Zikir: Yeni Gelenlere Nasil Davranilmali
Bir kimse tekkeye, dergâha, bir sûfî topluluğuna gelirken kendi kafasında orada negatif bir şeyle karşılaşmayacağını düşünür. Her şeyin süt liman olmasını bekler ve bunu şeyhin kerâmetinden bekler. Ama bu işin fıtratına, yolun şekline ve şemâiline aykırıdır. Birisi sana “biraz öteye git” dediğinde nefsin parlar.
Bir sûfî topluluğu olgunlaşmış, kemâle ermiş, yanlışlık ve eksiklik olmayan bir topluluk olmalıdır — bu amaç ve hedeftir. Bireysel noktada o kimsenin nefsine uymadan, kibirlenmeden, insanlara tepeden bakmadan, “biliyorum” noktasından değil “öğrenmeye geldik” noktasında durması hedeflenir.
Bugün ilk defa buraya gelen kırk kişi var. Bu arkadaşlara bir arkadaş eksik ve yanlış davranırsa o kimse “ben buraya mı geldim?” diyecektir. Kardeşler tekkede nerede olurlarsa olsunlar kendilerine dikkat edecekler. Yapmış olduğunuz hata sadece sizi bağlamıyor, bütün dergâhı bağlıyor.
Sufi Kiyafeti mi, Ic Terbiye mi?
Bizim sûfî kıyafetimiz yoktur. Sûfî kıyafeti taşıyan insanlar halktan uzaklaşırlar, halktan uzaklaşarak kendilerini korurlar. Sarık, takke, cübbe ve şalvarla dolaşırsanız kolay kolay hiç kimse sizinle irtibata geçmez ve siz o kıyafetin hâline bürünürsünüz. Bu nefse kolay gelen yerdir, nefse tatlı gelir.
Sûfîlik ateşte yürümektir, tehlikeli bir yolculuktur. Seni muhafaza edecek zâhirî her kıyafet senin şirkin olabilir. Oradaki gizli tehlikeyi kimse görmez. O arkadaşların dışları terbiye olmuştur ama içleri terbiye olmamıştır. İçi terbiye olanın dışına kıyafet gerekmez.
İçi terbiye olan ateşte yürür ayağı yanmaz; suyun üzerinde yürür; İsâ gibi gökleri seyran eder; Mûsâ gibi Tur-i Sînâ’da Rabbi ile görüşür; Yûnus gibi balığın karnında yaşar. Asıl sûfîlik budur. Bu yolculukta senin sûfî olduğuna dair üzerine bir alâmet yoktur; o yüzden her türlü teklîfe açıksındır.
Sigara Meselesi
Sigara haramdır. Çok eleştiriyorlar: “Haram olduğuna dair âyet, hadis getir” diyorlar. Ben de diyorum ki gidin bir doktora sorun; bir doktor “sigara faydalıdır” diyorsa sözümü geri alacağım. Sigaranın üzerinde “sağlığa zararlıdır” yazıyor. Sağlığa zararlı olan bir şey nasıl helâl olur ki?
Sûfîler ellerinden geldiği müddetçe derhâl hızla sigarayı bırakacaklar. Zikrullah halkasına gelen melekler sigara kokusundan yüz çevirirler. Cehrî zikrullah erbabından nefes çıkıyor; o nefes hoş kokmalıdır. Bunun için sigara içmemeli, gıybet etmemeli, iftira etmemelidir.
Feminizm ve Sufi Aile Anlayisi
Feministler kadınlar erkeklerle eşit diyorlar. Bizim öyle değil ki — bizim evimizde kadınlar erkeklerden üstündürler. Biz kadınlarımıza zulmetmeyiz, dövmeyiz, sövmeyiz, hakaret etmeyiz, tepeden bakmayız. Biz kadınlarımıza “sen de benim kadar para getir” demeyiz.
Müslüman erkeklerin kadınları kesme çiçek gibidir; pul çiçeği gibi koklasan solacak, koklamaya kıyamaz Müslümanlar. Sûfîliğin şartlarındandır eşinle iyi geçinmek. Bir sûfî kılıbıktır; kılıbık olan bir sûfînin eşi feminist olmaz.
Mahalle Dersleri ve Gorev Yapisi
Mahalle sorumlusu ile mahalle çavuşu arasında görev farkı yoktur. İkisi de hizmet sorumluluğu demektir. Mahalle derslerine gitmek zorunludur; onun yerine tekkeye hizmete gidemezsiniz. Mahalle dersinde nefsinizi yere vuracaksınız.
Nefis mahalledeki derse gitmek istemez; orada ders yaptıran kardeşi beğenmez, onu küçük görür, onun sözünü dinlemek istemez. Dervişlik üstadın karşısında dervişlik değildir — asıl dervişlik, mahalledeki kardeşine itaat etmektir. “Ha İsmail’i dinlememiş ha beni dinlememiş — ne fark var ki?”
Din Saticiligi Meselesi
Bir kimse bir hadis naklediyorsa ve o hadis naklinin parasını alıyorsa din satıyordur. Din Allah için yaşanılacak bir duygudur, bir yaşam tarzıdır. Eğer bir kimse dinî bilgisinden bir buğday tanesi kadar nemallanıyorsa, o buğday tanesi ona zehir-zemberektir; mahşerde cehennem topu olur.
Benim CD’lerim satılık değildir, internette bedava yayınlanıyor. Hiçbir sohbete gittiğim yerden yatırmasınlar, kaldırmasınlar, yedirmesinler, içirmesinler — bir bardak su dahi vermesinler. Vallahi memnunum, billahi memnunum. Ben din satıcısı değilim.
Munafik Meselesi ve Tebligin Zorluklari
Bir sûfî topluluğunun içerisinde münâfık olmaz; hele bizim içimizde hiç olmaz. Çünkü bizde para yok, pul yok, makam yok, mevki yok, şan yok, şöhret yok. Ne yapsın gelip de münâfıklık? Bizden bir şey nemallanacak yok ki. Öyle gelenler çabuk giderler.
Tebliğ edenler bilir: Adam sizi atlatacak, kaçacak. Ama siz gidersiniz tekrar ona tebliğ edersiniz — bir kişi daha kurtulsun diye. O kadar çok ejderha var ki derse gelinceye kadar: barlar açık, pavyonlar açık, kahveler açık, evde rahatlık var, ailelerden lâf var, etraftan küfür var… Ama elhamdülillah Cenâb-ı Hak her birisinin gönlüne birer Mûsâ’nın asası misali bir kuvvet koymuş.
Zikir Vakti Huzur ve Tovbe ile Baslamak
Sûfîlerin âdâbından biri de zikir vaktinde huzurlu olmak ve gafletten kaçınmaktır. “Ben şimdi O’nu zikredeceğim, O da beni zikredecek. O beni zikredecekse kalbimde, gözümde, dilimde O’ndan başka bir şey olmasın” — böyle düşünün.
Sûfîlerin bir ahlâkı da bildiklerine ve bilmediklerine tövbe etmektir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tövbe ederken: “Ya Rabbi bilerek ve bilmeyerek işlediklerimden beni sorumlu tutma” diye dua ederdi. Gaflet anında ne yaptığımızı da bilmeyiz. O yüzden sûfî tövbeyle başlar; zikrullah esnasında tertemiz bir şekilde Allah’ı zikreder ki Allah temiz olanları sever.
“Kim Beni zikrederse Ben onu zikrederim. Kim Bana şükrederse ona nimetlerini artırırım.” Bilmediklerimize şükredersek Allah bildiklerimize de şükretmiş gibi sayar ve nimetlerini artırır.
Kaynakca
Hadis-i Serif Kaynaklari
- “Soğan sarımsak yiyen mescidime gelmesin” — Buhârî, Ezân, 160; Müslim, Mesâcid, 74
- Hz. Peygamber’in tövbe duası: “Bilerek bilmeyerek işlediklerimden…” — Müslim, Zikir, 70; Buhârî, Deavât, 4
- “Kim Beni zikrederse Ben onu zikrederim” — Bakara 2/152; Buhârî, Tevhîd, 43
- “Kim Bana şükrederse nimetlerini artırırım” — İbrâhîm 14/7
- İstihâre duası ve usûlü — Buhârî, Teheccüd, 25; Deavât, 48
- Sigaranın zararı bağlamında: “Kendinizi tehlikeye atmayınız” — Bakara 2/195
Ayet-i Kerime Referanslari
- Bakara 2/152 — “Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim”
- Bakara 2/195 — “Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın”
- İbrâhîm 14/7 — “Şükrederseniz nimetlerimi artırırım”
- Kasas 28/7 — Hz. Mûsâ’nın annesine ilham: “Onu suya bırak”
- Meryem 19/29 — Hz. Meryem’e sus emri ve Hz. İsâ’nın konuşması
- Kehf 18/28 — “Nefsini sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber tut”
Tasavvufi ve Fikhi Kaynaklar
- Sûfî kıyafeti ve iç terbiye — Hucvirî, Keşfu’l-Mahcûb, Libâs bahsi
- Nefis terbiyesi ve zikir âdâbı — Kuşeyrî, er-Risâle, Zikir bölümü
- Tövbenin çeşitleri (bilinen-bilinmeyen) — Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, IV. cilt, Tövbe bahsi
- Sigara hükmü — Yûsuf el-Kardâvî, el-Helâl ve’l-Harâm fi’l-İslâm, Yiyecek-İçecek bölümü
- Mahalle dersleri ve cemaat âdâbı — Serrâc, el-Lüma’, Sohbet ve Hizmet bahsi
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi