine karşı istediğini yapabileceğin, saygı çerçevesini aşabileceğin anlamına mı geliyor?

Hayır. Bakın ben konuşurken, İslam hukuku ve sûfî ahlakı içerisinde konuşurum. Bir erkek eşini hiç kimseye ezdirmeyecek. Bu kadının bir başkasına olan saygısızlığını görmemesi demek değil. Hiçbir kadın da, ne erkeği ne de erkeğin ailesine karşı saygısızlıkta bulunmayacak. Bu dengeyi korumalı insanlar. Bu şuna dönmesin. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, eşleri dövülmesini yasaklamış. Bir gün Hazret-i Ömer reddellahu anh hazretleri gelmiş. Demiş ki, ya Resulallah, ne olursun müsaade et artık. Bizi perişan ediyorlar. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de o hali görünce tebessüm etmiş. Bu tebessümden meselenin olumlu olduğunu Hazret-i Ömer reddellahu anh hazretleri iştahat etmiş kendince.

Çıkmış Allâh Allâh midalarıyla. Derviş kardeşler bu hale getirmesinler meseleyi. Evet, biz sûfî erkekler olarak eşlerimize zulmetmeyelim. Sûfî erkekler olarak eşlerimize bir başkasının da zulmetmesine müsaade etmeyelim. Ama bizim eşlerimiz de bizlere, bizim çocuklarımıza bizim anne ve babalarımıza ve akrabalarımıza karşı da zulüm yapmasınlar. Bizim eşlerimiz de bizim bu sûfî terbiyemizi bu sûfî ahlakımızı bu sûfî duruşumuzu göz önünde bulundurarak da istismar etmesinler. Bizim sûfî ahlakımızı anlamıyorlarsa bizim sûfî ahlakımızı görmezlikten geliyorlarsa sûfî ahlakımızı istismar ediyorlarsa yazıyorum bir kenara, asıl zalim kendileri olurlar. Bir kimse sûfîlik adabını erkanına riayet eder, yol alır.


7. Bölüm

Ama bir kimse o sûfîlik adabını erkanına riayet eder, yol alır. O sûfîlik adabını erkanına riayet eden eşini istismar ederse batar. Gömülür. O yüzden ne bir sûfî erkeğin eşinin ailesine karşı sert ters davranması, ne de sufir bir bayanın, eşinin ailesine karşı sert ve ters davranma hakkı yoktur. Bunu yapanlar sûfî ahlakını istismar eden kimse, kimselerdir ki zayıf, kimliksiz, kişiliksiz kimselerdir. İstismarcılar zayıf, kimliksiz ve kişiliksiz kimselerdir. Bu hangi istismar olursa olsun bir erkek dervişliğini kullanarak bir şey yapmayacak, bir bayan dervişliğini kullanarak bir şey yapmayacak, istismar etmeyecek. En güzel ahlakla ahlaklanma yoludur sûfîlik. En güzel ahlakla biz o en güzel ahlak çerçevesinde yaşayacağız.

Allâh bizi onlardan eylesin inşâAllah. Sizin bu sohbetlerinizi alıp kendi eksikliklerini kapatmak için kullanma durumları oluyor. Olur, her zaman her meslekte, her meşhepte istismarcılar çıkmış. Bediüzzaman Sayyidi Nursa Hazretleri hakikat namlar altında öyle nurani öyle şirin bir yol vardır diye başlar ya orada da söyler, der ki bir meslekten bir meşrepten birileri bir hata kusuru işlediyse, bu der komple o meslek ve meşrep erbabını bağlamaz. Nasıl ki diyor bir sepet elmanın içerisinden bir elma çürük çıkarsa, biz sepetin tamamını bu elma çürümüş deyip atmıyorsak el-i sufinin içerisindedir, bir kısım çürük elmalar olabilir. O çürük elmayı atarız sepetin dışına. Tekrar söylüyorum, çürük elma sepetin dışına atılır.

Neden? Diğerlerini de çürütmesin diye. Bu kim olursa olsun insanlar çürümemeye özen gösterecekler. Rabbim o özeni gösterenlerden eylesin. Eşlerinizin eksikliklerini anlatmayın diyorsunuz. Sohbete sohbete gelmeyince ailelerinin her durumu eşlere anlatılıyor. Erkeklerin ailelerine karşı soğuk davranması hak olarak görülüyor. Hayır. Hiç kimse, kadınların en büyük hatalarından birisi şudur. Evlerindeki olan biten bir şeyi kendi anne ve babalarına anlatmalarıdır. Ufak tefek meseleleri, kız, anne, adam baba ne oldu biliyor musun? Bu kadınların en büyük handikaplarıdır. Kadınların anne babaları da dört gözle bekliyorlarsa vay damat ne yapmış damadın annesi babası ne yapmış bana anlatsın diye onlar da çocuklarının ayrını düşünmüyorlar.

Cahil insanlar. Cahil bir kız anne babası kızının evliliğini daha ileri götürme daha iyi götürme için tavsiyelerde bulunacak, nasihatlerde bulunacak. Kızım eşinle iyi geçin. Aman çocuklarına dikkat et. Eşinin ailesiyle iyi geçin. Eşini üzme. Eşini incitme. Eşini kırma. Eşine doğru sözler, doğru kelimeler kullan. Ben senin eşin değil miyim, söylediysen ne olmuş? E gel kafamızı kır o zaman. Nasıl olsa işimizsin. Eşler birbirlerine saygılı olacaklar. Kullanacak olduğu kelimeye dikkat edecek. İki eşin ikisi de birbiriyle ne yapacaklar? Birbirlerine karşı ölçülü ve saygılı olacaklar. E kadınlar evde olup biteni kendi annesine babasını anlatmayacak gibi erkekler de evde olup biteni gidip kendi annesine babasını anlatmayacak.


8. Bölüm

Anne senin yaptığın kuru fasulyeyi çok özledim ya. Bir kuru fasulye yaptı yiyelim. Olur. Madem annenin kuru fasüllesini çok özleyecektin evlenmeyecektin. Bu ne demek? Benim hanımım senin yaptığı kuru fasulye gibi yapamıyor. E yapamayacak. Ananın kuru fasüllesi gibi yapamayacak. Hiç evlenme. Ananın ütüsü gibi de yapamayacak. Ananın çorbası gibi de yapamayacak. Hiç evlenme. Ananın çorbasını kuru fasüllesini bekliyorsan evlenme kardeşim. Otur ananın dizinin dibinde. Öbürküde kız da annesini babasından ayrılamayacaksa annesinin babasının her şeyini böyle ikide birde gözünde büyüteceksin o da evlenmesin. Otursun anasının babasının dizinin dibinde. Desin ki babam gibi kimse bana bakamaz. Anam gibi de kimse benim önüme sofrayı getirir, sofrayı da kaldıramaz.

Analar öyle şimdi. Aman okusun o, aman şunu yapsın, aman bunu yapsın, sofrayı indir, sofrayı kaldır, kendi kızının önüne. Ev bebeğinler kendi sultanlarını doğurmadıkça kıyamet kopmaz. Anne babalar kendi sultanlarını doğuruyorlar şimdi. Çocuklar sultan. Evlenmiş, barklanmış hala da sultan. Her şeyi onlar hallediyor, anne baba hallediyor. Allâh muhafaza eylesin. Fazla uzun tutmayayım. Anam. Orta adli bir aile. Eşim üniversite mezunu şehir merkezinden uzak ulaşımı zor bir yerde oturuyoruz. Üç çocuğumuz var, küçükler. Eşim araç almıştı, bana sattı. Ben çocukların eğitimi, geçimini ve zikir hala kalır dışında çarşı pazar gezen bir kadın değilim. Ama ne zaman bir yere çıkılması lazımsa eşim hep gerginlik çıkarıyor.

Durmadan söyleniyor, götürmemek için. Ayrıca evin faturaları ödeneceğinde de problem. Zaten evin zarru bir ihtiyacı olmuşsa almaz, fırın, havlu, perde gibi ihtiyaçları benim kendi annem yuvan huzurlu olsun diye hep almaya çalışır. Genelde bize parası yoktur vermek için ama sigarası hiç eksilmez. Eşimin her ay ödediği kendi cep telefonu faturası 780 lira. Ve aylık sigara masrafı 810 lira. Şimdi bu eve yetişemiyorum, bereketi yok diye burnumuzdan getiriyor. Ben çok üzülüyorum. Kendisinden kaynaklı olduğunu söylüyorum ama kabul etmiyor. Yaz efendime, hatam varsa duymaya hazırım dedi. Hem bu dergata hem 810 lira sigara parası veriyorsa bu dergahtan hiçbir şey öğrenmemiş. Hala da bu dergahtan ders alıp da sigara içenler var ise şimdi birazdan zikrullahdan önce niyetlensin sigarayı bıraksın.

Bu dergahtan dersli olup da sigaraya devam eden bir kimse nefsine uyuyor. Hele bir de eşine böyle problem çıkarıyorsa bu hiç uygun değil. Bir de bu sigarasından yaz efendime dediyse vay, ne cesaretli. 780 lirada telefon parası geliyor. Vah Şimdi var mı 780 lirada telefon parası gelen içinizde bu arkadaş hariç? Allâh kimse yok. Allâh kimse yok. 780 lira diyor aylık. Bak ödediği kendi cep telefonu fartırası 780 lira ve aylık sigara masrafı 810 lira. 710 lira olsa 790 lira ise yine her şeyi dinlemek lazım. Dinleyelim, burda sana hayır itiraz etsin değil desin. Kendisi yaz efendime demiş, yazmış. 780, 810 daha 790, 800 daha ne yaptı? 8, 8, 16 1590 lira. Askeri ücret 1800 lira. Askeri ücretle çalışanlar elini kaldırsın. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 kişi.

Ne kadar askeri ücret? 1600. Ne kadar? Buradan birinin dahili kaç? 1600 lira. Askeri ücret 1600 lira adamın telefon ve sigara parası 800 lira. Yiğeniz içiniz israf etmeyiniz Yiğeniz içiniz israf etmeyiniz Eyvallâh Sûfî sigaraya 810 lira verirmiş mi? Allâh muhafaza eylesin Bayanlardan bir ablayla bir abiyi tanıştırmak istedik evlilik için Abla siz de istişareti siz uygun gördünüz Ama abi dergahtan başka abilerle istişare edip kararının olumsuz olduğunu söyledi. Bu beni çok üzdü Bu uygun gördüğünüz abiler uygun görmedi mi? Anlayamadım Ben hiç kimseye uygun veya uygun değil demem kolay kolay Bunun altını çizeyim. Bir kimse bana gelir biz filancayı isteyelim Karar sizin derim filanca uygun mudur değil midir karar sizin derim Bu tip işlere çok karışmam Çünkü bu işin bu noktaya gideceğini bilirim bu uygun dur dediğimde bu senin için uygun e o kabul etmedi Sonra bu sonuç çıkar sizin uygun o uygun görmedi gibi Tekrar altını çizerekten söylüyorum Evlilikle alakalı meselelerde ben hep karar sizin derim Bu meselelerin içine pek girmek istemem Altını çizerekten söylüyorum Çok enderdir Bundan vazgeç Bu sana gelmez Çok enderdir Bu meselelerde bir Bu da bir abi kim abiyse Dergahda herkes abi O da demiştir ya sana uygun değil demiştir Sana uygun değil de diyebilir mi bir kimse bir başkasına diyebilir onun da gördüğü bir şey vardır Der bu sana uygun değil der Bu sana uygun değil demek onun kötü olduğu manasını çıkmaz Bu tip meseleleri öyle bakmamakta fayda var Böyle ki oldu Diyelim ki örneğin Cafer, Adnan, Hüseyin Halit, Hacı Mehmet Cemil Orada bir kardeşi dedi Bu senin için uygun değil dedi Bir bu lafı gidip bir başkasına aktarmak uygun değil Kimle istişare ettin örneğin Hacı Mehmet’le Hacı Mehmet dedi ki kardeş sana uygun değil boş ver geç O erkek onu kalkıp da ben abiyle istişare ettim uygun görmedi O adamın cahil olduğunu gösteriyor Demeyecek onu Biz Zakir abimizle istişare ettik o uygun görmedi O yüzden ben seni almıyorum böyle bir laf var mı İyi Zakir abin yarın senin git bununla evlen dese evlenecek misin Bir de işin ters tarafı var Bana da geliyorlar efendim sen kimi dersen ben onunla evlenirim ya geç Bu ağır bir imtihan Evlendirdim ne yapacaksın 10 gün sonra diyeceksin efendim demeseydi ben seni almazdım Efendim demeseydi ben senden evlenmezdim Anneni nasıl anlatacağım babana nasıl anlatacağım Süleyman’a nasıl anlatacağım Ne diyeceksin annene efendim beni filanca ile evlendirdi ben onunla evleneceğim Büyük bir çoğunluk bu konudan hepsine uyuyor Herkes açık konuşacağım bu konuda Hiç kimse direkt soruyu soran da dahil Hiç kimse üzerine şahısal olarak üzerine Almasın Hoşuna giden nefsine giden bir şey olursa Ne şeyhi ne zakiri ne nakibi ne ne kapası Ne abisi ne teyzesi ne ablası Hiç kimse söz konusu değil Nefsinin hoşuna gitsin çatır çatır İstediğiyle evleniyor bu herkes için geçerli Hiç sıkıntı yok evlensin herkes Ama nefsine uygun değil ise Ne bahaneler var abilere danışalım Ablalara danışalım yetmiyor Annemize danışalım yetmiyor babamıza danışalım Yetmiyor bilmem nereden Dığdığının dığdığının amcasının dünürünün Kız kardeşinin kayınvalidesine danışacak Patinaç çekiyorum Yapmayın Evlenecek olan oğlunu evlendirecek olan Kızını evlendirecek olan sormasın kardeşim dergahtan kimseye Gitsin kimle evlenecekse evlensin Vela talim amin bitti Bizim dergamızda böyle bir adap yok Evlenmek istiyorum Fişmanca’ya sor filanca’ya sor Yok kardeşim evlenmek istiyorsan git evlen kimle evlenecekse Seni ascak değiliz ya Veya da beni evlendir ben evlendirme memuru muyum Çöp çatan mıyım git kimle evleniyorsan evlen Ama filanca’yı siz evlendirmişsiniz Aha filanca’yı ben evlendirdim şimdi evlendirmiyorum Veya seni evlendirmeyeceğim Ne olmuş filanca evlendirdiysen Seni de evlendirmek zorunda mıyım Sen filanca mısın Ne zarureti var insanların Ama filanca abi fişmanca’nın abinin Fişmanca’nın önüne geçti evlendirdi evlendirmiş Bana ne Tekrar altını çizerekten söylüyorum Hem bayanlara hem erkeklere hem annelere hem babalara Çocuklarınızı istedikleriyle evlendirin Hadisi şerif Çocuklarınız kimi istiyorsa onlarla evlendirin Evlenmek isteyenler Kiminle evlenmek istiyorlarsa evlensinler Dergahın bu noktada bir yaptırımı yok Dergahın bu noktada bir etkisi yetkisi yok Evlenecek olan çıksın Delikanlı gibi yiğitçe gitsin alsın evlensin Evlenecek olan kadın da çıksın Delikanlı gibi evlensin yürüsün gitsin Evlenecek olan oturur bir iki üç görüşür Bitti mi bitti tamam mı tamam Bunu yapmayın görüş Allâh görüş Yok o da görecekti de yok bu da olacaktı da Beş ay sonra tiyansın olmuyor Beş aydan beri işin ne Eyvallâh Ama buna da söyleyecek bir lafım yok Allâh muhafaza eylesin Bugün hep erkeklerden şikayet var Ne yaptınız ya ortalığı yıktınız mı ne yaptınız ettiniz Eşim sizde yol yürüyor sürekli yanınızda Kimse benim yanımda değil bunu bilmiş olun Benim sürekli yanımda hiç bir derviş yok Ben yanımda sürekli herhangi bir kardeş arkadaş istemiyorum Ben yalnız adamım Benim yanımda sürekli hiç kimse yok Bu söz doğru değil bunu kabul etmiyorum Tekrar söylüyorum benim yanımda hiç kimse yok Olmasını da istemiyorum Benim yanıma hiç kimse sokulacağım diye uğraşmasın Herkes dahil buna Bu tabir doğru değil bir kimse diyorsa ki Bu tabir doğru değil bir kimse diyorsa ki Bu tabir doğru değil bir kimse diyorsa ki Bu tabir doğru değil bir kimse diyorsa ki Ben hep yanındayım yok istismar ediyorum Doğru değil Ben dergâh hayatım boyunca Kendimce kendi yolumda yürürüm Ben birisinin ensesinden tutup Yakasından tutup elinden kolundan tutup Yanımda olsun diye uğraşmam Çok da içime girmeye çalışırsa canım sıkılır zaten Böyle bir şey yok Kadınlar erkekler herkes dahil buna Ya kardeşim ben herkesle görüşüyorum Herkesle konuşuyorum herkesin bir derdi var Bir sıkıntısı var bir açmazı var bir problemi var Şurada da minnet geliyor bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor Ben başımda sağımda solumda Birisi duyacak diyordum kopuyor benim onu Sebep onun mahremi onun özeli Veya büroya geliyorlar mesela Ben telefona dahice cevap vermek istemiyorum genelde Ama mecbur kalıyorum bazen Eyvallâh Bir onda dahi bir kimsenin normalde İstiyorum ki bunu açık herkes bunu da duysun Gelsin derdini anlasın sıkıntısını anlasın Problemini çözsün gitsin Bu kadar Bazı erkek kardeşler de bayan kardeşler de Bu ölçüyü kaçırıyorlar Veya birinin etrafında beklemeyin Orada bekleme yapmayın orada kıyıda köşede durmayın Orada çay ocağında da durmayın Kapı açıksa açık Açık değilse yürüyün gidin Bunu defalarca söylememe rağmen Her arabası burada şimdi açar ya çay ocağında bekleyelim Görüşmek zorunda mıyım konuşmak zorunda mıyım Belki de bir mahrem işim var Belki de hastayım Rahatsızım Sohbet hazırlayacağım veya bir şey yapacağım Bekleme kardeşim Kapı açıksa gir Kapı açık değil yürü git Veya ben şu gün gelebilir miyim Ya kardeşim deme bana Sen o gün müsaidsin o saat müsaidsin Ben o saat müsait miyim Senin müsait olacağın zamanı mı kollayacağım ben Benim işim aşım eşim yok mu benim özel hayatım yok mu Benim başka bir çalışmam yok mu Bana bir randevu ver Ya veremem kardeşim Bunu derslerde söylüyorum açık açık Yok bana bir gün vereceksin ona bir saat vereceksin Bu kim olursa olsun Açık söylüyorum Hiç kimseye randevu yok Kapı açıksa gel kardeşim ne soracaksan sor Kim olursan ol yine Kapı açıkken gel Kapı açık değil eyvallâh açık değil Bekleme Sıkıntının derdin varsa başım gözüm üstünsün Söyle git o yüzden Sürekli yanımda hiç kimse yok benim Bunun altını çizerekten söylüyorum Ama evde anlayışsız dövel söven biri Sürekli yanımda olmuş olsa bunu yapamaz Demek ki yanımda değil Demek ki canımda da değil Yanımda olmadığı gibi canımda da değil Ben hiç dövmem Hiç küfretmem Ben derviş olduğum günden itibaren Ne dövmüşüm eşimi Ne de sövmüşüm Ne dövmüşüm Ne de sövmüşüm Dövüyorsa Sövüyorsa Ne yanımızda ne canımızda Yapmayın Yapmayın Dövüp sövmekle Dervişlik olmaz Yanlış davranıyordur Hatalı davranıyordur Eksik davranıyordur Fazla davranıyordur Çenesi çoktur Problemlidir Sıkıntılıdır Dövüp sövmek yok Yok bu yok Allâh bizi affetsin Şunu getir bunu götür yapmayınca Hizmetten kaçıyorsun deyip bunu bana kullanıyor Çok yoruldum artık iki çocuğum var Onların önünde dayak küfür yiyorum Derviş ahlakı nasıl olur efendim Derviş evliliği nasıl olur Karısının niye ihtiyacın olduğunu anlamayan koca olur mu Zonla yatağa gelen koca olur mu Hava sıcak diye ayrı yatıyor Ben kızınca da dövüyor sövüyor sonra oturup ders çekiyor Kadın hizmet edecek deyip beni kullanıyor Kavga edince ailemi arayıp gelin kızınızı alın diyor Çok yoruldum evlilikten Allâh selamet eylesin Demek ki dövüp sövüp üstüne ders daha mı faziletli oluyor acaba ki Öyle mi anlamış İyi ki dersi çekiyor demek bir de dersi çekmese Hayatını kesecek Allâh muhafaza eylesin Dervişlik zor zanan Ama derviş olmak da iyi Hiç olmazsa bakın Ya normalde kadınlar içinde erkekler içinde Kadınlar için Erkeklerini şikayet edebilecekleri bir merci var Kadınlar da bunu nimet bilsinler Kocasının durdurabileceği Kocasını bunu nimet bilsinler Kocasının durdurabileceği kocasını bu noktada Nasihat edeceği bir merci var Kadın da desen ki ya hamdolsun Benim beyimin bir şeyhi var Ona şikayet ediyorum Olmasaydı kime şikayet edecektin Hiç olmazsa onu frenleyeceği Bir yer var O yüzden kadınlar da bu meseleyi Bir şükür bir hamd vesilesi olarak görsün Daha beteri de olabilirdi Daha beteri de olabilirdi Allâh muhafaza eylesin Bugün adamları batırdı kadınlar O yüzden adamlar yine de kadınları batırmasınlar Rabbim muhafaza eylesin Ben bu noktada hatanız da olsa Kusurunuz da olsa eksikliğiniz de olsa Yanlışlığınız da olsa hepiniz de benim kardeşimsiniz Bunların hepsi de olacak Hepsi de yaşanacak hepsi de konuşulacak Bu konuda vay kadınlar bizi batırdı Deyip eve gidip de Hatunların boğazını sıkmaya kalkmayın Allâh muhafaza eylesin Biz bir aileyiz bu ailenin içerisinde Bütün hepsi de yaşanacak Hepsi de görülecek bunları normalde bu noktadan Kendi içimizde ne yapacağız Düzeltmeye çalışacağız inşâAllah Haklarınızı helal edin Yan taraftaki kadınlar buradaki kocalarınıza Ve eşlerinize haklarını helal edin Etmiyorlar Vay İsmail Kadınlar buradaki kocalarınıza Haklarınıza helal ediyor musunuz Duyamadık Duyamadık Allâh razı olsun Buradaki erkekler yan taraftaki Eşlerinize haklarınızı helal ediyor musunuz Allâh razı olsun benden yana da herkese Hakkımız helal olsun bütün derviş kardeşlerimize Varsa haklarımız helal olsun inşâAllah Kadınlar erkekler bana da Haklarınızı helal edin Lâ ilâhe illâllah el-Fâtiha Altyazı M.K.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Nefs, Sünnet, Şeyh, Şükür, Hamd, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı