Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

493. Dergâh Sohbeti — Rüya Tevili, Nafileleri Gizlemek, İtaat ve Hayır-Şer Meselesi

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 493. Dergâh Sohbeti — Rüya Tevili, Nafileleri Gizlemek,…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenize hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüze hayırlı eylesin inşâAllah. Sohbete başlamazdan önce kutlu doğum ve gelibolu da cepheye sema ile alakalı programa katkılarınızdan ve çalışmalarınızdan dolayı bay bayan bütün herkese bütün kardeşlere teşekkür ederim. Allâh tekrar tekrar nasip etsin inşâAllah. Kişinin nafile orucunu insanlardan gizlemesi uygun mudur? Evet. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri nafile namazlarını evde kıldı. Cemaatin içerisinde nafile namazı kılmadı. Birtek cemaatin içerisinde teravih namazını kılmıştı. Teravih namazını birkaç gün kılmaya devam ederken baktı ki bütün cemaat de onunla beraber teravih kılınıyor. Farz gibi algılanacak korkusuyla, düşüncesiyle o teravih namazını da evinde kılmaya başladı.

O yüzden bir kimsenin nafilelerini gizlemesi, farzlarını eşkare yapması dinin şiarındandır. Ama şimdi evlerde nafile namaz kılınmadığından, kılmadığından herkes camilerde kılıyor mu? Evet. Önceden nafile kılmak, camilerde nafile kılmak, herkesin içerisinde nafile kılmak, böyle nefsini abartmak, nefsini büyütmek, böyle kendi kendisine ehemmiyetli takva olduğunu göstermek gibi algılanırdı. Şimdi farzların işlenmediği, yaşanmadığı bir yerde bir kimsenin camilerde nafile, sünnet namazlarını kılmasında bir beis yok. Ama nafilelerini saklamak, gizlemek sûfî şiarlarından. Çanakkale’de, cepheye, sema yürüyüşünde oğlum ellerinizden öper, ben de beraberimde, bana baba sen niye hocayla hiç konuşmuyorsun dedi, bir de sen niye görevli değilsin?

Ben ona hiçbir cevap veremedim. Eğer bunlar bu saatten sonra yaparsam, Allâh’ın rızasını gözetmemişim olurum. Oğlumun dediğini yapmış olurum. Bu noktada herkes Allâh rızası için bir şeyler yapmaya gayret edecek. Ama öyle bakma çocuğun seni hizmete teşvik ettiğini düşündüm. Eşim bir yaşındayken anne ve babası ayrılmış, eşim annesinin yanında yetişmiş. Biz evlendikten sonra görüşmeye çalıştım. Lakin babası pek sıcak davranmadı. Eşim de iyice uzaklaştı. Burada kelimeyi okuyamadım ama hukuk konusunda tavsiyeleriniz demiş. Ha, hak hukuk konusunda. Sonuçta bir kimsenin babasıdır. Babası onunla görüşmeyi dilediği müddetçe o da babasına görüşecek bir erkek çocuk babasına, annesine bakmakla mükellef.

O yüzden oradaki anne baba arasındaki ilişkilerin bozukluğu çocuklara etkilememesi gerekir inşâAllah. Burada özel demişler ama normalde bunu böyle okumadan da bu mesele anlaşılmaz. Eşim rüyasında kendini aldattığımı görüp beni bununla suçluyor, rüya ile yorum yapılır mı demiş. Hiç alakası yok. Bütün şeyler insanlar şeytan da bu rüyayı gösterebilir veya bu meseleyi insan kafasında taksa, büyütse takıntı halinde de böyle bir rüya görebilir. O yüzden bununla, rüyayla amel edilmez mantığının kaidesinin ana sebeplerinden birisi bu tip şeyler. bir kimse Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında görse ve Hz. Peygamber Efendimiz salallahu aleyhi ve sellem hazretleri rüyasında ona bir şey söylese o dahi tevvile muhtaçtır.


2. Bölüm

Bakın o dahi tevvile muhtaçtır. Rüyası hak mıdır? Evet. Hakikat midir? Evet. Tevvile muhtaçtır. Öyle bir kimse ben Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyamında gördüğüm hak mı? Evet. Şekline şemanine şeytan girebilir mi? Hayır. Ama gördüğüm rüya tevvile muhtaç mıdır? Evet. Buna delil şimdi size. Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki bir rüya gördüm. Rüyamda dedi yukarıdan kocaman bir halat sarkıtılmıştı. Benden sonra Hz. Ebu Bekir, ondan sonra Ömer, ondan sonra Osman, ondan sonra Ali tutulmuştu. Sonra halat koptu dedi. Hz. Ebu Bekir radıyallâhu anh hazretleri dedi ki ya Resulallah bu rüyayı ben tevvile değil mi? Evet et dedi. Yukarıdan gökten inen dedi halat Allâh’ın dinidir, Kur’ân sünnettir.

Sizden sonra benim o ipesim sıkı tutunacağım. Benden sonra Ömer’in, benden sonra Osman’ın, benden sonra Ali’nin o ipi sımsıkı tutacağı, Ali’den sonra da bu sımsıkı tutmanın kopacağına işaret dedi. Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri buna hayır demedi. İsabet ettin dedi. Bakın Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gördüğü rüya ayağındır, açıktır. Ama onun gördüğü rüyayı dahi Hz. Ebu Bekir radıyallâhu anh hazretleri tevil etti. O yüzden bir kimse Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona bir şey söylese dahi bu rüyanın tevvile ihtiyacı vardır. Rüya haktır, haktır. Şekline şemanına şeytan giremez ama o rüyanın tevvile ihtiyacı vardır. Kaldı ki bakın Hz.

Peygamber efendimizin gördüğü rüya onun ağzından çıkan rüyada onun ağzından çıkan sözün dahi tevvile ihtiyacı var. Mana ayrıdır çünkü. miraca miraçta Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerine süt ve şarap ikram edildi. Birisinden seç denildi. Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri sütü seçti. Sütü seçince miraçta manada onun süt içmesi zahirde ilahi hikmete yorumlandı. O hikmet oldu. O hikmet olmuş oldu. Oysa rüyada Hz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri mana aleminde miraçta süt içirilmişti. Ama bakın o neye yoruldu? Onun yorumu ilme yoruldu. O hakikate yoruldu. Hacı Mehmet abi geçmiş olsun. O ilme yoruldu. O hakikate yoruldu. O yüzden bir kimse rüyasında gördüğü bir şey sufilerde bu adaptır.

Bir kimse kendi rüyasını kendisi yorumlayıp kendi kafasından kendi kendisine çok af edersiniz. Dom içemez. Böyle bir şey yok veyahut da dün akşam ben bir rüya gördüm ya hayırdır ya. Kimi anlatıyor? Arkadaşını anlatıyor. Başka bir derviş kardeşi anlatıyor. Neden onu anlatıyorsun? Kendini onun yanında kıymetli görmek istiyorsun, göstermek istiyorsun. Kendini onun yanında üç seviyede göstermek istiyorsun. Rüya anlatacak mercim o. Veyahut da rüya anlatmak istiyorlar. Bu kardeşe söyleyin, o dinlesin diyorum. İçi burkuluyor. Neden? Onun nefsi çok kabargın çünkü ya. Onun rüyasını üstad dinlemesi lazım da. Hazreti Mevlânâ diyor ya, mumun hangisinden yanarsan yan. Yirmi tane mumun hangisini ayıracaksın birbirinden onu anlat dermiş, anlat.


3. Bölüm

Ama yok, nefis Allâh muhafaza eylesin. O yüzden bir kimse kalkıp da kendi görmüş olduğu rüyayı kendi kendine tevil edip kendi kendine hükmedip onunla amel etmez. İtaat nedir? Bir sufinin şeyhine itaati nasıl olmalıdır? Uygulama sahasında nelere dikkat etmeliyiz? Kur’ân ve sünneti yaşamımız açısından. Kardeşler, itaat, Kur’ân, sünnet diyor Allâh’a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. İtaatin genel çerçevesi Kur’ân, sünnet. Tasavvufla alakalı tasavvufun ana kaideleri. Dergahla alakalı, bir hizmetle alakalı, oradaki işle alakalı, orada bir ibadetle alakalı, orayla alakalı. Ama bu konuda kardeşlerde gerçekten sıkıntı var. Birisine bir şey danışıyor, danışma yapmayacaksan, ona diyorsun ki böyle yap, o yine öyle yapmakta zorluk çekiyor kendince.

Ondan sonra burnu kısıyor yine, dönüyor tekrar geriye. Ya sana böyle yap demedim mi? Dedin, neden yapmadın? Böyle diyemiyorum da. Düşünüyorum kendi kendime. Ya neden istişare ettin ki? Veyahut da onu kendin madem hükmettin, karar verdin, ne yapmaya soruyorsun ki? Devam et. Bu sorma zorunluluğun yok senin. Kimsenin yok. Sormak zorunda değilsin. Sorunca yapmak zorundasın o zaman. Bak hiçbir kardeşim bu noktada zorunluğu kılmıyor. Böyle bir şey yok. Herkes kendi cüzi iradesinde hür. Benim tasavvuf anlayışım o değil zaten. Evlenecek. Evlen kardeşim kiminle evleneceksen. Ayrılacak. Ayrıl kimden ayrılacaksan ayrıl. Sordun o zaman yerine getir. Yapmamazlık etme. Bu sefer senin için sıkıntılı. Sorma devam et.

Bak işine gücüne. Bak bak işine gücüne. Sordun o zaman yerine getir. Diyor ya âyet-i kerimede. İstişare ettin karar verdin mi ondan geri dönme. İstişare etmişsin. İstişarenin sonucunda bir karar çıkmış. Oradan geri dönme. Üstadına sordun istişare bu. Bunu nasıl yapalım? Böyle böyle olsun. Ya böyle olsa olur mu? Öyle olsa olur. Eyvallâh. Ama bir karara verildi mi varıldı. Oradan geri dönme artık. Madem oradan geri dönecektin. Madem nefsine senin ağır gelecekti. Sorma o zaman. Bakın sorma. Bu noktada itaat Kur’ân Sünnet dairesinde. Adam çok affedersin. Tuvalete gidecek soruyor da. Ama daha önemli bir şeyi sormak istemiyor. Ya tuvalete gittiğini soruyorsun ya gereksiz bir şeyi. Asıl önemli gerekli olanı sormuyorsun.

Asıl önemli olan bir meseleyi sormak istemiyor. Nefsine hoşuna gitmiyor. Ama kendi kendine mesela örnekliyorum şimdi. Ben yarın Çanakkale’ye gideceğim efendim. Çanakkale’ye gidebilir miyim? Veya Çanakkale’ye gitmeyi düşünüyorum. Ya git bana ne Çanakkale’ye gitmem daha. Bunda bir sıkıntı yok. Ama velakin başka bir şey var mesela. Daha önemli hayatını etkilecek veya bir şeye etkilecek. Onu saklayacağım, gizleyeceğim diye uğraşıyor. Ya gerek yok. Ben hiç kimsenin başında meşhurdur ya. Demokrasin kılıcı değilim. Benim sunfilik anlayışım o değil zaten. Herkes özgür olsun, hür olsun. Bilemedi Kur’ân ve Sünnet dairesinde haram mı değil mi? Uygun mu değil mi? Bunları istişare ediyorsa etsin. Benim için önemli değil.


4. Bölüm

Ben normalde bir kimse orada bir vazifesi varsa o zaten istişare edecek. O zaten itaat edecek. Herkes kendi dairesinde kendine göre itaati vardır. Adnan’ın itaatiyle bir vazifesi olmayan kimsenin itaati aynı derecede olmaz. Halit’in itaatiyle, örneğin başka bir kardeşin itaati aynı derecede olmaz. Olmaz mı? Mümkün değil zaten o. Bazen örneklerim ya, herkes istediği yere gidebilir. Gündüz işi vardır, gücü vardır. Ama Adnan haber verecek de gidecek. Veya Halit haber verecek gidecek. Bu farklı bir şeba. Sebep? Ya o işleri var, onların vazifeleri var. E bir kimsenin vazifesi var. O vazifesinde sorunlu olduğu bir kimse var. E o kimseye haber verecek. işte semazen başlarının baş semazen başından habersiz bir yere gitmesi gibi.

Kardeşim nereye gidiyorsun? Senin vazifen var. Ya bir vazife çıkarırsa sana? Örneğin atıyorum. Nerede naki? E bilmiyoruz ya. Haydi arayalım bir naki ya. Naki neredesin ya? E ben İstanbul’dayım. Üç gün burada duracağım. Olmadı. Sen İstanbul’da üç gün duracaksan Ali’nin haberi olacak bundan. Bundan Ali’nin haberi olacak. Böyle bir vazifeliler için başı boşluk olmaz. Böyle bir şey yok. Ama öbür türlü herkes de motomot böyle asker gibi itaat edecek. Öyle bir şey düşünmüyorum. Allâh bizi affetsin. Böyle yapanlar var. Bunu böyle uygulayanlar da var. Benim ilk böyle sufili başlangıcı da böyleydi zaten. bizim ilk benim sufiliye başlangıcımda bir derviş bulunduğu bu bayındır kaza kazayı terk edecek, gidecek, haber verecek de.

Haber vermeden gitmek yok. Veya bir mesela ödemişe gidecek, haber verecek, Tire’ye gidecek, haber verecek, İzmir’e gidecek, haber verecek. Bunu derganın içerisinde edepsizliğime verin benim. İlk kıram benim. Ya kendi kendime düşündüm. Ona on kişi, on beş kişi olsa iyi haber versinler. Ben bunu kaldırdım, ödemiş de yüz yirmi kişi vardı dersim orada bıraktığımı da teslim ettimler. Yüz yirmi kişinin yüzde onu bir yerden bir yere gitse on iki kişi. On iki kişi beşer dakika konuşmuş olsa bir saat. E şimdi düşünebiliyor musunuz? Herkes bir yerden bir yere gitse derganın hepsi de benden izin alsa. Bu mümkün değil. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Her gördüğümüz rüya ve halleri size ve yetkili abilerimize anlatmalı mıyız?

Bu rüyaları kardeşlerimize anlatmakta sakınca var mıdır? Hazancı muhabbeti oldu şimdi buna. Bunları yetkililere, görevlilere, vazifelilere anlatmadan bir başkasına anlatmak hoş değil. Çok böyle etrafı abartıraktan anlatmak hoş değil. Rüya ve hal görmek üstünlük müdür? Yolumuzun delili midir? Üstünlük müdür derken ona ayrı bir şey söylemek lazım yolun delilidir ama. Ama bir de rüya ile alakalı hadîs-i şerifi de unutmamakta fayda var. Salih kimseler ancak salih rüyalar görür. Salih kimseler ancak salih rüyalar görür. Hadîs-i şerifi. E o zaman bunun böyle üstünlük müdür derken salihliğine bir delil olabilir. Yola delildir, evet. Çünkü rüya ile alakalı peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür buyurmuş Hz.


5. Bölüm

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Aynı zamanda da ahir zamanda mübeşşirat kapısıdır. Peygamberlik kapısı kapanmıştır. Hadîs-i şerif. Peygamberlik kapısı kapanmıştır. Nice olur ya Resulallah bu ümmetin hali. Ama mübeşşirat kapısı açıktır. Mübeşşirat kapısı nedir ya Resulallah? Ümmetimin salihlerinin görmüş olduğu salih rüyalar. O zaman bir yola delil midir bu? Evet. Sufiler bu manada rüyayı delil olarak kendilerince yolun delili, yolun sahihliği açısından delil görürler mi? Evet. Rüya bu noktada keş noktasında ilim almada bir yol mudur? Evet. Ama bunların tevliye ihtiyacı var mıdır? Evet. Bunu inkar etmek mümkün müdür? Değilir. biz rüya göremiyoruz. Tövbe et. Tasadduk et. Yalvar yakar.

Allâh göz yaşı dök. Dünya sevgisini gönlünden çıkar. Diline sahip çık. Ona buna harp, hurt, ona bağırmak, çağırmak, ona küfür, ona yanlış kelimeler kullanma. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ya, kırk sabah, kırk gün sabah namazını kılan bir kimsenin kalbine hikmet pınarları doğar. Sen eğer normalde sabah namazını düzgün bir şekilde kılar, diline sahip çıkar, ahlakına sahip çıkar, farzları yerine getirir, nafilerle Allâh’a yaklaşmaya çalışırsa Cenâb-ı Hak senin gönlünden hikmet pınarlarını fışkırtır. Allâh senin rüyanı da bu noktada mana alemini açar. Bildikleriyle amel edenlere bilmediklerini öğretiriz ayeti kerime. Sana bilmediğini öğretir Cenâb-ı Hak. Sana bilmediğini öğretir.

Öğrenmenin yolları var. Nasıl Peygamberliği 46 cüzdünden bir cüz dediği ve Peygamberlik mesleğini ilk 6 ay rüya ile öğrendi, rüya ile terbiye edildi, rüya ile ona bütün her şey bildirildi, e sen onun ümmetisin. O zaman sen de kendine çeki düzen verirsen, bilmediğini rüyanda görürsün. Bilmediklerini rüyanda sana ilim olarak gelir ve halinde senin kalbine ilim olarak gelir. Mana olarak senin kalbine ilim olarak gelir. Ya senin yapman gereken ne? Senin yapman gereken haramlardan uzak durup nafilelerle Allâh’a yaklaşıp bu noktada Allâh’ı sevmez. O yüzden normalde rüya ve hal görmek üstünlük müdür? Alçaklık değildir. E ben şimdi takvaca üstün olan Allâh katında üstündür demiş. Ben o yüzden dilim güdük çıkıyor.

Yoksa bir farklılığı var mıdır onun? Evet, öyle söyleyebilirim. Üstünlük demeyelim. Farklılık daha hoş oldu kelime olarak. Ha Halit Hoca. Uydu mu farklılık? Farklılık uymadı mı? İyi hadi uymuş. Onun bir özelliği oldu, onun bir farklılığı oldu. Bir farklılığı oldu. Bakın onun bir özelliği oldu, bir farklılığı oldu. Takvaca üstün olan Allâh katında üstün. Biz üstünlük peşinde değiliz. Ama o kimse iyi amellerle kendini süslerse Allâh’ın vadi haktır. Cenâb-ı Hak onu bu noktada müjdesiyle müjdelendirir. Rüya ve hal görenler görmeyenlerden üstün müdür? Görmeyenlerin durumu yeri bu yolculukta nerededir, ne yapmalıyız? Vallahi illa ki herkes görecek diye bir kaydı yok. Yapılacak olanları da sohbette anlatmış olduk.

Doktorların ilaç olarak verdiği alkol içiren kremler var bunları. Sürmekte bir beyiş sakınca var mı? Normalde yediğiniz elmada da alkol var. Yediğiniz portakalda da alkol var. yediğiniz elmadaki, portakaldaki ne bileyim limondaki, üzümdeki alkol ile mevcut damıtılaraktan veya mayalanaraktan elde edilen alkolün arasında fark var. Buradaki bu kremlerin içerisindeki alkol hangi alkolden onu bilmem mümkün değil. Doktor onu bilecek. Babacım normal bahsettiğiniz sarhoş eden alkol değil tabi o. O sarhoş eden alkol değil yani. Doktorun tespitiyle doktorun bu noktadaki delalet ile o kremlerde kullanılan alkol söz konusu olan sarhoş edeceği o damıtalaraktan elde edilmiş alkol değilmiş. O yüzden de kullanılabilir.

İmanın şartlarından olan hayır ve şerrin Allâh’tan geldiğine inandık. Bu başımıza tuğla düşmesi Allâh’tan arabayla kaza yapmamız Allâh’tan hastalanmamız Allâh’tan kanser olmak Allâh’tan ya da sağlığımızın yerinde olması Allâh’tan işlerimizin yolunda gitmesi Allâh’tan diye mi düşüneceğiz bunu biraz açıklar mısınız? Normalde hayır ve şerri yaratan Allâh’tır. Burada hayır ve şerri biz hayır ve şerr Allâh’tandır derken hayır ve şerri yaratan Allâh’tır. Bunu şuna benzeyin bir yerde ateş yanıyor. Bildiğiniz kaynar kazan var orada bir yerde de mis kokusu ne o gül kazanı var ikisini de o kazanı kuran Allâh her iki kazanı da kaynatan Allâh sen ister ateş kazanına git ister gül kazanına git hayır şerri Allâh’tan dediğim bunu anlıyorum yoksa bir kimse arabayla kaza yaptı kardeş sen normalde şoförlüğün kendisine getirmiş olduğu ölçüleri yerine getirirsen Allâh’ın izniyle kaza yapmazsın gelir sana birisi vurur mu gelir birisi sana vurur o zaman dersin ki kendi kendisine bu adamın bir hatası var ondan zarar tazmin edersin İslam hukuk ondan zarar tazmin ettiriyor eğer dersek ki biz ya bu Allâh’tan onun sonu bu adamın suçu yok o zaman bu adamın kusuru yok o zaman neden ceza veriyor İslam’ına madem Allâh’tan hayrı da şerri de yaratan Allâh’tır bir kimse ister şer kazanına gider ister hayır kazanına gider ben böyle algılıyorum bunu ben biraz cüzi iradeciyim ya cüzi irademde önde koşar ya benim ben cüzi iradeciyim biraz cüzi iradeyi dönemselim ben cüzi iradeyi dönemselimden dolayı derim ki adam geldi bana vurduysa ben ona derim ki arabanın bakımını yaptırmadın mı frenine baktırmadın mı şoför ehliyetin düzgün değil veya yolda bir sıkıntı var orada bir sıkıntı var bir şey de var bu onun bir sebebi var bu sebetten dolayı İslam hukuku sebebine bakaraktan ona ceza veriyor kazayla yapsa dahi o hukukun inceliklerini okusanız ya bir kimsenin ya ben kaza yaptım Allâh’tan böyle bir şey yok İslam hukukunun cezasını kesiyor kazayla adam öldürme kazayla bir kimsenin azasına zarar verme kazayla birisine bir sıkıntı yapma kazayla birinin malına zarar verme bunların hepsinde tazmini var ya bu Allâh’tan geldi ya bu hiçbir şey yapmayalım öyle bir şey yok öyle bir şey yok onu yaratan Allâh ama onu talep eden sensin veyahut da karşıdaki kimse onu talep etti ben böyle anlıyorum böyle algılıyorum ve kendimi de ona göre yaşamaya gayret ettiriyorum kişi rüyasında peygamber efendimizi görse ve peygamber efendimiz o kişiye bu meclisi kast ederek o kapıyı terk etme etmezsen düzelirsin dese kişi bu rüya üzerine yapması gereken ne olmalı bölük buraya gelenleri okuyorum genelde sorusunun arkasını bilmedimden de okudum bu noktada rüya tevil etmiyorum buradan kahta buradan okuyarak çünkü bütün herkes bu sefer rüyasını getiriyor buraya yazıyor koyuyor hepsini de tevil etmem gerekiyor Allâh’ım inşâAllah hayır versin Âmîn.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Nefs, Sünnet, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı