Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

572. Dergâh Sohbeti — Az Ama Devamlı İbadet, Cumâ Şartları, Çocuk Eğitiminde Baba Sorumluluğu

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 572. Dergâh Sohbeti — Az Ama Devamlı İbadet, Cumâ…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Abdullah bin Amr bin el-As anlatıyor. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem bana hitaben, ey Abdullah sen filan gibi olma. O gece namaza kalkardı, sonra gece namazını terk etti buyurdu. Nevevi diye hastalıyım. Gece namazını kılmaya gayret ediyorum, yorgunluk sebebiyle gece namazını kılamadığım durumlar oluyor. Durum böyleyken yukarıdaki hadise göre gece namazını kılmayı terk mi edelim? Gece namazı kılmak, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin en önemli sünnetlerinden birisi. Bize bıraktığı sünnet. Ama gece namazı onun kendisine fazla. Çünkü namaz farz olmazdan önce de ayetle ona gece namazı emredilmişti. Gece namazı ona ayetle emredildiğinden dolayı Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri gece namazına devam ederdi.

Çocuklar biraz sessiz olmuş. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri başka bir hadise buyurur ki az ama devamlı olan ibadet makbuldür der. İbadetin makbuliyeti az ama devamlı olandır. Bir kimse bıkmadan, usanmadan bir ibadetine kendine virt edindiği bir ibadeti devam ettirmeli. Bunlar normalde namaz virt olur mu diye düşünmeyin. Namaz da virtiz. Nafile bağlı. O yüzden bir kimse bir nafile kendince gücünün nispetinde ona başladığı zaman onda devam etmeli. Bir ibadete sûfîler buna çok dikkat ederler. Bir nafileye devam edecekse gücünün kaldırabileceğini kendisinin bıkmayacağı bir şeyi normalde sûfîler tercih ederler. adamın birisi geldi ya devamlı oruç tutmak istiyordu. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ona dedi ki ayın ortasında sonunda onu sona başında tut dedi.

Daha fazlasına gücüm yeter deyince dedi ki pazartesi perşembe devam et. Kimse yine dedi ki daha fazlasına gücüm yeter. O zaman ona dedi ki Hazreti Davut’un orucu gibi yap. Bir gün boş bir gün dolu tut dedi. Bazı rivayetlerde Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin genel olarak bu oruca devam ettiğini söylenir. Bazı rivayetlerde Hazreti Ayşe annemizin rivayetlerinde sanki hiç oruç tutmayacakmış gibi günlerce oruç tutmazdı. Sanki hiç iftar etmeyecek gibi de günlerce de oruç tutardı. O yüzden bu rivayetler sizin kafanızı karıştırmasın. Burada Ümmet-i Muhammed’in kendince bütün herkesi hitap edecek Ümmet-i Muhammed’in hepsine hitap edecek Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinde âyet-i kerime-i mucibince güzel örnekler vardır.

O yüzden bir kimse kendince o güzel örneklerden birisini kendine alıp virt edinebilir. Burada önemli olan bu hadîs-i şerifte benim anladığım benim çıkaracağım ders bir kimsenin az ama devamlı bir şekilde nafileleri yerine getirmesi. Az ama devamlı. Burada başka bir hadisi kutsi de Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Allâh yazmaktan usanmaz ama siz işlemekten o ameli yapmaktan usanırsınız der. O yüzden usanmadan, bıkkınlık yapmadan bizdeki virt, günlük virtler olabildiğince hafif tutmaya gayret ederiz. Hafif tutmaya gayret etmemizin sebebi o kimse virde boğmak değildir. Az ama devamlı yapsın. Normalde virdini terk etmesin. Virdini normalde terk ederse daha sıkıntılı olur. ara ara diyoruz.


2. Bölüm

Çekemiyorsanız söyleyin. bunu böyle çünkü bir kimsenin ahitleşerekten virt alması o nafileyi vacip eder. O vacipten o kimse sorumlu olur. O virdini çekmezse, o virdini tamamlamazsa bunun sorumluluk onda sıkıntı oluşmasın diye. Diyorum ki paylaşın, söyleyin. virdinizi hafifleştirelim, kolaylaştıralım. Böyle virt çekeceğiz deyip de onun altında ezilmesinler diye. Çünkü söz konusu olan az ama devamlı ibadet etmek, az ama devamlı nafileleri takip etmek, onları yerine getirmek. Allâh bizi onlardan eylesin inşâAllah. Âmîn. Amur bin Şüayb babasından, o da dedesinden şöyle anlatıyor. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Tek başına yolculuğa çıkan şeytan gibidir. İki kişi de iki şeytan gibidir.

Ama üç yolcu bir kafiledir. Nevev-i riyâs-salih’in yukarıdaki hadise anlayamadım açıklar mısınız? Muhakkak ki yolculuklarda Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri yalnız yolculuğa çıkılmasını çok uygun görmezdi. Tabii bunun çok uygun olmayışının sebebi yol güvenliğiyle alakalı meselelerdir. Normalde, o yüzden mesela hanefiler üç kişi olunca, normalde cemaat hükmüne bu tip hadîs-i şeriflerden çıkarlar. bir kafiledir deyince üç kişi bir cemaat oluşuluyor. Cuma kılacak olan kimseler üç gün hanefi, üç kişi olursa, hanefiye göre o kimse cemaat hükmündür. Cuma kılınabilirler. Şafilerde cemaat oluşması için kırk kişi lazım. Aynı şekilde şafiler yolculuklarda da kırk kişi ararlar. Mesela bir kadın eğer seyahat edecekse tek başına yanında mahrem olmak istedin, imam-ı şafiye göre kırk tane mümin insan olursa, kadın mahremsiz onlarla seyahat edebilir hükmü vardır.

O yüzden şafilerde cemaat oluşması, cemaat adedi bu noktada kırk kişidir. Hanefilerde ise üç kişidir. Üç kişi bir araya gelirse cumaatlar. Çünkü cemaatı birinci derecede aranın olacak bir şartlardan birisi, o da cemaat olması lazım. Tabi bu normalde cemaatın eda şartları ile sıhhat şartları farklı. Bu söylediğimiz şey sıhhat şartları şartı. Hanefiye göre eda şartları farklıdır. Eda şartların oluşabilmesi için bir ülkede halifenin namazı kıldırması veya halifenin tayin ettiği bir kimsenin namazı kıldırması gerekir. O yüzden halifelik ilga edilince daha doğrusu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin uhdesine gönderilince halifelik cuma meselesi çıkar. Cuma meselesi çıkınca Atatürk bir generge yayınlar.

Atatürk’ün genergesi ile bütün ülkedeki mescitlerde, camilerde cuma kılınabilinir diye bir generge yayınlar. Biz o generge ile şu anda cumaları kılıyoruz mescitlerde, camilerde. Tabi Atatürk ne kadar İslam halifesidir ne kadar değildir o ayrı bir tartışma konusu. Ama normalde eda şartlarından birisi budur. Mesela eda şartlarından birisi cumanı şehirde kılınmasıdır. İmam Muhammed’e göre ve İmam-ı Azam’a göre bir yerin şehir hükmünde olabilmesi için orada kısasların uygulanması gerekir. Eğer orada kısas uygulanmıyorsa, İslam hukuku uygulanmıyorsa orası şehir hükmünde değildir. Şehir hükmünde olmadığından dolayı İslam hukukunun ceza sisteminin veya kanun sisteminin uygulanmadığı bir yerde şehir hükmünde değil.


3. Bölüm

Bunlar eda şartlarından önemli olan şeyler. Normalde bir de ayrı bir tek merkezde kılınması, tek merkezde kılınması mümkün değilse, mümkün değilse şehri bölen bir nehir, büyük bir vadi varsa o zaman her iki tarafta ayrı ayrı kılınabilir gibi eda şartları var. Cuma şartları, cumanın sıhhat şartlarının içerisinde de cemaat olmak vardır. Bu normalde eda şartlarıydı az önceki meseleler. Biraz böyle İslam’ın hukukuna ilgilendiren, İslam’ın siyasi sistemine ilgilendiren bir meseledir eda şartları. Sıhhat şartları ise kişinin bireyle alakalıdır. Mesela bireyle alakalı, onun Müslüman olması, onun hür olması, onun Müslüman olması, onun hür olması, cemaat olması gibi bunlar da sıhhat şartlarıdır. bunlardan birisi de cemaat oluşması, üç kişi olunca da ne oldu Hanefiye göre cemaat oluşmuş oldu.

Sakın bu eda şartları yerine getirilmediği için orada cuma kılınmaz diye düşünmeyin. Hanefiler bu konuda üç kişi toplandığında cumayı kılarlar. Velev ki eda şartları yerine getirilmemiş olsa bile. Tuvaletini söyleyebilir haldeki erkek çocukların sürekli kadınların meclislerinde bulunmaları uygun mudur? Şimdi bununla alakalı bu tuvaletini söylüyorsa babasının yanında duracak lafı var ya bana ait olan. Normalde bir erkek çocuk tuvaletini söyleyebiliyorsa normalde erkeklerin yanında bulunması uygun. Erkek çocuklar erkeklerin yanında içinde, kız çocukları da kız çocuklarının yanında, bayanlarının yanında, bayanlarının içinde büyümesi lazım. Ne erkek çocuklarının, bayanlarının içerisinde büyütmeye çalışın ne de kız çocuklarının erkeklerin içerisinde büyütmeye çalışın.

Bunların ikisi de sıkıntılı. Bakın ikisi de sıkıntılı. Dergan içerisinde şimdi anneler mecbur kalıyorlar çocuklarını yanlarında getirmeye, yanlarında taşımaya. Çocuk gelmiş böyle akıl bali değil fiziki olarak belki de ama aklı yerinde. Şimdi ilkokul çocuklarının hemen hemen sevgilisi var. Çocuklar biliyorlar bunları. Öyle olunca o erkek çocuğun bayanların meclisinde durması çok hoş değil. Ama zaruret varsa mecburet varsa en azından bir yerde böyle bir çocuklara hafif bir oyun gibi bir şey takip edip onlar farklı bir yerde toplanabilirler. Annelerin eşlerinden mahalle dersleri olsun erkek erkeğe olunan ya da daha genel yerler olsun erkek çocuklarını da beraberinde götürmesini isteme hakları var mıdır?

Evet adam bunu istemeye istemeye yapıyorsa kadın bunu talep ederek ona zulüm etmiş olur. Hayır bunlar normalde çocuklar babaya aittir. Çocuğun eğitimi çocuğun sevgi idareci çocuğun gelişimi birinci derecede babanın sorumluluğundadır. İslam kadına da sorumluluk verir. Ellerinizin altındakilerden sorumlusunuz derken hem erkeklere hitap eder hem de kadınlara hitap eder. O yüzden kadın da erkek de çocuklarının eğitimlerinden çocukların gelişiminden çocukların bu noktada sevgi idaresinden sorumludurlar. Ama birinci derecede erkekler çocuklarından sorumludurlar. Bir sıkıntı bir problem olduğunda erkek çocuğuyla ilgilenecek. Erkek çocuğuna bakacak. Bizim toplumuzda bu böyle çok yerleşik düzen yerleşik bir sistem gibi değil.


4. Bölüm

Hatta böyle evliliklerde ayrılık söz konusu olunca hemen kadınlar çocuklarını alıp gidiyorlar veya erkek hemen çocuğunu kadına veriyor. Ondan sonra erkek bir an önce zaten çocuğu kadına bırakayım kurtulayım bu meselenin içerisinden diye düşünüyorum. Bu sefer normalde kadın da bunu kabul ediyor. Kadın ilk önce bunu bir erkeği zora sokmak olarak düşünüyor. Çocuğu almakla. Aslında erkeği zora soktuğu falan yok. Erkeğin daha fazla işine geliyor. Erkek kılçıksız balık gibi oluyor. üç tane çocukla iki tane çocukla bir adamın hangi kadın evlenir onunla? Bir tane çocuk iki tane çocuk üç tane çocuğu olan bir erkeği kim evlenecek elini kolunu sallaya sallaya? Adam normalde boşanıyor gidiyor bir daha evleniyor ondan çocuk oluyor ondan da boşanıyor o da anasına gidiyor bir daha evleniyor.

Ondan çocuk oluyor o da anasına bir daha evleniyor dolaşıyor adam. Nasıl olsa her evde bir tane iki tane üç tane çocuğu var ev başlarında da bir kadın var hasbel kadar onlar bakıyorlar. O kadının annesi babası dedesi nenesi hepsi de ne yapıyor çocuk bakacağız diye uğraşıyor. Erkek ne yapıyor yeniden evleneceğim diye uğraşıyor. Erkek de yeniden evleneceğim diye uğraşıyor neden nasıl olsa çocukların bakanı bir tane bakıcı buldu hatta bir tane dedi. Kızın kendisi anası babası dedesi nenesi teyzesi halası neyse varsa kız tarafının hepsi de ne? Çocuk bakıcısı çocukların babası nerede dolaşıyor bir daha evlenecek. Eee çocuklar annesinde bir de anneler böyle şedidler ki çocuklarını kaptırmıyorlar adama.

Onunla ders veriyorlar görüştürmüyorlar konuşturmuyorlar çocukları göstermiyorlar onunla bir şey yaptığını zannediyor cehaletten. İslam’ın hukuku belli kardeşim sen boşanmak mı istiyorsun evet al çocuklarını git. Allâh yolunda açık etsin. Çocuk babaya ait. Nasıl basmaya? Bu karıya al parayı mı oynuyorsunuz bir koyduk üç alacağız geriye. Ama öyle değil Allâh muhafaza eylesin. Bu yerleşik çocuklar muhakkak bakmak anneye ait böyle birinci derecede. böyle Hazret-i Ömer Radıyallâhu anh Hazretleri çocuğunu terkisine almış götürecek. Boşadığı eşinden ufak bir çocuk var annesinin yanında yaşesinde sağlıyor Hazret-i Ömer Efendimiz. Hemen kadın koşuyor Hazreti Ebu Bekir Efendimiz’e benim çocuğum alıp gidiyor diye Hazreti Ebu Bekir Efendimiz o zaman için halife.

Ya Ömer de bırak çocuğu annesine. Çocuk küçük çünkü annesi bakacak eyvallâh. Ama yaşesi kime ait erkeğe ait. Adama soruyorum şimdi ben böyle ayrılacak olanlar geliyorlar. Bu çocuğu al götür. Bu çocuğu bakmak için bir kadın tutsan kaç paraya gelir? Bir kadın en az iki lira. Hadi 1500 liraya gelsin. Kaç saat? Sekiz saat? On saat çalışacak. Gece erkeğe ait. Bu kadının sigortasıyla beraber iki lira mı maaşı? Nerede oturacak bu kadın? Bir evde oturacak. Bu çocuğu nerede bakacak? E senin evinde bakacak ya da başkasının evinde. Senin evinde bakmayacaksa başka bir evde bakacaksa en az bin lira da ev kirası. İki bin lira çocuk bakıcısı üç lira. Ee ağzın yüzün bin beş yüz lira da öyle koy bakım evin masrafı olarak dört bin beş yüz lira beş bin lira.


5. Bölüm

Ver oğlum beş bin lira boşak adını ses yok. Neden boşadın? Söyle. Boşama sebebin ne senin? Hık çıktı. Öyle oldu da böyle oldu. Yavrum farzla gel. Günahı kebairle gel. Şununla gel. Bu kadın ne yaptı sana? Esesi yok. Neden? Toplumda yerleşmiş. Adamın canı sıkılınca boşacak. Allâh muhafaza eyledi. O yüzden normalde çocuklar da babaya et bakıma. Kadın erkekler hiç olmazsa erkek çocuklarını derse giderlerken yanlarında götürsünler. Onlara size ağırlık gibi gelmesin. Dört yaşındaki beş yaşındaki çocuk dergahta uyusun. Dergahta uyumayıp dergaha getirilmeyin. Ondan sonra yok uykusuzdur evde otursun. Yok ne yapacak gelip de şimdi evde bilgisayarda oyun oynasın. Evde oynasın diyen kardeşlerin çocuklarını gördük hep.

İmtihanı ağır olur. Veyahut da anneler kız çocuklarını derse götürmüyorlar. Gittikleri yerlere götürmüyorlar. O kendi çocuklarıyla diyalog kuramıyor. Anneler, babalar kendi çocuklarıyla diyalog kurup kendi gittikleri yerlere götüremiyorlar. Ondan sonra o çocuklardan imtihan yaşıyorlar. Sonra dua et, neşesine dua edin. On beş yaşına kadar bu çocuğu neden getirmedin ki herkes getirirken? Ya senin gittiğin yeri sen mi beğenmiyordun? Kimisi bir meslek sahibi olur da çocuğuna o meslek sahip etmek istemez ya. Dükkana girmesin. Neden? Bu mesleği yapmasın. Peki ne mesleği yaptıracaksın bu çocuğa? O çocuğu o mesleğe götür. Ses yok. Burası esnaf ve sanatkarların yaşandığı bir yer değil ki burası derga.

Senin oğlum kaç yaşında? Beş yaşında, altı yaşında. Nerede? Evde. Ne yapıyor? Televizyon izliyor. Ne yapıyor? Oyun oynuyor bilgisayardan. Ne yapıyor? Herhangi bir oyun sistemi var. Oyun sisteminden oyun oynuyor. Altı yaşında, yedi yaşında, on yaşında, on iki yaşında, on üç yaşında erkek çocuk bir müddet sonra zaten derse gelmek istemiyor. Neden? Nefsine uğur geliyor. Aynı şey kız çocukların içinde geçerli. Önce kendileri götürmüyorlar, alıştırmıyorlar yanlarında anneler. E sonra kızlardan problem yaşanıyor. Erkeklerden problem yaşanıyor. Yaşanır. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden yanlarında taşıyacaklar kardeşler, arkadaşlar. Çocuklarını dergahta yetiştirmek kadar büyük bir lütuf, büyük bir ikram yoktur.

Çocuğunu dergahta yetiştirmek kadar büyük bir lütuf, büyük bir ikram yoktur. Tekrar söyleyeyim. Çocuğunu dergahta yetiştirmek kadar büyük bir lütuf, büyük bir ikram yoktur. Bunun altını çizerek söyleyeyim. Allâh muhafaza eylesin. Allâh’a emanet olun. Ve lit min numir, babasının şöyle dediğini anlatıyorum. Bizden öncekiler derlerdi ki, doğruluk Allâh’tandır. Edeb ise babalardandır. Edeb-ül müfret. Edeb-ül müfret. Edeb-ül müfret. Edeb-ül müfret. Edeb-ül müfret. Edeb-ül müfret. Edeb ise babalardandır. Edeb-ül müfret. Fazla hareketli söz dinlemeyen, etrafındaki insanlara ve eşyalara zarar veren, bir erkek çocuğun terbiyesine sorumlu olan yalnızca anne midir? Babalarda bu tür çocukların sorumluluğunu almalı değil midir?


6. Bölüm

Muhakkak ki. Çocuklar sonuçta babaların, erkek çocuklar bilhassa babalarının yanında yetişecek. Bir anne bir erkek çocuğa ne derse desin, çok fazla söz geçiremez. Bir yere kadar geçeriz. Bir anne kız çocuğuna da nereye kadar olursa olsun bir yere kadar söz geçeriz. Bir baba edebi, bir baba düşüncesi, bir baba ağırlığı olması lazım, hissedilmesi lazım. O yüzden böyle bu tip çocuklara da baba bunun elini altına almalı, bunu eğitmeli inşâAllah. Derviş babaların bu çocuk yerinde durmuyor, benim sözümü dinlemiyor. Veyahut meşgulüm deyip çocuğu sürekli başlarından sarıp annelilere yönlendirmeleri ve onlarla sürekli ve sadece annelerinin içine geçiyor. İlgilenmelerini istemeleri hakları mıdır? Hayır.

Ciğeri yanmış bakın bayanların. Erkekler, erkek çocuklarınızı da ilgilenin. Allâh iyi etsin inşâAllah. Ben haç için iki ay önce özel şirkete yazılıp bir miktar kapora yatırdım ve o an haç için niyetlendim. Bugün şirketten haber geldi kalma surelerini uzatmışlar. Benim bu kadar iznim yok bu nedenle gidemiyorum. Bu duruma çok üzülsem de içime bir huzur çöktü. Haccım hacca olmuş mudur? o zaman başka bir firma arayacaksın. Daha kısa götüren bir firma olabilir. İçerini bilmiyorum. Diyanetle mi gidiyorsunuz yoksa işçi vizesiyle ama soruyu soran burada mı? Bayanlardan demek ki. Bu normalde vardır muhakkak. Daha kısa süreli gidip gelenler incelemek lazım, araştırmak lazım. Efendim? Bilmiyorum belki de devlet memuru değilse.

Sağlıklı ömürleriniz olsun öncelikle sizin ve arkadaşlarınızın. Ramazan ayında bir haber kanamında bir saat yakın bir sure peygamberlikten sonra en yüce makam şehitliktir konusu işlendi. Peygamberlerin kaygıptayla bakacağını umduğumu zikir ehli onca hadîs varken önemli değil mi sizce? Önemli ama zikir ehlini öne çıkarmak istemezler ki. Zikir ehlini öne çıkarırlarsa diyecekler ki bu zikir ehli bu zikir halakaları nerede? O zaman da iş başka bir yere dönecek. O yüzden İslam dünyasında şimdi böyle bir yaklaşık 150 yıldan beri sufilerle alakalı bir örtme politikası var. Bu devam ediyor. Normalde İslam dünyasının dağılmışlığını, İslam dünyasının ekonomide, siyasette, askeriyede, bilimde, sanatta, kültürde geri kalmışlığını.

Ne yazık ki İslam’ın içerisine İngilizlerin, Batınların koyduğu değişik entelektüelmiş gibi görünen kimseler bunları böyle önce medreselere, önce sufilere, sonra medreselere bağladılar. Şimdi de İslam’a bağlıyorlar. Siz gerisiniz. Sebebi de bu âyetler diyorlar. Hadisleri de geçtiler artık. Bunlar yavaş yavaş adım ilerlediler. Önce dediler ki bu tarikatlar, bu sûfîler, bu dergahlar İslam dünyasının geri kalmasına sebep oldular dediler. Eyvallâh. Ne yapalım? Kapatalım. Kapattık hepsini. Şehirleri de dervişleri de astık. Konya’da bir gecede 600-700’e yakın şeyh derviş asıldı. Hala da istiklal mahkemelerinin dosyaları açılmaz bu ülkede. İstiklal mahkemeleri nerede ne kadar insan astı? Nerede ne yaptı?


7. Bölüm

Bunlar hala da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde açıklanmaz, açılmaz. Meclisteki ilk meclisin tutanakları açılmaz. Bunlar okunmaz. O yüzden bizde hala da bu tip şeyler böyle gizli kapaklı örtülü bir şekilde durur. Bu ülke zaman zaman bu adaletsiz kıyımlara, bu adaletsiz katliamlara ne yazık ki maruz kalmıştır. Hala da maruz kalır. 28 Şubat’ın hesabı soruldu mu? Bak sorulmadı. 28 Şubat’ta maruz kalan o günün tabiriyle Refah Partili’nin en üst yöneticileri dahi davacı olmadılar. Ben hakkımı helal etmiyorum onlara zaten. Varsa bir hakkım helal değil. Adamlar gittiler mahkemede davacı olmadıklarını söylediler. Ve 28 Şubatçılarla hiçbir işlerinin olmadığını söylediler. Onlarla hiçbir problemlerinin olmadığını söylediler.

Evet. o kadar 28 Şubat zulüm yaptı. İmam hatipler kapandı. Kur’ân kursları kapandı. Kur’ân kursların binalarına el konuldu. Kadınlar kızlarımız başörtülüleriyle okullara gidemediler. Hepsini de başlarını açtırmaya kalktılar. O İstanbul Üniversitesi’nin içine tejjid odaları koydular. Başörtülü gelenler orada başörtülerin orada çıkarsınlar diye baskı yaptılar. Kameralar koydular. Odaları aldılar. Burada burada Bursa’da kız imam hatibin önüne polisler geldi bütün her şey geldi. Kız imam hatibe başörtülü katmadılar. Normal imam hatipleri başörtülü katmadılar. Burada bu ülkede oldu bunlar. Dergahlar basıldı hepimiz basıldık. Operasyon yaptılar hepimize. Hepimize. Vergi darelerini gönderdiler. Vergi müfettişlerini gönderdiler.

İnceleme yapmadan hiçbir şey yapmadan cezaları yazdılar. Benim ceza aldığım dava 28 Şubat’tan. Bakın fatura yok meydanda bana ceza kestiler. Faturayı kendi normalde böyle asabımın bozukluğundan aklıma gelince konuşacağımı unutuyorum. Mahkemeye yazı yazdım. Ceza verdiğiniz faturaların bana bir fotokopisini verin diye. Mahkeme bana cevap bile vermedi. Büyüs Mahkeme’ye gönderdi. Söz konusu olan faturalar yoktur dedi. Olmayan faturadan ceza edin. 28 Şubat’tan kalan bunlar. 28 Şubat’tan kalan. Açık açık konuşacağım şimdi. Hiç böyle sözümü esirgeneden. O 28 Şubat’ta müdahil olmayan, davacı olmayan, 28 Şubatçılarla hiçbir meselemiz yok diyen, Refah Partisi’nin uzantısı olan Saadet Partisi de gitti.

Şimdi 28 Şubatçılarla ittifak etti. Ben bangır bangır bağırıyorum. Ebediyende bağıracağım. Bu bir kin değil. 28 Şubat’ı yapan, yaptıran, destekleyen hiç kimseye hakkı melal değil. Hiç kimse. 28 Şubat’ı kim yaptıysa, kim yaptırdıysa, arkasında kim varsa, kim desteklediyse, benim kendi dergamın içerisindeki benim kardeşim gibi gördüğüm kimseler de buna dahil. Onlar da korktular, tırstılar, gittiler, sattılar kendilerini. Dersleri iptal ettiler, basılmaktan korktular, sürülmekten korktular, iflas edilmekten korktular, korktular da korktular dergalarının tekerlerinin ders yaptıkları yerlerin kepeklerini indirdiler. Onlara da hakkı melal değil. Ben açık konuşuyorum. Varsa helal değil. 28 Şubat’ta biz derslere devam ederken, bizi de bırakıp giden, korkan, tırsan, çekinen ne varsa, hiçbirisine de hakkım helal değil.


8. Bölüm

Açık mı bu konuda? Varsa bir hakkım helal değil. Neden? Direnmediler. Direnmediler. O yolu seçmediler. Çünkü direnmemek, onu desteklemektir. O zaten tekkenin kapısını kapatmanı istiyor. Sen kapattın mı kapattın. Kerhen destekledin onu. Kerhen destekledin. O yüzden bir toplulukun içerisinde 28 Şubatçılar var mı var, o topluluk benden değil, benden uzak olsun. İsterse içinde kim olursa olsun. Netim bu konuda. Kardeşim 28 Şubatçı mı bu adamlar evet. Bunlar 28 Şubat’ı destekledi mi evet. 28 Şubatçılarla beraber hareket ettiler mi evet. Briefinglerde beraberdiler, her yerde beraberdiler. Hakkım helal değil, bizden uzak olsunlar. Bu kadar. İsterse o kimsenin alnı secdeden kalkmasın. İsterse o kimsenin zikrullah alakasında her daim dursun.

Eğer 28 Şubatçılarla beraberse daha ağır konuşacağım. Vallahi de soysuzdur, billahi de soysuzdur. Kim olursa olsun. Kim olursa olsun. Onlarla beraber mi evet. Senin soyun kanın bozuk kardeşim. Allâh yolunu açık etsin sen. Çünkü Müslümanlara zulmeden, Müslümanlara eziyet eden, Müslümanın başörtüsüyle, sakalıyla, şavvarıyla, cübbesiyle, sarıyla, tekkesiyle, Kur’anıyla, Kur’ân kursuyla mücadele eden, savaşan bir kimseyle sen nasıl beraber olursun? Sen nasıl beraber olursun kardeşim? İman bunu müsaade etmez. İman ettiysem sen Musa’dan yana olacaksın, Firavun’un yanında ne işin var senin? Sen iman ettiysem Süleyman’dan yana olacaksın. Sen iman ettiysem Muhammed’in, Mustafa’nın safında duracaksın sallallâhu aleyhi ve sellemin.

Senin Ebu Cehil’in safında ne işin var? Senin Utbe’nin, Şeybe’nin safında ne işin var senin? Senin müşriklerin, kafirlerin, gavurlarının safında ne işin var? Sen iman etti misin? La la ila la Muhammed’e Resûlullâh dedin mi? Sen iman etti misin? La la ila la Muhammed’e Resûlullâh dedin mi dedin? Ne işin var gavurların safında senin? Ne işin var münafıkların safında senin? O münafıklarda öyle demişlerdi zaten o gün için münafıklık alameti oydu. Dediler ki yaz şimdi biz hurmalarımızı toplayacağız. Biz hurmalarımızı toplamazsak ne yaparız? O gün için de öyle dediler. Mustafa abi bize ders yaptırıyor efendim. Bizi alır götürürlerse başımıza bir şey gelirse bizim dükkanlarımızı kime aşağı kapatacak?

Kardeşim başımıza iş mi açalım, işimizden bulalım, memurluğumuzdan mı atılalım? O gün için 28 Şubat’ın zulmüne boyun eğecek olanlar kendilerine bu bahaneleri buldular. Öbür günlerde havayı sıcak bulmuşlardı Medine’deki münafıklar. Hurma bahçeleri normalde hurma toplanacaktı. Ondan sonra hurma bahçeleri bozulurdu. Hava çok sıcaktı. Haşa özür dilerekten söylüyorum onların tabiriyle. Muhammed’in peşinde mi koşacaklardı? Öyle diyorlardı. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden 28 Şubatçılarla bir ve beraber olanlar desteklediler onları. Allâh muhafaza eylesin. Onlarla beraber oldular, onlarla beraber durdular. Şimdi de beraberler zaten. diyorlar ya anca beraber kanca beraber diyor. Beraberlikleri devam ediyor.


9. Bölüm

Allâh bizi muhafaza eylesin. Aklınızı helal edin. Varsa sorusu olan birikiden soralım. O yüzden Allâh muhafaza eylesin. Zikir eğilini öyle çok revaçta görmezler, çok fazla görmezler. Efendim? Güler. Nasıl bir ibadet eden, iyi doğru güzel bir kimseyi seven kimse o amelleri işlemese dahi ondan ona bir hayır sevap yazılıyorsa, bir kötüyü seven, kötüyü metheden kimse de o kötülüğü fiilen icra etmese dahi o kötülüğü yapmış gibi günaha giren. Bu ülkenin en büyük problemlerinden birisi Güneydoğu’daki terördür. Bir ara ülkenin her tarafında vardı. Bu Güneydoğu’da oluşturulan terör, dış kaynaklıdır. Bu zaten zaman içerisinde dış kaynaklı olduğu iyice belli oldu. Orta Doğu’da herkesin bir teröristi var şimdi.

Fransa’nın var, ABD’nin var, İngiltere’nin var, İsrail’in var, Rusya’nın var, İran’ın var. Bütün ülkelerin şu anda orada kendi teröristleri var. Bunu alfabedeki harf yetmiyor artık. Pa, K, K, Y, G, B, B, T, S, N, D, A, Ş, G, B, C, ne istersen. 29 harf yetmiyor. Orada herkesin bir teröristi var. Herkesin. Ve bu teröristler ne yazık ki Orta Doğu’nun ortasına atılmış büyük bir fitne. Bunlar ahir zaman elameti. Bunlar hadislerde geçen hadiseler. Ve orada o teröre destek olan, o terörle beraber hareket eden, o teröre sempatiyle bakan, evet, o terörü yapmış gibi günaha girer. Açık açık konuşacağım. O terörünün, o teröristlerin, o terörünün Türkiye’deki siyasi uzantısı HDP. Ya bundan da bir şey değil.

Siyasi uzantısı HDP. Ya bundan daha açık bir şey olur mu? Adamların hepsi de bir numaralı terörist. Onunla beraber olmak, onunla beraber hareket etmek, onunla aynı kaptan yemek yemek, onunla aynı yolda yürümek, aynen onun yaptıklarını kabul edip, o yaptıklarından hepsinden de sevabını, günahını alacak onlarla. Ya bu nasıl bir Müslüman? Bu nasıl bir milliyetperverlik, bu nasıl bir vatanperverlik? Adam sivil, asker, polis, çocuk hiçbir şey dinlemeden, okuldur, camidir, mekteptir, medresedir, evdir, bartır, dinlemeden, yakan, yıkan, vuran, öldüren, kıran, Güneydoğu’yu burnundan fitil fitil getiren, memleketin huzurunu kaçıran, Ankara’da, Bursa’da, İstanbul’da her yerde bomba patlatan, terör uzantısı, terörün siyasi uzantısıyla yan yana olacak, Allâh.

Onunla beraber olacaksın, Allâh Allâh. Bu şeytanla nikah kıyısan şeytan şeytan dersin, bilirsin kendini onu göre muhafaza edersin. Bunlar şeytandan daha aşağılık. Bunlar şeytandan daha aşağılık. Bunlarla beraber olan onlardan daha aşağılık. Bu nasıl bir iman ya? Benim için parti değil, ben memleketimi düşünüyorum. Ben gelecek çocuklarımızı düşünüyorum, memleketin huzurunu düşünüyorum. Türkiye’nin milyon dolarlığını düşünüyorum. Gencecik çocukların gülerekten şu heda şerbetini içmesini düşünüyorum. Bu çocuklarla beraber olacağım. Bu çocuklarımız nerede şehit oluyor? Bu polisimiz nerede şehit oluyor? Bu askerimiz nerede şehit oluyor? Dava ne kardeşim? Davan ne? Belli. Ne davası? Ölünmek. Ne davası?


10. Bölüm

Ne davası? Ben diyor burada ABD’nin, İngiltere’nin, ondan sonra onun bunun piyonu olacağım diyor. Başka bir şey değil. İsrail şimdi batının himayesinde, batının korumasında olmamış olsa orada devlet kurabilir miydi? İsrail şimdi batının korumasında olmamış olsa orada durabilir mi? Bir tane soysuzluk yetmedi, bir soysuzluk daha Müslümanların kalbine. Başka bir şey değil. Bakın başka bir şey değil. Ört boyuna. Başka terenlenirler çal. Yok kardeşim ya. Bu milletin Kürt’le Türk’le alakası yok. Şimdi desem ki burada Kürt kökenler elini kaldırsın diye %50’dir. Kaldırın ellerinizi. Bitti. Var mı bugüne kadar burada ırkçılık yapıldığını duydunuz mu? Hayatı burada ayrıştıran, dönüştüren, öteleyen bir söz konusu değil ki.

Derdimiz bizim terörle ya. Kendilerine, El’in Amerika’sına, İngiltere’sine, Fransa’sına, Hollanda’sına, ABD’sine, İsrailine peşkeş çekmiş kimselerle işimiz. Mermiyi kime sıktın ya? Onu söyle bana. Mermiyi kime sıktığını söyle bana. Kim? Asker. Kim? Polis. Kim? Oradaki sivil vatandaş. Bombayı kime patlattın ya? Kim? Asker. Kim? Polis. Kim? Sivil vatandaş. Nereye bombaladın? Okulu. Nereye bombaladın? Camii. Nereye bombaladın? Devlet dairelerini. Nereye bombaladın? Belediyeyi. Belediyelerin paralarını nereye harcadın? Teröristlere. Yol su elektrik olarak dönmedi. Ya teröristlere araç, gereç, para olarak döndü. E şimdi kimle berabersin? Teröristler. Müslümanların en büyük handikabıdır. Hep söylerim. başında ya derviş kardeşin.

Vay ya sarını neden böyle bağlanmış? Bu sarık böyle mi bağlanmalı? Biz yanımızdaki Müslüman kardeşimizin, derviş kardeşimizin hatasını kocaman yapar, gider gavurla iş birliği yaparız. Ya neden onlar, ya görmüyor musun sarığını nasıl bağlanır? Ya bu sarığını eksik bağlamış. Hadi sünnette eksiklik yapmış. Veya haram işlemiş ya. Farzı yerine getirmemiş. Haram işlemiş kardeşim. Haram işlemiş. Günahı kebar işlemiş. Günahı kebar işlemiş. Beraber saf tuttuğun kimse. Sen nasıl gavuru tercih edersin ki Müslümanın günahından dolayı? Sen nasıl Müslümanın günahından dolayı teröristi tercih edersin ki ya? Bu nasıl iman? Bu nasıl iman ya? Bu nasıl vatan sevgisi ki? Sen Müslümanın kusurundan dolayı gidip gavurla iş tutuyorsun.

Bu nasıl bir iman? Ben bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden terör sevgisi en az terörist kadar günaha girer. Terörü bulaşmasa dahi. Sevmekten dolayı. Bir kimse, fıkıhçılar böyle hükmetmişler. Bir kimse kumar oynanan bir masaya otursa, kumar oynayanları seyretse, onlara muhabbet besliyor çünkü kumar oynayanlar. Kumar oynamış gibi günaha girer. Orada toplanmışlar, içki içiyorlar. Müslüman içmiyor hesapta. O içki içenleri sevse, onlara karşı muhabbet beslese, vay ne güzel eğleniyorlar, içiyorlar be, vay be dese, içmiş gibi günaha kebaire girer. Allâh’ın haram kıldığı bir şeyi, bir kimse haram, harama muhabbet beslese, o haramı açıktan işleyenlere, o haramlarından dolayı muhabbet beslese, o haramı işlemiş gibi günaha kebaire girer.

Hadîs, mealen söyleyeceğim. Mealen söyleyeceğim. Mahşerde hesap zamanında öyle kimseler olacak ki, diyecekler ki biz bu günahları işlemedik ki. Bakın diyecekler ki biz bu günahları işlemedik ki. Onlara bir nadi seslenecek. Siz bunları sevdiğiniz, bunlara muhabbet ettiniz. O kimse diyecek ki benim böyle bir sevabım yok, ben bu sevabı bu hayır hasenatı işlemedim ki. Cenâb-ı Hak diyecek ki onlara. Siz o hayır hasenat işleyen, onları yapanları sevdiğiniz, onlarla beraber oldunuz. O yüzden hayır hasenatı, iyi ve iyilikleri sevmek nasıl sevap ise, onlardan yazılıyorsa, kişi sevdiği nedir hadîs-i şerif? O zaman kötüyü sevenler, kötülükleri sevenler de, o kötü ve kötülüklerden nasiplerini alacaklar.

Allâh muhafaza eylesin. O yüzden Cenâb-ı Hak gümlemizi, maddi manevi korusun inşâAllah. Memleketimizi de korusun inşâAllah. Lâ ilâhe illâllah. el-Fâtiha. Âmîn.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Vird, Zikir, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı