1. Bölüm
Selamun aleyküm. Allâh gecenize hayır etsin inşâAllah. Senin hakkınızı hayırlı eylesin. Aynınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Zikir esnasında çalgı kullanmak, neyi, defi, davul, cahil kullanmak. Bunu normalde neyi, defi, davulu kullanmak haram olduğuna dair herhangi bir ibare yok zaten. Bir şey Kur’ân ve Sünnet dairesinde haram kılınırsa haram kılınanlar Kur’ân ve Sünnet’te belirir. O yüzden İslam literatüründe bu haram mı, niye sorulmaz zaten. Çünkü haramlar bellidir. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetlerinden bu haram mı, bu haram mı, bu haram mı diye sorduklarında Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem adetlerinden onlara böyle soru sormalarını neler?
Ve der ki siz haramları mı çoğaltmak istiyorsunuz? O yüzden bir kimsenin haramları çoğaltma gibi bir yükseği yok. Kur’ân ve Sünnet dairesinde de böyle bir yükseği yok. O yüzden zikir esnasında veya normal zamanlarda bu tip çaldığı aletlerini kullanmakta bir beis yok. Veyahut da malumdur ya, İslam’da eğlenceli veya taçavgı aletlerini kullanan çay derler var. Böyle zaman zaman derslerde bahsederim. düğün cemiyetleri ile alakalı, yıkan cemiyetleri, bayramlar, ilah, ruh, dini bayramlar. Ve aynı zamanda milli bayramlar diye. Bunun yedi yurdu belirlenmiş. O yüzden mesela neyin, neyin, defin, davul çalmanın haram olduğuna dair bir ibari yok. Amma vela kim? İnsanların nefsaniyetini ayağa kaldıracak çaldıcılık ne nedir?
Bir kimse örneğin insanların heva ve heveslerini nefsaniyetini o şey ki nefsaniyetini ayağa kaldıracak bazı hadisiyetler var. Bunlar ne nedir? O yüzden çaldıcılıkla zikrullahda veya ne bileyim bayramlarda, bildiği günlerde davul, def, davul vurmak, düğünlerde def vurmak veya zikrullahda güdüğün vurmak bunlar aynı şeyler. O yüzden çaldıcılıkla düğünlerde ne bileyim böyle insanların heva ve hevesini ayağa kaldıracak şarkıcılıkla zikrullahdaki ilahi söylemek, ilahisem, bendirsem, zizennem bizi insanlığı biraz karıştırıyor. Normalde şarkı dinlemek caiz mi? Örneğin eğer müşrik bir kimse söylüyorsa ondan şarkı dinlenemez. Cariyelerin söylemiş olduğu şarkıları asla dinlerdi. Cariyelerin normalde çaldıcılığını asla bunları dinlerdi.
Ama velakin tekrar söylüyorum insanların heva ve hevesini nefsaniyeti şeytaniyete yönelik çaldıcılık yapmak caiz değildir. Böyle ben yaşta dinler bunu daha iyi bilecekler. Geriye doğru gittiğimizde düğünlerde çaldıcılık yapanlar mesela İslam topraklarında derinlik kavimindeki insanlar yaparlardı. Hiç düşündünüz mü? Cumhuriyet’in ilk yıllarında sanatçı denilen şarkı söyleyen bunun ortada sahnelere çıkanlar gayri-müslüm unsurlardır. İlk tiyatrocular, meddaflıklardır. Ama tiyatro sanatçılığı, ses sanatçılığı, bayanlığı ilk gayri-müslümler aydır Türkiye’den. Çünkü İslam bunları yasakladığından bu tip dişlerle ilgilenenler gayri-müslümler oldu. Düğünlerde eğlence iyi yapan, eğlendiren insanı, düğünlerde bu noktada şarkı söyleyen, düğünlerde çaldı çalanlar Osmanlı’da gayri-müslüm unsurlardır.
2. Bölüm
Gayri-müslüm unsurlardan hanefiye göre dinlemek caizdir. Bunu bizim insanımız ince hıkık literatürünü bilmediğinden dolayı bunu böyle şey yapmalı. Bir de sonradan tedkin ve tedbir adı altında caiz olan şeyleri gayret. Olur ki harama düşebiliriz diye insanları yasaklayan bir zihni etmen bu sonradan başlıyor zaten. Bu ayrı bir mesele. Allâh muhafaza etsin. Zikir esnasında ilahi söylemek caizdir. Normalde bununla alakalı en eski risale Cüneyd-i Bağdadı’nın Sem’a Risale 8’si. O yüzden zikir esnasında böyle nefes denerdi önceden onu. Dört lüktar söylenmesi, birinin nefeslerinin söylenmesi Veyahut da bunu da da söyleyen bir kimsenin kendi kalbine geleni kendi nefes olarak söylemesi caiz görmüştür.
Bunda bir değişim yoktur. Aslında şöyle söyleyeyim. Şimdi zikir hala kalanlarında bu tekkere zaviller kanunu çıktıktan sonra tekkere lao edildikten sonra Zikir meclisleri Cumhuriyet’in ilk yıllarında kaçak bıçak böyle evlerde orada burada devam ederken gümüm adabı, ertanım kayboldu. Aslında zikrullah esnasında çok sık ilahi söylenmez. Zikrullah normalde bir baştan yapılacak olan zikrullah’a uygun bir Kur’ân tilaveti olur Âyet-i Kerime’de Allahü la ilahe illa hu denir hu esması başlanır. Ondan sonra hu esmasının başlangıcını bu âyet-i kerime okunur. Ve böylece zikrullah ile âyet-i kerime ile zikrullah birleştirilir. Zikre böyle devam ederler. Eski zikir usulü budur. Ve bu zikrullah bittiğinde arada birkaç ilahi söylenir.
Herkes o esnada bir demlenir, bir nefeslenir. Bir iki ilahi söylendikten sonra örneğin hu esmasından hay esmasına geçiliyor. Hay esmasıyla alakalı başta yine bir ilahi, bir âyet-i kerime okunarak hay esmasına geçilir. Ve böylece hay esması bitirilir. Aslında ortasına yine bir iki ilahi okunu, ardından hak esmasına geçirirken, yine bir âyet-i kerime’nin başlangıcı okunarken hak esmasına devam edilir. Ara geçişlerde bir tane, iki tane ilahi okunur. O ilahilerde çünkü nasihat vardır. O ilahiyi bütün ehl-i zikredi dinler, ondan nasihat alır. İlahiler nasihattır çünkü. Ben bazen böyle İslami radyoları dinliyorum, ondan böyle şey olmuşlar, Ankara Türküsü gibi. Öyle değil. İlahiler geçmiş mevilerin sözleridir.
İlham üzerine yazılmıştır. Her biri birer nasihattır. Kur’ân-ı Kerim tefsiri gibidir. Âyet tefsirdir, hadîs tefsirdir. Orada nefiste terbiye ile alakalı, Allâh ve Resulunu sevmekle alakalı özlü sözler vardır. O yüzden ilahi dinleyenler, aynı zamanda da nasihat dinlemiş olurlar. O arada bir ilahi zembaşı ölü bir ilahi okur, o günkü günün anlamı, manasını anlatan, Zikrullah’ın anlamı, manasını anlatan bir ilahi seçen, o ilahiyle ilahi zembaşı, unuturup başın aslında cemaata o ilahilerle nasihat etmiş olur. Nasihatçı olur. O yüzden ilahici, ilahici başın refertarı çok geniştir. Refertarı çok geniş olduğundan, oradaki havaya konuma, duruma, maneviyata göre bir ilahi seçip, Zikrullah’ın ara esmasında o ilahi öylesine bir okur ki, herkesi kendinden geçerir.
3. Bölüm
Bir gazel okur, örneğin. O gazelde muhakkak ki bir nasihat vardır. Herkes o nasihatı dinler. O nasihatı dinledikten sonra kendisine çekidüzen verir. Çünkü Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke Fethi’ne giderken onun şairi, önceden müşrikti biliyorsunuz, sonra Müslüman oldu. İsmi neydi hocam? Yusuf hocam aklına geldi mi? Kâb bin Malik. Mekke Fethi’ne giderken şiirler okumaya başladı. Şiirler okumaya başlayınca Hz. Ömer sallallâhu aleyhi ve sellem susturmak istedi. Tabiri caizse ilahi okuyordu, özlü sözler söylüyordu. Hz. Ömer Efendimiz susturmaya kalkınca ona dedi ki, dur ya Ömer, onun sözleri Mekkeli müşriktere sizin mızraklarınızdan daha fazla acı veririz. O yüzden hikmetli söz müminin yitik malıdır.
Kimden gelirse gelsin, ilimdir, onu alır. İlahiler bu manada hikmetli söz noktasındadır. Dinlenilir, dinlenilmesinde, söylenilmesinde bir değişim yoktur. Zikir esnasında raks etmek, belli katlanana kadar büyük bir caiz midir? Raks olunca, raksın önce ne raksa gider, bunu bir sefer anlayacağız. Raksa girin, bunu yine ulema bunu kendince tefsir etmiş. Raksa girmesi için bir kimsenin vücudunun değişik yerlerini titretmesi, oynatması, ayaklarını belli bir ritimle böyle heva ve hevesi göre oynaması lazım. O yüzden zikrullah, ehl-i zikir, hadisi kudside buyrulan, siz Allâh’ı öylesine zikredin ki olumlaşmış buğday başaklarının, bu rüzgarın onları salladığı gibi sallanırız. Allâh’ı zikrederken bir kimse iki ayağını birden yerle temasını kaldırmadan, vücudunu böyle rakkaseler gibi oynatmadan, sallanmasında bir beis yoktur.
Ama böyle ben de bazılarını görüyorum, öylesine hopluyorlar, zıplıyorlar, bana da gönderiyorlar böyle şeylerde, ne o? Facebook’ta, orada burada ama şunu da unutmayın, zikrullahın yapılış biçimiyle alakalı fazlaca âyet ve hadîs yoktur. Yapılış biçimiyle alakalı. Bir tek bu hadisi kudsi var, hafiften sallananız gibisinden, bu hafiften sallanma caiz görülmüş, bundan daha fazlası ehl-i zikir tarafından caiz görülmemiş. Bunun kendilerince caiz görenler var, kendilerince yapanlar da var, ben bunlara katılanlardan değilim. O yüzden zikrullah esnasında bir kimsenin disiplinli bir şekilde Allâh’ın zikretmesi, böyle çok fazla rakkaselavi gibi davranmadan tatlı bir şekilde esmanın komandına göre, sallanmadan sonra bir ritimle sallanmasında bir beis yoktur.
Zikir esnasında, zikir halkasının ortasında dönerek zikretmek caiz miydi? Evet, bu caizdir. Normalde sema ederek, dönmek değildir bizde bu, sema da tanımadı. Sema ederekten bir kimse Allâh’ı zikredebilir mi? Evet. Diyanetin görevli kıldığı hocaların arkasında namaz kılınmaz diyenler var. Sizin görüşünüz mü? Biz Peygamber’in hadisi şerefi mucibince, imam günah işleyen, günahkar, fâsıl bir kimse de olsa, onun imamlığı muteberdir, ona tabi olunur hadisi şerefi bazıları hanefeler. İmam günahkar da olsa, onun arkasında namaza durunur fetvasını vermişler. Biz bu fetvaya uyanlardınız. O yüzden bir imam günahkar da olsa, biz ona tabi olur, onun arkasında namaz kılarız. Bunu söyleyenler, belli ölçütlere dayanıraktan söylüyorlar.
4. Bölüm
Ben önceden cemaat ismi, tarikat ismi, topluluk ismi, şahıs ismi söylememeye özel gösteririm, özellikle. Ümmetin arasında böyle bir şey çıkmasın, isimler şahıslar, topluluklar değil, ölçüler konuşulsun isterim. Zaman zaman dilimin bu noktada ayarı kaçmaya başladı, kaçmasının sebebi insanlara biz ölçüyü konuşmaya gayret ediyoruz. Ama sanki böyle bizim insanımız bugün için artık bunu hedef istiyor. bunu tim söylüyor, bize söyle biz ondan uzak dururum. Bu manada. Bunu da Türkiye’de ilk başlatan Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin son dönem talebeleri başlattı. 15-20 yıldan beri böyle bir şeyleri var. bunlar maaş alıyorlar, o yüzden devletin imamı, bunların arkasında namaz kılınmaz, bunların arkasında namaz kılmak cahil değildir diye böyle bir şey başladılar.
Ve kendileri kılmıyorlar, hatta cumaları da kendi yurtlarında toplanıp kılıyorlar. Bursa’da öyle yapıyorlar, bilmiyorum bunlarda nasıl yapıyorlar. Burada da aynı. Yurtlarında toplanıp, cumayı öyle kılıyorlar, onlar da namazlarında kılıyorlar. Kendilerince kendilerini bağlayan bir şey. Bir kimse kendince böyle bir şey yapar yapmaz bu ayrılması. Bu noktada kendilerince, halkı görüntüleri kendilerinin yerleri vardır. Ama ben bu noktada camilerin birleştirici, bütünleştirici, bütün cemaatlerin, tarikatlarının hepsinde toplanabileceği bir yer olarak görüyorum. O yüzden cami bu noktada bütün ümmeti Muhammed’i, cemeden, çünkü birleşmektir asıl olan. Tefrikaya düşmek, ayrılmak, bölünmek değildir. Asıl olan birleşmektir, toplanmaktır.
Tek vücutta onu nefret etmektir. Ben bu noktada gördüğümden, durduğumdan dolayı onu taslim etmiyorum kendimce. Ne olursa olsun camilerde toplanılmalı, cemaatle namazda camilerde kılınmalı, teravihler camilerde kılınmalı. Müslümanlar bu noktada cami birlikteliğine devam ettirmeliler. Yoksa her cemaat, her tarikat, her topluluk kendince kendine bir kıl verir, bir namaz verir, kendince kendine bir cami, bir toplanma alanı tespit ederse ümmetin içerisinde birlik ve beraberliğin tesis olmayacağına inanıyorum. O yüzden biz camiyi terk etmektense, camide varsa eksiklik ve nüfus alır, biz orayı düzeltebiliriz. Biz tamamlayalım. Orada imamın eksikliği varsa derim ki imam efendi böyle davranma, kutbeleri uzun tutma, imam efendi her cuma kalkıp da burada para isteme, bilerme varsa bir şey bize söyle, esnaf olarak biz bu caminin giderlerini üzerimize alalım. buraya cuma olarak geldik, biz burada para istenilmeden dönelim.
Ama biz esnaf olarak, 10 esnaf, 20 esnaf, birleştik, bu caminin ne gideri varsa biz üzerimize aldık, bundan sonra da camide senin bilencelik yapmanı istemiyoruz, örneğin gibi biz varsa eksiklikler noksanlıktan tamamlayalım. Bu noktada bir sıkıntı yok. Veya da diyelim ki imam efendi senin devletin verdiği ne o? Bu maaşla seni bize namaz kıldırmanı istemiyoruz. Eğer devletten aldığın maaş bir şufu kararlara ver, biz 20 tane esnaf toplandık, senin niyâşını biz sağlayacağız. Örnek? Ümmeti Muhammed böyle bir şey yapmıyor mu? Böyle bir örgütlenmesi yok. Oradaki mahalleniler toplanıpca camisini tabirat ettirmiyor, tamir ettirmiyor, boyatmıyor, temizletmiyor. Mahalle camisi ise, çarşıdaysa oradaki esnaflar camiye el atmıyor.
5. Bölüm
Ama bir esnaf camisine gidiyorsun, dökülüyor. Tuvaleti kötü, çevre düzenlemesi kötü, içerideki halıları kötü, temizliği kötü. İmama diyorsun ya, bu neden çalışmıyorsun? Bu caminin hali ne? Burada yapmıyorlar hacı abdü. Kaba at sende, tek tek esnaflarla dolaştın mı? Bu konuda bir örgütledin mi? Bunlar topladın mı? Atıyor gözümün içine. Caminin tuvaleti yoktur. Çünkü bunların tuvaleti muhakkak vardı. Kim gasp etti caminin tuvaletini? Tuvaletsiz cami olur mu? Olmaz, birisi gasp etmiş orada. Ya evlerden birisi gasp etti, ya dükkanlardan birisi gasp etti yakın etrafta. Hocam buraya bir tane tuvalet yaptı, bakıyor gözümün içine. Beni tanımıyor ya bir de, yabancı bir kimseyim ben. Nasıl bir imamsın burada yüzüne?
Hocam çok ağır konuştun ya, burada cami değil mi? Abdest alacak bir kimse. Abdest alacak ya, bir caminin tuvaleti olmaz mı? İşten kaçıyor imamlar. E cemaatle sorulamıyor, soruşturmuyor. Cemaat demiyor ki ya hocam buranın tuvaleti yok, bir tuvalet yaptıralım. E Hacabi buranın her tarafı tarihi eser. İyi yap, camın içini mi bozacaksın kardeş tarihi eserini? Dışına bahçesine iki tane, bir bay, bir bayan tuvaleti yaptır. İhtiyacını görsün insanlar. E yok, burada da sıkıntılıyız. Ama bu sıkıntılarımızı bizim oradan veya imam devletten maaş aldığı için haram var eğer, o yüzden namazı kabul olunmaz. Bana günahsız bir adam getireyim ya, Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri hariç. Allâh muhafaza eylesin.
Doğru ölçü değil. Hocamız Aleyhisselâm’ın balık ne için yuttu, kaç gün kaldı, ne yedi ne içti? Kırk gün kaldı. Hocam ben bir şey sormak istiyorum, az önce dediniz ya, imamın devletten aldığı parayı haram yüzüyle bakıyorlar. Dayanaklı mıydı bu konuda? nasıl haram olabilir? Onların kendilerinince dayanak çok. Kurt kuzuyu yiyecekse? Ya ama ortada görünür bir şey yoktu mu bu konuda? Ha, var canım. Yo yo, fetva konusunda, haram bir konusunda. Ona bakarsan hepimizin kazancında haram var. Yo, imamın aldığı parayı. İmamın aldığı parada da var. Devletten aldığı para var. Devletten aldığı para, devletten almazsa da var. Devletten aldığı parada da var. Bugün Türkiye Cumhuriyeti devletinde yaşayan bütün herkesin kursalında haram var.
Hepsi haram değil ama haram var. hocam yaptığı işe daha doğrusu ayırdığı zamanı karşılayıp almıyor mu o parayı? Hayır, o aynı mesele. O ayrı bir şey, yok. Bu noktada devletin kazancına bakalım. Devlet meyhanet eden de, genel evinden de, ondan da, bundan da vergi alıyor mu? Faiz gelirleri de var mı? Bu parayı da maaş olarak dağıtıyor mu? Evet. Bana da veriyor, ben de emekliyim, bakor emeklisiyim. Bunu söylüyor mu, kendini mi ayırmıyor mu? Veyahut da adam, şeyde, ne olur, örneğin, devletle hiç alakası olmasın Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırlarının içerisinde yaşıyor mu? Yaşıyor, hasretli. Yaşıyor, hasıbet kadar devletle alakalı herhangi bir hizmetten faydalanıyor mu? Faydalanıyor, olatıllaşıyor.
6. Bölüm
Peki hocam, o zaman bir kişinin evlisesinde bir birlik kadar haram olursa, ibadetikabili olmaz, hadîs-i şerifle muhatap oluyor muyuz bu konuda? Evet, muhatap oluyoruz. Bir kişi evliselerinde bir birlik kadar haram olsa, like atabiliyor mu? Hayırdır, yapamıyoruz, yapıyoruz. hadîs-i şerifine muhatap oluyor muyuz bu konuda? O hadîs-i şerifi bilmiyorum ama okumalım yani. Veyahut da yediği yemeğine yediği elbisesine bir karışalım karışsa kırk iki mübadreti kavrulmanın üzeri bu daha müeşhur. Onu da okumalım. Okudun mu yüz sütü? Ben bir hadîs-i şerif dersem bir kimse yok diyemiyorum yani. Ama ben öyle bir hadîs okumadım. bir kimsenin evet yediğine, içtiğine bir kimse dikkat edecek, giyindiğine dikkat edecek, haramlardan uzak durmaya gayret edecek, kul hakkına gayret edecek.
Ama velakin başka bir hadîs-i şerifte de bu hadîs-i şef bunu biliyorum. Yok ki hayır zaman öyle bir zaman gelecek ki faiz kursa girmemiş kimse kalmayacak. Dağdaki çoban da dahil. Ben bu hadîs-i şerife binayen herkesin üzerinde haram vardır. Herkes haram kazanıyor değil mi? Dediler ki ya Resulallah o dağdaki çoban nasıl faize karışabilir? Dedi ki faizle iştigal eden bir kimsenin yemeği yiyecek o da faizle nasibine alacak. Bugün için Türkiye’de ve dünya üzerinde böyle bir hal var mı? Evet. Bu noktada. Ama bir de bir kimsenin elinde olmayan sebeplerden dolayı haramla ilintilenmesi var. Bir de göz göre göre kendi ismi hatifinde, kendi iradesinde haramla ilintisi var. Göz göre göre kendi iradesiyle hırsızlık yaptı, birini malını gasp etti, birini haksızlık yaptı.
Bu o kimsenin kendi gücü iradesinde olan haramı. Bu senin dediğine o zaman katılır. Onu da bilir mi? Kimse ama bir de insanın kendi cünzi iradesinin dışında kendisine bulaşan haramlar var. Ben söz konusu olan bu haramları bahsettim. Kendi cünzi iradesinde değil ama bulaşıyor ona. Kendi iradesinde değil. Ama bulaşıyor. Devlet ticaret yapıyorsun. Devlet diyor ki muhakkak ödemelerini bankadan yapacaksın. Örnek. Ya diyorsun ki ben peşin aldım hayır. O yok öyle bir şey diyor. Ben bu yüzden cezayet. Ya diyorum ben peşin çalışan bir kimseyim. Sekiz bir. Evet. Şimdi sekize çıkarmışsam. Ya ben peşin çalışan bir kimsenin kimseyim. Benim aldığım matkuzu kabul etmedi devlet. karşıdan matkuzu kestirmişim, parayı yatırmışım, malı almışım, faturasını kestirmişim, kabul etmedi.
Bunu dedi, bankadan geçeceksin zaten. Benim bankaya mecbur ediyor. Mesela ihracat yapmışım ben o zaman için. Geldi adam Yunanistan’da, mal aldı. Biz adam mal aldı, adam euroyla geldi, masanın üzerine saydı. Adam yeni sipariş veriyor bana. Otobü bir de fotoğraf çektirdi benden. Adam parayı saydı masanın üzerine gitti. Oh elhamdülillah. Biz dedik ya Mevlüt kandili bugün. Dedik ki kandilin bereketi. Bizim de öyle bir paraya ihtiyacımız var. Aslında böyle ipteyiz. Para lazım. Mevlüt kandili. Ben o gün Mevlüt kandili diye takım elbise giydim. Bir tane de gül taktım. Ondan sonra yakama. Gittim işlerimden. Rezak olan Allâh dedim ben. Mevlüt kandili. Gelemedim derler ki kandilleşiyoruz. Bir grup geldi böyle.
7. Bölüm
Adam böyle birisi geldi, grubu getirdi dedi. Hacı abi sana getirdim. Ondan sonra benim kulağımın fısın diyor, benim yüzdeliğimi isterim, bana yüzdelik istedim, dedim, söylerdim. Ben ne fiyatsa onu söylerdim. Şimdi bana yüzdeliğimi isterim dedi, bana yüzdelik söylemedi. Bana yüzdelik söylerdim. Ben ne fiyatsa onu söylerdim dedi. Hocam bize bir şey verirsin. Sana hediye mi olur, bu ayrıdır. Ama dedim ben dedim müşteriye kaldım da ayrı fiyat sana ayrı fiyat yapmam dedim. Ya Hacı abi sen beni gözetirsin. Seni gözetmek ayrı bir şey dedim. Yüzüne söylüyorum ben. Onlar da yabancı ya. O komisyon koparacak benden ben komisyon vermeyeceğimi söyledim. adam ona hurunca söylüyor şimdi. Bana şu lazım. O bana Türkçe söylüyor.
Var diyorum ben. İndirdim alt kata, depoya. Şundan şu kadar istiyorum. Bak kaç para ona soruyor. Kaç para? Ben fiyat söylüyorum. Bu kadar diyor. Diyor ki çocuk bana şimdi bana getiriyor. Hocam benim yüzdeliğimi koymadı. Olur bir gider bir de bana yüzdelik söyleme. Ben yüzdelik vermem kimseye. Ben aldatamam diyorum. Bu adam kim olursa olsun aldatamam. Iki fiyat söyleyemem diyor. Ben onunla akit yapıyorum. Caiz olan bu. Sana hayret edip hediye vereceksen veririm. Böyle yaparsan sana hediye de vermeyeceğim diyor. Sus. Peki sustum acaba karışmıyorum artık dedi ya. Ben senin dedi buraya getirdim yüzdelik alırım diye dedi. Demek ki dedi. Sen de dedi ters bir adam çöktün dedi. Beni tanımıyor çocuk.
Ama biraz da ticaretten elleri mahkum onun. Çünkü ııı böyle benim gibi su toplu çalışan bizim iş yapan kimse yok. hiç kimsenin deposunda atıyorum. bugün için yedi sekiz bin bornozu olan yok. iki üç ton hazır malı olan yok. Ben de onlara çalışıyorum genelde ilgilacatçılara. Onlar hemen bin tane bornozu tırda boşlar kalıyor. Geliyorlar bana diyorlar ki Hocam bir tırda boşluk var. Bin tane bornoz var. Var buzun bas parayı. Ben böyle çalışıyorum. Ben de hep hazır mal var. Neyse ondan bin tane bundan iki bin tane şundan üç bin tane bundan beş bin tane der dedik toparladık geçmiş gün elli altmış bin yurumluk mal oldu. Ondan sonra biz ön faturayı çıkardık pro forma gibi. Ondan sonra ben adama dedim ki ben bunları yapacağım.
Ama yarısını peşin isterim dedi. Ondan sonra o söyledi ona topladı mı dedi. Ondan sonra topladı ne kadar şurada. Adam hanımından hanımına dedi çantayı çıkart çantayı çıkartırdı. Hanımında para. Yanında kızı var. Ondan sonra saydı saydı saydılar parayı. Paranın tamamını masanın üzerine koydular. Hepsinde. Ondan sonra bana döndü. Tamam mı dedi? Dedim tamam. Şimdi seninle fotoğraf çekileceğim dedi. Adam Türkçe biliyor. Komisyoncu renkten rengi geliyor. Onu getiren Diyeceğim ki dedi. Ben padişahtan mal aldım. Diyeceğim ki ben sultandan mal aldım. Böyle adam Türkçe konuşuyor. Hanım bizim fotoğrafımızı çek. Ikimiz beraber fotoğraf çekildik. Böyle adam bana sarılıyor. Bugün ne gündür bana sorduk. Bugün ne gündür?
8. Bölüm
Bugün dedi Mevlüt Kandili. Hazreti Muhammed Mustafa’nın doğum günüdür. MâşâAllah benim Muhammed Mustafa’ya saygım vardır dedi. Allâh’ım düşeceğim. Hanım hanım gel sen de o da gel. Kızım gel sen de çek fotoğraf çekiyor. Çek fotoğraf çekiyor. Sultan’dan mal aldım diye. Allâh’ım diyor o Mevlüt Kandili’nin bereketine bak içimde. Ve dedim Allâh’ım dedim. Bana dedim doğruyu yaşattığın için sana hamd ediyorum. Ya öyle sıkıntıyla sana yüzüne şu kadar veririm deseydik gittiydik biz. Müşteriden dolduydu. Eriyor çocuk. Çocuğun umuduna vurdum. Gördüm mü dedim ben doğruluğun kerametine. Ben şimdi çocuğa sana hediye vereceğim dedim. Merak etme. Sana hediye vereceğim. Böyle yaptı. Evet sen doğru adamın. Bu.
Böyle yapıyorum. Ne dersiniz? Tamam. Öyle böyle. Öyle böyle. Öyle böyle. Dedim sen nerelisin? Bilecikten gitme adamım. Bilecikten gitmiş. Çocukluğundan. Yunanlılar için diyor onlar bizi sevmedi. Onlar bizi Türk o. Türk o. Bizi Türk oluyor. Buradan gidenleri onlar sevmiyorlar mı? Siz Türk sunun. Türk olsunuz diyor. Bizi Türkler de sevmedi. Rum Rum dedi diyor. Bizi Türkler de sevmedi. Ben böyle hürmet ettim, böyle hizmet ettim, böyle onlara seveceğim. Ama sen bizi sevdin diyorum. Ben sana güvendim. Harika değil mi buraya kadar? E biz aldık, şey yaptık, kestik, gönderdik Yunanistan’a. Devlet dedi gel. Ne oldu? Bunu bankada bozacaktın. Ya biz bankada yok. Bankada bozmadığından dolayı cehirlattı bize cezayı.
Şimdi sizler sizi böyle koyunları kotoraya katarlar ya. Sağacak ya koyunu. Koyunun sağması için koyunu kotoraya katarlar. O koyunların hepsi de bekler. Dar bir geçit vardır orada. Her koyun teker teker oradan geçer. Her geçerken de orada çobanlar onu yakalar. Sütünü sağır onun. Ondan sonra bırakıyor. O yüzden sistem sizi kotoraya katmış. Siz o kotoraya gireceksiniz sizi sağacak orada. Bundan siz sorumlu değilsiniz. Zaten böyle girmemezlik kaçak kucak yaparsan çoban ne yapıyor? Bulmana sütünü sardırmıyor diyor. İlk önce köpeklere seni yiyen yapıyor. Önce kasaba seni gönderiyor. Neden? Bu diyor deli baş oldu. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden bir kimsenin de bu noktada harama girmede bir kendi cüzce iradesiyle bile bile haram işleyenler var.
Evet onlar çok tövbe edecekler. Bu noktada Cenâb-ı Hak onların tövbelerini kabul eder inşâAllah. Bir daha işlemeyecekler. Ama bir de kendi cüzce iradesinin içerisinde sistemin getirdiği haramlar var. Bunlarla da mücadele etmek bütün ümmeti Muhammed’e fazlaydı. Soru ve gündem servisi. Ben komisyon vermeye neler görüneyim? Önceden benimle anlatsa ben her getirdiğin müşteriden sen kaça satarsan sat ben senden yüzde bir alırım desem bu cahil olur. Ona bir sıkıntı olmaz. Hocam olur da ııı faiz vermek durumunda kaldık. Bu dönemde çok fazla kırık artık olanlar var. Mesela geciktirme durumu istemeyip de geciktirdim. Olduğumla açtım onu. Bundan kaçabildiği kadar kardeşler, arkadaşlar kaçmaya gayret edecekler.
9. Bölüm
Ama yine yakalanıyorlarsa burada da Darül Harp, Darül İslam fıkırı gidiyor. O fıkır gelince Darül Harp’te müminin kâfirin arasında, harbinin arasında faiz yoktur fetvası çalışıyor. onun için onu itiraf etmek için bir şey yapmak gerekiyor. Tövbe edeceğiz yine. Evet. Çünkü ben kardeşlere diyorum. Mümkün olduğunca bankalardan işlem yapmamaya, kredi kartı kullanmamaya, uzaklaşabildiğiniz yere kadar uzaklaşın. Ama örnek kaçamadığınız yerler örnek evet şu parası. Ben normalde haftanın Allâh affetsin dört günü Bursa dışındayım. Öyle olunca telaştan bakıyorum bir fatura oradan unutulmuş kalmış adam kesmeye gelmiş. Bir bakıyor adam kellesi kulağı yerinde ya acaba senin de ne dedin mi kesin? Ya kardeş unutmuşuz.
Yok masanın altında kalmış. Yok masanın üstünde kalmış. Bin bir dereden anlatıyor. Olacak gibi değil. Bizim de öyle üzerinden faiz ödediğimiz zamanlar oldu. Notta da önceden yokluktan kesildi, ödeyemedik. Bunlar bu oldu. Bunlar bizim irademizin dışında. Sonuçta en sonunda ne yaptım? Ben de gittim otomatik ödemeye bağladım. Ne emekli maaşını gördüğüm var, ne bir Ne bankanın yolunu biliyorum. Ne kredi ne o? Bankadan emekli maaşı çekeceğim diye bekliyorum. O beni ne o? Ben onu görüyorum. Ne o beni görüyor? Aleyküm selâm. Önce bir ayetle başlayalım. Allâh’ın vermiş olduğu hükümlerde hüküm vermiyorsun. Onlar zalimlerin fark kendileri demektir. Sabır Allâh’ın kâzını. Şimdi hocamız Allâh’ın hükümleri hükmetmeyen bir iktidar var mıysa?
Mesela şu anda iktidar olan partiyi atmak mümkün değil. Bunlara oy vermek. O zalimlere. Çünkü Allâh onlara zalim verirsen onlar Allâh’ın hükümde hükmetmeler. Onlara oy vermek. Onlar değil milletler değil. Hak. Bizlere kıyas mıydık? Haram mıydık? Şimdi önce önce bu âyet-i keriminin esbabı mücibinden bakmak lazım. Esbabı nüzul sebebi ne? Bir. Ikinci bununla alakalı İslam dünyasında muhteşem bir tartışma var. Bu tartışma da yeni değil. Ta imam maturillerden itibaren bunun tartışması var. Allâh’ın hükmüyle hükmetmem. Allâh’ın hükmüyle hükmetmem. Bunda bir kimsenin bu hükmete kendi sorumluluk alanlar var. Biz şimdi size siz Allâh’ın hükmüyle hükmetmiyorsunuz. Zalimin ta kendisisiniz diyebilmemiz için sizin güç yitirebildiğiniz bir şeyde bunu söylememiz gerekir.
Eğer sizi güç yitiremediğiniz bir şeyde Allâh’ın hükmüyle hükmetmiyorsunuz. Zalimin ta kendisisin dersek size haksızlık yapmış olursunuz. O yüzden mesela Hazreti Peygamber Sabullar ve Selam Hazretleri’ne Mekke döneminde siz Allâh’ın hükmüyle hükmetmiyorsunuz diyebilme imkanımız var mı? Yok. Allâh’ın resmi onu diyemiyoruz. Medine’nin belli döneminde Allâh’ın hükmüyle hükmetmediniz. Diyebiliyor muyuz? Diyebiliyoruz. Sebebi henüz daha o kıvama o güce gelmedi. İslam yedi üç yılda tamamlandı. Şimdi bir topluluk düşün o topluluğun İslam’la hiç alakası yok. Onlara önce namazı mı öğreteceğiz yoksa namaz kılmıyorlar diye katledi. Sizi sorun. Önce namazı öğreteceğiz değil mi? Önce onlara ne yapacağız?
10. Bölüm
Tebliğ edeceğiz. Nasihat edeceğiz. Öğreteceğiz. Onlar namazın hakikatini öğreninceye kadar nasihatta ve tebliğle hükmü ediyoruz. Ondan sonra biz onlara namazla alakalı ceza vermeye başlayacağız. Burası da tartışmalı da ayrı bir mesele. Ama biz onlara önce diyebilir miyiz? Allâh’ın hükmüyle hükmetmediniz. Bu partiye oy verme ayrı mesele. Oraya ayrıca konuşacağım. Önce âyet-i keriminin iyi anlaşılması lazım. Bir kimse aile reisi, evinde Kur’ân’a göre erkek aile reisi. Evinde İslam’a uygun olmayan bir şey var ise nasihat edecek mi? Hükmedecek mi? Ailesi burada niye ne getiricek? Nasihat edecek. Öyle değil mi? Neden? Bu toplum İslam’ı bilmiyor mu? Bu toplum İslam’ı bilmediğinden dolayı yaşamıyor.
Bir kimsenin Müslüman olmasa ayrı bir şeydir. İslam’ı bilip bilmeması ayrı bir şeydir. İslam’ı bildiği halde yaşayıp yaşamamasa ayrı bir şeydir. Kurallarını yerine getirip getirememası ayrı bir şeydir. Biz kurallarını yerine getirmeyen bir kimseyi de kurallarını yerine getirmiyor diye katletme noktasında değiliz. Örneğin. Şimdi âyet-i kerime bu noktada olgunlaşmış, kemalermiş bir İslam toplumu için söz konusu olabilir. Olgunlaşmış, kemalermiş bir sistem için söz konusu olabilir. Olgunlaşmış, kemalermiş bir aile için olabilir. Ama bunu şu anda olgunlaşmada bu âyet-i kerime böyle değil, birilerine affetme bence hakkaniyet açısında sıkıntı var. Şimdi bunun açık, buna buradan bakarken bir de biz Kur’ân ve Sünnet’in evrenselliğine mi bakacağız?
Tarihselliğine mi bakacağız? Veyahut da tarihselliğiyle beraber evrenselliğine mi bakacağız? Şimdi Almanya’daki Müslümanlara ne diyeceğiz? Fransa’daki Müslümanlara ne diyeceğiz? İngiltere’deki Müslümanlara ne diyeceğiz? Onlara Almanya’daki Müslümanlara gelinin İslam için siz burada cihâd edin silahlarını mı diyeceğiz? Siz burada Allâh’ın hükmüyle hükmedilinceye kadar savaşmakla emrolundunuz mu diyeceğiz? Böyle dersek oradaki Müslümanların hepsinin de cezaevlerine girilmesine idam edilmesine mi sebep olacağız? Yoksa bu meseleyi yeniden iştahat edip sizin burada vazifeniz çok önemli. Kur’ân ve Sünnet’i en iyi şekilde yaşamanız lazım. Ve buradaki insanlara İslam’ı anlatıp nasihat etmeniz lazım.
Bütün hristiyan alemin için sizler önemli birer nasihatçılarsınız mı dememiz lazım. Bunları böyle örneklendirmek, bunlar bu örnekleri yaymak çok mümkün. bu âyet-i kerimeyi Müslümanların bir Müslümanın üzerinde konuşması biraz haksızlık gibi geliyor bana. Oy meselesine gelince bunun altına önce ben altının hırza mı atayım? Ben hiç oy kullanan bir kimse değilim. Ben en son doksan dörtte mi ne o bir Refah Partisi ııı MHP bir birleşmişlerdi ya. O zaman bir oy kullandım. Şeyhimin emriyle. Ondan öncesi ondan sonrası ben hiç oy kullanmadım. Ben demokrat değilim. Demokrasiyi tavsiye edenlerden dediğim. Evet. Bu oy vermenin seçimin bir düzmece olduğuna inanıyorum. Bunun altında bir çizeyim, bir koyayım.
11. Bölüm
Ama yirmi sekiz Şubat’ı da indirinmesine yaşayan bir kimseyim kendi çapımda. Şimdi bir kimsenin kalkıp da mesela diyorlar ya bunu diyenler de genelde oy vermeyin. Bu partiye oy atılmaz. Bu sistemde oy atılmaz diyenler böyle bunu isim belirtmek istemiyorum. Selefi Vehhâbî çizgisinde olan kardeşler bunlar söylüyorlar. Kendileri ince iştahat noktasında bir kimse böyle iştahat etmiştir. Şeyh İmamu Hocası. Ben aa neden böyle iştahat etti demem. Oradan bakmış. O zenginlik var mı? İslam’da var. Bir kimse kendince ben atmıyorum oy. Bana birisi kalkıp da sen neden oy yapmıyorsun diyebilir mi? Demez. Ben diyor ki ben oy atarım. Ne zaman ki diyor millet meclisi sıralamasını ben yaptım, atarım o zaman diyor.
Bırak siz getirdiniz milletin önüne bir tane sandık. Siz sıralayın meclise kimleri göndereceğiz. Ben o zaman oy atarım diyor. Ama sen sıralacağım ben tasdikleyeceğim. Benim aklım yok mu o kadar? Ben senin sıraladığınız tasdik demek istemiyorum diyor. Bu benim kendi anlayışım. Bursa’da sandık koysalar, kim daha fazla oy alacak deseler, ben CHP’den kendime o aday göstersem birinci sırada seçilirim. İstediğim partiden koysam, istediğim partiden birinci sırada seçilirim. Ben mecliseye gider miyim o zaman? Giderim. Beni mecliste alırlar mı? Kalmazlar. Hiçbir fark kalmaz değilim. Hatta artık kalmaz. Ben hepsini aykırıp çıkıyorum. Uygulanmıyorum ben. Ama uygulananlar da kullanmayın demiyorum. Zalim olan bir hükümetle oy verirsek bu milletin durumu nedir?
Harika. Kaç yaşındasın? Yirmi sekiz Şubat’ı on iki yaşlarındaymış. Öyle mi? Zalim görmemişsin Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyen zalimse. Sen zalimli olur musun kardeş? Kaç yıldır İslam’ın faaliyetinin içerisindesin? Az. Ben evimde hadîs okurken götürmedim. Elimdeki bu haline kitabı Diyanete soruldum. Yeni kitap bu değil de müfke dini kitapta diye cevap yazamadın bir buçuk ay. Sen Türkiye’deki İslami mücadelelerinin nereden geldiğini nasıl geldiğini bilmiyorsun. Yok aksanı yapma. Birilerinin soludanını kullanma. Hayır. Onu soludanlaştırdılar Türkiye’de. Ayeti kerimenin normalde ayeti kerimenin esvabının üzerinde bakmadan ayeti kerimenin esvabının üzerinde bakmadan konuşuyorlar. Evet. Çok acı bu. bazen ben sohbetlerde zaman zaman bu konuda sert eleştiriler koyuyorum.
Türkiye’deki bakın İslam’ın evrenselliğinin içerisinde gölgeselliği vardır. Biz İslam’ın evrenselliğinin içerisinde bölgelerin hassasiyetlerinin, dilini, dinini, ırkını, kültürünü, oradaki adetini, gelenini, göreneğini gözetmekle mükemmeliz. Oranın geldisini, gittisini iyi bilmemiz gerek. Eğer biz oranın geldisini, gittisini, geçmişini bilmezsek eğer bilmezsek o zaman normalde biz orada dini faaliyetleri, dini tembihlerini yerine getirebiliriz. Havasistan’a hicret eder Müslümanlar nereye hicret ettiler? Kime hicret ettiler? Vallahi için Havasistan Kralı’nın yolundaymış. Ha. Çünkü Mekke’de o zaman zulüm var. Zulüm vardı değil mi? Onlar neden orada zulmün altında durmadılar da hicret ettiler? Değil mi?
12. Bölüm
Onlar ilk önce ilk istek onlardandır. Dediler ki Ya Resulallah biz hicret edelim bari. Burada dayanamıyoruz. Siz bunlara dayanamıyorsanız diye onlar küfürle itham etmedi. Onların hicretlerine müsaade etti. Nereye hicret ettiler? Ehli kitapsız bir yerden ehli kitap olan bir yere hicret ettiler. Ehven-i Şer’e gittiler. Nereye gittiler? Ehven-i Şer’e. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kitapsız bir yerden medine-i münevvereye hicretle emir oldu. Nereye gitti? İslam Devleti yoktu. Onlar da ehli bir kısmı Hristiyan, bir kısmı Yahudi değil. Şimdi İslam’ın o büyüme safhasında ehli kitapla birliktelikte oldu mu? Unundu mu? Siz Yahudileri ve Hristiyanları dost tutmayınız ayeti kerimesi Medine döneminin son dönemidir.
Medine döneminin son döneminde gelmiştir. Bu ayeti kerime de İslam’ın en son dönemindedir. Son dönemidir. Medine dönemini artık her şeyiyle kemalah ermiştir İslam. Her şeyiyle kemalah erdikten sonra Cenâb-ı Hak der ki Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyenler zarimlerin kendileridir. Ama ondan önce değildir bu ayeti kerime. Şimdi Türkiye’de İslam kemalah mı ermiş? Hayır. Toplum kemalah ermiş mi? Hayır. Siz şimdi Türkiye’de millet tırnağıyla kazıya kazıya gelmiş. Basıla basıla. Yargılana yargılama gelmiş. Sürüne sürüne gelmiş. Bir insanlara bir kelime anlatabilmek için koltuğun altına on üç sene cezayı göze alarak gelmiş. Malına el konulma, evine el konulma, iş yerine el konulmayı göze alarak gelmiş. Insanları kuran ve sünneti anlatacağım, onları zikrettireceğim, onlara bir şeyler yapacağım, bir şeyler olması için.
Uğraşmış. Şimdi selamete ermiş ortalık. Şimdi konuşmak çok basit. Şimdi atmak da çok basit. Şimdi de kalkacak. Seni tenzih ediyorum. Bazı kardeşler diyecekler ki ha siz İslam’ın hükmüyle hükmetmiyorsunuz, zarimin takemişsi. Sen geneydin onu yirmi sekiz Şubat’ta benim yanıma. Bir gözlerinin bağlanıp indirilseydin altı yıl aşağı, bu soğuk suya tutulaydın. Bir basılaydın, evine allah gibi ataylardı bir seni. Bir seni hanımınla, çoluğunla, çocuğunla bir karakolu götürüleydin. Sen mi göreydin ben seni? Ondan sonra bir stratejimi çizerdin kendine. Arkanda bir kitle olaydı da o kitleyi burnunu kanatmadan düzgünliğe mi götürmeyi düşünürdün? Yoksa çok basit. Ayeti Kerime-i Solakan’ın açtığı Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendilerine.
Iyi. Harika. Kim bu? Iks parti. Bu da harika. Gel hadi sen hükmet. Gel buraya otur, hükmet. Hadi biz de senin peşine düşelim. Ne yapacaksın? Mahkemeye mi asacaksın? Maline mi asacaksın? Söyle bana. Bana bir stratej kur. Türkiye’de İslam’ı nasıl hakim edeceksin? Türkiye’de İslam’ı nasıl hakim edeceksin bana? Bana stratej kur. Kim benim dinime yardım ederse bizle ona yardım edebiliriz. Eyvallâh kardeşim. Eyvallâh. Bana stratejini söylesene. Din adamları âlimler bir araya İslam’da var mı din adamları? Yok. Yok. Öylesin. Ümmet neye bu halde? İslam’da din adamları yok. Nereden çıkardın din adamlarını? İslamiyet’te din adamları diye bir şey yok. Yok. Alimler ne gün öldürüyor Âlim var. Din adamı yok.
13. Bölüm
Âlim var. Din adamı yok. Din adamını nereden çıkardın? Var mı kronikerinde din adamı? Yok. Adislerde var mı? Yok. Iştahatta var mı? Fıkıhta? Yok. Ne var? Ahlim var. Eyvallâh. Bana stratejini söyle kardeşim. Senin ahlim diye sevdiğin, beğenmeyin, iştahatlarına güvenmeyin kimsenin Türkiye’de İslam’ın hakim olması için stratejisini bana anlat. Benim stratejim şu. Biz diyoruz ki arkadaşlara Kur’ân ve Sünnet’e anlatacağız. Dinin ııı bu noktadaki hükümlerini anlatacağız. Bütün herkesi Kur’ân ve Sünnet’e sevdireceğiz. Kur’ân ve Sünnet’e elimizden geldiğince öğreteceğiz ve bu toplum İslam’ı benimseyecek, İslam’ı öğrenecek, yaşayacak, yaşayabildiğince İslam’ı yaşayacak, toplum kendini islamlaştırdıkça yukarı gidenler de islamlaşmış olacak, daha ileriye doğru gidecek.
Peki öyleyse bugün. Bak benim stratejim bu. Eleştirme strateji koyacaksın. Lakin bütün millet sizin dediğiniz gibi hareket ederse, ama kötülüklerden bu şekilde de okulamayız. Şu farkla ki biz bu üzere gideceğiz, devletin başındakiler bunlara özgürlük içki serbest, alkol serbest, uyuş serbest. Canım kardeşim. Serbest. Bana stratejini söyleniyorum bak. Ben on beş yaşından beri ülkücüyüm. Ta yirmi altı yaşına kadar. Kendimi bildim ben, gençliğimden itibaren ülkücüydüm. Ta ne zamana kadar? Yirmi beş, yirmi altı yaşına kadar. On iki öğün daha doğrusu on iki öğün oluncaya kadar, on iki öğünden sonra ben bu manada piyasadaki ülkücülüğü bıraktım. Türkiye’nin sıkıntısı şu. Herkes konuşuyor, strateji koymuyor önümden.
Tepedekilerin halimlerin baskısı kaplıdır. Canım kardeşim. Stratejim. Canım kardeşim, bana diyeceksin ki benim hocam, benim üstadım bu işlerin düzelmesi için bu stratejiyi koydum. Eleştirmeye ben de eleştiriyorum. Ben az önce ne dedim? Devlet dedim, şuradan kazanıyor, buradan kazanıyor, buradan kazanıyor, bunların içerisinde haram hepsi de dedi. Eleştirmek kolay, müminlerin en basit yaptığı bir şey. Müslümanlar, müminler strateji üretmiyorlar. Birisi bana desin ki kardeş biz bu ülkede İslam’ın hakim olması için bu stratejiyi biliyoruz. Ne yapıyorsunuz kardeşim? Ben soruyorum. Ne yapıyorsunuz? Bana ne yaptığınızı söyleyin. Evlerde toplanıp ders mi yapıyorsunuz? Evlerde toplanıp ders yaparak da bu kurtulacağına inanıyorsunuz.
Kendi kendinize toplayıp hangi dersleri okuyorsunuz? Hangi tefsir okuyorsunuz? Hangi hadîs kitaplarını okuyorsunuz? Insanların önüne nasıl bir strateji koyuyorsunuz? Bu ülke insanlarına uygun, bu ülkenin insanlarının ııı karakterine, karakteristik yapısına bu insanların kültürüne, ananesine, örfüne, adetine uygun, siz bir strateji mi belirlediniz? Bu stratejinizi bize söyleyin. Ve bu stratejimizin ne kadar başların olduğunu da görelim biz. Biz yapildek olalım sizin peşinize gelelim. Sizin arkanızda toplanılmış diyelim ki harika işler yapıyorlar bu kardeşler. Gerçekten ya. Biz de bu ııı rüzgarın peşine takılmaktan mutluluk duyarız. Yoksa sizin söylediğiniz âyet-i kerimelerin hepsini biliyorum mu?
14. Bölüm
Reştirmek çok nasıl? Herkes herkese bakmak. İslam dünyasındaki bütün herkes. Herkesi zalimlikle suçluyor. Kadın kocasına diyor ki Allâh’ın hepini hükmetmeyenler zalimlerin ta kendilerini, zalimse sen diyorlar. Adam koşa koşa gülüyor ya hanım bana zalim dedi diyor. Ne yaptım diyorum ben. şunu ya bu. Öyle. bu küçük günah. Ama Allâh’ın hükmüyle hükmetmedi diyelim. İyi kardeş bana Allâh’ın hükmüyle hükmedecek birisini göster. Ben mi göstereceğim? Hali ne? Bana hangisi? Bana göster. Ben gidebilirim. Ben ona ben ama şunu diyeceğim. Kardeş ben zina ettim. Ben Allâh’ın hükmüyle hükmet. Kadına elli değnek. Kadına yüz. Kardeş ben o hükmü biliyorum. Tamam. Uygulasın bana. Uygulasın derken bir adam gelecek size ben zina ettim.
Ben bir zina ettim diyecek. O da diyecek ki sen evli misin? Evliyim. Hükmettim. Kim hükmetecek onu? Rejim dininde yoktur. Ya. Allâh’ın hükmünün dışındadır. Hoş geldin yirmi üçlü insan. Ve selamünaleyküm. Aleyküm selâm. Hazreti Peygamber, samuller ve selam adetler bu konudaki uygulamasını yok mu kabul etsin? Allâh’ın dininde rejim olayı yoktur. Allâh’ın dininde değnek vardır. Kadına yüz, erkeğe yüz değneklik. Iyi kim vuracak onu tartışmaz imişim ver. O da en az iki kişi olmak kaydı. Kim vuracak kardeş? Türkiye’de bura var mı? Öyleyse biz niye harekete geçmiyoruz bir millet olarak? Kardeş bana. Yukarıdakilerin için baskı yapıyor. Kardeş. Biz bunlardan sorumlu değil miyiz? Kardeş sorumluyuz. Bana diyorum ya bu stratejikten bunu yapacak olan Allâh’ın hükmüyle hükmedecek olan bu âlim nereden?
Alimler sadece müritlerinden mi sorumludur? Yok kardeş. Kendi ülkesinin başındaki. Canım kardeşim. Canım kardeşim. Canım kardeşim. Ses ne için? Canım kardeşim. Âyet-i kerimeyi söyleyen sensin. Hükumete de bu hükümle hükmetmeyen bir tane dolayı ben onların savunucusu değilim. Beni ilgilendirmiyor. Sadece ilgileşmek. Evet normalde onlara da zalim hükmüne koyan da sensin. Eyvallâh. Âyet-i kerimanın müdürü bence öyle tefsir ettin. Eyvallâh. Ben de diyorum ki bu âlim kim hükmedecek olan Allâh’ın hükmüyle? Ben gideceğim ona teslim olacağım. Diyeceğim ki kardeş sen Allâh’ın hükmüyle bana hükmetmeye muktedilsen böyle bir hükmedebilirsen örneğin diyeceğim ki ben şöyle bir hırsızlık yaptım. Beni temizle.
Bunu iki seçeneği var. Ya tövbe et bir defa yapma ya da getir kolunu keseyim. Kolumu kestirmek istiyorum ya. Böyleyse kes. Ha kesecek var mı? Sen kes. Ben neden keseyim? Var mı İstanbul’a öyle kendi kendine keseyim? Adam hırsızlık yapmış. Suçunu itiraf etmiş. Sana kolumu keseyim. Nerede okudun bunu? Nerede okudun bunu? Kendi kendine kolunu kesmeye adamın hükmetmeye? Hocam ilahiyatta böyle mi öğretiyorlar? Hayır efendim. Öğretmiyorlar. Okuduğum kitaplarda böyle bir şey var mı? Yok efendim. Peki bugün size bir kişi çıksa gelse ben hırsızlık yaptım. Kolumu kestese ne yaparsın? Ben ona diyeceğim ki kardeş ben senin kolunu kesecek hükümde değilim. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde İslam hükümleri yok.
15. Bölüm
İslam hükümleri icra edilmesi için mücadele etmek bütün Müslümanlara farzayım. Sen şimdi tövbe edeceksin diyeceğim. Benim stratejim zaten bunu söylememi gerektiriyor. Neden? Yok sıkılmadılar. Bizimkinden sıkılmazlar. Çok böyle atraksiyonunu sevemeyeceğim arasından. Biz bu konuda şeyiz böyle ooo. Biz hiç sıkılmayız. Ha tabi böyle bütün dikkatler böyle sohbetin üzerinden. Biz de çünkü karşılıklı sorduğu cevabı sohbet çok oldu. Bundan sıkıntı yaşamayız. Problem yok. O da İstanbul rejim de var. Yok o kardeş onun rejim dediğimiz olay taşlamak değil midir? Söyleyeyim. Taşlamak. He he. Kaçtı. Kadın da erkek de olsa. ona bakacak olursanız o kadar çok şey var ki hadisler filan da beyan edilmiş. Siz hadisleri imkân mı ediyorsunuz?
Şeriatin dışındadır rejim olayı. Anlat taşlayın. Canım kardeşim ismin ne? Ebu Talip. Ebu Talip kardeş. Hadisleri kendine ölçü olarak kabul ediyor musunuz sen? İnşâAllah. Bitti. Hazreti Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sağlığında bizatihi icra ettirdiğine hadisler var mı? Kütübüsü de de var. Kabul ediyorsan. Bu uydurulmuş bir şeydir. Rejim olayında bu taşlam olayında surubi Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Tanakan göze göz, dişe diş. Tanakan göze göz, buruna burun. Dişe diş, buruna burun. Sadık Allâh’ın izniyle. o kısada farklı bir aydır. Nasattan bir kişinin gözünü koymaları. Burunu kırmaları, dişini kırmaları. Onlara da aynı şekilde kısas yapılmıştır. Yusuf hocam ııı Hazreti Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri zina ile alakalı hem bir Yahudi kadını hem bir Müslüman kadını rejimle cezalandırmadın mı?
Ceza alındırdı. Taşladın değil mi herkesinde? Hatta Yahudi kadının zina ettiğini ve sadece kaynaklar ibarettir. Kimse gözüyle görmemiştir. Ve böyle bir şey dinle yoktur. Resûlullâh dinin üstüne çıkmaz. Şeriat hükümlerinde Allâh’ın hükmü kadına yüzdeyle erkeğe yüzdeyle. Zinanın cezası Taşlamak değildir. Ben bunun tartışmasını yapmıyorum. Tartışman değil. Kur’ân’ın anı var hocam. Anı var. Bunun normal bu konuda tartışmasının iştahatla alakalı meseleler olunca iştahatlarda ben çok tartışmam. Ya birisinin iştahı doğru olabilir. Eyvallâh. Kendince bu konuda ııı bir hadîs-i şerifler bir dayandırabilir kendisine. O hadîs de vardır. Ben o hadisi de yok da diyemem. Birisi de var mı bu hadisi? Kendince der ki biz bu hadisi sakin görmüyoruz.
O yüzden buna göre damal etmiyoruz diye. Iştahatla alakalı meselelerde ben tartışmanın anlamsız olduğuna inanıyorum. Çünkü bu şeye benzer kan amdesti bozdu bozmadı meselesini benzer. Veyahut da ııı ne bileyim değişik ııı sünnetlerin, değişik yerlerde, değişik tecavürleri olarak bunun tartışmasını yapmak. Bu çünkü insanı bir yere götürmez. Şimdi de sohbet vardır, münazara tabi. Tabii bu bir yere götürmez. Bu noktada şey yapmam. birisi bu konuda normalde böyle bir iştahat etmiş olabilir. Ama böyle bir ürünle iştahat edenlerin de böyle yok öyle bir şey yok. Bu uydurmadır demek de hoş bir şey değil. Zaten hadisli hocam uydurma değildir yani. uydurma hadisleri var ya. Allâh muhafaza eylesin. Orası da çok böyle ııı sıkıntılı bir nokta da ona da gerek yok da ama bu dilini ben muhafaza etmeye çalışıyorum. bir hadîs eğer varsa ona uydurma demek çok hoş bir şey değil.
16. Bölüm
Ha biz bunu namal etmiyoruz. Eskiler öyle demişler ya. Mesela Hidayet’i okurken Hidayet’in yazanı der ki mesela ııı şafiler her ne kadar bunu böyle böyle dedilerse biz ona uymayız. Bizim de ölçümüz şu hadîs şartı. Biz de böyle yaparız derler. Bu ilmi ııı din daha hoş bir şey. onlar bunu böyle söylemişlerdir ama biz ona uymayız. Biz de bu delilimiz budur. Veya imam muhatırı da aynı şekilde söyler. Haricilere cevap verirken veyahut mülteziliğe cevap verirken veya hafizilere cevap verirken onlar bu âyet kerimiye böyle yorumlamışlardı. Böyle bakarlar. Bu hadîs şerife böyle derler ama biz bu âyet kerimiye böyle yorumladık. Bu hadîs şerife böyle bakarız diye tatlı bir dil oluşturmuşlar. Şimdikilerin dili tatlı değil.
Şimdikinden mesela bir böyle kendisinin iştahının uymayan bir hadîs olursa o hadîs sahip değil deyip atıyorken. Bu konu sadece şeriatın dışında olmasının sıra Kur’ân’ı değiştiremezler. Değiştiremiyor. Sadece bu konuda taklip etmeye çalışıyorlar. Şöyle söyleyeyim. bir Hazreti Peygamber Sadullah aleyhi ve sellem adletlerinin ııı değişik hadisleri olabilir bu konuda. O yüzden böyle uydurmaya çalışıyorlar. Demek hoş bir şey değil. Yine dili olarak yine tatlı bir şekilde sana söyleyeyim. Bunlar hoş şey değil. Çünkü çok zengin bu noktada. Çok zenginliğin vermiş olduğu materyal çok farklı. Bugün için o materyallerden birisini biz kullanmayabiliriz iştah olarak. Ama beş yüz yıl sonra o materyal bize lazım olabiliriz.
Biz bugün için bir hadîs şerife bakarız. O hadîs şerif bizim aklımıza uymayabilir, fikrimize uymayabilir, bugünkü iştahımıza uymayabilir. Onu bu uydurmadık. Veyahut da bu şeriatın dışındadır. Demekten ise ya böyle bir şey var ama biz bunun amel etme noktasında bununla amel etmeye uygun görmedik. Biz bununla amel etmeye uygun gördük. Demek dil olarak daha iyi olur. Niçin? Beş yüz yıl sonra o hadîs şerif bize lazım olabilir. Bir mesele de. Biz o hadîs şerif bugün için kimin kafasına uymadı? Iks kimsenin kafasına uymadı. O hadîs şerif. Iks kimsenin anlayamayan anlayamamış olabilir. Bu bu halde olabilir. Bu Müslüm’de olur. Bu Tirmizi’de olur. Bu ııı İmam Azam’da olur. Bu İmam Şafi’de olur. Bu İmam Maliki’de olur.
Bu İmam Muhambe’de olur. Bu filanca Şeyh Efendi olur. Filanca Hoca Efendi olur. Filanca Iks Mürşid-i Kamil olabilir. Filanca Allame olabilir. Olabilir. Şimdi nebimiz taş atmayı yasaklamıştır. Taş diş kırar, göz çıkarır diye. Şimdi şeriyata göre hırsızlık yapanı kolunu kesmek farz. bol kesilir. Şeriatın hükmüdür. Öyle mi? Evet. Şimdi zina edene de değnek vurdur. Bu Kur’ân’da Kur’ân-ı Kerim’de evet. Allâh razı olsun. Hırsızlık yapanın kolunu kesmeyelim de öldürelim. Uygun olur. Yok. Hayır. Peki zina edene ne için taş atalım? Allâh’ın hükmü. Burada değnek vurulması hükmünün normalde ııı müfessirlerin bu noktada hadîs-i şerifler ışığında değişik tefsirleri, değişik bakış açıları ve iştahatları var.
17. Bölüm
Ben bu konuda taklit ehliyim, tahkik ehli değilim. Ben bakıyorum Hanefi’ye göre böyle hükmetmişler. Örneğin ben diyorum ki Hanefi’nin hükmü buymuş. Ben tahkik ehli olmadığımdan bu tip meselelerde taklit ediyorum. Gerçekten uydurulup bir şey olmasak anlatmam. bu konuda bak tekrar din olarak tekrar sana itiraz edeceğim. Lütfen. Uydurulmuş kelimesini kullanmayalım. Bu değil beni çünkü incitiyor, sebebi şu. İslam düşmanları da önümüze çıkıp bu uydurulmuş dinliyor. Bu uydurulmuş hadisler diyor. Hadislerimi hepsini atıyorum. Bu uydurulmuş lafına kelimesini inciniyorum. Bu konuda imam azamın kendisine ölçe almış olduğu bir hadîs-i şerifi, imam Şafik kabul etmemiş bak. İmam azamın ölçe aldığı bir hadîs-i şerifi, imam Muhammed, imam Hüseyin, imam Muhammed, imam Yusuf.
Örneğin ver zamah şeref. Bunu kendisine ölçe olarak almaya bilmiş, almamış. İmam Azam ödele, veterin namazı vacip, imam Muhammed, imam Yusuf’a göre nafile. Ama imam Azam’a göre vacip. Ama imam Muhammed, imam Yusuf demişler ki iştahat, farklı iştahat bakmışlar. Bunlar da nafile demişler. Ama imam azamı vacip hükmünün verdiği hadîs-i şerifi uydurulma dememişler. Biz bu hadîs-i şerifi katılmıyoruz arkadaşlar. Biz böyle bu hadîs-i şerifi muciküncük öyle anladık demişler. Bir kimsenin bir işlenen fiiliyata konu bu noktada hükmedilmiş, hükmü icra edilmiş. Alimlerin bu konuda iştahatları olmuş zamanın alimlerinin. Mehmet Okunuş kardeşimiz de konuya dahil aynı şekilde. Hadise bakarım, Kur’ân’a bakarım.
Uyuyor, uyuyor, uyuyorsa kabul etmiş. Uyuyorsa kabul etmedim. Çünkü rejim olayı da aynı şekilde onu da kabul ettim işte. Canım kardeşim, ilç kimse kabul etmemiş olabilir. Ilç kimsede kabul eder mi? Eder. O konudaki kendince kendi hadîs meşhur Buhari Müslüm Temizli, İbn-i Macer, İbn-i Zaman. bunlar normal bir kesim kendince buna sahih hadîs kitapları olarak görüyor. Vur görüyor. Bir kimse de dese ki biz bunu kabul ettik. Bu hadîs-i şerfi. Bu noktada evli, kadın, ondan sonra sizin dediğiniz âyet-i kerimi o yüz değnek vurmayı o betar erkekler için söylenmiş olarak tefsir ediyorlar. Bunu reddetmiyor. Diyor ki bekar bir kimse, erkek, rejim, zinayet için yüz değnek olur. Kadına da kıza da elli değnek.
Kadına da elli değnek olur diyor. E ikisi de bekarsa. Ama diyor birisi bekar, birisi evliyse evli olan taşlanarak öldürür. Bekar olana da yüz değnek olur diyor. Bu sizin dediğiniz âyet -i kerimeyi, yüz değneği reddetmiyor zaten onlarla. Onlar bunu diyor, bekarlar için bu ceza diyor. Evliler için değildir diyor. Bunu da normal. Niçin? Evlileri diyor, cehizel ihtiyacını göreceği eşleri var. Bu noktada şeyi koruma, ne o? Eee nesebi koruma, aileyi koruma, evlilikleri koruma adına o hadisleri, peygamber Salunlu Ali ve Selim Hazretleri’nin kendi zamanında olmuş olan iki meseleden dolayı bu hükmü çıkarıyorlar. Birisi diyebilir, ben bu hükme kabul değilim. Düşünebiliyor musun sen? evli kadınların eğer ki öldürülmek, rejim cezası yoksa yüz elli değnek ise düşünebiliyor musun sen İslam dünyasında insanların evliliklerini ne kadar koruyabileceğini?
18. Bölüm
Şu anda böyle bir cezanın olmayışından dolayı insanların evliliklerinin hangi noktada olduğunu bir kimse bilmiyor. Bilmiyorlar. Bu senin dediğine şöyle katılabilirim. Bir topluluk erdemlilikte ve kemalata örmekte zirveye ulaşır. O zaman siz meselenin evrensel boyutundan bakıp öyle zirveye ulaşmış bir toplumda. Huş zaten bir ceza vardı da ne oldu? bin dört yüz yıllık ııı İslam dünyasında sekiz tane var böyle baka ceza kesilmiş. O sekiz tanesinin iki tanesi üç tanesi Osmanlı zamanında ikisi zaten siyasi. O iki kadının ikisi de Fransız. Fransa’ya bir tepki olarak yapmışlar. İslam dünyasında tamamen etti. Sekiz vakaha var tarihi kitaplarda. Sekiz tane rejim cezası uygulanmış. Bin dört yüz yıldan beri emeviler, advasiler, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde.
Tabii bu İslam dünyasındaki bu devletlerin ne kadar İslam olmadığı da tartışılır. Aynı bir mesele. Ama bin dört yüz yıllık İslam tarihi boyunca sekiz vaka var böyle. Ceza ceza orada duruyor ama tecelliyatı yok. Çünkü neden? Onun tespit edilebilmesi için bir kimsenin ancak itiraf etmesi gereken. Itiraf edin de Hazreti Peygamber Sabırlı Aleyhissalam Hazretleri köyüne, kendine, kabilesine araştırmış. Atli dengesi yerinde bu değilim. Atli dengesi yerinde demişler. Hamile, doğur gelmiş, tekrar sormuş, doğurmuş gelmiş, tekrar ona sormuş. Böyle bir şey oldu mu olmadı mı? Çünkü erkek reddediyor. Demiş yok oldu çocuğuna emzir gelmiş. Iki yılda çocuğuna emzirmiş gelmiş. Tekrar sormuş. Böyle bir şey oldu mu?
Evet oldu demiş. Karşıdaki kimse reddetmesine rağmen. Reddetene bir ceza vermemiş. Beni temizle ya Resûlullâh diye. Kadını tekrar tekrar gelince taşlanarak da öldürmüş. Sahabeden bir kimse de ona kötü bir nazarla bakmak istemiş çünkü bu konuta onun namazını da kendisi kıldırmış. Şimdi böyle bir şey olunca bu böyle haberi vahit değil, müteşabih. Bütün sahâbe toplumunun önünde olan bir şey. Bu bütün sahâbe toplumunda olan bir şeyi normalde reddetmek. Bir kısım ulema tarafından mümkün değil. Ve bütün hepsi hatta rivayet edilir ki parmak kurşularına basa basa cenaze namazına geliyor. Yol bak ya Resulallah. ne oldu? Öylesine melekler geldiler ki onların kanatlarına basmamak için ayak ucuma basa basa geldi. sahabeden birisi de böyle ona kem söz söyleyecek oluyor.
Sus diyor. O Allâh perişanını sever. Sakın ha. Cennetlik birini görmek istiyorsanız bu kadına bakın diyor. Hadîs-i şerif bu konuda. Ha birisi bunu kabul etmiyor dur. Ben bir şey demem. Veya bu olay olmasına rağmen ictihad ediyoruz. Var şimdi çok. Bu olayı kabul etmiyor. Aa iyi. Bakıyoruz biz şimdi. böyle bir şey var. çok affedersin. Kerimeye o yüzden çok canım sıkılıyor. Uydurma. Allâh Allâh ya. Ya Bukhari’de var, Müslüm’de var, Temizli’de var, İbn-i Macaz’de var, Ebu Davut’ta ne var, Nesai’de var. Ya bu altı hadîs kitabının kütübüsü denir hepsinde var. Hepsinde toplamışlar bu hadisi. Ve hanefesi, şanfesi, malikisi, hanbelisi, dört mezhebin dört su yetisi hepsi de bunu kabul etmişler ve İslam’da evli bir kadının veya erkeğin cezasının zina dersi bu olduğuna hükmetmişler.
19. Bölüm
Ve bin dört yüz yıldan beri bu hüküm devam ediyor. Bu hadislerde kütübüsünde de duruyor. Daha fazla hadîs kitaplarında da duruyor. Urudani’de de duruyor. On dört tane hadîs kitabının toplarında. Bunların hiçbirisinde doğru düzgün bir araştırma yapmamışlar. Bugüne kadar gelenler, gidenler bunu normalde senin ve bir diğerlerinin tabiriyle uydurup bişeyler. Ya şimdi bir kimse var, bunu çıkardık, uydurup doldurdu. Aa. Gerçi. Olmayan bir şeyin söylenmesi, uydurulmuş bir şey değildir. Olmayan bir şey. O zaman bu halde üstünde. Sadece katılmıyorum deyip onu savuşturmak nedir? Yoksa uydurulmuş. bu halde üstünde Temizli’de, İbn-i Muhammed’de, Ebu Davud’da bin dört yüz yıldan beri uygulanan bir noktada ve bütün meslep imamlarının iştahatları olan eserlerde var. akıl kabul etmiyor bunu.
Allâh Zeynep Kur’un demiştir, buyurmuştur. Biz taş atıyoruz. Böyle bir şey. Allâh’ın isminin dışında Hazret-i Ali efendimiz diyor ki aklıma uysaydım diyor. Ayağımın altını mesle çektim. Gördüm ki Hazreti Resûlullâh salallahu vesellem hazretleri ayağımın üstünü mesle diyor. Aklıma uyacak olsaydım diyor. Aklım bakacak olsaydım. Hazreti Resûlullâh salallahu vesellem hazretlerine o zaman gerek yoktur. O zaman altını mesle çektim. Çünkü insanın ayağının altı kirlenir değil mi? Ama vallahi gördüm ki diyor. Resûlullâh salallahu vesellem hazretleri mesle mi? Ayağımın üstünü mesle diyor. Eğer biz şimdi meselelere birinin bu benim kendi meseleye kendi aklınca veya birinin aklınca bakmaktansa ben kendimce dinimi hadîs şerifleri ve imamlarımı iştah edince bakmak istiyorum.
Hakkında hadîs varsa imamların iştahı varsa ben onların akıllarına uymayı düşünüyorum. hadîs şerifte diyor ya eğer yol yürüyecekseniz ilk insanların ilk olanların yoluna yürüyün. Eskilerin yoluna yürüyün. Sonra da diyor yenilerini uydurmuş olduklarına değil. Bu hadîs çok önemli. Ben uyacaksam ben bir âyet yerine hakkında Hazreti Peygamber salallahu vesellem hazretleri ne demiş bu konuda? Bu âyet-i kerimeyi nasıl uygulamış? Nasıl hayata geçirmiş? Bu hayata geçirirken bunun neresini ölçalmış imamla? Bakıyorum imam Azan bunun hakkında ne demiş? Imam Şafi ne demiş? Imam Malik’i ne demiş? Imam Muhammele ne demiş? Imam Süytü ne demiş? Imam Muhammed ne demiş? Imam Yusuf ne demiş? Biraz bende bu konuda kitaplık demiş.
Iştahatsa ben bunlara bakıyorum. Bulamıyorsam bak bulamadım. Değilimizde sadece şeytan taşlanıyor. Adam yine daha düştü. bunun dışında hadîs de vardır. Taş atmak, göz çıkarır, diş bırakır. Bunun dışında bunun için taş atmayın buyuruyor müthiş restoranlar. Ve kendisi de taşlanmıştır. Bu senin söylediğin şey benim okuduğum hadisler, hadislerin dışında. Benim okuduğum hadisler ben az önce söyledim. Imamların iştahatlarını da söyledim. Bu konuda birisi oturacak. Bu kimse o hadislerin nereden uydurulmuş olduğuna hükmedecek. Nasıl hükmedeceksen? Nasıl hükmedeceksen? Ha bir de şu var tamam mı? Ben Kur’ân’a göre hadislere bakıyorum. He senin aklına göre bu hadîs bu Kur’ân’a uymadı attın. Kim attı? Sen attın.
20. Bölüm
Ha senin aklınca bu. Öyle değil mi? Evet ben senin aklına uymak istemiyorum kardeş. O zaman otursun herkes kendince bu da Kur’ân’ı uydur desin. Atsın. Kim? Füla önce attı. Aa biz de atalım şimdi. Siz koyun gibisiniz. Hasana koyun olmamızı istiyorsun sen. Ben sana koyun olmak istemiyorum. Ya ben kötü bir şey diye koyun olacağım olacaksa. Ben senin aklına koyun olmak istemiyorum. Neden? Kardeş, uluslararası bir teşkilat var. Bu uluslararası teşkilat içerideki alimlere, profesörlere, onlara, bunlara, medrese sahiplerine elinin altına almış. Bana da geldiler. Dediler ki bu hadislerle hakkında söyleyeceğim sohbetlerde şey şu, ne diyeceğim dedim ben. Hadislerin bir kısmı var ki uydurma. Senin dediler çok sevenin var.
Bana söylediklerini söylüyorum. Ve toplantılarını takip edenler var. İnternete takipte muhteşemsin. Sohbetler, salonlarda sohbet ediyorsun. Dediler ki sadece bunu kullanacaksın. Peki ne yapacaksınız dedim. Sizin sohbetlerinizi kitaplaştıracağız. Yeğeni evlerine vereceğiz. Sattıracağız. Sizi televizyonlara çıkaracağız. Ayrıca on bin dolar. Dedim peki bunun sonucu ne olacak? bununla dedim alakalı çalıştığınız kimler? Sıraladılar. Bir sürü profesör var o televizyonlara çıkanların o hadisleri söyleyenlerin büyük bir çoğunluğu. Daha bilinmeyenler. Adamlar sıralı. Kravatlı takım emzi. Şimdi şuna inanıyorum ben. İsterse en allama bir kimse olsun. Hadislerinin içerisinde uydurma hadisler var dediği anda ben şunu diyorum.
Seni gidi Hinoğlu Hint, sen de on bin dolara sattın diyorum. Seni gidi zalim, namussuz, şerefsiz, hayseysiz, din düşmanı diyorum. On bin dolara sattın sen diyorum. Senin de sakalına baktılar insanlar. Başındaki sarına baktılar. Cübbene baktılar. Senin profesör unvanına baktılar. Yok ne? Din araştırmacısı. Ne? E binlerine yazarlı. Ne? Binlerine sosyolog. Binlerine felsefeci. Binlerine medrese aliyye. Ona baktılar sen de sattın mı iziniyorum. Âlim insanların oturup hadislerin üzerinde inceleme yapmasına taraftarım. İncelesinler. Yeniden iştahat etsinler. Taraftarım. Yeniden Kur’ân’ı yeniden tefsir etsinler. Taraftarım. Yeniden iştahatları gözden tüketirsinler. Taraftarım. Yenilensin. Taraftarım.
Ama kardeş sen bundan bin yıl önce derline toplanmış bin iki yüzün önce bin üç yüzünün önce derlenip toplanmış hadîs şerifi olarak burada oturduğun yerden hükmetme ya. Yapmam mı? Oturduğun yerden kalkıp da bin dört yüz yıllık bir dinin hükümleriyle hukukuyla uydurulmuş deme ya. Buharda geçer, Müslüm’de geçer, Temizli’de geçer. Canım kardeşim. Buharda, Müslüm’de, Temizli’de, İbn-i Macili, Elbudavut’ta geçer. Bir hadîs şerifi, bir kimse, bir, birkaç tane hadîs şerifi, on tane hadîs şerifi, yirmi tane hadîs şerifi, otuz tane hadîs şerifi, benim aklıma uymadı. Uydurulmuş dediği zaman diğerinin de eline malzeme veriyorsun. Adam liste talebesi, hadislerin hepsi de uydurulmuş deyip çıkıyor işin içinden.
21. Bölüm
Lisede okuyor bu çocukta. Ve adam iki mürekkep yalamış orada, iki kitap okumuş, hadislerin hepsi uydurup diyor. Kardeş, Arapça biliyor musun? Hayır. Sen harfi, nahiyeyi biliyor musun? Hayır. Senin bu konu incelemen, araştırman var mı? Hayır. Sen oturup diz çöküp bir yerde bir şey öğrendin mi? Hayır. Fıkıl mı okudun? Hadîs mi okudun? Hadîs âlimi misin? Hayır. Kardeş sen hadîs âlimi misin? Hayır. Soruyorum. Adam net doçer. Hocam hadîs âlimi misin? Hadîs doçer gibisin. Hayır. Nesin hocam? Soruyorum. Nesin hocam? Dalın ne? Tıpçı. Ya hocam ben gel seni ameliyat edeyim kalbimden. Ya olur mu? Ya sen hadisler neden konuşuyorsun o zaman? Veya da ilk soracak efendim. Harika. Hadîs âlimi mi kardeşim? Değil mi?
Ne konuşuyorsun ya? Senin dalın mı? Değil. Bir tane de İzmit’te geliyordu. Fıkıl. Ben fıkıl doktor otisi yapayım. İyi gel hocam bakayım. Geldi. Nerede doktora tuttun falanca yerde. Insana bir soru soracaktı. Bana bunu fetvasına getir. Peki de. Bir kadın yaşanmış bir şey söylüyorum. Bir kadın evli. Ankara’ya gitti. Ankara’da on beş gün başka bir adamla ilişkiye girdi. Evli ama Brezilya’yla nikahı varken. Adam hoşuna gitmedi oradan Antalya’ya gitti. Antalya’da da on beş gün bir adamla yaşadı. Hoşuna gitmedi. Adam geldi, kadın geldi. Bursa’ya, eski kocasına. Söyle şimdi, nikah duruyor mu durmuyor mu? Neden kafa sallanıyor? Kafa durmaz diye. Neden? nerede Kur’ân’da ait? Nikahının fesolumuna dair Kur’ân’dan ait getir bana.
Nasıl dururum canım? Bana Kur’ân’dan ait getir. Fetva verdin mi şöyle? Ben senin durmayacak dediğini, diyeceğini biliyorum. Ağnında böyle tepki gösterseni biliyorum. o yüzden din hakim olmaz. Herkes ahir çünkü. Bana Kur’ân’dan, Sünnet’ten ölç getir. Inşallah nasıl olursa bir dakika sorayım. Getiremezsin. Bir ayar alalım. Bak getiremezsin. Bu anlayışınla getiremezsin. Neden getiremezsin biliyor musun? Çünkü senin dediğin ait hikerimi yüz denekre sen cezalandırıyorsun. Yüz deneyi değil, bitti işe. Zina edeni de dört şahit getirmesi gerekir. Itiraf etti ya. Itiraf etti. Ben zina ettim dedi. Dört şahide gerek yok. Kapam görüş, hakkını helal et. Itiraf etti. Dört şahide gerek yok. Itiraf etti. Ben böyle böyle zina ettim dedi.
Dediğin ait hikerimin üzerine dediğin fetvanın üzerine yüz denek parmağın, elli denek burcan bırakacak. O kadın gitti bir başkasıyla bir daha zina etti. Ondan sonra dört ay on gün bir süre tahtında evinde hapseder, ondan sonra güzelce boşar. Kim boşayacak? Adam mı? Adam. Boşamıyorlar. Böyle müslümanlık olmaz. Bunlar nereden hükmettin onları? Adam nerede ayıralamam burada nasıl bakıyorum? Hem karısı kabul edecek, hem boşamayacak dine, uygun görecek kendisini, onu görecek. Oo hoş geldin yirmi üç kişi. Şu anda derbe yapılmış, köprüler yollar tutulmuş. Zülcelali vel hikrani. Başka kaçkı da yapmış. Bir kalkışma olduğunu söylemiş. Şu an barbederi mümkün olmuşlar. Elen Osman’a da saldırı olmuşlar. Şu an şu ülkeye de bir saldırı var.
22. Bölüm
Cenâb-ı Hak muhafaza eylesin. Bu dediğin bir şeyle az önce dedin ya bu konuda taşlama yoktu diye. Sakin olun biz çok darbe görüyoruz. Iki darbe yaşadık. Bu ay çetin olacak. Bu ay çetin olacak. Bu ay çetin. Ya sen kimsin? Bir kendini tanısana. Abdullah. Abdullah. Allâh. Hiçbir şey çetin olmaz. Bir kendini bu millet o darbe kışkırttılar. Hiç kimse hiçbir şey yapamadı saatten sonra. Mutekellik kalmaz tümsekten. Eyvallâh. Şimdi bu senin az önce dediğin iştahat var ya eli değil mi? Ucu yok onun. O zaman bir kadın istediği zaman gider bir erkekle zina eder gelir. Eli değil de yarut oraya. Kabul edebilir misin? Böyle birinden aklıyla olmuyor. On dakika genel kurma darbe yapmaya çalıştılar diyor. Olmaz bir şey üzmeyin kendinizi.
Olmaz. Olmaz. Bunun üzerinde bir seçime giderler yüzde altmışta gelirler. Olmaz bir şey. Zalimler de diyor da zaten Allâh’ın. Allâh’ın huyuyla hükmetti. Sizler ola devir sahiplerine şey yapınlar iptal edinler. Sizden ola devir sahiplerine itaat edin. Allâh’a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden ola devir sahiplerine itaat edin. Şimdi biz namaz o zaman oy vereceksek, namaz kılacak, vereceksek, namazla iki şey mi vereceğiz? Yoksa arkadaşa soruyorum. Yoksa namaz bunu ben iki şey mi vereceğiz? Yok onlar bu ayrı bir meselesi. Ya ayrı bir meselesi yani. Yok. Gerek yok buna. Ben sadece dinin bu noktada kendi hükümsel noktalarından konuşuyorum. Ya diyorum ki zaten dinin kendi hükümsel noktaları var.
Bu hükümsel noktalarında bazı şeyler insanlar bu yoktur dediğimde. Mesela diyor ya özgürlüğümle yoktur. Örneğin rejme derken öldürürüm de yoktur. Ben de onun önünde başka yoktur dedim ya hadisi olarak yok dedin sen. Bu hadisi kabul etmedi ya bu konuda. Eyvallâh. Ben de dedim ki onun önüne. Bir kadın çıktı. Bunu ben aslında bari direkt söyleyecektim ona da injinir diye söylemeliyim. Ben bunu söyleyen kimsenin hanımı değilim. Çıktı. Gitti. Bir zina etti. Sen ne yapacaksın kardeşim? O diyecek ki ben boşayacağım. Örneğin. Niye göre boşayacaksın? Boşama bir suç işledi. Gitti, elli dernek cezasını yedi, geldi. İçki içti. Seksen dernek cezasını yedi, geldi. İçki içeri boşuyor musun? Hayır. Zina dedi, neden boşuyorsun o zaman?
Adamı öldürdü. Büyük bina işledi. Öyle değil mi? Öldüreni öldürecek. Yaraladı. Yaralandı. Yaralananı yaralayanı boşuyor musun? Hayır. Şimdi o vardı ya bizim İzmit’teki arkadaşlar o arkadaşı hatırlayacaklar cemaatinin arkasından bağırıyordu. Dedim ki sana bir ay müsaade. Bir ay sonra dedim bu fetva mı? Bana cevabını al gel. Bak dedim. Himin abidine bakma. El Hidaye’ye bakma. Her ihtiyara bakma. Dürer dürer’e bakma. Ondan sonra fetevayı hindiyeye bakma. Eee o zaman şeyin en son o mevsuta bakma. Ben şimdi bunların hepsine de baktım dedim. Bunların hepsine de baktım. Bunların hiçbirisinden de sonuç alamadım. Bunlara bakmadan geldi. Hala da gelecek. Aradan iki ay ne geçti? Geldi. Hocam özür dilerim senden dedi.
23. Bölüm
Ya dediğimizi bulamadım. Siz niye gerek mi? Dedim. Diyanete sordurdum. Diyanet şunu dedi dediler. Resmi olarak kiminle evliysen onunla evliliğin devam ediyor. Tövbe et demiş. Bana dedi ki siz nasıl hükmettiniz? Dedi siz nasıl hükmettiniz? Dedim hocam arkadan bağırmak değil mi? Bir şey konuşmak dedi. Önüne geldi. Hükmet. Dedim bunun dedim rejimle öldürülmesini kabul ediyorsan oradan. Bu İslam hukuk içerisinde bu kadın öldürülecek zaten dedi. Öldürülseydi otomatikman nikahı da düşmüş olacaktı. Erkek bu noktada dedi kadın öldürüldüğün için nikahı düşmüş olacaktı. Otomatik maddur. Bu kadın dedi manen ölü hükmünde o kadın o kadın dedi. Şimdi diyecek ki dedi. Ben sana helaldeyim. Erkek de diyecek ki dedi.
Sen de ben boşanırım. Başka türlü dedim bu sistemin içerisinde bunu dedim mümkün değil. Bu dedim mümkün değil. Yaşanması da mümkün değil. O yüzden çünkü bazı şeyleri yeni iştahat ederken dikkat etmekte fayda var. Bu yeni bir iştahat çünkü. Bu iştahat. Bu Hanefi’ye Maliki’ye Ambeli’ye göre bir iştahat değil. Bu yeni bir iştahat. Bu yeni bir iştahat olunca böyle bir yeni yeni böyle iştahat getiriyorlar. Ama yeni iştahat getirirlerken bak teşehrat söylüyorum. Bu böyle çok ııı dinin harika yaşandığı hedef adaf olarak harika yaşandığı bir toplumda ortamda sadece asrı saadet dönemini biliyorsunuz. Asrı saadet döneminde hiç meslek yok. Sonradan meslekler çıkıyor. Ufaklı bir iştahata dönüştü. Tekrar ııı seni ııı tatlı bir dille davet ediyorum.
Başkası değil. Asıl saadeti bilmiyorsunuz demek. Bir kimseyi cahillikle batırmak. Bu çok farklı bir konu. ufaklı bir iştahat derken ben burada meslek uydurmuyoruz. Meslek asrı saadet döneminde yoktu. Sonradan oldu. Hocam bir şey söyleyeyim mi? Evet. Kütübü siteyi okudum şu an arkadaşım. Önemli değil mi? Şundan dolayı söyleyeceğim hocam. Çünkü bayram da ben bu yolu çok yaşadım. Hep aynı diyor okumadığım. Bir de kitapın okumuyor bu cevapta. bugünkü aklıyla tükmedenleri ve kütübü siteyi hiçbir şey okumadan bu kitaplarda bu gidinmeye başladı yani. Ben bunu kabul edemiyorum. Ben okumadım kütübü siteyi hafızada ısınarak ama sonuçta şunu biliyorum. Onca âlim onlar kısır bize geldi ve bir şekilde bir sürü alimlerinden geçti.
Inşallah Alat Suresi’ni okuyoruz. Allâh bana Kur’ân’ı okumamı emretmiştir. Sizin dediğinizi değil. Alat Suresi’ni okuyalım mı? Bir yerde de sünneti de uyumamızı emretmiştir. Tartışmayın. Biz bilmeyenlerdeniz. Estağfirullâh. Siz beni yanlış anladınız. Aa. Ben sadece asıl sadece döneminde. Ben bilmiyorum ya. O yüzden yanlış anladım yani. Bilmemekten dolayı Allâh bizi inşâAllah affetsin. Hakkınızı helal edin. Efendim? Lâ ilâhe illâllah. Hak Muhammed’e Resûlullâh gemi elen bir evvel mürselin vel hamdü lillahi rabbil alemin. el-Fâtiha. Âmîn. Ejder. Hakkınızı helal edin. Ejder. Ejder yaman da inşâAllah keceniz hayır olsun.
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Sünnet, Şeyh, Sabır, Hayret, Hamd, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı