Dergah Sohbetleri Serisi

344. Dergah Sohbeti — Kalbin Mühürlenmesi, Zikrullah Adabı, Rüya Haktır ve Kardeşlik Hukuku


Zikrullah: Kalbin Mühürlenmesi ve İnsanın Kendi Fiilleriyle Küfre Düşmesi

“İnsanın kalbini Allah mühürler” denildiğinde bu, Allah’ın keyfi bir cezalandırması değildir. O kimse küfür ve nifak içerisinde dolaşa dolaşa artık kalbinde imani bir şey kalmaz. Cenab-ı Hak sizin aklınıza “yalan söyleyin” diye emretmez; siz yalan söyleye söyleye yalancılardan olursunuz. Zulmede zulmede isminizi zalimlerden yazdırırsınız. Günahtan başınızı kaldırmadığınızda fasıklardan olursunuz.

Ehl-i Sünnet Müslümanlar iyilikleri Allah’tan görürler. Bu iyiliği emreden, anlatan ve öğreten Allah’tır. Kötülükleri ise nefisten görürler. Biz bunu cebriyeciler gibi Allah’a yüklemeyiz. Biz kötülükleri açıkça üzerimize alırız. Her nerede eksiklik, kusur ve hata varsa o bizim nefsimizdendir.


Tarikat Yolunda Fitne, İmtihan ve Geri Dönüş

İnsanlar bir tarikat yolunu bırakmakla küfre düşmezler. Bir şeyhin yolunu terk eden küfre düşmez. Her şeyi yaşayabilir bir kimse: gerilemeler, sıkıntılar, problemler. Bu sıkıntılar kardeşlerinden olabilir, başındaki zakirinden, nakibinden, kapıcısından, hatta şeyhinden bile olabilir. Biz kafamızda herkesin kalem gibi düz gideceğini düşünürüz ama öyle olmaz.

Hz. Adem’in Yolu: Tövbe ve Af

Hz. Adem aleyhisselam hatayı üzerine aldı. Dedi ki: “Ya Rabbi, ben nefsime zulmedenlerden oldum. Beni affet.” Hz. Adem cedelleşme yolunu seçmedi; tövbe yolunu seçti ve kazandı. Şeytan ise “Ben daha farklı unsurlardan yaratıldım” dedi; cedelleşme yolunu seçti ve kaybetti.

İki arkadaş arasında, eşler arasında, kardeşler arasında Hz. Adem’in yolunu seçin: “Özür dilerim, beni affet.” Bu insanı kazandırır ve Kur’an ile Sünnet dairesinde tatlı bir çizgi getirir. Yanılana “yalnız dur” deyip gülmeyin. Düşene “düştü” deyip sevinmeyin. Bu dergaha, bu kapıya giren mübarettir, kim olursa olsun.

Fitne Hiçbir Yerde Durmaz

Birey noktasında bir fitne bitmeden bir sonraki başlar. Cemaat olarak bir fitne bitmeden ümür fitnesinin içerisine gireriz. Ümmet olarak da aynı durum geçerlidir. Bunu durdurmak mümkün değildir. Yapılması gereken, birey olarak fitnelere karşı uyanık olmak ve kendimizi Kur’an ile Sünnet dairesinde sımsıkı tutmaktır. Cemaat olarak da, ümmet olarak da kurtuluş budur.


Zikrullah Halkasının Adabı: Asla Terk Etmeyin

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri zikrullah halindeyken birisi geldi halkanın ortasına oturdu, birisi halkanın dışına oturdu, birisi de döndü gitti. Hz. Peygamber buyurdu: “Halkanın içine oturanı Allah zatında barındırdı. Halkanın dışına oturanı Allah mağfiret eyledi. Dönüp gidene de Allah ve melekleri vehanet eyledi.”

Bir alim, amir ve hakim hükmünde olan bir kimse zikrullah halkasından kalkıp gitmez. Şah-ı Nakşibendi Hazretleri olsun, Emir Külal Hazretleri olsun, ister cehri olsun ister hafi olsun zikrullah halkasından dönüp gitmezler. Nerede olursanız olun, kimin zikrullah halkası olursa olsun, asla zikrullah başladığında halkayı mecbur kalmadıkça bırakıp gitmeyin.

Zikrullah esnasında müsaade istenmez. Gidecek olan kimse sessizce selam verir, arkasını dönmeden geri geri çıkar gider. Sohbet esnasında da “Efendim bize müsaade” denmez; selam verilir gidilir.


Rüyada Hz. Peygamber’i Görmek Haktır

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuştur: “Benim suretime asla şeytan giremez.” Bir başka hadis-i şerifte: “Beni rüyasında gören gerçekten beni görmüştür.” Bu hadis-i şerifler sabittir. Bir kimse bunları reddederse, ayetle veya hadisle sabit olan bir şeyi reddettiği için küfre düşer.

İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri, Fıkh-ı Ekber’de “Ben doksan dokuz kez Allah’ı rüyamda gördüm” buyurmuştur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri’ni rüyada görmek haktır; sahabeler, tabiin ve bütün selef imamlarının büyük çoğunluğu rüyalarında Hz. Peygamber’i görmüşlerdir.

Bir kimsenin kalkıp “Hz. Peygamber’in şekline, suretine şeytan girip sahte mürşitlere mürit toplar” demesi kadar cahilane bir söz olamaz. Bunu bir müminin söylemesi mümkün değildir. Rüya görmek haktır, salih rüya haktır ve hakikattir. Kur’an ile sabittir, hadis-i şeriflerle sabittir.


Ehl-i Zikir: Bilmediklerinizi Ehline Sorun

Naml Suresi 43. ayet-i kerime açıkça buyurur: “Bilmiyorsanız ehl-i zikre sorun.” Ehl-i zikir, birincisi zahiri ilim noktasında Kur’an’ı anlayan, tefsir eden din alimleridir. İkincisi, tasavvuf ehli olan hakiki zikir ehlidir. İlk dönem tefsircilerin ve ondan sonra gelen müfessirlerin büyük çoğunluğu bu ayeti her iki manada da tefsir etmişlerdir.


Dergah İmamlığı: Vazifeleri ve İşleyişi

Dergahların hepsinde bir imam bulunur. Dergah imamı, üstadın bulunmadığı yerde üstadı temsil eder. Vazifeleri şunlardır: Aralarında husumet olan derviş kardeşlerin problemlerini çözmek, dergahta eksik ve aksak giden şeyleri rapor etmek, kardeşlerin maddi-manevi sıkıntılarını çözümlemek, çözülemiyorsa üstada götürmektir.

Dergah imamı hükmetmez; hükmetmek yalnızca üstada aittir. İmam ara bulur, anlaştırır, nasihat eder. İki dervişin arasında bir problem olduğunda buna müracaat edilir. O iki tarafı da dinleyip orta yolu gösterir. Gerekirse meseleyi üstada taşır.

Dergahların toplum içerisinde yer bulması, oturması, yerleşmesi ve kabul edilmesi daha uzun zaman alacaktır. Yüz, yüz elli yıllık inkıta döneminden sonra o disiplin ve öğreti kalmamıştır. Eski dergahlarla bugünküleri karşılaştırırken bu gerçeği göz ardı etmemek gerekir.


Cemaat İçi Fitne ve Kardeşlik Hukukunu Korumak

Birbirinize sımsıkı sarılın. Aranızda laf dolaştırmayın. Görmediğinize, duymadığınıza inanmayın. Birisi sizin yanınızda bir kardeşi eleştiriyorsa onu susturun. “Git yüzüne söyle” deyin. Birisi sizin yanınızda “Filanın iyiliği için konuşuyorum” diyorsa, “O zaman git filanın yüzüne söyle” deyin.

İki kişinin arasındaki nefisle alakalı düştükleri çukuru bir başka yere taşımayın. Buradan başka şehirlere hastalık taşımayın. Hastalığınız varsa burada tedavi edin. Bilerek veya bilmeyerek hastalık taşıyan bu cemaate kötülük yapıyor demektir. Buna kimsenin hakkı yoktur.

Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi Hazretleri’nin yaşadığı sıkıntılar da bunlardandı. Kendi içlerindeki basit çekişmeler, arkadan laf dolaştırmalar, gizliden tenkitler şeyh efendiyi rahatsız ederdi. O yüzden dergah faaliyetlerinin büyük bölümünü başka bir şehirden yönetmek zorunda kalırdı. Bunlar tarihte yaşanmış ve herkese ibret olması gereken hadiselerdir.


Kaynakça ve Referanslar

  • Ayet: “Allah onların kalplerini mühürlemiştir” — Bakara Suresi, 2:7; bkz. Nisa 4:155, Casiye 45:23
  • Ayet: “İyilikler Rabbinizdendir, kötülükler nefsinizdendir” — Nisa Suresi, 4:79
  • Hadis: “Hata yapanların en hayırlısı tövbe edenlerdir” — Tirmizi, Kıyame 49 (2499); İbn Mace, Zühd 30 (4251)
  • Hz. Adem’in tövbesi: “Rabbena zalemna enfüsena…” — A’raf Suresi, 7:23
  • Şeytan’ın cedelleşmesi: “Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten yarattın” — A’raf Suresi, 7:12; Sad Suresi, 38:76
  • Hadis: Zikrullah halkasına oturanlar — Buhari, Da’avat 66; Müslim, Zikir 25 (2689); Tirmizi, Da’avat 119
  • Hadis: “Benim suretime şeytan giremez” — Buhari, Ta’bir 10 (6993); Müslim, Rüya 11 (2266)
  • Hadis: “Beni rüyasında gören gerçekten beni görmüştür” — Buhari, Ta’bir 10 (6994); Müslim, Rüya 11 (2266)
  • İmam-ı Azam: “Doksan dokuz kez Allah’ı rüyamda gördüm” — İmam-ı Azam Ebu Hanife, el-Fıkhu’l-Ekber (Beyazizade şerhi)
  • Ayet: “Bilmiyorsanız ehl-i zikre sorun” — Naml Suresi, 16:43 (Nahl); Enbiya Suresi, 21:7
  • Şah-ı Nakşibendi ve Abdülkadir Geylani kabr-i şerifindeki halvet — Reşahat Aynü’l-Hayat (Ali b. Hüseyin es-Safi); Silsiletü’z-Zeheb
  • Hz. Ali ve Ebu Süfyan’ın kızı meselesi — Buhari, Nikah 109 (5230); Müslim, Fedailü’s-Sahabe 93 (2449)
  • Dergah adabı ve imamlık vazifesi — Sertarikzade Mehmed Efendi, Tuhfetü’l-Fukarâ; Osmanlı Tekke Erkanı
  • Hadis: “Kim bir Müslümanın ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter” — Müslim, Zikir 38 (2699); Buhari, Mezalim 3 (2442)

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi