Dergah Sohbetleri Serisi

417. Dergah Sohbeti – Sadaka-i Cariye, Evrim Meselesi, Hadis Müdafaası ve Evlilik Hukuku

Evrim: Üç Amel: Sadaka-i Cariye, Faydalı İlim, Salih Evlat

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir insan vefat ettiği zaman ameli kesilir. Ancak üç amel müstesna: Sadaka-i cariye, kendisiyle faydalanılan ilim ve kendisine dua edecek salih bir evlat.”

Sadaka-i Cariye: Arkası Kesilmeyen Hayır

Sadaka-i cariye; arkası kesilmeyen, devam eden bir sadakadır. Hadis uleması bu kavramı şerh ederken yol, köprü, okul, medrese, tekke gibi hizmet yerlerini de zikretmişlerdir. Bunların tamamı Kur’an ve sünnet dairesinde hizmet etmeye devam ettiği müddetçe sadaka-i cariye sayılır. Hastane, okul, yol — insanların kamunun faydalanabileceği herhangi bir şey Kur’an ve sünnet dairesinde olduğu müddetçe sadaka-i cariyedir.

Faydalı İlim: Sadece Dini İlimler Değil

Bu sadece Kur’an ve sünnet dairesindeki dini ilimler değil, aynı zamanda insanlığın önünde yeni icatlar getiren pozitif ilimler de bu ilmin içerisindedir. Bunlara karşı çıkmak, bunları “heva ve heves” demek, insanların faydasına olacak bir şeyi reddetmek dinden değildir.

Önceden bir kimseye alim denebilmesi için matematikten, fizikten, kimyadan, astronomiden muhakkak icazeti olması gerekiyordu. Bir kimse içtihat alimi olacaksa bu tip ilimlerden icazetli olması gerekiyordu. Hatta zaman zaman bunun içerisine tıp ilmini de koymuşlardı. Bu ilimlere sahip olmayan insanların içtihat etme yetkisi yoktu.

Salih Evlat: Anne Baba İçin Kurtuluş

Her gün ders çektiğinizde anne babanıza bağışlayın. Anne babanıza dua edin, onların af ve mağfireti için Allah’a yalvarın. Muhakkak hayırlı bir evlat, salih bir evlat anne baba için bir kurtuluştur, bir müjdedir.

Meslek mi lazım? Vallahi de billahi de önce ahlak lazım. Önce salih insanlar. Salih değilse senin kazandığını alıp götürür. Salih değilse senin yaptığını bozar. Salih değilse senin düzeldiğinin altına dinamit koyar. Salih değilse bil ki seni dahi bozar.


Babanın Dostuna İyilik

Abdullah bin Ömer bir yolculuk esnasında bir Bedevi’ye uğradı. Bu Bedevi’nin babası Hazreti Ömer’in dostuymuş. İbn Ömer yanındaki ikinci merkebin ona verilmesi için emir verdi, başındaki sarığını da çıkarıp ona verdi. Yanındakilerden biri dedi ki: “İki dirhem ona yetmez miydi?” Bunun üzerine İbn Ömer dedi ki: “Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Babanın dostunu koru, onunla alakayı kesme. Aksi takdirde Allah senin nurunu söndürür.”

Babalarımızın dostlarıyla alakayı kesmeyeceğiz. Onların eksik noksanlıkları varsa tamamlamaya gayret edeceğiz. Sufiler bunu bir de şöyle yorumlarlar: Bir üstadın dostlarına karşı da müritler hürmet eder, ikram ederler. Çünkü o üstadın etrafındaki insanlara hürmet etmek yolun adabından, erkanındandır.


Büyüklere Saygı Adabı

Ebu Hureyre (radiyallahu anh) iki erkek gördü, birine “Bu senin neyin?” diye sordu. Adam “Babamdır” diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebu Hureyre şöyle dedi: “Sakın onu adıyla çağırma, onun önünde yürüme ve ondan önce de oturma.”

Büyüklerinizi adıyla çağırmayın. Onların önünden yürümeyin. Onlar oturmadan oturmayın. Onlar yemeye başlamadan başlamayın. Onlar söze başlamadan başlamayın. Onların sözlerini kesmeyin. Onlara üstünlük taslamayın. Onların eksikliklerini arayıp bulmak için uğraşmayın.

“Sevgi büyüklerden intikal eder.” Büyükler küçüklerini severek eğitecekler. Küçükler o sevgiyle, o muhabbetle sevmeyi öğrenecekler.


Madde ve Hareket: Sufi Perspektif

Varlık aleminde durağan hiçbir şey yoktur. Madde bizim gözümüzde, duyu organlarımızın tembelliğinden dolayı bir halden bir hale geçer. Halden hale geçtiğini biz fark edemeyiz, bu yüzden onu durağan bir şey zannederiz. Bu bir zandır, duyu organlarımızın aldatmacasından başka bir şey değildir.

Eğer zahiri duyu organlarımızı geçsek, o zaman maddenin durduğu yerde durmadığını, her an değişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu, milyonlarca galaksi gibi bütün madde aleminin cilvelendiğini fark edebiliriz.

Sufiler tarih boyunca varlık aleminin hiçbir zaman durduğu yerde durmadığını, her an değişim ve dönüşüm gösterdiğini, her an her şeyin yeniden var edildiğini söylemişlerdir. Ayet-i kerimede “Allah her an bir şe’n (iş, oluş) üzerindedir” (Rahman, 29) buyurulmuştur.

Sabitlik ve Ezeli-Ebedi Varlık

Sabitlik, durağanlık değildir. Sabit olmak, var olmakla alakalıdır. Allah sabittir; ezeli ve ebedidir. Ezeli ve ebedi olan bir şey sabittir, her daim var olmuştur ve var olacaktır. Madde aleminde sabitlik aranmaz; varlıktaki sabitlik kendi içerisindeki algıyla, anlayışla, matematikle sabittir.

Allah her şeyi bir hesap üzerine yaratır. Her şeyin kendince kendi fizik kanunları vardır, kendi fizik kanunlarına göre hareket eder. Ama o kanunun bir yazanı vardır. Hiçbir şey hesapsız kitapsız başıboş hareket etmez.


Evrim Meselesi: İslam Neye Karşı?

İslam evrime karşı değildir. Evrimle İslam çatışmaz. İslam’ın çatıştığı, insanın maymundan geldiğini söyleyen Darwin teorisidir. O da bir teoridir zaten. Darwin teorisini evrim teorisi olarak isimlendirdiklerinden dolayı biz yanılgıya düşüyoruz.

Biz bütün insanlığın Adem’den yaratıldığına inanırız. Ama varlık alemi zaten evrimi açıktır. Varlık her daim evrim üzerindedir, durduğu yerde durmaz. Şekilden şekle, maddenin değişik unsurların değişik hallere girmesi mümkündür.

Birileri kendilerinin maymundan geldiğini iddia ediyorlarsa hiç savaşmayın, tartışmayın. Bizim atamız insan: Adem aleyhisselam. Ayette sabittir: Cenab-ı Hak bazı kavimleri maymuna çevirmiştir. Bu müteşabih bir ayettir. Belki de Cenab-ı Hak o insan görünümünde olanları ahlaken, fıtraten maymunlaştırmıştır.


Tek Kitaba Bağlılık Eleştirisi

Bazı cemaatler dar bir daireye sıkışmış durumdalar. Nakşibendilerin bir kısmı Mektubat’tan başka bir şey okumaz. Risale-i Nurcu kardeşler Risale-i Nur’dan başka bir şey okumaz. Her biri çevir sayfayı yapar. Böyle saplantı halinde bir kısım sohbetler ve dersler var.

Ben öyle olmak istemem, kardeşlerimin de öyle olmasını istemem. Asla öyle olmayın. Ben isterim ki bol bol hadis-i şerif okuyun, tefsir okuyun. Bir kimsenin kitabında kalıp sadece onu okumak fikri gelişmemize engel, dini yaşantımızı geliştirmekte engel.

Biz meali de okuyalım, tefsiri de, hadisi de okuyalım ve hadiste yoğunlaşalım. İmamların içtihatlarını okuyalım. Kendi içtihat imamımız olan İmam Azam’dan Hanefi fıkhımızı bilelim. Ve muhakkak ayet-hadis bilgimiz olsun. Bu minval üzerinde istediğiniz hoca efendinin sohbetine gidin, sıkıntı yok.


Hadis-i Şeriflerin Reddi: En Büyük Tehlike

Bugün dikkat edilmesi gereken en önemli konu budur. Gizliden gizliden hadis-i şeriflerin altlarını oymaya çalışanlar var. Gizliden gizliden hadisleri inkar edenler var. Gizliden gizliden mezhepleri inkar edenler var. İnsanları Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Hazretleri’nin sünnetlerinden uzaklaştırmaya çalışanlar var.

Bunlar Diyanet’in içerisinde var, ilahiyatın içerisinde var, medyanın içerisinde var, profesörlerin içerisinde var. Dindar gibi görünüyorlar, konuşurken sizin dilinizden konuşuyorlar ama sizi Peygamber’in yolundan uzaklaştırıyorlar.

Bu zamanın ölçüsü: Hadis-i şerifleri reddedip etmediği, imamların içtihatlarını reddedip etmediği. Eğer bir konuşmacı hadis-i şerifler üzerinde şek şüphe oluşturuyorsa işte bidatçı budur, insanları Kur’an ve sünnet yolundan alıkoyacak olan baş şeytan budur.

Mezhepsizlik Oyunu

Selefiz deyip de mezhepsizliği önümüze getirmesinler. Selef imamı diyorlarsa buyurun: İmam Azam Selef imamı, İmam Şafi, İmam Malik, İmam Hanbeli Selef imamı bunlar. Birleşelim, sıkıntımız yok. Ama Selefiz deyip de mezhepsizliği içimize bomba gibi atıyorlarsa bilin ki o İngilizlerin kurguladığı bir adam.

Hadis-i şeriflere reddiye varsa bilin ki o İngiliz’in şeyhi, İngiliz’in profesörü, İngiliz’in dini alimidir. Eğer Türkiye’deki Kur’an ve sünnete dayalı dini fikri yapı çözülürse bilin ki İslam dünyası çözüldü. Çanakkale asıl o zaman geçilecek. Dertleri budur.


İçtihat Kavramı

“Allah’a itaat edin, Resul’üne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Aranızda bir anlaşmazlık çıkarsa bunu Allah’ın kitabına ve Resul’üne sorun.” (Nisa, 59)

İçtihat; yeni çıkan bir meselede, yeni bir hadisede, o kimsenin Kur’an’a, sünnete, imamların içtihatlarına bakarak, bulamazsa kıyas bilerek hüküm vermesidir. İçtihatlar bölgesel olabilir, devletsel olabilir. Her tarafın rahatsızlığı, hastalığı aynı olmaz. Nasıl göz merhemi kola sürülmüyorsa, her rahatsızlığa göre bir ilaç, o rahatsızlığa göre bir içtihat edilir.


Evlilik Hukuku ve Boşanma Meseleleri

Evlilik bir hukuktur. Bir kimse evleniyorsa ortada bir hukuk var ve bu hukuk konuşulmalıdır. Özel nikah olacaksa, özel nikahın hukuku da konuşulmalıdır. Bir erkek eşine çocuğuna bakmakla mükelleftir, onları her şeyle yetiştirmekle mükelleftir.

Her erkek evlenirken, eşinin bir gün kendisini terk edebileceğini düşünerek evlenecek. “Terk ettiğinde ben çocuklarıma bakabilir miyim?” diyecek. Eğer bakamam diyorsa evlenmeyecek, oruç tutacak. Bu da bir yol.

Normalde boşanan çiftlerin çocukları birinci derecede babalara aitti, babalar bakımlarından sorumlu. Çocuk annede kaldıysa, o çocuğun kendi hayat standartlarında bakımını ve anneye bakan kadının geçimini de baba temin edecek.

Aşk ve Evlilik: Hz. Peygamber Örneği

“Ben aşık olmak istiyorum, sevmek istiyorum, evlenmek istiyorum ama sonra içimden bir ses diyor ki: Hani yalnız beni seviyordun?” Bir kalpte iki aşk olmaz diye hissedince İbrahim Ethem Hazretleri’ni hatırlıyorum.”

O zaman Hazreti Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) tabi ol. Hazreti Peygamber’den daha fazla Allah’ı seven var mıydı? Yoktu. İbrahim Ethem’e bakma sen, Hazreti Muhammed Mustafa’ya bak. O evlendi, evlenmeyi de emretti. Hazreti Ayşe annemizi de sevdi. “Beni nasıl seversin?” deyince “Kördüğüm gibi” dedi. Demek ki Allah’ı sevmek bir eşi sevmeye engel değil.


Kaynakça

  • Müslim, Kitabu’l-Vasiyye, 1631: “Bir insan vefat ettiği zaman ameli kesilir, ancak üç amel müstesna: sadaka-i cariye, faydalanılan ilim, dua edecek salih evlat.” Ayrıca Ebu Davud, Vesaya, 14; Tirmizi, Ahkam, 36.
  • Müslim, Kitabu’l-Birr ve’s-Sıla, 2552: “Babanın dostunu koru, onunla alakayı kesme. Aksi takdirde Allah senin nurunu söndürür.” Abdullah bin Ömer rivayeti.
  • Buhari, Kitabu’l-Edeb: Ebu Hureyre’nin “Sakın babanı adıyla çağırma, onun önünde yürüme, ondan önce oturma” sözü.
  • Rahman Suresi, 29: “Göklerde ve yerde bulunan herkes O’ndan ister. O her an bir şe’n (iş, oluş) üzerindedir.” — Varlığın sürekli değişim ve dönüşüm halinde olması.
  • Nisa Suresi, 59: “Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin.” — İçtihat kavramının temeli.
  • Bakara Suresi, 65; A’raf Suresi, 166: Bazı kavimlerin maymuna çevrilmesi — Müteşabih ayetler, evrim tartışması bağlamında zikredilmiştir.
  • İmam Azam Ebu Hanife: el-Fıkhu’l-Ekber; İçtihat alimliği için matematik, fizik, kimya, astronomi ve tıp ilimlerinden icazet şartı.
  • İmam-ı Rabbani: Mektubat-ı Rabbani — Nakşibendi geleneğinde temel kaynak olarak anılmıştır.
  • Bediüzzaman Said Nursi: Risale-i Nur Külliyatı — “Benim cemaatim güzeldir demek hakkıdır ama sadece benim cemaatim haktır demek hakkı değildir” sözü nakledilmiştir.
  • Abdülkadir Geylani: Amel defterinin kapanmaması bağlamında zikredilen veli — Silsilesi sürdükçe amel defteri devam eder.
  • Buhari, Kitabu’t-Te’am: Hz. Peygamber’in kertenkele eti yememesi hadisi — Bazı kavimlerin kertenkeleye çevrilmesi bağlamında.

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi