Keramet: Hürriyet Makamı: Dünya Sevgisinden Kurtulmak
Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşaallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşaallah.
Sufilerde hürriyet makamı, yaratıkların boyun eğdiği, gönül verdiği dünyaya ait hiçbir şeye bağlanmamak, yalnız kainatın yaratıcısı olan Mevla’sına halis kullukla bezenmektir. Kul bu noktaya gelince eminler makamına girer. Orada sırlara muttali olur, mükellem ve muhatap olur. Kendisine konuşulan ilham onunla olur ve feraset sahibi olur. Eminliğinden dolayı bazı kalp bilgilerine vakıf olur. Müdebbirlerin makamını, ariflerin hallerini görür, kontrol eder. Bu nokta velayet makamının son noktasıdır.
Dünya Sevgisinin Hakikati
Hürriyet makamı insanın dünyaya bağlanmamasıdır. Dünyaya bağlanmamak demek, dünyayı terk etmek demek değildir. Dünyaya bağlanmamak, dünya sevgisinden kurtulmaktır. Bir kimse fakir de olsa dünyayı sevebilir, zengin de olsa dünyayı sevebilir, orta halli de olsa dünyayı sevebilir. Bir kimse malı mülkü zenginliği vardır, dünyayı sevmiyordur. Bir kimse fukaradır, dünyayı sevmiyordur. Ama dünya sevgisi miskinde de olur, fakir de de olur, zengin de de olur.
O zaman dünyayı seven bir kimse asla ve asla velayet makamına erişemez, sufilik noktasında eksikli olur. Dünyayı sevmemek demek, kadını sevmemek demek değildir. Dünyayı sevmemek demek, dünyanın içerisindeki Allah’ın yarattıklarını sevmemek demek değildir.
Hz. Peygamber’in Sevgi Anlayışı
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bedevinin birisi geldi: “Kimi en fazla seversin ya Resulallah?” dediğinde “Aişe’yi” dedi. Hz. Peygamber böyle cevap verince bedevi durdu: “Erkeklerden, ya Resulallah, bizlerden?” deyince “Ebu Bekir’i” dedi.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri eşlerine muhabbet beslerdi, çocuklarına ve torunlarına muhabbet beslerdi, arkadaşlarına muhabbet beslerdi. Onun muhabbeti, onun sevgisi cennetlikti. Onun sevgisi heva ve hevesinden değildi. O Mekke’yi fethetti; Mekke’nin malı mülkü için fethetmedi. Dünyalık ülkenin topraklarını genişleteyim, bir krallık kurayım diye Mekke’yi fethetmedi. Mekke’nin fethi Allah içindir. Onun hicreti Allah içindir, kadın için hicret etmemiştir, ticaret için hicret etmemiştir.
Gerçek Sevgi: Varlıktan Kurtulmak
Hicret neye ise onu bulacak insanlar. Dünya sevgisi ise dünyayı bulacaklar. Ahiret sevgisi ise ahireti bulacaklar. Cennet sevgisi ise cenneti bulacaklar. Oysa gerçek, hakiki manada sevgi varlıktan kurtulmaktır. Cennet de bir varlıktır, cehennem de bir varlıktır, Arş-ı Ala da bir varlıktır. O zaman bütün varlıklardan kurtulup fi sebilillah Allah’ı sevmektir.
Allah sevgisinde yorulurken Allah için Allah’ı sevmek vardır. Allah için Allah’ı sevenleri sevmek vardır. Allah için Allah’ın sevdiklerini sevmek vardır. Bunların hepsi de Allah için olunca o kul hürriyete kavuşur. O yüzden Hz. Mevlana Mesnevi’nin 19. beytinde: “Oğul, ne zaman bağdan kurtulacaksın, ne zamana kadar altına gümüşe bağlı kalacaksın” der. Altına gümüşe bağlı kalacaksın dediği dünya sevgisidir, yoksa altını gümüşü reddetmek demek değildir.
Velayet Makamı ve Kerametler
Dünya sevgisinden kurtulan insan ancak velayet noktasına gelir. Velayet noktası ise seyr-i sülukta daha tamamlanmamış bir noktadır. Her velayet noktasında keramet görülebilir. Kabir haline vakıf olmak bir keramettir. Kabirdeki kimselerle görüşmek bir keramettir. Gözü açık rüya görmek keramettir. O halin içerisinde mübarek zatlarla görüşmek, onlarla konuşmak keramettir. Köşeden ömrü tahtan dönecek olanı görmek keramettir. Ama bu kerametler dervişleri ve sufileri yolda bırakır.
Asıl Keramet Güzel Ahlaktır
Asıl keramet nefsi aşağı kırmaktır. Asıl keramet nefsi toprağa döndürmektir. Asıl keramet tevazu etmektir. Keramet insanların içerisinde kalarak insanların eza ve cefasına katlanmaktır. Keramet Allah yolunda mücadele etmekte bıkmadan, usanmadan Allah’a koşmaktır.
Asıl keramet sana eziyet edeni affetmendir. Asıl keramet sana kötülük yapana iyilik yapmandır. Asıl keramet seni anlamayanı hoş görmektir. Asıl keramet sana küsene senin küsmemendir. Asıl keramet sana laf söyleyenin elini sıkman, onunla yol yürümendir. Asıl keramet sana kötülük yapana bağrına yaslamandır. Asıl keramet sana hançer vurana tebessüm etmendir.
Keramet şiş vurmak, şiş yemek de değildir. Keramet zehir içmek, zehir içirmek de değildir. Keramet kılıç burhanı da değildir. Keramet güzel ahlak, iyi ahlak, ince ahlaktır. İnsanların hakkını hukukuna riayet etmektir. Dilini Müslümanların aleyhine konuşmaktan muhafaza etmektir. Sen dilini Müslümanların aleyhine konuşmaktan koruyorsan en büyük hal dervişi sensin.
Kendinde Bir Şey Görmek: Şirk Tehlikesi
Kalbinize ilham geldiğinde velayetin başlangıcıdır, daha bitmemiştir. Kalbinize Allah’ın oturması lazım. “Hiçbir yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım” hadis-i kudsisinde Cenab-ı Hak buyuruyor: “Hiçbir yer benim sığacağım bir yer değil, Beytullah da benim sığacağım yer değil, ya mümin kulumun kalbi benim sığacağım yerdir.”
Sakın kendi eline güvenme, sakın kendi aklına güvenme. Sakın “Ben yaptım” deme, sakın “Ben ettim” deme. Sakın kendi üzerinden yürüdüğünü düşünme. Sakın kendi duana bir şeyi bağlama, sakın kendi eline bağlama; vallahi şirktir, şirktir, şirktir! Sakın kendi haline, kendi rüyana, kendi diline, kendi eline, kendi ayağına, kendi kalbine güvenme. Bu noktada kendinde bir şey görürsen şirkin tam karabatağındasın.
Hz. Şemseddin-i Tebrizi’nin Uyarısı
Sakın! Hz. Şemseddin-i Tebrizi: “Onca insanlar gördüm nura giderlerken, nura gidiyoruz zannettiler, nara gittiler. Çok az insan gördüm; herkes onlar nara gidiyor zannetmişler de onlar nura gittiler” demiştir. Bu ne demek? “Çok azınız iman eder” ayet-i kerimesidir.
Hz. Ömer ve Ebu Cehil: İman ve Akıl
Nasıl Ebu’l-Hikam idi, hikmetin babası; Hz. Muhammed Mustafa zuhur edince Ebu Cehil oldu. İkisi de akıl bebesiydi; Hz. Ömer Efendimiz de Ebu Cehil. Birisi iman yolunu seçti. Hz. Peygamber onun için “Benden sonra peygamber gelecek olsaydı Ömer olurdu” buyurdu. Ama öbürü 1400 yıldan beri Ebu Cehil olarak anılıyor.
Birisi imanı seçti, birisi aklının oyununa düştü gitti, şeytana düştü gitti. Birisi imana doğru koştu, berraklaştı, aklı kemale erdi, nurlandı; öbürü de aklın nara doğru gitti, karardı. İşte bu yol nura doğru koşma yoludur.
Gaye Verilenlerin Makamı
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur ki: “Nice eski püskü, iki parça kumaşa bürünmüş, hiç değer verilmeyen, saçı başı birbirine karışmış, yüzü gözü toprak içinde kimse vardır ki Allah’a yemin etse Allah onun yeminini doğru çıkarır.”
Senin beğenmediğin nice eski püskü insanlar vardır. Onların görüntüleri yoktur, şaşaaları yoktur, koltukları, kürsüleri, masaları yoktur. Onların etrafında şakşakçıları yoktur. Onlar bir toplantıya girdiğinde belki de hiç kimse onun yüzüne bakmaz. Onlar Allah’ın gaye verilenleridir. Onu kale almazsın sen; bir dergahta çay dağıtıyordur, bir dergahta tuvalet bekliyordur. Ona hiç kimse kale almıyordur. O bir köşeye çekilse, “Ya Rabbi” dese, Allah “Buyur kulum” der ona.
Allah Dostunun Hiçbir Şeye İhtiyacı Yoktur
Allah’a dost olan senden bir şey istemez. Allah’a dost olan sana elini açmaz. Allah’a dost olan bir lokmaya bakmaz, bir hırkaya bakmaz, bir ayakkabıya bakmaz, arabaya binem de şuraya gideyim de düşünmez. Allah yolunda olan bir kimsenin hiçbir şeye, hiçbir kimseye ihtiyacı yoktur. Bir vazife verilirse gider vazifesini yapar, atar kenara.
Allah yolunda koşan gariptir. Garip garip. Onu kendi arkadaşları dahi dedikodusunu yapar. Onun lehine konuşan çok azdır. Etrafındakiler dahi onun aleyhine konuşur. Allah bizi affetsin. Cenab-ı Hak hallerimizi kabul edeceği, seveceği hallere döndürsün. Hallerimizi inşaallah Habibinin haline bezendirsin, onun yüzü suyu hürmetine affetsin inşaallah.
Kaynakça
Ayet-i Kerimeler
- “Siz geri dönecek olursanız… Allah sevdiği ve onların da Allah’ı sevdiği bir kavim getirir” — Maide Suresi, 5/54. Allah’ın dilediğini değiştirme kudretine dair ayet.
- “Çok azınız iman eder” — Yusuf Suresi, 12/103; Bakara Suresi, 2/88. Gerçek iman edenlerin azlığına dair ayetler.
Hadis-i Şerifler
- “Kimi en fazla seversin?” sorusuna “Aişe’yi” cevabı — Buhari, Fezailu’l-Ashab, Hadis No: 3662; Tirmizi, Menakıb, Hadis No: 3885. Hz. Peygamber’in sevgi anlayışını gösteren hadis.
- “Benden sonra peygamber gelecek olsaydı Ömer olurdu” — Tirmizi, Menakıb, Hadis No: 3686; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/154. Hz. Ömer’in makamına dair hadis.
- “Nice eski püskü iki parça kumaşa bürünmüş kimse vardır ki Allah’a yemin etse Allah yeminini doğru çıkarır” — Müslim, Birr ve Sıla, Hadis No: 2622; Tirmizi, Menakıb, Hadis No: 3854. Gaye verilenlerin makamına dair hadis.
- “Hiçbir yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım” — Hadis-i Kudsi; Acluni, Keşfu’l-Hafa, 2/195. Kalbin Allah’a mekan oluşuna dair.
- “Hicret neye ise onu bulur” — Buhari, Bedu’l-Vahy, Hadis No: 1; Müslim, İmare, Hadis No: 1907. Niyetin ameli belirlemesine dair hadis.
Tasavvuf Kaynakları
- Hz. Mevlana, Mesnevi, Beyit 19 — “Oğul ne zaman bağdan kurtulacaksın, ne zamana kadar altına gümüşe bağlı kalacaksın”; dünya sevgisinden kurtulmanın gerekliliği.
- Hz. Şemseddin-i Tebrizi (k.s.) — “Onca insanlar gördüm nura giderlerken nara gittiler, çok az insan gördüm nara gidiyorlar zannedenler nura gittiler” sözü; Şems-i Tebrizi, Makalat.
- Hürriyet makamı ve eminler makamı — Seyr-i Süluk’ta dünya sevgisinden kurtulma mertebesi; İmam Kuşeyri, er-Risale, Hürriyet Bölümü.
- Velayet makamında kerametler — Kabir haline vakıf olma, gözü açık rüya, mübarek zatlarla görüşme; İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Kitabu’l-Mükaşefe.
Fıkhi ve Ahlaki Esaslar
- Asıl keramet güzel ahlaktır — Nefsi kırmak, tevazu, eza ve cefaya katlanmak, kötülük yapana iyilik yapmak; İmam Kuşeyri, er-Risale, Keramet Bölümü.
- Kendinde bir şey görmenin şirk tehlikesi — “Ben yaptım, ben ettim” demenin şirke yaklaştırması; Abdülkadir Geylani, Fütuhü’l-Gayb, 5. Makale.
- Hz. Ömer ve Ebu Cehil karşılaştırması — İmanın ve aklın doğru kullanılmasının önemi; İbn Hişam, es-Siretü’n-Nebeviyye.
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi