Cihat: Beddua Meselesi
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ümmetine beddua etmekten kaçınırdı. Bedduanın üzerinde duran insanları çok hoş görmezdi. Enteresan bir hadis-i şerif vardır: Bir kimse beddua ederse ve karşıdaki kimse bedduaya maruz kalacak hataları işlemezse, beddua beddua edenin üzerine döner.
Müminlere beddua etmekten sakınılmalıdır. Müminler birbirlerine şefkat ve merhametle davranmalıdırlar. Cenab-ı Hak, Hz. Peygamber’e “Sen af yolunu seç” diye emretmiştir. Kafirlere beddua etmenin ise yolu açıktır.
Müslümanların Birbirleriyle İlişkileri
Müslümanlar kendi içindeki hata ve kusurları örtmeyi, birbirlerine nasihat etmeyi, birbirlerinin zararlarını en aza çekmeye gayret etmelidirler. Ama gerçekten bu çok zor şu anda. Müslümanlar birbirlerine karşı yumuşak değiller, af yolunu tercih etmiyorlar. Herkes büyük bir tarafgirlik içerisinde.
Birbirlerinin hatalarını, kusurlarını örtmektense onları meydana çıkarıp daha fazla rencide ediyorlar. Müslümanlar birbirlerine nasihat etmektense birbirlerini kırmayı daha iyi biliyorlar. Gönül arzu ederdi ki kolumuz, kanadımız kırılmasın.
Cihat Meselesi: İç ve Dış Boyutları
Cihadın İki Yönü
Cihat, dışsal noktada kafirlerle mücadele etmektir; içsel noktada ise bir kimsenin nefsiyle mücadele etmesidir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur: “Mücahid nefsine karşı cihat edendir.”
Dış Cihadın Hukuki Şartları
Bir kimsenin tek başına cihat kararı alması dinen mümkün değildir. Darül İslam’da yaşıyorsa Darül İslam emirinin, Darül Harp’te yaşıyorsa Darül Harp imamının kararı gerekir. Hanefiler bu meselede çok dikkatli dururlar; muhakkak bir harp imamı gerekir derler.
Mekke döneminde ferdi cihat diye bir şey yoktur. Medine döneminde vardır, ama Hz. Peygamber’in emriyledir. Emirsiz değildir.
Sufilerin Cihat Anlayışı
Sufilerin durduğu nokta şudur: Söz konusu olan Kur’an, Sünnet, vatan, milletse, savaşılması gerekiyorsa en ön safta savaşırlar. Osmanlı döneminde şeyhler katılabilecekleri bütün gazalara dervişleriyle beraber katılmışlardır. Ölenler şehadet şerbetini içmiş, geriye dönenler gazi unvanıyla dönmüşlerdir.
Ama asıl cihat, Hz. Peygamber’in hadis-i şerifine göre nefisle olan cihattır. Çünkü savaş meydanında rütbe, makam, para, mal mülk için savaşanlar asla cihat etmiş sayılmazlar. Cihadın fiili Allah için olması gerekir.
Modern Cihat Hareketlerinin Analizi
Afganistan’da büyük cihat vardı. Oraya gidenler muhakkak iyi niyetle gittiler. Ama Afganistan cihatının arkasından Amerika çıktı. “Allah için cihat ediyoruz” diyenler sonradan birbirlerini vurmaya başladılar. Önce Rusya’nın ekonomisini çökertmek için bir oyun olduğu meydana çıktı.
Aynı şey Irak’ta, Çeçenistan’da, Filistin’de yaşandı. Filistin Kurtuluş Örgütü’nün merkezinden Yaser Arafat’ın Mossad ajanı olduğu ortaya çıktı. Savaşanlar halis kalple gerçekten Allah için savaşmaya gidiyorlar. Ama arkalarındaki komutan seviyesindeki kimseler, onları kullanarak uluslararası güçlere hizmet ediyorlar.
Birinci derecede insana kendi bölgesinde, kendi memleketinde İslam’ı tesis etmek düşüyor. Türkiye’de İslam sanki hakim oldu da başka yerlere mi gidiyoruz? Bir din devletsiz, hukuksuz ayakta duramaz.
Uluslararası Güçler ve Cemaatlerin Kullanılması
Benim kendimce bir tezim vardır: Orta Doğu’daki büyük cemaatler, büyük tarikatlar, büyük oluşumlar ya yönetilirler ya da yönlendirilirler. Başka türlü o kadar büyümelerine müsaade etmezler. Eğer yönetemiyorlarsa, yönlendiremiyorlarsa ilga ederler.
Bir kimse dinini açıkça yaşasın, dini görüşlerini açıkça söylesin, cemaat ve tarikat söylemleri şeffaf olsun. Eğer cemaat ve tarikat söylemleri şeffaf değilse bilin ki onun içerisinde bir hainlik vardır; uluslararası güçlerin eli vardır.
Operasyon yapacak olanlar şeffaf cemaatları kullanamazlar. Operasyon yapacak olanlar şeffaf olmayanları kullanırlar. Çünkü şeffaf olmayanların veremeyecekleri hesapları vardır ve bu hesaplar başka güçlerin elindedir.
28 Şubat Sonrası Türkiye Analizi
28 Şubat, Türkiye’deki İslami duruşun, İslami hareketin, İslami yolun dönüm noktasıydı. 28 Şubat’a evet diyenler, 28 Şubat’la kol kola girenler, 28 Şubat’ın ekmeğine yağ sürenler; bunları insanlar ayrıştırdılar, gördüler.
28 Şubat’tan sonra Müslümanlar şuurlanmışlardır. Önceden böyle bir şey olduğunda herkes örterdi. Artık gazete köşelerinde her şey yazılıyor, herkes her şeyi döküyor ortaya. Eski Müslümanlıkla bugünkü Müslümanlık aynı değil; insanlar artık “hikmet vardır” deyip örtmüyorlar.
Hakk’el-Yakîn: Hz. Peygamber’in Hâliyle Hâllenmek
Sufiliğin Zirvesi
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kendisine gelen kişinin sözlerinden çok edebini öğrenmesini severdi. Sufilik edeptir. Edep ise Hz. Peygamber’in haliyle hallenmektir. O yüzden sufiler Hz. Peygamber’in sözlerini öğrenmekten fazla, onun haliyle hallenmeyi severler.
Bir bilgiyle donanıp o bilgiyi hayata geçirmezse sufiler derler ki: “Kitap yükü taşıyan eşeğe benzer.” Biz bildiklerimizle amel etmekle mükellef kılındık.
Hz. Peygamber’in Üç Daire Sünneti
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in üç kademeli sünneti vardır. Birincisi: Bütün insanlara tavsiye ettiği sünnet; beş vakit namaz, 30 gün oruç, doğru sözlülük. İkincisi: Yakın dairesine tavsiye ettiği sünnet; Hz. Ebu Bekir’e “Hiç kimseden hiçbir şey istememe” biati. Üçüncüsü: Kendi yaşadığı hal; ertesi güne bırakacak bir tek buğday tanesi yoktu.
Hz. Ömer malının yarısını getirir, ona “Neden yarısını getirdin?” demez. Hz. Ebu Bekir malının tamamını getirir, ona “Neden tamamını getirdin?” demez. Ama başkasına “Çoluk çocuğuna bırak” der. Üç ayrı çizgi vardır; hepsi de Hz. Peygamber’in halidir.
Seyri Süluk Ne Zaman Başlar?
Bir sufinin seyri süluku Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine, ahlakına, edebine haliyle hallenmeye başladığında başlar. Sufi için Hz. Peygamber’in haliyle hallenmek zirve noktasıdır, hakk’el-yakîn noktasıdır.
Hakk’el-yakîn olmak ne demektir? Hakk’el-yakîn olmanın somut tecelliyatı Hz. Peygamber’in haliyle hallenmektedir. O mümin kardeşlerine beddua etmedi, onlarla beraber oldu, fakirlerle beraber oldu, Allah’ı zikredenlerle beraber oldu, Allah yolunda koşanlarla beraber oldu.
Kaynakça
Hadis-i Şerif Kaynakları
- Beddua edenin üzerine dönmesi: Ebu Davud, Sünen, Kitabu’l-Edeb; Tirmizi, Sünen, Kitabu’d-Deavat
- “Mücahid nefsine karşı cihat edendir”: Tirmizi, Sünen, Kitabu Fedaili’l-Cihad, Hadis No: 1621
- “33 yalancı peygamber çıkacaktır”: Ebu Davud, Sünen, Kitabu’l-Fiten
- Hz. Ebu Bekir’in “hiç kimseden bir şey istememe” biati: Sahih-i Muslim, Kitabu’z-Zekat
- “Çoluk çocuğunun arkandan sana dua etmesini istemez misin?”: Sahih-i Buhari, Kitabu’l-Vesaya; Sahih-i Muslim, Kitabu’l-Vasiyye
- Kul farzları yerine getirir, nafilelerle yaklaşır (hadis-i kutsi): Sahih-i Buhari, Kitabu’r-Rikak, Hadis No: 6502
- “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz”: Al-i İmran Suresi, 3/31 (ayet)
- “Kitap yükü taşıyan eşek” benzetmesi: Cuma Suresi, 62/5 (ayet)
Ayet-i Kerime Kaynakları
- “Sen af yolunu seç”: A’raf Suresi, 7/199
- “Allah’a itaat edin, Resule itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine”: Nisa Suresi, 4/59
- “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz”: Al-i İmran Suresi, 3/31
- “Kitap taşıyan eşek misali”: Cuma Suresi, 62/5
Tarihi Kaynaklar
- Osmanlı döneminde şeyhlerin gazalara katılması: Osmanlı vakıf arşivleri, tekke ve zaviye tarihçesi
- 28 Şubat süreci (1997): Türkiye yakın tarih kaynakları
- Afganistan cihadı ve uluslararası boyutu: Modern İslam dünyası tarih kaynakları
- Filistin Kurtuluş Örgütü ve Yaser Arafat meselesi: Uluslararası ilişkiler kaynakları
Tasavvufi Kaynaklar
- Hakk’el-yakîn mertebesi: Kuşeyri, er-Risale; İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Kitabu’l-İlm
- Hz. Peygamber’in haliyle hallenmek: Kadı İyaz, eş-Şifa; İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Kitabu’l-Muhabbe
- Sufilerin cihat anlayışı: Sühreverdi, Avarifu’l-Mearif; İmam Rabbani, Mektubat
Bu sohbette beddua meselesi, cihadın iç ve dış boyutları, uluslararası güçlerin cemaatları kullanması, 28 Şubat sonrası Türkiye analizi ve hakk’el-yakîn mertebesi olarak Hz. Peygamber’in haliyle hallenmek konuları ele alınmıştır. Cenab-ı Hak cümlemizi sırat-ı müstakim üzere eylesin. Amin.
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi