Batın: İlm-i Yakin Nedir? Üç Daire
Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşaallah. Cenab-ı Hak ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Allah kendi yolunda gidenlerden eylesin inşaallah.
İlm-i batın ve ilm-i yakin nedir? İkisi arasında ne fark vardır? Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak ilmi üçe ayırmış, üç daire kurmuştur: İlme’l-yakin, ayne’l-yakin, hakka’l-yakin. Bu üç tane iç içe birbirinin içine girmiş daire gibi görünür. En dış daire ilme’l-yakin, onun içerisinde bir daire daha var ayne’l-yakin, onun içerisinde bir daire daha var hakka’l-yakin.
Yakin Kavramı
Yakin bir şeyin gerçeğini bilmektir. Yakin şüpheden kurtulmaktır. Yakin bu manada şeytanın bütün vesveselerinden beri olmaktır. İnsanın kendi içerisinde nefisten gelen heva ve hevesinden arınmış olmaktır.
Bu yakınlığın hallerinden başlangıcı ilme’l-yakindir. Bir kimsenin haramlardan uzak durması, takva sahibi yönünde yürümesi, namazlarını ibadetlerini yerine getirmesi, ilmen bir şeyi amel noktasında ve inanç noktasında kabul etmesi: Allah’ın varlığına inanmak inanç noktası, Allah’ın sıfatlarına inanmak inanç noktasıdır.
İslam, İnanç ve İman Farkı
İslam nedir ya Resulallah? Kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek. İnanç nedir? İman nedir? Allah’ın varlığına birliğine, meleklerine… Bakın bunlar görünmeyen şeyler. Allah zahir noktasında görünüyor ama batını var, görünmüyor. Melekler batın, metafizik dediğimiz şey; perdenin gerisinde, duvarın gerisinde, aklın algılamadığı şey.
İmanın Yeri Kalptir
İnancı akıl algılar, inanç akılladır. İman ise kalpledir. O yüzden İmam-ı Azam Ebu Hanife imanı tarif ederken “kalp ile tasdik, dil ile ikrar” der. İmanın yeri kalptir, akıl değildir. Akıl onu algılamaz, akıl onu anlamaz, akıl onu reddeder.
İnsanın ilim alacağı bir yer akıldır; akıl o ilmi ona sunar. İnsanın öbür bilgi alacağı yer duyudur, duyu organlarıdır, duyusallığıdır. Ama bu duyular aldatır insanı, bu duyular kandırır. Yerli yerinde kullanılmazsa bizi helaka götürür, eğer yerli yerinde kullanılırsa helaktan kurtarır.
Hz. İbrahim’in Yıldız, Ay ve Güneşle İmtihanı
Hz. İbrahim yıldıza baktı, dedi ki: “Bu benim ilahım olabilir.” Duyusaldır çünkü bu. Parlak bir şeyi görmüştür, göz ona hayran olur. Göz aklı harekete geçirir, akıl ona hayran olur. Gözün gördüğüne akıl hayranlık besler ve der ki: “Bu benim ilahım olabilir.” İnanıştır bu. Ve göz aldandı, göz aldanarak da aklı aldattı.
Ardından ayı gördü. Ayı görünce aklı dedi ki: “Bu daha parlak, bu daha büyük, sen buna inanman lazım.” Akıl yine aldandı. Ertesi gün güneşi gördü, güneş doğduğunda dedi ki: “İlahım bu olması lazım.” Güneş batınca aldandığını gördü: “Ben batanları sevmem” dedi. İşte gözün gördüğüne ancak kalp aldanmaz. Senin gönül gözünle vücut gözün aynı olursa o zaman gözünün gördüğü aldanmaz.
Ayne’l-Yakin: Şahitlik Makamı
İlme’l-yakin: o kimse inandı. Ayne’l-yakin: o kimse gördü. Ayn görmek demektir. O kimse Allah’ın varlığına şehadet etti. Şahitsin: Allah var ve bir. Şahitsin: Allah’ın melekleri var. Şahitsin: O melek Hz. Peygamber’e peygamberlik tebliğ etti. Şahitsin: Peygamberlere kitaplar indirilmiştir. Şahitsin: Kur’an hak ve ilahi bir kitaptır. Şahitsin: Allah bir kader yazdı. Şahitsin: Ölüm var. Şahitsin: Kabirde sorgu sual var. Şahitsin: Cennet ve cehennem var.
Hakka’l-Yakin: İhsan Makamı
İhsan nedir ya Resulallah? Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmendir. İhsan, hakka’l-yakindir. Hz. Ali radıyallahu anh: “Görmediğim Allah’a ibadet etmem” buyurmuştur. Bu hakka’l-yakindir.
Tekasür Suresi’nde cehennemi görmekten bahsediliyor: “Eğer inanmış olsaydınız, eğer ahirete iman etmiş olsaydınız, cenneti ve cehennemi gözünüzün önünde görürdünüz.” İşte ilim üçtür bu manada: Şüpheyi izale eden, şüpheyi ortadan kaldıran, insana yakinlik veren. Sufi için lazım olan şey budur: ilme’l-yakin, ayne’l-yakin, hakka’l-yakin.
İlmin Kaynağı: Vahiy
Akıl vahiyi kabul ederse şüpheden kurtulur. Akıl vahiyi kabul etmezse felakete gider. O yüzden sufiler için, Müslümanlar için, müminler için ilmin kaynağı vahiydir, Kur’an ve Sünnettir. Bizim ilmimizin kaynağı akıl değildir. Aklımız Kur’an ve Sünneti anlamaya yeter bize, günlük hayatımızı yaşamaya yeter, iyiyi doğruyu güzeli ayırt etmeye yeter.
Batın İlmi Diye Bir Şey Var mıdır?
O kimse batın ilmine vakıfmış diyorlar; peki o batın ilimden konuşuyorsa zahir olmuş o zaman. O kimse batın ilmine vakıfse o ilim zahir olmuş kardeşim. Batınlıktan bahsetme! Sakın batın ilim demeyelim; o ilim zahir olmuş. Bir yerde anlaşıldı mı o ilim zahir oldu.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ilmin zahiridir. Allah peygamberlerinin üzerinden ilmi izhar etti. Peygamberlerinden sonra velilerin üzerinden ilmini izhar etti, yani o ilmi tecelli ettirdi, zahire çıkardı. O ilim batın değil; ehline söylenmemiş olabilir, ama ilim batın kalmaz.
Sır Kavramı ve An’da Yaşamak
Sır vardır ya, birini söylediğinde sır olmaktan çıkar. Bir sır birine söylendiğinde artık sırlıktan çıkmıştır. Rüyada görülen söylenince sırlıktan çıktı. Halinde görülen, senin halini bin bir sefer görecek olan insan var; halinde gördüğün niye sır ki? Bir şey “Kün” deyince zuhur etti, sırlık bitti. Birisinin kulağına üflenince batınlık bitti.
Dün Dünde Kaldı
Ne demiş Hz. Mevlana: “Dün dünde kaldı cancağızım.” O dündü, yarın gelmedi, an bu an. Bu anda neler yapılıyor sen o ana bak. Ne eski rüyalarını anlat, ne eski hallerini anlat. Geçen haftayı da anlatma, geçen hafta da bitti gitti. Bak yeni bir meclis kuruldu, yeni bir alem kuruldu, yeni bir dünya kuruldu. Şimdi sen şu ana bak, sen şimdiki toplananlara bak, sen şimdi Allah diyenlere bak, sen şimdi tevhid okumaya bak, sen şimdi kalbini açmaya bak.
Dine göre akşam namazı kılındı mı gün bitti; Hz. Peygamber’in sünnetine göre akşam namazından sonra yeni gün başlar. O zaman an bu an, an bu an. O yüzden ilim de bu manada ilme’l-yakin, ayne’l-yakin, hakka’l-yakin noktasında algılıyoruz. Allah bizi affetsin inşaallah, bize yakin ilmi lazım.
Kaynakça
Ayet-i Kerimeler
- Hz. İbrahim’in yıldız, ay ve güneşle imtihanı — En’am Suresi, 6/76-79. “Ben batanları sevmem” ayeti; duyuların ve aklın aldanmasına karşı kalbin hakikate yönelmesi.
- “Hayır! Eğer yakin ile bilseydiniz, cehennemi muhakkak görürdünüz” — Tekasür Suresi, 102/5-6. İlme’l-yakin, ayne’l-yakin ve hakka’l-yakin kavramlarının Kur’ani dayanağı.
- “Asr’a yemin olsun, muhakkak insanlar hüsrandadır. Ancak iman edip salih amel işleyenler ve hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna” — Asr Suresi, 103/1-3. Hakkı tavsiye etmenin farziyeti.
- “Bütün insanlar hüsrandadır, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna” — Asr Suresi, 103/1-3. Susarak batın ilim ehli olma iddiasının reddi bağlamında zikredilmiştir.
Hadis-i Şerifler
- “İslam nedir?” hadisi (Cibril Hadisi) — Buhari, İman, Hadis No: 50; Müslim, İman, Hadis No: 8. İslam, iman ve ihsanın tanımı; ilme’l-yakin, ayne’l-yakin, hakka’l-yakin ile bağlantısı.
- “İhsan, Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmendir” — Buhari, İman, Hadis No: 50; Müslim, İman, Hadis No: 8. Hakka’l-yakin makamının nebevi tanımı.
- “Mümin bir delikten iki kere ısırılmaz” — Buhari, Edeb, Hadis No: 6133; Müslim, Zühd, Hadis No: 2998. Sır saklama ve güvenilirlik bağlamında.
- İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin iman tarifi — “Kalp ile tasdik, dil ile ikrar”; el-Fıkhu’l-Ekber. İmanın yerinin kalp olduğuna dair.
Tasavvuf Kaynakları
- Hz. Ali (r.a.) — “Görmediğim Allah’a ibadet etmem” sözü; hakka’l-yakin makamının en güçlü beyanlarından biri; Nehcü’l-Belağa.
- Hz. Mevlana — “Dün dünde kaldı cancağızım” sözü; Mesnevi. Sufinin anı yaşaması ve geçmişe takılmaması ilkesi.
- İlme’l-yakin, ayne’l-yakin, hakka’l-yakin mertebeleri — İmam Kuşeyri, er-Risale; İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Kitabu’l-İlm.
- Batın ilminin zahir olması — İlim ehline söylendiğinde zahir olur; Hz. Peygamber ilmin zahiridir; veliler üzerinden ilmin izhar edilmesi geleneği.
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi