Adına: Dergahta Müfettişlik ve Şeyh Efendi’nin Vazifelendirmesi
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin ve ardından gelen Hulefa-i Raşidin Efendilerimiz’in zamanında bir mesele veya problem olduğunda birini veya birkaç kişiyi tayin ederlerdi. Giderler, o meseleye bakarlardı; raporunu getirirler, emir el-müminine söylerlerdi. Emir el-müminin de meseleyi umuma arz ederdi. Eski dergahlarda da bu vazife nakıbler ve diğer görevliler aracılığıyla yerine getirilirdi.
Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi’nin zamanında dergahın içerisinde herhangi bir incelenmesi, bakılması gereken mesele olduğunda beni vazifelendirirdi. Gece saat birde, ikide yola çıktığım olurdu. Şeyh Efendi bazen derdi ki: “Her iki tarafı da dinle, hükmet.” Ya da “Git bu meseleyi dinle, bana anlat.” Bu sadece dergahın içerisinde o gün için geçerliydi; herhangi bir resmi kurum değildi.
Sufilikte Hizmet: Her Şey Allah İçin, Allah Adına
Ayet-i kerimede Cenab-ı Hak buyurur: “İyilikler Rabbinizdendir.” Bizden bir iyilik sudur ettiğinde onun sebebi de, müsebbibi de, sahibi de Allah’tır. Sufi, kendi benliğinden, kimliğinden, kişiliğinden ve yaptığından sarf-ı nazar eder. Der ki: “Bunu yaptıran da, ettiren de, getiren de, götüren de, kaldıran da, indiren de, var eden de, yok eden de Allah’tır.” Kötülükler ise nefsinizdendir; bunu Hz. Adem aleyhisselam’da ve bütün peygamberlerde gördük.
Makam ve Mevki Hırsından Sakının
Dergahta bir tane post-nişin vardır, o da şeyhidir. Geri kalanı hep vazife yapar. Posta çıkmak post-nişin olmak demek değildir; o da vazifedir. Kardeşler yaptıkları işlerde benliklerini, kimliklerini ve kişiliklerini ortaya koymaya çalışırlarsa batarlar. Bu yolda ergilik saltanattır. Kendinizi bir şey olduğunuza dair bir oluşturma çalışmasına girmeyin.
Kim böyle bir makam hırsına kapıldıysa tecrübeyle sabittir: o kimse batmıştır. Bir sinek batırır sizi. Beğenmediğiniz bir kimse sizi batırır. Cenab-ı Hak başınıza öyle bir kimseyi musallat eder ki, bir bakarsınız yıkılana, bir de sebep olana bakarsınız, kalırsınız. İnsanın haleti ruhiyesi değişir, kanalları kapanır, gözü körelir. Allah muhafaza eylesin.
Allah için hizmet edin. Allah için koşun. İnsanlar gelir geçer, makamlar gelir geçer, hayat gelir geçer. İyilik yapmaya koşun. İyi olmaya çalışın. Hesap kitap etmeyin. Stratejisi Allah için olan kimsenin hesabı kitabı bitmiştir; Allah onunla beraber olur.
Dergahta Vazifelerin Mahiyeti
Bir kimse orada zikrullah yaptırıyorsa üstad adına yaptırır. Ders yaptıran üstad adına yapar, sema eden üstad adına sema eder. Herkes ne hizmet ediyorsa o hizmeti üstad adına yapar. Orada kendisine bir benlik gelmez, o iş onun değildir. Bir başkasının adına yapıyordur. Aslında bir üst seviyede Allah için yapıyor ve Allah adına yapıyor. Bir sufi topluluğunun nefes alıp vermesi dahi Allah adınadır.
Eski sufiler derlermiş ki: “İsterse ağaç diksin şeyh efendi oraya. Kuru bir ağaç dalını koyar, o dal bile o işi yapar orada.” Allah isterse münafığa dahi orada hizmet ettirir. İsterse en dağınık gördüğünüz kimseye orada hizmet ettirir.
Sohbette Nasihat ve Yüze Söyleme Adabı
Birisine bir şey söyleyeceksem yüzüne söylerim. Yıllardan beri benim tarzım ve tavrım budur. Dervişlik hayatımda derviş kardeşlerden borç aldığım bir elin parmağını geçmez. Bunun sebebi şudur: Birisine bir şey söyleyeceksem, beni daralacak edecek hiçbir şey olmaması lazım. Ben özgür, hür bir şekilde vazifemi yerine getirebileyim.
Genel mesajlarımı sohbetlerde veririm. Doğru neyse sohbetlerde anlatırım. Birinden bir rahatsızlık duyduysam da sohbette söylerim. Sohbetlerde söylenenlerden kimisi üzerine alınır, mail yazarlar, mesaj çekerler: “Bunu bana mı söylediniz?” Ben gülerim ve kendi içimden derim ki iyi, mesajını almış demek ki.
Şunu unutmayın: Eğer şahsınıza özel bir şey söylenecekse yüzünüze söylenir. Geri kalan sohbetlerden kendinize alacağınızı alın; yolun hikmeti budur zaten.
Hata Yapmak İnsanidir, Önemli Olan Geri Dönmektir
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuştur: “Hata yapanların en hayırlısı hatasından geri dönendir.” Herkes eksik davranabilir, herkes yanlış davranabilir. Önemli olan geriye dönüp toparlamaktır. Geriye dönüp toparlamak o kimsenin samimiyetindendir.
Hata yapan, eksiklik yapan kimseler genelde yakın dairede olanlardır. Yakınlığın vermiş olduğu güvenle hata yaparlar. Yakın olmak, dost olmak, kol kola olmak o kimseyi biraz daha rahatlatır, vanasını açtırır, kapıyı fazla aralatır. Bu benim kendi şahsımdan da bildiğim bir şeydir: Ben sıyırtırım diye düşünürsünüz ama bir bakarsınız batmışsınız.
Hata çift taraflıdır. Hiçbir zaman tek taraflı değildir. Birisi hata yapar, birisi de o hatanın üzerinde bina yapar. Kardeşler hata yaptığında o kimsenin toparlanması için yardımcı olun. Örtün, affedin, sarın sarmalayın.
Fitne, Gıybet ve İslam Topluluklarını Yıkan Davranışlar
Açık topluluklarda fitneye ve dedikoduya yer yoktur. İslam topluluğu açık bir topluluktur. Sufiler kendi içerisinde açık bir topluluktur. Kapalı bir şey yoktur. İnsanların gerisinde laklak etmesine gerek yoktur.
Tarihten İbret: Devletlerin Yıkılış Sebepleri
Devletler tarihine bakıldığında yıkılış sebeplerinin hep aynı olduğu görülür: İslam topluluğunun İslam’ın ahlakıyla ahlaklanmaması. Selçuklu, Baba Resul isyanıyla çökmüştür. Osmanlı, hem askeri isyanlar hem de dışarıdan enjekte edilen milliyetçilik akımlarıyla parçalanmıştır. Avrupalılar cahil yerel barbarları toplayıp Osmanlı’ya karşı kullanmışlardır.
Bir toplulukta fitne girip çıkarsa o topluluk yıkılır. Bir kimsenin samimi niyetle söylediği bir söz, bir cahilin veya bir barbarın kulağına giderse hem söyleyeni hem söyleneni hem de topluluğu yıkar. Bilgi yanlış ellere geçtiğinde bomba gibi patlar. O yüzden herkesin hatası kusuru olabilir; önemli olan örtmek, affetmek ve kardeşliğin hukukunu tesis etmektir.
Hal Görme Meselesi ve Başkasının Halini Yargılamak
Bir kimsenin halini yargılamak için senin de hal görmen lazımdır. Hal görmemen durumunda onu algılayamayabilirsin. O kimse hal anlatırken, sen de o hali onun ruhani bağlamında görmen lazımdır. Aynı cephatte, aynı zikrullah halkasındaysan orada halini görmen lazımdır ki “Hayır, sen bunu görmedin” diyebilesin.
Bir kimsenin hali görmediğini tespit etmen için senin de hal görüyor olman gerekir. Zahiri delilin olmadan birisi hakkında “yalan söylüyor” demek büyük bir vebaldir. Birileri hakkında yanlış isnatlarda bulunmak, velev ki doğru olsa dahi gıybet etmek, toplulukları bozan ve helak eden şeylerdir.
O yüzden herkes kendince dersini alıp tövbesini edip yoluna devam edecektir. Bu çalkantıları, bu problemleri örterek kapatacak ve kardeşler kendi kardeşlerinin hukukunu tesis edeceklerdir. Bu yaşananlar bir eksiklik değildir; hatta tecrübedir, zenginliktir. İnsanoğlu düşe kalka gider, düşe kalka yürür.
Kaynakça ve Referanslar
- Ayet: “İyilikler Rabbinizdendir, kötülükler nefsinizdendir” — Nisa Suresi, 4:79
- Ayet: “Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin” — Nisa Suresi, 4:59
- Hadis: “Hata yapanların en hayırlısı hatasından geri dönendir” — Tirmizi, Kıyame 49 (2499); İbn Mace, Zühd 30 (4251)
- Hadis: “Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz, onu küçük düşürmez” — Müslim, Birr 32 (2564)
- Hadis: Gıybetin tarifi ve hükmü — Müslim, Birr 70 (2589); Ebu Davud, Edeb 40 (4874)
- Hulefa-i Raşidin’in vazifelendirme usulü — İbn Sa’d, et-Tabakat el-Kübra, 3/112-115; Taberi, Tarih, Hulefa-i Raşidin dönemi
- Selçuklu’da Baba Resul İsyanı — İbn Bibi, el-Evamir el-Alaiyye; Claude Cahen, Osmanlılardan Önce Anadolu, Baba İlyas bahsi
- Osmanlı’nın çöküş sebepleri — Bernard Lewis, Modern Türkiye’nin Doğuşu; Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ
- Tasavvufta hizmet adabı ve post-nişinlik — Kuşeyri, er-Risale, Adab bahsi; Hücviri, Keşfü’l-Mahcub, Hizmet faslı
- Dergah adabı ve nakıblik vazifesi — Sertarikzade Mehmed Efendi, Tuhfetü’l-Fukarâ (Osmanlı dergah erkanı); Dede Efendi, Mevlevi Adab-ı Erkanı
- Hadis: “Kim bir Müslümanın ayıbını örterse Allah da onun ayıbını örter” — Müslim, Zikir 38 (2699); Buhari, Mezalim 3 (2442)
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi