Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

40. Dergâh Sohbeti — Süt Kardeşliği, Mürşide Bağlılık ve Kıyaslama Hatası

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 40. Dergâh Sohbeti — Süt Kardeşliği, Mürşide Bağlılık ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Allâh gecenizi hayırlı eylesin, Allâh’ın izniyle. Eyvah eyvah. İki süt kardeşi haberleri olmadan evlendirilmişler. Şu anda çocukları da var. Bunları ne yapmalıydı? Ne yapacaklar? Eğer gerçekten süt kardeşleri sahih ise, çoluk dolu süt kardeşi ise boşanacaklar. Bir insan normalde bir şey öğrendikten sonra onu devam ettirmesi çok zor. Süt kardeşlik bir kimsenin içine girdi ise kardeş çünkü, bir kimse kardeşiyle evliliğini devam ettirmesi çok güç. Bunun midesinin alması, içinin alması çok güç. Ne yazık ki bizim toplumun, İslam ümmeti bu noktada cahil bırakılmış. Cahil. çocuklarını emzirlenirken düşünmüyorlar bunu. Veyahut da o esnada khalet-i ruhiye ile süt kardeşliğini anne babalar tesis ettirirken düşünmüyorlar.

Allâh muhafaza eylesin. Boşanacaklar dolu dolu eğer ki süt kardeşlikleri sahih ise. Sahabelerin peygamberimize tabi olmaları ile, bu ayır zaman biz Allâh doğrusunda bin mürşid-i kâbinle tabi olmaları aynı. Aynı ise neden tabi olanlar sizin onların inanmış olan şeylerini söylediğinizde yapmıyorlar. Tabi olanlar Kur’ân sünnet çizgisinde çünkü sahâbeler Resûlullâh’a herkeste tabi olunardı. Ya normalde tabilik, bir üstada tabilik, peygambere tabilik gibi olmaz ki. O her ne kadar bazı tasavvuf kitablarında üstada tabi olunmanın peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerine tabi olunması gibi olmasını öğütleseler de, onun öyle olması gerektiğini söyleseler de, üstada tabi olmakla peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerine tabi olmak aynı kategoride ve aynı ölçüde olmaz.

Ben onun öyle olduğuna inananlardan değilim, öyle olması gerektiğine de inananlardan değilim. Hiçbir mürşid-i kâmil bir peygamber değildir. Hiçbir mürşid-i kâmile bağlı olan bütün çene bir sahâbe değildir. Onlar peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve asha kendine minhasıl bir topluluktur. Yüz binlerce mürşid-i kâmili üst üste koysanız, peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin asının terinin üzerinde tozu dahi olamaz. Her ne kadar bazı zevat kendilerinin peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle eş değer görseler de, küstahlık yapıyorlar, yanlışlık yapıyorlar, eksiklik yapıyorlar. Her ne kadar bazı dervişler, bazı ehli tasıl kendisini sahabenin kategoresine koyaraktan hem sahabeye küstahlık yapıyorlar, hem de sahabelerin yoluna küstahlık yapıyorlar.

Hem de kendi içlerindeki durdukları noktanın ne kadar gayretli olduklarını gösteriyorlar. Allâh muhafaza eylesin. Biz onlardan değiliz. Tekrar söylüyorum. Biz onlardan değiliz. Hiçbirimiz sahabenin derecesine ulaşamayız. Hiçbirimizde sahâbe olamayız. Hiçbir kimse peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin derecesine ulaşamaz. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu noktada asla bu asla yakınından derece geçemez. Derece olarak. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden bütün mürşide bağlılık, asavun peygambere bağlılığı gibi değildir. Mürşide olan bağlılık, asavun peygambere olan bağlılığı gibi değildir. Bunun insanların uygulaması, bunun insanların kendi nefislerinde tecelli ettiği için çok zor.


2. Bölüm

Gönül arzu eder ki insanlar, üstatlarına gerçekten ruhani sevgiyle sevip onlara bağlansınlar. Ama bu hiçbir zaman sahabenin peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden bağlantısı gibi olmaz. Bu mümkün değil. Bakın bu mümkün değildir. o sahabenin yüzde birini bulsak biz. diyeceksiniz ki bir üstadın birisi öyle dediydi. sen dedi bu zamandaki müminleri sildin attın dedi. Bu zamandaki müminleri sildin attın dedi. Bu zamandaki beylileri sildin attın dedi. hiçbir kimseyi sen bir şey görmüyorsun manasında. biz de peygamber derecesindeyiz gibisinden bir şey söylüyorum. Allâh muhafaza eylesin. Bu ham hayalden başka bir şey değil. Bu bilmemezlikten başka bir şey değil. Allâh bizi korusun inşâAllah.

Biz gücümüzün yettiğince, üstadımızı severim gücümüzün yettiğince, gücümüzün yettiğince üstadımıza bağlanalım, gücümüzün yettiğince Kur’ân ve Sünnet çizgisinde yaşamaya çalışalım. Şu bir hayaldir. Ben size şimdi bir derviş portresi çizerim. Bu derviş portresi hayaldir. Diyeceksiniz ki hayal, evet hayal. Onun hayal olduğunu biliyorum ben. Şimdi böyle kendimi methediyormuş gibi olmasın. Hakkınızı helal edin. Kendi dervişlik portremi dahi hayal olarak görüyorum şu anda. Mustafa Özbağla Abdullah Efendi’nin arasında bir derviş-şeh ilişkisi vardı. Kendi dervişliğimi, kendi dervişliğimi kendim böyle izliyorum şimdi. Kendi bugünden dönüyorum, geriye bakıyorum. Hayalmiş Mustafa Özbağla. Hayalmiş diyorum.

Değil ki, ashabın, peygamber sanrıları ve sebeplerinin olan bağlılığı gibi dermişler, bir üstada bağlı olacaklardır. Şuradaki topluluğun on tanesi böyle olmuş olsa, bursa düzerir. Var mı ama böyle bursa düzerir. Daha iyileri söyleyeyim. Türkiye’ye düzerir. Öyle laflı olmuyor ya. Hakkınızı helal edin. Sizin bağlılıklarınızı, sizin muhabbetinizi görmemek zorundasınız. Bunu da yerli yerine koyalım şimdi. Siz de hiç gördüğünüzü zannetmeyin. Öyle değil. Kıyasladığımız şey, kıyaslanmayacak bir şey çünkü. Her şey kendi zamanına göre kıyaslanırsınız. Siz bu zamanın en iyilerisiniz. Siz bugünkü topluluğun en iyilerisiniz. Öyle değil. Kendi zamanınızın sahabeleri olabilirsiniz. Kendi zamanınızın en uçtaki insanları olabilirsiniz.

Olabilirsiniz. Ama sahabelerle kıyaslamak çok böyle çizgi dişi gibi bir şey olamaz. Ve şunu dışarıdan insanlar şöyle görürler. Ya bu dervişler neden üstadlarını dinlemiyorlar ki? Hatta bunu aynı derganın içerisindeki bir kardeş de söyleyebilir. Onu söyleyene şu denir. Sen dinliyor musun gelin? Sen ne kadar dinliyorsun? Sen ne kadar bağlısın, sen ne kadar seviyorsun? Bu noktada kimse kimseye eleştiren noktadan bakmasın. Ne dinlemiyorsunuz üstadı? Bir gün gelir sana derler sonra sen de dinlemiyorsun. Gerek yok. Herkes kendi gücü nispetinde, kendi anladığı nispetinde, kendi kavradığı nispetinde bir üstada hasbet, kader bağlanmış. Onun bağlılığını hakim görmek, zayıf görmek, onun bağlılığını eksik görmek Allâh muhafaza eylesin, küstahlaktır.


3. Bölüm

Annesi ilaç kullanıyor diye dört haftalık bir bebeği alınsın diyor doktorlar. Yoksa sakat doğar diyorlar ne yapalım? Anne alınmasına müsaade ederse alınırsın. Bunda bir problem olmaz. Mezar taşlarının yazılarını okumanın herhangi bir sakıncası var mı? Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri adı şerifte unutkanlık yapar diyor. Mezar taşlarındaki kitabeleri okuma unutkanlık yapar diye adı şerif var. O yüzden bir de oraya mâşâAllah şiir gibi yazıyor var. Yok doymadı da olmadı da yanmadı da yattı da yan yattı da çamura battı da. Neydi? Yaz oraya filan onu helal. Ölüm mü bu doğum mu bu tamam. Mübarekler hikaye yazıyorlar oraya. Namaz kıldım odada fotoğraflar var bir de oyuncak ayılar ve tavşanlar var.

Oyuncak bebek var. Sizce bir sakıncası var mı hakkınızı helal edin. Daha bunlarla muğraşı olunca namazınızı kılın kardeşim. İşimin dolayısıyla buradan zikirin sonundaki duanın başında buradan gitmek zorundayım. Kabul olur mu? Bir sefer Allâh desen kârındır. Zikrullah alaka halakaya gelse bir kimse bir sefer la la ilallah dese vakti olmasa çıksa halakaya zikrullah’a katılmış olur. Kuzey Irak’ta Kur’ân-ı Kerim’e silah atıldı. Bunu da mı görecektik? Millet Kur’ân’ı sövüyor mu amlekette? Bunu görsen ne olacak görmesen ne olacak? Kur’ân-ı Kerim’e silah atmakla hükmünü reddetmek, Kur’ân-ı Kerim’e silah çekmekle bu çağlarının ötesinde kaldırılır. Bunun uygulanması mümkün değil demek arasında bir fark mı var?

Kur’ân-ı Kerim’in haramını haram olarak kabul etmemek, helalını helal olarak kabul etmemekle ona silah çekmenin arasında bir fark mı var? Kur’ân-ı Kerim’in doğrusuyla alay etmekle silah çekmenin arasında bir fark mı var? Evet, çok terbiyesizce, ahlaksızca, insansızca, mümkansızca, güçzahça bir şey. O ne kadarsa öbür günlerde o kadar. Namaz kılanların hakir görüldüğü, Kur’ân-ı Kerim’in hakir görüldüğü, öğrenenlerin ve öğretilenlerin hakir görüldüğü, Kur’ân ve Sünnet’e inananların hakir görüldüğü, her gün hakaret edildiği, hakaretine hakaret eklendiği, din ve dinden olan her şey yerle bir edilmeye çalışıldı. Dünyada yaşıyoruz. Siz herhalde onları görmüyorsunuz galiba. Şuradan dışarı çıktığınızda gidin televizyonları açacaksınız, sizin kutsal kabul ettiğiniz bütün her şeyle alay edilip hakaret ediliyor.

Siz inancınızla alakalı bütün her şeyle, her şeyle hakaret ediliyor. Binlerce manevi kurşun sıkılıyor. o Mustafa kurşun sıkmış. O hükümlerden daha kötü yapmış. Onu yapan kafir, biliyorsun kafir olduğunuzda. Kafirden başka ne bekliyorum? Kur’ân’a saygım mı bekliyorum? Bu da büyük bir, çok affedersiniz, ahmaklık değil mi? Siz içinizdeki beyinsizlere bakın. İçinizdeki kafirlere bakın. İçinizdeki döneklere, münafıklara bakın. İçinizdeki müşriklere bakın. Asıl tehlikeli olan onlar. Börakta kafir var, kafir askeri var, biliyorsun. Kendini ona göre yönlendirir, kendini ona göre dizayn edersin. Ya senden beraber dolaşıp da senin dinine küfür edeme ne yapacaksın? Uykudan kolay vermek için ne yapmalıyım demiş.


4. Bölüm

Uyuma. Demişler ki filmleri bırakmanla, bırakmanı, bırakman da bırakma yazmış. Bunlar seyrediliyor, bunlar filmin ne olacağını biliyor, bilmiyor diyor. Depremiler tuşundamıyorlar, volkanın patlamalar diyor. Allâh’ım bize sonunda bir kıyamet bırakmanı diyebilir miyiz demiş. Hiçiniz gücünüz o kıyameti beklemek. Her gün kıyamet kopuyor, onu görmüyor musunuz zaten? Edeple ilmin arasındaki farkı sorulur kardeşler. Niyeti bazen dilde söyleyemiyoruz, kalp ile niyet olur mu olur? Örneğin husul abdest almak için, sahura kalkmak için. Lillete olsa tatlı olur ama olmasa da kalp ile de niyet niyettir. Bu yolda müride en kolay ve en hızlı yol aldığım amel hamdisidir. Bu yolda muhabbetin yeri nedir? En güzel yol aldığın şey aşktır, aşk.

Gözlerimizi haramdan korumanın yollarını anlatır mısınız? Milçekten görmek özellikle. Kendim ettim kendim buldum sözünü, gerçeklik yeri nedir? İnsanların başına gelen umutsuz şeyler kendi ettiğinin neticesidir. Bazen kendi ettiğinin neticesidir, bazen de imtihandır. Ne? Sevgi büyütlerden intikal eder. intikal eden. Ebû Bekir bin Hazm bin Sahabeden Resûlullâh’ın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor. Sevgi ile ilgili Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hadisinin şu hadisleri sana yeter. Sevgi büyüklerden intikal et. İntikal etmek bir bir başka yere aktarma. siz eğer ki anne babalarınızı severseniz çocuklarınız anne baba sevgisini öğrenirler. Siz çocuklarınızı severseniz çocuklarınız çocuk sevgisini öğrenirler.

Siz eşlerinizi severseniz çocuklarınız eş sevgisini öğrenirler. Siz etrafınıza kıymet verirseniz çocuklarınız kıymet vermeyi, kıymet verilmeyi öğrenirler. Siz neyi yaparsanız evinizde çocuklarınız onu öğrenirler. Bu aile içi eğitimler. Çocuk bir de dışarıda eğitim alır. Eğer bir iş sahibiyse siz etrafınızdaki insanlara sevgi öğretin. Yanınızda çalışanlara sevgi öğretin. Etrafınızdaki insanlara sevgi öğretin. Ve bunları öğretemiyorsanız sevgisiz bir toplum oluştur. Muhabbesiz bir toplum oluşacak. Ve bir sevgisiz toplum dünyayı da katletecek. Ekolojik dengeyi de katletecek. Anne babasını da katletecek. Gelecek olan nesilleri de katletecek. Niçin? Sevgiden mahrum. Sevebilme yeteneğini kaybediyor insanlar.

Sevme yeteneklerini kaybediyorlar. Ve biz seveni ve sevgiyi hoyratça harcıyoruz. Birisi seviyor ya. Onun sevgisini hoyratça harcıyoruz. Birisi seviyor ya. Onun sevgisini acınasızca vahşi bir şekilde kullanıyoruz. O nasıl olsa seviyor bizi. Onun sevgisini kendi nefsimize kullanıyoruz. Onun sevgisini ütüyoruz biz. Onun sevgisini sevgisinin üzerinden silindir geçer gibi geçiyoruz. Nasıl olsa seviyor çünkü o. Allâh muhafaza eylesin. Bugün toplumumuzun en büyük acısı ve sançısı bu. çocuk anne babasını seviyorsa anne baba çocuğun sevgisini istismar ediyor. Anne baba çocuğunu seviyorsa çocuk anne ve babasının sevgisini istismar ediyor. Eşler birbirlerini seviyorlarsa hangisi sevildiğini gördüğü anda sevenin sevgisini istismar ediyor.


5. Bölüm

Kendi nefsine, kendi hevasına kullanıyor. Kendi şeytani haline kullanıyor. Ve bu toplumun bütün katmanlarında var. Bir patron bir işçisini seviyorsa işçi patronunun sevgisini istismar ediyor. Bir işçi patronunu seviyorsa patron da işçisinin sevgisini istismar ediyor. Ya onu ağzına aşa çalıştırmaya çalışıyor. Ya onu kendi nefsine kullanmaya çalışıyor. Istismar ediyor. Sevenlerin sevgisini istismar ediyoruz. Ve sevenlerin sevgisini istismar sevgiye ihanet etmiş oluyoruz. Sevgiyi hançerlemiş oluyoruz. Ve sevgiyi küstürüyoruz. Yok ediyoruz. Bir kuş gibi ürkütüp elimizden kaçırıyoruz. Yüreğimizden kaçırıyoruz. Canımızdan, ruhumuzdan kaçırıyoruz. Ve bu sefer sevip de istismara uğrayanlar sevip de hicranı ve hüsrana uğrayanlar sevip de aldananlar, aldatılanlar sevip de kendi kendine kahrolanlar bir gün sevmekten bukuyorlar.

Ruhani bir noktaya çıkmış olsa sevgileri asla bukmacaklar. Ne kadar hançerlenirse hançerlensin, ne kadar aldatılırsa aldatılsın, ne kadar istismara uğrarsa uğrasın, o sevmeye devam edecek. Ama öyle seven çok az kardeşler. Öyle seven bulunmayan bir nimet. Öyle seveni bulan, öyle seveni bulan dünyada krallığını ilan etsin. O yüzden hiç kimsenin büyük bir çoğunun sevgisi o noktada değil. Az da olsa seni seviyorum diyene hürmet edin. Seni seviyorum diyene hizmet edin. Seni seviyorum diyene sevgiyle karşılık vermeye gayret edin. Seni seviyorum diyenin sevgisini istismara etmeyin. Seni seviyorum diyenin sevgisini bedavaya harcamayın. Seni seviyorum diyenin sevgisini çok affedersiniz buluşturup çöpe atmayın.

Sevgiye ihanet etmeyin. O yüzden size hep derim ki sevin. Aldatacağınızı bilseniz de istismara uğrayacağınızı bilseniz de yıkılıp yanıp yok olacağınızı bilseniz de büyük bir gayretle sevmeye devam edin. Aldanabilirsiniz. Hicrana hüsrana uğratılabilirsiniz. Istismar edilebilirsiniz. Ama yine sevmekten zarar etmez insanlığa. Dünya olarak veya anlık olarak, maddi olarak tehditlerince zarar etmiş gibi görülebilirler. Etrafları der ki sen zarar ettin. Ama kar her zaman için sevenin yanındadır. Seven her zaman için seven her zaman için mutlu sana ulaşmaya adaydır. Hicrana da hüsrana da uğrasa, istismara da uğrasa, gelin hep birlikte önce kardeşler arasında birbirlerimize olan sevgimizi istismar etmeyelim.

Birbirlerimize olan muhabbetimizi heva ve hevesimize kullanmayalım. Birbirlerimize olan bağlılığımızı, birbirlerimize olan kardeşliğimizi kendi nefsimize, kendi nefsimize, kendi ekomuza, kendi kuruntularımıza kurban etmeyelim. Birbirlerimize sevgili davranalım, saygılı davranalım. Hürmetli davranalım. Birbirlerimizin elimizden tutalım. Ve büyüklerimize karşı da öyle davranalım. Büyüklerimize de sevgiyle davranalım. Küçüklerimize sevgiyle davranalım. Varsınlar bizi aldatsınlar. Varsınlar bizi istismar etsinler. Seviyoruz diye sevdiğimiz kadınlar bizi istismar etsin. Seviyoruz dedik diye sevdiğimiz erkek kardeşlerimiz bizi istismar etsinler. Seviyoruz dedik diye annelerimiz, babalarımız, avcalarımız, dayılarımız, büyüklerimiz varsınlar bizim sevgimizi istismar etsinler.


6. Bölüm

Seviyoruz dedik diye küçüklerimiz de bizi istismar etsin. Biz asla istismar etmeyelim. Biz doğru sevgi insanların arasında bir güneş gibi doğurtalım. Çıkartalım. Parlasın. Varsın bu nesil kendini yok etsin. Varsın bu nesil istismarı olasın. Birilerimiz fedakar olsun. Feda etsinler kendilerine. Gelecek için. Aileden birisi kendini feda etsin. Sevgi uğruna. Ailenin içerisinde bir sevgi çiçeği olsun. Bir sevgi toruncu ekilsin. Bir sevgi ağacı beslensin ailenin içerisinde. Sülalede birisi kendisini feda etsin. Desinler ki ya filanca aç kaldığımızda gider yeriz. Salak zaten. Seviyor ya bizi. Kullanırız da. Desinler. Desinler ki bizim her şeyimize bu koşuşturur. Nasıl olsa seviyor. Iş dünyasında seni salak görsün.

Bizim el senin tebessüm etsin. Varsın etsin. Biz sevguruna feda edelim. Paramızı, rahatımızı, canımızı, malımızı, sağlığımızı, evimizi feda edelim. Ve varsınlar aldasınlar. Seni seviyorum diye diye aldasınlar bizi. Evet. Evet aldasınlar. Ama sevgiyle aldasınlar. Seni seviyorum diyerekten aldasınlar. Ve siz de onun sizi sevmediğini bildiğiniz halde siz de tebessüm etsin. Sevgi uğruna, seni seviyorum lafının uğruna tebessüm ederekten kendinizi feda edin. Var mı feda edin? Evet. Cengalarlık burada. Sevgi mücahitli burada. Sevgi pervaneli burada. Evet. Seni seviyorum diyene siz kucağınızı açın. Istismar edildiğinizi bile bırak. Gelir adam der ki seni çok seviyorum ya. Bana elli milyon verir misin?

Ver. Eline yok. Yok seni çok seviyorum dedi ya. İçinden nefis vuracak sana. Seni aldatıyor. Evet biliyorum aldatıyor diyorum ben da. Olsun seni seviyorum diyerekten aldattım. Evet seni seviyorum diyerekten aldatsın sizi. Aldatsın. Yeter ki seni seviyorum diyerekten aldatsın. Evet feda edelim. Şuradaki topluluk bizim neslimiz bizim şu andaki kardeşlerimiz bu noktada kendilerini feda etsinler. Sevgi uğruna feda etsinler. Eşleriniz desin ki ay tatlım seni çok seviyorum. Bana bu eteği alır mısın? Al. Aldan canı bile bile al. Aman bu hatunları sevmez ama bu etek yüzünden dedi de. Evet öyle git al. Hitap. Çocuklarınız dahi desin ki babacım seni çok seviyorum. Ay evladım ben de seni çok seviyorum. Baba şu kıyafet çok hoşuma gitti.

Alır mısın? Git al gücün yetiyorsa. Git al. Aldan canı bile bile al. Al. Bu bir felsefi bir şey. Kabul etmeyenler olabilir içinizden. Ama bu sevgisizlik nereye kadar ki ya? Bu sevgisizlik nereye kadar gidecek? Biz gelecek vesimlerimize sevgisiz bir toplum bırakacağız. Birbirlerini aldatan, birbirlerinden sırf birbirlerine menfaat noktasında bakan sevgiden yoksun, sevmekten yoksun, sevilmekten yoksun, arkadaşlıktan, dostluktan, kardeşlikten yoksun, gerçek sevgililikten yoksun. Nereye gidiyorsunuz? Gelin feda edelim sevginin yoluna kendimizi. Evet. Zor olan bu. Derler ya ben gider canımı veririm. Cihayet meydanında. Verirsin ben de veririm. Gel seni seviyorum diyenin kendini feda et hadi. Hadi seni seviyorum diyen bir isini desin ki ben seni çok seviyorum.


7. Bölüm

Şu çuvalı sırtla götür. Sırtla götür hadi bakalım. Can vermek kolay. Gelmiş ya kadının birisi. Hazreti Resûlullâh’a ne dolaşıyorsun ki burada demiş. Allâh Resulü bakmış ona. Demiş şu al şu çuvalımı demiş sırtına. Götürüver dedim öyle demiş. Almış Allâh Resulü şu çuvalı sırtına. Ta Medine’nin arka sokağına kadar onun çuvalını taşmış. Ev azıya bak, inceliğe bak, sevgiye bak. Birisi diyecek şimdi alma sırtına bu çuvalı taşı. Gömleğini skirlene, pantolonunu skirlene, çarşıda dolaşamazsın, üzülürsün. Kariyeriniz sarsılığı. Öyle değil mi? Yapamazsınız. Koca peygamber o yaptı. Gelin sevgi uğruna yol yürüyelim. Aldatılacağımızı bilsek dahi. Sevgi uğruna diyorum bakın. Allâh bizi muhafaza eylesin. Ebu Hureyre iki erkek gördü.

Birine bu senin neyindir diye sordu. Adam babandır diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebu Hureyre şöyle dedi. Sakın onu adıyla çağırma. Onun önünde yürüme ve ondan önceden oturma. Demek ki babasını adıyla çağırmayacak. Ondan önce yürümeyecek. Oğlan önde baba arkada. Kız önde. Anne arkada. Damat önde kayınpeder arkada. Gelin önde kayınvalide arkada. Büyükler arkada. Küçükler önde. Büyükleriniz evde oturmadı. Mısırda için siz oturmayın. Evde büyüklerinizin yanında yan yatmayın. Babalarınızın, annelerinizin, kayınvalidelerinizin, kayınpederlerinizin yanında yan yatmayın. Onların yanlarında ayaklarınızı uzatmayın. Onların yanlarında yerlenmeyin. Onların yanında kaba konuşmayın, küfürlü konuşmayın. Onların yanlarında saygısızca davranmayın.

Onların sözünü kesmeyin. Onlar sofraya ellerini uzatmadıkça siz uzatmayın. Onlar yemeğe başlamadan siz başlamayın. Onlar yemekten sofradan kalkmadıkça siz kalkmayın. Edebli davranın. Ya bu kayınvalide nasılsa hayır. Annen gibi hürmet et ona da. Bu kayınpeder nasıl olsa hayır. Babam gibi hürmet et ona. Ki eşin de senin annene ve babana hürmetkar davransın. Sen onların yanında ayaklarını uzatma. Onların yanında yan gelip yatma. Çocukların öğrensin. Anne babanın yanında nasıl davranılacağına, nasıl oturacağına. Sen anne babanın yanında yatarsan çocuk da senin yanında yatar. Sen anne babanın yanında ayağını dikersen havaya, çocuk da senin yanında havaya diker ayağını. Bunlara riayet edin. Evinizde bir büyük gelmiş.

Hürmet edin, hizmet edin, saygılı davranın. Sevmediğiniz insan olsa dahil. Asla ve büyüklerinizi ismiyle çağırmayın. Bu kim olursa olsun. Bu akrabanız olmayabilir. Anne abi, Mehmet abi, Hüseyin abi. Bir yaş büyük Şener. Abi de ona. Bir yaş büyük. Abi de kardeşim. Kaybetmezsin. Abi demekten dilin yenmez. Kayınpederini baba demekten dilin yenmez. Kayınvalidene anne demekten dilin yenmez. Merak etme. Derviş saygıda kusursuz olur. Derviş sevgide kusursuz olur. Hürmette kusursuz olur. Onlar hata yapabilir. Sen hata yapma. Sen hürmete, hizmete, saygıda kusur etme. Evinizden birisi büyük gelmiş, onu elinde öpün, hoş geldin deyin. Evinizde bir büyük var. Anneniz babanız var. Değil mi? Evinizde sizi.


8. Bölüm

Her geldiğinizde öpün annenizin babanızın evini. Kayınvalideniz kayınpederiniz var. Her evinize girişinizde gidin elinden öpün. Nasıl, iyi misin deyin. Asla. Bir büyük var mı evde var. Muhakkak sevgi, saygı, hürmet göster. Allâh muhafaza edersin. Bunlar terk ediliyor. Eşlerinizi uyarın. Kadınlar bilarsa çok yapıyorlar. Şikayet geliyor. Kaynanılardan ve annelerden. Kızlar şimdi bacak bacak üstüne, kadınlar bacak bacak üstüne atmayı bir şey zannediyorlar. Yanınızda eşlerinize bacak bacak üstüne attırmayın. Siz de atmayın. Eşleriniz de atmasın. İslam yüzünde yok. Bacak bacak üstüne atmak. Annelerinizin, babalarınızın, büyüklerinizin yanında bacak bacak üstüne atmayın. Yanınızda bir misafir var mı?

Atmayın bacak bacak üstüne. Kibirlilik. Ticaret yapıyor, esnafsın, tüccarsın, mal alıyor, mal satıyor. Ne yapıyorsan yap. Kim yanına gelirse gelsin. Sen kimin yanına gidersen git. Bacak bacak üstüne atma. Saygısız davranmak yok. bacak bacak üstüne atmaktan saygım olur. Evet saygım olur. Silerden saygım olur. Evet saygı olur. Edebin küçüğü de edeptir, büyüğü de edeptir. Bugün senin yanında sigara içer, yarın içki içer. Bugün bacak bacak üstüne atar, yarın o kadar şunu alırlar da. Müsaade etmeyin. Müsaade etmeyin. Ama siz de yapmayın. Siz de yapmayın. Allâh muhafaza eylesin. Hakkınızı helal edin. Üç ila sallallâhu aleyhi ve sellem. Âmîn. Evvela bu da fa hikâyla sevim ve mevcuda sevgili Peygamber efendimizin selamıza selamın aleyhi ve selamın vel kümuruhu şeriflerine.

Adem aleyhisselamın arasının gelmiş geçmiş bütün Peygamber efendimizin mübarek huysi efendilerine. Âmîn. Osman’ımız onları yanarıya mutazarladılar. Anladın derim. Evladı resûlullâh. Zevce hatı resûlullâh, asla bu resûlullâh, şehadet resullah. İmamız İmam-ı Azam-ı Übhanepe, İmam-ı Şerif, İmam-ı Muhammed, İmam-ı Muhammed, İmam-ı Eşşer, İmam-ı Muhakkab, İmam-ı Muhammed, İmam Yusuf, İmam İmami Umayn Hazretleri’nin uygularına benim ismim Seyyid Abdülkadir Geylani, Peyrimiz Seyyidi Ahmet Erdoğan, Peyrimiz Seyyidi Ahmet Erdoğan, Peyrimiz Seyyidi Muhammed Batı, Şah-ı Mevlânâ Celaletinin Rûmî, Hacı Bektaş ve Lahacı Bayram ve Lübeysel Karın, Halvet-i Cevvet-i Muşak, Müslüm Gözü’nü göbre verdi, göbre verdi Şeyh Muhyiddin Arap’ı, Bülibiran Hazretleri mübarek Ruhi Şeriflerine.

Âmîn. Bütün geçmiş güvenlilerin Mürşid-i Kamil’lerin evliyalarına aşıkan, sadikam, mühvan evliyalarına lâ ilâhe illâllah. Âmîn. Resûlullâh. Ne de bu şeylerden. Şu anda burada bulunan kardeşlerinin gurur hanımlarını, bütün geçmişlerinin doğrularına, bütün yaşayan mürşid-i kamil’in evliyalarına aşıkan sadikam, mühvan evliyalarına da Ruh’a mevzanı hediye edelim. Kuvasını ve sadar eyle ya Rabbi. Âmîn. Resûlullâh. Estağfirullâh. Estağfirullâh. El azim ve kerim el azile ilahe illahüm. El hayyul baynum ve tümle gönderillahimine şeytan ve cim. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Eftane zikir faliven ahım. Lâ ilâhe illâllah. Fatiha. Âmîn.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Sünnet, Şeyh, Aşk, Halvet, Dervîş, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı