Peygamber: Benlikten Uzak Durmak: Sufilerin Adabi
Sûfîlerin âdâbından biri de “ben, biz, benim” gibi benzeri sözleri terk etmektir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, kendisinden bir şey isteyen birine “kimdir o?” dediğinde “ben” demesinden hoşlanmamıştır. Sûfîlik benliği yıkmaktır.
Bir kimse kendi benliğini, kimliğini, cemaatini, tarikatını, şeyhini ortaya koymamalı; kendi benliğini üstün gören, kendi cemaatini başka tarikatlardan üstün gören, kendi şeyhini diğer şeyhlerden üstün gören kimse tasavvuf âdâb ve erkânına riâyet etmemiş olur.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Yûsuf aleyhisselâmın güzelliğinden bahsedilince kendisini Yûsuf’tan daha güzel göstermedi. Kendisinin peygamberlerin en faziletlisi olduğunu biliyordu ama tevâzuyla diğer peygamberlerden üstün tutulmasını istemedi. İşte sûfîler de bu sebeble ben yaptım, ben ettim, ben topladım demekten uzak dururlar.
Baskalarin Kusurlariyla Ugrasmayi Birakmak
Sûfîlerin âdâbından biri de halkın kusurlarıyla uğraşmayı bırakıp kendi kusurlarıyla meşgul olmak ve nefsi kendi hastalığıyla tedavi etmesidir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu konuda hadis-i şerîfi vardır: Başkalarının kusurlarını gören kendi kusurunu göremez.
Başkalarının kusurlarıyla uğraşan insanlar şeytanın aldattığı insanlardır. Şeytan, başka cemaatlerin hatalarıyla, filanca efendinin nerede eksik yaptığıyla uğraştırır. Ama Kur’an ve Sünnet adresinde apaçık deliller olmadığı müddetçe onlar hakkında konuşmak câiz olmaz.
Bir müridin kendi eksiğini bırakıp başka cemaatlerle, tarikatlarla, şeyhlerle didişmesi sûfîlik kararına uygun değildir. Eğer sünnete aykırı bir şey varsa o dairede konuşulabilir. Ama birisini kötülemek için, birisini küçük görmek için konuşmak İslâm kardeşliğine uygun değildir.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: “Bana ashâbımın eksik ve noksanlıklarını anlatmayın.” Ashâbının eksiğini kendisine söylenmesini hoş görmemiştir. Demek ki kardeşler birbirlerinin eksik ve noksanlıklarını örtmekte Hz. Mevlânâ’nın dediği gibi gece gibi olacaklar: “Kusurları örtmekte gece gibi ol.”
Kusuru Gormenin Hikmeti
Bir arkadaşın hatasına kusuruna kazara şâhit olduysanız: Ya o sizin dua etmeniz için Cenâb-ı Hak size göstermiştir. Ya o eksiklik sizde vardır, tövbe etmeniz için gösterilmiştir. Ya o kardeş öyle bir tövbe edecektir ki Cenâb-ı Hak onun eksiğini ibadete çevirecektir. Sizin eksik gördüğünüz şey mahşerde o kardeşinizin önünde sevap olarak çıkabilir.
Hacı Bayrâm-ı Velî hazretleri için dedikodu ederler: “Bu çok müridi var, Osmanlı’ya karşı çıkacak.” II. Murad’a söylerler. Hacı Bayrâm Velî bütün müridini toplar, bir çadır kurdurur: “Allah için bana gönül verenler gelsin, boynunu vuracağım” der. İçeride koyun kesilmiştir — dışarıda zâhire göre şerîata uygun görünmez ama arkasından başka bir hakikat çıkar.
Ustada Itaat: Kuran ve Sunnet Dairesi
Dergâhların, tarikatların bir hiyerarşisi, bir âdâb ve erkânı vardır. Bir çavuş, bir zâkir, bir vazifeli kimse üstadına itaat edecek ki vazifeli olanlarda ona itaat etsinler. İtaat etmeyene itaat edilmez.
İtaat Kur’an ve Sünnet dairesindedir. Sûfîliğin nübüvvet dairesinde gidenler için itaat Kur’an ve Sünnet dairesinde çevrilmiştir. İnsanların kendi nefislerinden, kendi hevâ ve heveslerinden ürettiği şeylerden olmamalıdır. Eğer itaat Kur’an ve Sünnet dairesinde olursa tadı çıkar, insanlar zevk alırlar.
Ovmekten ve Yermekten Dili Korumak
Sûfîlerin âdâbından biri de insanları övmekten ve yermekten dili korumaktır. Sırrî es-Sakatî hazretleri şöyle demiştir: “Dinin en iyisi takvâdır. Takvânın en iyisi de övmekten ve yermekten dili korumaktır.”
İyilik yapan kimsenin iyiliğini anlatmak, iyiliğin artması için ibadet hükmündedir. Kötülükleri yermek de kötülüklerle mücadelede olduğunun göstergesidir. Ama aşırı derecede övmekten ve yermekten dilimizi sakındırmalıyız. Çok övdüğümüz kimse öylesine yanlış bir şey yapar ki övdüğümüz dilimizi toprağa gömmek zorunda kalırız.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: “Kınadığınız şey sizin başınıza tecellî etmedikçe ölmezsiniz.” Biz birini kınarız, kınadığımız şeyle yüzleşiriz.
Ehli Sunnet Itikadi
Allah’a zamân, zemîn, renk, şekil ve şemâil tavsif etmek yoktur. Allah’ın zâtı ve sıfatları her şeyden münezzehtir, hiçbir şeye benzemez. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri peygamberlerin sonuncusu ve en faziletlisidir. “Benden sonra ne bir nebî ne de bir resûl gelecektir” buyurmuştur. Bu noktada Hz. Peygamber’den sonra başka bir peygamberin geldiğini söyleyen Ehl-i Sünnet itikadından çıkmış olur.
Hiçbir velîyi, hiçbir mürşidi, hiçbir kutbu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üstünde görmeyiz. Dinde hiyerarşi: Hz. Peygamber, Cihâr-ı Yâr-ı Güzîn efendilerimiz (Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali sıralamasıyla), Aşere-i Mübeşşere, sahabeler, imamlar, pîr efendiler ve üstadlar.
Ehl-i beyti severiz, ehl-i beyti sevmeyi imandan kabul ederiz. Ehl-i beyti sövenlerden uzağız; ehl-i beyti bilerek kasten şehit edenlerin Allah’ın lânetine uğrayacağına inanırız. Ama ehl-i beyti Cihâr-ı Yâr-ı Güzîn efendilerimizden üstün tutanlardan değiliz.
Temel Inanc Esaslari
- Kur’an-ı Kerîm tek kitaptır; İncil, Zebur ve Tevrat da Allah’ın kutsal kitaplarıdır ama tahrif edilmişlerdir
- Bu zamanda sadece Müslümanların cennete gireceğine inanırız
- Allah insan suretinde yeryüzüne inmez; Allah yarı insan tanrı değildir
- Her yer ve her şey Allah değildir; Allah sıfatlarıyla her yere tecellî eder ama panteizm yoktur
- Ruhların başka suretlerde yeryüzüne tekrar gelmesine (tenâsüh) inanmayız
- Kabir sorgusuna, kabir hayatına, mahşere, sırata, cennet ve cehennemin varlığına inanırız
- Mü’minler eninde sonunda cehennemden kurtulup cennete gireceklerdir
- Cehennem azabı sona erecektir ama cehennem hayatı sona ermeyecektir
Hayalimdeki Dervis
Ben inandıklarımı okuyorum ve inandıklarımı konuşuyorum. Nasıl olması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Benim hayalim bu. Arkadaşlarımın o hayalin bir ucundan tuttuğuna inanıyorum. Buraya geline kadar ne çok engel var: barlar açık, pavyonlar açık, kahveler açık, evde televizyon var, rahatlık var; ailelerden lâf var, etrafından küfür var…
O kadar çok ejderha var ki girinceye kadar — kadınlara da, erkeklere de, çocuklara da. Ama elhamdülillah Cenâb-ı Hak her birisinin gönlüne birer Mûsâ’nın asası misali bir ejderha yutucu koymuş. Hepsi de o ejderhaları yuta yuta veya Tevhîd’in keskin kılıcıyla başlarını keserek buraya gelmişler.
“Allah’ın zikri en büyük iştir. O en büyük işi yapanlar toplanmışlar — onlar da en büyük insanlardır.” Ben de kendimce o en büyük insanların yanında durmayı kendime kâr biliyorum. Cenâb-ı Hak cümlemizi Allah’ı zikredenlerin yanından ayırmasın.
Kaynakca
Hadis-i Şerîf Kaynaklari
- “Ben” demekten hoşlanmama hadisi — Buhârî, Edeb, 88; Müslim, Selâm, 15
- “Bana ashâbımın eksikliklerini anlatmayın” — Ebû Dâvûd, Edeb, 28; Tirmizî, Menâkıb, 25
- “Kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz” — Tirmizî, Kıyâmet, 46
- “Benden sonra ne nebî ne resûl gelecektir” — Müslim, Fedâil, 30; Ahmed b. Hanbel, Müsned
- Yûsuf aleyhisselâmın güzelliği — Müslim, Îmân, 264; Buhârî, Enbiyâ, 19
- Nefsini Allah’ı zikredenlerle beraber tut — Kehf 18/28 tefsiri bağlamında
Ayet-i Kerime Referanslari
- Kehf 18/28 — “Nefsini, sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber tut”
- Ankebût 29/45 — “Allah’ın zikri en büyük iştir”
- Hucurât 49/12 — Zannın ve gıybetin yasaklanması
- Şûrâ 42/11 — “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur”
Tasavvufi ve Fikhi Kaynaklar
- Sûfîlerin âdâbı ve benlik meselesi — Kuşeyrî, er-Risâle, Fenâ ve Bekâ bölümü
- Sırrî es-Sakatî sözü (takvânın en iyisi) — Kuşeyrî, er-Risâle; Sülemî, Tabakâtü’s-Sûfiyye
- Kusurları örtmekte gece gibi ol — Hz. Mevlânâ, Mesnevî-i Ma’nevî
- Hacı Bayrâm-ı Velî kıssası — Lâmiî Çelebi, Nefehâtü’l-Üns tercümesi
- Ehl-i Sünnet itikadı esasları — İmâm Tahâvî, el-Akîdetü’t-Tahâviyye; İmâm Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd
- Cihâr-ı Yâr-ı Güzîn sıralaması — İmâm A’zam Ebû Hanîfe, el-Fıkhü’l-Ekber
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
Ek kaynaklar:
- Kur’ân-ı Kerîm, Kalem 68/4; Ahzâb 33/21: sûfî adab ve Hz. Peygamber’in ahlakı.
- Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ 4/136; Bakara 2/285: Ehl-i sünnet itikadının iman esasları bağlamı.
- Kur’ân-ı Kerîm, Kehf 18/28; Tevbe 9/119: hayalimdeki derviş, sadıklarla beraberlik ve sohbet.
- Buhârî, “Îmân”, 37; Müslim, “Îmân”, 1: Cibrîl hadisi, iman-İslam-ihsan.
- Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd; Eş‘arî, el-Lüma‘: Ehl-i sünnet kelamında iman, tevhid ve sıfatlar.
- Gazzâlî, İhyâ’u Ulûmi’d-Dîn, “İlim”, “Âdâbü’l-Ulfet” ve “Güzel Ahlak” bölümleri.
- Kuşeyrî, er-Risâletü’l-Kuşeyriyye, “Edeb”, “Mürid”, “Sohbet”, “İhsan” bahisleri.
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ehl-i Sünnet”, “İtikad”, “Derviş”, “Edep”, “Tasavvuf”, “İhsan” maddeleri.
- Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “a-m-n”, “s-n-n”, “a-d-b”, “ḥ-s-n” kökleri: iman, sünnet, edep ve ihsan kavramları.
İlgili Sözlük Terimleri: Fenâ, Bekā, Mürşid, Zikir, Tevhîd, Nefs, Sünnet, Tecellî. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı