Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

508. Dergah Sohbeti — Cibril Hadisi, Meleklerin İnsan Suretinde Görünmesi ve Sufi Adabı

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 508. Dergah Sohbeti — Cibril Hadisi, Meleklerin İnsan…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Ortalık kan gövdüğü götürüyor ya, Fatih bütün ordusuyla İstanbul önlerine gelmiş Bizanslılar içeride meleklerin cinsiyetini tartışıyorlarmış. Bugün ben de böyle kendimce dedim ki milleti bir gündemden dışarı çıkarayım. Şöyle gündemden bir dışarı çıksınlar diye düşündüm. Ama öyle no melek cinsiyeti tartışmayacağız. Gündemden dışarı çıkarken yine kendi alanımızla alakalı inşâAllah birkaç hadîs okuyalım. Sonra vaktimiz kalırsa sorulara bakalım. Bu hadislerle Tasavvuf diye bir eser. Ali Tanevi’nin. Bunu normal değil. Ben de okumadım hiç. Böyle ara sıra içinden birkaç hadîs bakmışımdır.

Bütünüyle okumadım. Böyle nasip olursa niyet ettim inşâAllah. Bunu böyle derslerde, Perşembe derslerinde, ne kadar zamanımız olursa 1-2-3 böyle hadislerden okumak inşâAllah. Ömer bin Haddab’dan rivayet edilen Cebrail aleyhisselâm’ın Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine gelmesi, ona dinle ilgili bazı sorular sorması ve Resulü Ekrem’in cevaplar vermesiyle ilgili hadiste Efendimiz şöyle buyurdu sallallâhu aleyhi ve sellem. O Cebrail idi. Malum bu meşhur Cibril hadisidir. Bu Cibril hadisinden İslam uleması hem bu noktada kendisiyle alakalı İslam ulemaları dinle alakalı ilim dallarını da bu hadîs-i şerife dayandırırlar. Gelir bir kimse, temiz giyimli bir kimse, Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin önüne oturur.

Benim sorularım var der. Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de ona der ki sor. Birincisi der ki İslam nedir? Özür dilerim. Önce iman nedir der. İman nedir deyince o da kelimeye şehadet getirmek. ondan sonra Allâh’ın varlığını birliğine iman etmek özür dilerim. Allâh’a iman etmek, meleklerine iman etmek, peygamberlerine iman etmek, kitaplarına iman etmek, din gününe iman etmek, hayırın ve şerrin Allâh’tan olduğuna iman etmek, kadere, kabire, hesaba, kitaba, cennetin cehennemin varlığına iman etmektir der. Ardından İslam nedir der. Kelimeye şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek der. Ardından da ihsan nedir der. İhsan, Allâh’ı görüyormuşçasına ibadet etmek göremesen dahi her daim onun seni gördüğünü düşünerekten, tefekkür ederekten yaşamandır der.

Ardından der ki kıyamet ne zaman kopar? Ardından kıyamet elametlerini sorar, kıyamet elametlerini sorduktan sonra der ki ne zaman kıyamet kopar? O da der ki sorulanın sorandan daha fazla bilgisi yoktur der. Sorulan, normalde sorandan sorulanın daha fazla bilgisi yoktur der. Buradan İslam uleması kendince iman nedir den, akayitle alakalı meseleleri, İslam nedir den, ibadetle alakalı meseleleri, İhsan nedir den, tasavvufla alakalı meseleleri çıkarırlar ilim olarak. Burada en önemli meselelerden birisi de Cebrail aleyhisselâm ile alakalı. Bu soruyu sorar, bu gelen kimse yürür, çeker gider oradan. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ashabına der. Bu soruyu soran kimdi? Derlerdi ki ashab dıhyeydi, dikkat edin ashab dıhyeydi der.


2. Bölüm

Dıhye deyince Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, onun ashabının dıhye demesinin karşılığında gelen Cebrail kardeşindi. Size dinini öğretmek için geldi der, size dini öğretmek için geldi. Demek ki buradan şunu anlıyoruz, bir kısım mele-i azam, normalde bir kimsenin, bir şahsın, bir insanın suretinde görünebilir. Azrail aleyhisselamın insan suretinde, Cebraili, Mikaili, İsrafili insan suretinde, bir kısım melekleri insan suretinde görebilirsiniz. Bunun tersi de olabiliyor. Tersi nasıl olur? Mübarek bir zatın bir melek suretinde zuhuru da söz konusu olur. Ve bir varlığın, bir varlığın farklı suretlere bürünerekten görünmesi mümkündür. Burada bir, o varlığın gerçekten hakikat noktasında hangi surette olup olmadığı, iki, görenin makamına derecesine göre onun suretini görüp görmemesidir.

Şimdi aslında Allâh alem, Cebrail aleyhisselâm, dıyya suretinde değildi. Ama oradaki sahâbeler onu dıyya suretinde gördüler. Ama o dıyya suretinde bütün herkes görürken, gerçekte hakikatte o Cebrail aleyhisselâm’dı. Bu manada kalp gözü açık olan, hikmete rağm olan, ilmi ledüne sahip olan Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, onun dıyya değil Cebrail olduğunu biliyordu. Ama diğer insanlara o dıyya suretinde görünüyordu. Ve Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, bu kimdir soruyu soran dediğinde, oradakiler ağız birliği etmişçesine dıyya idi dediler. Onun dıyya olmadığını, bir tek Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri beyan etti. Dedi ki, o Cebrail kardeşimdi.

Size dininizi öğretmek için geldi. Size dininizi öğretmek için geldi. Demek ki bazı manevi şahsiyetler veya meleklerden bir kısım melekler, bir kimsenin dinini öğretmesi için de, bir insan suretinde, o kimsenin etrafına, karşısına veyahut da onunla alakalı bir mesele de gelebilir mi? Bu şeyhi olabilir, bu pecmurde bir kimse olabilir, bu bir kadın olabilir, bu bir erkek olabilir, bu bir pir efendi olabilir, bu geçmiş peygamberlerden birisi olabilir. O kimse, kendi onu gördüğü kimseyi ne zannedecek kendi makamına göre? Ama bir kadın görecek, ama bir erkek görecek, ama bir veli görecek, ama sahabeden bir kimse görecek, ama geçmiş peygamberlerden birisi görebilir mi? Evet. Ve böylece o gördükleri, o kimsenin kendince, kendi dairesinde hak mı?

Evet. Ama onun öyle olmayıp da bir meleği azam olduğu, veyahut da öyle olmayıp da farklı surete bürünmüş bir veli zat da olduğu da, o velinin tarafından batin olarak hak mı? Evet. O yüzden normalde, ama buradaki kesin kaidelerden birisi şu, o size dininizi öğretmek için gelmişti. Demek ki bunun bir ayağı, bir perdesi de o meselenin dinin öğrenilmesi, hakikate erişilmesi, hakikatin bilinmesi, hakikatin ortaya çıkması için olacak. Bu farklı bir meseleden değil. Bakın tekrar söylüyorum, bu bir dini meselede hakikatin ortaya çıkması, bir dinin herhangi bir meselesinde hakikatinin bilinmesi, öğrenilmesi için ancak böyle bir tecelliyat, böyle bir zuhurat olacak. O yüzden Cebrail aleyhisselâm bu manada değişik insan suretlerinde görülmesi muhtemeldir.


3. Bölüm

Mesela Meryem annemize de ona bir ruh üfledi derken, Meryem annemiz onu Cebrail suretinde mi gördü? Yoksa bir melek suretinde mi gördü? Yoksa onu başka bir zat-ı şerifin suretinde mi gördü? Bu konuda da net bir açıklama yok. Burada da Cebrail aleyhisselâm Meryem’e üflerken, İsa’yı üflerken hangi surette üflediğine dair de elimizde bu noktada yazılı kitapların içerisinde herhangi bir şey yok. Ama ona görünürken Cebrail aleyhisselâm Meryem annemize insan suretinde göründü. Ama insan suretinde görünürken ona nasıl bir insan, kimin suretinde göründü, burası farklı bir şey. Ama ona bir insan suretinde görünmemiş olsaydı Meryem annemiz irkilmezdi, korkmazdı, kendince tedirgen bulmazdı. Bir insan suretinde çünkü namusunu, şerefini, bu noktada ifretini düşünen bir kadının kendince titremesi, korkması, irkilmesinin kadar doğal bir şey yok.

Ama eğer insan suretinde görünmemiş olsaydı, melek suretinde görünmüş olsaydı belki de bu kadar irkilmeyecekti. Demek ki Meryem’e de görünürken insan suretinde göründü. İnsan suretinde göründü ki Meryem kendince kendi namusu, kendi iffeti, kendi şerefi için irkildi. Çünkü Meryem’in tanıdığı bir surette de değildi Allâh-u Alem. Meryem’in tanıdığı bir surette olmuş olsaydı Meryem yine irkilmezdi. Demek ki Meryem’in o güne kadar görmüş olduğu bir surette değildi bu insan sureti. Ve belki de kendisinden sonra zuhur edecek bir manevi surette olabilir. Ve hatta hiç kendisinin tanımadığı bir surette olabilir. Buradan da hareket ederekten demek ki Cebrail Aleyhisselâm veya büyük melekler veya melekler insan suretinde insanları görünebilir mi?

Evet. Onlara Allâh’ın emrini tebliğ edebilir mi? Evet. Tebliğ ederken de insanlar bu noktada kendince insan suretinde bir kimseyi gördüğünden, öyle gördüğünden dolayı Tebliğin öyle olduğunu anlayabilirler mi? bu noktada evet. Onun manevi bir şahsiyet olduğunu bilebilir mi? Bir kısım. Bilemezse bir zarar gelir mi? Hayır. O yüzden normalde bu akşam dersimiz de bu kadar olsun. Diyelim ki, evet, Cebrail Aleyhisselâm, melekler insan suretinde insanlara görünebilirler. İnsan suretinde görünürken bir veli zatın suretinde, bir sahabenin suretinde, bir geçmiş peygamberlerin suretinde görünebilirler. Ama Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin suretinde görünemezler. Çünkü Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sureti bu manada delillenmiştir.

Onu gören gerçekte görmüştür. Onun şekline şemanine şeytan giremez. Onun şekline şemanine hiç kimse giremez. Allâh o hale. Doğrusunu Allâh bilir. Âmîn. Lüt’e gittiklerinde de melekler insan suretinde gittiler. Genç birer delikanlı olan suretinde gittiler. Öyle gördüler onlar daha doğrusu. Böyle gittiler demeyelim de öyle gördüler. Onlar onu genç insan, genç erkek suretinde gördü herkes. Erkeklerin kendi aralarında yapmış olduğu organizasyonlara bayanlar nasıl dahil olabilir? Bu noktada erkekler, evli olan erkekler bazı organizasyonlar yaparlarken Mesela bir pazar günü veya bir ne bileyim kadınların onlarla beraber vakit geçireceği bir zaman eşlerini de düşünecekler. Bilhassa dergahın içerisinde aktif olan arkadaşlar değişik yerlerde sohbetlere, zikirlere, değişik toplantılara, değişik vazifelere gidiyorlar.


4. Bölüm

Haftanın üç günü, dört günü bu tip vazifesi olan sohbetlere giden, derslere giden, semaya, göreve vazifeye giden arkadaşlar var. Onlar üç beş gün haftanın birkaç günü evde kalıyorlar. O birkaç günü iki üç günü de evde kaldıklarında erkekler kendi aralarında bir program yapıp eşlerini götürmezlerse sıkıntı. Bu noktada ya biz arkadaşlarla toplanacağız bir deniz kenarında piknik yapacağız veya dağa gideceğiz veya şuraya gideceğiz. Allâh’tan korkun o kadınlar da bir hafta sizi evlerinde bekliyorlar. Onlara da yönelik bir program yapın gidin kadınlar bir yerde otursun erkekler bir yerde otursun programlarınızı bu şekilde yapın. Zaten genelde derviş bayan kardeşler eşlerinin dergahla alakalı çalışmalarına zannediyorum bir şey demiyorlar.

Ama onun dışında da bir program yapıldığında erkekler de onların bu noktada haklarını gözetip programlarına eşlerinde dairesinler. Sohbeti hiçbir hafta duyamıyoruz. Bayanlar ayrı çocuklar ayrı konuşuyor. Çocuklar sürekli erkekler ve kadınlar tarafına gelip gidiyor. Çok rahatsız oluyoruz. Bu büyük handikap aynı şey ne o rahatsızlık tek kede de oluyor. Bunu defalarca söylememize rağmen yine de arkadaşlar kardeşler bu konuda titiz davranmıyorlar. Bir çocuklarıyla ilgilenmiyorlar bayanlar bırakıyorlar çocuklarını. Çocukları istedikleri gibi gürültü yapıyorlar. İki kenderalarında konuşuyorlar kenderalarında çok yorum yapıyorlar. Bunu sohbetten önce veya sohbetten sonra yapmalarında bir beis yok. Ama sohbet esnasında yapılıyor.

Bu gerçekten sûfî adabına aykırı bir şey. Bu gerçekten aykırı bir şey. Ya normalde hiç hayatımda o kadar utanmadım. şey gelmişti. Şevket Yılmaz gelmişti. Şevket Kazan ne o? Şevket Kazan mı? Şevket Kazan gelmişti. sohbetine başlamazdan önce kısa bir Kur’ân-ı Kerim okudu. yukarıda muhabbet devam ediyor. Ardından bir şeyler sohbet etti, konuştu. Daha yukarıdan devam ediyor. Yerin dibine girdim kendi adıma. Bir sûfî toplulukta olmaması gereken şeyler. Sufiler edebe çok riayet ederler. Bilirler ki edebe riayet etmemek gerçekten o kimsenin manen körelmesine sebep olur. Ve hiçbir şey yapmasalar dahi sûfîler susmasını bilirler. Şimdi bu bayanlar bölümü böyle ayrı ya ayrı olmasının da getirdiği bir problem var.

O böyle ne anlaşılıyorsa artık kendi kendilerine konuşmayı bu noktada bir kar zannediyorlar. Erkeklerden de oluyor bu. Bunu normalde kendilerince konuşmacıya saygısızlık yapıyorlar. Ama o saygısızlık kendilerine ait. Bir kimse bir toplantıya giderse o toplantıda bir konuşmacı var ise konuşmacı konuşmasını bitirinceye kadar saygıyla dinlememesi gerekir. Eğer bir kimse dinlemek istemiyorsa çıkar toplantı salonundan dinlemez. Yanındaki bir kimseyle o sohbet esnasında konuşmak şu demek. ben bu arkadaşı dinlemiyorum. Bunu da dinlemek istemiyorum. Buna bir saygı duymuyorum. Bunun karşısında herhangi bir saygım yok. Aslında otomatik mi? Sûfî adabınca kendisine saygısı yok. Kendisi edepsizin teki. Sûfî adabı budur.


5. Bölüm

Konuşmayacaksın konuşmayı dinlemek istemiyorsa yürür gider. Bize öyle öğretildi. Şeyhin yanında çay karıştırırken dahi ses çıkaramazsınız. Bize öğretilen adab buydu. Çaylar dağıtıldığında çatır çatır. Onu ancak ilk gelen derviş yapar, ilk gelen misafir yapar. Kimse de dönüp bakmaz ona. Herkes içinden der ki bu arkadaş yeni gelmiş. Bakın çay karıştırırken dahi sûfîler çay bardağından ses çıkarmazlar. Çayı höpürdetmezler. Çay bitince çatır çalkalamazlar. Ses çıkarmazlar hiç. Çay ver dahi demezler. Çay verir misin demezler. Çay nerede kaldı demezler. Yemek nerede kaldı demezler. Kaşık çatal vurmazlar. Tabağı vurmazlar. Veya bardağı kaşıkla vurmazlar hiç nerede kaldı gibisinden. Sufiler edeble otururlar.

Dillerine sahip çıkarlar. Boş konuşmazlar. Eğer sohbet eden yoksa, öyle örneğin konuşulmuyorsa. Ama oradan üstadı gelip oturduysa konuşmuyor. Hiç kimse konuşmaz. Herkes oturur zikrullah yapar. Oturur içinden zikrullah yapar. Konuşmaz. Bu seferde yanındaki onların edebiyle edeplenir. bizde bir ate sözü vardır ya üzüm üzüme baka baka kararır diye. Hz. Mevlânâ mesnevisinde de almıştır bunu. Mesnevide de der Hz. Mevlânâ. Üzüm üzüme baka baka kararır. Bir kimse olgunlaşması yanındakine bakaraktan olgunlaşır. Olgunlaşmayacaksan yanındakine bakaraktan olgunlaşmaz. Yanındaki bir kimse konuşur da, o da konuşursa ikisi de ham. Koruk da ham. Olgunlaşmamış üzüm. İki koruk yan yana gelmiş. Ne haber ya? İyi misin?

Sen ne yapıyorsun? İyi misin? İyiyim. Nasıl be? şu mesele nasıl oldu? Bu nasıl oldu? Şu ne yaptı? Bu ne etti? Sohbet esnasında yanındakiyle konuşan kimse koruktur. Olgunlaşmamış daha. Kaç yıllık derviş olduğu önemli değil. Zikrullah esnasında vazifeli değil bir şey değil. Etrafıyla konuşuyorsa, zikrullah yapmıyorsa, kaç yıllık derviş olduğu önemli değil. O koruktur. Olgunlaşmamış henüz daha. Olgunlaşmamış. Yanındakinin sorduğu soruya sohbet esnasında cevap day vermez. Tebessüm eder. Sonra görüşelim. Sonra konuşalım. Sohbet bitsin. Çünkü sûfîler sohbet otururlarken niyet ederler. Kendilerince niyet eder. Ya Rabbi buradan çıkıncaya kadar itikafa niyet ettim. Günahlarını dökmeye gelmiş, kusurlarını sermeye gelmiş.

Kendince temizlenmeye gelmiş. E buna niyet lazım. İhlas lazım, samimiyet lazım. E bunun içinde susmak lazım. E buna da utanıyorum bu sohbeti yapmaya. Gerçekten utanıyorum. böyle zorla kendimi dinletmek istiyormuşum gibi avgılanacak diye utanıyorum. Yoksa Allâh muhafaza eylesin. Kendimle alakalı değil. Ama bu bir sûfî adabı. aniden herhangi bir misafir gelebiliyor. Aniden birisi gelebiliyor. Aniden birisi durabiliyor. Bu noktada arkadaşlar edep erkan sahip olacaklar. Böyle bir şeye maydanoz olmaya çalışmayacaklar. Edeble oturacaklar, susacaklar, bekleyecekler, konuşmayacaklar. Bakın, ses çıkarmayacaklar. O edebi, o erkanı, o adabı muhafaza edecekler. Kadını erkeğe, herkes için geçer. Sohbetin arasına dalmak.


6. Bölüm

Yok İslam adabında. Sohbet esnasında illa ki oradan bir şey söyleyecek. Yok. Sohbet bitince sorusu olan var mı diye soruluyor. Sorusun varsa sor. Araya in. Sohbet bitince sorusu olan var mı diye soruluyor. Sorusun varsa sor. Araya in. Araya illa ki bir şey katacak. İlmini mi koyacaksın? Gel otur, sohbet et o zaman. İlla ki bilgin varsa, muhakkak vardır. Herkes çavuş. Git mahallede aç bir sohbet. Herkes anlat oradan. Sabahtan akşama kadar anlat. Herkes ders yaptırsın. Hiç sıkıntı yok. Aç evini. Topla milleti. Anlat sabahtan akşama kadar. Onlar sorsunlar sen cevap ver. Muhteşem. Bakın muhteşem. Hiç mi sıkıntı yok. Kadınlar erkekler. Hepiniz Allâh yolunda koşun. Hepiniz Allâh dedik dedin. Hepiniz sohbet dedin.

Hepiniz. Bakın hepiniz. Hepiniz şeyh olun. Hepiniz birer mürşidi kamil olun. Allâh’tan isteyin bu. Hepiniz hem. Ama bunun yolu edebden geçiyor. Bunun yolu edebden geçiyor. Bunun yolu Allâh yolunda Allâh için koşmaktan geçiyor. Bunun yolu haftada bir gün derse gitmekle olmuyor. Rahat yatağını rahat evini terk etmekten geçiyor. Bunun yolu kendi rahatını geçmekten geçiyor. Bunun yolu kendi rahatını geçmekten geçiyor. Birinci derecede daha. Evde oturaktan olunmuyor. Evde oturaktan olunmuyor. Allâh için koşmaktan geçiyor bu. Öyle karpuz yata yata büyüyor. Derviş yata yata büyümüyor. Karpuzsa yata yata büyüyecek. Onu da kesip yiyorlar. Ama insan yatarsa insanı kesip yiyemezsin de. Karpuz yata yata kızarır.

İnsan yata yata bozulur. Kalmaz bir şey çürür. Perişan olur. O zaman edeb lazım. Bir yerlerde sohbet edenler anlar onu. Sohbetinin yarıya kesilmesinin ne olduğunu. Aradan birisinin çıkıntı yapmasını. Gidersin bir yer. Allâh muhafaza eylesin. Bu süfyan ahlakıdır. Ebu Cehil ahlakıdır. Sohbeti yarıda kesmek. Birinin sohbetini ağzından almak Ebu Cehil ahlakıdır. Ne yaptı Ebu Cehil? Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bütün akrabalarını topladı, yemek verdi onlara. Cenab-ı Hakk’ın emrini yerine getiriyor. Onlara dini tebliğ edecek. Tam anlatmak için sözü ele alıyor, konuşacak. Orta yerden Ebu Cehil çıkıyor. Sen bunun için mi bizi topladın buraya diyor. Konuşmayı yarıda kesiyor. Hz.

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri tekrar sohbete başlıyor. Tekrar meseleyi anlatacak baştan alıyor. Tam onlara peygamberliğini ilan edip, onları bana biat edin, gelin peygamberliğimi kabul edin, Allâh’ın varlığını birliğini kabul edin diyecek. Ebu Cehil gene çıkıyor orta yere. Sen bu yemeği diyor, iki lokma yemek yedirdin, bu yüzden mi bize yemek yedirdin? Lanet olsun diyor, bu yemeği yemeseydik de biz. Dikkat edin. Bir konuşmacının konuşmasını kesmek, sohbet eden bir kimsenin sohbetini orta yerden kesmek, bunu bilmeyenler tamam, buna söyleyecek laf yok. Ama bunu kesmek Ebu Cehil ahlakıdır. Sorusu olan var mı dedin de sorar herkes. Bir kimse soru da kabul etmeyebilir. Gittiniz bir toplantıya, konferansa gittiniz.

O konferansta sunum yaptı bir kimse bir şeyler anlattı bitti. Soru almıyor. Tevliğini yaptı bitirdi. Soru almıyor. Sorusu var mı denmedikten sonra ona soru da sorulmaz. Sorusu var mı denmedikten sonra bir şey sorabilir miyim denmez. Adabı aykırı o kimse soru almış olsa diyecek. Sorusu olan sorsun. Sorusu olan sorsun denmiyor. Bir şey sorabilir miyim denmez. Denmez. Sorusu olan var mı denmemiş. Denmez. Bu kadar. konuşmaktan şimdi bayanların tarafında. Bak şimdi hiç ses çıkmıyor. Yazık. Ben daha da üzülüyorum o zaman. değer miydi bunca sohbeti konuşmaya şimdi bunca şeyi söylemeye. Denmez. başındaki hiç kimse konuşmazsa gelir bir kimse. Yeni gelmiş bakar kimse konuşmuyor o da konuşmaz. Ama şunu unutmayın.

Eskimişlik insanı batırır. İnsan eskidikçe edebini derinleştirmeli. Eskidikçe. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin etrafında hizmet eden bir kimsenin cehennemlik olduğunu Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin etrafında hizmet eden bir kimsenin peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri söyledi. Onun başındadır. Hizmet ediyordu. Vefat etti. Dediler ki o cennetliktir peygambere hizmet etti. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hayır dedi. O cennetlikte cehennemde o dedi. Gidin evini araştırın dediler. Gittiler. Baktılar ki beytül malın malını gördüler. Hırsızlık yapmış. Onun peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin başında durması onu kurtarmadı.

Dikkat edin. Hazreti Peygamber ve sellem hazretlerinin etrafında hizmet etmesi onu kurtarmadı. Ne dedi kızı Fatıma’ya? Dedi dikkat et. Babam peygamberdi diye kendi kendine emin olma. Babam peygamber demen. Emin olma. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden dervişlik sizde daha da incelik daha da edeb kaçsın. Eminlik edip adabı edebi terk eden çiğneyenlerden eylemesin. Adabı erkanı Allâh muhafaza eylesin. Kendi heva ve hevesine döndürenlerden eylemesin. Hepimizi birer edebli derviş eylesin. Hepimizi de salihlerden eylesin. Lâ ilâhe illâllah. Hak Muhammedün Resulallah cemiyyele billahi ve l-mursalin vel hamdü lillahi Rabbi’l-alemin Fatiha. Âmîn.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, İhsân, Şeyh, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı