Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

350. Dergah Sohbeti — Cemaatlerin Yönetilmesi, 28 Şubat Hatıraları ve Ümmetin Birlik Sorunu

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 350. Dergah Sohbeti — Cemaatlerin Yönetilmesi, 28 Şubat…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Şubat: İslam Dünyasında Müslüman Cemaatlerin Yönetilmesi ve Yönlendirilmesi

Cenab-ı Hak ömrümüzü hayırlı eylesin. Geçen haftaki sohbetimizde ittifak halinde olmanın gerekliliğini söyledik. Gönül arzu eder ki ümmet-i Muhammed devletin ve hükümetin ortak desteklediklerini desteklesin; devletin ve hükümetin desteklemediklerini de desteklesin.

Aslında Müslümanlar, başlarındaki devletin ve hükümetin desteklediği İslami grup, cemaat, cemiyet ve toplulukları destekliyorlar. Örnekleyelim: Çeçenistan’daki Müslümanlar kimin aklına geliyor? Uzakdoğu’daki, Çin’deki, Afganistan’daki, Afrika’daki Müslümanlar kimin aklına geliyor? Suriye’deki, Mısır’daki Müslümanların akla gelmesi hoş bir şey. Ama burada anlatmaya çalıştığım şu: Dünya üzerindeki İslami cemaat, grup, parti, her neyse, bunların hepsi yönlendiriliyor. Yönetilemiyorsa yönlendiriliyor.

Yönetilen ve Yönlendirilen Cemaatler

Bir İslami grup veya cemaat veya tarikat yönetiliyor. Yönetiliyor ne demek? O grup, o cemaat, o tarikat belirli güçler tarafından yönetiliyor. Belirli güçler tarafından yönetildiğinden dolayı o güçlerin emriyle hareket ettiklerinden dolayı bazı şeylerde çok duyarsız kalıyorlar, bazı şeylerde kıllarını kımıldatmıyorlar, bazı zamanlarda hiç hareket etmiyorlar.

Bunları Mustafa Özbaş olarak bugüne kadar Müslümanların arasında ayrılık rüzgarları çıkmasın, Müslümanlar birbirleriyle kardeş olsunlar, birbirlerinin eksikliklerini, noksanlıklarını örtsünler noktasından içtihat hatası olarak değerlendirdim. Arkadaşlara, kardeşlere dedim ki: İçtihat hatası yapabilirler. Çünkü kim içtihat ederken isabet ederse on sevap olur, isabet ettiremezse bir sevap olur. Bir siyasi olaya, bir meseleye, bir hadiseye bakarken o kimse kendi gözlüğünden, penceresinden bakar; içtihat etmede isabet ettirmiş veya ettirememiş olabilir.

28 Şubat Darbesi ve Cemaatlerin Tutumu

28 Şubat’ta Erbakan Hoca’yı bazı cemaat, cemiyet ve tarikatların yapayalnız bırakması gibi… 12 Eylül’ü destekleyen bir kısım cemaatler ve tarikatlar, 28 Şubat’ta da darbecileri desteklediler. Aynı cemaat ve tarikatlar Gezi olayları süresince mevcut hükümete karşı darbe girişimini desteklediler. Aynı cemaat ve tarikatlar Mısır’daki Mursi’nin devrilip Sisi’nin başa geçmesini desteklediler. Suriye’de olan hadiseler başlangıçta yorumsuz kaldılar. Dillerini bağladılar, konuşmadılar. Uçan kuşa konuşanlar Suriye için konuşmadılar.

Bunların hepsini Mustafa Özbaş olarak içtihat hatası veya isabet ettirememe olarak değerlendirdim. Nasıl İmam-ı Azam Hazretleri bir şeye içtihat etmiş, İmam-ı Yusuf bazen karşı çıkmış. İmam-ı Azam Hazretleri o gün için halifenin yanında bugünkü Diyanet İşleri Başkanlığını kabul etmemiş. Ama İmam-ı Azam Hazretleri şehit olduktan sonra İmam-ı Yusuf, talebesi olarak bu vazifeyi kabul etmiş. İmam-ı Muhammed ise kabul etmemiş. Sonradan gelen İmam-ı Hanbel de kabul etmemiş.

İmam-ı Azam’ın kabul etmediği içtihadı kabul edenler, kendilerince zalim bir hükümdarın yanında Diyanet İşleri Başkanlığını kabul etmemişler. İmam-ı Azam’ın yolundan gidenler olmuş. Ama İmam-ı Yusuf zalim bir hükümdarın yanında bu görevi kabul etmiş. Bu İmam-ı Yusuf’un alimliğine leke getirmez, içtihattır. Ama İmam-ı Azam Hazretleri’nin o mübarek nurlu kutlu yolu da işin azamet noktasıdır.

Risale-i Nur Hareketinin Bölünmesi Örneği

Mesela Risale-i Nur okuyucularının bir kısmının Süleyman Demirel’in peşine takılıp siyasileşmesi gibi. Sonuçta şu anda o Risale-i Nur grubunun bir hesabesi kalmadı. Niçin? Sistemle ortak operasyonlar yapmaya başlayınca erimeye mahkumsunuz. Bir kısmı sonradan Özal’la beraber yol yürümeye içtihat etti. Özal’la beraber Risale-i Nur’un bir kısmı yol yürürken bir kısmı da Süleyman Demirel’le yol yürüdü. Böylece Risale-i Nur hareketi ilk ayrılığa başladı.

Sonradan Hoca Efendi’nin cemaati çıktı. Yazıcısı, okuyucusu, Yeni Asyacısı, bir de Hoca Efendi, dört. Bir de Zehra grubu, Güneydoğu’dan beş. Ardından bir grup daha çıktı, bir grup daha çıktı. Risale-i Nur yedi sekiz parçalık fraksiyonlara ayrıldı. Herkes içtihat etti ama sonuç: önümüzde Risale-i Nur’un sekiz tane ayrı fraksiyonu var.

Yönlendirme Mekanizmaları ve Tehditler

Yönlendirmenin yolu nedir? Tehdittir. Yönlendirmeyi kabul etmeyince sana bir şeyler yaparlar. Ya da sen bir şeylerini feda etmek zorunda kalırsın. Bana 28 Şubat’ta iki trilyonun üzerinde ceza kesilmesi gibi. Seni bir yerlere götürebilirler, sorgulayabilirler, işkence edebilirler, psikolojik olarak çökertmeye çalışabilirler. Cemaatin içerisinde söylenti çıkarabilirler; cemaatin içerisinde dilden dile bir sürü söylenti dolaşır, adam sevdiği adama şüpheyle bakmaya başlar.

Bunların kimisi gayriihtiyari olur, kimisi bilinçli olur. Birisi bir taraftan bir fitne koparır, o yönlendirmek içindir. Burada o adamı mecbur bırakırlar başka tavizler vermeye. Bunlar normal şeylerdir.


28 Şubat Hatıraları ve Yönlendirmeye Direniş

28 Şubat’ta uğraştılar. Dedikleri şuydu: “Bir tek sen zikir yaptırıyorsun dergahta. Sen nesin? Meşhur şehirlerinde dahi ders yapılmıyor, burada nasıl ders yapılıyor? Sen kimsin?” Çünkü herkes iptal etmişti. Yönlendirmeyi aldı herkes. Herkesin kapısının önüne bir polis koydular. Herkes telefon atıyor: “Efendim burada baskı var, biz dersleri iptal edelim mi?” “Edin.” Yarım saat içerisinde Türkiye’deki bütün ders yapılan yerler kapandı. O korku yönlendirmesi bir anda geldi, herkes payını aldı.

Şeyh Efendi’nin yanındayız, Beytullah’a bakıyoruz. Şeyh Efendi’ye telefon açıyorlar. Telefonlar geliyor teker teker: Konya’dan, İzmir’den, her yerden. Bana döndü: “Oğlum, sizde bir şey yok mu?” “Yok Efendim, devam edin.” Halbuki ömreye gittik, ömreden önce her gün götürüp sorguluyorlardı. Yönlendirmeyi almadık. Her tadı aldık. Bir bakmıştık ki derslikler bitmiş, bir bakmıştık ki cemaat da bitmiş. Direnç yok, direnme yok. Herkes bitmiş. Bir tek biz direnebildik, adam tabi seni götürüyor.


Devletlerin Yönlendirilmesi ve Türkiye’nin Durumu

Bu normalde büyük cemaatler için yönlendirme ve yönetilme söz konusudur. Bu devletler üzerinde de vardır. Devletleri yönlendirirler, devletleri yönetemezlerse yönlendirirler. Türkiye şu anda yönetilmekten kurtuldu. Yönetilmekten kurtulduğu için Türkiye’yi yöneten güçler diyorlar ki: “Senin yönetilmekten kurtulmandan bir şey demiyoruz ama bizim yönlendirmemizi kabul et.” Bazen bu yönlendirmeler kabul edilmeyince içeride fırtına kopuyor, Gezi gibi bir fırtına kopuyor.

Mısır Darbesi ve Uluslararası Boyut

Mısır’daki darbecilere parayı kim verdi? Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri… 28 Şubat’ta parayı kim verdi acaba? 28 Şubat’ı uluslararası arenada kim destekledi? Mısır’daki darbeyi destekleyen güçler 28 Şubat’ta da 28 Şubatçılara destek vermişlerdi. Eğer bir para verdilerse, bu millet, bu devlet bu paranın hesabını nasıl soracak?

Mısır’da verilen milyar dolarlarla bütün aileleri satın alabilirsiniz. Ama bu para nereye gitti? Türkiye’deki 28 Şubatçılara ne verdiler? 28 Şubat’ın yapanlarına kaç milyar dolar verdiler ve kimler bu paradan pay aldı? Bunu meydana çıkaramazsa biz bu memlekette özgür birer birey gibi dolaşamayız.

28 Şubat’ta kimlerin evlerine baskın yapıldı? Bu baskınların zabıt kaydı yok. Kaydı olmayan bu evlere girilip neler alındı? Beni götürdüler, dediler ki: “En safi senmişsin. Senin evine girdik, bir kuruş bir şey bulamadık.” İçimden dedim: “Eyvah, demek ki bunlar başkalarının evine de girdiler.” Başkalarının evinde beş bin, on bin, yirmi bin dolar veya birkaç bileziği varsa aldılar götürdüler.


Müslümanların Birlik Sorunu ve Kur’an’ın Açık Dili

İslam Dünyasının Kendi Meselelerini Çözememesi

İslam dünyasının en büyük problemlerinden birisi budur. İlaç ne? Birisi orada birilerinin kanını döküyor, birileri birilerini silahla katlediyor. Biz Müslüman ülkeler ve Müslüman inananlar olarak kimden medet bekliyoruz? Ne acı ki İslam dünyası Birleşmiş Milletler’den, o beş büyük devletten müdahale etmesi için ağzını açmış bekliyor. Ne acı ki İslam dünyası kendi içerisindeki bir meseleyi kendisi halledemiyor.

Nerede bir insana zulmediliyorsa ona “hayır” demek Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ahlakıdır. Zulmü alkışlayamazsın, zulmün yanında duramazsın, zalimin yanında duramazsın, zulmedenlerle beraber olamazsın, kafirlerle beraber olamazsın.

Kur’an Ayetlerini Açıkça Söylemenin Önemi

“Ey iman edenler, siz Yahudileri ve Hristiyanları kendinize dost tutmayın” (Maide: 51). Eğilecek, bükülecek bir yeri yok bu ayetin. “Onlar sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın.” Bu Kur’an-ı Kerim’in emridir. Bunu söylemek fitne ise, o zaman Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini haykırmak fitne olur demektir.

“Ey Habibim, sen onların dinlerini kabul etmedikçe onlar seninle savaşmaktan geri durmazlar” (Bakara: 120). Ben bunu eğip bükemem. 1400 yıldan beri böyle tefsir edilmiş, böyle yorumlanmış. Ben ona yeniden bir yorum eklemeye çalışamam.

Dilimiz sivri gelebilir, ağır gelebilir. Ben zaten aldatmıyorum, herkese karşı iki yüzlülüğüm yok. Bir yerde böyle yumuşak durayım, başka yerde sert durayım öyle bir şey bilmiyorum, tanımıyorum. Televizyonda da faizle alakalı aynı şeyi söyledim, herkes bir patinaj çekti.

Bir Menkıbe: Münafığın Cenazesi

Üstadım Allah rahmet eylesin, bir menkıbe anlatırdı: Bir yerde birisi ölmüş. Bir şeyh efendi o beldeye gitmiş, bakmış bütün yerler kapalı. Ne oldu demiş bugün? Demişler ki filan zat, bu memleketin en sevilen insanıydı, vefat etti. Bakmış kilise kapalı, havra kapalı, meyhane kapalı, cami kapalı, dükkanlar kapalı.

Akşam taziye evine gitmiş. Herkes taziye diyor, onun iyiliğinden bahsediyor. O şeyh efendi öyle bir kaşlarını çatmış: “Bu münafıkmış babanız” demiş çocuklarına. Herkes durmuş. “Eğer babanız ‘Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu, Allah vardır, onun dini İslam’dır, son peygamber Muhammed Mustafa’dır, kitabı da Kur’an’dır’ deseydi, bu Hristiyanlar havrasını kapatıp gelmezdi, kilisesini kapatıp cenazeye gelmezdi.”

“Eğer babanız ‘içki haramdır’ deseydi, meyhaneyi kapatıp babanızın cenazesine gelmezlerdi. Eğer ‘faiz haramdır’ deseydi, faizciyi kapatıp cenazesine gelmezlerdi. Eğer ‘fuhuş haramdır’ deseydi, fuhuşhaneyi kapatıp cenazesine gelmezlerdi.” Ve dedi: “Babanız münafıkmış.” Selamünaleyküm demiş, gitmiş.

Üstadım bu menkıbeyi bana bir yolculuk esnasında anlatmıştı. Ondan şunu anladım ki iman ateşten bir koruktur. “Siz Hristiyanları ve Yahudileri kendinize dost tutmayın” ayetine baktığınızda başka bir şey çıkıyor.


Ülkücü Gençlik ve Dergah Hatıraları

İyi ki ülkücü gençliğin içerisinde o hareketin içerisinde bulunmuşum. İlk orada genç yaşta satılmamayı öğrenmişim, kullanılmamayı öğrenmişim, mücadeleyi öğrenmişim, fedakarlığı öğrenmişim. Kan satarak dernek kirası ödemeyi öğrenmişim. Alçıdan bozkurt yapıp, üç hilal yapıp, alçıdan ay yapıp yıldız yapıp satıp dernek kirası ödemeyi öğrenmişim.

Kendi harçlığımdan ayırıp arkadaşlarımla paylaşmayı öğrenmişim. Sırt sırta dövüşmeyi öğrenmişim. Arkadaşımı satmamayı öğrenmişim. Omuz omuza dövüşmeyi, omuz omuza kavga etmeyi, omuz omuza paylaşmayı, bir kuru ekmek dahi olsa oturup onu yiyip ondan lezzet almayı öğrenmişim.

Bir simit, üç lokma simitle Ankara’ya kadar gidip, karın buzun içerisinde arkası açık kamyonette arkadaşlarla beraber gitmeyi öğrenmişim. Ardından dinle tanışmışım, iyi ki tanışmışım. Ve bu halet-i ruhiyeyle dergaha girmişim. Dergahın içerisinde de Cenab-ı Hakk’a hamdolsun satmamışım, hıyanet etmemişim. Hiçbir kimseye yardakçılık ve yaranaklık yapmadan yaşamayı öğrenmişiz.

Cenab-ı Hakk’a hamdolsun yönlendirilmediğime inanıyorum, yönetilmediğime inanıyorum. Yönetmeye kalkan benden ters cevap almıştır, yönlendirmeye kalkan bir iki denemiştir, yönlendirememiştir.


Soru-Cevap

Şirk Nedir?

Şirk, Allah’a ortak koşmaktır. Bu konuyu sohbetin başında açıklamıştık.

Ölülerin Kabri Üzerine Ağaç Dikmek Caiz midir?

Ölülerin kabrinin üstüne ve yanına ağaç dikmek caizdir, hem de sünnettir.

İstihare ve Sevgi Meselesi

“Sevdiğim kız için istihare yaptım” diyen kimseye derim ki: Sevseydin istihare yapmazdın. İstihare yaptıysan “evlenmeyi düşündüğüm kız için” de. Sevmek, baktığın yerde sevdiğini görmektir. Sevmek şüphe etmek demek değildir. İstihare yapmak şüpheyi izale etmek içindir. Hadis-i şerifte der ki: “Siz bir meselede şüphe ederseniz, kalbiniz mutmain olmazsa istihare yapın.” Sevenin kalbinde şüphe mi olur?

Yirmi Beş Yıllık Evlilikte Hakaret ve Aldatma

Yirmi beş yıllık evliliği, dört çocuğu olan bir kadın kocasından hakaret edici, aşağılayıcı, ağır kötü sözler işitiyorsa ve üstelik kocası internette sürekli başka kadınlarla mesajlaşıyorsa… Bu uzun bir meseledir ama meseleye tek taraftan bakmamak lazımdır. O kadın da kendisine bir çekidüzen versin, inşallah kocası internete bakacağına ona baksın.

Bizde şöyle bir şey vardır: Karşı taraftan bir şey bekliyoruz ama kendimize bakmıyoruz. Erkekler kendilerine bakmıyorlar, kadınlar kendilerine bakmıyorlar. Bir kadın erkeğe nasıl davranmalı, nasıl hareket etmeli, ona bakmıyor. Bir erkek hanımına karşı aynı noktada durmalı, o da ona bakmıyor.


Kaynakça

  • Kur’an-ı Kerim, Maide Suresi (5:51) — “Ey iman edenler, Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin”
  • Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi (2:120) — “Sen onların dinlerine uymadıkça Yahudiler ve Hristiyanlar senden asla razı olmayacaklardır”
  • Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi (2:191) — “Onlar sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın”
  • Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi (2:216) — “Sizin hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlı olabilir”
  • Kur’an-ı Kerim, Asr Suresi (103:1-3) — “Birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler”
  • İmam-ı Azam Ebu Hanife (ö. 150/767) — Abbasi Halifesi Mansur döneminde kadılık (Diyanet) görevini reddetmesi ve bu sebeple hapsedilip şehit edilmesi
  • İmam-ı Ebu Yusuf (ö. 182/798), Kitabu’l-Harac — İmam-ı Azam’ın talebesi, Harun Reşid döneminde kadılkudat (baş kadı) görevini kabul etmesi
  • İmam-ı Muhammed eş-Şeybani (ö. 189/805) — İmam-ı Azam’ın talebesi, devlet görevini kabul etmemesi
  • İmam Ahmed bin Hanbel (ö. 241/855) — Mihne (Kur’an’ın mahluk olup olmadığı) sınavında direnişi ve hapis yatması
  • Sahih-i Buhari, Kitabu’l-Mezalim — Zulmü alkışlamamak ve zalimin yanında durmamak hakkında rivayetler
  • Sünen-i İbn Mace, Kitabu’t-Ticarat — Faizin haramlığı ve şiddeti hakkında hadisler
  • Said Nursi (ö. 1960), Risale-i Nur Külliyatı — Türkiye’deki Nur hareketi ve sonraki bölünmeleri (Yazıcılar, Okuyucular, Yeni Asya, Gülen Cemaati, Zehra grubu)
  • Necmettin Erbakan (ö. 2011) — Refah Partisi ve 28 Şubat 1997 post-modern darbe süreci
  • 28 Şubat 1997 Post-Modern Darbesi — Türkiye’de askeri müdahale, cemaat ve tarikatlara yönelik baskılar
  • İskilipli Atıf Hoca (ö. 1926) — Şapka Kanunu’na muhalefet sebebiyle idam edilmesi
  • Sahih-i Buhari, Kitabu’l-Enbiya — Hz. Peygamber’in Hristiyanlara ve Yahudilere muhalefeti hakkında rivayetler

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb, Şeyh, Halife, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı